Sözlü Kültür Nedir?

Sözlü Kültür Nedir? Sözlü Kültür Örnekleri

Destanların Kültürel Hayattaki Önemi Nedir?

Sözlü Kültür konusunda öncelikle sözlü kültür nedir? sorusunu yanıtladık. Daha sonra destanların kültürel hayattaki önemi nedir? sorusunu yanıtlayarak Türk destanlarını sıraladık. Ayrıca sözlü kültür örneklerine yer vererek Remus ve Romulus Efsanesini inceledik.

Bu yazımız ayrıca tarih dersi konu anlatımları kapsamında 9. sınıf tarih dersinin 2. ünitesi olan İnsanlığın İlk Dönemleri ünitesinin 1. konusunun devamı olan Sözlü Kültür konusudur. Sözlü Kültür konusunu “Kanıtlardan yola çıkarak yazının icadından önceki zamanlarda yaşayan insanların hayatı hakkında çıkarımlarda bulunur.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Sözlü Tarih Nedir? Sözlü Tarih Çalışması Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Sözlü Kültür Nedir?

Sözlü kültür, çeşitli tarihi olayların, mitlerin, destanların, masalların ve bunlara benzer edebi, sanatsal eserlerin ve anlatıların masal geceleri, anlatılar vb. yollar ile aktarılmasıdır. Sözlü kültür, erken yaşlardan itibaren kültür öğreniminde büyük rol oynar. Özellikle Çin, Japonya gibi uzak doğu ülkelerinde fazlasıyla etkilidir. Örnek vermek gerekirse Çin’de ejderha masalları, Japonya’da kiraz çiçeği ile ilgili anlatılar görürüz ve çoğunu yazılı olarak bulamayız. Bunun dışında Türk kültüründe örneklemek gerekirse bazı anlatılarda 3 günlük iken kımız içen, kısa bir süre sonra ata binen bazı karakterler görürüz.

Avrupa’ya doğru ilerledikçe bu konudaki anlatıların yerlerini şövalye hikayelerine, şatolara, şövalyelere bıraktığını görüyoruz. Bu bakımdan sözlü tarihi tanımlarken pek çok etkeni, eseri ve coğrafyayı da eklememiz gerekir. Sözlü tarihin bir özelliği de coğrafya ile bağlantıları fazladır. Mesela Çin anlatılarında ve filmlerinde gördüğümüz dağ tapınakları aynı zamanda Tibet ve çevre yerlerde de görülür. Bir başka örnek olarak da Japonya kiraz çiçeklerini gösterebiliriz. Sonuç olarak sözlü kültür, bir toplumun yaşadığı olaylardan, coğrafyadan, savaşlarından, zaferlerinden ve kilometre taşlarından etkilenen anlatılar bütünüdür.

Destanların Kültürel Hayattaki Önemi Nedir?

Destanların kültürel hayattaki temel önemi anlatılarla geldiği için hem eski, daha doğrusu atalardan kalma bazı kültürel ögeleri taşımakla beraber anlatıcıların o zamanın kültürünün etkisi ile yeniden yorumlayabilmesi nedeniyle geçmişin genel bir harmanını sunmasının yanında doğrudan aktarılması ihtimaline dayalı bir sisteme sahiptir. Özellikle insanın küçük yaşlardaki kültürel ögelere dayalı ilk benliği kazandığı zamanlar için fazlasıyla önem arz eder. Örneklemek gerekirse ikizlerin her birinin farklı bir kültürün gelenekçi ortamlarda büyütülüp 4-5 yaşında bir araya getirildiklerinde fikir ve bakış açısı farkı edinmeleri fazlasıyla açık bir örnektir. Pekâlâ hayata bakış açısı olarak Ergenekon Destanı ile Odysseia Destanı’nın düşünce açısından aynı olduğunu kimse söyleyemez.

Bunun dışında toplumları yönetmek gibi birtakım politik faydaları da vardır. Sözlü tarihin milliyetçilik ile kesiştiği yönleri nedeniyle kolektif bir toplum yapısı oluşturmaya fazlasıyla yardımcı olur destanlar. Uç milliyetçilik ve geleneklere aşırı bağlanma kaynaklı gericiliğin de nedenlerinden biri budur. Fikir değişimi sonucunda anarşist olayları da tetikleme ihtimali de bulunsa da özellikle kolektif bilinçaltının kullanımı ve isyanları bastırma gibi pek çok işlevde sözlü kültürün yanında milliyetçi destanların kullanılabildiğini görürüz.

Türk Destanları

Türk destanlarının geneline baktığımız zaman savaşlar, kurtlar, kahramanlar gibi pek çok öge ile karşılaşırız. Genel örneklerini kronolojik olarak şu şekilde verebiliriz:

  • Yaratılış Destanı
  • Alp Er Tunga Destanı
  • Şu Destanı
  • Oğuz Kağan Destanı
  • Atilla Destanı
  • Bozkurt Destanı
  • Ergenekon Destanı
  • Siyempi Destanları
  • Türeyiş Destanı
  • Mani Dininin Kabulü Destanı
  • Göç Destanı
  • Manas Destanı
  • Cengiz Han Destanı
  • Timur ve Edige Destanları
  • Saltuk Buğra Han Destanı
  • Seyid Battal Gazi Destanı
  • Danişmend Gazi Destanı
  • Köroğlu Destanı

Bunlardan bilindik olanlarından Ergenekon Destanı’nı ele alırsak dişi bir bozkurt, savaşlar, bir ova, mücadele, demirden dağı eritmek gibi pek çok ögeyi buluyoruz. Genelde Türk destanları benzer ögeler ve hikayelerin farklı yer ve zamanlarda tekrarlanması üzerine kurulur. Yaratılış Destanı ise Türklerin kabul ettiği ilk tanrının yeryüzünü yaratmasını anlatır.

Sözlü Kültür Örnekleri

Gerek toplum yönetimi gerek de eğitim hakkında ciddi etkileri olan sözlü kültür ögeleri, birkaç temel başlık altında toparlanabilir, özellikle uzak doğuda geçen Türk destanları ile batıda Yunan destan ve mitolojisi ciddi anlamda farklı olup yaşantılar ile sözlü kültür ögelerinin ilişkisini inkar edilemez bir şekilde açıklar.

Mitoloji: Toplumların tarihi olayları, afetleri, savaşları ve inanışlarını bağladığı çoğu zaman mistik ve doğaüstü ögeleri barındıran anlatılar bütünü olarak tanımlanabilir. Örmek: Yunan mitolojisi, Roma mitolojisi, Türk mitolojisi vb.

Masal: Özellikle çocuklara anlatılması ile fazlasıyla kullanılan ve bilinen masallar, toplumların değerlerinin derlenip bir mesaj ile harmanlandığı optimist anlatılardır. Örneklemek gerekirse Hansel ve Gratel, Noel öyküleri, Gumbur Baba (Malatya’da bazı köylerde) vb.

Destan: Toplumun başına gelen önemli olayları, savaşları, afetleri vb. abartma yolu ile anlattığı bir kültür ögesidir. Örnek olarak İlyada, Türeyiş, Ergenekon, Odysseia vb. destanlar verilebilir.

Efsane: Bir tarihsel gerçeğe dayanmayan, toplumun değerlerini aktaran bir edebi tür olmanın yanında kültürel ögeleri en geniş şekilde aktarabildiğiniz türlerden biridir. Bunun nedeni fazla katı gerçekçilik sınırlarına sahip olmamasıdır. Masal gibi düşünülebilir fakat daha geniş çaplıdır. Yerel özellik gösterdiği için örnek verilmesi zordur. Kız Kulesi efsanesi veya Gözçamuru’ nun efsanesi verilebilir.

Hikaye: Gerçeklik payı içerdiğinden dolayı genel olarak gerçek olayları baz alır. Masal gibi anlatıla anlatıla aktarılır.

Folklor: Halkların çeşitli olayları fiziksel yollar ile anlatma şekillerinden biridir. Çıktığı yörenin yaşam şartlarından büyük ölçüde etkilenir. Ör. Horon, Çaydaçıra, Kaşık Oyunları, Kafkas Şeyh Şamil, Kılıç kalkan vb.

Remus ve Romulus ile Dişi Kurt Efsanesi

Efsaneye göre savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleri olan Remus ve Romulus, Roma Şehri’ni kuran iki kişiliktir. Efsane milattan önce 4. yüzyılda ortaya çıkmıştır fakat Romalı bilgin Marcus Terentius Varro, Roma’nın kuruluş gününün milattan önce 1. yüzyılda olduğunu kesinleştirmiştir. Geçmişlerine bakılırsa Truva’dan kaçan Afrodit’in oğlu Prens Aeneas, ikizlerin ataları olarak kabul edilir.

Efsanenin başlangıcı şöyledir: Amuluis, babalarının savaş tanrısı Mars olduğu söylentileri yayılan ikiz kardeşler Romus ( Bazı kaynaklarda Remus olarak geçer ) ve Romulus’un nehirde boğdurulmalarını emreder. Görevlendirdiği kişiler, taşkının onları yutacağını düşünüp bir taşkın yatağına bırakırlar. Savaş tanrısı Mars’tan korkan taşkın (bazı yerlerde nehir olarak da geçiyor ) ikizleri kabul etmez. Sel suları çekilirken denize yakın bir yer olan Ostia’da ikizleri bırakır. Yeni doğum yapmış bir dişi kurt ikizleri bulur, annelik içgüdüsü nedeniyle öldürmeyip emzirir. Circe’den dönen ve krala hizmet eden çoban Picus, ikizleri bulur. Eşi ile birlikte ikizleri alır ve gençlik çağına kadar büyütür. Zamanlarının çoğunu avcılık ve tarım ile geçirmeye başlayan ikizler, haydutları yakalayıp ganimetlerini diğer çobanlar ile paylaşmaları nedeniyle ün salarlar.

Bu duruma son vermek için haydutlar tuzak niteliğinde bir plan hazırlarlar. Haydutların tuzağa düşürdüğü ikizlerden Remus, eski Kral Numitor’un huzuruna çıkartılır. Kral, huzurundaki kişinin torunu olduğunu anlar. Bir grup çoban ile Kral Amulius’un sarayını basıp dedelerini yeniden tahta çıkartırlar. Bırakıldıklarında yeni bir kent kurmak isterler. Aynı yaşta oldukları için krallık kararını kır tanrılarına verirler. Romulus ilk olarak altı akbaba görür. Ardından Romulus 12 tane görür. Bunun sonucunda kavga eden ikizlerden Romulus, Remus’u öldürür ve Romulus, Roma’nın mutlak varisi haline gelir. Roma isminin de Romulus’tan geldiğine inanılır. Bunun dışında ikizlerin daha önceki büyütülme vs. aşamaları Türk destanlarındaki dişi kurt tarafından emzirilmek ile aynıdır. Türk efsaneleri ile benzer pek çok öge, imge ve sembol gösteren bir efsanedir. Örneğin kurdun yüce kişiliklere ebeveynlik yapması gibi. Efsanenin kalan kısmı savaşları, nüfus artırılmasını ve Roma’nın gelişmesini anlatır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Tarih Boyunca Farklı Toplumlarda Kurt Motifi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi