Müsadere Sistemi Nedir?

Müsadere Sistemi Nedir? Osmanlı Devleti’nde Nasıl Uygulanmıştır?

Müsadere Sistemi Amaçları, İlkeleri, Özellikleri ve Faydaları

Bu yazımızda Müsadere Sistemi nedir? Özellikleri nelerdir? Müsadere Sistemi ilkeleri nelerdir? Nasıl uygulanmıştır? Müsadere Sisteminin devlet yönetimi için faydaları neler olmuştur? Müsadere Sisteminin temel amaçları nelerdir? Müsadere Sistemi ne zaman, nerede, kim tarafından, niçin ortaya çıkarılmıştır? Osmanlı Devleti’nin merkezî otoritesini güçlendirmesinde müsadere sisteminin etkileri nelerdir? sorularına yanıtlar verdik. Müsadere Sistemi, Osmanlı Devleti’nde Fatih Sultan Mehmet döneminden 1839’daki Tanzimat Fermanı’nın ilanına kadar olan süreçte devlet malını zimmetine geçirenlerle uygulanan bir tür cezadır.

Müsadere Sistemi Nedir?

Sözlükte “ısrarla istemek” ve “çekip almak” anlamlarına gelen müsadere kavramı; Osmanlı’da devletin hazine için bir mala bir süreliğine ya da kalıcı olarak el koyması, özellikle kamu yararına çalışan kimselerin haksız kazançla sahip oldukları her türlü mala el koyulması, anlamında kullanılmıştır. Bu adlandırma, hazinede oluşan açıkların kapatılması için de yapılmıştır. Müsadere kelimesiyle eş anlamda “mütâlebe, münazara, mürafaa ve musakeme” kelimeleri kullanılmıştır.

İslamiyet öncesinde de çeşitli uygulamalarla karşılaşılan müsadere, o zamanlarda maddi ceza niteliğinde olup bu alanda ustalaşmış kimseler tarafından meşrutiyeti büyük bir tartışma konusu haline getirilmiştir. Bu noktada müsadere kavramı ile istimlak kavramını ayırmak gerekmektedir. İstimlak, kamunun yararına olması neden gösterilerek özel mülk gibi birçok malın karşılığı ödenmesi ile kamunun malı haline getirilmesi olarak tanımlanabilir.

Hz. Ömer döneminde müsadere fazlaca önemli olan bir durum haline gelmiştir. Hz. Ömer atayacağı valileri mal durumlarını kontrol eder ve mal durumunu çıkarmasını istediği kişinin listesinde artışının sebebi açıklanamayan bir durum fark ettiğinde o kişinin bu mallarını müsadere ettirirdi. Emeviler zamanında ise müsadere uygulaması tehdit etmek ve intikam almak amaçlarıyla kullanılmış olup bazı insanların mirasları bu amaç doğrultusunda müsadere edilmiştir. Abbasiler döneminde ise ilk yıllarda Emevilere mensup kişiler öldürülmüş ve mallarına el koyulmuştur. Bu dönemde devlet malına karşı gasp gerçekleştiren kişiler yargılanarak bütün mal varlıklarına el konulmuştur. Ayrıca müsaderenin ticaret işi yapan sivil insanlara ve zengin insanlara da uygulanmaya başlaması tartışma konusu yaratmıştır. Abbasiler zayıfladıktan sonra farklı eyalet devletleri de müsadereyi yürürlüğe sokmuştur.

Osmanlı Devleti’nde Müsadere Sistemi Ne Zaman ve Nasıl Uygulandı?

Müsadere uygulamaları ilk olarak Fatih Sultan Mehmet zamanında gerçekleştirilmeye başlanmıştır. 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilânı ile müsadere uygulaması sona ermiştir. 18. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkan bu uygulama, Osmanlı Devleti tarafından başlıca iki gerekçe ile ortaya atılmıştır. Bu sebeplerden ilki belirli suçlardır. Belirli suçlar maddesine eşkıyalık yapmak, devlete ve sisteme karşı olan bir isyanda bulunmak ve devlet hazinesinden kendine mal zimmetlemek durumları alınmıştır. İkinci sebep ise devlet yararına asker olarak görev yapmak ve mal varlığının kaynağının az ya da çok olması fark etmeksizin devlet malı olmasıdır. İkinci maddeye göre yapılan el koyma işlemlerinde, yani müsaderelerde, kişinin herhangi bir suç işlemiş olması gerekmemektedir. Ayrıca bu şekilde yapılan müsadere uygulamalarının çoğu malı müsadere edilen kişinin ölmesiyle mirasının tamamının devlet hazinesine geçirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Fakat devlet yararına askerlik görevi yapan herkes müsadereye tabi tutulmamıştır. Mal varlığının kaynağının devletin hazinesi olması şartı, tüccarlık ve sarraflık yapan kişilerin de müsadere uygulamasına tabi tutulmasını sağlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde Müsadere Sistemi Kimlere Uygulanırdı?

Müsadere uygulamasının uygulanacağı kişilerin belirlenmesindeki temel ilke, devlet hazinesi ile bağlantısı bulunan kişilerin mal ve gelir sahibi olmaları ve müsadere uygulamasına değecek kadar mal varlıklarının bulunmasıdır. 18. yüzyılda yapılan müsaderelerin geneli yukarıda belirtilen ikinci maddeye göre, yani devlet yararına asker olarak görev yapmak ve mal varlığının kaynağının az ya da çok olması fark etmeksizin devlet malı olması durumlarına göre, yapılmıştır. Ölmüş ve geride miras bırakmış kişilerin miraslarının devlet hazinesine geçirilmesi yönünde emirler yazılı olan fermanlarda bu emirlerin ortak olarak dayandığı gerekçe, devlet tarafından fazla olarak nitelendirilen bir mal varlığına sahip olunduğunun herkes tarafından bilinmesidir.

Bu ilke oldukça tartışmaya sebebiyet veren bir ilkedir. Mal varlığının devlet tarafından fazla olarak nitelendirilmesi, halkın “Kime ve neye göre fazla?” sorusunu sormasına yol açmıştır. Araştırılan kaynaklarda, 721.846,5 kuruşa sahip olmanın da 22.000 kuruşa sahip olmanın da devletin kişiyi fazla mal varlığına sahip kişiler arasına aldığı yazmaktadır. Sultan 3. Selim zamanında, Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Avusturya savaşları sürerken, müsadere uygulamaları artış göstermiş ve bu durum da çeşitli şikâyetlere sebep olmuştur. Buna çözüm olarak Sultan 3. Selim “Hatt-ı Hümayün” çıkararak bu duruma getirilebilecek çözümleri özetlemiştir.

Bu dönemde devletin, askeri zümreden ya da yönetilen halktan olması durumuna bakmadan ölen insanların mirasına el koyduğunu söyleyen araştırmacılar da vardır. Bu araştırmacılar 18. Yüzyılın ikinci yarısında tüccar ve Müslüman olmayan sarraflara yapılan müsadere uygulamalarına dikkat çekmektedirler. Bu tip müsadereler ise genellikle “zorlama” olarak, yani hukuksuzluk olarak, isimlendirilmiştir. Bunun yanında başka araştırmacıların ortaya çıkardığı görüşler ise devletin müsadere uygulamalarını hukuk sistemine dayanarak yaptığı ve devletin her zaman hukuki gerekçelerle hareket ettiği yönündedir.

Müsadere Sistemi Amaçları

En fazla Osmanlı Devleti’nin uyguladığı müsadere sisteminin uygulanması için yöneticilerin dört büyük amacı vardır. Bu amaçlardan ilki ve en temeli olan amaç, devletin merkezi otoriteyi sağlamak istemesi ve bununla birlikte bu otoritenin zayıf kalmasına sebep verecek herhangi bir gücün oluşmasını engellemektir. İkinci amaç, ikinci sorunun cevabında da belirtildiği gibi özellikle savaş ve kıtlık zamanlarında devlet büyüklerinin hazine gelirinin artırılması isteğidir. Üçüncü amaç, üst düzey yöneticiliğe erişen kişilerin, varisi olan kişilere miras bırakmayacağı düşüncesiyle doğru ve saydam olmalarını sağlamaktır. Devlette memur olarak tanınan kişilerin farklı yollarla devlet malına sahip olmaları durumunda ya da böyle bir durumun gerçekleştiği yönünde şüphelere sahip olma durumunda, o kişinin sahiplendiği malları tekrar devlet hazinesine katmak ise müsaderenin dört büyük amacından sonuncusudur.

Müsadere Sistemi İlkeleri

Müsadere Sistemi ilkeleri ve özellikleri nelerdir? Müsadere sisteminin uygulanma ilkelerini geçecek olursak karşımıza çıkan ilk ilke devletin kendi otoritesini kurmak ve bunu sağlama almaktır. Osmanlı Devleti kendi otoritesine rakip çıkabilecek güçleri engellemek için müsadere sistemini kullanmıştır. Çünkü kendisi dışında güçlenen insanlar devletin otoritesine rakip olabilir. Ortadaki rakiplerini kaldırmanın yanı sıra müsadere sitemi devletin hazinesine katkı sağlar ki bu da ikinci ilkede karşımıza çıkar. Devlet kendi hazinesini zenginleştirmek için bu sisteme başvurur. Özellikle savaş ve kıtlık dönemlerinde karşımıza çıkan bu sistem devletin hazinesini zenginleştirmesi konusunda devlete çok büyük katkılarda bulunmuştur.

Üçüncü ilkeye bakarsak devlet ülke içindeki seçkin kişilerin ölümünden sonra varislerine bir şey bırakmayacağını düşünerek o seçkin kişinin ölümünün ardından kişinin mal varlığına el koyar. Son olarak dördüncü ilkeye baktığımızda ise devletin ülke içindeki yolsuzluğa bulaşması sonucunda bu insanların mal varlığına el koyulmasıdır. Bu ilkeyi kullanmak için o kişinin yolsuzluğa bulaşması gerekmemektedir. Eğer böyle bir durumdan şüphe bile duyuluyorsa devlet o kişinin mal varlığına istediği gibi el koyabilmektedir. Buradan çıkan sonuç ise devletin istediği kişiden şüphe duyma hakkından dolayı istediği kişinin mal varlığına el koyabilecek olmasıdır.

Müsadere Sistemi Faydaları

Müsadere sistemi şüphesiz halkı sömürmeye dayalı bir sistem olduğu için devlete çok büyük katkılarda bulunmuştur. Bunlardan en başı devletin kendi hazinesini zenginleştirerek maddi açıdan kendimi kuvvetlendirmesidir. Ayrıca yolsuzluğa bulaşan insanlara da bu sistemi uygulayarak cezalandırmış olmaktadır. Böyle bir cezayla da yolsuzluğu bir yere kadar azaltmış olur. Hem yolsuzluğa bulaşanların hem de kendisine karşı güçlenen insanların mal varlığına el koyan devlet kendine sağlam bir otorite oluştururken kendi hazinesine de kaynak sağlamaktadır. Kısaca müsadere sitemi devletin halkı sömürerek kendine hem maddi hem de manevi bir çıkar sağlamasına katkı sağlamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Merkezi Otoritesini Güçlendirmesinde Müsadere Sisteminin Etkileri Nelerdir?

Osmanlı Devleti’nde müsadere uygulamaları üç farklı biçimde yapılmaktadır. Bu biçimlerin konu başlıkları ceza, tedbir ve bedeldir. Ceza başlığı altında uygulanan müsadereler suç işleyen kimsenin mallarını alarak ona ceza vermek ve suçtan caydırmaya çalışmaktır. Tedbir mübadeleleri silah uyuşturucu gibi kullanılması ve üretimi yasak olan maddelerin müsaderesidir. Bedel müsadereleri ise suç mağdurun zararlarını giderme anacıyla mağdura verilen tazminattır denilebilir. Bu müsadereler Osmanlı Devleti’nin otoritesini hem güçlendirmiş hem sarsmıştır. Müsaderelerin otoriteyi nasıl güçlendirdiğine bakılacak olunursa bu noktada hazinenin artması, bunun sonucu olarak halkın maddi yönde devlete olan güveninin artması ve açıklar kapatıldığından ötürü düşman devletlerin Osmanlı Devleti’ne karşı düşündükleri savaş planlarının gerçekleşememiş olması durumları ile karşılaşılır. Yani, Osmanlı Devleti müsadereler yaparak önce halkın güvenini kazanmış, bu müsaderelerin kötüye kullanılması sonucunda ise kazandığı güveni kaybetmiştir. Güçlenen otorite, güçlendiren sebepten ötürü zayıflamıştır da.

Not: Günümüzde uygulanan müsadere sistemi hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı Müsadere ve Elkoyma Alanında Kılavuz İlkeler başlıklı metni inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi