Hayber’in Fethi Nedenleri, Sonuçları ve Önemi

Hayber'in Fethi

Hayber’in Fethi nedir? 629 yılında Müslümanların, Yahudilerin kontrolündeki Hayber Kalesini ele geçirmesi ile sonuçlanan bir olaydır.

Bu yazımızda Hayber neresidir? Hayber Kalesi’nin özellikleri nelerdir? Hayber’in fethinde savaşan taraflar kimlerdir? Hayber’in fethedilmesinin nedenleri nelerdir? Hayber’in fethinin gelişme süreci nasıldır? Hayber’in fethinden sonra yaşananlar nelerdir Hayber’in fethinin sonuçları nelerdir? sorularını yanıtladık.

Hayber Neresidir?

Medine’nin 180 kilometre kadar kuzeyinden başlayan ve denizden yüksekliği 850 ila 1000 metre olan volkanik dağlarla çevrili geniş ve verimli bir vadidir. Verimli olmasından ve de Medine’ye yakın olmasından ötürü hurma ve tahıl ambarlarının önemi bir hayli fazladır. Ayrıca ticaret yollarını üzerinde bulunması hem o yollardan alınan vergilerle hem de ticaret için civar ülkelerden gelen ticaret kervanlarıyla yapılan ticaretler sayesinde bilinen ve önemli bir şehirdi. Su kaynaklarının ve verimli ovaların çokluğu ise ticaretin yanında tarımın da gelişmesine olanak sağlayarak yerel halk için ticaretle birlikte önemli bir gelir kapısı olmuştur. İslamiyet tarihi açısından önemli bir yere sahip olan Hayber, İslamiyet öncesi dönemde Yahudi kabilelerinin bulunduğu bir şehirdi.

Hayberin Fethi Harita
Hayber’in Fethinin Gerçekleştiği Yer

Hayber Kalesi

Hayber Kalesi (diğer bir adıyla Kamus Kalesi) toplam 7 adet burç ile çıkılması zor olan bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Bu hurçların isimleri: Netah, Sülafım, Kamus, Naım, Ketibe, Sık ve Vatıh’tır. Bu kaleler sağlamlığıyla bilinmektedir ve ele geçirilmesi oldukça zordu. Bu kalelerin en büyüğü Hz. Ali’nin fethettiği Kamûs’tur.

Kamus Kalesi
Hayber Kalesi (Kamus)

Hayber’in Fethi

Hayber Muharebesi, 629’da Müslümanlar ile Yahudiler arasında Medine’nin yaklaşık 150 km kuzeyinde gerçekleşmiştir. Müslümanlar ve Yahudiler arasında gerçekleşen savaşta Müslümanların komutanları Hazreti Muhammet ve Hazreti Ali’dir. Yahudiler’in komutanları ise el-Haris bin Ebu Zeyneb (Ebu Zeyneb’in oğlu El-Haris) ve Merhab bin Ebu Zeyneb’dir. (Ebu Zeyneb’in oğlu Merhab) 1.600 kişilik İslam ordusuyla 14.000 kişilik Yahudi ordusu savaşmıştır.

Hayber Savaşı
Hayber’in Fethi

Hayber Fethi Nedenleri

Yahudiler ve Mekkelilerle yapılan anlaşmalar ışığında Müslümanlar ve Mekkeliler gerçekleşecek olası bir savaş durumunda Hayber Kalesi’nin, Mekkeliler’e verilmesi Müslümanların güvenliğini tehdit etmekteydi. Öte yandan Hayber Kalesi’nin Medine’ye yakın olmasıyla da Medine’de bulunan Müslüman halkın can güvenliği hususunda huzursuzluk yaşanmaktaydı. Bunlara ek olarak Hazreti Muhammed hakkında suçlamalar ve de iftiralar atmaları İslam’ı yaymaya çalışırken başta Hazreti Muhammed olmak üzere bütün Müslümanların işlerini zorlaştırıyordu. Bir diğer sebep de Müslümanları yok etmek için toplanmış olan bütün komutanların Hayber Kalesi’yle doğrudan ilişkisi olmasaydı. Kalenin sağlamlığının ve de kurulma amacı bu tarz idealleri gerçekleştirmek için adeta bir karargah görevi görmekteydi. İslam karşıtı fikirlerin ve de eylemlerin çıkış noktası olan Hayber Kalesi’nin feth etmek gerektiğini anlayan Hazreti Muhammed hazırlıklara başlamıştı.

Hayber’in Fethi Nasıl Gerçekleşti?

Müslümanlar ve de Hazreti Muhammed’in şahsına atılan itiraflar ve Müslümanların can güvenliliği göz önüne alınarak 629 yılında Müslüman ordusu yola çıkarak kalenin önlerine geldi. Orduda o zamanki yapılan savaşlarda yaptıklarıyla takdir ve güven toplamış olan pek çok sahabe ve Hazreti Muhammed’in vefatından sonra halife olacak olan Hazreti Ömer ve Hazreti Ali de vardı. 20. günün sonunda 7 kaleden altısı işgal edilmişti. Sıra en büyük ve en korunaklı olan Kamus’a geldiğinde ise Müslümanlar açısından sorunlar baş göstermeye başlamıştı. Askerler ve sahabeler arasında oldukça sevilen biri olan Hazreti Ali çatışmalar esnasında gözlerinden rahatsızlanmıştı. Rahatsızlığından ötürü savaşlarda boy gösteremeyen ve diğer askerlere moral veremediğinden ötürü Müslüman askerler endişe içerisindeydi.

Diğer taraftan Hazreti Ali ise savaşamadığı için kendini suçlu ve mutsuz hissediyordu. Fakat gene de cephe gerisinde çalışarak ekmek yapıyordu. Müslümanları üzen bir diğer konu ise Hazreti Muhammetin rahatsızlanmasıydı. İlk altı kaleyi Hazreti Muhammet’in komutanlığında feth eden İslam ordusu son ve en büyük kalede Hazreti Muhammetin’in yokluğunu hissediyorlardı. Hazreti Muhammed savaşamadığı için sancağı bir sahabeye vermek istiyordu. Aslında o güne kadar sancak birkaç kez Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’e verilmişti. Fakat bir türlü fethedilememişti. Hatta bu yüzden askerler arasında bu konu alay konusu olmuştu. Hz. Muhammet, ordu döndükten sonra sahabelerini toplayarak ertesi gün sancağı birine teslim edeceğini söyledi dini kaynaklara göre ise “Yarın sancağı teslim edeceğim. Teslim edeceğim kişi bizden memnundur. Biz de ondan memnunuz” buyurmuştur. Ertesi gün ise gene sahabileri ile buluşan Hz. Muhammed hastalığından ötürü mecliste bulunamayan Hz. Ali’ye sancağı teslim edeceğini belirtmiştir.

Diğer sahabelerinin “Hz. Ali gözlerinden hastadır.” demesine karşın sancağı ona teslim eden Hz. Muhammed sancakla birlikte İslam tarihinde önemi büyük olan çift başlı kılıcı “Zülfikar’ı da” Hz. Ali’ye teslim etmiştir. Devamında ise Hz. Muhammed, Hz. Ali için dua ederek sağlık dilemiştir. Hz. Ali bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “O gün o duadan sonra hiçbir kış günü üşümedim. Hiçbir yaz günü de sıcaktan fenalaşıp terlemedim. O dua sayesinde bir daha da hiç hasta olmadım.” Sancağın tesliminden sonra Hz. Ali ve İslam ordusu kaleye doğru harekate geçtiler.

Kalenin tepesinden Yahudi askerlerin ok yağmuruyla karşılaşan İslam ordusu bir anlık panik içinde dağılmaya başladı. İşte tam da bu anda savaşın seyrini değiştiren bir hadise yaşandı: Hz. Ali kalenin içerisine açılan ana kapıya ulaşılması engellemek için açılan hendeği aşarak kapıya ulaştı. Kapı kulenin surlarını ayakta tutan bir kolon görevini görmekteydi. Hz. Ali ise o kapıyı sökerek biraz önce geçtiği hendeğin üzerine yerleştirdi. Böylelikle geride kalan diğer Müslüman askerler de içeriye girmeye başladı. Fakat kapının boyu hendeğin uzunluğuna göre kısa kaldığından Hz. Ali kapıdan yaptığı köprüyü tek eliyle dengeleyerek diğer askerlerin geçmesine olanak sağlamıştır.

Bu hadiseyi gören Yahudi askerlerin bir çoğu şaşkınlıkla olan biteni izlerken İslam ordusu kaleye girdi. Kaleye girdikten sonra ise Hz. Ali’nin karşısına Yahudilerin en önemli pehlivanlarından ve savaşçılarından biri olan Merhab geçti. Merhab yapılan tasvirlere göre yerel halktan kat ve kat daha uzun ve güçlüydü. Savaşmadan önce ise eline iki kılıç ve 14 kat zırh giydiği söylenmektedir. (Bu bilgiler kesin değildir. Yerel halk tarafından yıllardır süregelen bilgilerdir.) Buna karşın Hz. Ali’de çevresine göre çok yapılı ve kuvvetli birisi idi. Fakat gücüne oranla boyu kısaydı. (Merhab da Hz. Ali’nin boyunun kısalığını fırsat bilerek motivasyonunu bozacak şeyler söyleyerek Hz. Ali’yi zora sokmak istemiştir.) Merhab ve Hz. Ali arasında yaşanan düellonun kazananı Hz. Ali olmuştu. Elindeki Zülfikar’ı çok iyi kullanan Hz. Ali, Yahudilerin önünde Merhab’ı yenmiştir. Bunun üzerine Yahudi askerler daha fazla dayanamayarak kaleyi teslim etmişlerdir.

Hayber’in Fethi Önemi

Yahudi inancına mensup kişilerin dini kitabı olan Tevrat’a göre fethedilen bir yerdeki bütün esirler kılıçtan geçirilerek mallarına, hayvanlarına, evlerine ve de tarlalarına el konulurdu. Bunu bilen halktan bir kısmı kaçarken bir kısmı ise kaçamamıştır ve öleceklerini düşündükleri için eşyalarını yakarak Müslümanlara geçmesini engellemeye çalışmışlardır. Bunun üzerine Hz. Muhammed’e yalvaran halkı Hz. Muhammet affetmiştir. Fethedilen bölge hem ticaret açısından hem de tarım açısından önemli bir konum olması sebebiyle Yahudilerden bir grup Hz. Muhammet’in karşısına çıkarak burada kalmalarını toprağı işlemelerini ve kazandıkları paranın belli bir miktarını vergi olarak ödemeyi teklif ettiler. Hz. Muhammet bu teklifi akıllıca bularak kabul eder. Çünkü Araplar ticarette iyi olmalarına karşın tarım da çok iyi değillerdi.

Bu sebeple bölgenin ekonomisine doğrudan ve kuvvetli bir şekilde etki eden tarım işini sürdürmeleri için Hayber halkından bir kısmını göndermemiştir. Kalan halkı ise hayatlarını devam ettirebilecekleri şekilde bölgeden göndermiştir. Ganimet olarak kalan topraklar ise 36 eş parçaya bölünerek 18’ini devletin kasasına 18’ini ise askerler arasında paylaştırılmıştır. Müslümanların Hayber’i fethetmelerini in üzerine civar Yahudi kentlerini de ordular gönderilerek teslim olmaları istenmiştir. Onlarda savaşmadan barışı kabul etmişlerdir. Savaştan sonra ise Hz. Muhammed’e suikast girişiminde bulunuldu. Yahudi reislerin kızlarından Zeynep, bir ziyafet vererek başta Hz. Muhammed olmak üzere bütün üst düzey komutanları ve sahabeleri davet etti. Hz. Muhammed ilk lokmasıyla yemeğin zehirli olduğunu anlamıştır. Zeynep’e sebebi sorulduğunda ise intikam için yaptığını söyleyerek suçunu kabul etmiştir. Sonrasında ise ilk başta Hz. Muhammed Zeynep’i affetmişti. Fakat zehirli etten yiyen Bişr olunca hem gözdağı için hem de kısas olması için Zeynep de öldürülmüştür.

Tarıma destek olmaları amacıyla Hayber’de kalmalarına izin verilen Yahudiler ise Hz. Muhammed’in vefatından sonra halife olan Hz. Ömer ile Suriye taraflarına sürgün edilmiştir. Sebebi ise ensarlardan (hicret olayında Mekke’den gelen Müslümanlar’a evlerine açan Medineli Müslümanlara verilen isim) Muzahhir bin Rafi’yi öldürmeleridir. Ayrıca Yahudilerin Suriye’ye sürülmesinde diğer etmenlerde geçen sürede tarım yapmayı (özellikle de hurma ekmeyi öğrenen) öğrenen Müslümanlar Hz. Muhammed’in “Bir coğrafya da iki farklı din bulunamaz” Hadisi Şerifi’nin de etkisiyle Yahudiler sürgün etmişlerdir.

Hayber Fethi Sonuçları

  • Yahudi sorunu kesin olarak çözüldü. Bu sayede olası savaş durumlarında dışarıdan gelecek olan ekstra düşmanlara çözüm bulunmuş oldu. Ayrıca Müslümanlara atılan iftiralara çözüm bulundu.
  • Şam ticaret yolunun kontrolü tamamen Müslümanlara geçmiş oldu. Böylelikle o dönemin en önemli ticaret yollarından olan Şam yolu Müslümanlara geçmiş oldu. Böylelikle Müslümanlar zenginleşti.
  • Müslümanların o zamana kadar ki yaptığı bütün savaşlar savunma savaşıydı. Hayber Kalesi’nin fethi ise Müslümanların yaptığı ilk saldırı savaşıydı. Bu da Müslümanların ilk kez kılıç kullanarak zenginlik kazandığı manasına gelmektedir.
  • Müslüman olanların sayısı arttı. Fetih sırasında Hz. Ali’nin yaptıklarını gören bazı Yahudiler İslam’ı kabul etmişlerdir. Ayrıca bir kısım ise zamanla Müslüman olmuştur. Diğer taraftan Yahudilerin attığı asılsız iftiralar engellendiği için İslam’a kuşkuyla yaklaşan toplumların da sayısı azalmış oldu. Öte yandan ise dönemin en önemli ticaret yollarından olan biri olan Şam yolunun kontrolü Müslümanlara geçtiği için yapılan ticaretler sonucunda Müslümanlık yayılmıştır. Bu sonuca son örnek ise civar ülkelerle veya şehirlerle bulunan temaslardır.
  • Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali’ye verilen Zülfikar kılıcı bir simge haline geldi. Hz. Ali’nin yaptığı kahramanlıkların sonucuyla hem Müslümanlar hem de civar ülkeler tarafından tanındı. Diğer yandan ise Zülfikar kılıcı hem Dünya tarafından hem de İslamiyet için simge haline geldi.
  • Müslümanlardan 20 ölü ve 50 yaralı ve Yahudilerden ise 93 (?) ölü vardır. Savaşan tarafların ve savaşın ne kadar gergin ve hararetli geçtiği göz önüne alınırsa ölen kişi sayısı azdır. Öte yandan ise Müslümanların toplam 1.600 asker (1.400 piyade ve 200 süvari) ile 14.000 kişiye karşı zafer etmeleri diğer devletlerin Müslüman olmasında veya Müslümanlarla olan ilişkilerinde etkili olmuştur.
  • Önemli ganimetler elde edildi. Bölgenin coğrafyasına göre gerek su kaynakları gerekse toprak bakımından oldukça verimli olan Hayber, fetih sırasında ele geçirilen kalelerdeki altın, silah, gıdaların da ele geçirilmesiyle Müslümanlar açısından oldukça yararlı olmuştur.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Mekke Ne Zaman Fethedildi? Mekke’nin Fethi Hakkında Bilgi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

İlgili Yazılar
Yorum Yapın

İlk Siz Haberdar Olun!
E-posta adresinizi girin, yeni içeriklerimiz e-posta adresinize gelsin.