Anadolu Medeniyetleri Hakkında Bilgi

Anadolu Medeniyetleri Hakkında Bilgi

Anadolu Medeniyetleri Özellikleri

Anadolu Medeniyetleri konusunda tüm bu medeniyetlerin tarihi hakkında genel bilgilere yer verdik. Ayrıca bu İlk Çağ medeniyetlerinin haritalarını da yayınladık. Anadolu medeniyetleri, günümüzde Türkiye sınırları içerisinde yaşayan topluluklardır. Anadolu medeniyetleri ise şunlardır: Hattiler, Hititler, Frigler, İyonlar, Urartular ve Lidyalılar’dır.

Anadolu Medeniyetleri Haritası
İlk Çağ’da Anadolu Medeniyetleri

Hattiler (MÖ 2500 – MÖ 1800)

Hattiler, MÖ 2500-1700 yılları arasında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır. Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı da Hatti Ülkesi’dir. İlk defa Mezopotamya yazıtlarında kullanılan bu ad MÖ 650’lere kadar süregelmiştir. Yani Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak bilinmiştir. Hatta Hattilerden sonra gelen uygarlık olan Hititlerin de Anadolu için bu adı benimsemesi ve bazı arkeolojik bulguların da katkılarıyla Hititler ve Hattilerin akraba olduğu hakkında iddialar ortaya çıkmıştır. Aslında Hattilerin, Hititlerden farklı bir uygarlık olduğu çok geç anlaşılmıştır. Bunun sebebi ise Hattilerin ve Hititlerin kültür yapısının çok benzemesinden kaynaklanır. Hattiler Anadolu uzun süre yaşamış bir uygarlıktır fakat Hititler Anadolu’ya sonradan gelmişlerdir.

Hattilere ait en önemli sanat eserlerinin büyük çoğunluğu Alacahöyük’te bulunmuştur. Hattilerin sanat eserleri genellikle altın, gümüş ve bronz gibi maddelerden yapılmıştır. Bunun yanında Tokat Horoztepe’de de birçok Hatti eserine rastlanmıştır. Bu eserler arasında altın kupalar, heykelcikler, güneş kursları, tören zilleri ve tanrıçaya ait idoller bulunmaktadır. Ancak bu buluntuların büyük kısmı yurt dışına kaçırılmıştır. Hattilere ait süsleme ve bezeme şekillerinin Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde görülmesi de bu uygarlığın yayılma seviyesiyle alakalı bilgi verir.

Hititler (MÖ 1650 – MÖ 1200)

Hititler ya da diğer adıyla Etiler, Tunç Çağı’nda Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır. MÖ 1600’lerde İç Anadolu’daki Hatti Beylikleri’ni ele geçirerek başkenti Hattuşaş olan yeni bir devlet kurmuşlardır. Bu devlet MÖ 14. yüzyılın ortalarında I. Şuppiluliuma yönetimi altında Levant ve Yukarı Mezopotamya’ya kadar genişlemiş bir süper güç hâlini almıştır. Hitiler MÖ 1600 civarında kurulmuş ve MÖ 1178’de dağılmıştır.

Anadolu, Erken Tunç Çağı’nın sonlarından başlayarak birçok beylik arasında paylaşılmaya başlanmıştır. Anadolu’da beylik sistemine son verilip merkezî devlete doğru atılan ilk adımlar Hititler tarafından atılmıştır. Yazılı metinlere göre, Koloni Çağı’nın son safhalarında, Pithana’nın oğlu olan Anitta Anadolu’da şehir beylikleri halinde yaşayan Hititlerin birleşiminde ilk adımı atmış ve Anadolu’nun merkezî sistemle idare edilen ilk devletini kurmuştur.

Hititler, Pankuş adında bir meclis oluşturmuştur. Hititlerde Tavananna denilen kraliçe yönetimde söz sahibi olmuştur, bu onların kadına verdiği önemi de gösterir. Hititler, gelişmiş hukuk kurallarıyla da kadın haklarına kanunlarında yer vermiştir. Anal denilen yıllıklar tutup bunları hükümdarlarına hesap vermek için kullanmışlardır. Yani Hititler sistematik bir devlettir.

Frigler (MÖ 1200 – MÖ 600)

Frigler, MÖ 1200-800 yılları arasında Makedonya ve Trakya’dan Boğazlar yoluyla Anadolu’ya göç etmişlerdir. İlk siyasi birliklerini ise MÖ 750’li yıllarda kurmuşlardır. Başkentleri Gordios’tur, bu adı bilinen ilk kralları olan Kral Gordion’dan almışlardır.

Frigler, özellikle hayvancılıkta, tarım alanında ve dokumacılıkta gelişmiş bir uygarlıktır. Hayvancılık faaliyetlerinin bir sonucu olarak dokumacılıkta da gelişmiş ve böylece Tapates adı verilen bir çeşit kilimi de dokumuşlardır. Ancak Friglerin temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Tarım ve hayvancılık üzerine çok ciddi yasalar koymuşlardır. Bu yasalara bir örnek verecek olursak bir öküzü kesmenin veya bir sabanı kırmanın cezası ölümdür. Bu durum yaşam şartlarının, toplumlarının hayatını da etkilediğinin bir kanıtıdır.

Frigler ticarette de çok gelişmişlerdir, bunun sebebi ise önemli ticaret yollarının kavşağında yer almalarıdır. Batı Anadolu, Ege adaları ve Yunanistan’da pek çok Frig eserine rastlanması Friglerin, Batı’yla etkileşim halinde olduğunun göstergesidir.

Frigler, Fenike Alfabesi adı verilen bir alfabe kullanmışlardır. Bunun yanı sıra Friglerin dili hala tam olarak çözümlenememiştir. Ancak Frig dilinin Hint veya Avrupa kökenli olduğu düşünülmekte. Friglerin edebiyatı hakkında da pek bilgi olmasa da Frig edebiyatı, ilk hayvan hikâyelerinin (fabl) kaynağı olarak kabul edilmiştir.

İyonlar (MÖ 1200 – MÖ 745)

İyonlar şehir devletleri halinde yaşamışlardır. On iki tane şehir devleti vardı, bunlar sırasıyla Miletos, Myos, Priene, Efes, Kolophon, Lebedos, Teos, Erythria, Klazomenia, Phokia Samos ve Khios olarak adlandırılmışlardı. İyonlar monarşik yönetim sistemiyle yönetilen bir devletti. Ancak asiller zamanla güçlenip kralları tahttan indirdiler. Daha sonra seçimler yapılmaya başlandı, halkın seçtiği liderler meclisle birlikte şehirleri yönetmeye başladılar.

İyonlar, Asya’dan gelen ticaret yollarının sonunda bulunmaları nedeniyle sanat, bilim ve kültür alanlarında oldukça ilerlemiş bir uygarlıktır. Mimari alanda da fazlasıyla gelişmiş olan İyonlar, dünyanın yedi harikası arasında gösterilen Artemis Tapınağı’nın sahipleridir. Bunun yanında birçok açık hava tiyatrosu ve tapınak da inşa etmişlerdir. İyonlar ticari açıdan da gelişmiş oldukları için birçok kültürle etkileşim halindeydiler. Yani İyonların demokratik bir yapıya ve iyi bir ekonomiye sahip olmaları; farklı fikirlerin oluşmasında, sanatın ve bilimin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

İyonlar, Fenike alfabesinden yararlanarak kendi alfabelerini oluşturmuşlardır. Matematikte Pisagor, Coğrafya’da Ksenefon, Tıpta Hipokrat, Felsefe’de Heraklit ve Diojen, Şiirde Homeros ve Tarihte Heredot günümüzde bile etkisini sürdüren yenilikler getirmişlerdir.

Urartular (MÖ 900 – MÖ 600)

Urartular başkent Van yani o dönemki adıyla Tuşpa olan bir devlettir. Urartu devletinin en güçlü dönemi olan MÖ 8.-7. yüzyıllarda Urartuların egemen olduğu alan; günümüzdeki Doğu Anadolu Bölgesi, Kuzeybatı İran, Irak’ın küçük bir bölümü ve kuzeyde Aras Vadisi’ni de içine alan bir bölgeydi. Urartular, her ne kadar eski bir devlet olsa da, hala bölgede yaşayan milletleri etkileyen bir yapıya sahiptir.

Urartular taş işçiliğinde fazlasıyla gelişmiş bir devlettir. Urartular, Van Kalesi’nin yanında su kanalları, su bentleri ve mezar odaları inşa etmişlerdir. Zengin demir, gümüş ve bakır yataklarına sahip olan Urartular, maden işleme sanatında da fazlasıyla ilerlemiştir.

Urartular ile ilgili ilk bilgilere ise Asur kaynaklarından ulaşılmıştır. Buna örneklerden biri ise Asur Kralı Salmanassar I’in MÖ 1274 yılında Urartulara karşı sefer yaptığını yazmasıdır. Bu yazının yazıldığı sıralarda Urartu kavimleri daha devlet haline gelmemiştir.

Urartu ülkesi geçit vermez dağlarla dolu olduğundan kavimler ilk olarak müstakil yerleşim birimlerinde yaşamışlar ancak dışarıdan gelen baskılarla birleşmek yoluna gittikleri ve MÖ dokuzuncu yüzyılın başlarında krallıklarını kurdukları düşünülmektedir.

Lidyalılar (MÖ 687 – MÖ 548)

Lidyalılar; Frigler yıkıldıktan sonra, Kral Giges zamanında, Anadolu’nun batısında Gediz ve Küçük Menderes nehirleri arasına kalan bölgede bağımsız bir devlet kurmuşlardır (MÖ 687). Dönemin en büyük ve zengin kentlerinden biri olan Sardes (Sard) Lidyalıların başkenti olarak kabul edilmiştir. Kral Giges; Doğu sınırlarını Kızılırmak’a kadar genişletmiştir. Lidyalılar; ticaretin düzen içerisinde dürmesini çok önemsemişlerdir, Ticaretin gelişmesi adına da Efes’ten başlayıp Mezopotamya’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu yapmışlardır. Kral yolunun yapılmasının sonucunda Lidyalılar zenginleşmiş ve Doğu-Batı etkileşimleri artmıştır.

Lidyalılar tarihte ilk kez parayı bulan uygarlık olarak bilinmektedir ancak para sistemini kullanan ilk uygarlık Lidyalılar değildir. Sümerler ve Mısırlılar para kullanımını daha önceden bulmuşlardır fakat paranın günümüzdeki anlamına en yakın kullanımının Lidyalılar tarafından gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Buldukları sistemle birlikte, alışverişte takas yönteminin kullanımı azalmış, değerli metal ve tahıl yerine bastıkları madeni paralar kullanılmaya başlanmıştır.

Lidyalılar çok tanrılı bir din inanışına sahiptiler. Hem Friglerin bereket tanrıçası Kibele’ye hem de Zeus, Apollon gibi Yunan tanrılarına da inanırlardı. Bu durum Lidyalıların hem önceki medeniyetlerden hem de Yunan uygarlığından etkilendiklerinin göstergesidir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Mezopotamya Medeniyetleri Hakkında Bilgi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi