Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Dünya Harita ve Haritacılık Tarihi – İlk Haritalar Nasıldı?

Haritacılık Nasıl Ortaya Çıktı? Piri Reis Kimdir? Dünya Harita ve Haritacılık Tarihi

Haritacılık biliminin tarihi insanlığın yerleşik yaşama geçmesine kadar uzanmaktadır. Bu yazımızda harita ve haritacılık tarihini inceledik.

Harita ve Haritacılık Tarihi
0 3.933

Haritacılık dediğimizde aklımıza harita ve bu haritalarda kullanılan işaretlerin özelliklerini araştıran, haritanın tasarım, basım ve kullanım yöntemlerini geliştirmeye yönelik araştırmalar yapan bilim dalı gelmektedir. Kartografi veya Kartografya olarak da bilinen haritacılık oldukça eski bir meslektir aynı zamanda.

Harita dediğimizde ise herhangi bir yere ilişkin özelliklerin, küçültülmüş bir şekilde bir yüzey üzerinde temsil edilmesi gelir aklımıza. İnsanoğlu böyle bir temsili uzun yıllar sonucunda gerçekleştirebilmiştir. İnsanlık işe ilk olarak gökyüzünün haritasını çıkararak başlamıştır. Evrende görebildiği gezegenlerin, yıldızların konumlarını gök küre üzerine yerli yerine koydu. Dünyada haritacılık alanında en büyük ustalardan biri olan Ptolemaios’un öncelikle gökyüzünün haritalarını yaptığı bilinmektedir, yeryüzü haritaları ise daha sonraki uğraşı olmuştur.

Her buluş gibi haritalarda insanlık tarihine paralel bir gelişim izlemiştir. Günümüzden bakıldığında, insanlık tarihinin bilinmeyen zamanlardan beri ilkel bir biçimde başlayan haritacılık uğraşı, insanlığın yeryüzünü ve galaksiyi tanımak için yaptığı gözlem ve yolculuklarla gelişim sağladı. Bu serüven okuyacağınız yazıda haritaya duyulan ihtiyaçla başlayıp günümüzde dahi gizemini çözmekte zorlandığımız Piri Reis’in Dünya haritası ile sonlanmaktadır. Haritalar geometri, fizik ve coğrafyanın gelişiminden etkilenmiş zaman içerisinde evrilmiştir.

Harita ve Haritacılık Nedir?

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre harita sözcüğünün tanımı şöyledir; “Yeryüzünün ya da bir parçasının coğrafya, tarih, dil, nüfus, doğa vb. olgularının dağılımını, durumunu vb. göstermek üzere, belli bir orana, ölçeğe göre küçültülerek kuşbakışı görünüşüyle düzlem üzerine çizilmiş biçimi, bir tür plan.”

Kartografya olarak bilinen haritacılık ise harita ve harita benzeri gösterimleri üretmek amacıyla uygulanan, gerekli tüm çalışmaları kapsayan bilimdir.

Haritalar, insanoğlunun yaşadığı çevreyi ve yeryüzünü tanıma çabalarının bir ürünü olarak ortaya çıkmışlardır. Haritacılık biliminin tarihi ise insanlığın yerleşik hayata geçmesine kadar uzanmaktadır. İlk haritalar olarak adlandırabileceğimiz basit krokiler insanların mağara duvarlarına veya da tabletlere çizdiği basit yönergeler ve sembollerden ibarettir. Bu ilkel haritalarından bazıları yeryüzü şekilleri, bazıları ise yıldızların konumları hakkında bilgiler içermekteydi.

Tarihteki İlk Haritalar

İlk basit harita diye adlandırabileceğimiz çizim, Çekya’nın Pavlov bölgesinde bulunmuştur. Tarihi eserin M.Ö. 25.000’li yıllardan günümüze ulaştığı düşünülmektedir.

Konya Çatalhöyük’te, M.Ö. 6200’lerde yapılmış olan Çatalhöyük Kent Planı, tarih öncesi çağların en önemli haritalarından biridir. Çatalhöyük Kent Planı’nda dikdörtgen çizilmiş evler ve de Konya ovasının doğusunda bulunan ikiz tepeli Hasan Dağı tasvir edilmiştir. Haritanın en büyük özelliği köyün kuşbakışı dağın ise profilden resmedilmiş olmasıdır.

Çatalhöyük Haritası
Çatalhöyük Kent Planı

Çatalhöyük Kent Planı’nın haricindeki ilk haritalar Mısır’da ve Mezopotamya’da bulunmuştur. M.Ö. 2200 yıllarında Kerkük’te yapılmış olan Nuzi Haritası bu haritalara örnektir. Mısır’da kullanılan ilk haritalar ise arazi mülkiyetinin belirlemesi için kullanılmıştır.

Kartograflar tarafından ilk dünya haritası olduğu kabul edilen, harita Babiller tarafından MÖ 600 yıllarında yapılmıştır. Eser kil tablet üzerine yapılmış olup, okyanusları ve karaları temsil eden iki daireden oluşmaktadır. Bu dünya haritası medeniyetleri uzun süre etkisi altında bırakmış ve birçok bilim insanına kaynak olmuştur.

Bunun haricinde denizcilikte ve ticarette ilerleyen Fenikeliler ve diğer deniz devletleri ticaret yollarını gösteren haritalar yapmış bu çizimleri yaparken papirüs kullanmışlardır. Bu ticaret yoları haritaların etkileri ortaçağa kadar devam etmiştir.

Antik Yunan ve Roma’da Haritacılık

Yunan Haritacılık Tarihi

Antik Yunan filozofları yerkürenin şekli ve Dünya’nın evren üzerinde ki yeri hakkında sorular sormuşlardır. Astronomi ve coğrafya ile alakalı yeni teoriler üretmiş teorileri oluştururken matematiği ve geometriyi de kullanmışlardır. Thales MÖ 28 Mayıs 585’de olan güneş tutulmasını hazırladığı yıldız haritalarından ve matematik teoremlerinden yararlanarak aylar önceden tahmin etmiştir. Yine Thales, Anaksimandros ile birlikte dünyayı su ile çevrili bir adaya benzetmiş ve yeni bir bakış açısı getirmişlerdir.

MÖ 5. yüzyılda Herodot yeryüzünü oval bir düzlem olarak hayal etmiş, çizdiği dünya haritasında dünyayı Avrupa, Asya ve Afrika’dan oluşan üç büyük kıta olarak göstermiştir. Enlem ve boylam kavramlarını bu haritayı hazırlarken ilk defa kullanmıştır. M.Ö. 340 yıllarında filozof Platon’un öğrencisi olan Aristo (Aristoteles) dünyanın bugünkü ölçülerle yaklaşık 74.000 km çevreli bir küre olması gerektiğini savunmuştur. Kanıt olarak ise Ay’ın denizlere yaptığı gelgitleri ve de ay tutulmasın da dünyanın gölgesinin Ay’a yuvarlak düştüğünü öne sürmüştür. Aynı yüzyılda Miletli düşünür Hekataitos, bilinen ilk coğrafya kitabını yazmıştır. Bu eser haritacılık tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Hipparkhos ay tutulmalarından yola çıkarak yeni bir yeryüzü ölçümü denemiştir. Ölçümlerden Dünya’nın çevresinin 32.148 km’lik bir uzunluğu olduğunu elde etmiştir. Ptolemaios tarafından da kabul edilen bu değer, Ortaçağ’a kadar geçerliliğini korumuştur. Hipparkhos, bu ölçümden başka, 1100 yıldızlık bir “Yıldız Almanağı” oluşturmuş ve kendisininkilerle önceki yıldız koordinatlarının karşılaştırılmasından yeryuvarının hassas hareketini bulmuştur. Bu hesaplamalarda, ekvatorun coğrafi enlemini ve Rodos’un coğrafi boylamını başlangıç almıştır.

Halikarnassoslu (Bodrum) tarihçi düşünür Herodotos, gezilerinin ve gözlemlerinin sonucunda Hazar Denizi’nin kuzey okyanuslarının bir parçası olmadığını keşfetmiştir. Herodotos bilinen dünyanın bir haritasını çizmiştir.

Haritacılık alanının gelişmesine katkıda bulunmuş diğer Antik Yunan düşünürleri ise Eratosthenes, Poseidonus, Krates ve Strabondur.

Roma Haritacılık Tarihi

Romalı coğrafyacı Pomponius Mela MS. 43 yılında Dünyayı 5 bölüme ayırdığı haritasını yayınlamıştır. Bu harita zamanının en kapsamlı haritasıdır. Roma İmparatorluğu süresinde yol haritaları çıkarılmış ve yeni ticari yol haritaları çizilmiştir. Roma İmparatorluğu’nun her döneminde askeri haritacılığa önem verilmiştir. Eski Romalılardan günümüze kalan haritacılık alanında en önemli eserler orduların savaşa gidiş yollarını, ticaret merkezlerini ve şifalı su kaynaklarını gösteren rulo biçimindeki haritalardır. Harita koleksiyoncusu olan Alman Konrad Peutinger dolayısı ile uzmanlar arasında “Tabula Peutingeriana” olarak da anılan bu haritalarda İstanbul (Constantinopolis), Kadıköy (Calcedonia), Bergama (Pergamo), Asos, Sakarya Irmağı (El Sagar), Gemlik Körfezi (Sinus Nicomedicus) ve Bursa civarındaki dağlar açıkça görülebilmektedir.

Roma İmparatorluğu Haritası
Tabula Peutingeriana (1265’te 12 parşömen Yaprağına Çizilen Eski Bir Roma Haritasının Kopyası)

Asya’da Haritacılık

Doğu Asya’da Çin’de haritacılık MÖ 1300 yıllara dayanmaktadır. Yü-Kung  MÖ 1125’te ilk Çin haritasını hazırlamıştır. Uzak Doğu’da haritacılık alanında ilk gerçekçi harita, MÖ 220-225 yılları arasında Çu sülalesi zamanında İmparator Çu-Kung’un emriyle yapılmıştır. MS 267 yılında Pei Hsiu’nun yaptırdığı dünya haritası Çin’ndeki haritacılık alanının en üst noktasıdır.

MS 90- 168 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen İskenderiyeli Claudios Ptolemaios, geometrik bazda yeryuvarına ilişkin ilk kuramı ortaya koymuştur. Ona göre yeryuvarı, hareketsiz evrenin merkezidir. Ptolemaios’un yazmış olduğu,13 bölümden oluşan astronomi ile ilgili bilgileri içeren Almagest (Kitabul Masciti) adlı kitabı ve Geographia adlı eserinde yer alan haritalar ile coğrafi metotlar, gelecek yıllarda batı ve İslam coğrafyacılarının başvuracağı temel kaynak olmuştur.

26 parçadan oluşan Geographia, bölge haritası ve haritacılık teknikleri içermektedir. Bu 26 parça tam bir Dünya haritası oluşturmaktadır ve eser ilk dünya atlası kabul edilmektedir. Eserde konik projeksiyon sistemi ile enlem ve boylam çizimi kullanılmıştır.

Ptolemaios’un dünyanın evrenin merkezinde olduğu görüşü, Kopernik’e dek dünyaca tartışmasız kabul görmüştür. Dönemin Dünya haritalarında ise Kudüs merkez olarak alınmıştır.

İslam Tarihinde Haritacılık (700-1400)

Ortaçağ boyunca Müslüman coğrafyacılar önceki kültürlerin haritacılık geleneklerini geliştirip kullanmışlardır. Çoğu Müslüman coğrafyacılar İskenderiyeli Ptolemy’nin (Batlamyus’un) yöntemlerini kullandı. Aynı zamanda kâşiflerin ve tüccarların İspanya’dan Hindistan’a ve Afrika’ya ve daha da öteye giderek Çin’e ve Rusya’ya yaptıkları seyahatlerden öğrendiklerinden de yararlandılar.

İslam dünyasında haritacılık alanındaki gelişmelerde en büyük rol oynayan olay dünyada göksel meridyenin bir derecesine karşılık gelen mesafeyi yeniden ölçmeye yarayan mil kavramının bulunmasıdır. İslam coğrafyacıları mil kavramı ile dünyanın çevresini ölçmeye çalışmışlardır. Yine, dokuzuncu yüzyılda İranlı matematikçi ve coğrafyacı Habeş el-Hasib el-Mervazî küresel trigonometri ve harita projeksiyon yöntemlerini kutupsal koordinatları yerküre üzerindeki belli bir noktaya [Mekke‘ye yönelik istikamet olan Kıble’ye] dönüştürmek için kullanmıştır.

İslami Tarihinde İlk Harita

Horasanlı ünlü bilim adamı Muhammed İbn Musa El-Harezmî dokuzuncu yüzyılda Ptolemy’nin (Batlamyus) Coğrafya adlı eserinin gözden geçirmiş ve 2402 şehrin koordinatlarını ve özelliklerini veren bir harita hazırlamıştır.

Onuncu yüzyılda İslam dünyası haritacılık konusunda doruk noktasına ulaşmıştır. Onuncu yüzyılın başlarında Ebu Zeyd el-Belhî Bağdat’ta Belh yer haritacılığı okulunu kurmuştur. Bu okulda İslam çerçevesinde eğitim verilmiş Batı dünyası ile herhangi bir bilgi alışverişinde bulunulmamıştır. Estahrî, el-Mukaddesî ve İbn Havkal gibi coğrafyacıların içerisinde yer aldığı “Belh Okulu” dünya atlasları üretmiştir. Bu atlasların her biri bir dünya haritası ve yirmi bölgesel harita içermektedir.

Müslüman coğrafyacı Suhreb, onuncu yüzyılın sonlarında eş-dikdörtgenli projeksiyonla veya silindirik eş-uzaklıklı projeksiyonla nasıl dörtgen bir dünya haritası yapılabileceğini anlatan bir kitap yazmıştır. Bu tarzda yapılmış günümüze ulaşan en eski harita on üçüncü yüzyıla ait olup Hamdullah el-Mustakfi el-Kazvini tarafından yapılmıştır.

Arap coğrafyacı Muhammed El-İdrisî Tabula Rogeriana adlı atlasını 1154 yılında hazırlamıştır. Arap tüccarların ve kâşiflerden topladığı ve klasik coğrafyacılardan kendisine ulaşan bilgilerle Afrika, Hint Okyanusu ve Uzak Doğu’ya ilişkin bilgileri bir araya getirerek modern öncesi zamanlardaki en doğru dünya haritasını yapmıştır. El-İdrisî haritayı hazırlarken Sicilyalı II. Roger’ın malî desteğini ve Cordoba Üniversitesi’nde toplanmış olan bilgileri kullandı. Hazırladığı kitap dünyayı 36,900 km’lik çevresi olan bir küre olarak betimlemektedir ama 70 dikdörtgen kısım halinde haritalanmıştır. Haritanın dikkat çekici unsurları arasında Nil’in ikili kaynağının doğru bir biçimde gösterilmesi ve Gana kıyıları ve Norveç’e ilişkin bilgilerin yer alması bulunmaktadır.

Piri Reis’e Kadar Osmanlı Devleti’nde Haritacılık

İlk Türk coğrafyacılardan olan Beyruni ve Türk dünyası haritasını hazırlamış olan Kaşgarlı Mahmut’tan sonra, Osmanlı’ya kadar Türk dünyasında haritacılık gelişememiş ve yeterli öneme sahip olamamıştır. Osmanlı’da ilk coğrafi eserler on dördüncü yüzyılda görünmeye başlar. İlk eser Edirne’de Ali bin Abdurrahman tarafından 1365-1370 yılları arasında yazılmıştır. Eserin adı “Acaibü’l Mahlûkat”tır. Acaibü’l Mahlukat iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm gök küre ve iklimlerden, ikinci bölüm ise Osmanlı kentlerinin haritalarından oluşmaktadır.

Osmanlı sultanlarının coğrafyaya duyduğu merak nedeni ile dönem süresince coğrafyacılara bütçe ayrılmış, ansiklopediler yazılmış, yeni haritalar hazırlanmıştır. Osmanlı’da coğrafyaya on sekizinci yüzyıla kadar ilgi azalmamış, dönem boyunca kitap çevirileri ve telifleri ortaya konulmuştur.

Coğrafyayla ilgili eserlerde geleneksel yapı on beşinci yüzyılda da değişmez. Bu dönemin önemli yazarlarından olan Gelibolulu Yazıcı Ahmet Bircan’ın Kazvini ’den kısaltarak çevirdiği ve yeni notlar eklediği  kitabı orijinaliyle aynı ismi taşıyan “Acaibü’l Mahlukat”ı ve kendi yapıtı olan “Dürr-i Meknun”u yazmıştır. Dürr-i Meknun saklı inciler anlamına gelmektedir. Eser yalnızca bir coğrafya kitabı değil, bir insanlık ansiklopedisidir.

Seyahatnameler Osmanlı tarihinin her döneminde haritaların oluşturulmasında birinci dereceden kaynak olmuştur. Osmanlı Devleti tarihinde ilk seyahatname Ali Ekber Hatai adlı bir tacirin Çin’e yaptığı geziden sonra yazdığı Hıtayname’dir. Eser Arapça ve Farsça yazılmıştır. Hicri topraklara hac nedeni ile yapılan geziler Osmanlı Türklerinin hac yolu hakkında kılavuzlar hazırlamasına sebep olmuş bu kent gezi kılavuzları, Hac Vekaletnameleri olarak adlandırılmıştır.

Piri Reis Döneminde Osmanlı Devleti’nde Haritacılık

Piri Reis Kimdir?

Piri Reis bir haritacı (kartograf) ve deniz bilimleri uzmanı olmasının yanı sıra Osmanlı deniz tarihinde izler bırakmış bir korsan, amiral ve Mısır kaptanıdır. Doğum tarihi net olmamakla beraber 1465- 1470 tarihleri arasında doğduğu düşünülmektedir. Denizciliği amcası Kemal Reis’ten öğrenmiştir. Korsanlığı II. Beyazid’in daveti üzerine bırakmış, donanmaya katılmıştır. Osmanlı Donanması’yla İnebahtı, Mudon, Koron, Navarin, Midilli, Rodos savaşlarında bulunmuş, Mısır’a ve Hindistan’a seferler yapmıştır. Hindistan’a düzenlediği seferlerden başarısız döndüğü için idam cezasına çarptırılmıştır.

Piri Reis Haritası

Piri Reis Haritası
Piri Reis’in Çizdiği Dünya Haritası

Piri Reis, yaşadığı sürece boyunca onlarca harita hazırlamış, denizcilik ve haritacılık kitapları yazmıştır. Piri Reis Dünya Haritası’nı Gelibolu’da 1513 yılında yazmıştır. Eseri döneminin teknik bilgilerinin üzerinde ve gizemini günümüzde bile çözemediğim sırlar içermektedir. Eski çalışmalarına ve gözlemlerine dayanarak yazdığı Kitab-ı Bahriye’sini genişletip temize çekerek 1526’da Kuzey Amerika haritasını hazırlayıp 1528’de Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuş ve büyük takdir toplamıştır.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi