Türkiye’de Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı

Türkiye'de Feminist Hareket - Seçme ve Seçilme Hakkı Kronolojisi

Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı
1 609

Kadın hakları ve feminist hareketler son iki yüzyılın gündemlerinde popüler konulardan biridir. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, sayısız devrimlerden biri olan kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, bilinenin aksine eşitlikçi yapıdan değil, kadınların yıllardan beri süregelen haklarını kazanma çabalarındandır. Türkiye’de bu hakların tarihçesi 1915’e uzanır, Kadınlar Halk Fırkası ve Teal-i Nisvan bilinen kadın haklarının savunucu topluluklardır.

Osmanlı Devleti’nde Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı

Mor amblemi ve güçlü dayanışması ile feminist hareket son yıllarda popüler bir kavram haline gelmiştir, lakin Türkiye için bu başkaldırının tarihi, Cumhuriyetin ilanından önceye, Osmanlı’nın son yıllarına dayanır. Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak uğruna yapılan hareketlerden biri de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesidir. Bu haklara tamamen kavuşulması 1934 yılına tekabül eder. Ortaokulda okuyan her gence bu hakların kadınlara bir çok Avrupa ülkesinden önce verildiği bu yüzden Türkiye Cumhuriyet’inin ileri görüşlü, çağdaş ve eşitlikçi bir ülke olduğu öğretilir. Fakat bu öğretinin arka planında neler olduğu pek sorgulanmamıştır. Bilinenin aksine kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi bir ‘’lütuf’’ değildir, Cumhuriyet bu hakkı kadınlara vermemek için 9 yıl direnmiştir.

Cumhuriyet Döneminde Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı

Türkiye’de kadın hareketinin ilk kıvılcımları, 1913 yılındaki Teal-i Nisvan Cemiyeti (Kadınların Durumunu Yükseltme Derneği) ile görülür. Tam bir çeviri yapacak olursak, Teal sözlük anlamıyla yükselme Nisvan ise kadınlar topluluğu demektir. Bu cemiyet yine 1913 yılında yayımlanmaya başlayan kadın dergilerinden biri olan ‘’Kadınlar Dünyası’’ dergisinde şu başlıkla kendini duyurur;

“Biz Osmanlı kadınları kendimize mahsus inceliğimiz, kendimize mahsus adat ve adabımız vardır… Biz kadınlar milel-i kadime ve hazıra medeniyetleri arasında bambaşka mevkiler tutmuşuz. Erkekler bizi daima mahkum, daima esir etmişlerdir… Esasen erkekleri yetiştiren, adam eden bizler değil miyiz?”

Teal-i Nisvan Cemiyeti ve Halide Edip Adıvar

Halide Edip Adıvar’ın önderliğinde kurulan bu cemiyet dil, din, ırk ayırmaksızın kadınların bilinçlendirmek ve ‘’aydın kadın’’ kavramının oluşturmak adına konferanslar vermiş, dil kursları açmış ve eserleri yabancı dillerden Türkçe’ye çevirmek gibi faaliyetlerde bulunmuştur. Peki bu Cemiyet somut olarak bir değişim sağlamış mıdır? Cevap, evet; 1917’de çıkarılan bir kararname, evliliği yasal bir çerçeveye bağlarken, kadınlara boşanma hakkını verir. Kanun çok eşli evliliği kadının rızasına bağlayarak sınırlandırır. Kadınların eşitliği ve hakları için atılan bu ilk adımı gerçekleştiren Teal-i Nisvan Birinci Dünya Savaşı ile son bulmuştur fakat bu hareketin ilerideki ayaklanmalara önayak olduğu savunulabilir. Halide Edip Adıvar, cemiyet hakkında 1913 senesinde yazdığı Mektep Müzesi dergisinde yer alan ‘Yirminci Asırda Kadınlar’ yazısında şu sözleri söylemiştir:

“Her yerde kadınların uyanıp, ilerlemeleri başka hareketler gibi yavaş ve zincirleme bir hareket olmuştur. Bugün bu saat ben size böyle hitap ederken, siz beni dinlerken şüphesiz biz de tarih yapıyoruz, demektir. Bu tarihçeyi torunlarımız bir konferans dolduracak kadar uzun ve iftiharla yaptıkları zaman bizim aciz fakat hüsn-i niyet (iyi niyet) ve samimiyetle dolu bin müşkülatla elde edilen mücadelemizden de bahsedeceklerdir.”

1923 yılında İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasından sonra seçim kanunu ile her 20 bin erkeği bir mebus seçer şeklinde değiştirilmiştir. Bu dönemlerde kadınlara söz hakkı verilmesi gündemde olan bir konu değildir ve kadın haklarından söz eden tek kişi olan Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey, ‘nisaiyyundan’ (kadın takımından) veya ‘feminist’ sözleriyle alaya alınmış, konuşması “Şeriata hürmet ediniz!” bağırışları arasında sıra kapaklarına veya topuklarıyla yere vurarak susturulmuştur.

Türkiye’de Feminist Hareket

Türkiye’deki devrimci feminist hareketlerinden biri olan Kadınlar Halk Fırkası’nın kuruluşu da yine 1923 yıllarına tekabül eder. Nezihe Muhiddin önderliğinde kurulan bu fırka kadınlara sadece sosyal alanda değil, siyasal alanda da eşitlik yaratmayı hedefler. Ne var ki bu partinin 27 maddelik parti nizamnamesi ve programı İç İşleri Bakanlığı tarafından 8 aylık sessizlikten sonra kadınların seçme ve seçilme hakkı olmadığından reddedilir. O dönemin gazetelerinden biri olan Tanin Gazetesi’nde bu bildirge, ‘bazı düşünceleri nedeniyle uygun bulunmadığı’ şeklinde yerini almıştır.. Bu ‘bazı düşünceler’in ne olduğu açıklanmamakla birlikte, nizamnamenin siyasi hakları ima eden ikinci maddesi ve kadınların belediye seçimlerinde aday olmasını öneren üçüncü maddesi ve ‘kadınların savaş halinde askerlik görevi yapmasını’ öneren sekizinci maddesi o dönemin siyasetçilerince ‘’taşkın’’ olarak ifade edilmiştir.

Bu retten sonra Nezihe Muhiddin ve diğer Kadınlar Halk Fırkası üyeleri Türk Kadınlar Birliği (TKB) adlı örgütü kurarlar. 1925’e kadar siyasal konularda pasif kalıp yardıma ihtiyacı olan kadınlara yardım etmek, onları eğitmek gibi işlerle uğraşan TKB, 1925’te Kürt sorunu, Şeyh Sait İsyanı gibi olayların patlak vermesiyle, kadınların ses çıkarmaya çalışma uğraşları ikinci plana atılmıştır.

Hatta Cumhuriyet Gazetesi: “Türkiye’nin hayatında çok mühim meselelerin mevcut olduğu bir zamanda hanımlarımızın mebusluk propagandası veya reklamı ile meşgul olmaları pek ciddiyetsiz” şeklinde bu sorunu yorumlamıştır. 1927-29 yılları arasında da Nezihe Muhiddin aleyhinde birçok dava açılır ve davaların hiçbirini kazanamaz. Ancak 1929 yılındaki yeni Af Kanunu ile kurtulur.

1934 yılında, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi yine de birçok Avrupa ülkesinden önce bir tarihtedir. O yıla kadar susturulan ve önemsiz bulunan kadınların devlette söz sahibi olmaları pratikte olmasa da teoride hayata geçmiştir. Bu değişim bilinenin aksine Türkiye Cumhuriyeti’nin eşitlikçiliğinin yanı sıra kadınların 1915’den beri süren davasının sonucu olarak görülebilir.

Türkiye’de Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı Kronolojisi

Türkiye’de kadınlara 1930’da belediye, 1933’te köy muhtarı, 1934’te ise milletvekili seçimlerinde, seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

  • 3 Nisan 1930’da kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.
  • 26 Ekim 1933’te kadınlara muhtarlık seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.
  • 11 Aralık 1934’te kadınlara milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.

İlk Kadın Belediye Başkanı

Artvin ili Yusufeli ilçesi Kılıçkaya beldesi belediye başkanı Sadiye Hanım’dır.

İlk Kadın Köy Muhtarı

Aydın ile Çine ilçesi Demirdere köyü muhtarı Gül Esin’dir.

İlk Kadın Milletvekilleri

8 Şubat 1935’te yapılan TBMM 5. dönem seçimlerinde 17 kadın milletvekili Cumhuriyet Halk Partisi’nden TBMM’ye seçilmiştir.

  • Benal Nevzat İstar Arıman
  • Satı Çırpan (Satı Kadın)
  • Hatice Sabiha Görkey
  • Mebrure Gönenç
  • Nakiye Elgün
  • Ayşe Şekibe İnsel
  • Sabiha Gökçül Erbay
  • Bahire Bediş Morova Aydilek
  • Fakihe Öymen
  • Fatma Esma Nayman
  • Fatma Memik
  • Huriye Öniz Baha
  • Ayşe Seniha Hızal
  • Türkan Örs Baştuğ
  • Ferruh Güpgüp
  • Ayşe Meliha Ulaş Ekeman
  • Mihri İffet Pektaş

Not: Bu konuyla ilgili olarak Türk Medeni Kanunu ve Kadınlara Verilen Haklar ve Tarihte Türk Kadını – Kadının Toplumdaki Yeri başlıklı yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.

1 yorum Yapıldı
  1. Samet Diyor ki:

    Herkese özgürlük

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. KapatAyrıntılı Bilgi