Yedi Kilise Nedir?

Yedi Kilise Nedir? Anadolu’daki İlk Yedi Kilise Hakkında Bilgi

Yedi Altın Kandillik Nedir? Hristiyanlık Tarihindeki İlk Kilise

Bu yazımızda Hristiyanlık tarihindeki ilk kiliseler olan ve yedi kilise olarak da adlandırılan kiliseleri tarihi açıdan inceledik. Yedi Kilise nedir? Yedi Altın Kandillik nedir? soruları çerçevesinde Anadolu’daki ilk yedi kilise hakkında bilgi verdik.

Yedi Kilise Nedir?

Hristiyanlık; Orta Doğu kökenli olan, temelde vahye ve tek bir tanrıya inanılan dinlerden bir tanesidir. Hristiyanlık’ın habercisi, anlatıcısı, peygamberi Hz. İsa’dır. Hristiyanlık dinin kutsal kitabı “İncil” olmakla beraber bu kutsal kitabın bir çok farklı versiyonu bulunmaktadır. Ancak bazı Hristiyanlar bu farklı kitapların İncil’in farklı versiyonlar olduğuna değil, İncil’in bölümleri olduğuna inanır. Bu bölümlerden bazıları Matta, Markos, Luka ve Yuhanna şeklinde sıralanabilir. Bazı kaynaklara göre de “İncil İsa Mesih’in kendisidir.”

Kilise ise Hristiyanlıkta ibadetlerini gerçekleştirmek ve bir takın dini görevlerini gerçekleştirmek için gidilen bina ya da tapınak olarak tanımlanabilir. Kiliseler birkaç çeşittir. Bunlar Bazilika, Katedral, Şapel’dir. Bazilika, Hristiyanlık öncesi dini nitelik taşımayan bir toplanma bölgesi iken Hristiyanlık ile dini görevlerin yerine getirildiği yapılar haline gelmiştir. Şapel, bir kuruma bağlı olan tapınak veya kutsal yapılar olarak tanımlanabilir. Katedraller ise bir piskoposluğun merkezi olan yani kilise hiyerarşisinin yönetildiği birimdir.

Anadolu’daki İlk Yedi Kilise Hakkında Bilgi

Dünya üzerindeki ilk yedi kilise günümüzde Türkiye sınırları içerisinde yer almaktadır. Hristiyanlığın ilk yedi kilisesi ; Salihli’deki Sardes, Alaşehir’deki Philadelphia, Denizli’deki Laodikeia, Akhisar’daki Thyateria, İzmir’deki Efes, İzmirdeki Bergama, İzmir’deki Symirna Kiliseleridir. Bu yazıda Türkiye sınırları içerisinde bulunan yedi kilse incelenecektir. Anadolu’daki Yedi Kilise;

  • Smyrna Kilisesi (İzmir)
  • Ephesus Kilisesi (Selçuk / İzmir)
  • Pergamon Kilisesi (Bergama / İzmir)
  • Thyatira Kilisesi (Akhisar / Manisa)
  • Sardes Kilisesi (Salihli / Manisa)
  • Philadelphia Kilisesi (Alaşehir / Manisa)
  • Laodikeia Kilisesi (Denizli)
Anadolu'daki İlk Yedi Kilise
Yedi Kilise Haritası

Ephesus Kilisesi (Selçuk / İzmir)

Bu kiliselerin en önemlileri Efes (Ephesos/Ephesus) kiliseler topluluğudur. Bu ilahi yapı İzmir kentinin Selçuklu ilçesine 9 kilometre uzaklıktadır. Bu bölge Roma İmparatorluğunun en büyük ikinci kentidir. Roma İmparatorluğunun Doğu ve Batı arasındaki geçit işlevini görmüştür. Efes kenti Hz. İsa’dan önce Antik Grek ve Roma uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. Tiranus Çeşmesi, Domitianus Tapınağı, Hadriyanus tapınağı gibi yapılar bu kentte yer alan önemli yapılardan birkaç tanesidir. Ek olarak “Yedi Harikası”ndan biri olarak kabul edilen Artemis Tapınağı da bu antik şehirde yer almıştı. Dünya’nın Birçok kaynak, Hz. İsa’nın ölümü sonrasında Meryem Ana’nın Aziz St. Jeans adlı kişi tarafından bu bölgeye yerleştirildiği ve ölümüne kadar burada yaşadığını belirtmektedir. Ancak Ortodoks Hristiyanlar ise Meryem Ana’nın 63 yaşında iken Kudüs’te vefat ettiğini belirtmektedir.

Bu kilisenin bahçesinde büyük bir Meryem Ana heykeli bulunmaktadır. Bu heykelin ortasında ise vaftiz havuzu vardır. Bu ev sonrasında kiliseye çevrilmiştir. Efes Meryem Ana Kilisesi 23. Papa Johannes tarafından 1961 yılında hac yeri ilan edilmiştir. Bu kilisenin bahçesinde üç adet çeşme vardır. Bazı kişiler bu çeşmelerden akan suyun şifalı olduğuna inanmaktadır. Kiliseyi ziyarete gelen turistler bu çeşmelerden su içmektedir veya şişelere bu suyu doldurup gitmektedir. Efes Kilisesi sadece Hristiyanlar tarafından değil, birçok dine mensup insanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Gelen kişiler dilek dilemek amacıyla mum dikmek, çeşitli kumaş parçalarına ya da kağıtlara dileklerini yazıp bağlama duvarına asma gibi şeyler yapmaktadır. Doğanın içinde, diğer kiliselere kıyasla daha küçük bir kilisedir. Ayin zamanlarında içeri girilmeye uygundur.

Pergamon Kilisesi (Bergama / İzmir)

Bergama Kilisesi, bugünkü İzmir’in Bergama ilçesinde bulunur. İlçeye adını veren de bu kilisedir. Bergama kelimesi Grekçe “Yüksek Kule” anlamına gelmektedir. Hz. İsa üçüncü seslenişini bu kilisede gerçekleştirmiştir. Bu kilise Hristiyanlık dininin yayılmasına çok yardımcı olmuştur. Dünya’nın en ünlü antik kentlerinden biri olan Bergama Antik kentinde Antenius tarafından Kleopatra’ya hediye edilen bir kütüphane mevcuttur. Papirüs ihracatının yasaklanması üzerine parşömen isinli koyun, keçi ve bazı diğer hayvanların derilerinin ince tabakalar haline getirilip kullanıldığı bir çeşit kağıt icat etmişlerdir.

Bu bölgenin isminin kökeni de “Pergamum”a dayanmaktadır. Bu kilise çevredeki vadiden üç yüz kilometre yükseğe kadar koni biçiminde uzanan bir tepeye inşa edilmiştir. Kale bölgesinde iyi yüzyıl boyunca krallığını sürdüren Attalos Krallarının silah deposu bulunmaktaydı. Üç bin yıllık bir tarihi bulunan bu antik kentte Müslümanlık, Yahudilik ve Hristiyanlık dinleri yaşanmıştır. Hristiyanlık döneminde bir piskoposluğun merkezliğini yapmıştır. Bergama Kilisesi’nin baş piskoposu “Aziz Lukas” idi. Yapıldığı malzemeden dolayı “Kızıl Avlu” ismi ile anılmaktadır. Bergama, Hristiyanların kutsal kitabı olan İncil’de bahsedilen yedi kiliseden bir tanesidir. Bergama Kilisesi Hz. İsa’nın ölümünden sonra 313 ila 500 yılları arasına etkin bir şekilde çalışmıştır. Hristiyan inancına göre Bergama Kilisesi, evlenme, birleşme pişmanlık anlamlarına gelmektedir. Ayrıca bu bölge roma İmparatorluğunda Asya ilinin merkezi olarak bilinmiştir.

Smyrna Kilisesi (İzmir)

Smyrna Kilisesi, -diğer bir adı ile İzmir Kilisesi- bugün İzmir ilinin Konak ilçesinde bulunmaktadır. Smyrna antik çağlarda Anadolu’nun önde gelen kentlerinden sadece bir tanesi idi. İzmir Kilisesi, Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesi ve Hristiyanlığın kabulü ile önemli bir piskoposluk merkezi haline gelmiştir. Aziz Yuhanna önderliğinde oluşan bu kilisenin kalıntılarına hala ulaşılamamıştır. Ancak bulunduğu yer ile ilgili, Smyrna Agorasının güneyindeki yamaçta bulunan Aya Yanni Kilisesinin bulunduğu yerlere yakın bulunduğu ile ilgili bazı tahminler bulunmaktadır. Bugün Smyrna Agorası Ören yeri turistlerin ziyaretine açık ve sembolik olarak inanç turizmi yapılan bir bölge haline gelmiştir. Smyrna Kilisesi’nin ilk Hristiyanlık dönemine ait birçok bilgi ve kalıntı bulundurduğuna inanılmaktadır. Ephesusluların önerisi ile İom birliğine katılan bu kilise Seleksus ve Pergamon egemenliğine de girmiştir. Bu bölgelerin yakın yerlerinde birçok kazı çalışması yapılmaya devam edilmektedir.

Thyatira Kilisesi (Akhisar / Manisa)

Batı Anadolu civarlarında yer alan bu kilise Ege bölgesini Türkiye’ye bağlamaya yardım etmektedir. Aynı zamanda sahip olduğu doğa avantajları da bu kiliseyi önemli kılan etmenler arasında yer almaktadır. Doğal savunma olarak altın kum kullanılmakta bu kilisede. İlk başlarda Lidya imparatorluğunun başkenti haline gelmiş olan bu kilise milattan önce yedinci ve altıncı yıllarda Lidya imparatorluğunun elindeydi. Aynı zamanda dünyanın ilk sikkesinin bulunduğu alanlardan biridir. Ve Batı Anadolu’yu fetheden Gyges’den Kroisos’a krallar hanedanı bir zaman buraya gelmiştir. Yunanistan ve Mısır gibi medeniyetler ile de burada antlaşmalar gerçekleştirilmiştir. Ve yapılan tonlarca bağışlarla yapılan bir kilisedir.

Büyük İskender fethinden sonra Sardeis Hellenistik krallıklara dahil edilip, Seleskov İmparatorluğu’nun başkenti olarak dönüştürülmüştür. Yunanistan için geçiş noktası olması da kilisenin başka özelliklerinden biridir. Ve de eski zaman mezar kalıntıları da bu kiliseden çıkartılıp İstanbul’a getirilmiştir. Zaman ilerledikçe bazı kamu yapılarına sahip olma hakkına sahip olmuştur. Sardeis yani Thiatira Kilisesinin bulunduğu bölgede dahil yedinci ve altıncı yıllarda (MÖ.) gerileme yaşamıştır. Bu gerilemenin aniliği ve fazlalığından dolayı yerel halk o yıllar içerisinde bölgeyi terk etmeye başlamıştır. Artemis Tapınağı ve kentin dışında yer alan Geç Roma Evleri ile de bağlantısı bulunmaktadır. Vahiyler kitabında yer alan yedi kutsal kitaptan biridir. Şehrin gelişme dönemi ise Roma İmparatorluğu altında gerçekleşmiş olduğundan dolayı Roma İmparatorluğunun kiliseye büyük bir gelişme katkısında bulunduğu söz konusudur.

Laodikeia Kilisesi (Denizli)

Laodikeia Kilisesi, Denizli ilinin altı kilometre kuzeyine yer almaktadır. Seleukos Kralı 2. Antiokhos’un eşi Laodike için kurulmuş olan bu kilise kente adını vermiştir. Şehir Erken Katolik döneminden, Milattan Sonra yedinci yüzyıla kadar kesintisiz bir şekilde yaşamıştır. İlk zamanlarda Hristiyanlar azınlık olarak bulunmalarına rağmen Anadolu kentleri ile karşılaştırıldığında erken dönem için iyi derecede bir cemaate sahiptir. Paulos’un Laodikealılara yazmış olduğu mektup dinin yayılmasına çok yardımcı olmuştur. Bu durum Laodikea Kilisesi’nin yedi kilise arasındaki önemini arttıran bir durumdur. Ancak yıllar sonra bu mektup kaybolmuştur. Bu kilise Konstantinos zamanında hac kilisesi olarak kullanılmıştır. Yedi kilise arasından günümüze kadar en iyi biçimde ulaşan kilise bu kilisedir. Leodikea kenti ve kilisesi ören yeri konumundadır ve turistlerin ziyaretine açıktır. Bu kentin kazıları 2010 yılında tamamlanmış olup sonrasında kilisede restorasyon çalışmaları devam etmiştir.

Sardes Kilisesi (Salihli / Manisa)

Sardes Kilisesi bugün Manisa ilinin Salihli içesinde bulunan Sardes antik kenti Lidya Ülkesinin baş kentidir. Tarih öncesi dönemlerden beri yerleşim gözlenen bu kent birçok açıdan çok önemli bir kenttir. Bu bölgede ilk Hristiyanlarım uzun bir süre boyunca ibadet etmek ve dini görevlerini yerine getirmek için Sinagogları kullandıkları bilinmektedir. Aziz Paulos gittiği şehirlerde Hristiyanlığı anlatan konuşmalar yapmıştır. Bu konuşmaların en önemlilerinden bir tanesi de Sardes kentinde yaptığı konuşmadır. Sardes kilisesinin bir sinagog üzerine yapıldığını belirten kaynaklar da bulunmaktadır. Sardes Kilisesi ve kenti günümüze kadar gelebilmiştir. Ayrıca artemis tapınağının yakınında Geç Hristiyanlık dönemine ait olan bir adet küçük bir kilise de bulunmaktadır. Sardes antik kentinde bilimsel kazı ve restorasyon çalışmaları Amerikalı birkaç ekip tarafından yürütülmektedir. Kent diğer kent ve kiliseler gibi ören yeri konumundadır ve turist ziyaretine açıktır.

Philadelphia Kilisesi (Alaşehir / Manisa)

Manisa’ da bulunan Hristiyanların ilk yedi kilisesinden biri olan Philadelphia Kilisesi Alaşehir’in Toptepe düzlüğünde bulunmaktadır. Diğer altı kiliseyle (Smyrna, Permagon, Thyatira, Sardes, Laodicia ve Ephesus) birlikte çok fazla tarihi birikim barındırıp Ege Bölgesi’ne kurulan ilk Hristiyan topluluklarından kalmadır. Aziz Yuhanna tarafından yedi kutsal kiliseye gönderilen mektuplardan birisi buraya gönderilmiştir. Bulunduğu yerin eski adını taşımaktadır. Philadelphia’nın Türkçe anlamı kardeş sevgisidir. Attaloslar Kralı Attalos Philadelphos tarafından kurulmuştur. Milattan sonra altıncı yüzyılda inşa edilmiştir. Kilise Havarilerden Loannes adına yapılmıştır ve kilisenin adı İncil’de adı geçmektedir.

Kilisenin 20 – 30 metre altında bir yeraltı şehri bulundurmaktadır. Gömülü olarak bir sürü tarihi eser bulundurup kazıya başladıktan hemen sonra Şarap Tanrıçası heykeli bulunmuştur. Bu heykel bilinen üç şarap tanrıçası heykelinden biridir. Kazı durdurulduğundan dolayı birçok sayıda kayıp tarihi eser vardır. Kazının neden durdurulduğu bilinmemektedir. Kilisenin Ayaklarından sadece üç tanesi sağlam durumdadır. Yapımında detaya inildiğinde zamanında görkemli bir yapıya sahip olduğunu belli etmektedir. Bizans imparatorluğu döneminde de önemli olan bu şehrin etrafı surlarla çevrilidir. Günümüzde sadece taş ve molozları kalan antik şehir görkemini yitirmiştir. Günümüzde işlevselliğini yitirmiş olup ziyaretçilerine günün belli saatlerinde geziler düzenlemektedir ayrıca yeraltı şehri yüzünden su baskınları yaratıp halka maddi olarak zarar vermektedir

Yedi Altın Kandillik Nedir?

İncil’in Vahiy bölümünde adı geçen bu yedi kilise, “Yedi Altın Kandillik” olarak adlandırılır. Vahiy bölümünde sözü edilen bu yedi kilise, Hristiyanlıkta simgesel bir öneme sahiptir. Bütün bu bilgiler ışığında Anadolu’nun Ege kısımının Hristiyanlık dininin yayılmasında çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle Erken Hristiyanlık döneminde dinin yayılması için konuşmalar yapılması, sinagoglarda yapılan dini çalışmalar şehir halkının dine alışmasını sağlamıştır. Anadolu’da birçok dine mensup insan bulunmaktadır.

Günümüzde Müslümanlık dinine mensup insan sayısı yoğunluktadır ancak bu yedi kilisenin inşa edildiği yamanlarda Hristiyanlık dini başlarda azınlık konumunda iken zaman geçtikçe çoğunluk oluşturmaya başlamıştır. Roma İmparatorluğunda Hristiyanlığın kabulü sonrasında halkın dini kabul etmesi kolaylaşmıştır. İnsanların inanmış olduğu dini zorla diğer kişilere yaymak istemesi hiç doğru bir olay değildir. Dostça din anlatılabilir ancak zorla kabul ettirilmeye çalışılması gerekmektedir. Sonuç olarak Anadolu’da bulunan ilk yedi kilise kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir. Her ne kadar Hristiyanlık dinine mensup olmayan bir insan bile olsanız bile bu yapıların korunması için elimizden gelen her şey yapılmalıdır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Hz. İsa Kimdir? Tarihi Açıdan İsa’nın Hayatı ve Kimliği başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi