Coğrafi Keşiflerin Nedenleri ve Sonuçları

Coğrafi Keşiflerin Osmanlı Devleti'ne Etkisi

Coğrafi Keşifler Nedenleri ve Sonuçları
1 3.427

Coğrafi Keşifler, Avrupa devletlerini ekonomik, sosyal ve kültürel alanda ileri taşıyarak halkın refahını düzeyini yükseltmiştir. Ardından gelecek Rönesans ve Reform hareketlerinin en büyük kaynağı olmuştur.

Coğrafi Keşifler Nedir?

Tarihte her olay bir başka olayla neden sonuç ilişkisi içindedir. Yaşanmış herhangi bir değişim veya yapılmış herhangi bir savaş, çeşitli sonuçlar getirmiş ve toplumlar için yepyeni kapıların açılmasına neden olmuştur. Yaşanan olaylar bazı toplumların lehine bazılarının aleyhine olmuş ve toplumlar arası dengeler buna göre değişim göstermiştir. İnsanlık tarihinde özellikle son beş yüz yıl mercek altına alındığında rekabetin Doğu ve Batı arasında gerçekleştiği görülmektedir. Bu süre zarfında Batı’nın temsilcisi başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletleri, Doğu’nun temsilcisi ise Osmanlı Devleti olmuştur. Bu beş yüz yıllık süre zarfının yaklaşık olarak yarısında Osmanlı Devleti hakimiyetini sürdürmüş olmasına rağmen ikinci yarıda Avrupalı devletler avantajlı duruma geçmiştir.

Bu durumun gerçekleşmesinde Osmanlının hatalı yönetim politikalarının etkisi bulunmasına rağmen temel neden Avrupa’nın bir aydınlanma yaşaması ve kaynaklarını doğru kullanarak potansiyelini yüksek oranda değerlendirmesidir. Avrupa’nın gelişim faaliyetlerinin en büyük örneği Rönesans ve Reform hareketleridir. Rönesans ve Reform aracılığıyla halk, kilisenin etkisinden kurtulmuş ve bilimin ışığına kavuşarak gelişimi yakalamıştır. Ancak hepsinin öncesinde halkın fiziki şartlarının gelişmesi ve maddi imkanlarının artması özgür düşünce ortamını yaratmıştır.

Avrupa’nın sahip olunan kaynaklar bakımından gelişmesi ve dünya üzerinde bugüne kadar sürecek şekilde söz hakkına sahip olması ancak Coğrafi Keşifler adlı hazırlık sürecine bağlanabilir. Coğrafi Keşifler, krallıkların teşviği aracılığıyla deniz aşırı ülkelere seyahat etme ve yeni topraklar keşfetme etkinliğidir. 15. ve 16. yüzyıllarda başlamış olan Coğrafi Keşifler Avrupalılara dünya sahnesinde büyük bir avantaj sağlamıştır. Bu avantajlar siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan Avrupa ülkelerine çeşitli yararlar sağlamıştır. Bilinmeyene doğru yola çıkılarak üzerinde bulunduğumuz gezegenin keşif hareketlerinin öncüsü olmasıyla da insanlık adına atılmış büyük bir adım olduğu da söylenebilir.

Coğrafi Keşifler Nedenleri

Coğrafi keşiflerin başlamasındaki ilk etken, zamanın Doğu medeniyetlerinin Akdeniz ve Orta Doğu çevresinde hakimiyet sahibi olmasıdır. Orta Doğu ile beraber bilinen bütün ticaret yollarını elinde tutan Osmanlılar, yolu kullanacak kişilerden çok yüksek vergiler almaktaydı. Bu da hem Osmanlıyı zenginleştiriyor hem de diğer devletlerin yolu kullanmasını engelleyerek onları fakirleştiriyordu. Yani Avrupalıların Orta Doğu’nun diğer tarafındaki yüksek hammadde potansiyeline sahip Hindistan gibi ülkelere ulaşmak için başka bir rota bulmaları gerekiyordu. Bunun gerçekleşmesinin yolu ise deniz yolu aracılığıyla Orta Doğu’nun etrafından dolaşmaktı. Bu gerekliliğin anlaşılmasının yanı sıra Coğrafya bilgisinin ilerlemesi ve teknolojinin gelişmesi de Coğrafi Keşifler’e zemin hazırlamıştır.

Avrupalılar önceleri kilisenin etkisi nedeniyle çok yanlış ve hurafelerle dolu dünya tasvirlerine sahip olmuşlardır. Dünyayı düz olarak betimlemelerinin yanında merkezde Kudüs’ün olduğunu, kuzeyin buzlarla güneyin ise kaynar sularla kaplı olduğunu düşünmekteydiler. Ayrıca kıyıdan fazla uzaklaşmaları halinde Dünyadan aşağı düşeceklerini bile sanmaktaydılar. Hatta aralarında açık denizlerde kuvvetli fırtınaların olduğunu ve o fırtınaya kapılanların zenciye dönüşeceklerini söyleyenler bile bulunmaktadır. Bu hurafelerin aşılmasında ise denizcilerin tecrübelerini paylaştığı gezi defterlerinin etkisi olmuştur. Yine de açık denizlere çıkmaktan korkan Avrupalıların korkularını aşmasındaki en büyük etken pusula aletini ele geçirmeleri olmuştur. Haçlı Seferleri aracılığıyla Çinlilerden pusulayı ele geçiren Avrupalılar, açık denizlerde haftalar geçirmelerine rağmen kaybolmamayı başarmışlardır.

Bu aşamadan sonra ise açık denizlere çıkabilmek için gemilerini de geliştirmeleri gerekmiştir. Önceden küçük ve tahtadan yapılma teknelere sahip Avrupalılar, daha çok metal parçalaya sahip ve daha büyük gemiler inşa ederek okyanusların sert koşullarına dayanabilmiştir. Avrupalılar her ne kadar Doğu’nun zenginliklerine ucuz yoldan erişmek için bu yola koyulmuş olsalar da amaçlarından biri de gidilen yerlerde misyonerlik faaliyetleri aracılığıyla Hristiyanlığı ve kendi kültürlerini yaymak olmuştur. Burada asıl amaç, diğer toplumları asimile ederek Avrupa kültürünü yaygınlaştırmak ve kalıcılaştırmak olmuştur.

Coğrafi Keşifleri Yapan Kaşifler

Coğrafi Keşifler kapsamında yapılan ilk büyük keşif 1487’de Bartelmi Diaz’ın Afrika’nın güney ucuna varmasıdır. Yolculuğu sırasında bu kısma kadar sürüklendiği için kendisi bu bölgeye Fırtınalar Burnu adını vermiştir. Ancak sonradan Portekiz Kralı tarafından bölge Ümit Burnu olarak adlandırılmıştır.
1492 yılında İspanyol asıllı denizci Kristof Kolomb, İspanya topraklarından Hindistan’a varma umuduyla yola çıkarak bugünkü Amerika topraklarına varmıştır. Vardığı yerleri Hindistan sanması nedeniyle de Bahamalar’ı Batı Hint Adaları olarak isimlendirmiştir. Bundan sonra birkaç kere aynı seferi yaparak Amerika topraklarının Batı ve Güney kısımlarını da keşfetmiş olan Kolomb, yine de vardığı yerin aslında Hindistan olmadığını ve yeni bir kıta keşfettiğini anlayamadan yaşamını yitirmiştir.

Hindistan topraklarına gerçekten varan kişi ise 1498’de Vasco de Gama olmuştur. Portekizli olan Vasco de Gama önceden keşfedilen Ümit Burnu’ndan geçerek yolculuğunu tamamlamış ve ülkesine büyük yarar sağlamıştır. Keşiften sonra Portekizliler Hint okyanusu çevresine hakim olmuşlardır ve dünyanın kalanı yüksek vergili Orta Doğu yerine Hindistan’a gitmek için bu yolu kullanmaya başlamıştır. Bu sefer de yolun hakimi olan Portekizliler Osmanlının ekonomisini zedelediği için iki devlet arasında Hint Okyanusu civarlarında mücadele başlamıştır.

Amerika’nın Keşfi

1507 yılında Ameriko Vespuçi adlı bir denizci, Kristof Kolomb’ un ulaşmış olduğu yerlerin bambaşka kara parçaları olduğunu keşfetmiş ve yeni bir dünya ile karşı karşıya olduğunu fark etmiştir. Kolomb’un ölümünden kısa süre sonra bunu başaran Vespuçi, bu yeni dünyaya kendi adını vermiştir.(Amerika)

1519’da bir diğer denizci Macellan, Alman İmparatoru’nun isteği ve desteği ile dünyayı dolaşmak için yola koyulmuştur. Güney Amerika’nın uç kısmından geçerken geçtiği yere Macellan Boğazı adını vermiştir. Ayrıca Büyük Okyanus çevresinde dolaşırken suları sakin bulduğu için bu sulara barışçıl anlamına gelen “Pasifik” ismini vermiştir. Amacı Dünya etrafında tam tur atarak Dünya’nın yuvarlak olduğunu kanıtlamak olan Macellan Filipinlerde girdiği çatışma sonrası hayatını kaybetmiştir. Bu noktadan sonra yolculuğu ise arkadaşı Del Kano bitirerek Macellan’ın amacını gerçekleştirmiştir.

Jacques Cartier adlı denizci, Kanada ve Labrador bölgelerini keşfetmiştir. John Kabot Kanada ülkesinin Hudson kıyılarının keşfini sağlamıştır. Amerika’dan sonraki bir diğer kıta keşfi de James Cook tarafından yapılmıştır (Avustralya). Coğrafi Keşifler bir bütün olarak ele alındığında, başlangıçta İspanya ve Portekiz ülkeleri etkin olmasına rağmen sonda İngiltere, Fransa ve Hollanda ülkeleri baskınlaşmıştır.

Coğrafi Keşifler Haritası

1340 ile 1600 yılları arasında yapılan tüm keşifleri aşağıdaki harita üzerinden inceleyebilirsiniz. Coğrafi Keşifler haritasını yüksek boyutta ve çözünürlükte incelemek için haritanın üzerine tıklayabilirsiniz.

Coğrafi Keşifler Nerede Oldu?
Coğrafi Keşifler Haritası

Coğrafi Keşifler Sonuçları

Coğrafi Keşifler tüm dünyayı etkileyen bir olay niteliğindedir. Sonucunda hem ekonomik hem siyasal hem de kültürel anlamda değişimler meydana gelmiştir. İlk olarak dünyanın yuvarlak olduğunun keşfedilmesi dünyanın düz olduğunu iddia eden kiliseye olan inancı derinden sarsmıştır. Bunların yanında Avrupa ekonomik olarak büyük bir kalkınmaya girmiştir. Bunun temel nedeni vergi vermesi gerekmeyen yeni ticaret rotaları keşfetmiş olması ve gittiği yerlerde büyük bir direnişe uğramadan istediği maddeleri almasıdır. Gittiği yeni kıtalardan silah zoruyla hammaddeleri edinmesine de sömürgecilik denmiştir. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkeleri, bu şekilde dünyanın her tarafına yayılmıştır. Hatta İngiltere sömürgecilik sayesinde kelimenin tam anlamıyla dünyanın her tarafında toprak sahibi olduğu için “Batmayan güneşin ülkesi” olarak bile isimlendirilmiştir.

Gidilen yerlerdeki kaynakları kendi ülkelerine getirmelerinin sonucu olarak sadece yöneticiler değil bütün halk fayda görmüştür. Bunun nedeni normal insanların bile yeni dünya kıtalarına gidecek gemilere bizzat yatırım yapması ve giden neredeyse her geminin büyük zenginliklerle gelip yatırımları başarıya ulaştırmasıdır. Bu şekilde aşırı güçlenen ve dünyada en çok söz sahibi olan konumuna gelen Avrupa, sömürgecilik faaliyetlerini kimseye hesap vermek zorunda kalmadan sürdürmüştür. Sömürgecilik faaliyetlerinin en bariz etkilerinden biri, günümüzün Güney Amerika topraklarında Portekizce konuşulmasıdır.

Ayrıca Avrupa kültürünün ve yaşamının ideal yaşam olarak gösterilmesinin etkisi sonucunda birçok Afrika kökenli insan yaşamını Avrupa topraklarında devam etmiş ve kökenlerini bırakarak asimile olmuştur. Hatta sömürge yapmış olduğu yerlerde insanları da eleyerek iyilerini bünyesine katan Avrupa devletleri, bir bakımdan insan sömürgeciliği de yapmış ve özellikle spor alanında pek çok başarıya imza atmıştır. Bunun örneklerinden biri de 2018’de futbolda dünya şampiyonu olmuş Fransa milli futbol takımının ilk 11’inin 8 kişisinin Afrika kökenli olmasıdır. Bu insan seçme sistemi de günümüzde hala sömürgecilik olmadığı iddia edilmesine karşın devam etmektedir.

Coğrafi Keşiflerin Osmanlı Devleti’ne Etkisi

Coğrafi Keşifler başta Osmanlılar olmak üzere tüm Türk dünyasını başta ekonomik olmak üzere birçok açıdan olumsuz etkilemiştir. İlk olarak Avrupa ticaret yolları bakımından Osmanlının sahip olduğu İpek yolu ve Baharat yoluna bağlıyken birden kendi için yollar keşfetmesi Osmanlıyı büyük bir zarara uğratmıştır. Hatta bu olay Orta Doğu’da bulunan bütün İslam devletlerini de olumsuz etkilemiştir. Ayrıca Avrupalı denizcilerin dünyanın yuvarlak olduğunu keşfetmesi üzerine kiliseye karşı azalan güven de Avrupalıların gelişiminin kapısını açmıştır. Bu nedenle de rakibinin aksine din otoritelerine söz geçiremeyen Osmanlı Devleti bilimsel araştırmalar ve icatlar bakımından geriye düşmüş ve kendi yıkımına neden olacak karmaşaların içine sürüklenmiştir.

Ancak Osmanlılar Portekizlilerin, Osmanlının Güney Asya mallarını temin ettikleri yer olan Baharat yolunu etkisiz hale getirmelerine sessiz kalmamıştır. Osmanlının karşı hareketi, tarihe Hint Deniz Seferleri olarak geçmiştir. Piri Reis gibi önemli denizcilerin yönettiği donanmaların yaptığı yaklaşık dört seferden ise Avrupalıları durduracak bir sonuç çıkmamıştır. Sonuç olarak da Osmanlının olumsuz etkilenişi ve Batılı devletlerin yükselişi durmamıştır.

Yeni Dünyaların Keşfi

Tarihte verilen kararlar ve yapılan uygulamalar, kimi ülkelerin yararına kimilerinin de zararına olmuştur. Dünya sahnesinde, geleceği daha iyi analiz edebilen ve içinde bulunduğu sorunları çözmeyi başarabilenler ise dönemlerini yönetmişler ve etkilerini sürdürmüşlerdir. Dünya tarihinin son beş yüz yıllık dönemi ele alındığında da doğru kararları vererek gelişen ve dünyanın zirvesine yerleşen uygarlığın Avrupa olduğu görülmektedir. Başta Osmanlı olmak üzere dış güçlerin kendilerini sınırlamasına daha fazla göz yummayan Avrupalılar, zamanlarının hurafeleri ve önyargılarına rağmen cesurca bilinmeyene doğru keşiflerini gerçekleştirmişlerdir. Bu yolda fedakarlıklar yapıp kayıplar vermiş olmalarına karşın kimsenin bilmediğine ilk ulaşanlar onlar olduğu için yeni dünyanın sahibi de onlar olmuşlardır.

Coğrafi Keşifler sayesinde neredeyse sınırsız kaynağa erişim sağlayan başta İngiltere olmak üzere Avrupalılar sonra da Rönesans ve Reform faaliyetleriyle gelişimi sürdürmüş, yarattıkları potansiyeli sonuna kadar kullanmış ve geleceğe hükmederek dünyanın akışına yön vermişlerdir. Batı uygarlıklarının gelişim hikayesine bakarak Türkiye dahil olmak üzere Doğu uygarlıklarının ulaşması gereken sonuç ise şudur: Öncelikle aklın ve bilimin yolu dini otoriteler ve hurafeler gibi unsurlarla terk edilmemelidir. Üzerinde yaşanılan dünyanın sürekli değişim halinde olduğu unutulmamalı ve toplum olarak kendini farklı düzenlere adapte etme yeteneği bünyede bulundurulmalıdır. Her ülkenin sadece kendi bekası uğruna çaba gösterdiği göz önünde bulundurularak herhangi bir sektörde başka ülkeye bağlı olunmamalı ve başka ülkelere güvenilmemelidir. Ancak bu şekilde dünyaya etki etmek ve bir millet olarak gelecekte yer sahibi olmak mümkün olabilir.

1 yorum Yapıldı
  1. Bilge Uçar

    Coğrafi Keşifler’in Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki hâkimiyetinde meydana getirdiği değişimleri bu yazıyla çok iyi anladım. Teşekkürler.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi