9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı – Yeni Müfredata Göre (2021-2022)

2020-2021 9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Sınavı

9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre öğrencilerin başarısı; öğretim programı öğrenme kazanımları esas alınarak dersin özelliğine göre yazılı sınavlar, uygulamalı sınavlar, performans çalışmaları ve projeler üzerine alınan puanlara göre belirlenir. Tarih dersinde öğrenci başarısını tespit edebilmek için kullanılan araçlardan biri de yazılı sınavlardır. Bu yazımızda 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneğini paylaşıma açıyoruz.

9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı

Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneği aşağıda yer almaktadır. 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneği yönetmelik gereği açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Ancak 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı içine kısa yanıtlı, doğru-yanlış, eşleştirmeli veya çoktan seçmeli test gibi sorular da eklenebilir.

Aşağıdaki 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı örneği 2021-2022 eğitim öğretimi yılı için yeni müfredata göre hazırlanmıştır. Bu yazılı sınavda sınav kapsamındaki ilgili kazanımlardan 10 soru bulunmaktadır. 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı sınavı  içerisinde analiz ve değerlendirme düzeyindeki kazanımlara yönelik birden fazla soru yer almaktadır.  Bu tarih yazılı sınavı içerisinde yer alan sorular puanlanmamıştır. Puanlama işi tarih öğretmenine bırakılmıştır.

Tarih dersi öğretim programında yer alan becerilere ve kazanımlara göre hazırlanan 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı sınavını bilgisayarınıza kopyalayarak üzerinde düzenleme veya değişiklik yapabilirsiniz.

Yanıt Anahtarı: 9. Sınıf Tarih 2. Dönem 1. Yazılı cevap anahtarları sorulardan hemen sonra aşağıda ayrı bir başlıkta yer almaktadır.

2021-2022 9. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Sınavı

2021-2022 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

……………………………… LİSESİ

9. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SINAVI

SORULAR

1. İlk Türk devletlerinin Asya’da tarih sahnesine çıktıkları yerin sınırılarını yer şekilleri yazarak betimleyiniz. Türklerin ilk ortaya çıktıkları kültür çevreleri hangileridir?

2. İlk Türk devletlerinde gücün meşruiyet kaynağıKut anlayışı çerçevesinde açıklayınız. Kut anlayışı Orhun Yazıtlarında nasıl yer almaktadır?

3. İlk Türk devletlerinde yönetim yapısını kurultay, ikili teşkilat ve ülüş kavramları çerçevesinde açıklayınız.

4. İlk Türk devletlerinde Töre’nin özelliklerine ve önemine dair neler söylenebilir?

5. İlk Türk topluluklarınının yaşadıkları coğrafyanın onların yaşamına etkisi neler olmuştur? Bu etkilerden Bozkır Üslubu kavramını açıklayınız.

6. Kavimler Göçü’nden sonra Avrupa’nın toplumsal yapısında görülen değişimlerin ortaya çıkış nedeni ve süreci ile Kavimler Göçü arasında nasıl bir ilişki vardır?

7. İpek Yolu ticaretini canlandırmaya yönelik ilk Türk devletlerinin politikaları neler olmuştur? Bu politikaların gerekçeleri nelerdir?

8. İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadası, Asya, Avrupa ve Afrika’nın genel durumunu açıklayınız.

9. Medine Sözleşmesi’nin öngördüğü toplum düzeni ve siyasi yapı nasıldır?

10. İslam Devleti’nde Müslümanlar arasında ortaya çıkan ilk ayrılıkları kronolojik olarak ve neden sonuç ilişkisi içinde yazınız.


9. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 1. YAZILI SINAVI

YANITLAR

1. İlk Türk devletleri Orta Asya bölgesinde ortaya çıkmaya başlamıştır. İlk Türklerin yerleştiği bölge Tanrı Dağları ile Seyhun Nehri arasında kalan bölgedir. Bu bölgede Anav, Afanasyevo, Andronovo, Karasuk ve Tagar olmak üzere beş kültür merkezi mevcuttur. Anav kültürü Orta Asya’da var olduğu bilinen en eski kültürdür. Anav Kültürü Batı Türkistan’ın Aşkabat bölgesinin yakınlarında ortaya çıkmıştır. Afanesyevo kültürü Türklerin bilinen en eski kültürü olma özelliğini taşımaktadır. Afanesyevo kültürünün kalıntıları Altay-Sayan dağları’nın kuzeyinde keşfedilmiştir. Andronova kültürü en geniş yayılma alanına sahip olan kültür olarak bilinir. Hazar Denizi’nin kuzeydoğusunda görülmeye başlar ve Ural Dağları’na kadar kalıntılarına rastlanır. Karasuk kültürünün kalıntıları Karasuk Nehri’nin yakınlarında bulunmuştur. Bu kültürün özelliği ilk defa demirin işlendiği kültür olmasıdır. Tagar kültürü ise Orta Asya’da keşfedilen en gelişmiş kültürdür. Tagar kültürünün kalıntıları ise Akaban bölgesinde ortaya çıkmıştır.

2. Kut kelimesi “iyilik getiren şey, talih, baht, uğur” anlamlarına gelmektedir. Kut inancı yönetimde hakim olan kişilerin tanrı tarafından seçildiğini ve kutsandığını ayrıca bu kutsal gücün kanla aktarılmasından dolayı yönetimin babadan oğula geçmesiyle yönetimdeki kutsallığın korunacağını öngören inanıştır. Kut anlayışına bakıldığında yönetimdeki gücün meşruiyet kaynağının kutsal güç ya da tanrı olduğu söylenebilir. Orhon yazıtlarında da Kut anlayışına değinildiği söylenebilir. Yolluğ Tigin, Orhun Yazıtları‘nda tahta geçme gücünün kendisine tanrı tarafından verildiğini söyleyerek tahta geçişinin tanrı tarafından meşrulaştırılmış olduğunu belirtir. Ayrıca Orhun Yazıtları’na göre Yolluğ Tigin’nin annesi İlbilge Hanım ve babası İlteriş Hakan Türk tanrıları ve Türk su ruhları tarafından kutsanmıştır. Bunun belirtilmesi kutsallığın kandan geçtiğinin göstergesidir. Yazıtlara göre tanrının İlteriş Hakan’a yardım etmesi sonucu ordusu güçlenmiş, düşmanın ordusu ise zayıflamıştır. Bu anlatıdan tanrının sevdiği ve koruduğu biri olmanın kutsallığıyla İlteriş Hakan yüceltilmek istenmiştir.

3. İlk Türk devletlerinde kurultay siyasi, askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel konuların görüşülüp karara bağlanması amacıyla toplanan bir kongredir. Kurultay sözcüğü “meclis, oturum, kongre, miting, toplanma” anlamlarına gelmektedir. Büyük kurultaya hakan başkanlık etmektedir. Hakan kurultaya katılamadığı zamanlarda toplantıyı veziri ya da hatun yönetmektedir. İkili teşkilat anlayışına göre ülke doğu ve batı olarak iki bölgeye ayrılmaktadır ve bu bölgeler iki farklı kişi tarafından yönetilmektedir. Bu iki bölge de aynı ülkeye bağlıdır fakat farklı kişiler tarafından yönetilmektedir. Ülüş kavramı günümüzdeki ulus kavramıyla aynı anlama gelmektedir. Ülüş, devlete ait olan ve üzerinde halkın yaşadığı topraklara verilen isimdir. Ülüş kavramı topraklarla beraber üzerinde yaşayan insanları da ifade eder. Bu kavramın İslamiyet öncesi Türk devletlerinde kullanılması, bir ülkede yaşayanların birliği ve yaşanılan toprağa aitlik anlayışının İslam öncesi Türk devletlerinde bulunduğunu gösterir.

4. Töre, toplumun düzenini sağlamayı amaçlayan yazısız kurallar bütünüdür. Töre yazısız kurallar olduğu için nesilden nesle aktarılarak devamlılığı sağlanır. Töreler sınıf, unvan ya da rütbe fark etmeksizin toplumda yaşayan herkesin uyması gereken kurallardır. Eski Türk inançlarına göre töreler kutsaldır ve bu nedenle bu kurallara uyulması çok önemlidir. Töreler zamanın şartlarına göre değişiklik gösterebilse de asla değişmeyen bazı maddeleri mevcuttur. Bu maddeler eşitlik, adalet, insanlık ve iyiliktir. Törelere uyulmaması durumunda bu suçun cezası devlet tarafından verilir. Eski Türklerin göçebe bir yaşam şekli benimsemiş olmalarından dolayı verilen cezalar arasında genellikle uzun süreli hapis cezaları mevcut değildir. Hırsızlık, askerden kaçma, adam öldürme, devlete isyan ve tecavüz gibi bazı suçların belirlenmiş kesin cezaları ise ölümdür. Töreler toplum düzeninin sağlanabilmesi için büyük önem arz eden kurallardır. Ayrıca töreler yardımsever olmayı öğütlemektedir. Bu nedenle misafirine iyi ve cömert davranma geleneği ortaya çıkmıştır. Bu durum Türk halkının misafirperver olarak tanınmasını sağlamıştır.

5. İlk Türklerin yaşadığı coğrafya Orta Asya’daki Tanrı Dağları ile Seyhun Nehri arasında bulunan bozkırlardır. Bozkır bitki örtüsü yalnızca çok bodur ağaçların yetişebildiği ve genel olarak sıcak ve kurak iklimlerde oluşan bir bitki örtüsüdür. İlk Türklerin yaşadığı bozkırların çevresi dağlarla çevrilidir. Bu coğrafya Ergenekon Destanı’nın yazılmasından tutun Türklerin yaşayış biçimlerine ve kültürlerine kadar pek çok alanda etkisini göstermiştir. Bu çorak topraklarda meyve ve sebze yetiştirilmesi çok güç olduğundan ilk Türkler tarımcılık yerine hayvancılıkla uğraşmışlardır. Bölgede meyve ve sebze bulmak et ve süt ürünleri bulmaya göre daha zor olduğu için Türkler et ve süt ürünleri ağırlıklı beslenmişlerdir. Bu alışkanlık günümüzde dahi devam etmektedir. Türkler hayvanları için ot bulmak amacıyla sürekli olarak göçmüşlerdir. Bu durum göçebe kültürünün Türk kültürüne karışmasını sağlamıştır. Bölgenin coğrafi özellikleri Türklerin sanat kültürünü de etkilemiştir. Bozkır üslubu destan ve efsane gibi sözlü kültürün nesilden nesle aktarılmasını ve renkleri, boyaları; dokuma, kılıç ve kemer tokalarında kullanılmasını amaçlayan bir üsluptur.

6. Çin ve Avarların baskısı, iklim şartları, kuraklık ve boylar arası mücadeleler gibi pek çok sorun Türk kavimlerinin Orta Asya’dan yola çıkarak batı yönünde göç etmeye başlamasına sebep olmuştur. Orta Asya’da batıya doğru göç eden Türk kavimleri göç ettikleri bölgelerde yaşayan halkı da yerinden ederek onların da başka bölgelere göç etmesine sebep olarak küresel bir hareket başlatmıştır. Dünya genelinde bir hareket başlatan bu olay ilk çağın bitip orta çağın başlamasına sebep olmuştur. Kavimler Göçü yalnızca bir göç değil, devletlerin siyasi, toplumsal ve pek çok yönden köklü değişikliklere uğramasına sebep olan bir olaydır. Türklerin Kavimler Göçü ile Avrupa’ya gelmesi sonucunda Avrupalılar Türk kültürüyle tanışmıştır. Barbar kavimler arasında Hristiyanlık yayılmış ve skolastik düşünce gelişmiştir. Avrupa’daki etnik gruplar etkileşime girmiş ve birbirlerinin kültürlerinden etkilenmişlerdir. Bu durum ortak bir Avrupa kültürünün oluşmasını desteklemiştir.

7. İpek Yolu Çin’den başlayan ve Anadolu’dan geçerek Avrupa’ya kadar uzanan bir ticaret yoludur. İpek Yolu uzun yıllar boyunca dünyanın en önemli ticaret yollarından biri olma özelliğini korumuştur. İpek Yolu bu kadar çok kullanılmasının sonucu olarak ülkeler üzerinde büyük etkisi olmuştur. Örneğin kültürel ve teknik bilgilerin aktarımı İpek Yolu’nu kullanan tüccarlar tarafından sağlanmıştır. Aynı şekilde İpek yolu üzerinden farklı dinler de yayılmıştır. Ayrıca pek çok salgın hastalığın da İpek Yolu nedeniyle yayıldığı söylenebilir. İlk Türk devletleri bu ticaret yolunu canlandırmak için önemli politikalar izlemişlerdir. İpek Yolu üzerinde kervansaraylar inşa edilerek tüccarların yol boyunca konaklama ihtiyacının karşılanması sağlanmıştır. Böylece konaklama şartları iyi olan bu ticaret yolu tüccarlar tarafından tercih edilecektir. İpek Yolu Türklerin yaşadığı Orta Asya’dan başlamakta olduğundan dolayı bu yolun kullanılması Türklerin de ekonomik açıdan gelişmesine katkı sağlamaktadır.

8. İslamiyet’in doğuşu sırasında Avrupa’da Bizans’ın Doğu Bizans ve Batı Bizans olarak iki bölgeye ayrılmasının ve sonrasında da Batı Roma’nın yıkılmasının etkileri görülmektedir. Bu dönemde kilisenin baskısının oldukça fazla olduğu söylenebilir. Dogmatizm ve skolastik düşünce benimsenmiş ve deney ve gözleme dayalı herhangi bir bilginin varlığı ve kullanımı reddedilmiştir. Bu dönemde Arap Yarımadasında Cahiliye Dönemi süregelmektedir. Bu dönemde halkın büyük bir kısmı putperesttir. Bu dönemde kölelik Arap Yarımadasında popüler denilebilecek kadar yaygındır. Köleler ve kadınlar insan haklarından tamamen yoksundur hatta insan olarak tanımlanmazlar. Yeni doğan kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bilgisi de Arap Yarımadası’nın bu dönemdeki vaziyetini tanımlayan bilgilerden birisidir. Bu dönemde Asya İpek Yolu sayesinde ekonomik olarak güçlü bir konumdadır. Bu dönemde Arap Yarımadasında olduğu gibi Afrika’da da köleliğin oldukça yaygın olduğu ve Sahra Ötesi Köle ticareti gibi ticaretlerin sürdürüldüğü söylenebilir.

9. Medine Sözleşmesi din özgürlüğünün bulunduğu bir toplum düzeni kurmayı amaçlamaktadır. Medine sözleşmesinin amacı mensup oldukları inanış sistemi fark etmeksizin insanları tek bir amaç altında toplayabilmek ve birlik olmalarını sağlayabilmektedir. Medine Sözleşmesinin ikinci maddesine bakılacak olursa sözleşmeyi imzalayan herkesin diğer insanlardan ayrı bir topluluk olduğu belirtilmiştir. Bu durum anlaşmayı imzalayanların belirli bir amaç etrafında toplandıklarını ve topluluğa ve birbirlerine karşı yükümlülükleri olduğunu gösterir. 16. maddeye bakıldığında anlaşmayı kabul eden Yahudilerin yani İslam dinine mensup olmasa da sözleşmeyi imzalayan topluluğun Müslümanlar tarafından zulüm görmeyeceği, aksine Müslümanların onlara yardım etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durum din birliği olmasa da sözleşmeyi imzalayan topluluğun bir birlik olarak hareket etmesi gerektiğini, yardımlaşmasını gerektiğini gösterir. Ayrıca sözleşmeye göre herkes kendi yaşadığı bölgeden sorumludur ve dışarıdan gelen olası bir saldırı durumunda mensup olunan din fark etmeksizin düşmana karşı beraber savaşılacaktır. Medine sözleşmesi tarihteki ilk toplumsal sözleşme olma özelliğini taşır.

10. Hz. Muhammed’in ölümünden sonra İslam dünyasında sıradaki halifenin kim olacağına dair birtakım anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Ensar ve Mekkeliler, Muhacirler ve Haşimoğulları arasında çıkan bu anlaşmazlıklar sonucunda bu grupların hepsi yeni halifenin kendi topluluklarından seçilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Haşimoğulları başta Hz.Osman’ın halifeliğini desteklese de sonra Hz. Osman’ın taraflı eylemleri nedeniyle ilişkileri olumsuz olarak etkilenmiştir. Hz. Osman’ın halifeliğinden memnun olmayan diğer topluluklar da birleşerek Hz Osman’a bir suikast girişiminde bulunmuştur. Bu olay İslam Tarihi’nin ilk darbe girişimi olarak anılır. Bu olayın üzerine Hz. Ali istekli olmasa da halife olarak seçilmiş ve Hz. Osman’ın katilini bulmak ve cezasını vermek istemiştir. Hz. Aişe ise Hz. Ali’nin niyetinin Hz. Osman’ın intikamını almak olmadığını düşünüp Hz. Ali’ye karşı propaganda yapmıştır.

Bir gün bu nedenden dolayı Hz. Ali ve Hz. Aişe arasında bir çatışma gerçekleşmiştir. Çatışma sırasında birisi Hz. Aişe’yi vurarak devesinden düşürmüştür. Bunu gören Hz. Ali Hz. Aişe’ye yardım etmiş ve iyileşmesi için destek olmuştur. Bu olay Hz. Ali yönetiminde güvenin sağlanması açısından önemlidir. Hz. Ali kendisini destekleyen kişi sayısı burada daha fazla olduğu için İslam Devleti’nin merkezini Medine’den Kûfe’ye taşımıştır. Ayrıca Kûfe’nin toprakları daha bereketlidir ve askeri açıdan daha stratejik bir bölgedir. Sonrasında Hz. Ali ve Muaviye arasında anlaşmazlıklar ve fikir ayrılıkları yaşanması sonucu Sıfin Savaşı meydana gelmiştir. Savaş yaklaşık dört yıl sürmüş ve Hz. Ali’nin ölümüyle sonuçlanmıştır. Sıfin Savaşı’nda pek çok insan öldüğü için savaşa son verilmek istendiğinde halifenin Kur’an hakemleri tarafından seçilmesi gerektiği kararı verilmiştir. Hz. Ali’nin hakemi yeteneksiz olduğundan kimse tarafından kabul edilmemiş olsa da Muaviye yeni halife olarak seçilmiştir.

 


Tüm Yazılı Sınavlar: Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili örnek sınavların tamamını incelemek için Tarih Dersi Yazılı Sınavları – Yeni Müfredata Göre (2021-2022) başlıklı yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

Yorumları Göster (8)

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi