Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası

Uhud Savaşı Nedir? Nedenleri ve Sonuçları

Uhud Savaşı Nasıl Gerçekleşti? Uhud Savaşı ile İlgili Ayetler

Uhud Savaşı Nedir?
0 15

Uhud Gazvesi veya Uhud Muharebesi olarak da bilinen Uhud Savaşı, 23 Mart 625 tarihi esnasında Medine civarındaki Uhud Dağı’nda Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında meydana geldi. Savaşın nedeni, Bedir Savaşı’nda mağlubiyete uğrayan Mekkeli müşriklerin Müslümanlardan intikam almak istemesidir. Meydana gelen savaşta Hz. Muhammed’in görevlendirdiği okçular, yerlerini terk etmiştir. Böylelikle iki ateş arasında kalan Müslümanlardan Hz. Hamza ile birlikte 70 kişi şehit oldu. Hz. Muhammed ciddi şekilde yaralandı.

Uhud Savaşı Nedir? (Uhud Savaşı Özet)

Uhud Savaşı; miladi takvime göre göre milattan sonra 625 yılında, hicri takvime göre ise 3 yılında Uhud dağında yer almıştır. Uhud dağı Medine’nin kuzeyinde yer almaktadır ve Mescid-i Nebevi’ye 5 kilometre uzaklıktadır. Yüksekliği 720 metre, uzunluğu 8 kilometredir. Bu savaşın bir tarafında Medineli Müslümanlar bulunurken diğer tarafında Ebu Süfyan’ın ordusu bulunmaktaydı. Bu savaşın sebebi Bedir Savaşında ağır yenilgi alan müşriklerin intikam arayışı ve itibarlarını restore etme isteğiydi.

Bir Yahudi lideri olan Kâ’b b. Eşref, Bedir yenilgisinden sonra Mekke’ye gitmiş ve Mekkelileri Müslümanlara karşı cephe almaya ikna etmeye çalışmıştır. Bedir savaşında Müslümanların saldırılarından kurtulan Ebû Süfyan’a ait olan kervan Mekke’ye ulaşmayı başarınca mal sahipleri bütün varlıklarını savaş için harcamakta karar kılmışlardır. Müşrikler bir yıl boyunca yapılan hazırlık sonucu 3000 kişilik bir ordu ortaya çıkarmıştır. Resûlullah düşmana karşı nasıl bir yol izleneceği hakkında bilgiler verdi ve Müslümanlar hazırlıklar yapmaya başlamışlardır. Bu hazırlıklar Mescid-i Nebevi’de toplanarak yapılmıştır. Resûl-i Ekrem, orduyu kısa bir yoldan ve düşmanla karşılaşma tehlikesi olmadan Uhud’a kadar götürebilecek bir kılavuz istemiştir. Bu görevi de Ebû Hasme el-Ensârî üstlenmiştir. Ordu, arkasını Uhud dağına verip Ayneyn tepesini soluna, güneşi de arkasına alıp Medine’ye doğru saf tutmuştur. Hz. Muhammed orduyu savaş düzenine koymuştur ve ordunun sağ ve sol taraflarına, öndekilere ve arkadakilere kumandanlar tayin etmiştir.

Kısaca Uhud Savaşı

Mübâreze ile başlayan savaş gittikçe kızışmaya başlamış, Müslümanlar düşman ordusunun merkezine kadar ilerlemiştir. Müslüman askerler, müşrikleri savaş alanının dışına kadar uzaklaştırmıştır. Müslümanlar kesin zafer kazandıklarını düşünerek ganimet toplamaya başlamışlardır. Ayneyn tepesindeki okçular da düşmanın bozguna uğradığını düşünüp yerlerini terk etmişlerdir. Müslümanları gafil avlamak için fırsat yoklayan Hâlid b. Velîd harekete geçmiş, ganimet toplayan Müslüman askerler üzerine ani bir baskın yapmıştır. Bunu fark eden Kureyş ordusu geri dönüp saldırıya geçmiştir. İki taraf arasında kalan Müslümanlar paniğe kapılmıştır. Hz. Ebubekir, Hz. Ali ve Hz. Ömer ile birlikte bir grup Müslüman; Hz. Muhammed’i korumak için çevresinde bir halka oluşturmuşlardır. Mus‘ab’ı öldüren İbn Kamîe, Hz. Peygamber’i öldürdüğünü zannederek bu vaziyeti etrafa yaymaya başlamıştır. Müslümanlar panik olup dağılmaya başlamıştır. Hz. Muhammed, çevresinde düşmanlar olduğu halde Uhud kayalıklarına çekilebilmiştir. Bu sırada Ebû Süfyân ve yoldaşları kayalıklara doğru ilerlemeye çalışmışlarsa da Müslümanlar fırlattıkları taşlarla düşmanları uzaklaştırmışlardır. Savaş da bu şekilde sona ermiştir.

Uhud Savaşı Nedenleri

Bedir Savaşından sonra Mekkeli müşrikler büyük bir mateme bürünmüş durumdaydılar. Herkes bir yakınını, dostunu, akrabasını kaybetmişti. Kureyş’in reisi Ebu Süfyan da yakınını kaybedenler arasındaydı. Karısı Hind’in şu şekilde bir söz söylediği düşünülmektedir: “.. Muhammed’le arkadaşlarından öç almadıkça içim rahatlamayacak, Muhammed’le savaş yapmadıkça koku sürünmek bana haram olsun. Sevdiklerimin intikamının alındığını gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!” Bedir savaşında saldırılardan kurtulan Ebu Süfyan’a ait olan bir kervan sağ salim Mekke’ye ulaşmıştı. Bu kervan Daru’n-nedve’de durmaktaydı. Müşriklerin ileri gelenleri, halka katılma payı verdikten sonra kalan kâr ile büyük ve güçlü bir ordu hazırlanmasına karar vermişlerdi. Bir Yahudi kabilesi olan Benî Kaynukā‘ kabilesinin, etmiş olduğu ihaneti sonucunda Medine’den sürülmesi diğer Medineli Yahudilerin de Müslümanlara karşı kin beslemesine sebebiyet verdi.

Uhud Savaşı Hazırlıkları

Yahudi lideri olan Kâ‘b Eşref, Bedir bozgunundan sonra o da Mekke’ye gidip Arapları Müslümanlara karşı doldurmaya başlamıştı. Müşrik Kureyşliler, Mekke’nin dışındaki Arap kabilelerinin de katılımıyla 3000 kişilik bir ordu hazırladılar. Bu ordu içerisinde 700 zırhlı, 200 atlı süvari, 3000 tane de deve vardı. Bu ordu içerisinde, en başta Ebu Süfyan’ın eşi Hind olmak üzere 14 tane de kadın vardı. Bedir Savaşı’nda babasını ve diğer yakınlarının bazılarını da kaybetmiş olan Hind’in aklına çirkin bir intikam duygusu yerleşmişti. Amcası Abbas, Hz. Muhammed’i çok severdi. Bundan dolayı bir mektup yollayarak Kureyş’in savaş hazırlıklarını yeğenine bildirdi. Hz. Muhammed amcasından gelen bu mektubu okuttu ve mektupta bahsi geçen haberi gizli tutarak keşifçi askerler gönderdi. Keşifçi askerlerin getirdiği haberler amcasının mektupta anlattıklarına birebir uyuyordu. Düşmanın büyük bir ordusu vardı ve Medine’ye doğru ilerliyordu.

Bunun üzerine Hz. Muhammed bir savaş meclisi toplayarak meseleyi detaylı bir şekilde ashabıyla görüştü. Hz. Muhammed düşman ordusunu şehrin dışında karşılamak yerine şehri içerden savunma fikrini doğru buluyordu. Ne var ki Bedir savaşına katılmış gazileri anlatan övücü ayetlerin etkisinde kalan genç nesil, düşmanı dışarıda karşılamak, düşman ile bir meydan savaşı yapmak istiyorlardı: Hz. Muhammed ashabın isteklerini kırmadı. Düşmanı karşılamak üzere zırhını giydi, kılıcını kuşandı. Müşriklerin reisi Abdullah bin Ubey bin Selül şehrin içinde kalıp savunma yapılmadığını bahane edip 300 kişilik ordusunu geri çekti. Onun isteği savaşmak değildi, aslında Müslümanları düşmana karşı güçsüz bırakmak istiyordu. Böylece Müslüman askerlerin sayısı 1000’den 700’e düşmüş bulunmaktaydı.

Uhud Savaşı Nasıl Gerçekleşti?

Ordunun komutanları sol ve sağ kanatları, ön ve takipçileri atadı. Sonra cihadın önemi hakkında bir konuşma yaptı. Düşmanın İslami ordunun cephesine saldırmasını önlemek için, Abdullah b. Elli okçuyu Cübeyr’in altına Uhud dağının önünde, ordusunun sol tarafında ve ardından Cebelürrumât (okçular tepesi) adındaki tepenin tepesine yerleştirdi. Okçulara, muzaffer olsalar bile ikinci bir düzene kadar yerlerini terk etmemelerini ve düşman ordusu arkadan saldırırsa okları fırlatıp vurmalarını emretti.

Bu sırada, Abdül Sufyan, Uhud’a Zibābe’den orduyu emretti. Kureyş Uhud’a gittiğinde, Hâlid b. Bir grup süvari orduyu emrinde bıraktı. Muhtemelen onları tanımıyorlardı çünkü savaş dağın etrafına gelip savaş alanına geldiğinde savaş başladı. Abduydadrogi, önünde Uhud’u alarak güneşe karşı savaş sırasını alan ve aralarında 100 okçu bulunan Medine ordusunun taşıyıcısıydı. Ebu Sufyan’ın karısı Hindu ve iki idolü vardı. Orduya katılan kadınlar, Badr’da çalınan ve öldürülen akrabalarına mayın çalarak Kureyşitleri teşvik etti.

Savaş sorgu ile başladı. Kureyş ordusu sancaktarı Talha ordusundan attı b. Ebu Talha’yı Hz. Ali, Talha’ı sonra çıkan kardeşi Hamza Hamza’yı öldürdü. Savaş kaçarken, Müslümanlar düşmanın merkezine doğru ilerliyordu ve yirmiden fazla insanı öldürüyorlardı. Sancaktarları ordusunun valisi öldü ve pankartı kimse kaldıramadı. Müslüman askerler, son galibiyetin ganimeti toplamaya başladığı fikriyle kovalandıktan sonra düşmanı savaş alanından uzaklaştırıyor. Ayın tepesindeki okçuların çoğu düşmanın mağlup olmasını önlemek için yerlerini terk ederek yenildiklerini gördü. Bu arada, Hâlid b. Wali taşındı. Abdullah b. Kübeyr ve on şehitinin ardından Ayneyn Tepesi’nin doğusuna gitti ve İslam ordusunun arkasına asıldı.

Uhud Savaşı’nda Okçular

Velîd, ganimet toplamakla uğraşan Müslüman askerlere baskın düzenledi. Bunu görünce, Kur’an ordusu geri döndü ve saldırdı. İki güç arasındaki Müslümanlar paniğe kapıldı. Bazıları kollarını bıraktı ve saflar kırıldı. Yine sarıldıklarında ve çarpışmaya başladığında, Hz. Hamza, Vahşi b. Harb tarafından şehit edildi. İbn Kamîe, Hz. Peygamberin yanında durdu ve kılıcı bir grevle suratından yaraladı. Peygamberin kaskı ikiye bölünmüş yüzüğe battı. Utbe b. Ebû Vakkāsıl attığı taşla alt dudağını indirdi ve diş kırıldı. Abdullah b. Darbe ile Şihâb’ın alnında yaralandı. Uba b. Halef Allah’ın Elçisini öldürmek için hareket etse de, Tanrı’nın Elçisi onu bir mızrakla attı. Uba, bunun etkisiyle Mekke’ye dönüş yolunda öldü. Resulullah Medine’den Mekke’ye gitti ve Abu Amam’ın savaştan önce kazdığı çukurlardan birine düştü ve diz kapakları yaralandı. O zaman bile, “Ey Rabbim! İnsanlarıma rehberlik ettim, çünkü gerçeği bilmiyorlar.” diyordu.

Hz. Ebu Bekir, Ömer ve Ali ile birlikte bir grup Hz Hz. Peygamber’i korumak için onun etrafında bir halka kurdular. Ebu Dajâne vücudunu bir kalkan gibi korur Sa’d b. Ebu Vakkun da düşmana ok atıyordu. Talha b. Keder Messenger’ı düşmanın kılıç darbelerine karşı korur. Ubeydullah yaranın etkisi altına düştü. Bu arada, Mus‘ab b. Umeyr, İbn Kamîe tarafından şehit edildi. Bunun üzerine Hz. Muhammed Hz. Ali’ye verdi. Mos. Ab’ı öldüren İbn Kamîe, Hz. Peygamber’i öldürdüğünü düşündü ve Peygamberin öldürüldüğünü yaymaya başladı. Bu şiirin etkisiyle Müslümanlar panik içinde dağılmaya başladı. Bazıları şifreyi unuttular, birbirlerini öldürdüler ve yaralandılar. Bu arada, Allah’ın Elçisi, Allah’ın Elçisi’ni gördü. Malik, inananlar, müjde dedi! İşte Resulullah. Hz. Peygamber, etrafındaki Yoldaşları olmasına rağmen, Uhud’un kayalarına çekildi. Bu sırada Ebu Sufian ve arkadaşları kayalara doğru ilerlemeye çalıştılar, ancak Müslümanlar attıkları düşman taşlarını çıkarmayı başardılar. Savaş sona erdi. Ne var ki bu savaşın kesin bir kazanını olmamıştır.

Uhud Savaşı Sonuçları

Müslümanlar savaştan yenilerek ayrılmıştır. Bu durum Musevileri sevindirmiş, Arap kabilelerinde isyanlara sebep olmuştur. Hz. Muhammed bu duruma çok üzülmüştür. Uhud’da şehit olanlar için şu cümleleri kurmuştur: ”Uhud savaşında şehit olan kardeşlerimizin ruhlarını Allah bir takım yeşil kuşların içine koymuştur. Bunlar cennet ırmaklarına gelip, yerler ve içerler. Burada cennet meyvelerinden yerler. Kuşlar daha sonra arşın gölgesindeki asılı olan altın kandillere tünerler. Şehit olan ruhları mesut bir hayata eriştiğinde, bizim cennetteki halimizi dünyadaki kardeşlerimiz bilsinler ve cihattan çekinmesinler demişlerdi.” Mekkeli Müşriklerin bu savaşta esas istekleri Müslümanların kökünü kazımaktı. Ancak bunu başaramamışlar, yani Hz. Muhammed’in yoldaşlarını yok edememişlerdir. Mekkeliler Müslümanları yok edemeyeceklerini anlamıştır. Bu savaş sonunda herkes şunu anlamıştır ki Allah birdir ve şüphesiz ki tek gerçek odur. Müslümanlar doğru yoldadır ve Müslümanların yolu İslam’dır. Bu da demek oluyor ki İslam doğru yoldur.

Uhud Savaşı ile İlgili Ayetler

Uhud Savaşı ile ilgili Kuran-ı Kerim’de yer alan birkaç ayet şu şekildedir;

Al-i İmran Suresi, 121. ayet: Hani sen, müminleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

Al-i İmran Suresi, 122. ayet: O zaman sizden iki grup, neredeyse ‘çözülüp geri çekilmek’ istemişti. Oysa Allah onların (Velisi) yardımcısıydı. Artık müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etmelidir.

Al-i İmran Suresi, 140. ayet: Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri Biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah’ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahitler (veya şehitler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez.

Al-i İmran Suresi, 141. ayet: (Yine bu) Allah’ın, iman edenleri arındırması ve inkar edenleri yok etmesi içindir.

Al-i İmran Suresi, 142. ayet: Yoksa siz, Allah, içinizden cihat edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

Al-i İmran Suresi, 143. ayet: Ant olsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

Al-i İmran Suresi, 144. ayet: Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi O ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.

Al-i İmran Suresi, 155. ayet: İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama ant olsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır.

Al-i İmran Suresi, 157. ayet: Ant olsun, eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah’tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır.

Al-i İmran Suresi, 165. ayet: İki misline uğrattığınız bir musibet size isabet edince mi: “Bu nereden” dediniz? De ki: “O, sizin kendinizdendir.” Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.

Al-i İmran Suresi, 166. ayet: İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah’ın izniyle idi. (Bu, Allah’ın) müminleri ayırt etmesi;

Al-i İmran Suresi, 168. ayet: Onlar, kendileri oturup kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi” diyenlerdir. De ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse.”

Kısa Sorularla Uhud Savaşı

Uhud Savaşı hakkında bazı temel soruları kısaca yanıtladık. Bu soruları ve yanıtlarını aşağıda inceleyebilirsiniz. Sizler de Uhud Savaşı hakkında yorum bölümünü kullanarak soru gönderebilirsiniz. Sorularını bu bölümde yanıtlayabiliriz.

1. Uhud Savaşı Ne Zaman Yapıldı?

Miladi takvime göre 23 Mart 625 tarihinde, Hicri Takvime göre 3 Şevval 3 tarihinde yapıldı.

2. Uhud Savaşı Nerede Yapıldı?

Bugünkü Suudi Arabistan’daki Medine şehrinin 8 km kuzeyindeki Uhud Dağı çevresinde yapıldı.

3. Uhud Savaşı Neden Yapıldı?

Mekkeliler yani Kureyşliler, 624 yılındaki Bedir Savaşı’nda yenildikleri için yapıldı.

4. Uhud Savaşı Kimler Arasında Yapılmıştır?

Hz. Muhammed komutasındaki Medineli Müslümanlar ile Ebu Süfyan komutasındaki Mekkeliler arasında yapıldı.

5. Uhud Savaşı’nı Kim Kazandı?

Kesin bir kazananı olmamakla birlikte Mekkeliler yani Kureyşliler üstün sayılır.

Bun Yazıları Da Beğenebilirsiniz!

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi