Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Tarih ve Edebiyat Birbirlerinden Nasıl Yararlanır? Tarih ve Edebiyat İlişkisi

Tarihin ve Edebiyatın Benzer Yönleri Nelerdir? Tarih ve Edebiyat İlişkisi Örnekleri

Tarih ve Edebiyat ilişkisinin temelinde her iki disiplinin de insanı ve insanın yaşamını konu olarak ele alması bulunmaktadır.

Tarih ve Edebiyat İlişkisi
0 564

Tarih ve Edebiyat ilişkisini incelemeye geçmeden önce tarih bilimini ve edebiyatı genel anlamda tanımlamak yararlı olacaktır. Çünkü her iki disiplin de bazı paydalarda birleşmektedir. Tarihin en çok etkileşim içinde olduğu alanın edebiyat olduğu gerçeği yadsınamaz.

Tarih Nedir?

Tarih, geçmişte yaşamış insanları ya da geçmişte yaşanan olayları inceleyen akademik bir disiplindir. Tarih, bir toplumun gelişmesi ve kaldınması için gerekli olan ve toplumların bilmesi gereken en önemli kavramlardan biridir. Her toplum kendi ve diğer toplumların tarihini bilmeli ve ileriye dönük hareketlerini, tarihten yararlanarak şekillendirmelidir. Tarih bir toplumun karar mekanizmasını etkileyebilecek kavramlardandır. Çünkü tarih bizlere ve toplumlara geçmişteki hayatımızı sunar. Önceden neler yaşadığımızı ve kim olduğumuzu anlatır. Tarih, sadece savaşlardan ibaret değildir. İmparatorların, kralların, padişahların ve çeşitli yöneticilerin izledikleri politikalar da tarihle alakalıdır. Sanat akımları, edebiyat akımları, reformlar da tarihtir. Her geçen gün veya yıl tarihin konuları artmaktadır çünkü her günde, her yılda, her asırda yaşanan olaylar tarihe eklenmektedir.

Edebiyat Nedir?

Edebiyat en genel anlamıyla bütün yazılı şeylere verilen genel addır. Fakat edebiyat sadece yazılı dönemle sınırlı kalmaz. İlk ortaya çıkışı sözlü şekildedir. Yani edebiyat, kişinin hislerini, davranışlarını veya düşüncelerini, estetik kurallar dahilinde, yazılı ya da sözlü yolla aktarması, dile getirmesidir. Edebiyatın ortaya çıkmasında ve gelişmesinde etkili olmuş olan birçok olay vardır. Örneğin etrafta savaşlar varken insanlar savaşlardan, şehitlerden, dönemin zorluklardan etkilenirler ve dönemin edebi eserlerinde bu konular yer alır. Veyahut, toplumsal olaylar kadar bireysel duygular da oldukça etkilidir. Edebi eseri ortaya koyan kişi bir konu ya da kişi hakkında yoğun duygular besliyorsa (nefret, aşk, kin, intikam vb.) ebedi eserde etkili olan genel tema ve duygu da değişir ve etkilenir.

Tarih ve Edebiyat Birbirlerinden Nasıl Yararlanır? Tarihin ve Edebiyatın Birbirlerine Kattıkları Nelerdir?

Hem edebiyat hem de tarih birer bilim dalıdır ve diğer bilimlerle ilişkilidir. Örneğin tarih bilimi arkeoloji, sosyoloji, kronoloji, hukuk vb. gibi bilim dallarının yardımını alır ve bu bilim dallarından faydalanır. Edebiyat da felsefe, sosyoloji, psikoloji, coğrafya gibi bilim dallarından faydalanmaktadır. Tabii ki tarih ve edebiyat da birbirlerinden yararlanan bilim dalları arasındadır. Edebiyat eserleri, yazıldıkları dönemin kültürel ve toplumsal özelliklerini ve değerlerini barındırırlar. Tarih biliminde, tarih araştırmacısı kişi herhangi bir edebi eseri inceleyerek, dönemin tarihi özelliklerini anlayabilir. Edebiyatta da, edebi eseri ortaya koyacak olan kişi yaşadığı dönemin tarihi özelliklerini eserine yansıtır. Dolayısıyla tarih ve edebiyat iç içe olan bilim dallarıdır. Ayrıca edebi eserleri yazıldıkları dönem, toplum, kültür ve çevre bağlamında inceleyen, edebiyat tarihi adlı bir bilim dalı da bulunmaktadır.

Tarihin ve Edebiyatın Benzer Yönleri Nelerdir?

Edebiyat ve tarihin bu denli iç içe olmasının sonucu ya da sebebi olarak görebileceğimiz en önemli şeylerden biri çok fazla ortak noktalarının bulunmasıdır. İlk olarak, iki bilim dalının da ilgilendiği ve tema edindiği değerler ve kavramlar aynıdır. Her ikisi de insan ve insanın hayatını konu olarak ele alır. Tarih bilimde, insanların geçmişten günümüze kadar gerçekleştirdiği eylemler inceleniz örneğin savaşlar, devrimler, kurulan devletler vb. Edebiyatta da bir insanın yaşamından bir kesit ya da insanın duygu ve düşünceleri ele alınır yani eser her daim insan ile alakalıdır.

Tarih ve edebiyatın diğer bir ortak noktası ise “kronoloji” kavramı ile ilişkilidir. Her iki bilim dalı da belirli bir olayı kronolojik bir biçimde aktarırlar. Tarih biliminde, geçmişten günümüze kadar yaşanmış daha doğrusu yaşandığı bilinen olaylar kronolojik sırada bizlere aktarılır. Örneğin, 1804 yılında Osmanlı Devleti’nde Sırp İsyanı gerçekleşmiştir. Bundan 3 yıl sonra Kabakçı Mustafa İsyanı gerçekleşmiştir ve 3. Selim tahtan indirilmiştir. Edebiyatta da insan yaşamından alınan kesit belli bir zamana göre anlatılır. Yani bir kadının hayatı boyunca yaşadığı olaylar konu alınıyorsa bu kadının doğumuyla başlayıp ölmesiyle son bulabilir. Bu da kronolojik sırayla anlatılmış bir edebi eser olur.

Tarih ve Edebiyat İlişkisi Örnekleri

Tarih ve edebiyat bu denli iç içe olunca, ortaya bir çok örnek çıkıyor. Verebileceğimiz ilk örnekler tabii ki tarih romanları. Tarih romanları birer edebi eserlerdir ve aynı zamanda bizlere tarihi olayları aktarırlar. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın bu tarz tarihi romanları çok fazladır. Örneğin, “Tarih Sınırlarına Yolculuk” ve “Tarihin İzinde” bu tarz eserlere örnektir. Tarihi romanların yanı sıra, ana teması tarih olmayan fakat bizim tarihi unsurları gördüğümüz eserler de oldukça fazladır, hatta hemen hemen her eserde bu unsurlar bulunur.

Örnekler üzerinden gidecek olursak, Safiye Erol’un “Ciğerdelen” romanı ilk örneğimiz olabilir. “Ciğerdelen” 1946 yılında yazılmış bir aşk romanıdır. Aşk romanı olmasına rağmen Osmanlı’yı yansıtan pek çok unsurla karşılaşırız. Romandaki betimlemelerde camiler, şadırvanlar, hanlar ve hamamlardan bahsedilir. Ayrıca bir bölümde M.Ö. 3000 yıllarında yaşamış olan Trak halkından da bahsedilir. Verebileceğimiz diğer bir örnek de F. Scott Fitzgerald’ın yazdığı “Muhteşem Gatsby” (The Great Gatsby) isimli romandır. 1925 yılında yazılan kitap, dönemin entelektüel insanlarının endişelerini içermektedir. Günümüzde de bulunmakta olan “Amerikan Rüyası” kavramını ve olgusunu eleştiren bir kitaptır. Amerikan Rüyası, insanları Amerika’da ütopik bir yaşam olduğuna inadırır. Paranın çok olduğu, herkesin mükemmel olduğu ve istediği gibi yaşadığı düşündürülür. “Muhteşem Gatsby” kitabında da bu durum eleştirilir. Bu eleştirinin yanı sıra, 1920’lerdeki Amerika’nın politik ve siyasal hayatını da oldukça iyi bir şekilde aktarır.

Not: Bu konuyla ilgili Tarih ve Diğer Bilimler – Tarihe Yardımcı Bilimler başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi