Hicaz Demiryolu

Hicaz Demiryolu Niçin Yapıldı? Hicaz Demiryolu Hattı

Hicaz Demiryolu Nedir? Hicaz Demiryolu Ne Zaman Yapıldı? Hicaz Demiryolu Projesi Fikri Kimin?

Hicaz Demiryolu, yarım asırlık bir rüyadır. Hicaz Demiryolu önceki asrın başlarındaki kısa süren ömrüne rağmen, oynamış olduğu önemli rolden ötürü gayet haklı bir şöhret edinmiştir. Hicaz Demiryolu’nun yapımındaki asıl sebep nedir ve yapımında Avrupa devletlerinin tutumu nasıl olmuştur? sorularını yanıtladık. Hicaz Demiryolu, Osmanlı Devleti’nin otoritesini son bir güçle kurtarma çabası düşüncesiyle gerçekleştirilmiştir.

Hicaz Demiryolu Nedir?

Hicaz Demiryolu orijinal adıyla Hamidiye Hicaz Demiryolu, İstanbul’u Şam, Mekke, Medine ve Kızıldeniz’e bağlayan bir demiryoludur. Aynı zamanda da Osmanlı Devleti’nin topraklarında o güne kadar inşa ettiği en temel hat olma özeliğine sahiptir ve Arap Yarımadası’nda gerçekleştirilmiş olan en önemli yatırımdır. Onu Müslümanlar içinde meşhur kılan en belirgin özeliği de Mekke’den Medine’ye gidecek olan hacılara kolaylık sağlaması olmuştur. Dini açıdan önemli oluşuyla birlikte de maddi açıdan olan sıkıntılar çözülmüştür. Yapım bütçesi çok yüksek olan Hicaz Demiryolu’nun yapımında Osmanlı Devleti’nin parası yeterli olmamıştır. Para yeterli olmayınca da, bütün Müslümanlar ellerini taşın altına koyup bir çatı altında toplanarak bağışlar yapmışlardır ve bu bağışlar sayesinde Hicaz Demiryolu yapılabilmiştir. Bütün Müslümanları tek bir amaç için bir araya toplayan bu proje de aynı zamanda bazı Avrupa devletlerini endişelendirmiştir. Bütün bu bağışların aslında Osmanlı devleti hazinesine gittiği ve bütün bu Müslümanların kandırıldığını bile iddia ederek, herkesi bağış yapmaktan vazgeçirmeye çalışmışlardır.

Hicaz Demiryolu Ne Zaman Yapıldı?

Hicaz Demiryolu’nun yapım konusu 1864 yılına kadar uzanmaktadır. İstanbul’dan başlayarak Medine’ye kadar bir demiryolu yapılma projesi ilk olarak Amerikalı bir mühendis olan Dr. Zimpel’in fikri ile ortaya çıkmıştır ama o dönemde böyle bir demiryolu maliyetinin çok yüksek olmasından dolayı gerçekleştirilememiştir. Sultan Abdülaziz saltanatı sırasında ortaya atılan bu fikir bir süre rafa kaldırılsa da Sultan II. Abdülhamid sırasında tekrardan ortaya çıkmıştır. Bu geçen süre içerisinde de birçok mimar aynı şekilde proje fikirleriyle gelmiştir. Bu gelen fikirler arasında en uygun bulunulan fikir Ahmet İzzet Efendi’ninki olmuştur. Osmanlı Devleti’nin otoritesini ne kadar yükseltebileceği hakkında konuşmalar yapmıştır ve aynı zamanda da siyasi açıdan toprakların güvenliğini sağlayabilmek açısından ne kadar mantıklı olduğundan da bahsetmiştir.

Aynı zamanda da hacıların hac vazifesini yerine getirebilmesi için çok önemli bir rol oynayacaktı. Bu durum da Sultan II. Abdülhamid’in izlediği “İslamcılık” politikasına ciddi bir katkı sağlayacaktı ve hacca giderken yaşanan bütün zorluklar da yitip gidecekti. Kırk gün süren bu yolculuk sadece 3 gün olacaktı ve eskisinden çok daha güvenli ve rahat olacaktı. Bu şekilde de karayolu ile hacca gidenlerin sayısı artacaktı. Ayrıca trenin hareket ve mola saatleri de namaz vakitlerine uygun olarak düzenlenecekti bu şekilde de ibadetler tam zamanında yerine getirilecekti. Bu ibadetlerin doğru yapılması için de bir imam tayin edilecekti ve edildi de. Bazı vagonlar adeta sayyar cami durumuna gelmişti.

Hicaz Demiryolu Projesi Fikri Kimin?

Hicaz Demiryolu, Osmanlı Devleti’nin bir yönüyle siyasi otoritesini bir yönüyle de askeri kapasite ve kabiliyetini arttırmasının bir arayışı olarak ortaya çıkmıştır. Böylesine büyük bir projeyi gerçekleştirmesinin perde arkasında da, büyük Avrupa devletlerine (İngiltere ve Fransa’ya) meydan okuma vardır. II. Abdülhamit’e iktidarının tacını giydiren şey ise; uzunluğu, engelleri ve sergilediği problemleri itibariyle devrine göre inşası çok zor bir teşebbüsün başarılı olmasıdır. Hicaz Demiryolu, İslam tarihinde belki de hiçbir zaman bu kadar büyük ve etkin bir proje gerçekleştirilmemiştir. Bütün Müslümanları bir araya toplayarak tek bir çatı altında toplamıştır. Ayrıca Hicaz Demiryolu, Müslümanların ibadetlerini yerine getirmek için de çok büyük fırsatlar sağlamıştır ve yolculuğu daha güvenli hale getirmiştir. Mesela deve yolculuğu sırasında hacıları yağmalayan Bedeviler’den kurtulunmuştur.

1916 yılında Şerif Hüseyin’in İngilizlerle gizlice iş birliği yapması ile isyan başladı ve Hicaz demiryolunun sonuna yaklaşılıyordu. O dönemde Osmanlı koruması altında zorda olsa ayakta duruyordu ki 1919 yılında Medine’nin teslim olması ile birlikte Hicaz demiryolu üzerindeki Osmanlı hakimiyeti de sona erdi.

Hicaz Demiryolu Niçin Yapıldı?

Hicaz Demiryolu’nun yapımının ortaya çıkma sebepleri nelerdir? sorusunu yanıtlayalım. Hicaz Demiryolu’nun yapımı bir yandan da askeri ve siyasi beklentiler ve de otoriteyi kurtarma çabası üzerine kurulmuştu. II. Abülhamid zamanında, Avrupalı devletler Osmanlı Devletini “Hasta Adam” diye adlandırıyorlardı çünkü Osmanlı Devleti eski ihtişam ve kudretini kaybediyordu. O sırada da II. Abdülhamid Osmanlı Devleti’nde ulaşım ve iletişimin arttırılmasına önem veriyordu. Döşenen telgraf hatları ve kurulan demir yolları ile merkezi otoriteyi arttırmaya yönelik şeyler yapıyordu. İletişim ve ulaşım konusunda yapılan yatırım ve onun getirisi olarak da elde edilebilecek başarı sonucunda Avrupalı devletlerden gelebilecek her türlü tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesinde önemli bir yeri olduğu gerçeğinin farkında olan Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı Devleti’nde demiryolu inşa edilmesine tabii olarak önem vermiştir.

Ayrıca demiryolu savunma aracı dışında uluslararası olarak Osmanlı Devleti’ni yalnızlıktan kurtarma aracı olarak da kullanılacaktı. Hicaz Demiryolu değişen ve gelişen savaş teknolojisinde vazgeçilmeyecek son icatlardan biriydi. Hicaz Demiryolu neredeyse her alanda Osmanlı Devleti’ne fayda sağlayacaktı; ulaşım, ülke savunması, taşımacılık ve iletişim gibi. II. Abdülhamit 2 Mayıs 1900 tarihinde Hicaz Demiryolu’nun yapımına izin verdi. Bu izin ile birlikte son dönemlerde Osmanlı Devleti’nin yaptığı en büyük yatırımlardan birisi yapılırken aynı zamanda da yaklaşık yarım asırlık bir rüya gerçeğe dönüşecekti. Şam’dan başlayarak Medine ve Mekke’ye kadar uzanacak olan Hicaz Demiryolu, Osmanlı Devleti’nin topraklarında bulunmakla birlikte diğer demiryollarından farklı olarak tüm Müslümanlara ait bir “İslami Vakıf” olma özelliği de kazanmıştır.

Bir yandan ulaşımın yanında iletişimi de geliştirmek isteyen II. Abdülhamid Hicaz Demiryolu’nun yapımı dışında aynı zamanda hat boyunca da telgraf hattı çekilmesini emretmiştir. Bu emir üstüne Hicaz Demiryolu boyunca yer yer telgraf hatları döşenmiş ve postaneler kurulmuştur. Bu şekilde İstanbul ve Medine arasında iletişim sağlanabilmiştir. II. Abdülhamid’in iletişime bu kadar önem vermesinin bir nedeni de I. Dünya Savaşı’nı etkileyebilecek olayların ayak seslerinin gittikçe yükselmesi sonucunda merkeze uzak olan topraklara sahip çıkma çabasıdır. Herhangi bir olayda hemen müdahale edebilmek içindir. Hatta bu durum için de postanelerin kurulma mantığı gibi hattın etrafına çeşitli polis karakolları kurulmuştur. Hicaz Demiryolu sayesinde Mekke taraflarına birçok asker ve polis kolayca yerleştirilebilmiştir. Askeri olarak da beklentiler karşılanmıştır.

Hicaz Demiryolu’nun İnşa Edilmesi

Hattın yapımı tam olarak 5 yıl sürmüştür. Hattın yapımına 1 Eylül 1900 yılında başlanılmıştır ve hat 1 Eylül 1905 yılında da bitirilmiştir. Yapımına resmi bir törenle başlanmıştır. İnşasında sadece Osmanlı mühendisler rol almamıştır aksine (kaçınılmaz bir şekilde) birçok yabancı mühendis yer almıştır hatta yabancı mühendislerin yönetiminde Türk iş gücü inşaatta önemli bir yer ve rol onamıştır. Hattın yapımında bazı yerlere Türk/Müslümanlar dışında başka dinden kimselerin girmesi yasaktı. Bu sınırlar Türk/Müslüman mimarlara ait olan yerlerdi.

Hicaz Demiryolu Güzergahı
Hicaz Demiryolu Hattı

Hicaz Demiryolu hattı için tasarlanan güzergâh bölge bölge değişik karakterler sergilemiştir. Bir zemin toprakken bir zemin kum bir diğer zemin ise taştır. Bu nedenle bazı bölgelerde hattın yapımı daha çok uğraştırırken bazı bölgelerde kolaylıkla yapılabilmiştir. Aynı zamanda da bu hattın tasarımı toprak ve maden açısından zengin olan yerlere göre de tasarlanmıştır. Bu nedenle de demiryolunun dümdüz değil de kıvrılarak ilerleyen bir yapısı vardır. Toprak ve maden açısından zengin olan yerlere göre yapılmasından dolayı da I. Dünya Savaşı sonrası birçok Avrupa Devleti’nin hedefi Hicaz Demiryolu olmuştur.

Avrupa Devletleri’nin Hicaz Demiryolu’na Yaklaşımları

Avrupa devletlerinin yaklaşımları birbirlerinden farklı olmuştu. Almanya’nın gönderdiği mühendislerden bazıları demiryolunun yapımı sırasında bu projenin başarı şansının çok olmadığını ve başarısız olacağı hakkında yorumlar yapıp Alman Dışişleri Bakanlığı’na rapor etmişlerdir. Almanya bu inşaatı önemsememiştir. İngiltere başlangıçta gerekli olan parayı Osmanlı Hükümeti’nin nereden ve nasıl temin edeceği sorusunu dikkate alarak inşaatın gerçekleştirilmesinin pek de kolay olmayacağına inanmıştır ve İngiltere bu durumdan son derece rahatsızlık duymuştur. Bu hattın tamamlanması ile Osmanlı Devleti geçtiği bölgelerde ve hatta iç kısımlarda kaybetmeye yüz tutan otoritesini yeniden geri kazanabilecekti ve bu urum İngiltere’yi çok rahatsız ediyordu.

İngiltere bu duruma doğrudan değil de dolaylı yoldan engel olmak istemiştir. Müslümanların bir araya gelerek para toplamasına iftira atarak engel olmaya çalışmıştır. Toplanan paraların aslında Osmanlı Devleti hazinesine gideceğini ve Müslümanların aslında soyulduklarını iddia etmiştir. İngiltere, Hindistan ve Mısır’da yani sömürgeleri olan toprakların gazetelerinde, Hicaz Demiryolu’nun başarısız olacağı hakkında yazılar yazdırmıştır. Ayrıca sömürgelerinde Hicaz Demiryolu inşaatını destekleyenlere Osmanlı Devleti tarafından verilmiş olan “Hicaz Demiryolu Madalyası” nın takılmasını da yasaklamıştır. İngiltere hattın Maan’dan geçerek Akabe Körfezi’ne ulaşmasına da itiraz etmiştir bu şekilde de Hicaz Demiryolu’nda Maan-Akabe hattı yapılamamıştır.

Hicaz Demiryolu Projesi Fikri Kimin?
Hicaz Demiryolu Madalyası

Fransa’nın tepkisi de İngiltere gibi olmuştu. Fransa’da kendi sömürgelerine sahip çıkabilmek için bazı bölgelerdeki hatların yapımına karşı çıkmıştı. Avrupa devletlerinin baskısının yanında bir de maddi açıdan sıkıntılar vardı. Su problemi ve yakıt temini meselesi gibi… Hicaz Demiryolu Tren ’i kullanılırken çok fazla yakıt harcanıyordu ve yakıtı temin etmek de bu açıdan çok zor oluyordu. Su probleminde ise, Hicaz Demiryolu çok uzun bir yoldu ve genel olarak yerleşim yerlerinin sık olmadığı yerlerden geçiyordu ve yer şekilleri açısından da çok genişti. Çöl, toprak, çamur gibi birbirinden farklı birçok yerden geçiyordu ve yolculuk sırasında da bazı bölgelerde mevsim nasıl olursa olsun hava her zaman sıcak oluyordu (mesela çöllerde…) Havanın bu sıcaklığı ile de su problemi çok ciddi bir düzeyde yaşanabiliyordu.

Hicaz Demiryolu Tarihi

Büyük hayaller ile yapılan ‘ Rumeli demiryolu’ projesi ile 1870-1888 yılları arasında Paris –İstanbul hattı bağlanmış ve bunun devamı olarak kadim dinlerin çıktığı bölgelere de ulaşım isteği doğmuştur. Hem askeri, hem sosyal hem de ekonomik olarak ulaşım, kültürleri ve parayı hızlı bir dolaşıma sokar ve de ilerleme yolunda da büyük adımlar atılır. Ama bu projelerde kar zarar dengelerini dikkate almak tarihi bir sorumluluktur. Haçlı seferleri ile başlayan Avrupa’nın orta doğuya gitme ve hakimiyet çabası Hicaz demiryolu projesi ile üstü kapalı da olsa etkisini göstermiştir. Her ne kadar Hicaz Demiryolu’nun yapımında Müslüman, Türk gücüyle yapılması düşünülse de kaçınılmaz bir şekilde Alman, İtalyan, Avusturyalı, Belçikalı, Rum toplam 43 mühendis görev aldı.

Sonuç olarak Hicaz Demiryolu, Osmanlı Devleti için istekleri tam olarak karşılamasa da önemli olan askeri, siyasi, ekonomik ve toplumsal olan sonuçlar meydana getirdi. Şu anda Topkapı Sarayı’nda büyük bir özenle saklanan “Kutsal Emanetler” (Peygamberimizin hırkası, sakalı, mührü, kılıcı, sancağı, yayı, kabenin eski kapısı…) Hicaz Demiryolu sayesinde buralara kadar zarar görmeden getirilebildi. Dokuz sene ömrü olan ve son seferini 1917’de yapan Hicaz Demiryolu Treni şu an işlevini yitirmiştir. I. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa Devletleri Hicaz Demiryolu ’na büyük ölçüde zarar vermişlerdir ve Hicaz Demiryolu kullanılamaz hale gelmiştir.

Sonrasında da boşta duran traversler yani treni yolda tutmaya yarayan raylar soyguncular ve yağmacılar tarafından çalınmıştır. Soyguncular ve orada yaşayan insanlar traversleri sökerek kendi işlerinde kullanmak üzere almışlardır. Tren garları ise hala oralarda harabe şeklinde bulunmaktadır. Kaderine terk edilen tren ve garları turistik amaçlı kullanılmaktadır. Harabe olarak duran garların bazıları restore edilmiştir ve o zamandan kalan eşyalar için de bir müze açılmıştır. Beş yıl bütün zorluklarla yapılan Hicaz Demiryolu projesi I. Dünya Savaşı’nın ayak seslerini yaşamış ve bundan zarar görmüştür. Bütün emekler tarihin acımasız dehlizlerinde kaybolmuştur.

2 Yorum Yapıldı
  1. Neriman Dağlı Diyor ki:

    Hicaz Demiryolu ile ilgili hüzünlü ve bilgilendirici bir yazı olmuş.

  2. Sabah Yılmaz Şahin Diyor ki:

    Bu arastirma yazisi, cok akıcı ve hikaye tadinda olmus, ellerinize, yureğinize sağlik.
    Bu tur bilgilendirme yazılarının devam etmesi dileğiyle, tebrik ediyorum, basarilar diliyorum.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi