Mustafa Kemal Atatürk'ün Fikir Hayatını Etkileyen Yazarlar ve Düşünürler

Mustafa Kemal Atatürk’ün Fikir Hayatını Etkileyen Yazarlar ve Düşünürler

Mustafa Kemal Atatürk'ün Fikir Hayatını Etkileyen Kitaplar - Mustafa Kemal Atatürk'ü Etkileyen Fikir Akımları

Bu yazımızda Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir hayatını etkileyen yazarlar ve düşünürler konusunu tüm ayrıntılarıyla inceledik. Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir hayatını yazarlar, düşünürler ve fikir akımları hangi yönden, nasıl etkilemiştir? sorusunu yanıtladık.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Fikir Hayatını Etkileyen Yazarlar ve Düşünürler

Mustafa Kemal Atatürk; Ziya Gökalp ile milliyetçiliği, Namık Kemal ile vatanseverliği, Mehmet Emin Yurdakul ile milliyetçiliği, Tevfik Fikret ile inkılapçılığı, Jean Jack Rousseau ile yurttaşlık bilinci, Montesquieu ile cumhuriyetçiliği, Voltaire ile bilimselliği ve akılcılığı öğrenmiştir. Birçok kişinin fikirleriyle fikir dünyasını oluşturmuştur. Çok çalışmış, çok okumuştur. Çalışkanlığının sonucu olarak bir ülkeyi kurtarmıştır. Kurtarmakla kalmayıp çağdaş bir hale getirmiştir.

Namık Kemal ve Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir hayatını etkileyen yazarlar ve düşünürler konusunda öncelikle Namık Kemal’i inceleyelim. Mustafa Kemal’in fikir hayatı Manastır Askeri İdadisi’nde okurken şekillenmeye başlamıştır. Lise yıllarında tanıştığı insanlar, incelediği eserler fikir hayatının büyük bir bölümünü oluşturmuştur. Manastır Askeri İdadisi’nde tanıştığı insanlardan biri Namık Kemal’dir. Namık Kemal, Türk milliyetçiliğinin öncülerindendir. Şiirlerinde yurt, ulus, özgürlük gibi konuları ele almıştır, mücadeleci bir insan yaratmıştır. Türk şiirini Divan şiirininin etkisinden kurtarmaya çalışmıştır. İdadi yıllarında “Vatan şairi” olarak bilinir. Şiir yazmak dışında altı oyun yazmıştır. Oyunlarında da milliyetçiliğin öne çıktığı görülür. Örneğin bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan yahut Silistre birçok ülkede ilgi uyandırmış ve beş dile çevrilmiştir.

Mustafa Kemal fırsat buldukça arkadaşlarıyla beraber Namık Kemal’in şiirlerini okumuştur. Şiirlerini ezbere bilir. Gençlik yıllarında şiirlerini dilinden hiç düşürmemiştir. Mustafa Kemal’in edebiyata ilgisi de sınıf arkadaşı Ömer Nacı sayesinde lisede başlamıştır. Eserleri birçok kişiyi etkilediği gibi Mustafa Kemal’i de derinden etkilemiştir, vatan ve millet sevgisinin oluşmasına büyük bir katkı sağlamıştır. Mustafa Kemal, Namık Kemal’le beraber güçlenen vatan ve millet sevgisiyle büyük işler başarmıştır. Ondan “Türk ulusunun yüzyıllardan beri beklediği ses” olarak bahsetmiştir. Namık Kemal, Atatürk’ün ilkelerinden olan milliyetçiliğin yapı taşıdır.

Ziya Gökalp ve Mustafa Kemal Atatürk

Ziya Gökalp, Türk milliyetçiliğinin temelidir. Atatürk “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin Ziya Gökalp’dir.” sözüyle Ziya Gökalp’in ne kadar önemli olduğunu belirtmiştir. Daha çocukken milliyetçiliği içselleştirmiştir. Lise son sınıftayken “Padişahım çok yaşa!” diye bağırmak yerine “Milletim çok yaşa!” diye bağırması bunu gösterir. Kentte çıkan kolera salgını üzerine Diyarbakır’a gelen Dr. Abdullah Cevdet ile tanışması fikirlerinin olgunlaşmasını sağlamıştır. Dr. Abdullah Cevdet ve lise hocası Dr. Yorgi Efendi’den aldığı dersler ile ailesinden aldığı geleneksel dini eğitim çelişince Ziya Gökalp bunalıma girmiş ve 18 yaşında iken başına kurşun sıkmıştır. Bu olaydan Ziya Gökalp’in düşüncelerine ne kadar bağlı olduğunu ve düşüncelere ne kadar önem verdiğini anlayabiliriz. Bazılarına göre kurşun çıkarılmış olsa da bazıları Ziya Gökalp’in kurşunu ölene dek kafasında taşıdığını düşünüyordur.

İttihat ve Terakki derneğinin Selanik şubesinde çalışırken dünyadaki tüm Türkleri birleştiren güçlü bir Türk devleti kurulmasını işleyen Altun Destanı’nı yayımlamıştır. Türk Ocağı’nın kurucusudur. Bu derneğin ana yayın organı olan Türk Yurdu başta olmak üzere birçok fikir ve sanat dergisinde Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasını önleyecek fikirlerini aktarmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasına bulduğu çare Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmaktır. Ona göre Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmaması Türk’ün geleneğine, İslam’a ve Batılılaşmaya bağlıdır. Ziya Gökalp dünya klasiklerini Türkçe’ye kazandırmak için çalışmıştır. Çalışmaları yıllar sonra Hasan Ali Yücel tarafından gerçekleştirilecek olan büyük çeviri hamlesinin tohumu olmuştur. Çağının iki popüler ideolojisi olan liberalizime ve sosyalist hareketlere aynı derecede düşmandı. Ona göre bu ideolojiler Türk milletine tersti. Ziya Gökalp’in düşünceleri sınıf ayrımını, sömürüyü inkâr eder, iş birikçi ve dayanışmacı ilişkileri öne çıkarırdı. Kendinen önceki Türkçü görüşleri analiz ederek bunları bütüncül bir hale getirmiş ve gelecek kuşaklara aktarmıştır.

Jean Jack Rousseau ve Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal, yerli düşünürlerin eserlerini incelediği kadar yabancı düşünürlerin eserlerini de incelemiştir. Tek bir kişiye bağlı kalmayıp, olaylar hakkında birçok kişinin fikrini almıştır. Çeşitli fikir adamlarının siyasi ve toplumsal görüşlerinden faydalanarak kendi fikir hayatını şekillendirmiştir. Fikir hayatının bu kadar kapsamlı olmasının nedeni budur.

Mustafa Kemal’in eserlerini incelediği yabancı düşünürlerden biri Jean Jack Rousseau’dur. Fransız yazar, filozof, düşünür ve müzik teorisyeni olan Jean Jack Rousseau, eğitimine on yaşındayken bir din adamının yanında başlayıp büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmiştir. Fransız İhtilali ile ortaya çıkan “Aydınlanma” fikrinin yaratıcılarından biridir. Fransız İhtilali’nin fikir babası olarak bilinir. “Milliyetçilik” fikrinin de yaratıcılarından sayılır. Günümüzdeki demokrasi anlayışının biçimlenmesinde büyük bir etkisi vardır. Toplum Sözleşmesi eseri ile milletin egemenliğinin üstün tutulması gerektiğini vurgulamıştır. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi gibi amacı dünyada barışı egemen kılmak, bütün insanların eşitliğini sağlamak, insanların hak ve özgürlüklerini koruma altına almak olan birçok metnin ardındaki temelde onun fikirlerini görürüz. Herkesin eşit doğduğuna ve eşitsizliklerin ortadan kalkabileceğini savunur.

Mustafa Kemal Atatürk, Jean Jack Rousseau’nun özgürlük ve demokrasi anlayışından etkilenmiştir ve onun anlayışı doğrultusunda ülkeyi yeniden kurmuştur, yenilikler yapmıştır. 1 Aralık 1921 günü TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmasında “Efendiler, bu meşrutiyet teorisini bulan en büyük filozofların bu teoriyi kurmak için çalıştıkları esasları inceledim. Bunlara nüfuz ettim… Jean-Jacques Rousseau’yu baştan nihayete kadar okuyunuz. Ben bunu okuduğum vakit, hakikat olduğuna inandığım bu kitap sahibinde iki esas gördüm. Birisi bu ıstırap, diğeri bir cennettir…” demiştir. Bu sözünden Mustafa Kemal Atatürk’ün Jean Jack Rousseau’nun fikirlerini ne kadar benimsediğini, herkesin benimsemesini istediğini anlayabiliriz. Atatürk’ün 4000’e yakın eserden oluşan Anıtkabir’deki kitaplığının parçalardan biri olan Toplum Sözleşmesi’nin Fransızca baskısı üzerine Atatürk birçok not almıştır. Özellikle Rousseau’nun bu eserinde, siyasal rejim olarak özgürlükçü ve cumhuriyetçi bir yapılanma hedeflenmiştir. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atarken bu yapılanmayı örnek almıştır.

Ancak bir noktada iki fikir adamı birbirinden ayrılmıştır. Yani Mustafa Kemal Atatürk, Jean Jack Rousseau’nun görüşlerinden tamamen etkilenmemiştir. Birbirinden ayrıldıkları konu hoşgörüdür. Rousseau, Jakoben kesiminin 793-1794 yıllarında Fransa’da devrim karşıtı birçok kişiyi giyotinden geçirip Terör Dönemi trajedisini yaşatmasını sağlamıştır. Oysaki Atatürk, milletin egemen olduğu bir düzen için hoşgörülü bir yol izlemiştir. Fikir ayrılığı yaşasalar da iki ismin ortak noktasını Atatürk’ün “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir!” sözüyle ifade edebiliriz.

Voltaire ve Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk, daha çok Fransız İhtilali’nin oluşmasında etkili olan düşünürlerden etkilenmiştir. Jean Jack Rousseau’nun yanında Voltaire, Montesquieu gibi düşünürlerden de etkilenmiştir. Bu düşünürlerin ortak yönü eşitliği, özgürlüğü, akılcılığı benimsemeleridir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün etkilendiği yabancı düşünürlerden biri Voltaire’dir. Fransız düşünür, filozof, yazar, olan Voltaire: Jean Jack Rousseau gibi Aydınlanma Çağı’nın önemli düşünürlerindendir. Felsefesi bireyi temel alır, hak ve özgürlükleri ön planda tutar, akılcıdır. “Özgürlük, adaletten başka bir şey değildir” sözüyle özgürlüğün önemini vurgular. Din ve ifade özgürlüğünü savunur. Atatürk’ün laiklik, bilimsellik, akılcılık hakkında fikirlerinin gelişmesini sağlamıştır.

Montesquieu ve Mustafa Kemal Atatürk

Montesquieu, iyi bir hukuk eğitimi alan bir düşünürdür. Sonradan parlementoya girmiştir. Voltaire gibi aklı her şeyden üstün tutmuştur. Akılla tüm sorunların çözülebileceğine inanmıştır. Modern düşüncenin temellerini atmıştır. Kölelik düzenine karşı çıkıp herkesin özgür olarak yaşamasını istemiştir. Devlet yönetimi hakkında olan düşünceleri ile Fransız İhtilali’nin temellerindendir. Atatürk ilkelerinden olan cumhuriyetçiliğin yapı taşıdır.

Descartes ve Mustafa Kemal Atatürk

Descartes, Fransız İhtilali’nin oluşmasında etkili olmasa da Mustafa Kemal’i etkileyen düşünürler arasındadır. Descartes cebir ve geometri alanında getirdiği yenilikler sayesinde büyük matematikçiler arasında yer alır. Aynı zamanda felsefe alanında da önemli bir yer edinmiştir. Skolastik sistemi reddederek teorilerini akıl üzerine kurmuştur. Şüpheci bir tavra sahip olan Descartes, hiçbir şeyi ispatı olmadan kabul etmemiştir. “Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et.” sözüyle skolastik düşünceye karşı durmuştur. Şüpheci tavrı ile tanrının varlığını da sorgulamıştır. “Denemeler” adlı eserinde geometri, optik, meteorlar konuları üzerinde durmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Fikir Hayatını Etkileyen Kitaplar

Mustafa Kemal’in düşüncelerinin oluşmasını sağlayan en önemli şeyler kitaplardır. Kitap okumak en büyük tutkusudur. Sadece tek bir konuda kitaplar okumayıp birçok alana yönelmiştir. Tarih, edebiyat, din, ekonomi, coğrafya, hukuk, siyasal bilimler, dilbilim gibi alanlar Mustafa Kemal’in ilgilendiği başlıca konulardır. Birçok konuya yönelmesi, fikir hayatının daha kapsamlı olmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal savaş zamanlarında bile kitap okumayı bırakmamıştır. Görevli olduğu cephelerde sürekli kitap okumuştur. Kendi ifadesiyle: “Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirisini yapamazdım.” Kitapları sadece okumakla kalmamış, küçüklüğünden beri okuduğu kitaplara notlar almış, kıyaslamalar yapmıştır.

Atatürk, okuduğu kitaplarla geliştirdiği fikirlerini insanlarla paylaşmaktan çekinmemiştir. Bu nedenle çok kitap okumakla beraber yazmıştır da. Kaleme aldığı önemli eserlerinden biri Nutuk’tur. Nutuk’la 1919’dan 1927’ye kadar olan gelişmeleri insanlara aktarmıştır. “Takımın Muharebe Talimi”, “Cumalı Ordugâhı”, “Taktik Tatbikat Gezisi”, “Bölüğün Muharebe Eğitimi” ve “Subay ve Komutan ile Konuşmalar” kitaplarında askeri konulara yönelmiştir. Askeri konulara yönelmek dışında matematiğe de yönelmiştir. Arapça geometri terimlerini Türkçeye çevirdiği “Geometri” isimli bir kitap yazmıştır. Böylelikle geometri eğitimini kolaylaştırmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ü Etkileyen Fikir Akımları

Osmanlı Devleti yıkılma dönemindeyken padişahlar ve devlet adamları devleti dağılmaktan kurtarmak için harekete geçtiler, birçok ıslahat ve reform yapıldı. Bunun sonucunda aydınlar, devleti kurtarmaya yönelik Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık, İslamcılık fikir akımlarını ortaya çıkarmışlardır. Bu akımlar Osmanlı İmparatorluğu’nu kurtarmaya başaramasa da Mustafa Kemal’in fikir dünyasını geliştirmiştir. Atatürk bu fikir akımlarından daha çok Türkçülüğü ve Batıcılığı benimsemiştir. Batıcılık akımı modernleşmek yolunda ortaya çıkmıştır. Bu akım kaynağını Tanzimat ve ıslahat hareketlerinden alır. Bazı padişahlar ve sadrazamlar Batı’nın kültürel gelişimini devlete yansıtmaya çalışmışlardır.

Batılılaşmayı sağlayan başka bir grup da Jön Türklerdir. Jön Türkler, devletin ancak batılılaşma ile kurtarılabileceğini savunurlar. Batı’nın ekonomik, siyasi, sosyal görüşlerini benimserler. Batıcılık ilk olarak askeri alanda başlayıp zamanla devlet ve toplum hayatında etkili olmuştur. Atatürk’ün batılılaşma hakkındaki düşüncelerinde Ziya Gökalp’in ayrı bir yeri vardır. Atatürk, hayalindeki çağdaş ülkeyi kurmak için ülkenin işgalden kurtarılması ve barış antlaşmasının imzalanması ile inkılaplar yapmaya başlamıştır. Bu inkılapların amacı Türk toplumunu Batı toplumları gibi çağdaş hale getirmektir. Mustafa Kemal, çoğu reformcudan farklı olarak çağdaşlaşma için devletin yapısının temelden değişmesinin zorunlu olduğu görüşündedir. “Medeniyete girmek arzu edip de Garp’a teveccüh etmemiş devlet hangisidir?” sözüyle Atatürk’ün Batılılaşmaya verdiği önemi anlayabiliriz.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün Ailesi ve Manevi Çocukları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi