İstimalet Politikası Nedir? Tarihi ve Amaçları

İstimalet Politikası Ne Zaman Uygulanmıştır?

İstimalet Politikasının Amaçları ve Faydaları Nelerdir?

İstimalet Nedir? İstimalet, meylettirme, cezbetme, gönül alma demektir. Ayrıca halkı gözetme, halka karşı hoşgörülü davranma, raiyyetperverlik anlamındadır.

İnsanoğlu kendini güvende hissedebilmek, rahat bir yaşam sürebilmek, varlığını ve kültürünü sonraki kuşaklara aktarabilmek için tarih boyunca mücadele etmiştir. İnsan daima çevresiyle ve doğayla iletişim içinde olmak zorunda kalmıştır. Yerleşmek daima bu iletişimin kurulmasındaki en önemli etkenlerden biri olmuştur. Osmanlı Devleti, küçük beylikler halinde yerleşim kurmak ve varlığını sürdürmekten bir devlet olmaya geçiş yaptığı dönemde birçok fetih yapmıştır. Ayrıca yeni topraklar kazanmıştır. Bu sayede sınırlarını büyük ölçüde genişleten ve birçok bölgede hakimiyet kuran Osmanlı Devleti, bu zamanda birçok politika uygulayarak bölge halkını kazanmayı ve fetihlerini sürekli hale getirmeyi hedeflemiştir. Bu politikalardan biri de istimalet politikasıdır.

İstimalet Nedir?

Arapça bir sözcük olan İstimalet’in sözlük anlamı meylettirme, cezbetme, gönül almadır. İstimalet sözcüğü Osmanlı Devleti döneminde yazılmış kroniklerde halkı ve özellikle gayri müslim tebaayı gözetme, onlara karşı hoşgörülü davranma, raiyyetperverlik anlamında da kullanılmıştır.

İstimalet sözcüğü Osmanlı Devleti zamanında, Osmanlının fethettiği yerlerdeki gayrimüslimlere veya kölelere hoş görülü davranması, raiyyetperverlik yapmasına verilen kelimedir. Dış ülkelere karşı onları koruma, dinlerini devletlerinde serbest bırakma, onları kendi himayeleri altına alma gibi yaptığı davranışlara verilen addır.

Kur’an-ı Kerim’de Tevbe suresinde “müellefe-i kulûb” biçiminde geçen istimâlet siyaseti Osmanlı Devleti’nin fetihlerini kolaylaştıran önemli bir ilkesel yaklaşım olarak benimsenmiştir.

İstimalet Politikası Ne Demek?

İstimalet diğer bir deyişle hoşgörü politikası anlamına gelen Osmanlı Devleti’nin fethettiği topraklarda uyguladığı politikalardan biridir.

Osmanlı Devleti’nin fethettiği topraklarda uyguladığı politikalardan biri de İstimalet politikası olmuştur. İstimalet politikası diğer bir deyişle hoşgörü politikası anlamına gelmektedir. İstimalet politikasını yeni fethettiği topraklarda uygulamaya koyan Osmanlı Devleti, bölge halkının her türlü inanış ve yaşayış biçimlerine saygılı ve hoşgörülü davranmıştır. Halkın örf ve adetlerine, dinine ve yaşayış biçimine saygı gösterilmiştir. Aynı zamanda feodal beylerle uğraşmakta olan Osmanlı Devleti hoşgörülü tutumuyla bölge halkını kazanmayı başarmıştır. Fethettiği topraklarda uzun yıllar hakimiyet kurabilmiştir. Eğer Osmanlı Devleti böyle bir tutum izlemeseydi inanışlarına ve yaşam biçimine saygı gösterilmeyen halk zamanla ayaklanacak ve Osmanlı’ya karşı çıkacaktı. Örf ve adetleri değiştirilmeye çalışan halk Osmanlı Devleti’nin yönetiminden kurtulmak için isyan ve olaylar çıkaracaktı. Bu durum devlette birçok iç karışıklığa ve kaosa neden olacaktı.

Bu huzursuzluklar ve ufak ayaklanmalar uzun vadede Osmanlı Devleti’nin merkezi otoritesini sarsacak ve yeni fetihlerin gerçekleşmesine ayak bağı olacaktı. Dolayısıyla devletin sınırlarını büyütmesi de yavaşlayacak, belki de duracaktı. Ünlü tarihçimiz Halil İnalcık’ın kelimeleriyle istimalet politikası; “Hoşgörü ile kendi tarafına kazanma anlamına gelmektedir. Toprağı yurtluk olarak alan osmanlı alpları ve nökerleri, geçimleri için Rum köylüsünün yerlerinde kalmasına muhtaçtı. İstimâlet politikası zorunlu idi.” şeklinde anlatılmıştır.

İstimalet Politikası Nasıl Uygulanmıştır?

Osmanlı Dönemi’nde pek çok millet uzun yıllarca hep beraber aynı toprakların sınırları içerisinde yaşamıştır. Anadolu’ya ilk yerleşmeler yapıldığından ve boylar yavaş yavaş kurulmaya başlandığından beri etnik olarak farklı gruptan insanlar Anadolu’da yerlerini almaya başlamıştır. Ve o dönemden bugünün Anadolusuna kadar farklı kökenden insanlar barış içinde Anadolu topraklarında beraberce yaşamayı sürdürmüştür. Bunun ana nedenlerinden biri devletin uyguladığı hoşgörü temelli politikalardır. Çünkü ayırıcı politikalar izlenmesi halinde toplumun iç barışı sağlanamaz ve halkın birliği olamaz. Bu nedenle Osmanlı Devleti gibi çoğu Türk Devleti istimalet yani ılımlı ve adaletli yönetim fikrini ortaya koyarak uygulamışlardır. Bu sayede halk istediği dine inanabilmiş, düşüncelerini özgürce dile getirebilmiştir. Bunun sonucu olarak da Osmanlı Devleti yıllar boyunca egemenliğini sürdürebilmiştir.

Fethedilen Bölgelerde Halka İyi Davranılması

Ayrıca Osmanlı, fethettiği yerlerdeki halkı sömürmek ve fethettiği yerdeki halka zulmetmek yerine onlara karşı daha adil ve hoşgörülü bir tavır sergiledi. Bu durum da halkın Osmanlı karşısında direniş ya da isyan çıkarma ihtimalini azalttı. Osmanlı’nın kendi iç işleriyle ilgilenmek zorunda olması yerine dış politika ile ilgilenebilmesini sağladı. Fethedilen yerlerdeki halka karşı hoşgörülü ve saygılı bir tavır sergilenmiş olması nedeniyle halk Osmanlı’yı benimsedi. Kendi inançlarına ve kültürüne saygı gösterildiğini gören halk bu bölgelere yerleşen Türklere karşı da saygı ve hoşgörü gösterdi. Bu durum da iki farklı kültür arasındaki ikili ilişkilerin olumlu yönde ilerlemesini sağladı. Günümüzde Osmanlı’dan sonra kurulmuş bir ülke olan Türkiye’nin birçok dünya ülkesi tarafından seviliyor ya da saygı gösteriliyor olmasının ana sebebi geçmişte sömürgeci ve istilacı bir tavır yerine hoşgörülü bir tavır takınmış olmasıdır.

İstimalet Politikasının Amaçları ve Faydaları Nelerdir?

İstimalet Politikasının Amaçları Nelerdir?

Osmanlı Devleti’nin klasik dönemde uyguladığı istimalet politikasının genel amacı ele geçirilen bölgelerde kalıcılığı sağlamaktır. Rumeli’ye geçişlerinden sonra Balkanlara doğru bir fetih politikası izleyen Osmanlı Devleti bu fetihler sonucunda topraklarını oldukça genişletmeyi başarmıştır. Ancak bu topraklarda kalıcı olabilmek ve daha iyi yönetebilmek için bu bölgelerde iskan ve istimalet adında iki politika izlemiştir.

Ayrıca bu bölgelerde Türklerin varlığı sayesinde gayrimüslim halkın ayaklanma ihtimalleri azalmış, fetih hareketleri süreklilik kazanmıştır. Bu politikalardan ikincisi olan istimalet politikası ise Osmanlı Devleti’nin hoşgörü politikasıdır. İslam hukukunda zimmet antlaşması olarak geçen kavram, İslam hukukuyla yönetilen Osmanlı Devleti’nde de istimalet politikası adıyla uygulanmıştır. Bu politika doğrultusunda Osmanlı Devleti fethettiği topraklarda yaşayan toplulukların ve azınlıkların dini ve kültürel yaşantısına karışmamıştır. Bu inançlara hoşgörülü bir şekilde yaklaşmıştır. Devlet, dini ve kültürü ne olursa olsun fethettiği topraklar içindeki halkın can ve mal güvenliğini sağlamıştır. Farklı din ve kültürlerdeki insanları da kendi halkı olarak görmüştür. Osmanlı Devleti, dönemine göre gösterdiği bu hoşgörü ve eşitlik politikalarıyla gayrimüslim halkın da sevgisini kazanarak Balkanlarda da, fethettiği diğer topraklarda da egemenliğini arttırmıştır. Fethettiği geniş topraklar boyunca kalıcılığını sağlamayı başarmıştır.

İstimalet Politikasının Faydaları Nelerdir?

Öncelikle Osmanlı Devleti, Balkanlarda kalıcı olmak için hangi politikaları uygulamıştır? sorusunu yanıtlayalım. Osmanlı Devleti, Balkanlarda bir kısım toprağı ele geçirmiştir. Kuruluş Dönemi içerisinde verdiği kararlar ve Bizans Devleti ile olan ilişki Osmanlıların Balkan toprakları hayalini beslemiştir. Bu hayale ulaşmak Osmanlı Beyliği’ni çok zorlamamış olsa da toprakları ele geçirdikten sonra iş bitmemiştir. Ele geçirilen Balkan topraklarında kalıcı olmak belki de o toprakları ele geçirmekten daha zordur. Bu dönemde ise Osmanlı Devleti birkaç politika uygulamıştır. Bunlar: fetih politikası, iskan politikası ve istimalet politikasıdır. Bu önemli üç politika zekice kurgulanmış olup Osmanlıların Balkanlardaki kalıcılığını amaçlamaktadır.

İskan politikası ile ortaklaşa yapılmış olan istimalet politikasının sözlük anlamı “cezbeden, meylettirme, gönül alma” gibi anlamlara sahip olan istimalet, genel olarak Osmanlı Beyliği’nin uygulamakta olduğu “uzlaştırıcı fetih politikası” adına kullanılmakta olan bir tabirdir. Osmanlı Devleti, fethettikleri bölgelerin halklarına iyi davranarak onları kendi himayesine almış, inançları konusunda özgür bırakmıştır. Osmanlı Devleti iskan politikası uyguladıkları halkın can ve mal güvenliğini sağlamış, onların gönüllerini kazanmaya çalışmıştır. Vergi konularında kolaylık göstermiştir. Fetihlerde kalıcılığın sadece askeri başarılarla gerçekleştirilemeyeceğini gören Osmanlı Devleti, istimalet politikası ile birlikte bu kalıcılığı sağlamıştır.

İstimalet kelimesinin anlamını yönlendirme ve cezbetme olarak değerlendirebiliriz. İskan politikası ile sıkça karıştırılan istimalet politikasının halka sundukları farklıdır. İskan politikasının amacını millileştirmek olarak düşünürsek eğer istimalet politikasının amacı halka özgürlük ve mutluluk sunmaktır. Oradaki halkı sömüren derebeyleri yok etmek ve topraklara yeni giren yerlerden diğer yerlere göre nispeten daha az vergi almak istimalet politikasına örnek gösterilebilir.

İstimalet Politikasının Sonuçları

İstimalet politikası Osmanlı Devleti tarafından bir gelenek gibi yüzyıllarca uygulanmıştır. Bu politikanın esası hoşgörülü davranmak ve tahammül etmektir. İstimalet politikası ile iskan politikası arasında ufak farklar vardır ve iki politikayı birbirine karıştırmamak gerekir. İskan politikasında bölgeyi Müslümanlaştırmak, Türkleştirmek amacıyla bölgeye Müslüman Türk halkı yerleştirmek söz konusu iken istimalet politikasında yeni fethedilen yerlerde hoşgörü siyaseti takip edilmiştir. Reayaya inançları konusunda saygılı yaklaşılmıştır.

Sonuç olarak, istimalet politikasıyla daha hoşgörülü bir tutum izlenirken iskan politikasıyla bölge halkının mevcut yaşam biçimi, adetleri ve inanışları üzerinde etki yaratmak; halkı Türkleştirmek amaçlanmıştır. Böylelikle Türkmenler konar-göçer yaşam biçiminden yerleşik hayata geçmişlerdir. Ayrıca anlaşamayan azınlıkların birbirinden ayrılması sağlanarak ülkede iç huzur sağlanmıştır. Fethedilen bölgelerdeki gayrimüslim halkın ayaklanması da engellenmiştir. Osmanlı Devleti’nin bu politikaları uygulamaktaki amacı fetihlerin sürekliliğini sağlamaktı. Ayrıca yeni fethedilen yerlerde Türk nüfusunu artırmak ve Türk kültürünü yaymaktı.

İlgili Yazılar
Yorum Yapın

İlk Siz Haberdar Olun!
E-posta adresinizi girin, yeni içeriklerimiz e-posta adresinize gelsin.