Orhun Yazıtları Nedir?

Orhun Yazıtları Nedir? Ne Zaman, Nerede Bulundu ve Çözüldü?

Orhun Yazıtlarında Ne Yazıyor? Orhun Yazıtlarının Önemi ve Özellikleri

Bu yazımızda Orhun yazıtları nedir? Ne zaman, nerede, kimler tarafından, kimlerin adına, niçin ve ne zaman dikilmiştir? Orhun yazıtları ne zaman, nerede ve kim tarafından bulunmuştur? Kim tarafından nasıl okunmuştur? Orhun yazıtlarının önemi nedir? Orhun yazıtları özellikleri nelerdir? Orhun yazıtlarında ne yazıyor? sorularını yanıtladık.

Orhun Yazıtları Nedir?

Öncelikle Orhun yazıtları nedir? Ne zaman, nerede, kimler tarafından, kimlerin adına, niçin ve ne zaman dikilmiştir? sorularını yanıtlayalım. Orhun Yazıtları, Göktürk yazıtları veya Köktürk yazıtları olarak bilinen ve Göktürk alfabesi kullanılarak yazılmış Türk tarihinin ilk yazılı kaynaklarındandırlar. Orhun yazıtları 6 tanedir ve bunlar Moğolistan’da Orkun Irmağı yakınında Koşo Tsaydam bölgesinde bulunurlar. Bunlardan Kül Tigin Yazıtı 732 yılında, Bilge Kağan Yazıtı 735 yılında ve Bilge Tonyukuk Yazıtları (Tonyukuk adına dikilmiş 2 tane anıt bulunmaktadır) 716 yılında dikilmiştir.

Tonyukuk abidelerini Vezir Tonyukuk kendi isteğiyle yaptırmış ve yazmıştır. Bu nedenle Vezir Tonyukuk Türk tarihinin bilinen ilk yazarı olarak tanınır. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının yazıcısı Yollug Tigin’dir. Bilge Kağan yazıtının çoğu kendi ağzından ve Kül Tigin yazıtının da doğu ve kuzeydoğu yüzlerindeki yazılar Bilge Kağan’ın ağzındandır. Yollug Tigin, Kül Tigin’in yeğenidir ve Kül Tigin yazıtını 20 günde Bilge Kağan yazıtını ise 30 günde tamamlamıştır. Eserler Göktürk Devleti’nin yaşadığı olayları anlatmak amacıyla yazılmıştır ve aynı zamanda gelecek Türk devletlerine de öğüt niteliğinde eserlerdir.

Orhun Yazıtları Ne Zaman Bulundu ve Çözüldü?

Orhun yazıtları ne zaman, nerede ve kim tarafından bulunmuştur? Kim tarafından nasıl okunmuştur? Orhun yazıtları Moğolistan’da Orkun Irmağı’nın yakınında Koşo Tsaydam bölgesindedirler. Bu yazıtlar ilk olarak Moğolistan’da araştırmalarda bulunan Rus bir Türkolog olan Nikolay M. Yardintsev tarafından keşfedilmişlerdir. İlk olarak Bilge Kağan, Ongin ve Kül Tigin’e ait olan bengü taşları 1889 yılında keşfedilmiştir. Ardından 1897 yılında botanikçi Yelizeveta Klements tarafından Tonyukuk’a ait olan bengü taşı keşfedilmiştir. Bu keşifler yazıyı çözme konusunda araştırma yapanlara yeni ufuklar açmıştır. Bu taşların batı cephelerinde Çince yazılar bulunmaktaydı. Bu sayede taşların Göktürk Devleti’ne ait oldukları anlaşıldı.

Sonraki süreçte ise Wilhelm Radloff ve Danimarkalı dil bilimci Wilhelm Thomsen arasında yazıların geri kalan esrarengiz bölümlerini çözmek için bir yarış başlamıştır. Bu yarış 25 Kasım 1893 tarihinde Wilhelm Thomsen’in yazılardaki esrarı sonunda çözmesi ve bunu tüm dünyaya duyurmasıyla son bulmuştur. Wilhelm Thomsen bu yazıtlar ile ilgili bir çok uzun araştırma yapmış ve ilk keşfettiği şey bazı sembollerin i, o ve u seslerini karşıladığını fark etmiş ve ilk bulduğu kelime “Tengri” olmuştur. Yazıtların çözümlenmesi hakkındaki ikinci önemli buluş ise sağdan sola yazılmaları olmuştur. Bu iki buluşun ardından araştırmalar kolaylaşmış ve 39 harflik Göktürk alfabesi çözümlenmiştir.

Orhun Yazıtlarının Önemi

Orhun yazıtlarının önemi nedir? Orhun yazıtları birçok açıdan hem Türk devleti hem de dilbilimciler için çok büyük önem arz eder. Orhun yazıtları Türk devletinin tarihte bilinen ilk yazılı kaynaklarıdır. 720-738 yılları arasında yapılmışlardır. Türk toplumunun yaşama biçimini karşılaştığı sorunlardan bahsedildiği için eski Türk toplumlarının dünyaya bakış açılarını anlamak için birebir kaynaklardır. Türk dili üzerinde çalışma yapan dil alimleri için ilk Türkçe yazılı kaynak ve Türk dilinin atası diyebileceğimiz Göktürk alfabesi ile yazılması sebebiyle oldukça kritik önem arz etmektedir. Ayrıca yazılan yazılar Göktürk hükümdarlarının ağzından olduğu için Göktürk Devleti’nin düşünce yapısını anlamamıza yardımcı olabilecek kaynaklardır.

Bu anıtlar Türk isminin geçip Türk devletinden bahsedilen ilk yazılı Türkçe kaynaklar olarak bilinmektedirler. Yazıtlarda o dönemki Türk devletinin törelerinden ve kültüründen bahsedildiği için Türklerin atalarını tanıması için en iyi bilgi kaynaklarıdır. Yazılar kültürel olduğu gibi siyasal da bildiri niteliği gösterirler. Yazıtlarda Bilge Kağan’ın da kendisinden önceki kağanlar gibi siyasal politikasını Orta Asya Türk Birliği’ni gerçekleştirmeye yönlendirmiştir. Yazıtlarda bu amacı “Bilgili ve Cesur kağanların çevresinde ulus kurmak” olarak nitelendirmiş ve bu Orhun Yazıtları’nı tarihin ilk Türk milliyetçiliği özelliği gösteren belgesi de yapmaktadır.

Orhun Yazıtlarının Özellikleri

Orhun yazıtları özellikleri nelerdir? Orhun yazıtları Göktürk (Kutluk) Devleti’ne ait yazıtlardır. Toplamda 5 anıttan oluşur ve bu anıtlar arasından en önemlileri Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk anıtlarıdır. Bu anıtlardan Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarını Yollug Tigin yazmıştır. Tonyukuk anıtını ise Vezir Tonyukuk bizzat kendi elleri ile yazmıştır. Türk tarihinin bilinen ilk yazılı belgeleri olarak kabul edilmektedirler. Orhun Yazıtları’ndan önce Yenisey Anıtları bulunmuştur ama bunlar birkaç ilkel yazı ve mezar taşlarından ibaret olduğu için kayda değer görülmemişlerdir. Göktürk alfabesi kullanarak hazırlanmıştır ve yüzden dilbilimciler için oldukça değerli bir konuma sahiplerdir.

Yazıtlarda ilk kez bir Türk devleti Türkçe bir yazıtta anılmıştır. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları Moğolistan’daki Orhun Irmağı’nın eski yatağı yakınlarında, Koço Tsaydam gölünün civarındadır. Kül Tigin yazıtının doğu ve batı yüzleri en aşağıdan 1,32 metre en üstten 1,22 metre genişliğindedir. Kuzey ve güney yüzleri ise en dipten ve en üstten 44 ve 46 santimetre enine sahiptir. Bu taşın yüksekliği 3.75 metredir. Bilge Kağan yazıtı da Kül Tigin yazıtı ile neredeyse aynı yükseklikte ve aynı genişliklere sahiptir.

Orhun Yazıtlarında Ne Yazıyor?

Orhun yazıtlarında ne yazıyordur? içeriği hakkında bilgi verelim. Orhun yazıtları ilk olarak 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev tarafından bulunmuştur. Uzun yıllar üstünde çalışılsa da bu abideler 1893 yılında Danimarkalı Vilhelm Thomsen tarafından çözümlenene kadar okunamamıştır. Bu yazıtların çözümlenmesiyle Göktürk Devleti’ne ait olduğu anlaşılmıştır. Kül Tigin yazıtının batı yüzünde devrin Tang İmparatoru’nun Köl Tigin’in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Doğu yüzünde ise geçmişte Asya Hun Devleti’nin başına geçen kötü hanlardan bahsedilmiştir. Devletin dağılış sebebine bağlamıştır. Yazıtta Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir.

Yazıtın doğu yüzünde tüm Türk boylarının ortak sembolü olduğu düşünülen dağ keçisi damgasına doğuya ve batıya bakan “tepelik” adı verilen kısımlarında ise kurttan süt emen çocuk tasvirine yer verilmiştir. Bilge Kağan anıtı ise 734 yılında ölen Bilge Kağan anısına yaptırılmıştır. Yazıtta Bilge Kağan’ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta ve Kültigin’in ölümünden sonraki olaylar ilave edilmektedir. Bu yazıda Bilge Kağan olayları naklederken aynı zamanda öğüt de vermiştir. Bu öğütü “Çin halkının sözleri tatlı, ipekli kumaşları yumuşak imiş. Tatlı sözlerle, yumuşak ipekli kumaşlarla kandırıp uzak halkları öylece yaklaştırırlar imiş.” diyerek belirtmiş. Tonyukuk anıtı 4 cepheli 2 tane dikilitaş halindedir. Bu yazıt üzerindeki yazılar diğerlerine göre daha silik durumdadır. Bu yazıtta Göktürklerin Çin esareti altından nasıl kurtulduğu anlatılmıştır.

Orhun Yazıtlarının Günümüzdeki Durumu

Orhun yazıtlarının günümüzdeki durumu hakkında bilgi verelim. Orhun Yazıtları bulunduğundan beri dil ve tarih bilimciler adına önemini her zaman korumuştur. Orhun Yazıtları bulunduğunda bir çok parçası kopmuş bazı kısımları da kırık dökük parçalar halinde ele geçmiştir. Bu sebeple bir kısmı hala gizemini sürdürmektedir. Ayrıca bu yazıtlar Türkiye’nin 1990 yılında yaptığı talebe kadar koruma altına alınmamıştır. Türklerin bu talebine kadar yazıtlar Rus ve Moğol askerler tarafından atış talimi yapabilmek için kullanılmıştır. Ancak 1990’dan bu yana taşlar koruma altında tutulmakta. Bu süreçte taşlar istendiği gibi ziyaret edilebilmekte ve okunabilmektedir. Dil bilimcilerin taşlar hakkında yaptıkları çalışmalar ise hala devam etmekte ve gün geçtikçe taşta geçen semboller ve kelimelerden yeni anlamlar çıkarılmaya çalışılmaktadır. Orhun abideleri günümüzde hala Türk tarihi hakkında elimizdeki en büyük kaynak olma rolünü üstlenmektedir.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi