Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu

Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu (Tarih Konu Anlatımı)

Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595-1774)

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 11. sınıf tarih dersinin 1. ünitesi olan Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595-1774) ünitesinin 5. konusunun devamı olan Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu konusuna yer verdik. Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu konusunu “1700-1774 yılları arasındaki süreçte meydana gelen başlıca siyasi gelişmeleri tarih şeridi ve haritalar üzerinde gösterir.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu

Ders: Tarih 11

Ünite: Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595-1774)

Konu: Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu

Kazanım: 1700-1774 yılları arasındaki süreçte meydana gelen başlıca siyasi gelişmeleri tarih şeridi ve haritalar üzerinde gösterir.

Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu konusunda Safevi Devleti nasıl yıkılmıştır? sorusunu yanıtladık. Ayrıca 1639 yılında Osmanlılarla Safeviler arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması sonrasında bu iki devlet arasında yaşanan siyasi ve askeri gelişmeleri ana hatlarıyla açıkladık.

Safeviler Hakkında Bilgi

Safevîler 1501 – 1736 yılları arasında, mevcut dünya haritası ele alınırsa İran, Azerbaycan ve Ermenistan’ın tamamı, Irak’ın doğusu, Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan’ın batısı, Türkiye’nin ise güney doğusu üzerinde var olmuş bir imparatorluktur. Tarih boyunca İran’ı yöneten hanedanlıklar içinden en önemlilerden biri tarafından yönetilmiştir. İsmail Safevî, Nahçıvan civarında kazandığı bir zafer sonucunda şah oldu. Daha doğrusu kendisini şah ilan etti. Bazı tarihçiler Safevîler’in kökenlerinin Türk soyundan geldiğini iddia etmektedir. Bu iddialar, şeyhlerin ana dillerinin Azerbaycan dili yani Türkçe olduğu ve şeyhlerin bir kısmının daha önceden Türk köylerinde yaşamış olduğu tahminleri üzerinden ortaya çıkmıştır. Ancak bu konu hakkında tescil edilmiş bir bilgi bulunmamaktadır. Safevî Devleti’nin kökenini 14. yüzyılın ilk yarısında kurulmuştur. Safevîye Tarikatı oluşturmaktadır. Aslında bir Sufi tarikatı olan bu tarikat, Bâtıni Devleti faaliyetlerinin de etkisi altına girerek Şii mezhebini benimsemiştir. Bu tarikat gittikçe gelişti ve bir devlet, bir imparatorluk haline büründü.

Osmanlı Devleti ile Safeviler Arasındaki İlişkileri

Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti sınır komşusuydu. Safevî Devleti, Osmanlı Devleti’nin doğusunda yer alıyordu. Aralarındaki ilişki çok da iyi değildi. Safevî Devleti kurulduğundan beri Osmanlı Devleti ile sorunlar yaşıyordu. Osmanlı şehzadelerini kışkırtma çabası içindeydiler. İpek Yolu üzerinde denetim kurmak istiyorlardı ve Osmanlı Devleti’nin aleyhine olacak şekilde ittifaklara giriyorlardı. Ayrıca Şiilik propagandası yaparak Osmanlı’nın doğu tarafındaki insanları ayaklandırarak Osmanlı Devleti’ne içten zarar vermeye çalışıyorlardı (Bu ayaklandırmaların etkisi halen günümüzde de görülmektedir. Alevilik mezhebine karşıt yapılan eylemlerin temelinde bu ayaklandırmalar yatmaktadır.). Ayaklandırmalar dışında da Safevîler, Osmanlı Devleti’ne karşı yıkıcı – bölücü eylemlerde bulunuyorlardı. III. Murat’ın Osmanlı Devleti Padişahı olduğu dönemde Safevî Devleti’nin, kendi toprakları üzerinden yolculuk yapan, yük taşıyan ticaret kervanlarını yağmalamaları, Osmanlı Devleti’ni dayanamayacakları bir raddeye getirdi ve aralarındaki savaşları tekrar başlattı.

Ferhat Paşa Antlaşması Hakkında Bilgi

Bu savaşı bitiren antlaşma Ferhat Paşa Antlaşmasıydı (1590). Ferhat Paşa Antlaşması’nın getirdiği sonuçlar Osmanlı Devleti açısından oldukça iyiydi. Bu antlaşma sonucunda Osmanlı Devleti; Tebriz, Karabağ, Dağıstan ve Şirvan gibi yerlere sahip olma hakkına kavuştu. Oluşan yeni sınırlar Osmanlı Devleti’nin doğu yakasındaki en geniş sınırları olarak tarihe geçti. Osmanlı Devleti’nin padişahının III. Mehmet olduğu sıralarda iç isyanlar tekrardan baş gösterdi. Bu isyanların yanı sıra Osmanlı ve Avusturya mücadelesinin çıkması da Safevîlerin işine geldi. Bu fırsatlardan yararlanan Safevîler, Tebriz, Erivan ve Nahcivan’ı kendi sınırları içine katmayı başardı. Padişah I. Ahmet Dönemi’nde ise Safevilerin küçük çaplı saldırılarının yerini büyük ve uzun süreli savaşlar aldı. Bu uzun süreli savaş sırasınca iki devlet de çok zarar gördüğünden savaşları bir antlaşma ile sonlandırdılar.

Nasuh Paşa Antlaşması Hakkında Bilgi

Nasuh Paşa Antlaşması (1612) adı verilen bu antlaşma iki devlet için de hem iyi hem kötü maddeler içermekteydi. Nasuh Paşa Antlaşması şartlarınca Ferhat Paşa Antlaşması sayesinde çizilen sınırlar neredeyse tamamen değişti ve yeni sınırlar çizildi. Ferhat Paşa Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına alınan şehirler kaybedildi. Yeni sınırlar Kanunî Sultan Süleyman döneminde yine Safevîler ile imzalanmış Amasya Barış Antlaşması (1555) maddelerince belirlendi. Safevîlerin antlaşmanın geçerli olduğu her yıl için o yıl yönetimde olan Osmanlı Padişahı’na 200 yük ipek haraç vermesi zorunlu kılındı. Osmanlı’nın Ferhat Paşa Antlaşması öncesinde de kendilerinin yönettiği şehirler kendilerine bırakıldı. Şehrizor eyaleti istila edilmişti ve istilanın başında bulanan Hilev Han ve Seyyid Mübarek’in Safevîler tarafından yardım alması engellendi. Şemhal ve Dağıstan Safevîler’e geri verilmedi. Osmanlı Devleti’nin Rusya topraklarına yapacakları olası bir seferde Safevîlerin her koşulda yardım edecekleri kararlaştırıldı. İran’dan yapılacak hac ziyaretleri için rota Halep – Şam üzerinden olacak şekilde düzenlendi.

Serav Antlaşması Hakkında Bilgi

Kanunî Sultan Süleyman döneminde belirlenmiş sınırlar temel alınarak Osmanlı Devleti ve Safevî Devleti arasındaki yeni sınırların Osmanlı tarafının belirlenmesi işi Bağdat Beylerbeyi ve Van Beylerbeyi’ne verildi. Antlaşma olabildiğince adil tasarlandı ancak daha eski zamanlardan da örneklendirebileceğimiz üzere ömrü uzun olan antlaşmalar adil olanlar değil, taraflar arasındaki daha güçlü ve daha üstün stratejik özelliklere sahip olan devletlerin çıkarlarına uygun olacak şekilde tasarlanan antlaşmaların ömrü uzun olur. Tarih tekerrür eder, ne kadar adil olsa da Nasuh Paşa Antlaşması uzun süre yürürlükte kalmadı. 3 yıl süren ömrünün sonunda Safevî Devleri Şahı, Şah I. Abbas, 1615 yılında antlaşma şartlarınca gönderilmesi zorunlu kılınan 200 yük ipeği göndermeyi reddetti. Bu durum Osmanlı Devleti ile Safevîlerin arasını tekrar bozulmasına neden oldu.

Antlaşma şartlarının yerine getirilmemesine sinirlenen Osmanlı Devleti, dönemin padişahı II. Osman (Genç Osman) tarafından verilen emirle Safevîlerin topraklarına seferler düzenledi. Yapılan savaşlar ve sürtüşmeler sonucunda 1618 yılında imzalanan Serav Antlaşması sonucunda tekrardan barış sağlandı. Bu antlaşma Nasuh Paşa Antlaşması ile neredeyse tamamen aynıydı. Antlaşma sonucunda sınırlar Nasuh Paşa Antlaşması temel alınarak belirlendi. Ahıska ve Kars kalelerinin sahibi Osmanlı Devleti olarak kaldı. Dağıstan beylerine saldırılmayacağı kararına varıldı. Karşılıklı olarak esirler serbest bırakıldı. Safevî Şahı’nın göndermesi zorunlu tutulan 200 deve yükü ipek, 100 deve yükü ipek, kumaş vb. kıymetli eşyalar olacak şekilde azaltıldı.

Kasr-ı Şirin Antlaşması Hakkında Bilgi

17 yıl boyunca devam eden resmi barış sonunda Safevilerin sınırı aşarak Osmanlı Devleti’nin egemenliği altındaki toprakları yağmalamalarının aşırı bir artış göstermesi üzerine dönemin Osmanlı Padişahı IV. Murad, Safevi Devleti üzerine sefere çıkmaya karar verdi. Ordu hazırlıklarının tamamlanması üzerine başında IV. Murad’ın bulunduğu ordu, 1935 yılında Revan istikametine harekete geçti. 3 aylık süren bir yolculuk üzerine Safevilerin önemli kalelerinden biri olan Revan kuşatmaya alındı. Kale şehirdeki İran halkı tarafından savunulmaya çalıştı ancak Osmanlılar tarafından yapılacak taarruz öncesinde kalenin teslim edileceği bilgidi padişaha Safevîler tarafından bildirildi. 10 günlük kuşatma sonucunda kale Osmanlılara teslim edildi.

Buna rağmen ordunun İstanbul’a geri dönmesi üzerine Revan kaybedildi. Bu durum sonucunda IV. Murad bir başka seferin yapılması gerektiğini duyurdu. Bunun üzerine 1637 yılının Mayıs ayında Bağdat’a bir sefer düzenlendi 5 ayın sonunda ise şehir kuşatıldı. Kuşatma sonrasında IV. Murad İran’ın iç kesimlerine 12.000 kişilik asker yolladı ve Şehriban’ı yağmalattı. 39 gün süren kuşatma sonucunda büyük bit taarruz başlatıldı ve Bağdat düştü. Bağdat’ın düşüşü üzerine Şah I. Safi barış teklifinde bulundu ve bu istek üzerine 17 Mayıs 1639 tarihinde Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma sonucunda Bağdat, Basra ve Şehrizor şehirlerinin Osmanlı egemenliği altında yürütülmesine karar verilirken; Revan ve Ahıska şehirleri Safevî Devleti’nin himayesi altına bırakıldı. İlerleyen tarihlerde baş gösteren Osmanlı ve İran arasında yapılan savaşlarda sınırla alakalı meseleler bu antlaşma temelinde çözüldü. Son olarak bu antlaşma sayesinde mevcut Türkiye – İran ve İran – Irak sınırlarının önemli bir bölümü belirlendi.

Safeviler Nasıl Yıkıldı?

Şah I. Abbas dönemi sırasında Farslaşma akımı iyice hızlanmış ve Basra Körfezi üzerinden Portekiz ile İngiltere bölgeye girmeye başlamıştı. Safevî Devleti o dönemde ticari açıdan gelişmiş olmasına rağmen siyasal açıdan güçlerini gittikçe kaybetmekteydi. Şah Abbas’ın ölümü üzerine yerine geçen oğlu Safi Mirza bölgede bulunan İngilizlerin oyunlarının içine girince devletin geleceği gittikçe kötüleşti. Hepsinin üzerine Safevî Devleti Osmanlı ile yaptıkları barışı ortadan kaldırıp savaş ilan etti ve Safevîler, kendileri için büyük bir öneme sahip olan Van’ı kuşatma amacıyla Osmanlı Devleti üzerine bir sefer düzenledi. Bu durum Osmanlı padişahını çok kızdırdı ve Osmanlılar Bağdat’ı ve Orta Irak’ı fethettiler. Sefer dönemindeki şahın, Safi Mirza, ölümü sonucunda yerine oğlu II. Abbas geçti.

Ancak II. Abbas dönemi iç çekişmeler, isyanlar ve mezhep çatışmalarıyla geçti. Bu durumların yanı sıra Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan, Irak ve Suriye üzerinden ilerlemesi durdurulamamıştır. II. Abbas yönetiminde ilerleme kaydedemeyince yönetimi oğlu Süleyman tahta geçmiştir. Ancak o da babası gibi pek bir başarı kaydedememiştir. Süleyman Şah’ın ölümü sonrası oğlu Hüseyin tahta geçmiştir ancak o devlet yönetme işin yürütmek yerine bütün hazineyi kendi istekleri üzerine harcamıştır ve bütün yönetimi mollalara bırakmıştır. Yönetimi ele geçiren mollalar devleti teokratik sistemle yönetmeye başladılar. Bu durum sonucunda otoriter boşluklar oluştu bu durum iç isyanları doğurdu. Büyük bir Afgan isyanı sonucunda şah tahttan indirildi ve devrin en büyük kumandanlarından biri olan Nadir Şah tahta oturarak Safevî Devleti’ni sonlandırdı ve kendini yeni şah ilan ederek kendi devletini kurdu.


1. Ünitenin Tüm Konuları: Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti (1595-1774) ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

1. Konu: 1595-1700 Yılları Arasındaki Siyasi Gelişmeler

2. Konu: Uzun Savaşlardan Diplomasiye

Avusturya ile Uzun Savaşlar Dönemi

Osmanlı-Safevi Savaşları (1578-1639)

Sınırları Belirleyen Antlaşma: Kasr-ı Şirin (1639)

XVII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Dış Politikası

Kutsal İttifak Osmanlılara Karşı

Karlofça Antlaşması Sonrası Dış Siyaset

3. Konu: Avrupa’da Din Savaşlarından Modern Devlete

Otuz Yıl Savaşları (1618-1648)

Westphalia Antlaşması’nın Sonuçları

Modern Devlet

4. Konu: XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde ve Avrupa’da Denizcilik Faaliyetleri

Sömürgecilik Hızlanıyor

Osmanlı Denizciliğinde Kadırgadan Kalyona Geçiş

Osmanlı Devleti’nin Denizlerdeki Egemenliği Zayıflıyor

5. Konu: Fetihlerden Savunmaya

Prut Sonrası Gelişmeler

Doğu’da Mücadele ve Safevilerin Sonu (Şu an bu başlıktasınız!)

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı

Küçük Kaynarca Antlaşması (1774)

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi