Ekber ve Erşed Nedir?

Ekber ve Erşed Nedir? Ekber ve Erşed Sistemi Özellikleri

Ekberiyet ve Erşediyet Nedir? Ekber ve Erşed Sistemi Olumlu ve Olumsuz Yönleri

Bu yazımızda Ekber ve Erşed sistemi nedir? Ekber ve Erşed sistemi ilk ne zaman, nerede, niçin ve nasıl uygulanmıştır? Ekber ve Erşed sisteminin Osmanlı Devleti’ne olumlu ve olumsuz etkisi nelerdir? sorularını yanıtladık.

Ekberiyet ve Erşediyet Nedir?

Ekberiyet sistemi Osmanlı Devleti’nde Osmanoğulları hanedanında yaşça büyük olanın tahtta hak sahibi olmasını tanımlamaktadır. Zaten Arapça bir sözcük olan ekber en büyük anlamındadır. Ekberiyet sistemi I. Ahmet’in 1603’te tahta çıkışıyla başlamıştır. Böylelikle Osmanlı Devleti’nde artık şehzadeler sancaklara gönderilmeyip Topkapı Sarayı’ndaki kafeste tutulmuştur. Yani Kafes sistemi başlamıştır.

Erşediyet sistemi ise Osmanlı Devleti’nde bir şehzadenin akıl sağlığının yerinde ve olgun oluşunu tanımlamaktadır. 1617’den sonra ekberiyet ile birlikte uygulanmıştır.

Kafes sistemi ise Osmanlı Devleti’nde Topkapı Sarayı’ndaki harem bölümü içinde tahta çıkması muhtemel şehzadelerin görevli muhafızlar tarafından sürekli olarak ev hapsinde tutulmasıdır.

Ekber ve Erşed Sistemi Nedir?

Ekber ve Erşed Sistemi, Osmanlı Devleti’nde I. Ahmet dönemi ile uygulamasına geçilmiş olan bir padişah belirleme sistemidir. Bu sisteme göre Bir sonraki hükümdarın tahta geçmesi için gerekli olan şartlar, bu sistemin yürürlüğe konulması ile birlikte değiştirilmiştir. Şehzadeler arasındaki taht kavgalarını ortadan kaldırmak ve kardeş katliamlarının önüne geçmek adına atılmıştır. Bu adım kendi olumlu ve olumsuz yönlerini beraberinde getirmiştir. Bahsi geçen getirilmiş bu yeni sistem sayesinde şehzadelerin padişah olmak için uymaları gereken koşulların değişikliğe uğraması söz konusu olmuştur. Yeni getirilen şartlara göre bir padişahın oğlunun bir sonraki padişah olması için karşılaması gereken şartlar farklılaşarak akla ve en büyük yaşa sahip olunmasına dönüşmüştür.

Ekber ve Erşed Sistemi’nde şehzadeler arasından akli dengesi yerinde olan kardeşlerden en büyüğü otomatik olarak tahta oturmaya başlamıştır. Henüz hükümdarlığını sürdürmekte olan padişahın yaşamının sona ermesi veyahut sağlığının tehlikeye girip yönetime devam edemeyecek hale gelmesi durumunda oğullarından en yaşlısı eğer ki akli durumu yerindeyse saltanatın devamını getirmeye hak kazanıp devletin başına geçiyordu. Bu sistemin adı olan Ekber ve Erşed ise “Ekber”, yani “Büyük, daha yüce” anlamlarına gelen ve de “Erşed”, yani “Reşit, karar verebilme yetisine sahip olan, akılca gelişmiş ve sağlıklı olan” anlamına gelen kelimelerden meydana gelmektedir. Bu şekilde bu sistemin hizmet ettiği amaç ve araçlar göz önüne sunulmaktadır.

Ekber ve Erşed Sistemi Ne Zaman Başladı?

Ekber ve Erşed sistemi ilk ne zaman, nerede, niçin ve nasıl uygulanmıştır? sorusunu yanıtlayalım. Ekber ve Erşed Sistemi’nin fikri, ilk defa I. Ahmet adlı padişahın döneminde öne sürülmüş ve de uygulamaya konulmuştur. Ekber ve Erşed Sistemi ile birlikte kardeş kavgalarının ve de bu kavgaların sebep olduğu karışıklığın önüne geçilmek, bir son verilmek istenmiştir. Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’da, sarayda yürürlüğe konulan ve I. Ahmet’in çocuklarından itibaren gelecek olan diğer şehzadeler arasında ortaya çıkması muhtemel karışıklıkların engellenmesi sağlanmıştır.

Ekber ve Erşed Sistemi Olumlu Yönleri

Ekber ve Erşed Sisteminin Osmanlı Devleti’ne olumlu ve olumsuz etkisi nelerdir? sorusunu yanıtlayalım. Ekber ve Erşed Sistemi, yürürlüğe konulduğu tarihten itibaren Osmanlı Devleti bünyesi dahilinde hem olumlu hem de olumsuz birden çok sonuca yol açmıştır. Bu sistem ile birlikte bir sonraki padişahın seçilmesi için şart koşulan gereklilikler değişmiştir. Bu sayede de Osmanlı Devleti’nin değer dengelerinde farklılıklar gözlenmiştir. Bu sistem sonucunda padişahın oğulları olan şehzadeler arasında yaşanan taht kavgaları ile yapılmış olan birden çok kardeş katliamına bir son getirilmiştir. Çok daha fazla barışçıl bir yönteme başvurulmuştur.

Bu yöntem, bir şehzadenin padişah olabilmesi için kardeşleri arasındaki en büyük yaşa sahip olmasını kanıtlayabilecektir. Ayrıca kendi başına yeterli kararlar verebiliyor olduğunu kanıtlayabilecekti. Yani akli dengeye sahip ve kendi kontrolünü kurabilen bir kişi olmasını gerektirmekteydi. Bir önceki sistem için şehzadelerin hep en iyi olması gerektiği ve bunun için özenli bi çaba gösterdikleri bilinmektedir. Bu nedenle Ekber ve Erşed Sistemi’nin getirdiği kolaylaştırılmış şartların varlığının şehzadelerin arasındaki rekabeti ve en iyi olmak için verilen çabanın azalmasına yol açtığı düşünülmektedir.

Önceki sistemde her bir şehzade kardeş, kendini padişah olabileceğini göstermek adına kanıtlamak zorundaydı. Bunun için kendilerini geliştirmek adına her türlü fırsattan yararlanıp bir adım öne geçmek için uğraşmışlardır. Bunun için bir padişahın her oğlu; kendine bir şeyler daha katabilmek adına sürekli yeni bir lisan öğrenmek, yeni bir kurula katılmaya özen göstermek, belli başlı savaşlar, fetihler ve de seferler süresince faaliyet göstererek askeri anlamda yeni taktikler geliştirip yeni bilgiler öğrenmek, çocukluktan itibaren birçok devlet erkanıyla tanışıp bu kişilerin yaptıkları işlerle yakından ilgilenerek devlet yönetimi hakkında bilgi edinmek için oldukça çaba göstermekteydiler. Bu sebeple her bir şehzade, kendini geliştirmiştir. Osmanlı Devleti bünyesi dahilinde kendini kanıtlayıp adını duyurmuş kişiler olmuşlardır. Taht kavgası, veyahutta kardeş katliamı olarak adlandırılan ve nitelendirile durum ise bu kardeş şehzadelerin, harcadıkları her türlü emeğe karşılık halen daha yeteri kadar iyi olduklarına inanmadıkları taktirde taht üzerindeki yerlerini garanti altına almak adına başvurulan bir sistemdir.

Ekber ve Erşed Sistemi Olumsuz Yönleri

Bu durum dahilinde hükümdarlık için bir diğerinden çok daha çalışmış ve emek göstermiş olduklarını iddia eden şehzade kardeşlerin birbirlerine meydan okuyup tahta layık olan kişinin kendileri olduğuna kanıt göstermeye çalışan padişah adaylarının, bir diğer rakibini ortadan kaldırmak adına öldürme yöntemine başvurması şeklinde tanımlanabilir. Bu, yine de aile içinde ve genel olarak da bu şehzadeleri yakından ya da uzaktan tanıyan kişiler arasında tepki çekmişti. Acı, nefret, yas gibi olumsuz bir atmosfere ve duygulara sebebiyet vermekteydi. Bu yüzden daha fazla kardeşin öldürülmesine gerek olmadığına inanan I. Ahmet tarafından bu sisteme bir son verilmiştir. Ancak bu sistemin yerine getirilen Ekber ve Erşed Sistemi, rekabeti tamamiyle ortadan kaldırdığı için hiçbir şehzade kendini geliştirme ve daha iyi bir padişah olma gayretinde bulunmadan hazıra konan şehzadelerin çoğalmasına olanak vermiştir. Bu söz konusu barışçıl sistem sebebiyle Osmanlı Devleti yönetim gücü bakımından göz ardı edilemez derecede zayıflamıştır. Gerilemeye, ilerleyen sonuçlarında is tamamen çökmeye mecbur kalmıştır.

Padişahın oğulları arasından yaşça en büyüğü olan ve akli yeteneklerine dair bir şüphe uyandırmayan kardeş, kendisinin devletin başına geçeceğinden oldukça emin olduğu için kendini kanıtlamak istemekteydi. Yahut kendini geliştirmek adına bir şeyler öğrenmek ve de kendini test etmek ihtiyacını görmemekteydi. Bununla beraber, yaşça daha küçük olan kardeşler ise abilerine bir zarar ya da kötülük gelip hayatını kaybetmesi durumunda bile bu olayların kendilerine sıra gelene kadar tekrarlanmayacaklarına emin oldukları için onların da kendilerine bir şeyler katma gibi herhangi bir hevesi yoktu. Bu konuda herhangi bir çaba göstermemekteydiler.

Hep hizmet edilmeye ve kendinden bir şeyler beklenilmemesine oldukça alışmış olan şehzadelerin, Osmanlı Devleti başına geçtikleri dönemde ise kendilerine verilecek ve teslim edilecek hazır hap bilgilere ihtiyaç duydukları ve bu bilgileri diğer devlet büyüklerinden çok da üzerine düşünmeyecekleri tavsiyeler olarak aldıkları için kendi öz fikrilerinden uzak ve bu devlet erkanından olan diğer kişilerin menfaatlerine göre harekete geçmişlerdir. Bu bahsi geçen durum sebebiyle ile de Osmanlı Devleti, sahip olduğu otoriteyi yitirip kaybetmiştir. Belli başlı sadrazam ya da yüksek mevkilerde yer alan askeri görevler yapan kişilere özel çıkarlara uygun şekilde yönetilmeye başlanıp güvenilirliğini de yok etmiştir.

Buna bir örnek olarak Osmanlı Devleti araştırmalarında yer alan bir hikaye öne sürülebilir. Bu hikayeye göre IV. Mehmet adındaki padişah, henüz daha bir şehzadeyken kardeşleri arasından yaş itibariyle en büyükleri olup akıl sağlığının yerinde olduğu herkes tarafından bilinince ilerideki zamanlarında padişah olarak görev yapacağı kesinleşmiştir. Bunu fırsat bilen bir sadrazam ise, harekete geçmeye karar vermiştir. IV. Mehmet’in bir dini ritüel olan sünnetini kendisi yapan sadrazam, bu işlem sırasında küçük padişahı kucağına oturtup kendisi üzerinde olabildiğince büyük bir yetkiye sahip olduğunu ona göstermiştir.

Bunun üstüne IV. Mehmet büyüyüp tahta oturduğunda her karar alınacağı, her yeni uygulama yürürlüğe konacağı veyahutta toplumun bir kesimine farklı ya da yeni bir ayrıcalık tanınacağı durumunda sadrazam bunu kendine fırsat bilip sünnetini kendisinin yaptığını, kendisine güvenip sözünü dinlemesi gerektiğini hatırlatarak padişaha gönlünden geçen her türlü işi yaptırmıştır. IV. Mehmet’in ardından gelen padişahlarda da aynı bu hikayede olduğu gibi benzeri durumlar yaşanmıştır. Osmanlı Devleti’nin her yeni faaliyeti, bir şekilde devlet erkanının dileklerine göre biçim alıp etik değerleri ve başarıyı ortadan kaldırmıştır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Kronolojik Sırayla Tüm Osmanlı Padişahları ve Hayatları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi