İkinci Mahmut Dönemi Yenilikleri Nelerdir? Maddeler Halinde

İkinci Mahmut

Bu yazımızda İkinci Mahmut dönemi yenilikleri nelerdir? sorusunu yanıtladık. Bu yazımızda İkinci Mahmut ıslahatları maddeler halinde yer alıyor.

İkinci Mahmud Kimdir?

İkinci Mahmud, Osmanlı’da tahta geçmiş padişahlardan 30.’su, ayrıca halifelerden de 109.’cusu olan bir padişahtır. Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu olan Osman Gazi ve daha sonra kardeşi 4. Murad öldürüldüğü için tahta geçen Sultan İbrahim’den sonra Osmanlı’nın üçüncü ve son soy atasıdır. Osmanlı’nın başına geçen son altı padişahtan ikisi onun oğlu, diğer dördü ise oğullarının oğlu, yani kendisinin torunudur.

Tahtın başında geçirdiği 31 yıl, kendisinden önce yaşanan olayların hazırladığı siyasi bir zemin ile çok bunalımlı geçmiştir. Daha tahta geçmesinden hemen sonra Osmanlıların Rusya ile savaş halinde bulunmaları, ama iki devletin de dış savaşlardan güçsüz duruma düştüğü için bir ittifak anlaşması imzalamaları bunun bir kanıtı olarak gösterilebilmektedir. Bunun yanı sıra, kendisi tahtta bulunduğu süre boyunca imparatorlukta yaşanan bu siyasi bunalımdan en az şekilde etkilenmeye çalışmış, bu bağlamda çeşitli yenilikler ve reformlar gerçekleşmiştir. Merkezi otorite noktasında ilan ettiği Sened-i İttifak anlaşması, buna örnek niteliğinde olarak gösterilebilmektedir.

Bunun yanı sıra, kendinin ölümünden 4 ay sonra oğlu Abdülmecid tarafından ilan edilen Tanzimat Fermanı, tahtta kaldığı süre boyunca yaptığı bu yeniliklerin bir sonucu olarak çıktığı da bu noktada görülebilmektedir. Yaptığı yenilikler ve reformlar, ebetteki Tanzimat Fermanı gibi iyi yönde sonuçlar verse de halk tarafından birtakım tepkilere maruz kalmıştır. Osmanlı halkının bir kısmı, onun Osmanlı’yı modernleşme çabalarının karşılığı olarak onu “gavur padişah” olarak çağırmışlardır. Yeniliklerden memnun olan diğer kısmı ise onu her yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun başına geçmesi beklenen bir müceddid olarak kabul etmişlerdir.

Kendisi hakkında toplum içerisinde bu kadar görüş ayrılığı yaşanmasına rağmen 2. Mahmud, Osmanlı’nın bu kötü çöküş döneminde olmasına rağmen devletin kendisini toplaması için çeşitli uğraşlar vermiş, ancak gerek kendi yanında çalışan insanlardan gerekse plansız davranışları sonucu pek de başarılı olamamıştır. Yine de yenilikleri ve kendisiyle birlikte halkın büyük bir güvenini toplamış, kendisinden sonra ilan edilecek olan Tanzimat Fermanı’na yenilikleriyle birlikte bir zemin hazırlamıştır. Türkiye’nin bugün kendisini diğer İslam ülkelerinden ayıran modernleşmesinin temellerini atmış, döneminde Batı’ya yönelik gerek askeri gerek eğitimsel çeşitli yenilikler gerçekleştirmiştir.

İkinci Mahmut Dönemi Yenilikleri
İkinci Mahmut

İkinci Mahmud’un Tahta Çıkışı

Tahta geçme süreci, aynı tahta geldiğinde bizzat gözlemlediği dönem gibi bunalımlı geçmiştir. İlk başta, saray mensupları 2. Mahmud’un kendisini değil, kardeşi 3. Selim’i tahta geçirmeye karar vermişlerdir. Bu bağlamda, 3. Selim döneminde bizzat 3. Selim tarafından kurulan ve İstanbul’dan ölüm ile tehdit edilince Rumeli’ye, Alemdar Mustafa Paşa’nın yanına kaçan Nizam-ı Cedit ordusu, Alemdar Mustafa Paşa’nın komutanlığında 1808 yılının temmuz ayının 28. gününde 3. Selim’i tahta çıkarmak için saray kapılarına dayanmışlardır. Bu sırada tahta bulunan ve 2. Mahmud’un kardeşi olan 4. Mustafa, bu hareketin bir sonucu olarak hemen 3. Selim ve 2. Mahmud’un infaz emrini vermiştir.

3. Selim, hemen bulunup haremdeki dairesinde öldürülerek cesedi, Arz Dairesi’nin önüne bırakılmıştır. Alemdar Mustafa Paşa ve komutasında bulunan 15.000 kişilik Nizam-ı Cedit ordusu, sarayın kapılarını kırmayı başardığında 3. Selim’in cesediyle karşılaşmış, bu sahneyi gören Alemdar Mustafa Paşa derhal 2. Mahmud’un bulunup ona getirilmesini talep etmiştir. Alemdar Mustafa Paşa, sarayın kapısındaki bu sahneyi görüp 2. Mahmud’un bulunması emrini vermişken haremde 2. Mahmud için çalışan hizmetkarlar ile padişahın emri ile onu öldürmek için gelen cellatlar arasında bir tartışma ortamı yaşanıyordu. 2. Mahmud’un öldürülmesini istemeyen ve ismi Cevri olan bir kalfanın, hamamdan bulduğu külü padişah için çalışan cellatların suratına atmasıyla 2. Mahmud, hizmetkarları ile birlikte zaman kazanarak haremin damından kaçmıştır. Harem’in damından Enderun avlusuna, Alemdar Mustafa Paşa’nın yanına getirilen 2. Mahmud, Enderun avlusundan Hırka-i Saadet dairesine geçirilmiştir. Burada da kendisine biat edilmiştir.

Olaylı bir şekilde biat edilmesinden sonra 2. Mahmud, yaptıklarını göz önünde tutarak Alemdar Mustafa Paşa’yı sadrazam, Cevri kalfayı baş hazinedar yapmış ve 4. Mustafa hariç 3. Selim’in ölümünde rol oynayan herkesi öldürmüştür. 4. Mustafa, daha sonra 1808 yılının Kasım ayının 17’sinde yeniçeriler ile birlikte yeniden tahta çıkma planları yaptığı nedeniyle, şeyhülislam fetvası kullanılarak boğdurulmuştur.

İkinci Mahmud’un Ölümü

O zamanlarda Osmanlı’ya yavaş yavaş yayılmaya başlamış verem hastalığına yakalanan 2. Mahmud, 1839 yılının yaz ayında Çamlıca’nın ona ve hastalığına iyi geleceğini düşünerek yakınlarıyla birlikte saltanat kayığına binerek Beşiktaş’taki sarayından Üsküdar’a, Üsküdar’dan ise Çamlıca’ya geçti. Çamlıca’da, Esma Sultan’a ait olan bir köşkte oğlu Abdülmecid ve o zamanki eşi Bezmialem Sultan ile yaşamaya başladı. Bu sırada, saray mensuplarından olan Hüsrev Paşa da Çamlıca’da bulunan bu köşkte yaşamaya başladı. Amacı, 2. Mahmud öldüğünden ilk haberdar olanın kendisi olması ve haberi, hemen Şehzade Abdülmecid’e vererek sadrazamlığa atanmaktı. 2. Mahmud, 1939 yılının temmuz ayının 2. günü, sabaha karşı vefat etmiştir. Naaşı, kız kardeşi olan Esma Sultan’ın isteği ile Cağaloğlu’nda bulunan Esma Sultan’ın köşküne nakledilmiştir.

İkinci Mahmud Dönemi Yenilikleri

  • Sekban-ı Cedit Ordusu kuruldu
  • Eşkinci Ocağı kuruldu
  • Yeniçeri Ocağı kaldırılarak yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusu kuruldu
  • Vak’a-i Hayriye Olayı yaşandı
  • Balta Limanı Ticaret Antlaşması imzalandı
  • Meclis-i Vâlâ-yı Ahkam-ı Adliye açıldı
  • Dâr-ı Şura-yı Bâb-ı Ali açıldı
  • Dâr-ı Şura-yı Askerî açıldı
  • Meclis-i Vükela açıldı
  • İstanbul’da ilk öğretim zorunlu hale getirildi
  • Sıbyan ve Rüşdiye Mektepleri açıldı
  • Mekteb-i Ulum-ı Edebiye açıldı
  • Mekteb-i Tıbbiye açıldı
  • Mekteb-i Harbiye açıldı
  • Mızıka-i Hümayun Mektebi açıldı
  • İlk resmi gazete Takvim-i Vekayi yayına başladı
  • Avrupa’ya öğrenci gönderildi
  • Tercüme Odası açıldı
  • Askeri okullarda Fransızca zorunlu ders oldu
  • Nüfus Sayımı ve Mülk Yazımı yapıldı
  • Kıyafet Kanunu çıkarılarak memurlara fes, pantolon ve setre giyme zorunluluğu getirildi
  • Posta Teşkilatı kuruldu
  • Polis Teşkilatı kuruldu
  • Pasaportun İhdası uygulaması başladı
  • Ayanlarla mücadele edildi ve Sened-i İttifak imzalandı
  • Eyalet yönetiminde düzenlemeler yapıldı
  • Padişahların doğumunun yıldönümü kutlaması geleneği başladı
  • Perşembe günleri resmi tatil edildi
  • Yabancı elçiliklerinin düzenledikleri balolara gidilmeye başlandı
  • Resmî dairelere padişahın resmi astırıldı
  • Mahmudiye adıyla milli marş bestelendi
  • İlk buharlı vapurlar seferlere başladı
  • Padişah ilk kez yurt içi seyahatlere başladı
  • İlk kez bir opera salonu inşa edildi ve gösterimler başladı
  • İlk karantina uygulaması yapıldı
  • Meclis-i Umur-i Sıhhiye (Karantina Meclisi) kuruldu
  • Yabancı devlet kumaşından elbise yapılmasını yasakladı
  • Dış ticaretin geliştirilmesi için tekel usulü kaldırıldı
  • Feshane, çuha fabrikası ve bezhane gibi atölyeler kuruldu
  • Müsadere Sistemi kaldırıldı
  • Tımar Sistemi kaldırıldı
  • Divan-ı Hümayun kaldırılarak yerine nazırlıklar kuruldu
  • Memurlar dahiliye ve hariciye olarak ikiye ayrıldı
  • Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı kuruldu
  • Evkaf Vekâleti kuruldu
  • Köy ve mahallelerde Muhtarlıklar açıldı
  • Avrupa başkentlerinde devamlı elçilikler yeniden teşkilatlandırıldı

İkinci Mahmud Yenilikleri Neden Yapıldı?

2. Mahmud’un tahta geçişinden ve tahtan inişinden beri geçen süre, Osmanlı Devleti için oldukça sıkıntılı bir zamana tekabül etmiştir. Hem dış hem de iç karışıklıkların yanı sıra 2. Mahmud’un modernleşme çabaları ve bu noktada oluşan bazı ikilikler ile sorunlar hem Osmanlı Devleti’nin çöküşünü hızlandırmış hem de 2. Mahmud’un yönetimdeki otoritesini sarsmıştır. Bu doğrultuda 2. Mahmud; halk tarafından oldukça gözetim altına alınan, hakkında atılıp tutulan ve çeşitli yazılar çıkan bir padişah olarak Osmanlı tarihine geçmiştir.

2. Mahmud’un tahta geçmesine kadar olan süre klasik Osmanlı şehzade eğitimi alan 2. Mahmud, eğitimi sürecinde amcası ve kendisinden önce tahtta bulunan 3. Selim ile ‘musiki’ dersleri adı altında çeşitli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bu, 2. Mahmud’un hem Osmanlı yönetimi hakkında daha bilgi sahibi olmasını sağlamış hem de siyasi görüşünü oldukça etkilemiştir. 3. Selim ile zaman geçirerek 3. Selim’in saltanatı hakkında da çeşitli bilgiler edinen 2. Mahmud, 3. Selim tahttan inmeden önce 3. Selim’in zamanında devlet yönetimi noktasında verdiği çeşitli kararların kararsızlıklarını eleştirerek kendisini bu yöne sürüklemeyeceğini kafasında oturtmuştur. Bu bağlamda 2. Mahmud’un saltanatı, 3. Selim’e kıyasla daha katı, daha belirgin ve asla tereddütte yer vermeyen kararların alındığı bir dönem olarak görülebilmektedir.

2. Mahmud tahta geçtikten sonraki dönem, tarihçiler arasında iki ayrı başlığa ayrılmıştır. Birincisi, 2. Mahmud’un hazırlık dönemi olarak geçirdiği ve 1839’a kadar olan bir dönem; ikincisi ise 1839’dan kendisinin ölümüne kadar gerçekleştirdiği reformlara atıfta bulunularak isimlendirilmiş reformlar dönemidir. Hazırlık dönemi, Osmanlı’nın çöküş zamanlarında meydana geldiğinden dolayı 2. Mahmud’un yönetimi bu zaman içerisinde oldukça sıkıntılı geçmiştir. Devrin siyasi karışıklarının yanı sıra çeşitli iç ve dış karışıklıklar da meydana gelmiş, buna rağmen 2. Mahmud, amcası 3. Selim’in aksine asla kararsız olmamıştır. Tam bir kararlılıklarla reformlara yönelerek bu dönem içerisinde çeşitli uğraşlarda bulunmuştur.

Batı Tarzında Yapılan Yenilikler

Reformlar döneminde yapılan reformlar, yenilikler ve Batı’ya dönük modernleşmeler; 2. Mahmud’un bünyesi altında ancak herhangi bir plan veya programlamaya başvurulmadan yapılmıştır. Bu, toplumdaki ikiliklerin oluşmasına bir zemin hazırlamıştır. Toplumun üst kesiminde kalan saray mensupları veya devlet işçileri gibi insanlar, Avrupalılaşmaya başlamışlardır. Bu dönemde müzik zevki değişmiş, kılık kıyafet noktasında insanlar daha Avrupai tarzlara yönelmeye başlamışlar, evlerin içerisine masa ve sandalye gibi kavramlar girmeye başlamıştır. Siyasi ve askeride şu anki Türk modern ordusunun temelini atan Asakir-i Mansure-i Muhammediye’nin kurulması gibi anlamda da çeşitli yenilikler gerçekleşmiştir. Ancak, bu yeniliklere rağmen Osmanlı sınırları içerisindeki subay sayısı asla yeterli gelmemiştir.

Bununla birlikte, reform noktasında Osmanlı’dan Batı’ya, Paris’e öğrenci gönderimi başlamıştır. Bununla birlikteki amaç, dışarıya gönderen öğrencilerin orada bulunan Batı ve “modern” kültürü özümseyip Osmanlı’da modernleşme hareketlerinin öncüsü olmalarıdır. 1827 yılında, Osmanlı’da tıp eğitimini yaygınlaştırmak amacıyla Askeri Tıbbiye açıldı, ancak bu okulun içerisinde ders noktasında uygulanan program, “Modernleşmiş” denilemeyecek kadar eskidir. Lakin, Askeri Tıbbiye’nin dönemin Galatasaray Okulu‘na geçişi sağlanmasıyla birlikte ders programı yenilenmiş, dersler Fransızca görülmeye başlanmış ve okula, öğrencilere eğitim vermesi noktasında Fransız öğretmenler alınmıştır. 1831 yılına gelindiğinde ise eğitim alanında yapılan reformlar durmamıştır: Mızıka-ı Hümayun mektebi açıldı. 1834 yılında, bu tarihten 3 yıl sonra ise Harbiye okulları kuruldu. Bu iki okulda da yabancı dil noktasında Fransızcanın yanı sıra herhangi bir Batı’dan gelen dilin öğrenilmesi zorunlu hale getirilmiştir. 1838 yılında eğitime yeni bir unsur karışmış, Rüştiyeler Osmanlı sınırları içerisinde açılarak eğitimlerini vermeye başlamışlardır.

Modernleşme noktasında gerçekleştirdiği bunca çabanın yanı sıra İstanbul’da yabancı ülkelerin konsolosluklarında gerçekleşen ve tamamen Batılı bir tarzda olan bale, opera gibi etkinliklere katılmış; halkı da bu doğrultuda bu etkinliklere katılmaları için desteklemiştir. Bu doğrultuda, ülkeye Batılı müziğinin yayılmasını da sağlamıştır. Öyle ki, İtalyan asıllı bir müzisyen olan Donizetti, İstanbul’a getirilmiş ve Yeniçeri ordusunun kapatılmasından sonra kurulan ordunun bando müziklerini besteletilmiştir. Askeri anlamdaki müziğin değişmesi, daha sonra Osmanlı halkına da yansımış ve bir zaman sonra alaturka müzik kötülenip yerini Batılı müzik almıştır.

Halka Yönelik Yapılan Yenilikler

Bunun yanı sıra modernleşmenin ve Osmanlı’nın çöküşünü bir nebze olsa da azaltmak için ülke sınırları içerisinde Batılılaşmayı ön gören 2. Mahmud, kendi hayatından başlayarak çeşitli değişikliklere gitmiştir. İlk başta, dönemin Osmanlı padişahının yaşadığı ve Beşiktaş’ta yerleşke içerisinde bulunan Dolmabahçe sarayından çıkıp yaptırdığı, daha modern olan ve iç mimari anlamında divanlardan daha çok masa ve sandalyelerin bulunduğu bir saraya taşınmıştır. Bunun yanı sıra kılık kıyafetinde de çeşitli değişikliklere gitmiş, sakalını kesmiş, kıyafetlerini Batılı tarza uyarlamıştır. Bununla birlikte halkın da Osmanlı’nın yönetimi noktasında önemli bir yeri olduğunu düşünen 2. Mahmud, çeşitli yurt içi gezilerine çıkıp burada bulunan halkın sıkıntılarını ve dertlerini dinlemiş, bunlara derman bulmaya çalışmıştır. Sadece dinlemekle de kalmamış, ekonomik olarak destek de sağlamıştır Osmanlı halkına.

Bunun yanı sıra Osmanlı’da azınlık içerisinde bulunan Yahudiler, Hristiyanlar ve diğer dinlere mensup kişilerin de dertlerini dinleyerek onlara kilise gibi ibadethanelerinin değişmesi veya yeniden yapılandırılıp yapılandırılmaması hakkındaki düşüncelerini sormuştur. Bu doğrultuda da çeşitli ibadethanelerinin yeniden yapılandırılmasını sağlamıştır. Sadece azınlıklar ve Osmanlı halkından değil, o dönemde sosyal statü noktasında pek bir yere sahip olmayan kadınların dertlerini ve sıkıntılarını da dinlemiştir. Bu yaptığı yurt gezileri boyunca da asırlar boyu Osmanlı halının başına çok büyük bir bela olan vergilerin ve vergi noktasında angaryaların da azaltacağını söylemiş, bu doğrultuda çeşitli çalışmalar gerçekleştirmiştir. Bu yurt gezilerinden gerek Osmanlı halkı gerekse azınlıklar oldukça memnun kalmıştır. Halkın arasına karışarak çeşitli yurt içi gezileri gerçekleştiren ilk padişah olan 2. Mahmud, gittiği yerlerde de halka ekonomik anlamda herhangi bir zorluk çıkarmadan ziyafet gibi etkinliklerin parasını kendi cebinden ödemiş, halkın taktirini ve sevgisini kazanmıştır.

Ayrıca, azınlık halk noktasında gerçekleştirdiği ibadethanelerin yeniden organize edilmesinin yanı sıra bu azınlıkların eğitim gördüğü okulların da teftişi sağlanmış, bu okullara yapılacak herhangi bir organizasyonun parasını tekrardan kendisinden ödemiştir. Yurtiçi gezilerini gerçekleştirirken 2. Mahmud’un temel amacı, halkın yapılacak reformlara karşı hazırlanması ve bunlara ayak uydurması olmuştur. Bu bağlamda, gezinti yapamadığı şehirlerin de reformlardan haberdar olması ve aktif kalabilmesi için Osmanlı tarihinde çıkartılmış ilk gazeteyi, Takvim-i Vekayi’yi çıkarmıştır.

Askeri Alanda Yapılan Yenilikler

Askeri anlamda subay sayısının yetersizliğinin önüne geçebilmek için 2. Mahmud, dönemin ağalarından olan Enderunlarla birlikte iş birliği yaparak bu kişilerden insanlar teşkil etmiş, Rami Kışlalarını organize eden bu kişilerin Rami Kışlalarında bulunup eğitim almalarını sağlamıştır. Bu noktada, 2. Mahmud’un kendisi bile bu kışlalarda kalarak askeri noktasında gelişen eğitimlerin teşkilatını sağlamıştır. Yaptığı uğraşlar sonucunda Enderun ağalarının yetiştiği Rami Kışlaları, Enderun mekteplerine dönüşmüş ve bu mektepler, spor akademisi görmüştür. Ancak, 2. Mahmud’un tahttan inmesiyle birlikte bu mektepler bir daha kullanılmamış, tarihin tozlu sayfalarına karışmıştır.

3 Mart 1829 tarihinde Osmanlı sınırları içerisinde yeni bir kıyafet yasası koyan 2. Mahmud, kızı Atiye Sultan’a asker kıyafeti giydirip kızının fotoğraflarını kışlalara asması ve bu kadar kısa bir sürede Batılı bir tarz benimsemesiyle Osmanlı halkından oldukça tepki almıştır. Bu süreçte, tepki topladığı bu yenilik dışında Osmanlı tarihinde ilk defa yapılan nüfus sayımını gerçekleştirmesi, posta teşkilatları kurması, gazetelerin neşrileştirilmesi gibi çeşitli olumlu tepki alan da yeniliklere adım atmıştır. Bunun yanı sıra devlette idari anlamda söz sahibi olan askerlerin idari anlamdaki yetkisi alınıp mülkiyelere verilmiştir. Bu değişimle birlikte tek görevi artık ülkeyi savunmak ve ülke noktasında çeşitli savaşlara katılmak olan askerler, hallerinden o kadar şikayetçi değilken bu askerler sınıfında yer alan ulemalar, bu yeniliğe tepki ile yaklaşmışlar ve 2. Mahmud’un bu yeniliğinden şikayetçi olmuşlardır.

2. Mahmud’un gerçekleştirdiği kılık kıyafet yasasından sonra kılık ve kıyafetleri değişmeye başlayan insanlar, toplumun daha çok üst kısmında yer alan kişiler oldukları için halka aralarında toplumsal bir ayrışma söz konusu olmuştur. 2. Mahmud’un Batılılaşma noktasında yaptığı onca yenilikten sonra ise Osmanlı toplumunda Batı’nın “aydın” kısmına “özenen” ve bu doğrultuda çeşitli uğraşlar veren bir Avrupai aydın kesim oluşmuştur. Bunun yanı sıra yeni kurulan ordunun modernleşmesini de sağlamaya çalışan 2. Mahmud, bu doğrultuda hasar alan donanmalara destek göndermiş ve Osmanlı tarihinde ilk defa buharlı gemiler alarak Osmanlı’da bulunan Batı’ya yönelme eğilimine bir unsur daha eklemiştir.

Yeniçeri Ocağı’nın Kaldırılması

Bu uğraşlara, bu sıkıntılı döneme rağmen aklına koyduğu Yeniçeri Ocağını kapatma hayali noktasında Yeniçeri Ocaklarının başına kendi tanıdığı insanlardan koyması ve bu doğrultuda ulema-yeniçeriler arasında gerçekleşebilecek olan iş birliğinin önüne geçmeye çalışması örnek olarak gösterilebilir.

1826 yılının haziran ayının 15’inde, Osmanlı’da çıkan son yeniçeri ayaklanması 2. Mahmud’un halkı da örgütleyerek Yeniçeri Ocağı’nı kapatması ve buraya dair bütün bayrakları, simgeleri dönemden silmesi ile son bulmuştur. Bu tarihten sonra toplumda çeşitli ayrılmalar ve kırılmalara yol açan Osmanlı’da modernleşme ve bu doğrultuda alafrangalaşma hareketleri başlamıştır. Bunun oluşması ise Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ile birlikte 2. Mahmud’un ulema olarak da bilinen grubu eğitememesi ve bu doğrultuda toplumda bir kesimin eğitim noktasında oldukça ileriye giderken diğer kısmın geriye düşmesi ve bu durumun toplumda ikilikler oluşturması ile olmuştur. Bu dönem, 2. Mahmud’un tahta kaldığı süre boyunca isimlendirilen reformlar dönemini oluşturmuştur.

Yorum Yapın

İlk Siz Haberdar Olun!
E-posta adresinizi girin, yeni içeriklerimiz e-posta adresinize gelsin.