Kanal Cephesi Neden Açıldı?

Kanal Cephesi Neden Açıldı? Kanal Cephesi Tarihi ve Özellikleri

Kanal Cephesi Nerede? Kanal Cephesi'nde Neden Başarısız Olundu? Kanal Cephesi Sonuçları Nelerdir?

Bu yazımızda Kanal Cephesi’nde yaşanan gelişmeler hakkında tüm ayrıntılarıyla bilgi verdik. Kanal Cephesi’ndeki savaşların nedenleri ve sonuçları nelerdir? sorusunu yanıtladık. Ayrıca Kanal Cephesi neden açıldı? Kanal Cephesi nerede? Kanal Cephesi’nde neden başarısız olundu? Kanal Cephesi sonuçları nelerdir? sorularını da ayrıntılı olarak yanıtladık.

Kanal Cephesi Nedir? Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda Mısır’da bulunan Süveyş Kanalı’na ve Sina Yarımadası’na 1915’te düzenlediği askeri saldırıların olduğu cephedir.

Kanal Cephesi Nerede?

Kanal Cephesi bugünkü Mısır’da yer alan Süveyş Kanalı’dır. Kızıldeniz ve Akdeniz’in bağlayıcısı olan Süveyş Kanalı, Osmanlı Devleti’nin, günümüzde Mısır’a dahil olan topraklarda hakimiyet sürmekte iken oluşturulmuş bir beşerî unsurdur. Kanalı açma fikri çok eskilere dayanmaktadır. Firavun döneminde ortaya atılmış fikir, o zaman da gerçekleşmiş ve kum ile kullanılamaz hale gelmesi sonucu bu kanaldan ulaşım bir süre sağlanamamıştır. 8. yüzyılda dönemin halifesi Ömer tarafından yeniden açılarak, kapanana dek tekrar kullanım olmuştur. Büyük bir ticaret yoludur. İngilizler bu nedenden dolayı gözlerini buraya dikmişler ve sahip olmak için savaşmışlardır.

Kanal Cephesi Neden Açıldı?

Kanal Cephesi, Birinci Dünya Savaşı’na ait bir taarruz cephesidir. Bu cephede Osmanlı Devleti, İngilizlere karşı kılıç çarpıştırmıştır. İngilizlerin ticaret yolunda geçen bu cephenin açılma sebebi Süveyş Kanalı’nı topraklarda barındırma isteğidir. İngilizler, günümüzde Mısır topraklarına dahil olan bu kanalı; manda ve himayesi olan bazı ülkelere (Avusturalya, Yeni Zelanda ve Hindistan) ulaşımı kolaylıkla kullanmak istiyordu.

Türklerin amacı da bu erzak, askeri güç ve mal alışverişinin önüne geçip savaşta kendi yararlarına bir hamle yapmaktı. Osmanlı Devleti’nin ittifakı olan Almanya’nın bu yönde düşüncesinden doğan istekle açılan cephe, savaşı daha büyük bir alana yayıp genişletmişti. Bu cepheden gelecek söz konusu bir galibiyet, Osmanlı’nın Mısır’ı yeniden hükmü altına almasına yol açacaktı. Eskiden onlara ait olan toprakları tekrar elde edecek olma fikri Osmanlı Devleti’ne çok makul göründü. Böylece Almanya, cephenin açılması konusunda Osmanlı’yı kolayca ikna etmiş oldu.

Kanal Cephesi’nin Açılış Amacı Nedir?

Bu cephede Avrupa’daki yoğunluğu hafifletmek de bir güdü idi. Doğrultuda yapılan bir plan da halife gücüne dayanıyordu. Kafkasya, Orta Asya gibi Müslüman nüfusu oldukça bol olan yerlerden bir çağrı ile İngiliz ittifakı Ruslara yönelik bir askeri önlem alındı. İngilizleri etkileyecek aynı şekilde gerçekleşecek çağrı; Trablusgarp, Habeşistan ve Sudan gibi bölgelere yapılacaktı. Kanal Cephesi’nin açılmasının başında olan Almanlar, bu taarruzda Türklerin yanında duracak ve onlara birlikleri ile yardım edecekti. Tetiklenmiş Müslümanlarca oyalanan Rusya ve İngiltere’nin diğer cephelerden gücü bölünerek azalmış, Kanal’da şans artırılmıştı. İngilizler yerine Osmanlı Devleti’nce sahip olunması arzulanan bu kanal, ekonomik açıdan sahibini çok ileri taşıyabilecek bir potansiyeldeydi ve işin ucunda günümüzdeki ekonomi devlerinin sahip olduğu petrol rezervleri bulunuyordu. Ancak iki koldan oluşan bu cephe bahsedildiği üzere bir başarı elde edemedi. Mağlup gelen taraf Osmanlı idi.

Kanal Cephesi Tarihi

Kanal Cephesi’nde yaşanan olayları inceleyelim. Dördüncü Ordu Komutanlığı mevkiinde olan Cemal Paşa, Kanal Cephesi’nin yiyecek ve sağlık imkanlarını genişleterek savaşta önemli bir rol oynamıştır. 1915’te yapacakları saldırı için çalışmaları başlatmıştı. Gerçekleşen ilk seferde, Birüssebi-İbin’den İslamiye civarlarına bir atak gelişti. Plan bu yönde hazırlanmıştı. Kantara ve Süveyş de bu saldırılardan etkilenecek iki bölgeydi. Aynı yıl, Ocak’ın 23. günü verilen emirde Kudüs bölgesinden Tin sahrasına bir hareket söz konusuydu. Geç saatlerde gerçekleşecek olan yolculuk ayaklar ve atlar üzerinde, Araplar rehberliğiyle olacaktı. Birüssebi’den başlayarak Kanal’a kadar yürüyecek askerlerin zeytin ve hurma içeren erzaklarının en önemli parçası suydu. Yorgunluktan ve diğer şartlardan bitap düşmüş ordu 2 Şubat’ta vardıkları kanalda bir gün dinlenip ertesi sabah için savaşa hazırlandılar. 3 Şubat’ta 1500’e yakın askerin kaybıyla sonuçlanan bir mağlubiyet yaşandı. Pek çok yaralıya da sahip olunduğu için yapılacak en mantıklı şey sağ kalmış askeri birliklere geri çekilmelerini söyleyip onları Çanakkale gibi başka cephelerde kullanmaktı.

Epeyce uzayan bu zorlu çatışma İngiliz askerlerinin, ticaret yollarını savunmak adına duyduğu yoğun istekle büyük bir baskı kurmasına neden oldu. Osmanlı Devleti’nin ittifaklarından aldığı askeri takviye ve kendi ordularından görevlendirilmiş Türk askerlerini çekilmeye kadar götürmüş olan son baskılar, savunan İngilizleri taarruza geçirerek toprak kaybına yol açtı. 1916’da Gazze Çarpışması gerçekleşti ve El-Ariş Osmanlı Devleti’nden koparak, İngilizlere katıldı. Neredeyse tamamen çekilmiş olan Türk kuvvetleri bir diğer Gazze çarpışmasına daha gitti ve bu sefer karşı taraf geri adım attı. Fakat bu İngiliz kuvvetlerini Kudüs’ten vazgeçirmedi. Kudüs de Osmanlı tarafınca verilmiş kayıplardan biri oldu. Taarruz cephesinden savunma cephesine dönen Kanal’da toprak kayıpları bu şekildeydi.

Kanal Cephesi’nde Neden Başarısız Olundu?

Osmanlı Devleti ve ittifaklarının başarısızlığının mantıklı nedenleri bulunuyordu. Anadolu’dan çöle hâkim olan iklime giren askerlerin geçirdiği yolculuk gerçekten çok büyük sıkıntılar yaratmıştı. Deve kervanları eşliğinde gidilen yolda tüketilmek adına depolanan besinler zeytin ve hurmadan başka bir şey değildi. Yakıcı güneşin altında, susuzluktan baygınlık geçiren ve kafalarına güneş işleyen askerler çok fazlaydı. Bu şekilde, yerine getirilmesi gereken koşullar yeterince sağlanmadığında, mağlubiyet şaşılacak bir sonuç değildi. Tam iki kez çarpışma kaybedilmesine yol açan bu sorunun engellenmemesindeki pişmanlık; ancak 1916’da düşman kuvvetlerce, önemli bir yeri olan yarımada -Sina- kaybedilince yaşandı. Suriye’deki sınır çizgisine kadar varan İngilizlerin kazandığı zafer büyük sayılırdı. Verdikleri mücadele neredeyse Çanakkale Destanı ile karşılaştırmaya değer boyuttaydı.

Bir diğer başarısızlık nedeni, Kanal Cephesi’nin açılmasının asıl sebebi Almanya idi. Açılan cephede İngilizlere karşın askeri yetersizlik mağlubiyete işaretti. Osmanlı’nın en büyük sayılabilecek ittifakı olan Almanya, söylediği gibi bir şekilde asker takviyesi ortaya koysaydı, belki de savaşın seyri daha farklı ilerleyecek, zafer Osmanlı Devleti’ne ait olacaktı. Almanya gibi, bir diğer sözünü tutmayan ittifak Araplardı. Çöldeki rehberlikleri ile bir bağlılık ortaya koymuş Araplar, asıl iş birliğini İngiltere ile yapmıştı. Arapların bu ihaneti, halife çağrısı ile uygulanan planın da sekmesine yol açmıştı.

İngilizlere hem askeri hem tıbbi destek verilerek onların olduğundan daha da güçlü ve üstün olmasını sağlayan Araplar, İngiliz kuvvetlerinin sayısını ve malzemesini fazla miktarda artırdı. Mantıken, sayıca fazla olan tarafa geçecek zafer, düşmanlar tarafından kesinleşmiş oldu. Kaybedilmesi söz konusu edilmeyecek kanal, çok iyi bir şekilde korundu ve savunuldu. Uygulanan taktikler ve stratejiler, Türklerin izlediği yollardan çok daha akıllıcaydı. Büyük öneme sahip kanalı korumak için her şeylerini ortaya koydular. Yapılan savunmada İngilizlerin zafer alamaması mümkün değildi.

Kanal Cephesi Sonuçları Nelerdir?

Neticede, Kanal Cephesi en büyük kayıpların yaşanmadığı bir cepheydi. Atağı yapan tarafın Osmanlı olması, kaybedilen toprakları bir miktar da olsa aza çekti. Askerî açıdan yaşanmış kayıplar, maneviyattan uzak olarak ele alındığında çok fazla sayılmazdı. Ama Türklerin etik anlayışlarına göre asla küçümsenmeyecek bir kayıp olduğu da söylenebilir. Yine etik anlayışa göre, bu cephede Türkler kendi ahlak anlayışlarından ödün vermeyerek savaş ahlakını korudular. Etik anlayıştan ödün veren başka toplumlar sayesinde büyük dersler almış Türk’ün, bu cephede öğrendiği şeyler kayıplarından öne bile geçebilecek seviyede sayılırdı. Onlara arkadan saldıran, İngilizlerin strateji ile kışkırttığı Arap toplumu bu ihanet yüzünden çoğu Türk’ten sevgi görmemektedir. Günümüzde dahi onları ezeli düşman olarak gören çok kişi vardır. Bu cephe, onlara Almanya’nın her sözünü tutmadığını göstererek bu millet hakkındaki düşüncelerinde değişiklikler olmasına neden olan kıvılcımlardandır. Yapılacak çıkarım ile Türk’ün tek dostunun yine Türk olduğu aşikardır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Kanal Harekatı Nedir? Kanal Harekatı Neden Başarısız Oldu? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi