1913 Darbesi (Bâb-ı Âli Baskını) Nedir?

1913 Darbesi Nedir? Bâb-ı Âli Baskını Nedenleri ve Sonuçları

Bâb-ı Âli Baskını Nedir? Bâb-ı Âli Baskını Önemi

Bu yazımızda 1913 Darbesi diğer adıyla Babıali Baskını ne zaman, nerede, niçin ve kim tarafından gerçekleştirildi? 1913 Darbesi önemi ve özellikleri nelerdir? 1913 Darbesi sonuçları nelerdir? sorularını yanıtladık.

1913 Darbesi (Bâb-ı Âli Baskını) Nedir?

İttihat ve Terakki Fırkası, hükümetteki Kamil Paşa’ya karşı bir baskın düzenleyip 23 Ocak 1913 tarihinde, iktidarı ele geçirmiştir. Hükümete karşı yapılan bu darbe sonucunda Harbiye Nazırı Nâzım Paşa öldürülmüş, Kamil Paşa’ya ise zorla istifa ettirilmiştir. Tarihe, 1913 Darbesi (Bâb-ı Âli Baskını) olarak yazılmıştır. Darbenin ana sebebi I. Balkan Harbinde, Osmanlı İmparatorluğunun uğradığı yenilgi neticesinde, Büyük Güçlerin, Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında olan Ege’deki adaların ve Osmanlı’nın eski başkenti olan Edirne’nin Büyük Güçlere teslim edilmesi yönündeki düşüncesinin Kamil Paşa Hükümetinin de bu yargıya onay vermesidir.

Bâb-ı Âli Baskını
1913 Darbesi Sırasında Hüseyin Nazım Paşa’ya Suikastı (Le Petit Journal)

İttihat ve Terakki Fırkası, bu bölgelerin Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği altında çıkmasına göz yummak istememiştir. Tüm olanakların Osmanlı, toprak bütünlüğünü koruma amacı ile kullanılmasından yana olduğunu belirtmiştir. Lâkin, İttihat ve Terakki Fırkasının bu amacını gerçekleştirebilmesi mümkün olmamıştır. Enver Paşa ve Talat Bey’in önderliğindeki bu direnişçi fırkanın öncüsü olduğu 1913 Darbesi (Bâb-ı Âli Baskını) Türk siyasi tarihinde büyük önem taşımaktadır. Türk Demokrasi tarihinde ilk darbelerden biri olarak nitelendirilen bu durum İttihat ve Terakki Fırkasının hükümeti ele geçirip iktidara geçmesi ile sonuçlanmıştır.

1913 Darbesi Nedenleri

II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinde rol oynayan İttihat ve Terakki Fırkası, 31 Mart Olayı‘nda orduya dayalı olarak iktidarı ele geçirdi. Ülke içinde ve yönetiminde tek söz sahibi parti pozisyonuna yükseldi. Hükümette diktatör gibi davranan İttihatçılar meclisteki fikir ayrılıklarını da yanında getirdi ve yeni partiler kurulmaya başlandı. 21 Kasım 1911 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Fırkası kuruldu. Sonrasında yoğun baskılar altında kalınarak yapılan “sopalı seçim” olarak adlandırılan 18 Ocak 1912 seçimini de İttihat ve Terakki Fırkası’nın kazanması ile İttihatçıların aşırı fanatik tutumları daha da arttı. Neticesinde İttihat ve Terakki Fırkasının politikasını onaylamayan ve muhalefet oluşturan rütbesi orta dereceli olan subaylar, Arnavutluk isyanını bastırılmaya çalışıldığı sırada Hürriyet ve İtilaf Fırkası yanlısı “Halâskâr Zabitan” adlı silahlı örgüt, isyanın bastırılmasını zorlaştırma amacıyla dağa çıktı. Bu silahlı hükümet karşıtı örgüt İstanbul’daki üyeleri, hükümeti uyarmak amacıyla gönderdiği muhtıra ile meclisin dağıtılmasını ve Kamil Paşa iktidarında yeni bir hükümet kurulmasını aksi takdirde yönetimi ele geçireceklerini bildiri halinde İttihatçılara gönderdiler.

İttihat ve Terakki Fırkası bu bildiriye boyun eğmek mecburiyetindeydi. 16 Temmuz 1912 tarihinde Said Paşa kabinesi yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa başkanlığında yeni bir kabine kuruldu. Büyük Kabine olarak isimlendirilen yeni kabinenin İttihat ve Terakki Fırkası partizanlarının yoğunlukta bulunduğu meclisten istenilen oyu alamamasıyla, sadrazamın talebi ile padişah tarafından parlamento feshedildi. Sonrasında siyasi görüş ayrılıkları dolayısıyla bunalımda olan Osmanlı İmparatorluğunun ordusu 8 Ekim 1912 tarihinde başlayan Balkan Harbine hazırlıksız yakalandı. Ardı ardına alınan kötü sonuçlardan hükümet sorumlu tutuldu ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa iktidarının istifa etmesine sebep oldu. 29 Ekim 1912’de Balkan Devletlerinin Trakya’ya yaklaştıkları sırada Kamil Paşa kabinesi kuruldu. Savaşta ortaya gelecek bozgunu iktidar değişikliği için kullanmayı amaçlayan ve tekrar iktidara geçme sevdası ile yanıp tutuşan İttihatçılar, daha önce de olduğu gibi ordu içindeki aşırı fanatik tutumlarını esirgemediler. Hürriyet ve İtilaf yanlısı olmayan subaylardan büyük bir kısmını kendi tarafına çektiler ve orduda bulunan eski üyelerini de siyasi eğilime sevk ettiler.

1913 Darbesi Sonuçları

Ancak bu sırada Bulgarlar ordusu ile Çatalca’ya dayanmıştı. Londra’da, Balkan Devletleri ile yapılan görüşmeler Edirne ve Adalar bölgeleri yüzünden sonuçsuz kalmıştı. Büyük Güçler, 17 Ocak 1913’te Sadrazam Sarayı (Bâb-ı Ali)’ye verdikleri bir nota ile Edirne şehrinin Bulgaristan’a ve Adalar’ın da kendilerine verilmesini istediler. Dolmabahçe sarayında, teklifin görüşülmesi için hükümetten ve muhalefetten önde gelen devlet vekillerinin katıldığı “Şûra’yı Umumi” toplandı. 22 Ocak 1913 tarihinde Edirne için yeni bir tasarı şeklini teklif eden yanıt nitelikli notanın yazılmasını kararlaştırıldı. Uzun süredir İttihat ve Terakki yanlıları, iktidarı yıkmak amacıyla tasarlanan darbe için harekete geçtiler. Hükümet darbesi için halkı galeyana getirmek isteyen İttihatçılar henüz bir gün önce sarayda alınan kararları ve Büyük Güçlere gönderilecek olan yanıt niteliği taşıyan notanın hazırlanmadığını bildikleri halde halka karşı Kamil Paşa Kabinesinin, Edirne’yi, Bulgarlara terk etmiş gibi gösterdiler.

23 Ocak 1923 tarihinde tamda Büyük Güçlerin elçilerine verilecek yanıt nitelikli notalar görüşülmek üzere hükümetin Bâb-ı Âli’de toplandığı gün, Enver Paşa, yanında İttihat ve Terakki Fırkasının ileri gelen öncülerinden sekiz on kişi olduğu halde, fırkanın Nuruosmaniye Şeref sokağındaki merkezinden Bâb-ı Âli’ye doğru yola çıktı. Talat Bey ise İttihatçı birkaç subay ile kılık değiştirerek daha önceden Bâb-ı Âli’de bulunuyordu. İttihatçıların halkı kendilerine çekmek için kullandığı gösteri işe yaramıştı. Enver Paşa ve yanındakilere yol boyunca çoğunluğu çocuk yaşlarda olmak üzere Osmanlı halkı da katıldı. Kalabalık, ellerinde bayraklarla beraber tekbirlerle Bâb-ı Âli’ye doğru ilerledi.

1913 Darbesi sonuçları
Hükûmeti Deviren Jön Türkler’in Bâb-ı Âlî’de Nümayişi (L’Illustration)

Enver Paşa ve yanındakiler dış hole vardıklarında Sadaret Yaveri Nafiz Bey odasından fırladı ancak baskıncıların ateşleri altında öldü. Harbiye Nâzırının Yaveri Kıbrıslı zade Tevfik Bey de aynı şekilde kurşun yedi. Tevfik Bey tam ölmek üzere iken ateşlediği tabancasıyla İttihat ve Terakki Fırkasını Fedailerinden biri olan Mustafa Necip Bey’i öldürdü. Daha da tahrip yaratmak için holün büyük camlarına ateş açıldı ve böylece camlar yerler üzerine serildi. İttihatçılar, polis komiseri olan Celal Bey’i de öldürerek iç hole girmişlerdi. Nazım Paşa, İttihatçılara bağırarak çıkıştığından dolayı vurularak öldürüldü. Enver Paşa ve Talat Bey kapıyı şiddetle açarak sadrazamın odasını bastılar. Enver Paşa, sadrazama sert bir tavırla milletin kendisini istemediğini ve hemen istifa etmesini söyledi. Bu durum üzerine Kamil Paşa hiçbir şey diyemeden bir kağıt alarak asker tarafından öneri üzerine istifa ettirilmeye zorlandığını padişaha hitaben yazdı. Ek olarak, Enver Paşa ve Talat Bey buna “ahali” (halk) kelimesini de eklettirerek “ahali ve asker tarafında” olarak düzenlenmesini istediler.

Bâb-ı Âli Baskını Önemi

Enver Paşa, yanına baş katibi Ali Fuat Bey’i de alarak saraya gitti. Sultan Reşat, Mahmut Şevket Paşa’yı İttihatçıların önerisi üzerine derhal sadrazam tayin ettirdi. Mahmut Şevket Paşa, yanında Enver Paşa ve Ali Fuat Bey olduğu halde gece taşıtla Bâb-ı Âli’ye geldiği zaman, tayin edildiğine dair fermanı okuyacak kimse bulunmadığından kendisi halletmek zorunda kalmıştır. Sonrasında ise İstanbul Muhafızlığı, Polis Müdürlüğü, Merkez Kumandanlığı ele geçirilerek emir altına alındı.

Talat Bey, hükümetin değiştiğine dair vilayetlere bunun hakkında telgraflar çekti. Bu telgraflarda kısacası Kamil Paşa iktidarının Edirne ve Adalar’ı kısmen düşmana bırakmayı düşündüğünü ve bu fikrini sorumsuz bir meclise doğrulattığını ve bu sebeple de milli galeyanın sonunda yok olduğunu bildiriliyordu. Ancak, uğrunda hükümet darbesi yapılan ve üstüne üstlük Türk vekillerinin öldürüldüğü bu darbenin neticesinde Edirne vilayetini 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile Bulgaristan’a bırakmıştır. 1913 Darbesi (Bâb-ı Âli Baskını) ile hükümete geçen İttihat ve Terakki Fırkası, Birinci Dünya Savaşı bozgununa kadar muhalefeti kendi içinde sindirerek ülkeyi tek partili rejim ile yönetti.

Not: Bu konuyla ilgili olarak 31 Mart Vakası Nedir? 31 Mart Olayı Nasıl Ortaya Çıktı? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi