Osmanlı Tarihi

Yaya ve Müsellem Nedir? Osmanlı İlk Düzenli Ordusu

İlk Düzenli Birlik: Yaya ve Müsellemler

Yaya ve Müsellem, Osmanlı Devleti’nde Orhan Bey döneminde oluşturulan ordudur. Müsellem, askerlerin olağan üstü vergiden muaf tutulmalarıdır.

Bu yazımızda Yaya ve Müsellem ordusu hakkında genel tarihi bilgi verdik. Yaya ve Müsellem ordusunun görevleri, özellikleri ve önemi nedir? Yaya ve Müsellem ordusu ne zaman, niçin, kim tarafından kuruldu? Yaya ve Müsellem ordusu ne zaman, niçin, kim tarafından kaldırıldı? sorularını yanıtladık.

Yaya ve Müsellem Nedir?

Yaya ve Müsellem nedir? Yaya ve Müsellem, Osmanlı Devleti’nde Orhan Bey döneminde oluşturulan ordunun genel adıdır. Yaya, atlı (süvari) olmayan askerledir. Müsellem ise bu yaya (piyade) askerlerin olağan üstü vergiden muaf tutulmaları demektir.

Osmanlı Devleti’nin ilk düzenli ordusu olan yaya ve müsellem, barış döneminde tarımla uğraşırdı. Yaya ve müsellem ocağı piyade askerlerden oluşurdu. Bu piyadeler olağan üstü vergiden muaf oldukları için müsellem olarak anılmıştı. Ancak Fetret Döneminden sonra müsellem kavramı bu ocağın içinde yer alan piyadelerden (yayalardan) daha çok süvariler (atlı askerler) için kullanıldı.

Yaya ve Müsellem ordusu Osmanlının ilk maaşlı piyade birliğidir. Orhan Bey’in padişahlığı döneminde kurulduğu tahmin edilmektedir. İlk zamanlarında Osmanlı Beyliği’nin diğer sınır kuvvetleri gibi Müsellem ordusunun da asıl gücü atlı birliklerdi. Fakat vakit ilerledikçe eski Roma ordusu gibi savaşan Bizanslılar ve ücretli askerleriyle yaşanan çatışmalarda çok daha fazla sayıda yaya askere ihtiyaç duyuldu. Bu dönemden elde edilen kaynaklarına dayanarak Osmanlı ordusunun içinde yaya grupların da yer aldığı ilk savaşın 1329’da yapılan Pelekanon Savaşı olduğu söylenebilir. Ardından I. Murad döneminde Balkanlar’da yapılan savaşların sonrasında organize ve sürdürülebilir yaya birliklerine ihtiyaç duyulması yeni bir düzenleme gerektirdi. Orhan Bey döneminde Osmanlının atlı birliklerine ücretle iş veren Bizans İmparatoru VI. Ioannes Kantakuzenos sayesinde teşkilat haline gelen savaş birlikleri önemli tecrübeler kazanmıştır.

Yaya ve Müsellem Ne Zaman ve Nasıl Oluşturuldu?

Yaya ve Müsellem ordusu tarihte ilk kez Orhan Bey döneminde 1330’da oluşturulmuştur. Elde ettikleri bu tecrübeler sayesinde Osmanlı kendi iç askerlerine maaşlarını savaşta ya da sefer esnasında ödeyeceği bir yaya kuvveti katacağı ücretli bir sistem getirmeyi uygun bulmuştur. Bazı kaynakların bildirdiğine göre, Bursa’da kadılık görevinde bulunan Çandarlı ailesine mensup Kara Halil Hayreddin Paşa beldelerden yaya ve atlı ordu üyeleri toplayıp savaş sırasında bu askerlere maaş desteği sağlanacağını, devamlılık kurulduğu taktirde de her birine geçim sağlayabilmeleri adına çiftlik tahsis edileceğini duyurmuştur. Bunun ardından yaya askerler belgelenmiş, tımar elde edemeyenler de kendilerine birer çiftlik sahibi olarak askerî hizmete başlamıştır. Yaya olamayan askerler ise yamak yazılmaları, seferlere nöbet usulüyle gidilmesi taleplerinde bulunmuşlardır.

Kaynaklardan elde edilen bilgilere göre bahsi geçen askerlerin sefer süresince günde sadece 1 akçe aldıkları, sefer sonunda ise bu günlük maaşlarının kesilip kendi memleketlerinde ziraatla uğraştıkları, ancak karşılığında da yüklü vergilerden muaf tutuldukları söylenir. Vergilerden muaf tutulmaları durumunun ifadesi “müsellem” kelimesi ile sağlanmış, bu sayede atlı veya yaya olarak istihdam edilen bu birliklerin adı askerî terminolojide adları yaya ve müsellem şeklinde yer edinmiştir. Yaya askerlerin piyade, müsellemlerin ise atlı birliklerden oluştuğu yönündeki ayrım ise sonradan ortaya çıkmıştır.

Yaya ve Müsellem Ordusu Tarihi

Yaya askerlerin özellikle 15. yüzyılın başlarında savaş ve çatışmalara fiilen katılım gösterdikleri ve önemli bir güç oluşturdukları kabul edilebilir. I. Murad ve Yıldırım Bayezid dönemlerini baz alan birkaç kaynakta birliklerin yayabaşılar tarafından idare edildiklerine dair bilgiler vardır. Karamanoğulları’na karşı yapılan Frenk Yazısı savaşında I. Murad yaya ve atlı askerlerini merkezin önüne ve arkasına yerleştirmesine karşılık, yayabaşıları olan Saruca Paşa, İnecik Balaban, Tovıca Balaban, İlyas Bey ve Müstecab Subaşı’yı onların yayalarıyla sağ ve sol kollardaki diğer askerlerin yanına koymuştur. Bu durum, yeniçeri grubuna mensup askerler ile yayaların birbirinden ayrı kollar olarak görev aldığına, yeniçerilerin padişahın yanında merkez birliği rolü üstlenirken yaya birliklerinin doğu ve batıda yer alan cephelerde savaşa atlı birliklerin yanına yerleştirildiğini işaret etmektedir.

15. yüzyılda tutulmuş tahrir kayıtlarına göre, yaya ve müsellem birliklerinin en çok Anadolu’nun batı tarafında ve Rumeli yakası üzerinde Meriç Vadisi’yle Trakya’ya doğru teşkilatlandıkları vurgulanmaktadır. Söz konusu dönemdeki sivil köylüler veya çiftçilerden asker istihdamı yapılması durumunun gerçekleştiği konuma dikkat edildiği taktirde, bu konumun Anadolu üzerinde Orhan Bey dönemiyle başlayan süreçte elde edilmiş topraklarda yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durum, daha sonra yapılan fetihlere rağmen alanın genişletilememiş olduğunu, II. Murad dönemiyle beraber yaya ve müsellemlerin savaşçı fonksiyonlarını giderek kaybettiğini göstermektedir. Osmanlı Devleti’nde askeri teşkilatın değişim sürecine girmesine paralel olarak yaya ve müsellemlerin savaşçı kişiliklerini zamanla geride bıraktıkları anlaşılmıştır. Kendilerine tahsis edilen ocaklar ve çiftlikler karşılığında ordunun diğer hizmetlerinde boy göstermeye, ülke ekonomisi için çalışmaya başlamışlardır. Tersanelerde, madenlerde, inşaatlarda ve nakliyat işlerinde hizmet vermeye başladılar. Ancak, ilerleyen zamanlarda yaya ve müsellemler hizmete geri alınmıştır.

Yaya ve Müsellem Ordusu Özellikleri

Bunun yanı sıra onların görevlerini yeni kurulan yeniçeri teşkilatının üslenmiştir. Osmanlı kroniklerine göre bu durumların sebebi yaya ve müsellem askerlerinin disiplinsiz davranışlarıdır. Bu disiplinsiz davranışların nedeni de yayaların etnik kökenlerine veya sosyokültürel geçmişlerine dayandırılmaktadır. Yayaların ilk üyeleri aslında Anadolu yerlisi göçmen Türk köylüleri, yani yörükler tarafından oluşturulduğu; geçen zamanla birlikte ocakta sarsıntıların yaşanmasının ardından yeni sayımlar yapılması sonrasında da evi yurdu olmayan, bağışlanmaya başvurmuş kul insanların, bu insanların çocuklarının ve gayrimüslim insanların bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. Zamanla “yaya” sıfatı, kişilerin utanç kaynağı haline büründüğünden dolayı 1480 yılından itibaren bulunan sicil kayıtlarında yaya olarak atanmak istemedikleri için tahrir memurlarına veya kadılara sürekli rüşvet verildiği not edilmiştir.

Yaya ve müsellem ordusunun Rumeli ve Anadolu’da sancakları oluşturulmuştu. Yaya teşkilatının Anadolu safında 16. yüzyılda on iki adet sancağı bulunmaktaydı. Bu sancaklar şöyledir: Kütahya Sancağı, Hüdavendigar Sancağı, Karahisar Sancağı, Aydın Sancağı, Menteşe Sancağı, Saruhan Sancağı, Karesi Sancağı, Bolu Sancağı, Sultanönü Sancağı, Ankara Sancağı, Hamid Sancağı ve Kocaili (Kocaeli) Sancağı. Her bir sancağın başında otoriter kişi olarak başta yer alan bir yaya sancak beyi vardır. Müsellemler de yayaların sancakları altında dört bölgede yer almaktaydılar. Bu gruplar da: Kütahya, Hamid ve Karahisar Müsellem Sancağı; Sultanönü, Aydın, Saruhan ve Menteşe Müsellem Sancağı; Bolu, Çankırı ve Kastamonu Müsellem Sancağı; Alaiye ve Teke Müsellem Sancağı. Rumeli tarafında ise yaya ve müsellemlerin bulunduğu sancaklar Çirmen, Gelibolu ve Tekirdağ taraflarında teşkilatlanmış bulunuyordu.

Yaya ve Müsellem Ordusu Önemi

Bu teşkilatların başında yer alan kumandanlar yaya veya müsellemlerin sancak beyleri olarak anılıyorlardı. Bu durum mevcut iken diğer askeri ocakların var olduğu sancaklarda tımarlı sipahilerin başında yer alan sancak beylerinin yanı sıra yaya ve müsellem sancak beyleri de bulunmaktaydı. Fakat bu durum askeri birliklerde iki başlılık oluşturmaktaydı. Bu iki başlılık askeri toprakların düzenini ve askeri hizmetlerin devamlılığını tehlikeye atmaktaydı. Sancak beyleri arasında yaşanan fikir ayrılıkları bu konular bakımından farklılık göstermekteydi. Mevcut bir organik bir bağ yoktu. Sancak beyinin hemen altında görev alan çeribaşları ve yayabaşları bulundukları bölgelerdeki ocak ve yayaların organizasyonun yapılmasından sorumluydu. Bu kişilerin en önemli görevlerinden biri olan Yaya ve müsellemlerin istenilen zamanda hizmete gitmesi, bahsi geçen yöneticilerin sorumluluğu altındaydı. Fakat çoğunlukla geri bölgelerde yer alan hizmet kıtaları üzerinde görevlendirildikleri zamanlarda devamsızlık sorunları yaşanmıştır.

Bu durum mevcut ekonomik sıkıntılardan kaynaklanmaktadır. 15. yüzyıldan kalma bir dokümana göre bulunması gereken hizmete devamlılık göstermeyen yaya ve müsellemler gerekli koşullar karşılanmadığı taktirde idama kadar giden cezalar alırlardı. Fakat incelenildiğinde bu kararların uygulanmamış olduğu ortaya çıkmaktadır. Teşkilat, değişen koşullar sebebiyle giderek önemini kaybetti, hizmet gösterdiği alanlar farklı gruplar tarafından dolduruldu. 1582 yılında sancaklardaki teşkilatlar kaldırıldı; bu sancakların beyleri ise müteferrika zümresine atandı.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Orta Çağ’da Ordu (Tarih Konu Anlatımı) başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Konuyla İlgili Yazılar

Başa dön tuşu

Metin kopyalamanın açılabilmesi için
lütfen web sitemizdeki herhangi bir reklama
tıklayarak bize destek olunuz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olunuz. Anlayışınız için teşekkür ederiz.