Mu Kıtası Gerçek Mi?

Mu Kıtası Gerçek Mi? Mu Kıtası Hakkında Bilgi

Mu Kıtası Nedir? Mu Kıtası Nasıl Yok Oldu?

Mu kıtası gerçekten tarihte var olmuş mudur? Bu yazımızda Mu kıtası ve onun gerçekliği konusunu ele aldık. Mu kıtasının gerçekte hiç var olmadığını söyleyenler olduğu gibi bu kıtanın var olduğuna dair güçlü kanıtlar ileri sürenler de var. Hangisi gerçek? Birlikte inceleyelim.

Mu Kıtası Nedir?

Mu kıtası, araştırmacı James Churchward tarafından varlığı ortaya atılmış bir kıtadır. Bu kıtanın boyutunun Avustralya’nın iki katı büyüklükte olduğu ve bu kıtanın insanlarının hem teknolojik ve manevi hem de kültürel açıdan bizden çokça fazla gelişmiş olduğuna inanılır. Bu kıtayla ilgili Naakall tabletleri, piramitler, yazıtlar ve deniz dibinde kalıntılar bulunmaktadır. Batması için üç sebep öne sürülmüştür. Bunlardan birincisi büyük tufan, ikincisi adanın altındaki hava odacıklarının patlaması, üçüncü olarak ise Atlantislilerin nükleer güçler ile dünyanın dengesini bozmalarıdır. Her ne kadar bilimsel açıdan tam olarak kanıtlamamış bir kıta olsa da Mu kıtası çoğu yazıt ve belgeyle var olduğu inanılan bir kıtadır.

Mu Kıtası Nerede?
Mu Kıtası Haritası

Mu Kıtası Gerçek Mi?

Mu kıtasının varlığı üzerine tartışmalar sürmektedir. Mu kıtasının varlığını kabul edenler olduğu gibi bu kıtanın gerçekte hiç var olmadığını kabul edenler de vardır. Özellikle “Mu adası var olmamıştır, Mu sadece bir efsanedir!” diyen çok sayıda insan vardır. Mu kıtası gerçek mi değil mi tartışmasında Mu kıtasının varlığını kabul etmeyenlerin argümanları ve kanıtları şunlardır;

  • Okyanusun derinliklerinde SiAl kayaya rastlanmaması.
  • Naakall Tabletlerini sadece James Churchward’ın görmüş olması.
  • O zamana ait olduğu düşünülen ve Mu’nun varlığını öne süren bulunan şeylerin arkeologlar tarafından yaygın olmaması.

Mu kıtası aslında tarihin bir efsanesi değildir. İlk kez bu kıtanın varlığı bir subay ve gezgin olan James Churchward tarafından ortaya atılmıştır. Anlattığına göre Churchward, 1868 yılında Hindistan’da bir Budist rahip ile tanışır. Rahip onu gizli bir mabede götürür ve ona büyük bir sır vereceğini söyler. Ona Naakall tabletlerini gösterir. Bizzat başrahip tarafından tabletlerin dili öğretilir ve Churchward bu tabletlerde yazanlar üzerine Mu kıtasının varlığını ortaya atar. Birçok ülkeye giderek Mu hakkında bilgi toplar. Fakat bu tabletleri Churchward dışında kimse görmemiştir.

Mu Kıtası Hakkında Bilgi

İddialara göre yeryüzünde insanın ilk ortaya çıktığı kıta Mu kıtasıdır. Bu kıta kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan, üç kara parçasından oluşan büyük bir kıtaydı. Avustralya’nın iki katı olduğu düşünülmektedir. Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarını oluşturan adaların bu kıtadan arda kaldığına inanılmaktadır. Kıtanın altında yer alan gaz odacıklarının patlamalara yol açması sebebiyle yaklaşık olarak 12.000 yıl önce 64 milyon nüfusuyla birlikte sulara gömüldüğü iddia edilmiştir.

Bu kıtada tek tanrılı din bulunuyordu. Bu dinin esasında Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğum inanışı hakimdi. Bu dinin öğretimini Naakaller adı verilen rahipler üstlenmişlerdi. Muluların günümüz uygarlığından hem manevi hem de teknolojik olarak daha üstün olduğu düşünülmektedir. Manevi yönden Mu’lularda telepati, durugörü, çift bedenleme, astral seyahat gibi yetenekler doğal sayılıyordu.

Mu Kıtası Nasıl Yok Oldu?

Mu’nun batışı konusuna gelirsek, tabletlerde Kıtanın batışını dini kitaplarda anlatılan büyük tufan olayının benzeri gibi tasvir edilmiştir. Kıtanın Pasifik’in derinliklerine battığı iddia edilir. Aynı zamanda az sayıda insanın büyük tufandan önce kıtadan kaçmayı başararak, bugün medeniyetin beşiğini oluşturan Mısır, Mezopotamya, Hindistan ve Güney Amerika’daki çeşitli bölgelerde yeni uygarlıklar kurduklarına inanırlar. Özellikle Mısır ve Sümer uygarlıklarının doğuşu bu göçlerle ilişkilendirilmiştir. Churchward bu konu hakkında yaptığı araştırmalarda çeşitli bölgelerde Mu ile ilgili olabilecek yazılara rastlamıştır. Bu kitabelerde “Kıtamız battı, biz de buraya kaçtık!” yazmaktadır. Bu kitabeler 14 bin yıllıktır ve c14 karbon testleriyle onaylanmışlardır.

Mu Kıtası İle İlgili Kanıtlar

Her ne kadar insanlar Mu’ya inanmak istese de Mu kıtası bilimsek açıdan tam olarak kanıtlanamamıştır. Bilim camiası Levha toniği konusundaki bilgilerine dayanarak Mu’nun da Atlantis gibi sadece bir efsane olduğunu düşünmektedirler. Çünkü levha toniğine göre kıtaları oluşturan SiAl (silisyum/alüminyum) kayalar, okyanus diplerini oluşturan SiMg (silisyum/magnezyum) kayarlar üzerinde yüzerler. Ancak Büyük Okyanus’un derinliklerinde Mu kıtasının varlığını kanıtlayacak herhangi bir SiAl kayaya rastlanmamıştır. Fakat bilim şu ana kadar her alanda her zaman doğruyu göstermemiştir ya da sonradan yanıldıklarını açıkladıkları birçok konu vardır. Mu da yanıldıkları bir konu olabilir.

Japonya’da Bulunan Yonaguni Tapınağı Kalıntıları

Ayrıca Japonlar kıta hakkında bulgular bulduklarını iddia etmişlerdir. Japonlar Mikronezya’nın Karolina dağlarında az nüfuslu yapılması mümkün olmayan büyük kalıntılar bulmuşlardır. Aynı zamanda Japon dalgıçlar Penelope adasında boyu 10 metreyi aşan duvarlara sahip bir tapınak, mercanlarla kaplı anıtlar, sütunlar, ev kalıntıları, çeşitli eşyalar, taş tabletler bulmuşlardır. Ayrıca Mısır’da bulunan mumyalardan daha eski mumyalar bulunmuştur. Bu buluntular Mu’nun varlığını kanıtlayacak niteliktedir. Aynı zamanda Mu kıtasının yok olduğu zamanlarda (M.Ö. 12.000 civarları) dünyada küresel çapta çeşitli değişimler gerçekleştiği bilimsel açıdan kanıtlanmıştır. Ayrıca buzulların ani şekilde gerilemesi ve insanoğlunun yerleşik hayata geçişi bu döneme denk gelmektedir. ABD’de uyuyan peygamber lakabıyla tanınan Edgar Cayce’e göre, Mu kıtasının batmasına neden olan etkenin büyük tufan ya da gaz odacıklarını patlamasının yanı sıra, Atlantisli satanik yol mensuplarının ellerindeki nükleer güçleri yıkıcı amaçlarla kullanmaları yüzünden yer kabuğunun dengesini bozmaları olarak da düşünülmektedir.

Mu kıtası ve Atatürk

Bu kıtaya zamanında Mustafa Kemal Atatürk de ilgi duymuştur. Türklerin kökeninin nereden geldiğine ilgi duyan Atatürk, geçmişini atasını bilmeyen geleceğini de yazamaz felsefesiyle Mu Kıtası ile ilgili bir araştırma ekibi oluşturmuştur. Bu araştırma için ilkel diller uzmanı ve tarihçi-diplomat Tahsin Mayatepek’i görevlendirmiştir. Bu araştırmalar sonucu Mayatepek’in yazdığı raporlardan 7’den 13’e kadar olanı günümüze ulaşmıştır. Mayatepek, arkeolog William Niven’in Meksika’da yaptığı kazılarda bulduğu 15 bin yıllık tabletlerin deşifreleri ve Churchward’ın Hindistan’da bulduğu tabletlerin çevirilerini Atatürk’e yollamıştır. Atatürk bu notlarla çok yakından ilgilenmiş ve üzerlerinde çalışmalar yürütmüştür.

Ayrıca Churchward’ın kitaplarını yaklaşık 60 çevirmene tercüme ettirmiştir. Mayatepek ayrıca raporlarında Maya kültürü ve dilini konu almıştır. Bu çalışmaların sonucunda çok sayıda kelime benzerliği keşfetmişlerdir. Ayrıca Mayatepek her iki kültür arasında din ve ibadet açısından da benzerlikler bulmuştur ve onların dinini islama yormaya çalışması Atatürk’ü rahatsız eden bir konu olmuştur. 3 cilt olarak yolladığı defterlerden bu konuyla ilgili olanı yani üçüncü cildi kayıptır diğer iki cilt 1970’lere kadar Türk Dil Kurumu kütüphanesinde bulunuyordu.

Mu Kıtası Üzerine Yazılmış Kitaplar

Mu hakkında yazılmış birçok kitap bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır;

  • James Churchward, Books of the Golden Age (1927)
  • James Churchward, The Lost Continent of Mu (1931)
  • James Churchward, The Children of Mu (1931)
  • James Churchward, The Sacred Symbols of Mu (1933)
  • James Churchward, Cosmic Forces As They Taught in Mu (1934)
  • James Churchward, Second Book of Cosmic Forces of Mu (1935)
  • Hans Stefan Santesson, Understanding Mu (1970)
  • Kemal Şenoğlu, Mayatepek Raporları Türk Tarih Tezi ve Mu Kıtası (2006)
  • Sinan Meydan, Atatürk ve Kayıp Kıta Mu (2006)
  • Alparslan Salt ve Haluk Egemen Sarıkaya, MU – Tarih Öncesi Evrensel Uygarlık (1978)

Not: Bu konuyla ilgili olarak Atlantis Nedir? Atlantis Kıtası Gerçek Mi? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi