Lale Devri Nedir?

Lale Devri Nedir? Lale Devri Yenilikleri Nelerdir?

Lale Devri Ne Zaman Başladı? Patrona Halil İsyanı Nedir?

Lale Devri, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı ile etkileşiminin ve yeniliklerin zirvesini yaşadığı savaşsız bir dönemdir. Bu yazımızda Lale Devri ve Lale Devri yeniliklikleri (ıslahatları) konularını inceledik.

Lale Devri Nedir?

Lale Devri, Osmanlı İmparatorluğu sürecinde 12 yıl sürmüş olan bir dönemdir. 1718 yılında Pasarofça Antlaşması’nın imzalanması ile başlamış, Patrona Halil İsyanı ile de son bulmuştur. O döneme yeniliklerin ve eğlencenin dönemi diyebiliriz. Lale Devri süresince, batı ile olan ilişkiler gelişmiş ve reform hareketleri başlamıştır. Diğer ülkelerle, özellikle Avrupa ile olan kültürel etkileşim bu dönemde oldukça artmıştır.

Lale Devri İsmini Nereden Almıştır?

Günümüzde Lale Devri olarak adlandırdığımız dönem, o zamanlarda Lale Devri olarak adlandırılmıyordu. O zamanlarda “zevk ve sefa” dönemi olarak anılmaktaydı. “Lale Devri” tabirinin kullanılması oldukça geç olmuştur. Bu tabiri ilk kez Yahya Kemal Beyatlı tarafından Ahmet Refik Altınay ile bir sohbet esnasında kullanmıştır. Yahya Kemal, Osmanlı dönemindeki bu refah, yenilik ve değişim dönemi tabir etmek için bu tabiri uygun görmüştür. Ahmet Refik Altınay da Lale Devri dönemini anlatan bir kitap yazmıştır. Ayrıca İkdam Gazetesi’nde yayımlanan bir yazısında da Lale Devri’nden bahsetmiştir. Bu olaylardan sonra dönemin adı Lale Devri olarak anılmaya başlanmış ve öyle kalmıştır.

Lale Devri Nedenleri

Lale Devri, 1718 yılında imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlamıştır. Bu antlaşma sonrasındaki barış dönemi, çeşitli değişimler ve reformlar için elverişli bir ortam yaratmış oldu. Devlet yapısının o dönemki hali pek içi açıcı değildi. Bu Lale Devri’ni başlatan önemli sebeplerden bir tanesiydi. Devletin yapısında düzeltmeler yapmak amacı ile reformlarla dolu bir dönem yaşandı denebilir. Devlet yapısı içerinde yapması gerekenleri  doğru şekilde yapmayan birimler bulunmaktaydı. Askeri yapıda da problemler ve aksaklıklar söz konuydu. Bunların yanı sıra, çeşitli alanlardaki gerilikler de devleti ve toplumu etkilemekteydi. Teknoloji alanında gelişmeler ve yenilikler takip edilememişti dolayısıyla büyük bir gerilik söz konusuydu. Yalnızca teknoloji değil; sağlık, sanat, edebiyat, resim vb. alanlarda da diğer devletlere özellikle de batıya ayak uydurma konusunda problemler bulunmaktaydı. Bu sebeplerden ötürü batıyı gözlemlemeye ve bazı özelliklerle yeniliklere devlet işleyişine entegre etme çabası başladı. Bu neden ve sonrasındaki bu çaba Lale Devri’nin başlamasına sebep oldu.

Lale Devri’nde Yapılan Yenilikler

Lale Devri’nde Osmanlı Devleti’nin padişahı olan III. Ahmet, bu dönemde sosyal, kültürel, sağlıksal, edebi, mimari ve daha birçok açıdan yenilik yapmıştır. Bu dönemde yapılan yenilikler şunlardır;

Tulumbacılar Birliği

1719 ve 1729’da ülkeye büyük zararlar veren iki yangın sonucu III. Ahmet bu konuda bir önlem alınması gerektiğine karar kılar ve 1720 yılında bunları ve ileride çıkabilecek yangınları söndürmekle görevli, Yeniçeri Asker Ocağı’na bağlı, Tulumbacılar Birliği adında bir birlik kurar. Bu birlikler günümüzün itfaiyecileridir. Bu birliğin kurulması insanların güvenliğinin sağlanması ve insanların padişaha olan güveninin arttırılması yönünde etkilidir denebilir.

Lale Devri’nde Yurtdışına Gönderilen Elçiler

Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldığını fark eden Osmanlı Devleti Avusturya, Fransa, İran ve Rusya gibi ülkelere elçiler göndermiştir. Bu elçilerin görevi oradaki eğitim sistemini, askeri sistemi ve teknolojik gelişmeleri inceleyip Osmanlı Devleti’nin de bu alanlardaki yeniliklerden faydalanmasını ve Avrupa ülkelerini daha yakından tanımasını sağlamaktı. Ayrıca bu ülkelerden gelen elçiler şatafatlı bir şekilde karşılanmış ve onlar için ziyafetler düzenlenmiştir. Giderlerken de aynı şekilde törenlerle uğurlanmış ve hediyelerle gönderilmişlerdir. Fransa’ya gönderilen elçi sayesinde Osmanlı’nın Fransa ile ticari ilişkileri olumlu yönde ilerlemiştir. Rusya’ya gönderilen elçi sayesinde de sınırda çıkabilecek bir savaşın önüne geçilmiştir. Elçi gönderilen ülkelerle iyi ilişkiler kurulmuş ve onlar hakkında önemli bilgiler öğrenilmiştir.

Lale Devri’nde Yurtdışına Gönderilen Öğrenciler

Avrupa ülkelerine sadece elçi değil, öğrenci de gönderilmiştir. Öğrenciler bir ülkenin kalkınmasında rolü en büyük olan kişilerdir. Bu yüzden Osmanlı’yı gerileme döneminden çıkarıp çağdaş bir uygarlık dönemine sokmada öğrencilere güvenilir. Bu öğrenciler Avrupa’da eğitim görüp oradaki yenilik ve gelişmeleri gözlemleyip çağdaş bir şekilde yetişecek ve Osmanlı’nın gerileme devrinden çıkmasını sağlayacaklardır.

Tercüme Heyeti

Bu dönemde Tercüme Heyeti kurulmuştur. Tercüme Heyeti’nin görevi yurt dışından getirilen eserleri tercüme etmektir. Bu heyetin kuruluşu Lale Devri’nin sadece zevk ve sefâ değil, aynı zamanda ilim devri olduğunu gösterir. Bu heyetin çevirdiği eserlerin çoğunluğu dini bilimler ile alakalıdır. Müspet bilimlerle ilgili çevrilen eser sayısı bir olsa da bu heyetin kuruluşu o dönemde yaşanan önemli gelişmelerden biridir.

İlk Türk Matbaası

Bu dönemde yapılan en önemli yeniliklerden bir tanesi hiç şüphesiz ilk Türk Matbaası’nın kurulmasıdır. Matbaanın kurulmasıyla kitaplar sadece belli bir grubun kullanımına değil, bütün insanların kullanımına açıldı. Böylelikle bilgiye erişim sağlamak isteyen herkes için büyük kolaylık sağlanmıştır. Bu yenilikten önce Osmanlı Devleti’ne Ermeni ve Yahudiler aracılığıyla matbaa girmiştir ancak bir Türk matbaası kurulmamıştır. Matbaanın getirilmesi ile gelecek kolaylıklar İbrahim Müteferrika’nın sadrazama yazdığı risalede anlatılmıştır. Risalede matbaa Osmanlı Devleti’ne getirilmesiyle eğitim ve bilim açısında büyük kolaylıkların sağlanacağı söylenir.

Bir eseri elle yazmak, matbaa kullanarak bin kere yazmaya eşdeğer olacağı için kitaplar daha kolay çoğaltılacaktır. Önemli kitapların çoğaltılmasıyla insanlar bu kitaplara rahat bir şekilde erişebilecek ve ilim öğrenenler çoğalacaktır. Yazılar daha kolay okunacağı için hem öğrencileri hem de öğretmenleri büyük bir problemden kurtaracaktır. Ayrıca basılan eserlerin mürekkepleri daha kuvvetli ve suya daha dayanıklı olacağından eserler daha kalıcı olacaktır. Devletin şerefi kitap basılmasıyla artacaktır. Bu gibi gerekçelerle matbaanın getirilmesinin gerekliliğini savunur. En sonunda matbaanın kurulması kabul edilir. Bu gelişme ile eğitim ve ilim ilerlemiştir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak İbrahim Müteferrika Kimdir? İlk Türk Matbaası Ne Zaman Açıldı? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Avrupa’ya Yayılan Türk Kültürü

Avrupa’ya Türk kültürü yayılmıştır. Türk kültürü bu dönemde Avrupa’da moda olmuştur. Avrupalılara Türk kültürünü tanıtmak ve Türk kültürünün yayılmasını sağlamak açısından bu olayın Osmanlı Devleti için iyi olduğu söylenebilir. Türk kültürünün Avrupa’ya gitmesiyle Avrupa kültürü de Osmanlı’ya gelmiştir. Süsleme ve diğer sanat dallarında Avrupa kültürünün etkisi görülür.

İlk Kâğıt Fabrikası

Bu dönemde ilk kâğıt fabrikası Yalova’da açılmıştır. Bu fabrikanın açılma sebebi İbrahim Müteferrika’nın kurduğu matbaayla ortaya çıkan kâğıt ihtiyacını gidermektir. Bu fabrikanın kuruluşu ekonomik ve matbaaya kâğıt sağlaması yönünden bilimsel ve kültürel bir gelişme olduğu söylenebilir.

Çiçek Aşısı

Bu dönemde sağlık alanında yapılan önemli gelişmelerden bir tanesi çiçek açısının uygulanmasıdır. Çiçek hastalığını dönemin en tehlikeli ve şiddetli hastalıklarından birisiydi. Bu hastalığa yakalanan insanlar ateşli ve ağır bir hastalık döneminden geçiyordu. Bu aşı uygulamasıyla insanlar çiçek hastalığına karşı bağışıklık kazandı. İnsanların çiçek hastalığına bağışıklık kazanmasını sağlayan bu uygulama aynı zamanda insanların padişaha olan güvenini de arttırdı.

Seramik ve Çini Fabrikaları

Seramik ve çinicilik faaliyetlerinde de yenilikler yapılmıştır. Çini atölyeleri ve fabrikaları kurulmuştur. Bu uygulamalar Türk sanat ve kültürünün zenginleşmesi yönünde atılan adımlardır. Kültürü zengin bir millet, çağdaşlık yolunda ilerleyen bir millettir.

Hendesane

1727’de Üsküdar’da Hendesane açılmıştır. Hendesane’nin amacı Avrupa tarzı modern askeri eğitim vermektir. Zamanının epey gerisinde kalmış Osmanlı ordusu için bu okulun açılması oldukça önemli bir yeniliktir. Bu okul sayesinde artık işe yaramayan eski ve çürümüş askeri sistemden kurtulunup yeni ve çağdaş bir askeri sisteme geçiş yapılabilecekti. Ancak Yeniçeriler bu okula pek sıcak bakmamış hatta şiddetle karşı çıkmıştır. Hendesane, Yeniçerilerin yakaladıkları öğrencileri katletmesi sonucu kapatılmıştır.

Kumaş Dokuma Fabrikaları

Yine bu dönemde açılan kumaş dokuma fabrikaları da ekonomik yönde ilerleme sağlayan gelişmelerden biridir.

Lale Devri’nde Sanat

Lale Devri’nde bilimsel, eğitim, sağlık ve diğer yeniliklerin yanında sanatsal yönde de çok büyük gelişmeler yaşanmıştır. Çini atölyelerinin açılması buna bir örnektir. Lale Devri’ni sanatsal yönde temsil eden, Lale Devri diyince ilk akla gelen isim olan Nedim bu dönemin ruhunu şiirleriyle çok güzel yansıtmıştır. Lale Devri’nde Nedim’le beraber bir sürü şair olmasına rağmen hiçbir şair dönemin ruhunu Nedim kadar güzel yansıtmamıştır. Nedim nasıl bu dönemin coşkulu ve eğlenceli havasını şiirlerinde ustaca yansıtıyorsa müzikte de Tanburi Mustafa Çavuş yansıtır. Tanburi Mustafa Çavuş, Halk müziği, Klasik Türk müziğini ve şiiri birleştirerek harikalar yaratmıştır.

Çerâğân Eğlenceleri

Bu dönemin ön plana çıkan zevk ve sefa teması, bahar ayı geldiğinde açılan lale çiçeklerinin eşliğinde verilen coşkulu kutlamalar ile bağdaştırılır. Bu kutlamalarda sohbet edilir, şiir okunur ve dönemin zorlukları bir süreliğine görmezden gelinirdi. O dönemde çerâğân eğlenceleri olarak isimlendirilmişlerdi. Çerâğân eğlenceleriyle birlikte Sadabad eğlenceleri de bu dönemde yapılan büyük kutlamalardandır. Sadabad eğlencelerinde büyük ziyafetler verilirdi. Bütün bu eğlenceler ve kutlamalar maalesef büyük israf anlamına geliyordu. Padişahın ve yakınındakilerin bu kadar refah içinde yaşarken kendilerinin sıkıntı ve zorluk içinde yaşamalarına katlanamayan halk en sonunda bir isyanla bu duruma bir son vermeye karar vermiştir.

Lale Devri’ne Ait Eserler

Lale Devri döneminde yapılan yenilikler yanında dönemin eserlerinin sayısında da oldukça fazla artış olmuştur. Önemli eserlerden ilki 1728 yılında yapılan III. Ahmet Çeşmesi’dir. Bunu yanı sıra, su ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile “Deryayi Sim” isimli bir su bendi de yaptırılmıştı. Bu dönemde matbaanın gelmesiyle beraber oldukça fazla sayıda edebi eser de basılmıştır. Örneğin;

  • Kitab-ı Lugat-ı Vankulu
  • Tuhfetü’l-Kibâr fî Esfâri’l-Bihâr
  • Tarih-i Seyyah
  • Tarih-i Hind-i Garbi
  • Târîh-i Timur-ı Gûrkân,

bu dönemde yazılan eserlerdendir. Bunlar dışında mimari eserler de oldukça fazladır. Örnek vermek gerekirse, Üsküdar Yeni Vâlide Câmii, Damat İbrahim Paşa Camii ve Külliyesi, Çorlulu Ali Paşa Medresesi, Mesire Çeşmesi vb. yapılar da bu dönemde yaptırılmışlardı.

Patrona Halil İsyanı Nedir?

Ayın on beşinde başlayan ve esnafın desteğiyle giderek kuvvetlenen yeniçeri ayaklanması daha çok Arnavutlardan oluşmuştur. İsyanın başında 17. bölükten Arnavutlu Patrona Halil vardır. Asiler kılıçlarını çekip, bayraklarını açıp “Peygamber Muhammet’in yanında olan dükkanını kapatıp bize katılsın” diyerek sokaklardan destek topluyordu. Esnaflar dükkanlarını kapatıp evlerine gidiyor ya da isyana katılıyordu. O gün tatil günü olduğu için İstanbul’da sadece kaymakam ve Yeniçeri Ağası vardı. Kaymakam Kaymak Mustafa Paşa olan biteni Padişaha iletmeye çalışırken Yeniçeri Ağası 300 kişilik ordusuyla insanlara dükkanlarını yeniden açmaları konusunda güven vermeye çalışıyordu. Et Meydanı’na doğru giden isyancılar epey kalabalıklaşmıştı. Davullar çalarak halkı kendilerine davet etmeye çalışıyorlardı. İsyana katılanlar genelde bulundukları durumdan şikayetçi olan alt sınıftan insanlardı.

Patrona İsyanı Sonuçları

Yeniçeri Ağası birkaç kişiyle isyancılarla görüştü. İsyancıları isyanı durdurmaları konusunda tehdit etti. Patrona Halil onun üzerine yürüyüp amaçlarının adaleti sağlamak ve zalimleri cezalandırmak olduğunu söyledi. Ağa bu görüşmenin sonuçlanmayacağını fark edince geri çekildi. Patrona Halil cesaretlenerek Ağa Kapısı’na gitti ve Ağa’nın 300 kişilik ordusuyla çarpıştı. Aldığı yenilginin ardından Ağa kaçtı. Daha da cesaretlenen Patrona Halil Ağa Kapısı’nda hapis yatanları serbest bırakıp kendi tarafına çekti. Olanları öğrenen Padişah çabucak Üsküdar’dan İstanbul’a gitti. Sarayda bu duruma bir çare üretmeye çalıştılar. En sonunda Et Meydanı’na bir temsilci gönderip isyancıların niyetlerini sormaya karar kıldılar. İsyancılar padişahtan memnun olduklarını fakat sadrazam ve kaymakamın da içinde bulunduğu 42 kişilik bir liste verip bu listedekilerin kendilerine teslim edilmesini istediler. Bu isyanı bastırabileceği düşünülen eski İstanbul Kadısı Zülali Hasan Efendi saraya getirildi. Zülali aslında isyanın başındakilerdendi. İsyancıları Şehzade Mahmut’u padişah yapmak istemeleri yönünde yönlendirdi.

İsyancılar saraya doğru ilerlediler. Saraya geldiklerinde saraydakilerin dış takviye almasına engel oldular. Artık yapabilecekleri bir şey kalmadığını fark eden Padişah, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ve Kaymak Mustafa Paşa’yı boğdurdu ve diğerlerini sürgüne yolladı. Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın ve damatlarının cesetlerini isyancılara teslim etti. İsyancılar cesedin İbrahim Paşa’ya ait olmadığını iddia ederek Hükümdarın Kapısı’na geldiler. Padişah maksatlarının onu tahttan indirmek olduğunu anlayınca yerine I. Mahmut’u geçirdi.

Lale Devri Sonuçları

Devlet büyüklerinin büyük bir refah içinde yaşıyor olması, bazı devlet adamlarını ve halkın belli bir kısmını rahatsız etmekteydi. İnsanların bu durumlardan rahatsızlık duydukları dönemde ortaya çıkan son problem de düzenlenen sahte seferdi. İran Savaşı’nın olduğu süreçte zamanında fethedilmiş kalelerin satıldığı söylentisi üzerine sefer düzenlenmesi istenmişti. Fakat 3. Ahmet gerçek bir sefer düzenlemektense, kayıklarla açılıp geri dönmüştür. Bu olayın duyulması üzerine devlet yönetimine karşı bir duruş sergileyen insanlar iyice sinirlenmişlerdi. Bu durum Lale Devri’nin bitmesine yol açan son olay olmuştur.

Lale Devri Önemi

Reform hareketi ve yenileşme doğrultusunda Lale Devri döneminde oldukça fazla yenilik yapılmıştır. Bunlara yeni binalar ve yapılar da dahildir. Bu dönemde, ilk yangın söndürme merkezi olan “Tulumbacı Ocağı” kurulmuştur. Bunun yanı sıra yapılan en önemli yeniliklerden biri olan matbaa, İbrahim Müteferrika sayesinde kurulmuştur. Matbaanın kurulması her şeyi çok etkilemiştir dolayısıyla oldukça önemlidir. Yine Lale Devri’nde atılan başka önemli bir adım da tersaneler kurulmasıydı. Bu tersaneler sayesinde daha önce hiç yapılmamış tarzda gemiler (üç ambarlı gemiler) yapıldı. Somut ve maddi yeniliklerin yanı sıra, düşünce alanında da oldukça önemli yenilikler vardır. Kısacası, bu dönemde yapılan yenilikler sadece o dönemi etkilemekle kalmamıştır. Bu yeniliklerin günümüze de etkileri büyük olduğunda oldukça önemli bir dönemdir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Lale Devri Yaşanmasaydı Ne Olurdu? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

9 Yorum Yapıldı
  1. Sude Diyor ki:

    Lale Devri ismini ilk kim verdi? Refik Altınay mı?

    1. Editör Diyor ki:

      Lale devri ismini ilk kendisi kullanmıştır.

    2. Tuncel Diyor ki:

      Lale Devri adını ilk Yahya Kemal Beyatlı kullanmadı mı ya?

      1. Selen Diyor ki:

        Evet, Lale Devri konusunda katılıyorum size.

  2. Selen Diyor ki:

    Lale Devri tarihi boyunca her yerde lale dikimi mi yapılmış yani.

  3. Seyithan Diyor ki:

    lale devri ismini nerden alıyor?

  4. Muhammed Diyor ki:

    Lale Devri ile ilgili soru yazının içinde var. Hala neden soruyorsunuz anlayamıyorum. Okumuyor musunuz yazıyı?

  5. Serap Türcan Diyor ki:

    Lale Devri ıslahatları tamamı bunlar mı

  6. Nergis Diyor ki:

    kaynakçasını nerde bulabilirim

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi