9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – 3. Ünite (2020-2021)

Tarih Ders Kitabı Cevapları

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite başlıklı bu yazımızda 9. sınıf MEB tarih ders kitabındaki 3. ünite içinde yer alan tüm konu içi soruların cevapları ile 3. ünite başında yer alan Hazırlanalım, 3. ünite sonunda yer alan Ölçme ve Değerlendirme bölümü soruları cevaplarını hazırladık. Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı 3. Ünite Cevapları

9. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Orta Çağ’da Dünya, dört kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu dört kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Hazırlanalım Bölümü Soruları

9. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Orta Çağ’da Dünya ünitesinin Hazırlanalım bölümünde yer alan 3 soruyu yanıtladık.

(Sayfa 66) Hazırlanalım: Günümüzdeki Ticaret Merkezlerinin Özellikleri Nelerdir?

Hazırlanmaktadır…

(Sayfa 66) Hazırlanalım: Toplum Hayatına Kanunların Etkileri Nelerdir?

Hazırlanmaktadır…

(Sayfa 66) Hazırlanalım: Orta Çağ’da Avrupa’da Görülen Yönetim Biçimleri Nelerdir?

Hazırlanmaktadır…

Konu İçindeki Sorular

9. sınıf tarih dersinin üçüncü ünitesi olan Orta Çağ’da Dünya ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

(Sayfa 67) Tartışalım: Arnold Toynbee’nin Uygarlıkların Yıkılmasına İnanmamasının Nedenleri Neler Olabilir?

Hazırlanmaktadır…

(Sayfa 68) Yorumlayalım: Feodalitenin Güç Kazanmasında Etkili Olan Sebepler Nelerdir?

Feodalizm sisteminde her ne kadar sınıflandırmalar olsa da dünyada yaklaşık 500 yıl hüküm sürmüş bir sistemdir. Sebebi ise 5. yüzyılda krallıklar ve köy halkı arasında dağlar kadar fark vardı. Bu farklar arasında köy halkı fakir bir şekilde yaşarken (yemek bile bulamazlarken) krallar ve kraliçeler zenginlik içinde yaşıyorlardı, köylülerin elinde olan her şeyi alıyor (yemek, su, kıyafet, evler vb birçok genel ihtiyaçları) onları yoksulluk içinde yaşatıyorlardı.

Bu durumdan sıkılan bir grup köylü bağımsız, özgür ve huzurlu bir hayat için feodalizm sistemini ortaya çıkardılar. Önce bu durumdan kralların hoşlanmayacağını düşünen köylüler bulundukların halleri göz önüne alıp kaybedecek hiç bir şeyleri olmadığını düşününce feodalizm sistemini seçtiler. Bu şekilde ortaya çıkan ve yavaş yavaş insanların içinde yer edinen bu sistem her geçen gün insandan insana yayıldıkça güçlendi. Taki Sanayi Devrimi ortaya çıkana kadar. Kısaca söylemek gerekirse; Feodalizmden önceki dönemde krallar ve kraliçeler köylülere acımasızca ve zalimce davranıyor ve köylülerin elinde ne var ne yoksa alıyorlardı. Bundan sıkılan köylüler feodalizm sistemini ortaya çıkardılar. Bu şekilde köylüler arasında bu sistem yer edinerek güçlendi.

(Sayfa 70) Cevaplayalım: Gücün Meşruiyet Kaynağı Bakımından Sasani, Bizans ve Moğol İmparatorluklarının Benzerlik ve Farklılıkları Nelerdir?

Hazırlanmaktadır…

(Sayfa 71) Yorumlayalım: Veba Salgınının, Avrupa’da Siyasi ve Sosyal Hayata Etkileri Neler Olmuştur ?

Öncelikle olarak siyasi hayata etkilerine bakmak gerekirse halk arasında yönetime olan güven azalmış ve bunun sonucuda ise itaat etmeme yani itaatsizlikler başlamıştır. Böylelikle bazı isyanlar çıkmaya başlamıştır. İşçi ve ürün ücretlerinin artmasına sebep olmuştur. Avrupa’nın demografik haritasının değişmesine de sebep olmuştur veba salgını. Feodalizm yıkılmış oldu.

Sosyal hayata etkilerine bakacak olursak insanların sosyal aktiviteleri bitmiş, iletişim kopuklukları olmuş ve insanlar birbirlerinden uzaklaşmaya başlamışlardır. Bu da ticari ve dini uygulamaları durma noktasına getirmiştir. Köylülerin toplu ölümleri emek kıtlığına yol açtı ve işsizliğe son verdi.Köylüler daha iyi çalışma koşulları için seslerini yükseltmeye başladılar. Cadı avları, yıkanmayan insanların öldürülmesi ve kedilerin avlanması gibi birtakım olaylar yaşanmıştır. Veba ayrıca sanat ve edebiyat alanında da insanlara ilham kaynağı olmuştur. Örnek vermek gerekirse bunun en önemli örneği ise Boccaccio’nun Decameron adlı eseridir.

(Sayfa 72) Tartışalım: “Ülkenin temeli vergidir, bu da adaletle yükselir, zulümle değil.” Sasani Hükümdarı Erdeşir Babekan’ın Bu Sözü Günümüz İçin de Geçerli Midir? Neden?

Hazırlanmaktadır…

(Sayfa 72) Araştıralım: Büyük İskender, Roma ve Sasani Devletlerinin Geniş Coğrafyalara Hükmetmelerindeki Etkenler Nelerdir?

Büyük İskender, Roma ve Sasanilerin geniş coğrafyalara hükmetmelerindeki temel etken disiplindir. Devletlerin uzun süre hayatta kalması bazı hukuki, siyasi ve kanuni şartlar ve kurallara dayanmaktadır. Otoritenin güçlü olması ve askeri güç de temel etkenler arasındadır. Tarihte uzun yıllar ayakta kalmış devletleri incelediğimizde adalet yapısının gelişmiş devletler olduğunu görmekteyiz. Doğru bir adalet anlayışına ait devletlerde hoşgörü ortamı da gelişir.

Devlet hoşgörü ve saygılı bir anlayışa sahip olduğu için çok fazla iç sorunla karşı karşıya kalmamış olur. Böylelikle devlet iç meseleler ile uğraşmaz ve dış sorunlara yönelir. Çok fazla iç sorunla karşılaşılmadığı için dış politikaya daha çok hakim olunur. Gelişmiş ve uzun yıllar ayakta kalmış imparatorlukların en büyük özelliklerinden biri ise halkın devlete bağlı yaşamasıdır. Halk devlet adamlarına saygı duyar devlet adamları da halka saygı duyar. Bu devletlerin bir diğer özelliği ise refah seviyesi yüksek devletler olmalarıdır.

(Sayfa 73) Tartışalım: İlk Çağlardan İtibaren Tarım Üretimini Artırmak İsteyen İnsanlar Hangi Faaliyetlerde Bulunmuş Olabilir?

Eski tarihlerde yaşamış olan insanlar neredeyse tek ticaret ve yemek kaynakları olan tarıma bir hayli önem vermiştir. Çünkü eski çağlar da tarım olmasaydı eski insanların yaşamları çok zor olurdu. Eski tarihlerde insanlar nüfus ve ihtiyaçları arttıkça tarımda verimlilik ve bolluk için her meyve ve sebzeyi yetişmesi gereken yükseklikte yetiştirme gibi verimi artıracak aynı zamanda da bolluğu artıracak faaliyetlerde bulunmuştur. Mesela eski çağlarda yaşayan insanlar verimi ve bolluğu artırmak için ve aynı zamanda su kaybını önlemek için damıtma sulama ya da yüksekliğe göre meyve ve sebze yetiştirme işinin kolaylaştırmak için araziyi basamaklar halinde katman katman yükseltmiştir. Böylece hem su tasarrufu hem bolluk ve verimliliği sağlamıştır. Hem de enerji kaybını büyük ölçüde engellemiştir. Bunların dışında eski dönemlerde yaşamış olan insanlar artı ürün sisteminde kullandıkları meyve ve sebzeleri ekerek fazladan meyve ve sebze elde etmişlerdir.

(Sayfa 73) Cevaplayalım: Artı Ürünün İnsan Yaşantısına Etkileri Nelerdir?

Üretilen artı ürün sayısı arttıkça, daha fazla ürünleri gözeten kişi, çalışan ve depolama alanı gerekmesi sebebinden ötürü eğer alan kısıtlı ise sorun yaratabilir. Diğer bir taraftan ise sosyal sınıflar ortaya çıkar ve eşitliği sosyal açıdan olumsuz etkiler. Sosyal sınıfların oluşumu olumlu olarak mesleklerin ortaya çıkışı, saygınlık ve rekabeti rekabetin beraberinde ise sektörlerde alıcı-satıcı artışı bakımından ekonomiye katkıdır.

Ancak olumsuz açıdan bakılırsa insanlar arasında oluşan sınıflaşma / gruplaşma insanların arasında anlaşmazlık, kavga ve birbirinden üstün görme, hor görme ve benzeri sorun ve avantajları beraberinde getirir. Diğer bir yandan devlet artı ürünleri ihtiyaç fazlalığı olması ve alınma zorunluluğu olmamasından dolayı artı ürünlerden daha fazla vergi alır. Artı ürünü olan şehirlerde ticaret artar ve buna bağı olarak daha çok hareketlilik ve ekonomide yükseliş ve gelişme olur. Şehir / ülke diğer ülke ve şehirlere göre daha önde, gelişmiş olur. Bu olay ise beraberinde insanlara daha faydalı konforlu ve iyi sosyal etkinlikleri artmış yepyeni bir şehir getirir.

(Sayfa 74) Araştıralım: Orta Çağ Avrupası’nda Feodalite Egemenken Osmanlı Devleti’nde Uygulanan Toprak Sisteminin Özellikleri Nelerdir?

Feodalite Sistemi: Köylü (yoksul kesim), Burjuva (zengin kesim), Aristokratlar (Soylu kesim) ve Din Adamları (Rahip, Papaz, İmam gibi din ile ilgili olan meslekler) gibi grupların bir piramit şeklinde değerlendirildiği yönetim şeklidir. Bu yönetim biçimi Feodalite Sistemi olarak da adlandırılmaktadır.

Osmanlı Devleti’nde Feodalite Sistemi egemenken topraklar üç çeşide ayrılmaktaydı. Bunlardan birincisi vakıf, kurum ve kuruluşlara ait olan ve toplumdaki dengeyi sağlamayı amaçlayan özel olan ve satılması yasak olan topraklardı. Bunlardan ikincisi tamamen halka ait olup savaş sırasında fethedilirken Gayr-i Müslümanlara ait olması ya da savaştan önce ve sonrasında da Müslümanlara ait olup olamamasına göre alınan verginin değiştiği sistemdir. Son olarak üçüncüsü ise tamamen devlete ait (olan ocaklık, tımar gibi) topraklardır. Bu topraklar aynı zamanda da devlete ait olup bir yandan da vergi karşılığı halka verilendir. Devlet bu topraklardan artı ürünlerden de fazla olarak vergi almaktadır.

(Sayfa 75) Cevaplayalım: Kast Sisteminin Hindistan’ın Siyasi Birliğine Etkileri Nelerdir?

Hindistan’daki her üç insandan ikisi yoksulluk sınırının altındadır ve ülkede 70,6 milyon Parya vardır.
Paryaların hukuksal ve sosyal hiçbir hakkı yoktur ve hep ezilirler, şehirler ve köylerde yaşamaları yasaktır, geceleri dolaşmaları yasaktır ve onlara yapılan her zulüm haklı görülür. Onların herhangi birine dokunması kesinlikle yasaktır. Aynı şekilde onlara dokunulması da yasaktır. Paryalar bir sonraki hayatlarında üst sınıflarda doğacaklarına inandıkları için bu durumu kabullenirler. Aynı zamanda Parya olmalarının sebebi eski hayatlarında yaptıkları kötülükler olduğuna inanırlar ve genelde hepsinin ten rengi koyudur. Kısacası reenkarnasyonun acı çektirdiği bir toplum düzenidir.

(Sayfa 78) Cevaplayalım: İpek Yolu’nun Geçtiği Bölgelere Hakim Olan Türk Devletleri Hangileridir?

İpek Yolu’nun geçtiği bölgelere hakim olan Türk devletleri hangileridir? sorusunu yanıtlayalım.Tarihte İpek Yolu çokça Türk Devletinin hakimiyetinde kalmıştır, bunları sıralayacak olursak:

  • Büyük Hun İmparatorluğu: Milattan Önce 220 – Milattan Sonra 216 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Göktürk Devleti: 552 ve 745 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Uygur Devleti: 745 ve 1368 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Karahanlı Devleti: 840 ve 1212 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Gazne Devleti: 962 ve 1183 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Büyük Selçuklu Devleti: 1040 ve 1157 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Osmanlı Devleti: 1299 ve 1922 yılları arasında hüküm sürmüştür.
  • Türkiye Cumhuriyeti: 1923 yılında kurulmuştur.

İpek Yolu günümüzde hangi ülkelerden geçer? Çin, Afganistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran, Azerbaycan ve Türkiye bu ülkeler halen İpek Yolu’nun yollarını kapsıyor olsa da İpek Yolu artık önemini kaybetmiştir. 2014 yılında UNESCO tarafından İpek Yolu’nun Chang’an-Tianshan koridorunu Dünya Mirası olarak belirlemiştir.

(Sayfa 79) Tartışalım: Tarihi Ticaret Yolları Yeniden Canlandırılabilir mi? Neden?

Tarihi ticaret yollarını geçmişteki işlevi ile yeniden gün yüzüne çıkarmak mümkün değildir. Çünkü ticaret anlayışları zaman içerisinde değişmiş buna bağlı olarak mallar ve ulaşım çeşitleri şekillenmiştir. Günümüzde ticari faaliyetler hava ve deniz yoluyla da yapılmakta olup ticari mal olan doğalgaz ve petrol, boru hatlarıyla ulaştırılabilmektedir. Ancak doğalgaz, petrol gibi günümüzde büyük önem arz eden malların ihracatı ve ithalatı da yine bu yollar üzerinden, güzergahından aktarılmaktadır. Ayrıca tarihi ticaret yollarının güzergahlarında kaos ortamı oluşmuştur. Bölgedeki savaş ortamından dolayı güvenlik problemleri yaşanmaktaydı ve bu durumda yollardaki ticari faaliyetleri engellemekteydi.

Günümüzde de Çin’in başlatmak istediği İpek Yolu Projesi rakip devletler tarafından engellenecek ve bu durumda kaos ortamı yaratabileceğine önemli bir gösterge niteliğindedir. Eğer Çin bu projesini başarıya ulaştırırsa güzergahta bulunan devletler için ekonomik bir kazanç sağlayacaktır fakat rakip devletler güzergahta bulunan devletlere çeşitli yaptırımlar uygulayabilecek veya bu yolu yok etmek için elinden geleni yapacaktır. Sonuç olarak, ticari yolların yeniden canlandırılması kimi devletler için çok önemli katkı sağlayacak olsa da bir nevi kaos ortamı da yaratması söz konusu olacaktır.

(Sayfa 80) Tartışalım: Medeniyetlerin, Askeri Teşkilatlara İhtiyaç Duymasının Sebepleri Neler Olabilir?

Askeri teşkilatlanma bir ihtiyaçtır. İnsanların güvenlik ihtiyacının karşılanması için düzenli bir güvenlik oluşturma isteği oluşmuştur. Devletlerin oluşmasıyla da askeri bir düzen oluşturulması söz konusu olmuştur. Medeniyetlerin, askeri teşkilatlanmaya ihtiyaç duymaları da dünya tarihini değiştiren etkilerin oluşmasını imkan sağlamıştır.

Medeniyetlerin askeri teşkilatlanmaya ihtiyaç duymalarının nedenleri, devletin güvenliği, milletin can ve mal güvenliği, devletin sınırlarının genişlemesi, millet içinde adaletin sağlanması için güvenliğin sağlanması vb. ihtiyaçlar olmuştur. Askeri düzen bir disiplin gerektirir. Bu disiplinden gelen güç medeniyetin yerleşik hale gelmesi, medeniyetin köklü olması anlamına gelmektedir. Medeniyetler tarihte bir değerdir. Korunma ihtiyacını karşılamanın yanı sıra toprakların genişlemesinede yardımcı olur.

Medeniyette yaşayan insanların ve devletin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması için askeri teşkilatlanmaya başlanmıştır. Devlet güvenliği, toplumun can ve mal güvenliği, toplum içinde adaletin sağlanması gibi ihtiyaçlar buna örnektir. Ayrıca devletlerin sınırlarının genişlemesiyle beraber devlet her yanı yönetemeyeceğinden askeri teşkilatlanmaya ihtiyaç duyulmuştur fakat bazı dönemlerde devletleri yıkılmaktan kurtaramamıştır.

(Sayfa 82) Cevaplayalım: Yerleşik ve Konar-göçer Toplumlar Arasındaki İlişkileri Belirleyen Unsurlar Nelerdir?

Hazırlanmaktadır…

(Sayfa 83) Tartışalım: Yusuf Has Hacip’in “Kutadgu Bilig” Adlı Eserine Göre Devletin Ayakta Kalmasını Sağlayan Unsurlar Nelerdir?

Kutadgu Bilig (Mesut Olma Bilgisi), Türk İslam edebiyat tarihinin ilk siyasetname eseridir. Karahanlılar zamanında yazılmış olup Yusuf’a “Has Hacip” unvanını kazandırmıştır. Hem cennette hem de yeryüzünde saadeti nasıl elde edebileceğimiz üzerinde durur.

Yazısı; basit nasihattan ziyade, yıllarını insana ve insanı anlamaya vermiş olan birinin bilgi birikimi olarak değerlendirilmelidir. Bireyi, devleti ve cemiyeti ayrılmaz bir bütün kabul eden Yusuf Has Hacip, adaleti merkeze oturtur ve düzgün bir adalet sisteminin halkın refah düzeyini arttıracağını ön görür. Adaletin yanında destekleyici sütün niteliği taşıyan başka etmenler de bulunur.

(Sayfa 85) Tartışalım: Cengiz Yasası’nın Ortaya Çıkmasında Moğol Kültürünün Etkileri Nelerdir?

Hukuk sistemlerinin kapsadığı kanunnameler, aile ve iş akitleri, ceza infaz yöntemleri toplum düzeninin sağlanmasına önemli katkı sağlamıştır. Kimi toplumlar bu kuralları yazılı hâle getirmiştir. Kurallara uyulmadığı takdirde karışıklıklar ve ayaklanmalar olacak, ileriye gitmesi halinde de ülkede düzen bozulacaktır. Hükümdarlar, düzeni sağlamaya çalışırken kendi topluluklarının, kültür ve gelişmişlik düzeyleri ile sosyal yapılarına göre hukuk kurallarını uyarlamıştır. Justinianus’un hazırladığı kanunlar ve Cengiz Han’ın kanunu bunlara örnektir. Büyük savaşlarla, büyük göçlerle, sosyal yapılarının farklılaşmasıyla ve gelişmişlik düzeylerinin ilerlemesiyle insanoğlu tarih boyunca hukuk kurallarını da geliştirmiştir. Böylece evrensel hukuk ilkeleri doğmuş ancak bulunan kanunlar tüm toplumlar tarafından aynı şekilde uygulanmamıştır.

Örneğin; Moğol hükümdarı Cengiz Han, Uygur Devleti’nden kullanmış olduğu alfabeyi kullanmış ve yasa oluştururken dönemin sosyal şartlarını göz önüne almıştır. Hükmettiği toplumun insanlarını iyi bilen Cengiz Han, bulunduğu coğrafyanın gerçeklerini göz önünde bulundurarak yasa oluşturmuştur. İnsanların yaşayışlarını sürdürmeleri ve yaşam kalitelerini korumak için suçlara karşı caydırıcı cezalar koymuştur.

(Sayfa 85) Cevaplayalım: Justinianus Kanunları ve Cengiz Yasası’ndaki Aile ve Ceza Hukukuyla Alakalı Kurallardaki Farklılıklar Nelerdir?

Aile ve ceza adları altında ayrı ayrı inceleyecek olursak:

Aile: Justinianus Kanunları’nda aile konusunda bir kesinlik yoktur. Ailelerin dağılmaması için kurallar konulmamıştır. Konulan kurallar genellikle maddi açıdan caydırıcılığı sağlar. Moğol Devleti’nde ise aile toplumun bir kurumu olarak görülür ve dağılmaması için alınabilecek her türlü önlem alınır.

Ceza: Justinianus Kanunları’nda yapılan hatalar, maddi açılardan cezalandırılır, suçluyu arındırma, iyileştirme ve korkutma amacı vardır. Cengiz Han ise bir hatanın tekrar yapılmaması için gerçekten sert cezalar olması gerektiğine inanan bir liderdir. Usulsüzlüklerin cevabı çoğunlukla idam veya dövülme olur.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

9. sınıf tarih ders kitabının üçüncü ünitesi olan Orta Çağ’da Dünya ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

A Bölümü Cevapları

Aşağıdaki terimleri birer cümleyle açıklayınız.

Kavimler Göçü Nedir?

Kavimler Göçü, 350 ve 800 yılları arasında yaşanan ve Orta Asya’dan Avrupa’ya gerçekleşen insan göçüdür.

Feodalite Nedir?

Feodalite, toprak sahipliği üzerine dayalı bir yönetim biçimidir. Ayrıca, bir toplum yapısı ve de bir ekonomik rejimdir.

Dogmatizm Nedir?

Bir bilgiye körü körüne bağlı kalmaktır.

Toplumsal Tabaka Nedir?

Kültürel özellikleri bakımından birbirlerine yakın olan insanların oluşturdukları toplumsal bütünlüktür.

B Bölümü Cevapları

Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

1. Ordu, atlı ve yaya olmak üzere iki ana birlikten oluşurdu. Silahlı ve silahsız gruplar da vardı ordu içinde. Ordunun önemsediği kutsal inançlar ordunun temelini oluştururdu. Ordular daha çok kalelerde ve çadırlarda yaşayan hareketli birliklerden oluşurdu..

2. Ticari mekanlar ticaretin yayılıp dağılması için önemli mekanlardır.

3. Ulaşım gelişmemiş olduğundan dolayı uzaklarla ticaret yapılamaz. Pazar anlayışı yoktur. Aynı zamanda güvenlik sorunlarından dolayı ticaret için dışarı çıkamıyorlardı.

C Bölümü Cevapları

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. Cevap: C Hint medeniyeti kast sistemini çıkarmıştır.

2. Cevap: A Buradaki tek doğru bilgi merkezi otoritenin zayıf olması.

3. Cevap: C Yasalar farklı kültürlerden etkilenirken Cengiz Han’dan önce bunların sözlü olduğunu görürüz.

4. Cevap: B Kervansaray.

Ç Bölümü Cevapları

Aşağıdaki soruları “Tek Kuşak-Tek Yol” başlıklı metinden hareketle cevaplayınız.

1. İpek Yolu’nu kullanan tüccarlar kendi ülkelerinin kültür ve fikirlerini de taşıdıkları için insanlar birbirlerinden etkilenirler.

2. Çin sanayi ve ekonomide geliştiğinden dolayı diğer ülkeler Çin’in yanında olmak istiyor.

3. Deniz ticareti alanında bir yatırımdır.

4. Entegrasyon, yabancıların kültürlerini bozmadan başka toplumlarla birleşmesidir.

5. Çin ile Türkiye ekonomide işbirliğine girmiş olacaktır. Çünkü Türkiye, İpek Yolu’nun Çin-Merkez ve Batı Asya koridoru üzerinde yer alıyor.

6. En başında eskiden karadan yürütülen ticaret şimdi denizden de yürütülecektir. Çin bu projenin içinde olan ülkelere ücretsiz liman, köprü, yol yapacaktır.


Not: 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite başlıklı yazımız, MEB tarih ders kitabındaki 3. ünite içinde yer alan tüm konu içi soruların cevapları ile 3. ünite başında yer alan Hazırlanalım, 3. ünite sonunda yer alan Ölçme ve Değerlendirme bölümü soruları cevaplarını kapsamaktadır.

9. sınıf tarih ders kitabı cevaplarının tamamı için 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler (2020-2021) başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı içinde yanıtını daha ayrıntılı öğrenmek istediğiniz tüm soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi