Çatalhöyük’te Günlük Yaşam Nasıldı? Çatalhöyük Evleri

Çatalhöyük Tarihi - Çatalhöyük Kültür Ögeleri

Çatalhöyük Tarihi
0 25

Çatalhöyük, UNESCO tarafından koruma altına alınmış bir yerleşim yeridir. Bundan yaklaşık 9000 yıl önce de yaşam olduğunu kanıtlayan bir alandır. Günümüzde, Konya’nın Çumra ilçesinin sınırları içerisinde yer almaktadır.

Çatalhöyük Nerede?
Çatalhöyük Haritası

Çatalhöyük Tarihi

Çatalhöyük, M.Ö. 7500 ile M.Ö. 5700 yılları arasında var olmuş, M.Ö. 7000 yıllarında da gelişmiş olan bir yerleşim alanıdır. Güney Anadolu’da yer alan Çatalhöyük, büyük bir Neolitik ve Kalkolitik yerleşim yeridir. Zamanında 8000 kişinin bir arada yaşayabildiği bir alandır. Bu antik yerleşim alanının keşfedilmesi ise 1950’li yılları bulmuştur. İlk olarak James Mellaart tarafından 1958 yılında keşfedilen kentin kazı çalışmaları 1965 yılına kadar sürmüştür. Daha sonrasında Melaart’ın hakkında ortaya çıkan bazı kötü durumlar sebebiyle kazı çalışmalarına son verildi. 1993 yılında ise Prof. Dr. Ian Hodder sayesinde kazı çalışmaları devam ettirildi. Bu kazılar Türkiye, İngiltere, Yunanistan ve Amerika işbirliğinde sürdürüldü. Hoddler’ın emekliliğinden sonra ise Doç. Dr. Çiler Çilingirlioğlu kazı çalışmalarını devraldı.

Çatalhöyük kenti aslında iki höyükten oluşuyor. Bu höyüklerden biri batı taraftayken diğeri doğu tarafta bulunuyor. Çatalhöyük (Batı) ziyaretçi girişlerine kapalı iken, Çatalhöyük (Doğu) açıktır. Çatalhöyük (Doğu) kendi içerisinde de doğu ve güney olarak ayrılır. Neolitik ve Kalkolitik Çağ’dan eserleri ve yaşam izlerini kapsayan bu höyüklerin bir kısmı kazı çalışmaları ile ortaya konmuş olsa da, hala keşfedilmemiş kısımlar bulunmaktadır. Bu antik kent, UNESCO tarafından 2012 yılında Dünya Mirasları Listesi’ne dahil edilmiştir.

Çatalhöyük’te Günlük Yaşam Nasıldı?

Çatalhöyük’teki yaşamın kaynağının Karadağ’dan inen insanlar olduğu söylenmektedir. Karadağ, Çatalhöyük’ten yaklaşık 70 km uzakta bulunan bir dağdır. Karadağ’daki mağaralarda hayatlarını sürdüren insanlar, dağdan aşağıya inmeyi hayat amaçlarından biri haline getirmişlerdir. Dağdayken yaşamlarını avcılıkla sürdürüp çeşitli zorluklarla başa çıkmak zorundadırlar. Yıllar boyunca biriktirdikleri bilgi ve tecrübe ile ne sonunda dağdan inmeyi başarıp günümüzde Çatalhöyük olarak adlandırdığımız bölgeye yerleşmişler. Zamanla evler inşa edip burada yaşamlarını kurmaya başladılar. Yalnız beslenme şekilleri ile ilgili sıkıntılar yaşamışlardır. Avcılıkla uğraşan Karadağlılar, av hayvanlarının dağda bulunması sebebiyle diğer hayvanları evcilleştirme yoluna başvurmuşlardır. Etrafta bulunan koyun gibi küçükbaş hayvanları evcilleştirip, et ve süt ürünlerinden yarar sağlamışlardır.

Yerleşik hayata geçilirken ya da yaşanacak yerler seçilirken en önemli faktörlerden bir tanesi de su kaynaklarına sahip olmasıdır. Aynı durum Çatalhöyük için de söz konusu olmuştur. Çarşamba Nehri’nin yakınlarındaki kil kaynaklarını kullanarak tuğlalar yaptılar. Tüm bu tuğlalar ve çamur-kil karışımları ile de evleri inşa ettiler. Nehrin taşıdığı alüvyonlar sayesinde toprağın da bereketli olması yaşanacak yer seçimlerinde etkili olmuştur. Tarım konusunda da belirli evcilleştirmeler gözlemlenmiş. Örneğim buğday da evcilleştirilerek kullanılmaya başlanmış.

Çatalhöyük halkı, uyum içinde yaşıyorlarmış. Kazı sonucu bulunan iskeletlerin ve kemiklerin hiçbirinde yaralanma ya da saldırı sonucu ölen birine rastlanmamış. Bu da kentin savaş içerisine girmediğini gösteriyor. Zaten kentin çevresinin surlarla çevrilmiş olmaması da bu durum için başka bir kanıt niteliğindedir. Çatışmalara yol açacak hiyerarşik bir düzen de bulunmuyor. Hiç kimsenin evi bir diğerinden daha yüksek ya da daha büyük değil. 5 odalı lüks bir eve sahip olan yok anlaşılacağı üzere. Dolayısıyla herkes kendi evini yapıyor ve geçimini sağlıyor. Bu da çatışmalardan uzak huzur dolu bir kenti beraberinde getirmiş oluyor.

Çatalhöyük Kültür Ögeleri

Temizlik konusu ele alındığında, evlerin içerisi yerine dışarıda bulunan çöp yığınlarının kalıntıları, titiz bir yaşam sürmekte olduklarını gösterir. Bunun yanı sıra, ortak alan olarak kullanılan damların, havanın güzel olduğu günlerde çeşitli şenliklere ve kutlamalara ev sahipliği yaptıkları düşünülmektedir.
Yerleşik hayata geçmenin ortaya çıkardığı bir diğer kavram da boş zaman kavramıdır. Boş zamanlarda sık sık yapıldığı ve geliştirildiği görülen aktivitelerden bir tanesi de elbette ki sanattır. Sanatın Çatalhöyük’te karşılaştığımız yansımaları da mevcuttur. Örneğin inşaa edilmiş evlerin içlerinde, duvarlara çeşitli panolar yapıldığı görülmüştür. Çoğunlukla kırmızı boyaların yoğun kullanıldığı bu çizimler, mağara duvarlarında rastladığımız çizimlerle benzerlik göstermektedir. Genel olarak kullanılan motifler geometrik şekiller ve hayvan figürlerinden oluşmaktadır. Bunların yanı sıra kuş, insan, tanrıça vb. figürler de bulunmaktadır.

Çatalhöyük Evleri

Çatalhöyük evleri tarihsel açıdan oldukça önemlidirler. Çatalhöyük’te gözlemlenen mimari tarz birbirine yapışık evler olarak tanımlanabilir. Tüm evler birbiriyle bitişik, arada boşluk olmayacak şekilde inşa edilmiştir. Bu kentin mimari düzeninde sokaklar yoktur. Yalnız, avlu mantığı o dönemde de söz konusuydu. Bu avlulara açılan dar tüneller ve geçitler bulunuyordu. Bu tüneller ve geçitler aynı zamanda çöplerin ve tuvalet pisliklerinin bulunduğu alanlardı. Avluların etrafını çevreleyen evler, mahalleleri oluşturuyordu. Mahallelerin bir araya gelmesi ile de kent oluşmuş olur. Birbirine bitişik konumlandırılmış bu kerpiç ve tahta evler arasında geçiş de damlar aracılığıyla sağlanıyordu. Evlerin ana giriş kapıları da damlarda yer almaktaydı.

Evler genellikle tek katlılar ve iki odadan oluşuyorlar. Bu odalardan bir tanesi genel anlamda yaşam alanı iken, diğer oda depo olarak kullanılıyordu. Evlerin aydınlatması yani ışık aldığı tek alan damlardı yani tavandı. Dolayısıyla en aydınlık olacak şekilde düzenlemeler yapılırdı. Örneğin duvarlar beyaza boyanırdı. Aynı zamanda bu evler doğanın yaşam koşullarına pek de elverişli ve uygun olmadığında düzenli olarak bakımları yapılırdı. Hatta yeri geldiğinde yıkılıp, yeniden inşa edilirlerdi. Eski arazinin üzerine tekrar tekrar yapılan evlerde günümüzde gördüğümüz höyüklerin oluşmasına yol açmıştır.

Evlerin iç dekorasyonu da oldukça ilgi çekici. Paleolitik Çağ’da mağara duvarlarına yapılan çizim ve süslemelere benzer kırmızı işlemeler bulunuyor. Tema bakımından genellikle avcılık ile bağlantılı çizimlere sahip olan duvarlar, zamanla tema değişikliğine de uğramış. Dekoratif açıdan gelişen çizimler, kuş motiflerine ve geometrik şekillere yerini bırakmaya başlamış. Sanat olarak adlandırabileceğimiz bu işlemelere çanakların üzerinde de rastlayabiliriz. Bu motiflerin arasında insan ve hayvan (boğa vb.) figürlerine de yer verilmiştir.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi