Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Kavimler Göçü Nedir? Nedenleri ve Sonuçları

Kavimler Göçü Nasıl Olmuştur? Kavimler Göçü Haritası

Yaklaşık 350-800 yılları arasında Avrupa’ya doğru olan Kavimler Göçü, Avrupa’nın toplumsal ve siyasi yapısını kökten değiştirmiştir. 

Kavimler Göçü Nedir?
0 213

Kavimler Göçü, oldukça kalabalık insan kümelerinin Doğu’dan Batı’ya doğru göç etmesidir. 350-800 yılları arasında Avrupa’ya doğru yapılan bu insan göçü, Avrupa’nın toplumsal ve siyasi yapısını kökten değiştirmiştir.

Göç Nedir?

Toplumsal, siyasi veya ekonomik herhangi bir sebepten ötürü bireysel veya toplumsal bir biçimde, yerleşilmiş önceki bölgeden, yeni -farklı- bir konuma yerleşme hareketine “göç” denir. Göç için bir sürü farklı sebep sıralanabilir ve bunlar göç türleri adı altında incelenebilir. Göç bir birey olarak insandan, grup olarak kabul edebileceğimiz, içinde bulunduğu topluluğa doğru büyük etkiler yaratan bir olaydır. Tarih boyu göç, birey odakta olmak üzere “insan” üzerinde değişim ve dönüşümlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Birey de toplumu oluşturduğu için süreçle beraber insanlığı da bir dönüşüm içerisine sokmuştur. İnanç, düşünce ve toplumu somutlaştıran en önemli unsur olan kurallar boyutunda önemli yapısal değişiklikler söz konusudur.

Göç, yalnızca fiziksel olarak açıklanan bir yer değiştirme olayı değil, sosyolojik öneme sahip bir değişim ve kendi kendini yenileme olayıdır. Bu yer değiştirmenin bir sebebinin var olması bile, onarılması gereken bir bozukluk veyahut doldurulması gereken bir boşluk, eksiklik olduğunun göstergesidir. Çünkü eğer şartlar olması gerektiği gibi ise zaten yeni bir yuva arayışına girilmez, değişim gözetilmez. Bu durumda göçün bir arayış, daha iyisine ulaşma, daha verimlisini elde etme amacı güden bir hareket olduğu açıktır. En basit haliyle göç etmek, içgüdüsel bir davranıştır.

Kavimler Göçü Öncesinde Asya Hun Devleti

Büyük Türk-Hun hükümdarı Mete Han’ın ardından başa, oğlu Kiyok geçer. Asya Hun Devleti’nin eski gücünü koruduğu bu dönemde Kiyok’un izlediği bazı politikalar ve stratejiler vardır. Kiyok, Çin ile ekonomik ilişkileri geliştirmek istemesinin bir sonucu olarak bir Çinli prensesle evlenir. Pratikte mutlak olumlu sonuçlar getirmesini beklediği bu hareketin ters tepmesi üzerine Hun sarayında taht kavgaları yaşanır. Bunu doğrudan bir etki olarak kabul etmek yanlıştır. Çünkü bu problemin temelinde, Çinli prenseslerle birlikte içeri girmiş Çinli casusların ülkede serbestçe dolaşmaya başlamaları ve Hun beylerinin aralarını açma çabaları vardır. Bunun yanında devletin lehine olan bir ek durum ise, halkın bu süreç içerisinde Çin ipeği ve bazı lüks tüketim ürünlerine ilgi duyması ve bu sebeple de Çin kültür ve yaşantısına özenmesidir. Böylece aslında, Çinlilerin içerden çökertme stratejisinin Hun Devleti’ni Çinlileştirmeye çalışması üzerine olduğu doğrudur.

Hun Devleti’nin Çin ile olan ilişkisinin büyük ve önemli bir bölümü de ticaret üzerineydi. Çünkü dönem ve coğrafya, İpek Yolu gibi çok değerli bir ticaret yolunu barındırıyordu. Çin’in en büyük amacı ve isteği de kendi ürettiği ipeği, tam olarak kendi eliyle yani aracısız olarak batı ülkelerine satmaktı. Ayrıca iki taraf da ipleri tam olarak eline almak istiyordu. İpek Yolu, Hun Devleti için de önemli bir fırsat ve avantaj olarak göründüğü için, dönem boyunca Hunlar tarafından ele geçirilmek ve kontrol edilmek istenmiştir. Bu ticaret yolu, devletin kaderini belirleyen bir unsur olmuştu. Çin-Hun savaşlarının başlamasının temel nedeni de yine İpek Yolu’dur.

Asya Hunlarının Göçü

Chün-Chen’in Çin’in başına geçtiği dönemde ise Çin, Hun Devleti’ne karşı kışkırtmalarını arttırmıştır. Dolayısıyla da Hunlar arasındaki taht kavgaları kuvvetlenmiş ve Hun Devleti hızla güç ve otorite kaybetmiştir. Ekonomik çıkarlarla çıkılan bu yolda büyük ekonomik zararlar gören Hun Devleti’nde iç huzursuzlukların da boy göstermeye başlamasından sonraki dönemde ülkenin başına Ho-Han-Yeh geçmiştir. Ancak yeni hükümdarın politikası önceki Hun hükümdarlarına kıyasla kabullenen ve teslimiyetçi bir politikaydı. Ho-Han-Yen, çözüm olarak Çin’e bağlanmayı önermiş ve bu fikirle de ülkeyi ikiye bölmüştür.

Ülkenin Çin’e bağlanması konusunda hemfikir olan kesim ve Ho-Han-Yen’in kardeşi Çi-çi’nin önderliğinde buna karşı çıkan kesim olarak Asya Hun Devleti Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmıştır. Bu olay İ.Ö. 48 yılına denk gelmektedir. Çi-çi’nin önderliğinde Çu ve Talas ırmaklarının olduğu bölgeye yani batıya çekilen Hunlar, bu bölgede kısa sürede güçlenmiş ve Batı Hunları olarak anılmışlardır. Ancak siyasi boyutta çok önemli bir başarı elde etmiş olan Çin durulmamış ve bu bölgeye de uzanmıştır. İ.Ö. 38 yılında Çin buraya saldırılar düzenlemiş ve Hunları bir kez daha kışkırtmıştır. Böylece Batı Hunları da dağılmış ve bu kesimin de bir bölümü Doğu Avrupa’ya doğru ilerlemek mecburiyeti içerisinde kalmışlardır. Hunların bu ikinci göçleriyle de Avrupa Hun Devleti kurulmuştur.

Kavimler Göçü Nasıl Olmuştur?

Yukarıda bahsi geçen dönemde, Çin’in kışkırtmalarının ve ileri düzeyde stratejik siyasi hareketleri Hunlar için büyük çapta ve devamlı huzursuzluklara bahis olmuştur. Asya Hunlarının ise bu olaylar sonucuyla kitlesel olarak devamlı ve geri dönüşsüz yer değiştirmeleri söz konusudur. Elbet ki Kavimler Göçü, adının da ifade ettiği üzere yalnızca Hunların göçüyle oluşmamıştır. Bunun devamında batıya, hatta Doğu Avrupa’ya yerleşmeye başlayan Hunların var oluşlarıyla bu bölgede yaşayan diğer topluluklar rahatsız olmuş ve aynı Hunların yaptığı gibi, aynı doğrultuda göç etme gereği duymuşlardır. Çin’in Asya Hunlarını kışkırtmasıyla başlayan bu mevzu bahis durum, göçmenlerin birbirlerini devamlı şekilde sırayla rahatsız etmeleriyle küresel bir boyuta ulaşmıştır.

Burada dönemsel boyutta sıralı ve zincir halde bir “göçler” durumu mevcuttur. Hatta Kavimler Göçü’nü Hunların oluşturması yerine, Batıya ilerleyen Asya Hunlarının bu zincirleme beşeri göç olayını başlatan topluluk olduğu gerçeği daha doğrudur. Kavimler Göçü olarak bilinen bu göçler zinciri, Çin’in siyasi politikalarının Asya Hunlarını dağıtması ve batıya kaçırması ile başlamaktadır. Yani Kavimler Göçü adını verdiğimiz bu büyük olaya kesin ve net bir sebep gösterilmesi gerekliliğinde; Çin’in Asya Hun Devleti üzerindeki baskıları, bu bölgedeki ekonomik ve siyasi mücadelenin bir kargaşa düzeyine ulaşması, ticari değerinin ve öneminin tartışılmadığı İpek Yolu’na sahip olma heyecanının bu iki devlet arasında yarattığı polemik, ve en son olarak da bütün bunların doğal bir sonucu olan, Çin’in bu mücadeleyi kazanmak ve siyasi ve ekonomik otoriteyi eline almak üzere izlediği politikalar ve siyasi stratejiler gösterilebilir.

Avrupa Hun Devleti

Bu sürecin devamı olarak, Doğu Avrupa’ya yerleşen Hunların 374-375 yıllarında, Avrupa’ya yaklaşmaları ile o sırada orada yerleşik bir hayat süren toplumlar rahatsız olmaya başlamışlardır. Bunu zincirleme bir toplum püskürtme olayı olarak ele alabiliriz. Avrupa’nın bu kesimindeki -özellikle Gotlar ve Alanlar başta olmak üzere- toplumlar, beklemedikleri bu olayla karşılaşınca aynı Hunların yaptığı gibi, çabuk ve plansız bir şekilde batıya doğru hareket etmeye, yer değiştirmeye başlamışlardır. Her ne kadar Gotlar ve Ostrogotlar bu bölgedeki benliklerini korumak için çok fazla mücadele verdilerse de, bir noktadan sonra Hunların buradaki hakimiyetlerini, varlıklarını ve üstünlüklerini kabul etmişlerdir. Tarih boyunca sürekli yer değiştiren bir kavim oldukları bilinen Gotlar, söz konusu durumda da Hunların bölgeyle gelişiyle yine batıya göç etmek zorunda kalmışlardır.

Kavimler Göçü’nde Türkler

Ayrıca bu göçlerin bir sonucu olarak Avrupa’daki Türk varlığının arttığını söyleyebiliriz. Orta Asya’dan buralara kadar gelen Türkler, böylece Avrupa’ya kadar uzanmayı başarmışlardır. Bu dönemdeki göçün kaçınılmaz bir sonucu olarak, geldikleri yerdeki diğer kavimlerin yerlerinden olmaları da bu devletlerin ve toplumların sosyal, ekonomik ve siyası yapılarında köklü değişiklikler meydana gelmesine sebep olmuştur. Muhakkak ki bu Kavimler Göçü olayından en çok etkilenenlerden birisi de Büyük Roma İmparatorluğu olacaktır. İmparatorluğun girdiği bu süreç, Büyük Roma’nın siyasi otoritesini eritecektir, çünkü doğudan gelen Türkler ve batıya kayan kavimler, devleti imparatorluğun her iki tarafında da mücadele etmeye zorlayacaktır. Doğu kanadına dayanan Türkler, imparatorluk için siyasi bir tehdit teşkil etmekteydi. Bu sebeple Büyük Roma, bu tarafında Türklerle savaşmıştır. Batı kanadı ise büyük göçün mutlak ve tek yönünün batı olmasıyla, kavimlerin yön değiştirmeleri ve hareketleriyle yok olmaya başlamıştır.

Büyük Roma İmparatorluğu’nun tam da bu dönemde kesinlikle unutulmaması gereken bir dezavantajı vardır. Yaklaşık olarak Kavimler Göçü’nün başladığı bu sıralarda Roma, dini mücadeleler, iç karışıklıklar ve Sasanilerle sürmekte olan savaşlar neticesinde sürekli olarak güç kaybeden bir orduya sahipti. Tam da bunun üzerine, aynı dönemde yaşanan bu göç olayları ve Hunların kapıya dayanması üzerine Büyük Roma İmparatorluğu’nun askeri alanda desteklemeler ve dolayısıyla harcamalara gitmesi, bu kez de ekonomik alanda bir yara açmıştır. Askeri yardımlara maddi destek sağlamak için de halk üzerinde ağır vergi taleplerine giren Roma, halkıyla zaten sorunlar yaşamakta iken kendisini siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal boyutta imparatorluğun zararına dönen büyük bir kısır döngü içerisinde bulmuştur. Dış alanda da bir taraftan Sasaniler ve bir yandan da Kavimler Göçü’nün getirdiği ve sebep olduğu saldırılarla uğraşmak zorunda kalan Büyük Roma İmparatorluğu, aldığı bütün tedbirlere ve denediği bütün kurtarma politikalarına rağmen direnmeyi başaramamıştır. Böylece Kavimler göçü olarak da bilinen bu küresel göç, kocaman bir imparatorluğu ikiye ayırmıştır.

Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa’da Yer Değiştirme

Yine bazı anlaşmazlıkların da sebep olarak sayılabileceği bu bölünmede, batıya nazaran daha güçlü kalabilen Doğu Roma ayakta kalmayı başarırken, imparatorluğun batı bölgesi mücadeleyi kaybetmiştir. Saksonlar Britanya’yı, Alamanlar ise Ren ve Neckar nehirlerinin bulunduğu bölgeyi ele geçirmek için mücadele vermiştir. Aynı zamanda Batı Roma, Sarmatlarla Tuna bölgesinde çatışmışlar ve sonralarda Gotlar da bu bölge de görülmeye başlamıştır. Bu bölgelerde zafer elde eden bu göçmen kavimler, böylece bir noktada siyasi üstünlükler göstermişler ve Batı Roma’yı idare eden I. Theodosius, bu kavimlerin askeri güçle yok edilemeyeceğini anlamıştır ve Gotlarla barış yapmaya yanaşmıştır. Gotlar’ın Balkanlar’ın biraz gerisine sürülmesinin ardından I. Theodosius, Gotlar ile bir bağlılık anlaşması yapmayı uygun görmüştür. Vizigotlar Trakya’nın kuzey kısmına yerleştirilirken, Ostrogotlar ise Tuna Nehri’nin güneybatısında konumlandırılmıştır. Ayrıca bu topluluklara bazı ayrıcalıklar tanınmış, askeri ücretler ödenmiş ve onlar vergilerden muaf tutulmuştur. Böylece bu kavimlerin de artık özerk olarak tanındıkları kabul edilmiştir.

Bu mutualist faydanın Roma açısından avantajları da, ülkedeki mevcut askeri yetersizliği bir bakıma kapatması olmuştur. Bu hareketle düşünülen, Germen tehlikesinin bu yol ile atlatılmış olduğudur ancak orduya katılan Germenler orduyu Germenleşme yolunda etkilemiştir. Böylece bazı önemli kumandanlıkların da Germenlerin eline geçmesi kaçınılmaz olmuştur. Artan giderlerin ve harcamaların da etkisiyle ekonomik yapı da aynı süreçte büyük hasara uğramış, ve Romalılar bir kez daha aynı sorunları yaşamışlar, aynı döngüye girmişlerdir.

Kavimler Göçü Sonrasında Avrupa’nın Siyasi Sınırları

Roma’nın devamlı olarak sıkıntılar yaşadığı bu dönemde Kavimler Göçü’nün siyasi, yani sınırlar ve ilişkiler üzerindeki tehdidi de giderek artıyordu. 390-400 yılları arasında Hun tahtına Uldız, Roma’ya karşı yakın bir siyaset izlemiştir. Roma üzerinde baskı kurma düşüncesini, Roma’ya yakın ve destekçi bir tavırla yaklaşarak gerçekleştirmeyi planlamıştır. Roma’ya saldırmasının önünde hiçbir engel yok iken dostça bir tavır izleyen Uldız, bir ortak düşman stratejisi izlemiştir. Batı Roma’ya saldıran ve buralarda isyanlar çıkarıp kargaşalar yaratan bazı barbar kavimlerini, Uldız kendilerine de baş düşman edinmiştir. Böylece bir süre, Roma’nın yanında yer alan ve Roma’yı bir bakıma koruyan bir Hun Devleti seyredilmiştir. Bunun Roma açısından yalnızca bir süre için de olsa en iyi yanı, ömrünü uzatmasıdır.

Kavimler Göçü Avrupa Siyasi Sınırları
Kavimler Göçü Haritası

Germen meselesi bu dönemdeki Roma için en önemli sorun haline gelmiştir. Ülkenin içinde sorunlar yaratan, şehirleri tahrip eden Vizigotlar, Alarik idaresinde ve önderliğinde İtalya’ya girip Roma’yı kuşatmaya kadar gitmiş, senatonun tekliflerini de reddederek Roma’yı yağmalamayı da başarmışlardır. Roma’yı yağmalamalarının ardından, bu başarının heyecanı ve motivasyonuyla batıya doğru ilerlemeye devam eden Vizigotlar en son Galya ve İspanya bölgelerinde durmuşlar ve doğuda bir daha görülmemişlerdir.

Avrupa Hun Devleti’nin Siyasi Durumu

Hun tahtına Rua’nın geçmesinin ardından, Roma ilişkileri daha da hareketlenmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu’nun İtalya’ya bir ordu göndermesinin üzerine Batı Roma, yardım için Hunlara gitmiştir. Rua’nın bu süreçteki politikaları tüm taraflar için çok önemli olmuştur. Rua, 60.000 kişilik ordusuyla Doğu Roma İmparatorluğu’na yöneldiğinde, daha savaşa girmeden çekilen Doğu Roma’dan yüklüce bir miktar savaş tazminatı elde etmiştir. Doğu Romalılar, bu olayın ardından kısa bir süre için rahatladıklarını düşünmüşlerdir. Ancak ardından -Doğu Roma İmparatorluğu adına ne yazık ki çok talihsiz bir şekilde- Rua ölmüştür.

Bu beklenmeyen ölümün ardından Hun Devleti’nde tahta çıkan Atilla ve Bleda, Doğu Romalılara büyük bir korku salmıştır. Bu sürecin devamında, Atilla Doğu Roma’yı vergiye bağlamayı başaracak ve Doğu Roma üzerindeki hakimiyetini ilan edecektir.. Daha sonrasında ise, Uldız’ın dış politikalarından vazgeçip, batıya yönelen bir dış politika izleyecektir. Bu süreç içerisinde bazı yenilgiler alacak ve bazı anlaşmalarla geri adım atmayı kabul ederek, tüm cihanı ele geçirme şansını farkında olmadan geri tepecektir. Devamında ölümüyle, oğulları arasında çıkan taht kavgalarının da etkisiyle Hunlar dağılacaktır.

Kavimler Göçü Sonuçları

Sonuç olarak aslında Kavimler Göçü olarak tanıdığımız olay, yalnızca bir yer değiştirme değil, devletler içerisinde ve dışarısında çok yönlü ve uzun süreli köklü değişikliklere sebebiyet veren olaylar zinciridir. Elbette ki bu zincirin ilk halkasında Çin ve Büyük Hun Devleti vardır. Bu iki devletin arasındaki siyasi hareketlilikler, politik çıkarlar ve ekonomik stratejiler bu küresel göç dalgasını başlatan ilk etki olmuştur. Büyük Hun Devleti’nin -elbet ki tarihteki tüm diğer devletler gibi- her zaman fazlasını istemesinin etkisi büyüktür. Karşısındaki devlet de güçsüz değildir. Coğrafyada bulunan ve bu geniş dönemdeki en değerli ticari unsur olan İpek Yolu, iki tarafı da cezbetmiştir. Bu ticaret yoluna hakim olma düşüncesi iki devleti birbirlerine karşı kışkırtmış ve onlar da bu amaç uğrunda farklı politikalar izlemiştir. Sıcak bir politika izleyen Hunlar, sinsi ve stratejik davranan Çinliler tarafından yenilmiştir ve İpek Yolu’nu tam anlamıyla kaybetmek bir yana, evlerini bırakıp gitmek zorunda kalmışlardır.

Çünkü Çin’in üzerlerindeki baskısı devam etmekteydi ve bunun bir sonucu olarak Hunlar, batıya doğru yol almaya başlamışlardır. Ancak Hunların bu hareketi, ister istemez küresel bir göç dalgası yaratmıştır. Hunların göç ettikleri yerdeki diğer kavimler bu durumdan rahatsız olmuş, ne kadar her seferinde olduğu gibi onlar da kendi benliklerini korumak için mücadele etmişlerse de başarısız olmuşlardır. Böylece onlar da çözümü göç etmekte bulmuşlar ve aynı doğrultuda, batıya, ilerlemişlerdir. Bu şekilde kavimler birbirlerini rahatsız ede ede ilerlemişler ve dönemin siyasi haritası genel bir hareketle batıya doğru kaymıştır. İlk Çağ’ı bitiren bu küresel hareket aynı zamanda koskoca Roma’da da kalıcı ve yıkıcı etkiler bırakmıştır. Bu devamlı göç durumu ve Roma’nın yıkılmaya başlaması, günümüzdeki Avrupa haritasını şekillendirmeye başlayan ilk olay olarak kabul edilmektedir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Konargöçerlik Nedir? Konargöçer Yaşam Tarzının Özellikleri başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi