Tütün Nedir?

Tütün Nedir? Tütün Nasıl Bulundu? Tütün Tarihi

Tütün Mamulü (Ürünü) Nedir? Türkiye’de Tütün Tarihi

Bu yazımızda Tütün nedir? Tütün mamulü (ürünü) nedir? Tütün nasıl bulundu? Tütünün çıktığı coğrafya neresidir? Tütünün kullanım amaçları ve alanları nelerdir? Tütünün dünyaya yayılışı nasıl olmuştur? sorularını yanıtladık. Ayrıca Dünyada ve Türkiye’de tütün tarihi konusunu tüm ayrıntılarıyla inceledik.

Tütün Nedir?

Tütün, patlıcangiller (solanaceae) familyasından genellikle bir senelik, bazı cinsler itibariyle çok senelik bitkidir. Bitki sistematiğinde solanaceae familyasının “nicotiana” türü içerisinde yer alır. Nicotiana türüne dâhil ortalama 65 cins vardır. Bu cinslerden yalnızca “Nicotiana tabacum” ve “Nicotiana rustica”, sigara, puro, pipo vb. tütün mamullerinin yapımında kullanılır. Dünyada üretilen tütünün yüzde 90’ı Nicotiana tabacum cinsinin içinde bulunan Virginia, Burley ve Şark cinsi bitkilerdir. Genellikle tek senelik bir bitki olan tütünün tarla dönemi, iklim koşullarına bağlı olarak 80-120 gündür. Değişik iklim ve toprak tiplerinde ekilebilen bir hayli “menşe/çeşit” bulunmaktadır.

Tütün yaprağı, ticari açıdan bitkisinin en önemli ve faydalanılan kısmıdır. Yaprakların kimyevi yapısı, şekil ve büyüklüğü; menşe ve yaprağın bitki üzerindeki konumunu ifade eden “el” haysiyetiyle değişiklik arz eder. Genelde bitkinin çiçek açması, yeşil yaprağın sarıya doğru mutasyonu teknik olgunluğun başladığının bulgusudur. Teknik olgunluk, hasat kırım zamanının göstergesidir. Hasat alt ellerden başlanarak yukarıya doğru yapılmaktadır. Bazı tütün cinslerinin hasatı ise kök kısmına yakın bir noktadan kesilmesiyle yapılmaktadır. Tütünde temel olan yaprağın kimyevi ve fiziki özellikleridir. Yaprağın kimyevi yapısında bulunan nikotin, total azot ve indirgen maddeler tütün mamullerinin imalinde büyük önem taşımaktadır. Yaprağın fiziki özellikleri deyince büyüklüğü, şekli, dokusunun kalınlığı-inceliği, su yakalama becerisi (higroskopisite), sos ve koku alma özelliği ile yanma özelliği anlaşılmaktadır. Tütünü diğer bitkilerden ayıran en mühim özelliği, yapraklarında bulunan organik azotlu bir madde olan nikotindir. Kökte sentezlenmiş nikotin yapraklarda depolanır.

Nikotin, neşe verici ve alışkanlık yapıcı etkili bir alkoloittir. Tütün yaprağının kimyasına, çeşidine, yetiştiği iklime ve toprak yapısına, uygulanan teknik operasyonlara ve kurutulmaları sırasında uygulanan tekniklere göre farklılık gösterir. Tütünler, kurutma usullerine göre Flue cured (ısı ile kurutulmuş), Air cured (havada kurutulmuş), Sun cured (güneşte kurutulmuş), Fire cured (ateşte kurutulmuş) ve Tasnif Dışı Tütünler (öbürleri) olmak üzere 5 ana gruba ufalar. Virginia tipi tütünler Flue cured; Burley ve Maryland tipleri ile puroluk tütünler Air cured; Şark Oriental ya da yarı Şark tipi tütünler Sun cured; Black-Fat, Hasankeyf ve Tömbeki tütünleri de Öbürleri biçiminde sınıflandırılır.

Tütün Mamulü (Ürünü) Nedir?

Genetik olarak değiştirilsin ya da değiştirilmesin tütün yaprağının tamamen veya kısmen hammadde olarak kullanılması ile yapılan içme, burundan çekme, emme ya da çiğneme emelli tüm mahsuller “tütün mamulü” veya “tütün mahsulü”; tütün mamullerinin/mahsullerinin imalatı/yapımı ise genel olarak “tütün fabrikasyonu” olarak isimlendirilmektedir. Tütün, zirai yapım döneminden sonra “işlenmemiş/gayrimamul” halinden işleme ve fabrikasyon gibi teknik düzeylerden geçerek “işlenmiş tütün/yarımamul” ve“mahsul/mamul” haline dönüşen bir sanayi bitkisidir.

Tütün Mamülleri Nelerdir?

Tüketimi en yaygın tütün mamulü sigara, sarmalık kıyılmış tütün mamulü, pipo, puro, nargilelik tütün mamulü, enfiye ve çiğnenen tütündür.

Sigara

Sigara, kıyılmış tütünün ince bir kâğıda sarılarak hazırlandığı, genellikle silindir şeklinde bir tarafı filtreli ya da filtresiz tütün ürünüdür. Dünyada üretilen sigaralar, genellikle kullanılan tütün tiplerine ve uygulanan fabrikasyon usullerine göre Virginia İngiliz, Amerikan blend, Şark, Dark Fransız ve Kretek olmak üzere 5 tipe parçalar.

Sarmalık Kıyılmış Tütün

Tütün yaprağının tamamen veya kısmen hammadde olarak kullanılması ile kıyılarak hazırlanan tütünün yanında, makaron ya da sigara kağıdını da kapsayan bir ambalaj içinde piyasaya sürülen içme amaçlı tütün mahsulleri “sarmalık kıyılmış tütün mamulü” olarak adlandırılmaktadır. Burada, “makaron”, sarmalık kıyılmış tütün mamulünde kullanılan boş filtreli sigara tüpünü; “yaprak sigara kâğıdı” ise, sarmalık kıyılmış tütün mamulünde kullanılan yaprak biçimindeki sigara kağıdını belirtmektedir.

Pipo

“Pipo”, ucunda yakılacak tütünün yerleştirileceği lüle denilen bir boşluğu olan, lüle taşından, kiraz ya da gül ağacından yapılan kısa, çubuk şeklindeki tütün içme aletidir.

Puro ve Sigarillo

“Puro”, bölünmüş veya yaprak halindeki puroluk ve kısmen sigaralık tütünlerin elde veya cihazla sarılması ile elde edilen 3 gram veya 3 gramın üzerinde ağırlığa sahip tütün mamulünü ifade etmektedir. 3 gramdan daha az ağırlığa sahip tütün mamulü ise “sigarillo” olarak isimlendirilmektedir. Çoğu zaman 3 kısımdan oluşan, el ve cihazlı üretimi sağlanan purolar; boy ve biçimlerine göre de farklı adlar almaktadır.

Nargilelik Tütün

Lüle, ser, şişe ve marpuç olmak üzere dört ana parçadan oluşan “nargile” denilen aletle tüketilen, genellikle “tömbeki” tütünü veya bu tütüne ilave edilmiş aroma ve katkı maddelerinden oluşur. Yapımında genellikle tömbeki tütününün kullanıldığı klasik ürüne “Natürel nargilelik tütün mamulü”; üretiminde yüzde 20-30 tütün, yüzde 70-80 oranında aromatik maddelerle diğer kimyasal maddelerin katıldığı ürünlere ise “Aromalı nargilelik tütün mamulü” ise ismi verilir.

Enfiye

“Enfiye”, yüksek nikotinli ve toz haline dönüştürülmüş tütünlerin bergamut, karanfil, tarçın ve karbonat gibi maddelerle birlikte karıştırılması sonucunda elde edilen ve burundan çekilerek kullanılan tütün mamulüdür.

Çiğnemelik Tütün

Burley, Virginia ve kısmen Hasankeyf tipi tütünlerin soslanarak kalınca kıyılması ve kıyılan tütünlerin baskılanması usulü ile elde edilen tütün mamulü olup daha çok denizci ve madencilerin kullandığı bir mahsuldür. Son zamanlarda kapalı alanlarda tüttürülerek tüketimin menedilmesiyle beraber alaka görmeye başlamıştır.

Dünyada Tütün Tarihi

Tütünün köken olarak Asya’dan mı yoksa Amerika’dan mı çıktığı günümüzde halen kafalarda soru işaretleri bırakmaktadır ancak tütünün bilinen ilk yolculuğunu Christoper Colombus ve dostlarına ait gemilerle Amerika’dan Avrupa’ya doğru yaptığı bilinen bir gerçektir. 15 Ekim 1492 tarihinde ilk defa San Salvador’da tütünün ve tütün yapraklarının çubuklarla tüttürüldüğünü, ağızda çiğnendiğini gören Colombus’un; yerlilerin tütün içtikleri saz borusuna “tobacco” ismini verdiği bilinmektedir. Kızılderililer, “petom” ismini verdikleri tütünün kurutulmuş yapraklarını kutsal saydıkları uzun çubuklarla veya tütünü yeniden tütün yaprağına sararak ilkel bir puro şeklinde tüttürerek kullanmışlardır. Maya ve Aztek papazları tarafından daha önceleri dini törenlerde kullanılan tütün, sonraları yaraları tedavi amaçlı, göğüs hastalıklarına karşı, aynı zamanda baş sızılarının tedavi edilmesinde kullanmıştır. Mezopotamya ve Mısır’daki uygarlıklarda da “tütsü” olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Orta Amerika’da yaşayan milletler arasında neşe verici olarak yaygınlaşan tütün, Amerika’ya yolu düşen gemicileri de müptelası yapmıştır. Gemici Rodrigo de Jerez, Amerika’dan İspanya’ya dönerken kendiyle birlikte getirdiği tütün yapraklarını içerken ağzından çıkan dumanlar yüzünden “sihir yapıyor” diye şikâyet edilmiş, İspanyol Kilisesi (Engizisyon) tarafından “şeytana tapıyor” adı altında yargılanarak 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Aynı zamanda Jerez tarihteki ilk tütün bağımlısı olarak kayıtlara geçmektedir. Tütün hakkındaki ilk bilgileri kaydettiği öğrenilen piskopos Romano Pane, 1518 senesinde sipariş ettiği tütün tohumlarını İspanya Kralı Şarlken’in huzurunda ona sunmuştur.

1559 senesinde Portekiz’de Fransız elçisi olan Jean Nicot’un, öksürüğe, astıma, baş sızısına, mide hastalıklarına ve kadınlara özel hastalıklara iyi geldiğinden bahsederek tütünü Fransız Kraliçesine sunmuş, bu nedenden dolayı tütün için “Kraliçe otu” veya “Sefir otu” isimleri kullanılmaya başlanmıştır. Fransa’dan öteki Avrupa ülkelerine dağılan tütüne, Jean Nicot’dan dolayı “nicotiana”, 1828 senesinde bulunan alkoloitine de “nicotin” adı verilmiştir. 1565’te Sevilla’lı Profesör Nicolo Mondares, tütünün öksürük, astım, baş sızısı, karın ağrısı ve kadınların belli dönemlerde çektiği sızılarına birebir olduğunu duyuru etmiştir. Kısa bir süre sonra tütün Vatikan’ın bahçesinde dahi yetiştirilmeye başlanmıştır.

16. asrın sonunda, ata binmek, avlanmak ve kâğıt oynamanın yanında, tütün içmek İngiltere’de erdemli bir davranış, aristokratik bir istisna olarak kabul görmüştür. Tütün tüketiminin giderek çoğalış göstermesi üzerine İspanya, Portekiz, İngiltere ve Fransa; Amerika kıtasındaki kolonilerinde tütün üretimini başlatarak, tütün alışverişinden kazanç sağlama yoluna gitmişlerdir. Süratle Akdeniz ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygınlaşan tütünü, Macellan, Filipin adalarına; Portekizliler, Hindistan ve Çin gibi Doğu ülkelerine götürmüşler ve yaygınlaşmasını sağlamışlardır. 1596 senesinde Japonya’ya erişen tütünün, 1639 senesinde kutsal alkol çayın yanında ikram edilmesi neredeyse gereklilik haline gelmiştir. Özetle, evvelleri geleneksel dini törenlerde kullanılan tütün, sonraları ziynet ve şifa bitkisi olarak kullanılmıştır. Neşe verici olarak yaygınlaşmasından sonra da tüketimi süratle yaygınlaşarak artmıştır. Neşe verici olarak tütüne verilen paranın fuzuli bir tüketim olarak görülmesi ve insan sağlığına fazlasıyla zararlı olduğunun ileri sürülmesiyle birlikte bazı yasaklamalar ortaya çıkmıştır. 1575 senesinde İspanyol ve Amerikan kiliselerinde tütün kullanımı kesin olarak yasaklanmıştır.

1603 senesinde İngiltere’de Kral I. James dine ters olduğu ve insanların ruhlarını teslim aldığını ileri sürerek tütünü menetmiştir. Tütünü İngiltere’ye getirerek tüketimine ön ayak olan şair, yazar ve maceracı Sir Walter Raleigh’i ölüme mahkûm etmiştir. 1628 senesinde Papa VIII. Urban, tütün içenleri kiliseden çıkarmıştır. 1634 senesinde Rusya’da Çar I. Aleksi, tütünün dinen uygun olmadığını ileri sürerek menetmiş ve ülkedeki tütün içerken görülenlerin ilk yakalanmasında burunları kesilmiştir. Olayın tekrar edilmesinde ise öldürülmüştür. 1636 senesinde Hollanda’ya gelen veba salgını sırasında hastalığa karşı işe yarayan bir ilaç olduğu dedikodusu üzerine tüketimi yaygınlaşmıştır. İran’da 1587-1628 seneleri arasında hükümdar olan Safevi Şah Abbas yönetiminde tütün şiddetle menedilmiştir. Tütün içenlerin üst dudakları, enfiye kullananların ise başları kesilmiştir. Tütün kullanımı, getirilen her türlü yasağa, hapis ve idam cezalarına karşın tuhaf bir şekilde devam etmiştir.

Tütün Nasıl Bulundu?

Tütünün ilk kullanış biçimi, kurutulmuş yaprakların küçük parçalara ayrılarak bir boru ucunda yakılması ve borunun öbür ucundan çıkan dumanın çekilmesi biçiminde olmuştur. Daha sonraları ilkel puro ve pipo stilinde tüketimine devam edilmiştir. 18’inci asırda Orta ve Güney Amerika’da, kıyılmış tütünlerin yeniden bir tütün yaprağına “cigar” veya kâğıda “papelitos” sarılarak içilmesine başlanmıştır. Papelitos ismi verilen sigaralar Brezilya’da çok ilgi görmüş, Avrupa’da sigara biçiminde tütün içme ilk defa İspanya’da başlamış, daha sonra da Fransa’da yaygınlaşmıştır. 1844 senesinde Fransa’da ilk sigaralar yapılmış ve aynı yıl İtalya’da yapılan kâğıt purolar büyük alaka görmüştür. 1856 senesinde yapılan Kırım Savaşı sırasında gazete kâğıdına sarılarak içilen tütünler Türk, İngiliz, Fransız ve yerli ordulara üye askerler tarafından büyük ilgi görmüştür.

Savaş koşullarının tütün kullanımını artırması ve savaş sonrası ülkelerine kavuşan askerlerin bu alışkanlıklarını onlarla birlikte götürerek yaşadıkları coğrafyada da yaygınlaştırmaları sigara sanayinin başlamasını derinden etkilemiştir. 1880 senesinde Amerika’da James A. Bonsack, ilk sigara yapan makinenin patentini almış, yapımın makineye bağlanmasıyla yeni bir sanayi kolu doğmuştur. Yapımın sanayileşmesiyle maliyet düşmüş, buluşuyla da sigara kullanımı bir anda fazlalaşmıştır. Tütünün sigara biçiminde tüketimi öteki tüketim biçimlerini büyük oranda geçmiştir. Bundan sonraki süreçte devletler, tütün tüketiminden elde edilen kazancın yüksekliği sebebiyle tütün tarımını, ticaretini ve tüketimini teşvik etmişlerdir. Tütün satışından vergi kesmek için tekeller kurmaya başlamışlardır.

Bu arada, tüketimin çoğalmasıyla beraber artan hastalıklar ve ölümlerdeki çoğalışlar, bilim ve tıp dünyasını tütünün hasarlarını daha çok araştırma yapmaya, ülkelerin başındaki insanları da tütün tüketiminin kısıtlanması ve yasaklanması konusunda önlemler almaya yöneltmiştir. 1914 senesinde Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla tütünü menetme hareketleri sekteye uğramış, cephede asker azıklarına tütün ilave edilmiştir. Şiddetle gereksinim olarak görülen tütünü temin etmek ve cepheye eriştirmek mücadelede öncelikli bir hal almıştır. Savaşlı senelerin sonunda tütün/sigara tüketimi daha da çoğalmıştır. İkinci Dünya Savaşı ile beraber tütün ve sigara cephede en az silah ve cephane kadar aranır hale gelmiştir. Özellikle sigara tüketimi yaygınlaşmış, dünyada yetişkin nüfusun ortalama yüzde 60-80’i sigara kullanır hale gelmiştir. 20. asrın ortalarında çeşitli hastalıklara ve bu hastalıkların sonucunda ölümlere neden olduğu bilimsel olarak ispatlanan tütünün insanoğlu ile girdiği ölüm kalım savaşı günümüzde tüm şiddetiyle devam etmektedir.

Türkiye’de Tütün Tarihi

Tütünün ilk kez İngiliz, İtalyan, İspanyol gemicilerin ve tacirlerin taşıtıyla İstanbul’a getirildiği farklı yazılı belgelerde ifade edilmektedir. Peçevi Tarihi, 1600’lü yılların başlarında İstanbul’a erişen tütünün rutubetten ileri gelen bazı hastalıklara çare olur diye satıldığını, daha sonra ulusun ve devlet adamlarının bile tütün içmeye başladıklarını ve bırakamadıklarını yazmaktadır. Peçevi, İstanbul’da ilk kahvehanenin 1554 senesinde Tahtakale’de açıldığını, kahvenin yanında tütünle de tanışan toplumun kısa zamanda ikisine birden bağımlı olduğunu anlatmaktadır.

Osmanlı’da ilk tütün tarımının Makedonya, Yenice ve Kırcali’de, Ege Bölgesi’nde Ayasuluk tepelerinde, İzmir’in Selçuk ilçesinde yapıldığı belgelenmiştir. Tütün kullanımının çoğalması üzerine öbür ülkelerde olduğu gibi, Osmanlı’da da tütün yanlısı ve tütüne karşı fikirler ortaya atılmıştır. Özellikle dini açıdan tartışmalar çıkmıştır. 1634 senesinde IV. Murat, Cibali’de çıkan yangını mazeret olarak göstererek kahvehanelerin yıkım kararını çıkarmış ve tütün yasağı getirmiştir. Menedilme nedeni olarak yangınlar veya dinsel açıdan uygun olmama tartışmaları gösterilse de, hem Avrupa’da hem de Osmanlı’da kahve tüketiminin çoğalmasıyla ortaya çıkan kahvehanelerin, yönetim ve başa gelen yöneticilerin şiddetle eleştirildiği yerler hâline gelmesinin en önemli nedeni olduğu ifade edilmektedir.

IV. Murat’ın vefatından sonra tekrardan özgürleşmeye başlayan tütün içimi, tütün tiryakisi Şeyhülislam Bahaî Efendi’nin yayınladığı fetva sebebiyle IV. Mehmet tarafından 1646 senesinde tamamen serbest bırakılmıştır. 1678’de tütün ithalatından gümrükte alınan vergi, 1686 senesinde ise gümrük vergisinin yanında tütün satışından da vergi alınmaya başlanmıştır. Bu arada vergiler devamlı arttırılmıştır. 1826 senesinde II. Mahmut’un kurduğu yeni asker ocağının giderlerini karşılamak; 1856 senesinde Kırım Savaşı sebebiyle definenin yükünü eksiltmek için halktan alınan vergiler yükseltilmiştir. 1861 senesinde tütün ithalatı menedilmiş, 1862 senesinde tütünün tekel biçiminde idaresi ilk kez çıkarılan bir kanun ile kabul edilmiştir. 1874 yılında sigara ve paket tütün üretimi için fabrikalar kurulmuş, tütün satış fiyatları belgelenerek bandrol usulü uygulanmaya başlanmıştır.

1881 yılında, Osmanlı Bankası ve Galata Bankerleri tarafından finanse edilen “Rüsum-ı Sitte İdaresi” tarafından 10 yıllığına elde edilen tütün tekelini yönetme hakkı, “Muharrem Kararnamesi” ile Osmanlı dış borçlarının kapatılması amacıyla “Duyûn-ı Umûmiye İdaresi”ne bırakılmıştır. 1883 senesinde yapılan bir bildiri ile tütün tekellerinin işletilmesi hakkı 30 yıl vakitle “Memaliki Osmaniye Duhanları Müşterekil Menfaa Reji İşletmeyi” isimli Fransız anonim firmasına verilmiştir. Bu vakit 1914 senesinden başlamak üzere 15 sene daha uzatılmıştır. Osmanlının borçlarına karşılık 1884 senesinden itibaren ortalama 40 seneyi aşkın zamanla tütün tekelini işleten Reji Yönetimi döneminde, tütün üreticileri ile firma arasında bir hayli problem oluşmuştur. Reji’nin Anadolu gençlerinden oluşturduğu 7.000 kişiden oluşan Kolcu teşkilatı tütün firariciliğini önlemek amaçlı millete farklı işkencelerde bulunmuştur. Girilen silahlı çatışmalarda on binlerce insan yaşamını kaybetmiştir.

O dönemin çokuluslu Tütün şirketi Reji, Anadolu insanını birbirine düşürmüştür. 1923 senesinin 17 Şubat ile 4 Mart tarihleri arasında toplanan İzmir İktisat Kurultayında, çiftçi ve tüccar gruplarının, “Reji yönetim ve usulünün kesin ilgası”, “Tekel sisteminin kaldırılması” biçiminde ittifakla aldığı önemli kararlar vardır. Bu kararlar, Cumhuriyet’in duyurusu ile beraber tütün imali ve ticareti üzerindeki bazı imtiyazların Reji İşletmesinden Türkiye Cumhuriyeti Devletine geçmesi isteğinin esasını oluşturmuştur. Neticede, Mustafa Kemal Atatürk ve dostları, Reji Firmasının tüm hak ve borçlarını ödeyerek 1 Mart 1925 tarihinden itibaren Tekel Yönetimi’ni devlet tekeli biçimine dönüştürerek ulusallaştırmışlardır.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi