11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı – Yeni Müfredata Göre (2021-2022)

2019-2020 11. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Sınavı

11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre öğrencilerin başarısı; öğretim programı öğrenme kazanımları esas alınarak dersin özelliğine göre yazılı sınavlar, uygulamalı sınavlar, performans çalışmaları ve projeler üzerine alınan puanlara göre belirlenir. Tarih dersinde öğrenci başarısını tespit edebilmek için kullanılan araçlardan biri de yazılı sınavlardır. Bu yazımızda 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneğini paylaşıma açıyoruz.

11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı

Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneği aşağıda yer almaktadır. 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneği yönetmelik gereği açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Ancak 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı içine kısa yanıtlı, doğru-yanlış, eşleştirmeli veya çoktan seçmeli test gibi sorular da eklenebilir.

Aşağıdaki 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneği 2021-2022 eğitim öğretimi yılı için yeni müfredata göre hazırlanmıştır. Bu yazılı sınavda sınav kapsamındaki ilgili kazanımlardan 10 soru bulunmaktadır. 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı sınavı  içerisinde analiz ve değerlendirme düzeyindeki kazanımlara yönelik birden fazla soru yer almaktadır.  Bu tarih yazılı sınavı içerisinde yer alan sorular puanlanmamıştır. Puanlama işi tarih öğretmenine bırakılmıştır.

Tarih dersi öğretim programında yer alan becerilere ve kazanımlara göre hazırlanan 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı sınavını bilgisayarınıza kopyalayarak üzerinde düzenleme veya değişiklik yapabilirsiniz.

Yanıt Anahtarı: 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı cevap anahtarları sorulardan hemen sonra aşağıda ayrı bir başlıkta yer almaktadır.

2021-2022 11. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Sınavı

2021-2022 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

……………………………… LİSESİ

11. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SINAVI

SORULAR

1. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti neden Avrupa’daki büyük güçler ile ittifak arayışına girmiştir? Bu ittifak girişimleri sırasında Almanya ile yakınlaşmasında hangi politik olaylar etkili olmuştur?

2. Fransız İhtilali ile ortaya çıkan düşünce akımları Avusturya-Macaristan, Rusya ve Osmanlı gibi imparatorlukları nasıl etkilemiştir? Örneklere açıklayınız.

3. 18. ve 19. yüzyılda sermaye politika ilişkisinde nasıl oldu da sermaye güç kazanarak politikaya yön vermeye başladı? Kapitalizmle birlikte politik liderlerin sermaye sahipleri arasından çıkmasının (ABD eski başkanı Donald Trump örneğinde olduğu gibi) nedenleri neler olabilir?

4. Fransız İhtilali sonrasında Avrupa’da uygulanan zorunlu askerlik sisteminin veya yurttaşlık bilincinin ulus devletlerin kurulmasında etkisi neler olmuştur?

5. Osmanlı Devleti’nde uygulanan Kura Kanunu, bedel-i şahsi, bedel-i nakdi ve bedel-i askeri uygulamalarının amacı neydi? Bu uygulamaların Osmanlı toplumu üzerindeki etkileri neler olmuştur?

6. II. Abdülhamit Dönemi’nde açılan Aşiret Mektebi adlı okulun temel amacı neydi?

7. Osmanlı Devleti’nde ulaşım ve haberleşme sektöründe kullanılan Atlı Tramvaylar ne zaman ve nasıl işletilmiştir?

8. Yusuf Akçura’nın yazdığı Üç Tarz-ı Siyaset adlı eserde Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemeye yönelik hangi fikirler yer almaktadır? Bu fikir akımlarını kısaca açıklayınız.

9. Osmanlı Devleti’nde gerçekleşen ilk milletvekili seçimlerini ve çok partili hayata geçiş denemelerini demokratikleşme açısından değerlendiriniz.

10. 31 Mart Vakası olarak da bilinen 13 Nisan 1909 darbesinin, iç ve dış nedenlerini, gerçekleştirilme şeklini ve sosyo-politik sonuçlarını açıklayınız.

2021-2022 11. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Sınavı Yanıt Anahtarı

11. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SINAVI

YANITLAR

1. Birinci Dünya Savaşı öncesinde çok fazla toprak kaybeden ve kaybetmeye devam eden Osmanlı Devleti, Trablusgarp Savaşı ile beraber Afrika’da bulunan son toprağını ve girmiş olduğu Balkan Savaşları ile beraber Avrupa’daki toprağının neredeyse tamamını kaybetmiştir. Yaşanan bunca hezimet o dönemin yönetim gücü İttihat ve Terakki Hükümetini orduda bazı değişikliklere girilmesini zorunlu kıldı ve orduya Alman bir askeri heyet getirildi. Bunun nedeni ise kaybedilen toprakları geri kazanmaktı. Osmanlı Devleti ilk başlarda müttefik olarak o dönemin büyük gücü İngiltere’yi istiyordu fakat İngiltere Osmanlı topraklarını istiyordu ve bu yüzden Osmanlının tarafsız kalıp savaşa katılmaması gerekiyordu. Osmanlı İngiltere’den istediğini alamayınca Almanya’yla yakınlaşmaya başladı. Almanya’nın askeri ve sanayi gücünden şüphe duymayan Osmanlı Almanya’yla ittifak olmuştur. Öte yandan oldukça büyük bir devlet olan Osmanlıyı cephe sayısını arttırıp kendi yükünü hafifletmek için yanında istiyordu. Böylece Osmanlı kaybettiği toprakları geri kazanmak umuduyla ve ittifakı olan Almanya’nın askeri gücüne inanarak, Dünya Savaşında İttifak Devletleri arasında yerini almıştır.

2. Fransız İhtilali, devletin ekonomik ve finansal sorunlarının ülkeyi kasıp kavurması sonucunda siyasi sistemin değiştiği fazlasıyla radikal bir devrimdir. Fransız İhtilali, Fransa’nın yanı sıra tüm Avrupa’nın sosyal ve siyasal dengesini sarsmış, birçok devletin toplumsal yapısını etkilemiştir. Bu devrime toplumsal açıdan bakıldığında milliyetçilik ve halkçılık gibi kavramların Avrupa genelinde fenomen olmasını sağlamıştır. Bu kavramların fenomen olması sonrasında monarşik düzen yıkılmış ve demokratik sistem gelmiştir. Cumhuriyet, ulusun özgürlüğünü elinde tuttuğu ve temsilcilerini halkın seçtiği yönetim biçimidir. Fransız Devrimi sonrasında birçok devletin yönetim biçimlerinde değişiklikler olmuştur. Çoğu devlet monarşik düzenden cumhuriyete geçiş yapmıştır.

Bu dönemde çok uluslu devlet yapıları bulunan Rusya, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları da Fransız İhtilalinden etkilenen devletler olmuştur. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu himayesinde bulunan Macar, Lehler, Çekler, Hırvatlar ve Romenler gibi birçok millet Fransız İhtilalinden etkilenip bağımsızlıklarını kazanmak isteğindedirler. Bunu öngören Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, ülkede sahip oldukları otoriteyi arttırarak Metternich Politikasını uygulamaya koymuş ve liberal hareketleri bastırma yoluna konulmuştur. Çünkü bu milletlerin kendi bağımsızlıklarını kazanmaları durumunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dağılacaktır.

Bağımsızlıklarını kazanmak üzere ayaklanan millet, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından bastırılmıştır. Rusya, Fransız İhtilali’nin etkilerine karşı daha önceden önlemlerini almıştır. Tüm önlemlere rağmen liberalizm ve nasyonalizm akımları Rusya’yı da etkilemiştir. Rusya sınırları içerisinde yaşayan Polonyalılar 1830 yılında bağımsızlıklarını kazanmak için ayaklanmışlardır. Bir yıl süren bir savaş sonucunda Rusya, bu girişimi çok sert bir biçimde bastırmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’na bakıldığında ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı dikkat çeker. İsyan, Rusya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Osmanlı’ya yaptıkları yardımlar sayesinde bastırılmıştır.

3. Bugüne dek neredeyse her tarihsel dönemde siyasi güçler, kapitalist sınıfın ekonomik gücünden, kapitalist sınıf ise siyasi kurumun ayrıcalıklarından yararlanmak istemiştir. Bu tür bir ilişki kimi zaman devletin ekonomiye müdahalesine, kimi zaman ise ekonominin özelleştirilmesine yol açmıştır. Küreselleşme ile birlikte bu süreç sermaye lehine değişmeye başlamış ve büyüyen küresel ekonomi yerini ekonomik küreselleşmeye (globalization) bırakmıştır. Kapitalizm, doğası gereği, kuralsız ve sınır tanımadan her yere yayılırken, piyasa ekonomileri, serbest ticaret ve piyasaların yarattığı toplu masal ve sınıfsal eşitsizlikleri de beraberinde getiren bir ekonomik model teşkil etmektedir. Refah devleti uygulamalarının ortadan kalkmasıyla birlikte bu eşitsizlikler neoliberal politikalar tarafından derinleştirilmiştir. Tüm bu gelişmeler, küreselleşme adı verilen sürecin başlangıcından itibaren kapitalist sınıfın amaçlarına uygun olarak geliştiğini, finansal piyasalar ve piyasa üretim faaliyetlerinin yerel güç dinamiklerinin ve dolayısıyla küresel sermaye hareketlerinin ve finansal hareketlerin egemenliğinin ötesine geçtiğini göstermektedir.

4. 19. Yüzyıl itibariyle oluşan milletçi devletler, askeri ve siyasi güçler olarak çok milletli imparatorluklara karşı büyük tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu tehdit karşısında çok uluslu imparatorluklar kendilerini yenileme ve güçlendirme amaçlı olarak bazı uygulamalara başlamıştır. Vatandaşlık, zorunlu eğitim, anayasal sistem ve zorunlu askerlik gibi uygulamalarla değişim süreçleri başlamıştır. Ayrıca bu uygulamalarla birlikte imparatorluklar da ulusallaşmaya başlamıştır. 1789 yılında gerçekleşen Fransız İhtilali ile birlikte oluşan zorunlu askerlik sistemi, cumhuriyet rejiminin öne çıkmasında ve ulus devletlerinin kurulmasında ve önemli rol oynamıştır.

Fransız İhtilali sonrasında ilan edilen cumhuriyetle beraber toplumun topraklarını savunması gerektiği anlayışı oluşmuştur. Bu anlayışa göre her vatandaş, vatan müdafaasından sorumludur ve gerektiğinde millet de ordu olarak görev yapmalıdır görüşleri ortaya çıkmıştır. Milliyetçi hareketle birlikte Avrupa’da milli ordu anlayışı milliyetçi devletlerin temel unsuru haline geldi. Zorunlu askerlik sistemi, ülkelerin ana ordularının yanında vatanlarını savunmak veya o orduya asker sağlamak için belirli bir süre için vatandaşlar atamasıdır. Bu görev boyunca vatandaşın giyim, teçhizat ve temel ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmaktadır. Zorunlu askerlik sistemi sayesinde Fransız İhtilali sonrasında yaygınlaşmış olan milliyetçilik akımının uygulanması daha da kolaylaşmıştır.

5. Osmanlı Devleti’nde askerlik kısmında yenilikler getirilmeye başlanan 1844 senesine kadar asker alımında uygulanan yöntem çok serttir. Hükümet, ihtiyaç duyduğu vakit padişah tarafından verilen emirle valilerden, bölgelerinde yaşayan askerlik yapmaya uygun kişi miktarı kadar yollaması istenirdi. Valiler, askere gidecek kişileri zorla seçerlerdi. 1843 yılında ordu yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme sırasında kura ile asker alımına başlanacağı duyurulmuştur. Avrupa’da sıkla görülen bu askere alım yöntemi ilk defa 1814 yılında Almanlar tarafından uygulanmaya başlanmıştır. 1846 senesi başında Darı Şurayı Askeri yeniden düzenlendi. Bir yasa tasarısı hazırlandı ve Meclis-i Valay-ı Ahkam-ı Adliye’ye sunuldu. Mecliste gerçekleşen tartışmalar sonucunda son halini alan yasa, padişah tarafından onaylanması sonrasında 1847 yılında yürürlüğe konulmuştur. Bu yasa 1869 yılına kadar 22 yıl yürürlükte kalmıştır. Ancak yasada yapılan bazı değişiklikler sonucunda tekrar yürürlüğe konulmuştur. Yasada, kuradan bir yıl boyunca muaf olanların, her yıl kuralara katılacakları ve yirmi altı yaşına gelene kadar bu işlemin devam edeceği gibi maddeler bulunmaktadır.

Bedel-i Şahsi: Askerlik yapamayacak ancak kendi yerine başka bir kişiyi para karşılığı askere yollamaya bedel-i şahsi denir. 1886 yılındaki düzenlemeye kadar bu yöntem uygulanmıştır. 1886 sonrası yerine Bedel-i Nakdi getirilmiştir.

Bedel-i Nakdi: Askerlik çağına gelmiş ve kura sonucu askere alınmasına karar kılınmış kişilerin, muvazzaf askerlik hizmetinden ayrı tutulmak için ya da muvazzaflık zamanını azaltmak amacıyla verdikleri ücrete Bedel-i Nakdi denir.

Bedel-i Askeri: Osmanlı İmparatorluğu’nda gayrimüslim kişiler askere gidemezdi. Askere gidemedikleri için cizye adı verilen bir çeşit vergi verirlerdi. Bu sisteme Bedel-i Askeriye denmektedir. 1861 senesine kadar yürürlükte kalmıştır, 1861 senesinde Müslüman ve gayrimüslim arasında oluşan eşitsizlik sebebiyle her dine mensup kişilerin askere alınmasına karar kılınmıştır.

Bu üç sistem, halk üzerinde askerliğin hafife alınmasına sebep olmuş olabilir çünkü 1844 yılına kadar askere alım çok sert ve kaba bir şekilde yapılmaktaydı ancak 1847 yılından itibaren kura yöntemiyle yapılmaya başlandı. Ayrıca kişiler askere gitmek yerine çeşitli ücretler ödeyip askere gitmeyebilir, gitse bile yine ücret ödeyerek süresini kısaltabilmekteydi.

6. Aşiret okulu, 21 Eylül 1892’de Osmanlı İmparatorluğu’nun aşiret reislerinin çocuklarını yetiştirmek amacıyla Sultan II. Abdülhamid tarafından İstanbul’da açılmıştır. Fakat okul, eksiklerin giderilmesinin uzun sürmesi sebebiyle 1892 yılı sonrasında hizmete girmiştir. Bu mektebin kurulmasının birçok nedeni vardır. Bu sebeplerden ilki; Osmanlı Devleti’nde milli kültürü alma arzusu ve milli kültürü yayma arzusuydu. Aşiret toprak sahiplerinin Türk olmayan çocukları İstanbul’da bir okulun himayesinde toplandı. Derslerine Türk öğretmenler girer ve dersler Türkçe işlenmektedir.

Öğrencilere Osmanlı Devleti’nin ve Türk milletinin tarihi öğretilir. İkinci bir neden olarak, Osmanlı Devleti’ne olan bağlılığı artırma arzusuydu. Küçük yaşlardan itibaren Osmanlı devletinin gelenek ve göreneklerine saygı duyarak yetiştirilen çocuklar, toplum ahlakını çok etkili bir şekilde öğrenirler. Bu yetiştirme biçimi sayesinde çocukların Osmanlı Devleti’ne karşı olan bağlılığı artmaktadır. Bağlılıkları artması aşiret çocukları diğer nesilleri Osmanlı Devleti toplum ahlakına uygun ve devletine bağlı bir biçimde yetiştirir. Son ve üçüncü neden olarak, Bu, Osmanlı Devleti’nin kendi kültürünü diğer ülkelere tanıtma ve diğer ülkelere yayma arzusu olarak ifade edilebilir.

7. Atlı Tramvaylar, birden fazla atı vagonun önüne bağlayarak vagonları hareket ettirerek hareketlilik sağlayan toplu taşıma araçlarıdır. Bu tramvaylar, sürücü yönetiminde çalışır. Bir atlı tramvay sistemindeki raylar arasındaki mesafe, bir tramvaydaki raylar arasındaki mesafeden biraz farklıdır. Genellikle yaz ve kış için iki çeşit vardır. Dünya üzerindeki ilk atlı yolcu tramvay hattı, 1807’de faaliyete geçmiştir. Tarihte ilk yolcu taşıyan atlı tramvay hattı İngiltere’nin Swansea ve Mumbles Demiryolu oldu. Tarihteki ilk tramvay hattı İngiltere’deki Swansea ve Mumbles demiryoluydu. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk tramvayı 3 Eylül 1869’da İstanbul’da Tophane-Ortaköy hattında başladı. İşletmenin ilk yılında 430 at çalıştırıldı ve 53.000 Lira gelir elde edildi. İstanbul’da tramvay inşaatı Konstantin Karapano Efendi’ye verilen ayrıcalık sonucunda gerçekleştirildi ve ilk hat 31 Temmuz 1871 tarihinde Azapkapı-Beşiktaş arasında, Tophane’de yapılan törenle birlikte hizmete açıldı. 1912 yılında başlayan Balkan Savaşlarıyla birlikte atlı tramvaylar kaldırılmıştır.

8. Yusuf Akçura, “Üç Tarz-ı Siyaset” başlıklı makalesiyle Türk siyasi hayatında adından söz ettirdi. 1904 yılında Mısır’ın “Türk” gazetesinde yayınlanan makale, Türkçülük hareketinin manifestosu olarak kabul edilmiştir. Yusuf Akçura, makalede Osmanlı Devleti’nin eski gücüne kavuşması için Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük olmak üzere üç farklı düşünce akımı ortaya koymuştur. Ayrıca, ağırlıklı olarak bir Osmanlı devletinin yaratılmasına, İslamcılığa dayalı bir devlet yapısının oluşturulmasına ve ırka dayalı bir Türk siyasi milliyetçiliği üzerine odaklanmıştır.

Osmanlıcılık, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu içerisindeki tüm ulusları ve unsurları Osmanlı ruhu çatısı altında birleştirmenin amaçlandığı düşünce akımıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm aşiret, millet ve topluluklarının din, mezhep ve millet gözetmeksizin özgür, adil ve eşit bir ortamda bir arada yaşamasını sağlamayı amaçlayan ideolojik bir harekettir. Amacı, Osmanlı İmparatorluğu’nun çok uluslu yapısını korumaktı.
İslamcılık, İslam’ın kişisel hayat haricinde sosyal ve politik alanlarda öncü olarak kabul edilmesini amaçlayan düşünce akımıdır. İslamcılık akımıyla birlikte Osmanlı Devleti’nin İslam dinine mensup olan devletleri bir araya getirme çabasıdır. Son olarak, Türkçülük, tüm Türk halkının kültürel ve siyasi birliğini amaçlayan, 1880’li yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Rus İmparatorluğu’nun bir parçası olan Azerbaycan Türkleri tarafından başlatılan bir harekettir. Amacı tüm Türkleri bir araya getirmekti.

9. İlk seçimler ilk meşrutiyetin ilanından sonra 1876 yılında yapılmış olsa da ilk çok partili seçimler II. Meşrutiyet döneminde 1908’de, anayasal monarşinin ilanından kısa bir süre sonra uygulandı. 1876’da ilan edilen ve 1878’de Rus savaşı nedeniyle askıya alınan meşruti monarşi, 1908’de Makedon İttihatçılarının Sultan Abdülhamid rejiminin baskılarına karşı ayaklanmasıyla yeniden ilan edildi. 1908 yılında ilan edilen Meşrutiyet ve yeni kurulan rejim öncekinin devamı gibi görünse de birçok devlet kurumunda ve kamu sektöründe alınan kararlar açısından ilkinden farklı bir rejimdir. Bu anlaşmalardan biri de Abdülhamid’in tüm devlet kurumlarını ve yetkilerini Yıldız Sarayı’nın yüksek duvarları içinde toplayarak oluşturduğu kapalı rejimin sona ermesiydi ve siyaset artık kontrol edilebilir ve gözlemlenebilir bir parça haline geldi. Nitekim, art arda gazetelerin yayınlanmaya başlaması, şirketlerin faaliyete geçmesi ve ardından parlamentonun açılmasıyla birlikte siyaset kamuoyunun gözünde kendini göstermeye başladı.

Bu bağlamda Osmanlı Devleti’nde gerçekleşen ilk milletvekili seçimleri, Anadolu coğrafyasının demokratikleştirilmesi adına yakın dönem Türk tarihinde bir kilometre taşı niteliğindedir. Türk siyasi demokratikleşme tarihindeki en önemli olaylardan biri şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’ndeki çok partili siyasete geçiş denemeleridir. Çok partili siyasete geçiş, takip edecek olan pek çok demokratikleşme reformunun öncüsü sayılabilecek devrim niteliğinde bir adımdı ve tek parti iktidarından sonra siyasal sistemde çoğulculuğun benimsendiğini göstermektedir. Çok partili siyasete geçişte ilk girişim olarak görülebilecek olan Cumhuriyet Terakki Fırkası’nın kurulması Cumhuriyet tarihinde Mustafa Kemal’in mutlak vizyonuna ulaşılması adına büyük önem taşımaktadır. Parti başkanı Orgeneral Kazım Karabekir, ikinci başkan Hüseyin Rauf Orbay ve genel sekreter Ali Fuat Cebesoy olmuştur. Tümü Kurtuluş Savaşı sürecine önemli katkıda bulunmuş olan bu isimler, kurulan muhalefet partisinin yapısına bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından dahil edilmişti.

Halk Fırkası’na yönelik Terakkiperver Cumhuriyet muhalefeti iki alanda yoğunlaşmıştır; ekonomik ve dini reformlar. Ekonomik olarak Batı tarzı liberalizmi destekleyen parti, Halk Partisi’nin garnizon politikalarını eleştirmektedir. Bunun yanı sıra Doğu yanlısı Oryantalist bakış açısının yeni kurulan bu partinin temel politikalarının şekillenmesi hususunda büyük rol oynadığı söylenebilir. Parti, görevdeki hükümetin desteğiyle kurulmuş olsa dahi Doğu vilayetlerinde patlak verip Cumhuriyet tarihine kara bir leke olarak kazınan Şeyh Said İsyanı ile olan doğrudan bağlantıları ve provokatif söylemleri sonucu 1925 senesinde ülkede gerçekleştirilen demokratikleşme sürecinde faydadan çok zarar sağladığı gerekçesiyle kapatılmıştır. Bu yönüyle Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan çok partili siyasete geçiş denemeleri, İsmet İnönü hükümetine dek rafa kaldırılmış olup coğrafyanın demokratikleştirilmesi sürecini, süreci sağlayan şartların muhafaza edilmesi amacıyla geciktirmiştir.

10. 31 Mart Olayı‘nın 2. Meşrutiyet döneminde yönetime karşı yapılan bir ayaklanmadır. Bu ayaklanma dönemin en önemli olaylarından bir tanesi olarak kayda geçmiştir. Ayaklanma, 13 Nisan 1909’da İstanbul’da ortaya çıkmıştır. 31 Mart Olayı olarak adlandırılmasının sebebi ise Rumi Takvim baz alındığında, ayaklanmanın 31 Mart 1325’de gerçekleşmesidir. Ayaklanmanın ortaya çıkışı, 4. alaya bağlı olan avcı taburlarının isyan etmeleri sonucu olmuştur. Askerler, Alaylı çavuşlar liderliğinde Sultanahmet’de bulunan meclisin önünde şeriat isteklerinde bulunmuştur. Şeriat isteklerinin ve isyanların başlamasını destekleyenlerin arasında Şeyh Said-i Kürdi, Derviş Vahdeti ve daha fazla dini bilgin bulunmaktaydı. İlerleyen zamanlarda isyana katılanların arasında medrese öğrencileri, azınlık grupları ve muhalefet partiler de yer almaktaydı. Bu gruplar isyanı gizlice veya dışardan olarak desteklemişlerdir. İsyanda bulunanlar, isyan sebeplerinin; İttihatçıların ve onların orduda bulunan subaylarına duydukları düşmanlık olduğunu dile getirmişlerdi. Bu sebepler göz önüne alındığında ve birinci elden kaynak olan o günün gazetelerine bakıldığında, isyanların sebeplerinin askeri bir boyutta olduğu söylenir.

Darbenin iç sebepleri arasında;

  • İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidara gelmek isteğiyle, cemiyetin destekte bulunduğu terör faaliyetlerinin bulunduğunun ve siyasi cinayetlerin işlendiği söylenerek bunlardan sorumlu gösterilmesi,
  • Hükümete duyulan güvenin azalması,
  • İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne düşman olan ordudan çıkarılmış alaylı subayların kendilerinin yerine getirilen mektepli subaylara din düşmanı olduklarının söylenmesi ve halkın bu yönde yönlendirici propagandalarda bulunmaları,
  • Subayların askerleri dini görevlerden ve medreseli kişilerle temas halinden alıkoymaları, İttihat ve Terakki
  • Cemiyetinden üstün bir gücün bulunmadığını yönünde halkı yönlendirmeleri,
  • Medresedeki öğrencileri askerliğe alınmasının isteği gibi nedenlerin olduğu düşünülmektedir.

Darbenin dış sebepleri arasında ise;

Avrupalı büyük devletlerin ve bunların başında da bilhassa İngiltere’nin bulunduğu söylenir, Orta Doğu’da sağlayabilecekleri çıkarı kesinleştirmek ve daha sağlam hale getirmek için gizlice yerli işbirlikçilerle yapmış oldukları menfi gösterilere ve propagandalara devam etmeleri nedeni bulunmaktadır. Sosyo-politik yapı “ben” kavramından çıkıp “biz” yapısını baz almayı hedefleyerek, toplumun refah ve sosyal düzeyini arttırmayı hedefler. 31 Mart Olayı sonrasında oluşan sosyo-politik gelişmeler arasında İttihat ve Terakki Partisi’nin yönetimde etkisinin artarak, padişahın etkisinin azalması, bunun sonucunda da demokratik adımların atılması ve hükümetin padişaha karşı değiş meclise karşı sorumlu olmasıdır.


Tüm Yazılı Sınavlar: Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili örnek sınavların tamamını incelemek için Tarih Dersi Yazılı Sınavları – Yeni Müfredata Göre (2021-2022) başlıklı yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

Yorumları Göster (10)

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi