Sinop Baskını Nedir? Nedenleri ve Sonuçları

Sinop Baskını

Sinop Baskını nedir? Sinop Baskını, Kırım Savaşı sürerken 30 Kasım 1853’te Rus Çarlığı donanmasının Sinop’taki Osmanlı İmparatorluğu donanmasını yok etmesidir.

Sinop Limanı ve Tarihi

Sinop, insanlığın ilk çağlarında Sinop yerine “Paflagonya” adı ile anılmıştır. Tarih boyunca Karadeniz’in en büyük liman kentlerinden biri olmuştur. Anadolu’nun en kuzeyinde olması sayesinde Kırım Limanı ile en kısa mesafe olduğundan ticari olarak oldukça önemli bir yeri bulunmaktadır. Şehirde yapılan kazı çalışmaları sonucu çıkan bulgulara bakıldığında şehrin M.Ö 3000 ile M.Ö. 2700 yılları arasında kurulduğu düşünülmektedir. Bölge tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Genellikle şehrin Karadeniz’in kıyısında olan bölgelerinde yerleşim yerleri kurulsa da iç kesimlere doğru ilerleyen nehirlerin etrafında da yerleşim olduğu anlaşılmıştır. Paflagonya’nın Sinop’a evrilmesi M.Ö. 756 yılları civarında Miletos devletinden göç eden göçmenler Sinop civarına gelmişler ve şehre Yunan Mitolojisi’nin bir karakteri olan Sinope adını vermişlerdir. Efsaneye göre bir ırmak tanrısının kızı olan Sinope’ye Zeus aşık olur. Zeus Sinope’ye istediği her şeyi elde etmesini sağlayacağını söylediğinde ise Zeus bunu kabul eder ve Sinope’nin tek isteği olan bekaretini kendisine bırakır.

M.Ö. 7. yüzyıl civarında Kimmeryalı orduların ve M.Ö. 6. yüzyıl esnasında ise İran ve Fars coğrafyasından gelen Perslerin istilasına uğramıştır. Perslerin istilasında yaklaşık 200 yıl sonrasında Paflagonyalılar -namı diğer Sinoplular- bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Fakat Büyük İskender’in Anadolu üzerine hareket etmesi üzerine ortaya çıkan karmaşada I. Ariarthes Kapadokya bölgesinde bağımsızlığını ilan edip Sinop’u işgal etmişlerdir. Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu dönemi Sinop’un büyümesindeki temel noktadır. Pontus Rumlarının Trabzon, Rize ve Sinop civarlarında kurduğu Pontus Rum İmparatorluğu’na yapılan maddi yardımlar ve şehirleri büyütmeye yönelik çabalar Sinop’u eskisinden de önemli bir konuma getirmiştir. I. Beylik Dönemi beyliklerinden önce Pervaneoğulları sonrasında ise Candaroğullarının hakimiyetine giren Sinop şehri liman kenti olarak gemi yapımının kilit noktalarından biri olarak hayatına devam etmiştir.

Sinop Limanı ve Kalesi

Kırım Savaşı

Rusların ya da Slavların tarihin başından beri istedikleri şey “sıcak denizler” olarak adlandırılan Akdeniz’e varmaktır. Fakat tarih boyunca bu amaçlarını engellemek için karşılarına bir sürü güçlü devlet çıkmıştır. 14. yüzyıl ile 18. yüzyıl arası Osmanlı devleti Rusların ilerleyişi için çok büyük bir engel olmuştur. Fakat Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyılın ortasına yani 1850’li yıllarda düşüş dönemlerinin zirvesi olduğunu fark eden Rus Çarlığı, Kırım Savaşı ile Osmanlı devletini yıkıp sıcak denizlere ulaşmayı amaçlamışlardır.

Bunun sonucu Osmanlı devletinin önemli vezirlerinden Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın zihinsel ve fiziksel olarak kötü olduğu bir an sonucu Osmanlı devleti sahip olduğu alan koruma politikasından ayrılmış ve mutlak monarşinin yıkımına doğru yönelen yeni bir politika tercih etmişlerdir. Bu politikanın ilk adımı ise kutsal yerler olarak bilinen Kudüs ve çevresindeki Yahudi ve Hristiyan halka Türkler ile eşit imtiyazların tanınması oldu. Bunun üzerine Ortodoks Hristiyanların en büyük temsilcisi olduğunu iddia eden Rus Çarlığı ve Katolik Hristiyanlığın en büyük temsilcisi olduğunu iddia eden Fransızlar arasında gerilim artmıştır. Rus Çarlığı olası bir durumda Birleşik Krallık’ın desteğini almak için İngiliz yetkililer ile beraber görüşmüş ve Osmanlı devletini paylaşma önerisini sunmuşlardır.

Birleşik Krallık ise pragmatik (faydacı) bir duruş sergilemiş ve kendilerine en çok fayda yaratacak olan Osmanlı devletinin toprak bütünlüğü üzerinde durmuşlardır. Bunun üzerine Ruslar durumu savaşsız bitirebilmek adına Osmanlı’ya toprakları içerisinde yaşayan Ortodoksların haklarının kendilerine verilmesi talebinde bulunmuşlardır. Fakat Birleşik Krallık’ın arkasını kolladığına inanan Osmanlılar ise bu teklifi reddedip Ruslar ile aralarındaki gerilimi arttırmışlardır. Bazı tarihçilerin bu olaya yorumuna göre ise yaşanan gerginliklerin Osmanlı’ya yardım etme amacı olmaksızın Avrupa’da bozulmuş olan güç dengelerini sağlamak istemişlerdir. Bu sırada ise Avusturya İmparatorluğu’nda çıkan Macar ayaklanması durdurulamayınca Ruslardan yardım istenmiş ve Rusların yardımı sonucu isyan oldukça kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Bu bastırma sonucu Ruslar üstünlüğünü göstermiş ve Osmanlı Devletine savaş ilan etmiştir. Bu savaşı ne kadar Osmanlı ve müttefikleri Fransa ve Birleşik Krallık kazanmış olsa da Osmanlı Devleti Sinop Baskını olayı yüzünden oldukça zarar görmüştür.

Sinop Baskını Hakkında Bilgi

1853-1856 tarihleri arasında, yaklaşık 3 sene boyunca Osmanlı ve Rus tarafları arasında gerçekleşen Kırım Savaşı’nın önemli parçalarından biri olan Sinop Baskını, dünya deniz savaşları tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu çarpışma ile birlikte dünya deniz savaşları tarihinde son defa yelkenli ve ahşap gemilere yer verildiği görülmüştür. Bunun yanı sıra bu çatışmada, o dönemde son derece yaygın olan gülleler yerine, humbara adı verilen patlayıcı özellikteki mermilerin ilk defa bu çatışmada kullanıldığı bilinmektedir. Bu çatışmada Osmanlı tarafında liderlik yapan komutan Oramiral Patrona Osman Paşa iken Rus tarafına önderlik eden komutan ise Pahel Nahimov isimli Rus amiral olmuştur. Bu çatışmanın ortaya çıkmasındaki temel sebep; Osmanlı ve Rus tarafları arasında uzun süredir devam eden Kırım Savaşı’nın Kafkas Cephesi’dir.

Osmanlılar Kırım Savaşı’nın Kafkas Cephesi’nde, Trabzon ve Batum limanlarının aktif olarak kullanmış ve bu sayede kendilerine bu cephede büyük bir avantaj sağlamışlardır. Osmanlı’nın limanlar aracılığı ile sağlamış oldukları bu avantaja bir son vermek isteyen Rus tarafı, Sinop’a bir baskın yapmayı planlamıştır. Sisli, hava koşullarının elverişsiz olduğu, beklenmedik bir anda atılan baskın ve tüm bunların yanı sıra denk olmayan iki kuvvet olan Rus ve Osmanlı donanmaları arasında gerçekleşen bu çatışmalar ile Rus tarafı bu çatışmadan kesin zafer ile ayrılmıştır. Ani ve uygunsuz şartlar altında yapılan bu baskın o zamanlar medya tarafından oldukça ağır bir şekilde eleştirilmiştir. Aralarında birbirleri ile kıyaslanamayacak derecede güç farkı bulunan iki ordunun savaşında, Rus tarafı zaten çok kolay bir zafer alabilecek durumda iken, halka zulüm edildiği ve şehrin lüzumsuz bir biçimde yerle bir edildiği o dönemdeki gözlemciler tarafından not düşülmüş bir detaydır.

Sinop Baskını Nedenleri

Kırım Savaşı sebebiyle Britanya, Fransa, Sardinya ve Osmanlı orduları Kafkas cephesinde Ruslar ile kara savaşı içerisindeydiler. Kafkaslardaki askerlere ikmal yapılmasının en hızlı ve en etkili yolu ve Trabzon, Sinop ve Batum limanlarıydı. Bu sebeple Osmanlı ordusu Sinop’u korumak için Katrona Osman Paşa’yı görevlendirmişlerdir. Rus donanmasının ana üssü olarak sayılabilecek şehirleri Kırım’ın en güneyinde bulunan Sivastopol limanıdır. Sivastopol ile Sinop arası 180 deniz mili civarındadır ve Rusların Karadeniz filolarını kontrol etmede görevlendirilen Amiral Nahimov Sinop’a yapılan sürpriz bir baskın sonucu Osmanlı’nın destek için 280 deniz mili civarı uzaklıkta olan İstanbul’dan yardımın çok yavaş geleceğini düşünmüşlerdir. Bunun üzerine Amiral Nahimoc 30 Kasım 1853 Cuma günü ateşli silah gücü ve kapasitesi oldukça yüksek olan gemiler ile çoğunluğu ahşaptan yapılan ve yelken ile kontrol edilen Osmanlı donanmasına saldırdılar. Bu baskının bir diğer önemli özelliği ise ahşaptan yapılan gemilerin son kez kullanılması ve ateşli silahların deniz savaşlarında yaygınlaşmasıdır.

Sinop Baskını Taraflar

Osmanlı’yı paylaşmak amacıyla öncelikle Britanya İmparatorluğu’na giden Rus Çarlığı istedikleri yanıtı alamayınca Osmanlı devletinden Ortodoks haklarını talep etti. Birleşik Krallık’a güvenen Osmanlı ise bu istekleri reddetti ve bunun üzerine Ruslar Osmanlı devleti üzerinde savaş açtılar. Birleşik Krallık Osmanlı devletinin toprak bütünlüğü onların faydasına olduğu için savaşa Osmanlı tarafına katılmıştır. Çünkü Rusların Akdeniz’e inmesi Rusları oldukça güçlü hale getirecektir ve bu durum Britanya’yı rahatsız etmiştir. Ortodoksların savunucusu Ruslar ile Katolikliğin savunucusu Fransa arasında yaşanan gerginlik Fransa’nın da Osmanlı yanında savaşa girmesine sebep olmuştur. Ayrıca Fransa’nın müttefikleri olan Sardinya ve Korsika da gemi yardımında bulunmuşlardır. Böylece Ruslar tek başlarına Sardinya, Korsika, Fransa, Birleşik Krallık ve Osmanlı ordularına ve gemilerine karşı savaş vermişlerdir.

Sinop Baskınında Osmanlı Donanmasının Durumu

4 Ekim 1853’te savaş ilk başladığında Osmanlı donanmasının durumu çok kötüydü. Rus donanması ateş gücü bakımından öndeydi ve Osmanlı donanmasının en büyük zayıflığına yani ateşe sahiptiler. Bunun sebebi ise Osmanlı donanmasının tamamen ahşap yapılı gemiler olmaları ve bu gemilerin yelkenlerinin yanabilir malzemeden yapılmasıdır. Bu sebeplerden Osmanlı donanması Ruslar karşısında oldukça kötü durumdaydılar. Ayrıca Osmanlı donanmasında tek kötü giden durum gemilerin durumu değillerdi. Gemilerde görev yapacak personelin ve askerlerin kışlık kıyafetleri yoktu ve kasım ayı gelmek üzereydi. Donanma nazırı Kaptan Paşa ise gemileri pratik için Karadeniz’e çıkarırlarsa Rusların durumu kışkırtma olarak algılayacağını ve Osmanlı hazır olmadan baskın atacaklarından korkuyordu. Buna rağmen hükümet yetkilileri Karadeniz üzerinde donanma gücü bulundurmakta hevesli durumdaydılar.

Bütün bunların üzerine ise donanmanın geçirmekte olduğu geçiş dönemi de binmişti. Göğsü açık olan yelekler, şalvar pantolonlar ve kuşaklardan daha resmî gömlekler ve şerit içeren pantolonlara geçilmekteydi. Bu kıyafetler Müslüman olan askerler ve görevlilerin namaz kılmasını zorlaştırıyordu. Herhangi bir acil anda askerler aranıyor ve genelde namazda yakalanıyorlar ve kötü şeyler yaşanıyordu. Deniz görevlileri mektepliler ve alaylı olarak ayrılmış haldeydiler. Mektepliler teorik deniz eğitim almışlar ve pratik yapmayı boş ve gereksiz buluyorlardı. Eğitimsiz alaylıların ise denizciliğin ruhuna zarar verdiğini iddia ediyorlardı. Bütün bu durumların üst üste gelmesi Osmanlı donanmasını oldukça zayıf kılıyordu. Gemilerde bulunan toplar ise en az 200-300 yıllık Cenevizlerden, Venediklilerden alınmış toplardı. Topların eski olması çoğunun kullanılmasını neredeyse imkansız kılmaktaydı.

Sinop Baskınında Rus Donanması

Sinop Baskını Gelişimi

Donanmanın ve filoların kötü durumuna rağmen Osmanlı donanması 5 Kasım 1853 tarihinde Karadeniz’e indiler. Filo kışın da getirdiği fırtınalar ile daha başta dağıldı. Kurtulabilenler 13 Kasım’da Sinop’a geri dönebildiler. Bu küçük düşürücü durumun üzerine Sinop açıklarında Rus devriye ve gözlem gemisi gözlemlenmesi gerginliği oldukça arttırmıştı. Bunun üzerine filoların İstanbul’a çekilmesi kararına varılmıştır. Ayrıca Sinop açıklarında görülen gözlem ve devriye gemisi ise tahmin edilmiş olan Sinop Baskını üzerine hükümeti düşünmeye yönlendirmişti.

Babıali kararı sonucu İstanbul’a dönmesinde anlaşılan filonun kaptanı Osman Paşa’nın aklına iki farklı senaryo vardı: Boğaz’a girinceye kadar düşman ile karşılaşmadan varabilmek ve rastlanılması muhtemel düşmandan hızlı manevralar sonucu Boğaz’a kaçabilmek. Fakat Osman Paşa iki senaryoda da filodaki görevlilerin ve askerlerin mahvolacağını düşünüyordu.Ayrıca fırtınalı havalar da Osman Paşa’nın olumlu düşünmesine yardımcı olmuyordu Bu sebeple demir atmaktan çekiniyordu. Koramiral rütbesine getirilen bir deniz erinin denizden korkması ise geri kalan filoyu ve hükümeti oldukça tedirgin etmişti. Bütün bu gerginliğin üzerine ise 11 gemilik bir Rus filosunun tekrar Sinop açıklarında belirmesi ve havanın yumuşamasını beklemesi durumu iyice kötüleştirmiştir. Sinop ablukaya alınmış ve paşalar ile vali de şehirden son sürat kaçmaya başlamışlardır. Ve Osmanlı ordusu tarih boyunca unutulmayacak acı bir yenilgi almış oldular.

Sinop Baskını

Sinop Baskını Sonuçları

Sinop Baskını’nda karşılaşılan deniz filolarının arasındaki güç farklılığının büyük bir adaletsizlik olduğu iddia edilmiştir. Ayrıca bulunan gözlem kayıtlarına göre yanan gemilerden denize dökülen bahriyelilere (deniz kuvvetleri askerlerine verilen ad) merhamet edilmeyip çok acı çektiklerini ve aşırı derecede acımasız oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca Osmanlı donanmasının neredeyse tamamı yanarak yok olmuştur. Daha sonrasındaki Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı gibi büyük savaşlarda donanma gibi önemli bir kuvvetten yoksun kalıp zayıf düşmelerine yol açılmıştır. Ayrıca Osmanlı ne kadar kağıt üzerinde galip gelmiş olsa da Fransızlar ve İngilizler yardım etme karşılığında Osmanlı topraklarındaki gayrimüslimlere (Müslüman olmayan kimse) imtiyazlar tanınması talebinde bulunmuşlardır. Böylece Osmanlı devleti halkı üzerindeki otoritesinde zayıflama yaşamıştır. Bunların dışında savaşta yardım etmek için Karadeniz’e giren Fransız ve İngiliz filoları Karadeniz’den çıkmamış ve Karadeniz üzerinde deniz gücünü Osmanlı’dan almış oldular. Ayrıca ölen askerlerin üzerinden çıkan paralar eritilerek “Şehitler Çeşmesi” adında bir anıt yapılmıştır. Hali hazırda zayıflamakta olan Osmanlı Devletinin donanmasını kaybetmesi ülkeyi oldukça zayıflatmıştır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Kırım Savaşı Nedenleri, Sonuçları ve Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yap