Kral Midas Kimdir?

Kral Midas Kimdir? Midas Efsaneleri

Midas Dokunuşu (Altın Dokunuş) Efsanesi - Eşek Kulağı Efsanesi

Kral Midas, tarihte Frigya’nın başkenti olarak bilinen, günümüzde yer olarak incelendiğinde ise kalıntıları Sakarya Nehri, Porsuk Çayı’nın birleştiği Yassıhöyük köyünde ve Ankara’nın ilçelerinden biri olan Polatlı’da bulunan Gordion kentinin efsanevi kralı olarak bilinmekte ve adlandırılmaktadır.

Bu yazımızda, Kral Midas’ın yaşadığı dönemde onun hakkında yazılan eserleri bir araya getirerek onun kimliği ve hakkında anlatılan efsanelerin gerçekliği hakkında bilgi sağlamaya çalıştık.

Kral Midas Kimdir?

Kral Midas, Sakarya Nehri’nin bulunduğu yerde yani Anadolu’nun batısında yaşamış olan hanedanlıklardan biri olan Frigya’nın kralıdır. Midas her ne kadar efsanevi Frigya kralı olarak bilinse de Frigya’nın başkenti olan Gordion’u o kurmamıştır. Gordion’u kuran kişi babası Kral Gordios’tur. Başkenti Midas kurmamış olsa da onun da Frigya’nın şehirlerinden birini kurduğu söylenir, bu şehir Midaeum’dur. Midas bir hükümdara göre az yaşamış ve 42 yıl sonunda hayatını kaybetmiştir.

Midas M.Ö. 738-696 yılları arasında yaşamıştır. Midas’ın yaşamı ve ölümü üzerine bir çok hikaye bulunmaktadır. Midas, Yunan mitolojisinde ise eşek kulakları ile anılmaktadır. Hakkındaki bir diğer efsane ise Midas’ın dokunduğu her şeyi altına çevirme özelliğinin oluğudur. Bu yeteneği “Midas Dokunuşu” ve “Altın Dokunuş” isimleriyle adlandırırlar. Fakat tarih kitaplarında birden fazla Midas’ın bahsi geçer. Bu Midas’lardan birinin milattan önce, Tunç Çağı’nın son dönemlerine doğru hayatını sürdürdüğü söylenir. Bu anlatılan zaman dilimi ise Truva Savaşı öncesi döneme denk gelmektedir. Fakat Homer’in yazmış olduğu meşhur İlyada kitabında ne Midas’tan ne de babası Gordias’tan bahsedilmez. Homer’in kitapta anlattığı hükümdarlar ise Frigya’nın diğer krallarından olan Mygdon ve Oterus’tur. Gerçek ve hikayelerde geçen Midas’ın ise M.Ö. 8. yüzyılda yaşamış olup döneminde Asurlular ve Anadolu’da yaşamış uygarlıklara savaşlar açmış olduğu söylenir. Asurlulara ait olan kaynaklarda ise Midas’ın Muşkili Mita olarak adlandırıldığı geçer. M.S. 110-180 yılları arasında yaşamış gezgin Pausanias’a göre, Ankara’yı da Midas kurmuştur.

Kral Midas Hikayesi

Birden fazla Midas’ın olmasından da anlaşılabileceği üzere Midas, Yunan Mitolojisinde üzerinde en fazla tartışılan kişilerdendir. Kaynaklara göre çok bilgedir ve bilge olduğu kadar da hırslıdır. Aynı zamanda bir kültür ve sanat aşığıdır. Bundan ötürü kendine ait bir gül bahçesi bulunmaktadır, ama aynı zamanda dünyadaki tüm zenginliğe sahip olmaya çalışan açgözlü bir insandır. Midas bir Yunan prensesi olan Damodice ya da Hermodice olarak bilinen kişi ile evlenerek Yunanlılarla ticaret yapma olasılığı bulmuştur. Babasının kurduğu ve babasının adını taşıyan Gordion şehrini çok kudretli ve işgal edilmesi imkansız olan bir yer olarak görmesini sağlayan aşırı özgüveni ve kibiri sayesinde İran’dan gelip Anadolu’yu mahveden Kimmer baskınını fark edemez ve böylelikle ülkesini koruyamamış olur. Böylelikle babasının kurduğu Gordion’u kısa sürede kaybederler. İddialara göre Midas bu baskından kurtulmuştur fakat kendine olan güveni büyük ölçüde sarsılır ve bu sebeple yaşamak istemez ve öküz kanı içerek kendini öldürür.

Yassıhöyük’te, Gordion’un bulunduğu bölgede, 1957 yılında Pennsylvania Üniversitesi’nden Rodney Young adlı bir arkeolog tarafından yönetilen kazı çalışmalarında, yerin yaklaşık 53-54 metre altında 300 metre genişliğe sahip bir tümülüs bulunmuştur. Bu tümülüsten çıkan mezarın M.Ö. 700’lü yıllara ait olduğu düşünülmüştür. Mezardan çıkan iskelet ise 1.59 boyunda ve neredeyse 60 yaşındadır. Bulunan mezarda hiç yazı bulunmasa da çıkan cesedin Kral Midas’a ait olduğu düşünülmektedir. Fakat bu iskelet gerçekten Midas’ın ise Midas’ın öküz kanı içerek hayatına kast ettiği rivayetleri suya düşmektedir. Çünkü bu iskelet üzerinde yapılan araştırmalarda kafasına aldığı bir darbe sonucu öldüğü ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalar aynı zamanda Midas’ın normalden uzun kulaklara sahip olduğunu kanıtlayacak niteliktedir. Midas’a ait olduğu düşünülen bu kafatası ise şu an Ankara’da bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunmaktadır.

Midas Efsaneleri

Kral Midas hakkında alışılagelmedik çoklukta hikaye ve rivayet bulunmaktadır. Bu rivayetlerin de her biri kulaktan kulağa aktarılarak farklı biçimler almıştır. Bu yüzden aynı hikayeyi birden farklı şekilde duymak mümkündür. Fakat bu rivayetler öylesine uydurulmuş sözlerden ibaret değildir. Tüm bu rivayetlerin dayandığı kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynaklar çok eskiye ve Antik Yunan, Roma’ya dayanmaktadır. Kaynakların yazarları ya da oluşturucuları ise Hesiodos, Herodot, Ovidius, Plutarkhos, Marcus Junianus Justinus gibi birçok Antik Yunan ve Roma tarihçileri, filozoflardır.

Midas Dokunuşu (Altın Dokunuş) Efsanesi

Rivayetlere göre Midas’ın dokunduğu her nesneyi altına çevirmesini sağlayan hikayede önemli rol oynayan iki farklı tanrı vardır. Bu tanrılar Bacchus diye de bilinen şarap tanrısı Dionysus ve yarı insan yarı keçi olan kır tanrısı Silenus’tur. Efsane Dionysus’un müritleriyle dağ tırmanışı yaparken akıl hocası olan Silenus’un kaybolduğunu fark etmesiyle başlar. Silenus yaşlıdır ve çok şarap içmekten dolayı sürekli sarhoş bir şekilde etrafta dolaşmaktadır. Onu etrafta dolaşırken gören Frigyalı köylüler Silenus’u Frigya Kralı Midas’a götürürler.

Efsanenin başka bir anlatılış biçiminde ise Midas Silenus’u çok değer verdiği gül bahçesinde uyurken bulur. Midas Silenus’un kim olduğunu bilir ve ona çok misafirperver davranır. Midas Silenus’u bir süre misafir ettikten sonra onu Lydia’da bulunan Dionysus’a götürür. Dionysus bu davranışından dolayı Kral Midas’a müteşekkirdir ve bu nedenle ona bir isteğini yerine getireceğinin söyler. Midas’ın isteği ise üstünde düşünülmeden karar verilmiş ve onun hırslı, kibirli kişiliği ile doğrudan bağlantılıdır. Bu istek dokunduğu her şeyin altına dönüşmesidir. Dionysus, Kral Midas’ın bu isteğini yerine getirir ve Midas hemen ilk denemelerini yapar. Bir ağacın dalına dokunan Midas ağacın hemen altına dönmesiyle şok olur. Sonrasında bir taşa dokunur ve bu da altına dönüşür. Midas çok mutludur ve bu yüzden hemen bunu kutlamak için bir davet düzenlenmesini emreder. Maalesef düzenlenen davette davetlilerden biriyle el sıkışması sonucunda el sıkıştığı insanın altına dönmesiyle hevesi kursağında kalmıştır Midas’ın.

Her Şeyi Altına Dönüştüren Midas

Artık ne kadar yanlış bir dilekte bulunduğunun farkındadır. Sonrasında kızına dokunur ve o da altına dönüşür ve bunun sonunda Midas, Dionysus’un yanına giderek lanetli gücü geri alması için ona yalvarır. Dionysus ona acır ve laneti geçirmek için Paktalos Irmağı’nda yıkanması gerektiğini söyler. Midas ona Dionysus tarafından söyleneni yapar ve işine yarar. Lanet oluk oluk altın parçaları şeklinde nehre akar. Eve döndüğünde ise her şeyin normale döndüğünü fark eder. Kızı bile artık bir altın kütlesi değildir. Fakat efsanenin anlatıldığı başka kaynaklara göre de Midas’ın kızı eski haline dönemez ve Midas düşüncesizliğinin ve bencilliğinin bedelini kızıyla öder. Efsaneye göre bu olaylardan sonra Midas aldığı dersten dolayı değişir ve artık malvarlığını halkıyla paylaşacaktır. Artık daha iyimser ve cömert bir insan olacaktır. Efsanede bahsi geçen Paktalos Irmağı ise bugün hala çevresinde altın madenlerini barındırır ve bu gerçekten dolayı Midas’ın bu ırmakta yıkandığı öngörülmektedir.

Aristotales ve Oidivus da bu konu hakkında birkaç söz söylemiştir. Onlara göre Midas dokunduğu her şeyi altına çevirmesi sebebiyle yemek yiyemez ve su içemez bir hal almış en sonunda ise açlıktan hayata gözlerini yummuştur. Disney’de bu hikayeden etkilenmiş ve 1935 bu efsaneyi filme dönüştürmüştür. Aynı zamanda Midas efsanesi sebebiyle İngilizce’de de kendine yer bulmuştur. “Midas dokunuşu” ifadesi İngilizce dilinde kısa sürede çok fazla para kazanan kişi için kullanılan bir ifade olmakla beraber “Midas” sözcüğü de gözü doymayan kimse anlamını karşılamaktadır.

Eşek Kulağı Efsanesi

Midas altına dönüştürme konusunda yaşadığı sıkıntılar sonrasında hayattan ve kendinden nefret etmeye başlaması sebebiyle bulunduğu yerden taşınma ihtiyacı hisseder. Taşındığı yerin ise Kır Tanrısı Pan’ın müridi olan bir mağara olduğu iddia edilmektedir. Efsanelere göre Pan ve Midas burada sade bir yaşam sürerken bir gün Pan müziğin, ateşin, sanatın ve şiirin tanrısı olan Apollon’a müzik hakkında meydan okuma kararı alır. Pan ve Apollon arasında düzenlenen enstrüman yarışmasında hakem olması için Dağ Tanrı Tomolos seçilir.

Tanrı Pan flüt çalarken Apollon lir çalacaktır. Pan flüt enstrümanının ise adını Tanrı Pan’ın flüt çalışından aldığı düşünülür. Hakem olan Dağ Tanrı Timolos kazananın Apollon olduğunu söyler ve Midas hariç bu kararda hemfikirdir. Midas ise kazananın Pan olduğunu düşünmektedir. Apollon ise Midas’ın Pan’ı seçmesine çok öfkelenir ve müzikten anlamayan bir insan insan kulağını hak etmiyordur gerekçesiyle Midas’ın kulaklarını eşek kulağına çevirir. Bu efsaneyi resmeden bir ressam bile vardır. Plama il Giovane “Apollo and Marsyas” adlı tablosunda yapmıştır bu resmetmeyi.

Eşek Kulaklı Midas
Apollo ve Marsyas

Kral Midas ve Berberi

Oedivus’ta ise Midas’ın kulakları ile ilgili rivayet şu şekilde yer alıyor. Midas hayatının geri kalanında kulaklarını gizlemek için büyük şapkalar takmaya başlar. Kulakları hakkındaki gerçeği çok az insan bilir ve bu insanlardan bir tanesi de berberidir ve o da Midas’ın isteği üzerine bu gerçeği kimseye söylemez. Fakat bu sır saklama olayı bir gün berbere fazla gelir ve bu sırrı daha fazla saklayamayacağını düşünmeye başlar. Bu düşünce sonucunda ucu bucağı olmayan bir çayıra çıkar ve toprağa çok derin bir kuyu kazar. Midas’ın kulakları hakkında bildiklerini söyleme isteğini gidermek için açtığı kuyuya “Kral Midas’ın eşek kulaklarına benzer kulakları var” diye bağırmıştır.

Efsaneye göre daha sonra bu kuyudan çıkan su Midas’ın sırrını etrafındaki sazlara iletir. Sazlar bu haberi rüzgara söyler, rüzgar ise ese ese her yere duyurur. Bu sayede Dünya üzerindeki herkesin Midas’ın kulaklarından haberi olur. Halk Midas ile dalga geçmeye başlar. Gölge oyunları oynayarak Midas’ı taklit eder ve bu da Midas’ı bezdirir. Midas o kadar bezer ki bu durumdan kulaklarını keser. Fakat efsaneye göre Midas’ın kulakları yeniden uzar. Midas artık dayanamaz ve ağlayarak Apollon’a yalvarır. Çünkü kulaklarını bu hale getiren odur ve ancak o düzeltebilir. Efsaneye göre Apollon, Midas’a acıyarak onun kulaklarını düzeltir. Fakat efsanede kulaklarını düzelttikten sonra canını alır ve onu gömer.

Midas’ın kulaklarını kesmesi olayına Yunan şairi ve dilbilimcisi olan Lycophron’un Alexandra eserinde de rastlanmaktadır. Midas’ın kulaklarının neden eşek kulaklarına benzediği konusundaki bir diğer efsane ise Midas’ın daha annesinin karnındayken yakalandığı bir hastalığın Midas’ın asimetrik kulaklara sahip olmasına neden olduğudur. Nadir görülen bir hastalık, Midas’ın kulaklarının birinin çok yukarıda, diğerinin ise çok aşağıda olmasını sağlamıştır. Midas’ın kafatası da düzgün değildir.

Frig Kralı Midas

Sonuç olarak Kral Midas M.Ö. 8. yüzyılda yaşamış olan bir hükümdardır. Yapılan bu araştırmalar sonucunda Midas, efsaneleri ve Frigler hakkında birçok bilgiye ulaşılabildiği gözlenmektedir. Antik kaynaklarda olan bilgiler sayesinde yalnızca Midas’a dair değil, Anadolu topraklarında yaşamış olan medeniyetler ve savaşlara dair de birçok gün yüzüne çıkmamış bilgi olduğunu görebiliriz.

Not: Bu konuyla ilgili olarak İnandık Vazosu Nedir? Hititlerde Kutsal Evlenme Töreni başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

1 Yorum Yapıldı
  1. Bilal Diyor ki:

    Siteniz harika. Bilgisayardan daha güzel görünüyor. Emeği geçenlere teşekkürler. Ders: Tarih harika bir site.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi