Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti

Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti Açısından Birinci Dünya Savaşı'nın Nedenleri, Sonuçları ve Önemi

Bu yazımızda I. Dünya Savaşı’na Osmanlı Devleti ne zaman, nasıl ve niçin girmiştir? sorusunu yanıtladık. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti konusunu tüm ayrıntılarıyla açıkladık.

Osmanlı Devleti Açısından Birinci Dünya Savaşı’nın Nedenleri

Dünyadaki insanlar var olduklarından beri dünya üzerindeki topraklara sahip olmak uğruna birçok şehit vermişlerdir. Özellikle dünya üzerinde savaş gücünden en çok korkulan ırk Türkler olmuştur. Türklerden korkan Çin Halkı, Çin Seddini yapmıştır. Türkler geçmişte göçebe yaşayan bir topluluktu. Ayrıca geçimini hayvancılık ile sağlıyorlardı. Orta Asya’da bulunan otlatma alanları yetmeyince Türker Orta Asya’dan, Anadolu topraklarına göç ettiler. Orada yerleşik yaşam sürdüler. Önce bölükler halinde yaşayan Türkler, Osmanoğulları ailesinin bütün beylikleri fethetmesiyle başta bütün Anadolu’ya sonra üç kıtaya hükmeden bir devlet olmuştur. Babadan oğula geçen sistemle yaklaşık 600 yıl varlığını sürdürmüştür. Hükmettiği süre boyunca birçok zorlukla karşılaşmıştır. Örneğin Lale Devri boyunca birçok para kaybetmişlerdir. Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi, Rönesans, Reform gibi tüm dünyanın şartlarını değiştirecek olaylar karşısında, Osmanlı Devleti büyük bir işi başarmış gibi duruyordu. Özellikle Sanayi Devrimi olayı sonrası Osmanlı Devleti çöküşe uğramıştır. Diğer devletlerin kolaylık ayak uydurduğu Sanayi Devrimi birçok sömürge ülkenin oluşmasını sağlamıştır.

Osmanlı Devleti resmi olarak sömürge ülkesi olmasa bile İngiltere, Fransa gibi güçlü devletlerin açık pazar alanı olmuştur. Bu durum Osmanlı Devleti’nin gelir oranını oldukça düşürmüştür. Bir örnekle açıklamak gerekirse: Osmanlı halkından bir tezgahtar kendi kalem yapıyorsa bunu iki günde yapar, Sanayi Devrimi ile makineleşen ülkeler bir kalemi iki dakikada yapar. Bu durum sonucunda kalemini kendi yapan birey daha pahalı satar ancak kalemini makineler sayesinde yapan ülke daha ucuza satar. Böyle devam eden bu durum Osmanlı’nın çöküşüne neden olan sebeplerden birsidir. Gelir miktarı gitgide düşen Osmanlı Devleti başka ülkelerden borç almıştır ancak geri ödeyememiştir. Zaman geçtikçe Osmanlı Devleti’nin kötüleşen durumu ve güçlü devletlerin artan hırsı 1. Dünya Savaşı’nın meydana gelmesine sebep olmuştur.

1. Dünya Savaşı Almanya’nın sonradan gelişmesi ve İngiltere’nin birçok sömürgesi olması, Rusların sıcak sulara inme isteği gibi devletlerin çıkarları dolayısıyla ortaya çıkmış bir savaştır. Bunlar ülkelerin görülmeyen sebepleridir. Görülen sebepleri arasında Avusturya- Macaristan veliahdı Ferdinand’ın bir Sırplı genç tarafından öldürülmesi, Goben ve Breslav gemilerinin Yavuz ve Midilli adlarını alıp boğazlardan geçip Rusya’ya saldırması yer alır. Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti konusunda Goeben ve Breslau olayını önemli bir yer tutmaktadır. Bu neden ayrıca savaşa Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinin bir nedenidir. Ayrıca Osmanlı’nın kaybettiği toprakları geri kazanma isteği ve 1. Dünya Savaşı esnasında yalnız kalmak istememesi Osmanlı’nın savaşına girmesinin sebepleridir.

I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti

Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti konusunu daha ayrıntılı inceleyelim. 1. Dünya Savaşı’nda ülkeler amaçlarına göre iki grup haline gelmişlerdir. İttifak Devletleri ve İtilaf Devletleri bu iki grubun adıdır. İttifak Devletleri: Osmanlı Devleti, Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya’dır. İtilaf Devletleri ise: İngiltere, Fransa ve Rusya’dır. İtalya savaş ortasına doğru tarafını değiştirmiş ve İtilaf Devletlerinin yanına geçmiştir. Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi savaşın süresini uzatmıştır. Ayrıca savaşa dahil olan birçok ülke vardır ama biz sadece önemli olaylar içerisinde bulunan devletleri ele alarak konuyu işleyeceğiz.

1. Dünya Savaşı’nda birçok cephe açılmıştır. Öğretim üyeleri öğrencilere Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu bu savaşları toplam üç konu başlığı altında anlatmaktadırlar. Taarruz, savunma ve yardım cepheleri. Öncelikle taarruz cephelerini sıralayalım: Kafkasya ve Kanal cepheleri; savunma cepheleri: Irak, Çanakkale, Hicaz-Yemen, Filistin-Suriye; yardım cepheleri: Galiçya, Romanya, Makedonya’dır. Osmanlı Devleti’nin başarılı olduğu tek cephe Çanakkale cephesidir.

Kafkasya Cephesi

Kafkasya cephesinde Osmanlı Devleti her ne kadar başarısız olsa bile toprak kazanmıştır. Kafkasya cephesinin açılma nedeni şunlardır: Bakü petrollerine ulaşmak, Elviye-i Selase’yi Ruslardan geri almak ve Turancılığı gerçekleştirmektir. Askeri güç olarak k-ordunun komutanı Hasan İzzet’tir. Cephenin kapanmasını sağlayan antlaşma Brest Litovsk Antlaşması oldu. Mustafa Kemal Muş, Bitlis’i geri aldı. Tehcir Kanunu çıkarıldı. Böylelikle bölgedeki bütün Ermeniler hem Rusya’yı destekleyen hem de Osmanlı Devleti’ni destekleyenler güneye gönderildi. Savaş sırasında Rusya kendi içinde de karışıklıklara sahip olduğu için Bolşevik İhtilali gerçekleşti ve Rusya 1. Dünya Savaşı’ndan çekilmek zorunda kaldı. Türk askerleri, Atatürk ne kadar itiraz etse de Enver Paşa yüzünden kış şartları altında savaşmaya gittikleri için askerlerin büyük bir kısmı soğuktan ölmüştür ve bizler bu olayı Sarıkamış Harekâtı diye adlandırmaktayız.

Kanal Cephesi

Kanal Cephesi’nin açılmasının en büyük nedeni Mısır’ı geri almaktı. Aynı zamanda İngiltere’nin hem doğu petrollerini ele geçirme isteği hem de sömürge yollarının bağlanmasını engellemekti. Bazı öğretim üyeleri bu olayı 2. Sarıkamış Olayı diye adlandırmaktadır. Askerlerin Süveyş Kanalı’nın öteki tarafına geçerken boğulmaları, açlık, sıcak, Arapların İngilizleri desteklemeleri ve “kolera” hastalığına yakalanıp birçoğunun ölmesi nedeniyle 2. Sarıkamış Olayı olarak adlandırılmaktadır. Bu cephede Türklerin mağlubiyeti ile sona ermiştir.

Çanakkale Cephesi

Çanakkale Cephesi, eğitim müfredatında en çok yer edinen ve Türkler için en önemli savaşlardan biridir. Çünkü Çanakkale Cephesi, 1. Dünya Savaşı’nda kazandığımız tek savaştır. İngilizler tarafından Rusya’ya yardım götürebilmek için açılmıştır. Türkler bu cepheyi eğer almasaydı İngilizler Asya ve Avrupa kıtasını birleştiren bir boğaza sahip olacaklardı ve İstanbul’a saldırma ihtimalleri artacaktı. Böylelikle Osmanlı’yı tamamen fethetmeden önce başkentini fethetmiş olacaklardı. Bu savaş dünyasında o ülkenin tamamı artık bizim anlamına gelmektedir. Savaşın başlangıçtaki komutanı Liman von Sanders Olmasına rağmen savaşın sonralarına doğru Mustafa Kemal “Anafartalar Kahramanı” olarak savaşın komutanlığını devralmıştır. Atatürk’ün en ünlü emirlerinden birisi olan “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!” sözü burada söylenmiştir. Düşman gemilerinin gelmesini önlemek için birçok savunma yöntemi denenmiştir. Örneğin top atışları… İnsanlara top atışı ve Çanakkale Savaşı dediğiniz zaman akıllarına ilk olarak Seyit Onbaşı gelmektedir.

Seyit Onbaşı, Çanakkale Savaşı esnasında bütün arkadaşları yaralanmış olan ve ona yardım edecek kimseyi bulamayınca 215 kilogramlık iki tane top mermilerini düşman gemilerine fırlatmıştır. Onunla yapılan bir görüşme esnasında o topu kaldırmayı tekrar denediğini ancak bu sefer kaldıramadığını söylenmektedir. Bu durum Seyit Onbaşı’nın o anda büyüyen vatan sevgisinin gücü olduğunun kanıtıdır. Seyit Onbaşı’nın birkaç arkadaşının söylediğine göre insanlar, Seyit Onbaşı topu kaldırırken onun belinden gelen çıtırtıları duymuşlardır.

Irak Cephesi

Irak Cephesinin açılma nedenleri şu şekildedir: Su yoluyla Çarlık Rusya’ya yardım götüremeyen İtilaf devletleri bu sefer karadan yardım götürmek amacıyla bu cepheyi açmışlardır. Ayrıca İngiltere’nin savaş başından beri hedefi olan Musul ve Abadan petrollerini ele geçirmek, Türklerin İran üzerinden İngiltere sömürgesi olan İran’a ulaşmasının istenmemesi bu cephenin açılma nedenlerindendir. İngilizler Osmanlı Devleti’nden Ammare’yi aldı. Osmanlı Devşeti’nin komutanı Halil Paşa, İngilizlerin komutanı General Towshend arasında Kutül Ammare Savaşı gerçekleşecektir. Bu savaşı Osmanlı Devleti kazanmıştır ve hem komutanları hem de 20.000 asker esir alınmıştır. Bu başarısından dolayı Halil Paşa’ya Kut’ül Ammare Kahramanı” ünvanı verildi. Ancak Bağdat, İngilizler tarafından işgale uğramıştır.

Hicaz-Yemen Cephesi

Hicaz-Yemen cephesi Mekke, Medine bölgesini kapsamaktadır. Arapları, Türklere karşı kışkırtan İngilizler ile mücadele edilmiştir. Kutsal toprakların paylaşılmaması ile ilgilidir. Ancak İngiltere için önemli olan doğu petrollerine erişebilmektir. Ordunun başında “Çöl Kaplanı” dediğimiz Fahrettin Paşa yer almaktadır. İletişim güçlüğünden dolayı Fahrettin Paşa’ya Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı haberini vermeyen Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası savaşmaya devam etti gibi görünmektedir. Bunu avantaj bilen İngilizler Musul’u işgal etmişlerdir. Ayrıca bu savaşın kaybedilmesinin nedenleri arasında Arapların, İngilizlerden yana olmasıdır. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na girmeden önce ülkesini dağılmaktan kurması için ortaya attığı Ümmetçilik akımının başarısız olduğunu milliyetçilik fikrinin gücünü görmüş oluyoruz.

Galiçya, Romanya ve Makedonya Cepheleri

Yardım cepheleri Galiçya, Romanya ve Makedonya’dır. Bu üç cephenin ortak özelliği Osmanlı Devleti’nin müttefiklerine yardım etmesidir. Osmanlı Devleti’nden yardım isteyen Almanya ve Bulgaristan ülkelerine yardım etmek amaçlı, Osmanlı Devleti askerlerini sınır dışına göndermiştir. Bu üç yardım cephesinin sonucu da mağlubiyet ile bitmiştir.

Osmanlı Devleti Açısından Birinci Dünya Savaşı’nın Sonuçları

Savaşın sonuçları, Avusturya-Macaristan Devleti, Osmanlı Devleti gibi büyük imparatorluklar yıkılacak yerine küçük milli devletler kurulmuştur. Dünya barışını sağlamak adına Milletler Cemiyeti kuruldu ancak başarılı olamadı bunu 2. Dünya Savaşı’nın çıkmasından anlıyoruz. Savaş sonucunda en karlı devlet İngiltere olmuştur. Yenilen devletlerin yönetim değişikliği yaşanmıştır. Osmanlı Devleti imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması ile fiilen yıkılmıştır. Artık Osmanlı Devleti başka devletler tarafından yönetilir hale gelmişti. Osmanlı Devleti’ni yöneten güçler sadece resmiyette varlığını sürdürmektedir. Ülkenin güvenliği hiçbir şekilde sağlayamamakla beraber, ülkenin güvenliğini sağlamak adına İtilaf Devletleri’nin askerleri dolaşmaktadır ve o askerler Osmanlı Devleti’nin halkına zorba davranmaktaydılar. Bir bakıma Mondros Ateşkes Antlaşması, İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ni daha kolay fethetmesini sağlamak adına yapılmış bir antlaşmadır.

Örneğin boğazların her türlü kullanıma açık olması Karadeniz Bölgesinin işgali, Osmanlı ordusunun terhis edilmesi yapılan herhangi bir işgal karşısında savunma yapamamasını istenmesi, Osmanlı Devleti’nin harp gemileri ve limanlar itilaf devletlerine bırakılacak olması denizden gelen bir saldırıya karşılık veremeyecek olmasını, tüneller ve haberleşme araçları itilaf devletlerine verilecek olması ülkenin herhangi bir yerinde gerçekleşen işgale ya da saldırıya başka bir yerdeki insanların haberinin olmaması ve yardıma gelmemesinin amaçlandığı apaçık ortadadır. Bu örneklere benzer birçok örnek Mondros Ateşkes Antlaşması’nda yer almaktadır. Artık bu tür baskılara dayanamayan halk bir çözüm yolu aramaya başlamıştır. Bir zaman sonra Atatürk’ün çeşitli yollarla Bandırma Gemisi ile Samsun’a gitmiştir.

Osmanlı Devleti Açısından Birinci Dünya Savaşı’nın Önemi

Atatürk Samsun, oradaki halkı bastırmak için gitmiştir ancak Mustafa Kemal, ona söylenen onlarca görevlerden hiçbirini yapmayıp Millî Mücadeleyi başlatmıştır. Bunu öğrenen Osmanlı Devleti, Atatürk hakkında idam kararı çıkartıp Kazım Karabekir’e bu görevi vermişti ancak Kazım Karabekir bu görevi öğrendikten sonra Atatürk’ün yanına gidip “Emrinizdeyim Paşam!” diyerek görevini reddettiğini belirtmişti. Atatürk, milli mücadele sırasında şu yol haritasını takip etmiştir: Havza Genelgesi, Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Amasya Görüşmeleri. Atatürk bu kongre ve genelgelerde milli mücadelenin belli vazgeçilmez noktalarını kimin için olacağını değiştirip halka sunmuştur. Örneğin başta sadece doğu bölgesi için alınan bir karamış gibi gözüken bir karar, tüm ülke geneli içinde alınan bir karar oluyor.

Atatürk eğer hiç dünyaya gelmemiş olsaydı, şu an dilimiz ne Türkçe olurdu ne giyiniş tarzımız böyle olurdu ne kadınlar çalışıp kızlar okula giderdi ne de demokrasi olurdu. Atatürk bir ülkenin kurtuluşu için yapılabilecek her şeyden daha fazlasını yapmıştır. O Türkiye Cumhuriyeti Devletine koca bir ömür bağışlamıştır. Ömrünün son günlerinde, doktor ona yataktan kalkamazsın dediğinde bile o devlet meseleleriyle ilgilenmişti. O yalnızca Türklerin önderi değil bütün umutsuz devletlerin önderidir. O fiziken ölse bile ruhen hala bizler ile beraberdir. O Türk Gençliğinin kalbinde hala ve sonsuza kadar yaşayacaktır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Birinci Balkan Savaşı Nedir? Nedenleri, Sonuçları ve Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi