11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – 3. Ünite (2022-2023)

Tarih Ders Kitabı Cevapları

11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3 Ünite

11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları başlıklı bu yazımızda 11. sınıf tarih ders kitabındaki 3. ünitenin içinde yer alan tüm soruların cevaplarını hazırladık. 11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 3. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlanalım” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 3. ÜNİTE İÇİNDE: “Tartışalım”, “Cevaplayalım”, “Yorumlayalım”, “Araştıralım” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 3. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

11. Sınıf Tarih Ders Kitabı 3. Ünite Cevapları

11. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914), dört kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu dört kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Kavramlar Bölümü Soruları

11. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) ünitesinin Kavramlar bölümünde yer alan 8 kavramı yanıtladık.

Şark Meselesi Nedir?

Şark Meselesi Osmanlı Devleti’nin on dokuzuncu yüzyılda içine girmeye başladığı dağılma döneminde güç kaybetmesi sonucunda isyan eden devletler sebebiyle yaşadığı uluslararası soruna verilen genel addır. Bu sorun Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hızlandırmıştır ve durumunu fazlasıyla kötü etkilemiştir çünkü dış güçlerin Osmanlı Devleti’ne müdahalesini kolaylaştırmıştır.

İttifak Nedir?

İttifak Devletleri bin dokuz yüz on dört yılında başlamış olan Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunduğu ve yenilgiye uğrayan tarafı anlatan birliğe verilen addır.

İtilaf Nedir?

İtilaf Devletleri bin dokuz yüz on dört yılında başlamış olan Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin de içinde bulunmadığı ve yenilgiye uğramayan tarafı anlatan birliğe verilen addır.

Panslavizm Nedir?

Panslavizm, Rusya’nın tarihinde eyleme geçirmiş olduğu kendi ırkından olan bireyleri ortak bir devlet çatısı altında toplamaya yönelik olan girişimlerdir. Bu girişimlerin bütünü olarak adlandırılan bu siyaset Osmanlı Devleti’ndeki azınlık isyanlarını da tetiklemiştir ve zaten güç kaybetmekte olan Osmanlı Devleti’ni kötü etkilemiştir çünkü dış devletlerin Osmanlı Devleti’ne müdahalesini çok daha kolay hale getirmiştir.

Denge Politikası Nedir?

Denge Politikası, Osmanlı Devleti’nin bin dokuz yüz on dört yılında başlamış olan Birinci Dünya Savaşı öncesinde iki blok arasında gidip gelmek suretiyle son dağılmama çabalarını verdiği politikanın adıdır.

Grek Projesi Nedir?

Grek Projesi, Bizans Devleti’ni Osmanlı Devleti topraklarında tekrar kurmak için Avusturya ve Rusya’nın ortaklaşa olarak yaptıkları bir plandır.

Sömürgecilik Nedir?

Sömürgecilik, işgalci devletlerin işgal edilen topraklardaki insan ve kaynakları kendi faydasına kullanmak suretiyle tüketmesine verilen addır.

Boğazlar Sorunu Nedir?

Boğazlar Sorunu, Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın taşıdıkları stratejik önem sebebiyle diğer devletler tarafından çeşitli anlaşmalar ile kontrol edilmesinin sağlanmaya çalışmasının Osmanlı Devleti’ne doğurduğu negatif etkilerin bütünüdür.

Hazırlanalım Bölümü Soruları

11. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) ünitesinin Hazırlanalım bölümünde yer alan 4 soruyu yanıtladık.

Denge Politikasının Devletler Arası Siyasete Etkileri Nelerdir?

Denge politikası Osmanlı Devleti’nin 19. Yüzyıl boyunca hayatta kalmasını sağlamış ve Bulunmuş olduğu Ortadoğu, Kuzey Afrika bölgelerinde devletlerin alacakları kararları boşa çıkmasını sağlamıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı’nın Balkanlar ve Avrupa’daki varlığının sona erdiğinin farkına varılmıştı. Aynı zamanda Fransa’nın 1798 yılında Mısır’ı işgal etmesiyle birlikte Osmanlı’nın sadece Avrupa’da değil İmparatorluğunun her yerinde elinin güçsüz olduğunun farkına varılmıştı. Osmanlı Devleti büyük koloni devletlerine karşı tek başına duramayacağının farkına varmıştı, O yüzden zamanın politik bölünmüşlüğünden yararlanmaya karar verdi.

Batıda dünyanın çok büyük bir kısmına hükmeden ve deniz aşırı bir sürü koloniye sahip olan İngiltere ile o zamanın kesintisiz en büyük imparatorluklarından biri olan Rusya arasında buldu Osmanlı kendini. Bunun yanı sıra Napolyon’a karşı verilen savaşı kazanan tarafta olan Prusya’da Osmanlı’nın bir B planıydı. İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı’nın üzerinde birden fazla emeli vardı. Bunlardan ilki Osmanlı’nı elinde bulunan ve Sanayi Devrimi ile değerlenen petroldü. Rusya Doğu Anadolu üzerinden Orta Doğu topraklarına ilerlemeyi planlıyordu. İngiltere ise gözünü Mısır’a dikmişti ve nitekim 1882 yılında bu planlarına ulaşacaktı. Bu devletlerin Osmanlı üzerindeki başka bir emeli ise Osmanlı’nı elinde bulunan kutsal mekanlardı. Rusya Osmanlı Devleti’nden Kudüs’teki Hristiyan dinine ait yerlerin Rus kontrolüne bırakılması için uğraşıyordu. İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Batı Avrupa ülkeleri de bu bölgelerin kontrolünün Rusya’ya geçmesini istemiyordu.

Rusya’nın Sıcak Denizlere İnme Siyasetinin Osmanlı Devleti’ne Etkileri Nelerdir?

Rusya İmparatorluğu Kırım Savaşı ile 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’ne en büyük hasarı vermiştir. Rusya konumu ve coğrafi koşulları sebebiyle çok fazla ticaret yolunun üstünde bulunamamıştır. Bu durumu değiştirmek için elindeki en büyük fırsatın güçsüzleşmiş bir Osmanlı Devleti olduğuna inanmıştır. 19. Yy Osmanlı’nın Batılı Devletlerden kaçış yolu Rusya olmuştu. Bu güveni kullanıp Osmanlı’yı beklemediği anda vurmak istemiştir. Nitekim 1853 yılında Osmanlı’nın Kırım toprağına saldırmıştır. Osmanlı kuvvetlerinin iki katından fazla askere sahip olan Rusya bunu kesin bir zafer olarak görüyordu. Ama hesaba katmadığı bir şey ise Batılı Devletlerde bunu kesin bir Rus zaferi olarak görüyordu ve Akdeniz’de Rusya gibi bir güç ile uğraşmak istemiyorlardı.

O yüzden Osmanlı’nın yanında savaşa girdiler. Fransa sahaya askeri güç sağlarken İngiltere’de Osmanlı’ya geri ödemesi mümkün olmayan borçlar veriyordu. Bu Savaştan Osmanlı ve müttefikleri galip çıksa da Osmanlı’yı zor bir dönem bekliyordu. Bu savaş aynı zamanda Osmanlı’ya denge politikasında artık Rusya’nın güvenilecek bir taraf olmadığını göstermişti. Osmanlı 1856 yılından İngiltere’nin Mısırı işgal edeceği tarihe kadar onun etkisi altına girecek ve onu güvenilir bir devlet olarak görecekti. Bu sırada kurulan Alman İmparatorluğu ile de dostane ilişkiler kuracaktı. İngiltere’nin Mısır’ı işgali ile birlikte de Avrupa’daki tek dostunu Almanya olarak görecek ve neredeyse bir asırdır yürüttüğü bu denge politikasından vazgeçecekti.

Şark Meselesi’nin Osmanlı Devleti’ne Etkileri Nelerdir?

Şark Meselesi doğudan büyük sayılar halinde gelmiş ve Avrupa’ya yerleşen Osmanlı Devleti’ni ifade etmek için kullanılan bir ifadedir. 1071 yılında Malazgirt zaferinden başlayarak 1683 yılında Osmanlı’nın Viyana kapılarında kaybetmesine kadar devam etmiştir. Bu süreçte sayısızca haçlı seferi düzenleyen Avrupalı Devletler Türkleri Anadolu’dan kovmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Ama bu 600 yılda Moğol İsyanları dışında asla geri adım atmayan Türkler Avrupa’nın 1 numaralı ajandası olmuştur. 1700’lü yıllara girildiğinde Osmanlı Devleti asker olarak Avrupa ile aynı düzeyde olmadıklarını tüm Avrupa Devletlerine göstermiştir. Bu dönemden itibaren Osmanlı’nın toparlanamaması için sürekli saldıran Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu amaçlarına ulaşmış Osmanlı’yı geri dönüşü olmayan bir yola sokmuşlardır.

1815 yılında Rusya tarafından Osmanlı’nın parçalanması için bir öneride bulunmuştur. Bu öneriyi İtilaf Devletlerinin 1918 de Osmanlı’ya imzalatmaya çalıştıkları Sevr Antlaşmasında belli etmişlerdir. Bu planlarda Kuzey Afrika ve Arap yarımadasında hakimiyet kurulup Hindistan üzerine baskı arttırılacaktı. Bu planlar 19 ve 20. Yy da işleme konuldu ve başarılı oldu. İngiltere hayalini kurduğu Ortadoğu hakimiyetini çok elinde bulunduramadı ama Mısır ve Sudan başlayarak Afrika’nın güneyine kadar uzanan bir imparatorluk kurdu. Fransa ise Ortadoğu da nüfuzunu arttırmaya başladı. Rusya ise Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasındaki en büyük aktörlerden birisi olmasına rağmen bir seri iç karışıklıklar yüzünden yıllardır uğraştığı sıcak denizlere hiçbir zaman ulaşamadı.

Konu İçindeki Sorular

11. sınıf tarih dersinin üçüncü ünitesi olan Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

“Uyvar Önünde Bir Türk Gibi Kuvvetli” Sözü Düşünüldüğünde Osmanlı’nın XVII ve XVIII. Yüzyıllardaki Siyasi Gücü Hakkında Neler Söylenebilir?

1600’lü yıllar Osmanlı’nın duraklama ve Avrupa üzerindeki etkisini kaybetmeye başladığı yıllardır. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın Balkanlardaki ve Doğu Avrupa’daki başarılarının ardından daha fazla ilerleme kaydedemeyip sürekli büyük koalisyon savaşları veren Osmanlı Devleti Avrupa’dan geri çekilmek zorunda kalıyordu. Aynı zamanda Osmanlı Ege Denizi ve Doğu Akdeniz bölgelerindeki nüfuzunu arttırmak amaçlı Girit adasına saldırı düzenledi. Venedik Devleti ve müttefiklerine karşı verilen savaşı 24 yıl gibi utanç verici bir süre sonunda galibiyetle sonuçlandırdı. Bu savaş Batılı Devletlere Osmanlı’nın askeri gücünün eski ihtişamında olmadığının göstergesiydi.

Aynı zamanda Sivastopol gibi önemli limanlarında başlayan liman baskınları Osmanlı donanmasına çok fazla zarar vermişti. Bu kötü gidişata son vermek ve Avrupalı Devletlerden intikam almak amaçlı Viyana’yı 1683 yılında bir kere daha işgal eden Osmanlı buradaki hezimetiyle başarısızlığını kabullenmiştir. 1700‘lerde ise gözlerini Osmanlı’ya çeviren Batılı Devletler ve Rusya İmparatorluğu 600 yıldır var olan ‘Şark Sorunu’ nu kökten çözmeye karar verdiler. Örneği verilen Uyvar kelimesi Osmanlı Devleti’nin 1663 yılında işgal etmiş olduğu Macaristan’ın İtalyan Mimar Ottavio Giulio Baldigara’ya yaptırdığı 6 köşeli yıldız şeklindeki kalesinden gelmektedir. Son teknoloji ürünü olan kaleyi 6 kuşatma sonucunda ele geçiren Osmanlılar bu zaferle kendilerine Batı literatüründe ‘Türk Gibi Güçlü’ atasözünün temelleri bu savaştaki başarıyla atılmıştır.

Osmanlı Devleti’nin, XVIII. Yüzyıldan İtibaren Diplomasiye Ağırlık Vermesinin Nedenleri Nelerdir?

Bunun en büyük sebebi Osmanlı’nın Viyana kapılarında yeniden yenilmesidir. Bu hadise Avrupa’nın yıllardır beklemiş olduğu Osmanlı’nın zayıfladığına ve Askeri olarak eski ihtişamının olmadığını göstermişti. Osmanlı Devleti bunu gören Avrupa Devletlerinin rahat durmayıp bu durumdan yararlanacağını biliyordu. O yüzden kendini korumak için sorunlarını sahada değil masada çözmeye karar verdi. Sömürge imparatorluklarıyla anlaşmaya konsolosluklar kurmaya ve müttefik bloklar oluşturmaya başlamıştı. Aynı zamanda ekonomik anlamda Avrupa ve Dünyanın geri kalanından geride kalmaya başlayan Osmanlı hem ekonomik anlamda Avrupa’yı örnek almak ve yakalamak için Avrupa ile diplomatik olarak yaklaşmaya başladı.

Bu fark ve eksiklik gitgide açılmaya ve Osmanlı için kaçınılmaz son yakınlaşmaya başlamıştır. Orduya yapılan yeniliklerde Osmanlı aleyhine gerçekleşince Osmanlı Devleti askeri anlamdaki çabalarını diplomasiye taşımıştır. Osmanlı bu askeri boşluğu denge politikasıyla elde ettiği Rusya, İngiltere ve Fransa ile doldurmuştur. Rusya’nın askeri kuvveti İngiliz ve Fransız kuvvetleri toplamıyla eşitleniyordu. İngiltere ve Fransa Rusya’nın Akdeniz’e inmesini istemiyordu ve Osmanlı’yı korumak adı altında Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engelliyordu. Rusya bir sürü fırsata rağmen hayalleri olan Akdeniz’e ulaşamamıştır. Ama bu diplomatik yaklaşım Osmanlı Devleti’nin düşmanlarının ülkeyi bölmekten kurtaramamıştır. Denge politikasındaki dönemde Osmanlı’nın dost olarak gördüğü devletler tek tek Osmanlı ile savaşa girip topraklarını ele geçirmiştir. Rusya Kırım’ı İngiltere Mısır, Filistin, Ürdün’ü ve Fransa’da Cezayir ve Suriye’yi ele geçirmiştir.

Ticaretle Uğraşan Avrupalı Güçlerin, Osmanlı Devleti’ne Yardım Etme Nedenleri Neler Olabilir?

Osmanlı Devleti zayıfladığı dönemlerde bile oldukça büyük toprakları kaplamıştır. Bu topraklar fazla olmak ile kalmamış, verimli ve ham maddesi bol topraklardır. Yani güç kaybetmesi ve ekonomisinin kötüleşmesi ticari hacmini etkilememiştir. Hammaddeye sahip olmakla birlikte hammadde ticaretini devam ettirebilmişlerdir. Bu hammadde ticareti ise Avrupalı güçlerle yapılmıştır. Çünkü o dönemde sanayileşme ile birlikte Avrupa’da güçlü konumda olan ülkeler sanayide hammadde ihtiyacı duyar. Osmanlı Devleti’nin verimli toprakları ve coğrafyasını bir bakıma kullanmak için onlarla hammadde ticaretine girmişlerdir.

İşlenmiş mal, ucuz mal alıp satma bu Avrupalı güçlerin kaçırmak istemeyeceği bir fırsattır. Osmanlı Devletinde hammaddeler son derece ucuz bir fiyata geldiği için Avrupalı güçler bundan daha da karlı çıkmıştır. Ucuz hammaddeyi işleyip satarak sanayi ve ekonomi bakımında güçlenmişlerdir. Osmanlı Devleti’nin sürdürülmesi, onlar için ucuz hammadde yani ticari çıkar anlamına gelmektedir. Osmanlı Devletinin parçalanıp Avrupalı güçler arasında paylaşılması belli bir noktada daha karlı hale geliştir. Bu noktada Osmanlı Devleti artık hasta adam olmuştur ve onunla yapılan ticaretler kesilmiştir. Bir bakıma kaynakları kullanılan Osmanlı Devleti, Avrupalı güçlerin çıkarlarına göre varlığını sürdürebilmiştir.

Özetlemek gerekirse ekonomisi kötüleşip güç kaybedince Osmanlı Devleti, zengin coğrafyası ile elde ettiği hammaddeleri Avrupalı güçlere ucuza satmak zorunda kalmıştır. Bu, Avrupalı güçler için güzel bir çıkara neden olmuştur çünkü sanayileşme ile işlenmiş mallar üretilmiş ve az fiyata alıp çok fazla kar edebilmişlerdir. Yani bir bakıma Osmanlı Devleti ile ticaret yaparak ondan faydalanmışlardır.

Şark Meselesi Kapsamında Avrupalı Devletlerin, Orta Doğu’ya Yönelik Politikaları Nelerdir?

Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı dönemlerde, devletin aleyhine bir olaydır. Şark Meselesi kendini 18. yüzyıl sonlarına doğru göstermeye başlamasına rağmen ilk olarak konuşulmaya 19. yüzyılın başlarında başlanmıştır. Bu ilk olarak Viyana Kongre’sinde konuşulmuş bir meseledir. İlk ortaya atıldığı zaman daha sonra dönüştüğünden farklı olarak Osmanlı Devleti’nde toprakların bütün kalması amacını gütmüştür. Zamanla Avrupa devletleri bu terimi; Osmanlı Devleti’nin topraklarını kendi aralarında paylaştırmak için kullanmıştır. Bu durum Avrupa kıtasındaki Osmanlı Devleti’ne ait toprakların Avrupa devletlerine verilmesinden zaman geçtikçe Osmanlı Devleti’nin bütün topraklarının bölüşülmesine değiştirilmiştir.

İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya; Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’da bulunan topraklarıyla ilgilenmektedir. Rusya’nın Orta Doğu’dan toprak alması, Asya ve Afrika’ya rahat bir erişimi olması anlamına gelir. Bu noktalarda sömürge yapan İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletleri, Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden toprak almasını tehlikeli görmüştür. Bu nedenle ilk başlarda Fransa ve İngiltere; Osmanlı Devleti’nin topraklarının Rusya tarafından alınmasını önlemek için Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü korumak istemiştir. Osmanlı Devleti’nin çöküşü ile birlikte; İngiltere ve Fransa sömürgelerini bu bölgeye taşımak ister. Ancak bunu sömürge adıyla yapamayacakları için “mandacılık” ile yaparlar. Böylece Orta Doğu bölgesinden ekonomik kazanç elde eder ve onlardan yana kişileri yönetime geçirirler.

Özetlemek gerekirse; İngiltere ve Fransa ilk başlarda Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden toprak almasını istemezler. Çünkü, bu durum onların sömürgelerini etkileyebilir. Osmanlı Devleti gücünü kaybedince de orayı Manda ve Himaye sayesinde sömürmeye başlarlar.

Sultan II. Mahmud’un, Tepedelenli Ali Paşa’yı Azletme Nedenleri Neler Olabilir?

Tepedelenli Ali Paşa, Tepelen kasabasında 1744 yılında doğdu. Zengin bir aileye doğmuştur ancak babası öldürüldüğü zaman ailesi bu ekonomik gücü kaybeder. Bir paşa kızı ile evlendiği dönemde Osmanlı Devleti’nde de güçlenmeye başlar. Bu dönemde Rumlar, Filiki Eterya Derneği’ni kurmuştur. Bu çalışmalar ile Osmanlı Devleti’nden bağımsız olmayı hedeflemişlerdir. Tepedelenli Ali Paşa ve oğulları, bağımsız bir devlet kurma yolunda güç toplamaya başlarlar. Epir bölgesindeki nüfuzunu genişletmiştir. Avrupa devletleri ile bazı anlaşmaları ve bağımsız bir devlet olma girişimi Osmanlı Devleti’ni rahatsız etmiştir. Mehmet Sait Halet Efendi’nin de düşünceleri ile Sultan II. Mahmut; Tepedelenli Ali Paşa’yı görevden almaya karar verir.

Tepedelenli Ali Paşa; Sultan II. Mahmud’un verdiği karara karşı çıkar ve bir isyan başlatır. Hurşit Ahmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa’nın isyanını bastırmak ile görevlendirilir. Hurşit Ahmet Paşa ve ordusu, Tepedelenli Ali Paşa ve oğullarını yenerek bağımsızlaştırmaya çalıştığı toprakları da geri kazanır. İlk olarak Tepedelenli Ali Paşa’nın güvenli tutulacağı kararı alınsa bile daha sonra tekrar benzeri bir durumun yaşanması riskinden kurtulmak için bu karardan geri dönüldü. Tepedelenli Ali Paşa idam edildi. İsyan bastırılmıştı ancak ortaya bir kargaşa hali çıkması, Rumların bağımsızlıklarına kavuşmasına yardım etmiştir.

Kısaca, Tepedelenli Ali Paşa; Osmanlı Devleti toprakları içerisinde bağımsız bir Rum devleti kurmak istemiştir. Bu nedenle Sultan II. Mahmud onu görevden alır ve sonucunda bir isyan çıkarır. İsyanı bastırılır ama gelecekte Rumların bağımsızlığı için bir yol açar.

Kutsal Yerler Sorunu’nun, Osmanlı Dış Siyasetine Etkileri Nelerdir?

Osmanlı Devleti, geniş toprakları içinde çok fazla farklı kültür, din ve etnik kökenden insanları bulundurmaktadır. Bu durum Rusya’nın işine gelir. Boğazlara ulaşma ve sıcak denizlere inmek isteyen Rusya, zayıflamış -hasta adam adını almış- Osmanlı Devleti’nde bazı sorunlara yol açar. Osmanlı Devleti’nden toprak almak için savaş açması gerekir, bunu da bir nedenle yapmalıdır. Rus Çarı I. Nikola, “Kutsal Yerler” sorununu dile alır.

Osmanlı Devleti geniş topraklara sahip olduğu için bir sürü farklı din için önemli yerleri de içermekteydi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, bu yerler Katoliklere verilmişti. Rus Çarı I. Nikola ise Doğu Hıristiyanlığı ve Ortodoks Hristiyanlığı savunarak bu yerlerin katoliklere ait olmasını bir sorun olarak göstermiş, Osmanlı Devleti içinde bir çatışma başlamıştır. Beytüllahim Mağarası, Beytüllahim Kilisesi, Kamame Kilisesi ve Kutsal Mezar Kilisesi gibi Hristiyanlık tarihinde önemli yerler için Katolikler ve Ortodokslar arasında bir çatışma vardır. Rus Çarı I. Nikola ise bu Kutsal Yerler Sorunu’nu savaş için bir sebep olarak göstererek Ortodoks ve Doğu Hıristiyanlığını savunur.

Yani, farklı kültür ve dinleri bir arada bulunduran Osmanlı Devleti, Katolik ve Ortodoksları da bulundurmaktadır. Kutsal yerler için bu iki mezhep arasında bir kavga vardır. Bu durum, Rus Çarı I. Nikolay tarafından savaş nedeni olarak kullanılmıştır. Zaten zayıf konumda olan Osmanlı Devleti, dış güçler tarafından saldırı altına gelmiştir.

Berlin Antlaşması’yla Ortaya Çıkan Ermeni Meselesi’nin Günümüz Siyasi İlişkilerine Etkileri Nelerdir?

Osmanlı Devleti içinde bir sürü millet bulundurmaktadır. Bu nedenle ortaya atılan milliyetçilik akımı, içinde bulundurduğu farklı halkların Osmanlı Devleti’nden kopma isteğini oluşturmuştur. Yani milliyetçilik akımının başlaması ile Osmanlı Devleti’nin parçalanmıştır. Milliyetçilik sorunları ile birçok çok uluslu devlet yıkılmış ve dağılmıştır. Rusya, Doğu’da bir Ermeni Devlet’i kurmaya çalışır ve ulusçuluk akımından faydalanır. Berlin Antlaşması ile Ermeni Devleti’nin kurumu için çalışmalar başlar. Bu noktada arası bozuk olan Osmanlı Devleti ve Ermeniler, günümüzde hala iyi anlaşamaz. Bazı devletler Osmanlı Devleti’nde Ermenilerin katledildiğini savunarak günümüzde de bunu Türkiye’nin karşısına koyar.

Türkiye ise Ermenilerin katledilmediğini savunur. Uluslararası ilişkilerde Ermeni soykırımı Türkiye’yi zor bir duruma sokar. Ancak bu noktada hangi tarafın haklı olduğu kanıtlanamaz ve hala tartışılır. Bu olayı incelerken baktığımız kaynaklar farklı tarafları savunmaktadır. Bazı kaynaklar karşılıklı bir savaşı, bazıları Ermenilerin katledildiğini ve Türkiye’nin bunun üstünü örtmeye çalıştığını, bazıları ise Türkiye’nin bu noktada masum olduğunu ve uluslararası ilişkilerde güçsüzleştirilmesi için ona bu iftiranın atıldığını savunur. Bu mesele o günden bu güne çözümlenememiştir ve katliamın olup olmadığı tartışılır.

Kısaca milliyetçilik ve Rusya’nın desteği ile Ermeni Devleti kurulması fikri ortaya atılır. Berlin Antlaşması ile bu durum yürürlüğe konur. Bazı kaynaklara göre Osmanlı Devleti altında yaşayan Ermeni halkı hallerinden mutludur ve milliyetçilik fikri atılana kadar sorunsuz yaşamıştır, bazılarına göre ise kültürleri bastırılmıştır ve özgür yaşayamamışlardır. Bu durumun farklı perspektiflerden kaynaklarının farklı bilgiler vermesinden dolayı nesnel bir sonuç yoktur. Türkiye katliamı reddederken bazı ülkeler bunun gerçekliğini savunur. Bu Türkiye’ye kötü bir imaj verir.

Osmanlı Devleti’yle Avrupalı Devletler Arasındaki Rekabette Mısır’ın Önemi Nedir?

Osmanlı Devleti i​çin Ortadoğu bölgesi çok önemli bir noktadır. Ortadoğu’yu fethetmek yönünde ilk adımları atan padişah Yavuz Sultan Selim Han’dır. Yavuz Sultan Selim Ortadoğu’daki zenginliğin farkına varmış ve bu zenginliği ele geçirmek yönünde çalışmıştır. Önceleri Bizans İmparatorluğu’nun kontrolünde olan Mısır sonrasında İslam İmparatorluğu tarafından işgal edilmiştir. İslam kısa sürede Mısır’a yayılır. İslam Halifeliğinin kontrolü altında olan Mısır Fatimiler, Memlükler ve Eyyubiler tarafından yönetilmiştir. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Han Memlük Sultanlığı ile Ridaniye Muharebesi’ne girer. Savaşın sonucunda Memlük Sultanlığı yıkılır, Mısır Osmanlı topraklarına dahil olur, Mısır Eyaleti kurulur ve halifelik Türklere geçer.

1789’da Fransız İhtilali’nin ortaya çıkmasıyla Avrupa ülkeleri Fransa’ya karşı cephe oluşturur. 1798 yılında Fransa Mısır topraklarına asker çıkarır ve burayı işgal eder. Bununla beraber uzun yıllar Rusya ile savaşmakta olan Osmanlı Devleti için tehdit kuzeyden Akdeniz’e geçer. Fransızların Mısır’ı işgal etmesi sonrası diğer Avrupalı devletler kendi çıkarları için Osmanlı Devleti’ne destek olur. Uzun zaman sonra 1882’de Mısır İngiltere tarafından işgal edilir. Mısır’ın tarihine bakıldığında Osmanlı Devleti ile Avrupalı devletler arasındaki rekabette önemli bir rolü olduğunu ve Osmanlı Devleti ile Avrupalı devletlerin Mısır toprakları üzerinde egemenlik kurmak istedikleri görülür. Bunun sebeplerinden biri Avrupalı devletler tarafından bolca zenginliği olan Ortadoğu’ya giriş kapısı olarak görülmesidir. Bir diğer sebep ise Mısır’ın Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki eli olmasıdır. Avrupalı devletler bu eli kesmek ve Ortadoğu’daki zenginliklere erişmek istemişlerdir.

Osmanlı Devleti’yle Rusya Arasındaki Rekabette, Kırım’ın Önemi Nedir?

Osmanlı Devleti’nin gerilemeye başlaması ile diğer devletler Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu stratejik noktaları ele ge​çirme planları yapmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti’ne en büyük sıkıntıları çektiren devletlerden bir tanesi Rusya’dır. Asırlarca gözünü Osmanlı topraklarına dikmiştir ve bu toprakları ele geçirmek uğruna birçok kez savaşa girmiştir. Bu toprakları ele geçirmek istemesindeki ana nedenler Akdeniz’de sıcak denizlere inmek ve Osmanlı himayesindeki Balkan devletlerini Panslavizm politikasıyla kendi hakimiyeti altında toplamaktır. Rusya’nın Osmanlı Devleti ile uzun yıllar boyunca uğruna mücadele ettiği stratejik noktalardan biri Kırım’dır. 1476 yılında Fatih Sultan Mehmet Kırım’ı fethetmiş ve Karadeniz’i Türk gölü haline getirmiştir. 1476 yılından 1774 yılına kadar Kırım Osmanlı Devleti’ne bağlı kalmıştır.

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması‘nın imzalanmasıyla Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti’nin himayesinden çıkmış ve bağımsız hale gelmiştir. Rus Çariçesi II. Katerina Küçük Kaynarca Antlaşması hakkında “Rusya şimdiye kadar böyle bir anlaşma yapmadı.” sözlerini söylemiştir. Kırım Hanlığı’nın bağımsızlaştırılması Rusların burayı işgal etmek için yaptığı planın ilk adımıdır. 1778 yılında Ruslar Kırım’a girer. 1781 yılında o dönemin hanı Şahin Giray’a karşı büyük bir ayaklanma çıkar. Ayaklanmanın sonucunda 1783’te Rus Çariçesi II. Katerina Kırım’ın Rus vilayeti haline geldiğini ilan eder. Kırım için Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı’nın yıllar boyunca mücadele ettiği görülür. Bunun sebeplerinden biri Kırım’ın stratejik açıdan önemli konumudur. Bir diğer sebebin ise Osmanlı Devleti’nin Karadeniz üzerindeki hakimiyetine son vermek olduğu söylenebilir.

XVIII ve XIX. Yüzyıllarda Osmanlı ile Rusya Arasında İmzalanan Antlaşmalarda, Rusya’nın Ekonomik ve Siyasi Kazanımları Nelerdir?

18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı-Rus ilişkisi doruk noktaya ulaşmıştır. Bu dönemde iki devlet sürekli olarak savaş ve mücadele i​çerisinde yer almıştır. 18. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Rusya arasında dört büyük savaş yaşanmıştır. Bunlar Prut Savaşı olarak da bilinen 1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşı, 1735-1739 Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşı, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı ve 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’dır. Rusya daha önce Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşlarda kaybettiği toprakları geri almak için Prut Savaşı olarak da bilinen 1710-1711 Osmanlı-Rus Savaş’ını başlatmıştır. Savaş sırasında Osmanlı ordusu Rus birliklerini çember içine alır ve onlara kurtuluş imkanı bırakmaz.

Bunun sonucunda Çariçe I. Katerina Osmanlı Devleti’ne barış teklif eder. Rusların mağlubiyetiyle biten bu savaşın sonucunda Prut Antlaşması imzalanır. Bu antlaşmayla Ruslar Azak Kalesi’ni kaybeder ve Karadeniz çevresinden uzaklaştırılır. Daha sonra 1735 yılında 1735-1739 Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşı başlar. Savaşın nedeni Rus Çarlığının Karadeniz sahillerini ele geçirerek sıcak sulara inme planıdır. Savaşın sonucunda 1739 yılında Niş Antlaşması imzalanır. Antlaşmada Rusların Kırım’dan çekilmesi ve Karadeniz’de savaş veya ticaret gemisi bulundurmamaları maddeleri bulunur. Sonra 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı çıkar. Bu savaş Osmanlı Devleti’nin yenilgisi ile sonuçlanır. Savaşın sonucunda Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Küçük Kaynarca Antlaşması imzalanır. Küçük Kaynarca Antlaşması ile Ruslar Karadeniz sahillerine yerleşir ve Rus gemileri Akdeniz ve Karadeniz’de ticari faaliyetlere başlar. Bu antlaşmayla Kırım’ın bağımsızlaştırılması kararlaştırılır. Bu karar sonraki yıllarda Rusya’nın Kırım’ı işgal etmek için yaptığı planın ilk adımıdır.

Osmanlı Devleti’nin Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla kaybettiği toprakları geri almak istemesiyle 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı ortaya çıkar. Bu savaşı Osmanlı Devleti’nin yenilgisiyle sonuçlanır ve Rus donanmasının Karadeniz’deki gücü artar. 19. yüzyılda dört büyük savaş daha yaşanmıştır. Bunlar 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı, 1853-1856 Osmanlı-Rus Savaşı ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’dır. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlı Devleti’nin yenilgisi ile sonuçlanır ve sonucunda Bükreş Antlaşması imzalanır. Bu savaşta Rusya büyük askeri başarılar kazanmasına rağmen Fransız tehdidiyle fazla toprak kazanamamıştır. 1828 yılında 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı çıkar.

Bu savaşın sonucunda Osmanlı Devleti mağlup olur ve Edirne Antlaşmasını imzalar. Antlaşmanın sonucunda Yunanistan bağımsızlığını kazanır ve Osmanlı toprak kaybı verir. 1853 yılında Kırım Savaşı olarak da bilinen 1853-1856 Osmanlı-Rus Savaşı çıkar. Bu savaş Osmanlı Devleti’nin zaferi ile sonuçlanır ancak savaştan çok büyük zarar ile çıkar. Savaşın sonucunda imzalanan Paris Antlaşmasıyla Rusya tarafından bozulan güç dengesi tekrar kurulmuştur. 1877-1878 yılları arası yaşanan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı 93 Harbi olarak da geçer. Bu savaşta Osmanlı Devleti ezici bir yenilgi alır. Rus birlikleri İstanbul’a kadar ilerler ve çevredeki toprakları işgal eder. Çaresiz durumdaki Osmanlı Devleti ateşkes teklif eder. Savaşın sonucunda imzalanan Ayastefanos Antlaşmasıyla Karadağ, Sırbistan ve Romanya bağımsız hale gelmiştir. Osmanlı büyük toprak kayıpları yaşar.

Genel olarak 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı Devleti ile Rusya arasında gerçekleşen savaşların Rusya açısından verimli ekonomik ve siyasi kazanımlara sebep olduğu söylenebilir. Ekonomik kazançlar Rusya’nın kazandığı savaşlardan toprak ve altın olarak tazminat alması, Karadeniz ve boğazlarda ticari haklar elde etmesidir. Siyasi kazançlar ise Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışabilme hakkı elde etmesi, stratejik noktaları ele geçirmesi ve dünyadaki itibarını arttırmasıdır.

Avrupalı Devletlerin Osmanlı Devleti’yle Rusya Arasında İmzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması’na Tepki Göstermesinin Sebepleri Nelerdir?

1829 yılında Rusya ile yapılan savaş sonrası Edirne Antlaşması imzalanmıştır. Bu sıralarda Mısır Valisi Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanır. Zor durumda kalan Osmanlı Devleti isyanın bastırılmasında Rusya’nın desteğini ister. Bunun üzerine Rusya İstanbul’u korumak i​çin otuz bin kişilik askeri birlik gönderilir. Mısır, Osmanlı Devleti ile anlaşmaya sıcak bakmayınca Rusya Mısır’a baskı uygular. Bunun sonucunda 14 Mayıs 1833’te toprak kayıplarına neden olan Kütahya Antlaşması imzalanır. Osmanlı Devleti Mısır’la barışmış olmasına rağmen güvende hissetmez ve bunun üzerine Rusya ile 8 Temmuz 1833’te Hünkâr İskelesi Antlaşmasını imzalar. Antlaşmada Edirne Antlaşması ile bu antlaşmada yer alan maddelerin onaylandığı belirtilir.

Aynı zamanda eğer iki devletten biri saldırıya uğrarsa diğer devletin ona yardım birlikleri göndereceği, bu birliklerin sayısının iki devlet arasında kararlaştırılacağı ve yardım isteyen tarafın yardıma gelen tarafın bütün masraflarını karşılayacağı yazmaktadır. Bunların yanı sıra bir savaş durumunda boğazlar sadece Rus donanmasına açık olacaktır. Fransızlar ve İngilizler bu antlaşmanın imzalandığını öğrendikten sonra bunu onaylamamış ve protesto etmişlerdir. Avusturya, antlaşmanın sakıncalarıyla ilgili olarak Çar I. Nikolay ile görüşmüştür. Çar I. Nikolay antlaşmayı bozmayacağını, fakat şartları yerine getirmeyeceğini söylemiştir ve Avusturya ile 18 Eylül’de Munchergratz Antlaşması’nı yapmıştır. Avrupalı devletlerinden İngiltere ve Fransa’nın Hünkâr İskelesi Antlaşması’na tepki göstermelerinin sebebi bu ülkelerin Doğu Akdeniz üzerinde planladıkları çıkarlarının tehlikeye düşmüş olmasıdır.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

11. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Uluslararası İlişkilerde Denge Stratejisi (1774-1914) ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

A Bölüm Cevapları

Aşağıdaki İfadeleri Birer Cümleyle Açıklayınız.

Viyana Kongresi Nedir?

Fransız ordusunun yenilgisinin ardından toplanmış olan kongreye verilen isimdir.

Denge Politikası Nedir?

Osmanlı’nın Avrupa’daki karışıklıklardan faydalandığı ve varlığını sürdürdüğü politikadır.

93 Harbi Nedir?

Osmanlı ve Rusya arasında yapılan bir savaştır.

B Bölüm Cevapları

Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

Osmanlı Devleti Kırım’ı Hangi Antlaşmayla Kaybetmiştir?

Küçük Kaynarca Antlaşması ile.

Fransızların, Mısır’ı İşgali Karşısında Avrupalı Devletlerin Osmanlı Devleti’ni Savunma Amaçları Nelerdir?

Sömürgesinin güvenliğini sağlamak en büyük amacıdır.

Mehmet Ali Paşa İsyanı’nın, Osmanlı Dış Siyasetine Etkileri Nelerdir?

Osmanlı’nın içindeki sorunlar doğal olarak hakimiyeti zayıflatmış ve bazı toprakların bütünlüğü sağlanamamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Paris Antlaşması’nda Avrupa Devleti Olarak Kabul Edilmesinin Nedenleri Nelerdir?

Rus tehlikesi atlatılması üzerine kabul edilmiştir.

Balkan Savaşları Sonucunda Osmanlı Devleti’nin Kaybettiği Yerler Nerelerdir?

Tüm Balkanlar.

C Bölüm Cevapları

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. C 2.C 3.E 4.A 5.D 6.B 7.D 8.E 9.E

Ç Bölüm Cevapları

Aşağıdaki soruları “Kahraman Nene Hatun, 93 Harbi’nde” başlıklı metinden hareketle cevaplayınız.

1877 Osmanlı Rus Savaşı’nın 93 Harbi Olarak Adlandırılmasının Gerekçesi Nedir?

Rumi takvime göre 1293 yılıdır.

Kıymetbilirlik İfadesi Hangi Anlamlara Gelmektedir?

Nankörlük yapmamak, iyiliğin kıymetini bilmek.

Nene Hatun’un Çocuğunu Bırakıp Halkın Arasına Mücadele İçin Karışması Hangi Değerlerle İfade Edilebilir?

Halkın vatana olan sevgisinin en büyük örneklerinden biridir.

Tarihimizde Nene Hatun Gibi Destanlaşan Diğer Kadın Kahramanlarımız Kimlerdir?

Kara Fatma örnek verilebilir.

Bir İnsanı Kahraman Yapan Özellikler Nelerdir?

Cesaret en belirgin kahraman özelliklerindendir.

Aşağıdaki soruları “Sinop Baskını” başlıklı metinden hareketle cevaplayınız.

Rusların, Sinop Limanı’nda Bulunan Gemilere Yaptığı Baskının Sürpriz Olmamasının Nedenleri Neler Olabilir?

Rusların sıcak denizlere inme politikası bu durumu oldukça olağan karşılamaya müsait hale getirmiştir.

Deniz Harp Tarihimizde Kazandığımız Önemli Başarılar Hangileridir?

Preveze Deniz Savaşı buna örnek olarak verilebilir.

Tonaj Ne Demektir?

Bir geminin ne kadar yük taşıyacağı tonaj ile ifade edilir.

Türk Tarihindeki Hangi Kahramanla İlgili Bir Pul Tasarlamak İsterdiniz? Neden?

İbn-i Sina ile ilgili tasarlamak isterdim. Çalışmaları ilgimi çekiyor.

Tasarladığınız Pulu Sınıf Veya Okul Panosunda Sergileyiniz.

Hazırlanmaktadır…

Türk Tarihindeki Önemli Olay ve Kahramanların Nesilden Nesile Aktarılması İçin Hangi Çalışmalar Yapılabilir?

Konferans tarzı etkinlikler düzenlenebilir.

Aşağıdaki soruları “Balkan Acıları” başlıklı metinden hareketle cevaplayınız.

Kosova’da Bulunan Türbe Hangi Padişahındır?

Sultan I. Murat Hüdavendigar.

Kalbi Parçalanmış Bir Osmanlı Haritası İle Anlatılmak İstenenler Nelerdir?

Yaşanılan üzüntünün büyüklüğünden bahsedilmektedir.

Yetmişlik Türbedarın Gözlerinin Akınlarda Kalmasının Nedenleri Neler Olabilir?

Vatanı için o yaşta dahi savaşmak istemektedir.

Tarihimizin Horlanması Hangi Anlamlara Gelmektedir?

Tarih tam anlamıyla bilinmemekte ve üstelik araştırılmamaktadır.

Murad Hüdavendigar’ın Namının Yasaklanmasının Gerekçeleri Nelerdir?

Hüdavendigar Allah’ın sevdiği kulu anlamına gelir ve Allah sevdiğini yanına erken alır düşüncesi ile kişinin daha çok yaşaması istenmektedir.

Balkanlardaki Acıları Anlatan Bir Dörtlük Yazınız.

Uzaklaştırıldık evimizden
Bir parçamızı bıraktık kalbimizden
Yalnız kalmaya hazırdık
Ama ayrılamadık sevgimizden


Not: 11. sınıf tarih ders kitabı cevaplarının tamamı için 11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 11. Sınıf Tarih Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları destek@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

İlgili Yazılar
2 Yorum Yapıldı
  1. Arman Özcan Diyor ki:

    derstarih.com Ne güzel bir sitedir bu. Herkese öneriyorum.

  2. Sema Yıldız Diyor ki:

    11. sınıf tarih ders kitabı cevapları çok işime yaradı. Teşekkür ediyorum.

Yorum Yapın

İlk Siz Haberdar Olun!
E-posta adresinizi girin, yeni içeriklerimiz e-posta adresinize gelsin.