İlk Bira Ne Zaman Yapıldı?

İlk Bira Ne Zaman Yapıldı? Bira Nasıl Keşfedildi? Biranın Tarihi

Bira Neden Çok Tüketiliyor? Bira Kelimesinin Kökeni - Osmanlı Devleti'nde Bira

Bira çok yaygın bir içecek olmakla beraber ortaya çıkışı çok eski tarihlere dayanmaktadır. İlk olarak Sümerlilerin bulduğuna inanılan bu içecek hem günümüzde özellikle de tarihte günlük hayatın vazgeçilmezleri arasındadır. Bira isimli içecek nasıl ortaya çıkmış ve geçmişten günümüze hangi aşamalardan geçerek gelmiştir? sorularını yanıtladık. İşte geçmişten günümüze bira;

İnsanlar Neden İçer?

Öncelikle içecek ihtiyacı nasıl doğmuştur? sorusunu yanıtlayalım. İnsan zevkine oldukça düşkün bir varlıktır. Elinde olandan bir süre sonra sıkılıp yeni arayışlara girmek doğasında vardır. Belki de günümüzde dahi insanda en çok eleştirilen özelliklerden biri olan doyumsuzluk her konuda ve birçok noktada kendi göstermektedir. Bu sebeple insan, her konuda karşısına çıkan yeni imkanlara dört elle sarılmıştır. Günlük hayatın vazgeçilmez rutinlerinden olan içecek ihtiyacı için de aynı durum söz konusudur. İnsan kendi bildi bileli susuzluk ihtiyacını gidermek için çeşitli yöntemler geliştirmiş, önüne çıkan her yöntemi denemiştir. Özellikle sık sık seyahat eden toplumlar, yolculuk sırasında ellerindeki su bittiğinde su kaynağına uzaklarsa susuzluklarını gidermek için farklı teknikler denemiştir. Ayrıca bahsettiğimiz doyumsuzluk içecek alanında yeni arayışlara girilmesine sebep olmuştur. Tarih boyunca rastgele denemeler, eline gelen malzemeleri karıştırmalar gibi farklı yöntemlerle yeni içecekler keşfedilmiştir. Ancak günümüze kadar ulaşan ya da ulaşamamış olan her içeceği insan oluşturmamıştır.

Tesadüfen keşfedilen içeceklerin de sayısı oldukça fazladır. Hatta günümüzde çok yaygın olan, çok sevilen içeceklerden de tesadüfen keşfedilenler vardır. Bu makalede bahsedilecek olan bira adlı içecek de onlardan biri olmakla beraber çok eskilerden beri insanların hayatında çok önemli bir yer tutmuş hatta birçok dönemde günlük hayatın önemli bir parçası haline gelmiştir. Biracılık antik çağlardan beri insanlık için çök önemli bir uğraş olmuştur. Hatta bazı toplumlarda içilen bira miktarı rütbe ve makamla özdeşleştirilmiştir. Bira, tarihte de günümüzde de çok önemli bir yere sahiptir.

Bira Kelimesinin Kökeni

Tarihte biradan nasıl bahsedilmiştir? Bira içmek insan olmanın bir gereği olarak görülmektedir. Bir grup insan tarafından inanılmasa da Gılgamış Destanı’ndan da anlaşılabileceği gibi Sümerliler bundan emindi. Bu bir noktadan sonra sarhoşluk ve keyif verici içecek dökük saçlı ilkel bir insan olan Enkidu’yu döneminin insanlarından birine dönüştürmüştü. Vahşi Enkidu hayvanlarla beraber adeta onlar gibi yaşarken kentin kralı Gılgameş ona çekici bir tapınak kızı olan Şamkat’ı yollamış, insan olmayı öğretmesini istemiştir. Enkidu ekmeğin nasıl yendiğini daha da önemlisi biranın nasıl içildiğini bilmiyordu, bu da onu bu eğitime muhtaç hale getiriyordu.

Şamkat Enkidu’ya yaşamın parçası olan ekmeği yemesini ve toprağın geleneği olan birayı içmesini söyledi. Enkidu karnını ekmekle doyurmakla kalmadı kocaman yedi testi dolusu bira içti. Böyle olunca sakinleşti, neşelendi, keyiflendi ve adeta yüzü ışıldadı. Hemen ardından vücudunu su yardımıyla yıkamış, yağlarla ovmuş ve döneminin “insan” kavramına dönüşmüştür. Günümüzde çay ve sudan sonra en popüler üçüncü içecek olarak sıralamalarda yerini alan bira, açıkça görebileceğimiz üzere geçmişten günümüze önemini korumuştur.

İlk Bira Ne Zaman Yapıldı?

Bira günümüzde tüm dünyada en yaygın ve en eski alkollü içeceklerden biridir. Ortaya çıkış zamanı ve şekli hakkında bir sürü farklı rivayet vardır. Bazı kaynaklar M.Ö 5000’li yıllarda Sümerli bir kadın tarafından tesadüfen bulunduğuna inanmaktadır. Bu kaynaklara göre Sümerli kadının bir kenarda unuttuğu ıslak bir ekmek parçasının kısa bir zaman sonra fermente olmasıyla ve bu olayın tekerrür etmesiyle bira keşfedilmişti. Kimi kaynaklar bu olayın MÖ 4. yüzyıla kadar dayandığını söylemektedir. Tarihte yerini ilk alışı hala bir kesinliğe ulaşamamış olsa da tarihi kazılarda ortaya çıkan tabletlere baktığımızda bira zamanla önemini ve kullanım alanını arttırmıştır. Antik çağlarda bira, tanrıların insanlığa bir armağanı olarak görülmekteydi. Biranın kötü ruhları kovduğuna inanılıyordu bu sebeple rahiplerin zamanında yaptığı birçok ilacın içine kattığı da kayıtlara geçmiştir. Fermente edilen ürünler anti bakteriyel özellik kazandığından bira içenler içmeyenlerden daha az hastalığa kapılıyorlardı. Bu da biranın popülaritesini arttırmıştı.

İlk dönemlerde biracılık daha çok kadınların yaptığı bir işti. Biracılık çok önemli görülmekteydi. Sümerlerin bira tanrıçası olarak geçen Ninka-i (ağzı dolduran efendi) adına yazmış oldukları bir ilahi biracılık sürecini anlatmaktadır. Öncelikle ıslatılan arpaların çimlendirilmesiyle malt yapılıyordu. Bu yeşil malt kurutuluyor sonrasında ise kökçükleri ayırılıyordu. Tercihe bağlı olarak havan, tokmak ya da değirmen yardımıyla öğütülüp su ve bira ekmeğiyle homojen halde olan bir hamur haline geliyordu. Bira ekmeği ise çimlendirilmeden öğütülmüş tahıl ve bir takım kokulu bitkinin yoğrulmasıyla oluşan hamurdu.

Bu hamurun şekillendirilmesi tercih meselesiydi ancak genelde somun ya da pide şekline getiriliyordu. Bira ekmeği, su ve malt üçlüsünün karışmasıyla oluşturulan karışım kapalı bir kapta mayalanana kadar bekletiliyordu. Üzerine eklenen tatlandırıcı maddeler içerisinde bulunan şekerle mayalanma sürecini hızlandırıyordu. İşlemin en sonunda ise mayalanmanın gerçekleştiği kabın altındaki deliklerden alttaki kaba damlayan sıvı arpa suyu yani biraydı. Ancak o zaman bira “Ka” şeklinde isimlendirilmekteydi. Görüntüsü biraz bulanıktı ancak tadı güzeldi. Üzerinde mayalanma sonrası bazı atıklar yüzdüğünden içerken uzun bitki sapları kullanılıyordu.

Biranın Tarihi

Mısırlılar ise biraya genel olarak “heqet” ya da “tenemu” diyorlardı hatta biracıları koruduğuna inandıkları “Tetenet” isimli bir tanrıça vardı. “Tenemu” ismi de bu tanrıça Tetenet’ten gelmekteydi. Normal hayatlarında yaklaşık olarak alkol oranı %3 ve %4’ü geçmeyen biralar tüketirken festivallerde bu oran çok daha fazla artmaktaydı. Hatta çoğunlukla iki katına ulaşmaktaydı. Ayrıca yaklaşık olarak 10000 işçinin beraber çalışmasıyla inşa edilmiş Gize piramidinin çalışma ücretleri birayla karşılanmıştır. Bunun dışında popülerliği oldukça fazla olduğundan Mısır devleti biradan vergi almıyor hatta almaya korkuyordu. Buna cesaret edip biraya vergi getiren ünlü Kleopatra VII, bu yaptığından sonra bütün popülerliğini ve ona olan sevgileri yitirmiştir. Mezopotamya’da ise farklı bira lezzetleri üretilmeye başlanmıştı. Bazı kadınlar daha tatlı tercih ettiklerinden onlar içi çok daha pahalı olan buğday birası üretiliyordu. Koyu malt birası zaten çok fazla üretiliyordu çünkü hem çok ucuzdu hem de çok seviliyordu.

Bu zamanlarda üretilen biralarda şerbetçi otu kullanılmamakta olup daha meyvemsi ve hafif şekerli bir tada sahipti. Şerbetçi otu kullanımı ancak 13. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır. Kişi başı günlük öğün olarak 5 ekmek ve 2 testi bira geçiyordu. Tanrı Hathor adına bir “Sarhoşluk Bayramı” düzenleniyordu ve bu bayramda yüksek dozda bira içmek bir gelenek haline gelmişti. Hatta Firavun III. Ramses bir kurban töreni sırasında tanrılara adak olarak 466303 testi bira sunarak tarihe geçmişti. Ancak Büyük İskender Mısır’ı ele geçirince Yunanlıların daha sık içtiği içecek olan şarap biranın yerini almaya başlamıştı. Yunanlılar ve Romalılar için bira kontrolsüz sarhoşluğun simgesi ve barbar halkların içtiği bir içkiydi.

Roma İmparatorluğu’nda Bira Kültürü

Romalılar fethettikleri yerlerden “hatıra” olarak bira getiriyorlardı. Keltler tadına baktıklarında çok sevdikleri arpa birasına “corma” adını vermişlerdi hatta bu toplum Avrupa’da bira üretimi yapan ilk toplumdu. Germenlerde de oldukça yaygındı. Bazı bardaklarda müşterilerin isteklerini dile getiren “Imple ospita ola de cervesa da” yani “Bardağı al meyhaneci ve birayla doldur” gibi yazılar yazıyordu.

Bira içmenin belli kuralları vardı. Soğuk sunulması için testiler soğuk kalabilecekleri yerlerde bekletilirlerdi. Yemeğin lezzetini arttırdığından, her lokmaya farklı bir tat kattığından ve insanı keyiflendirdiğinden dolayı günlük yaşamda bir vazgeçilmez haline gelmişti. 1434’te, daha fazla şarabın üretildiği güney Almanya’da, başpiskopos ve belediye meclisi bira üretimini “sonsuza dek” yasakladı. Bu yasak sadece 1642’de Başpiskopos Johann Philipp von Schönborn tarafından kaldırıldı.

Aslında zaten, güney Almanya’nın Bavyera eyaletinde üretilen biranın kalitesi zayıftı. 1293’te Nürnberg’deki şehir konseyi bira üretiminde sadece arpanın kullanılmasına izin verdi. 1447’de alınan bir kararda, Münih şehir meclisi bira üretmek için sadece arpa, şerbetçiotu ve su istiyordu. 23 Nisan 1516’da, Güney Almanya’daki Ingolstadt’ta bir tarih yazıldı; parlamento toplantısı, Bavyera’daki meşhur Rein Reinheitsgebot’u (Saflık Yasası) kabul etti ve bu da biranın sadece arpa, şerbetçiotu ve su kullanılarak yapılabileceğini öngördü. Zamanla, bu yasa tüm Almanya’da geçerli oldu.

Osmanlı Devleti’nde Bira

Osmanlıların ve ülkemizin kökenine gelince aslında, bira tarihini boza tüketimi tarihiyle bir tutulabilmektedir. Çünkü arpa fermente edilir ve pişirilirse ekmek, eğer suya yatırılırsa boza elde edilir. Mezopotamya’nın kökenli olduğu söylenen bira, Osmanlı İmparatorluğu’nda ancak 1840’lardan sonra “bira” adı altında üretilmiştir. Ancak boza, Anadolu ve İstanbul’da hep var olan bir içecektir. Boza, Asya, Mezopotamya, Afrika ve Anadolu bira ile birlikte üretilmeye başlanan bir içecek olarak bilinmektedir. Boza ve bira arasındaki ilişkinin geçmişe dayandığı söylenmektedir. Örneğin, içki yasaklarında, özellikle IV. Murat (1623-1640), IV. Mehmet (1648-1687) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde bozahanelerin kapatılmış ve yok edilmiştir. Özellikle kapatılanlar ekşi boza satan bozahaneleri idi. Çünkü bozalar arasında, özellikle ekşi olanlar yüksek derecede alkole sahipti ve genellikle birayla eş değer tutulmaktaydı. Fatih Sultan Mehmet’in içecek listesine giren boza, ilerleyen zamanlarda şarap yasakları uygulandığında yerini yasak listede almıştır.

Osmanlı’nın batı tarzı bira fabrikaları ve bira ile tanışması 1840’lı yıllara dayanmaktadır. Bu dönemde İstanbul, Alman göçmenler aracılığıyla batı tarzı bira kültürüyle tanışmaya başlamaktadır. Artık bir noktadan sonra da boza fabrikalarının yerini bira fabrikaları almıştır. Türkiye’de 1890 yılında kurulan ilk modern bira fabrikası olan Bomonti bira fabrikası, Bomonti kardeşler tarafından kurulmuştur. 1925 yılında Mustafa Kemal’in emriyle ekonomiyi geliştirmek adına kurulan Ankara Bira Fabrikası ilk yerli bira üretimi olarak tarihe geçmiştir. Ayrıca 1966 yılında kurulan Efes bira fabrikası Türkiye çıkışlı olmasına rağmen günümüzde birçok farklı ülkede yoğun talep görmektedir.

Günümüzde Bira

Bira günümüze kadar uzun yollar kat ederek ulaşmıştır. Popülaritesi artmış hatta bazı biralar için özel bardaklar bile icat edilmiştir. Yaklaşık 100 yıldır piyasada yerini koruyan Bierstiefel isimli çizme şeklinde bir bardak vardır. Söylentiye göre orduda askerler bir çizme dolusu bira içerken otaya çıkmıştır. Buğday birası, lager ya da pilsner gibi göz alıcı biraların renklerini ortaya çıkarmak için dizayn edilen Pilsner bardağı da vardır. Üst kısmı köpüklenme artsın ve koku daha rahat hissettirilsin diye daha geniş yapılmıştır. Bunlar gibi Yard, Shaker, Tankard ve çok daha fazlası vardır. Bira vazgeçilmez hale gelmiş beraberinde ortaya çıkan şeylerin de günlük hayatta vazgeçilmez olmasını sağlamıştır; özel bardaklar, yanına yakışan çerez ve atıştırmalıklar gibi.

Bira Neden Çok Tüketiliyor?

Tarihte bira içilmesinin doğru bulunduğu dönemler de, doğru bulunmadığı dönemler de bulunmaktadır ancak durum ne olursa olsun bira tüketilme miktarı oldukça fazladır. Bu içeceğin popülaritesi, günümüze ise etkisini arttırarak gelmiş olup belirli bir yaştan sonra hemen hemen her insanın severek içtiği bir içecek haline gelmiştir. Ayrıca günlük hayatta eskisi kadar yer kaplamasa da keyifli akşamlarda evlerde, restoranlarda ve barlarda en sık tüketilen içecekler arasında yerini almış durumdadır. Hatta her ülkenin kendine özel bir bira kültürü oluşmuştur. Bu ülkelerin kendine has birahaneleri, hatta bazen kendine has atıştırmalıkları üretilmeye başlamıştır. Tarihin en eski içeceklerinden biri olan bira; tarih öncesi toplumlarda belli bir makam belirtisi olurken sonrasında barbar içkisi olarak görülmüş, günümüzde ise bir keyif aracı ve insanları bir araya toplayan bir içecek olarak yer edinmiştir. Çok uzun yıllardır ününü koruyan bu içeceğin gelecekte de hız kaybetmeden akıllarda ve sofralarda yerini alacağı, neşelere neşe katacağına inanılmaktadır.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Alkol Ne Zaman ve Nerede Keşfedildi? Alkolün Tarihi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi