' Kanal Harekatı Nedir? Kanal Harekatı Neden Başarısız Oldu? | Ders: Tarih
Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Kanal Harekatı Nedir? Kanal Harekatı Neden Başarısız Oldu?

Kanal Harekatı Nedenleri Nelerdir? Birinci Kanal Harekatı ve İkinci Kanal Harekatı

Kanal Harekatı, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda Mısır’da bulunan Süveyş Kanalı’na ve Sina Yarımadası’na düzenlediği askeri saldırıdır.

Kanal Harekatı Nedir?
0 142

Kanal Harekatı Nedir? Kanal Harekatı Neden Başarısız Oldu?

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın da isteğiyle İngiltere’nin hakim olduğu Süveyş Kanalı’na saldırma kararı almıştır. İngiltere’nin sömürgeleriyle olan bağlantısını kesme ve Mısır’ı geri alma hayalleriyle Osmanlı İmparatorluğu, savaş sırasındaki bir saldırı cephesi olan Kanal Harekatı olarak bilinen askeri saldırıları başlatmıştır. Orduyu hazırlamış ve çeşitli önlemler almış olmasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu, Süveyş Kanalı’na iki kez saldırsa da ikisinde de başarılı olamamıştır. Sanayi Devrimi ile üretilen yeni teknoloji silahlara ve sömürgelerinden gelen maddelerle güçlü bir orduya sahip olan İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu’nun eski tarz ordusuna karşı büyük bir avantaj sahibiydi. Yapılan iki savaşı da kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere’nin gücünü kabul etmiş ve bölgeyi İngiltere’ye bırakmıştır.

Kanal Harekatı Nedir?

Kanal Harekatı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı sırasında bugünkü Mısır’da bulunan Süveyş Kanalı’na ve Sina Yarımadası’na düzenlediği askeri harekâttır. Kanal Harekatı, Birinci Kanal Harekatı ve İkinci Kanal Harekatı olmak üzere iki büyük saldırıdan oluşmaktadır.

Birinci Kanal Harekatı Nedir?

Yer: Süveyş Kanalı, Mısır

Zaman: 28 Ocak 1915 – 3 Şubat 1915

Taraflar: Büyük Britanya İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu

İkinci Kanal Harekatı Nedir?

Yer: Sina Yarımadası, Mısır

Zaman: 23 Nisan 1916 – 5 Ağustos 1916

Taraflar: Büyük Britanya İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu – Alman İmparatorluğu

Kanal Harekatı Tarihi

Birinci Dünya Savaşı’nda birbiriyle çarpışan iki grup vardı; İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri. İlk başta İngiltere, Fransa ve Rusya İtilaf Devletleri’ni; Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya ise İttifak Devletleri’ni oluşturmaktaydı. Savaş başladıktan sonra İtalya taraf değiştirmiş, onu takiben Japonya, Yunanistan, ABD gibi pek çok devlet itilaf grubuna katılmıştır. Rakiplerinin güçlendiğini fark eden Almanya, kendisine iyi bir müttefik olacağına inandığı Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşa dahil etmek istemiştir. Osmanlı İmparatorluğu başta İtilaf Devletleri’ne katılmak istemiş ama reddedilmiştir. Bunun sebebi İtilaf Devletleri’nin “Hasta Adam” olarak nitelendirdikleri ve çöküşünün yakın olduğuna inandıkları Osmanlı İmparatorluğu’nu yanlarına almak yerine kendi aralarında paylaşmak istemeleridir.

İtilaf Devletleri tarafından reddedildikten sonra Osmanlı İmparatorluğu barışçıl bir tutum sergilemiş ve savaşa olabildiğince dahil olmamaya çalışmıştır. Ancak İtilaf Devletleri güçlenmeye başlayınca Almanya, Osmanlı İmparatorluğu’nu İttifak Devletleri’ne dahil etmek için elinden geleni yapmıştır. Bir süre sonra yakın zamanda kaybettiği toprakları geri almak isteyen ve siyasi yalnızlıktan sıkılan Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın da çabalarıyla İttifak Devletleri’ne katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmesiyle Almanya’nın yükü hafiflemiş ve savaşta pek çok yeni cephe açılmıştır. Bir yandan onu parçalamak isteyen İtilaf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’na saldırırken, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu da İtilaf Devletleri’ni zayıflatmak için çeşitli harekatlarda bulunmuştur. Kanal Harekâtı, Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri’ne saldırdığı taarruz cephelerinin ikincisidir.

Kanal Harekatı Nedenleri

Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere, İtilaf Devletleri’ndeki en güçlü devletlerden biriydi. Bu yüzden İttifak Devletleri’ne büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Sanayi Devrimi’nin İngiltere’de başlaması sebebiyle ilk fabrikalar İngiltere’de kurulmuş, İngiltere diğer devletlere göre daha çabuk gelişmiştir. Hammadde ve pazar arayışına ilk girmesiyle İngiltere, sömürgeleştirme hareketlerine öncülük etmiş ve pek çok ülkeyi sömürgesi haline getirmiştir. Bütün bunlar sayesinde İngiltere, 1. Dünya Savaşı sırasında en iyi ekonomiye, dolayısıyla en güçlü ordulardan birine sahip olan devletti.

Kanal Harekatı’nın temel sebebi İngilizlerin sömürgelerine ulaşmasını engellemekti, ama elbette tek sebep bu değildi. Süveyş Kanalı’na düzenlenen bu harekâtın sebeplerinden biri de Mısır’ı geri almaktı. Kısa bir süre önce Mısır’ı İngiltere’ye kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, bu saldırıyı Mısır’ı İngilizlerden geri almak için bir fırsat olarak görmüştür. Hala halifeliği elinde tutan Osmanlı İmparatorluğu, İslam devletlerini ve İngiltere’nin himayesi altında olan Mısır’ı İngiltere’ye karşı harekete geçirebileceğine inanmıştır. Bu konular tartışılırken, Osmanlı Genelkurmayında görev yapan Bronsart von Schellendorf, Berlin’den Süveyş Kanalı’na taarruz emri veren bir telgraf almıştır. Almanların bu isteği de eklenince Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere’yi bozguna uğratma ve kaybettiği toprakların bir kısmını geri alma umutlarıyla Kanal Harekatı olarak bilinen saldırıları başlatmıştır.

Kanal Harekatı Öncesi Yapılan Hazırlıklar

1914’ün Aralık ayında bu harekât için gerekli hazırlıklara başlandı. Alınan karara göre taarruz görevi 4. Ordu’ya bağlı 8. Kolordu’ya verildi. 4. Ordu’nun başına Cemal Paşa atandı. Cemal Paşa, o dönemde bilinen ve saygı duyulan bir kişilikti. Bu görevin başına Cemal Paşa gibi nüfuz sahibi birinin atanması, Osmanlı’nın savunmadan saldırıya geçtiğinin bir göstergesidir. Almanların Osmanlı’ya gönderdikleri planlara göre amaç Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek, eğer bu mümkün olmazsa kanaldan geçen gemileri top ateşine tutabilecek şekilde kanalın doğusunda konum almaktı.

Kanal İngiliz, Yeni Zelanda ve Hint birlikleri tarafından korunmaktaydı. Kanalda konumlanmış İngiliz ve Fransız savaş gemileri bu birliklere topçu desteği vermekte, aynı zamanda olası bir deniz savaşına karşı kanalı korumaktaydı. Kanalın batısında bulunan demiryolunda da yine bu birlikleri desteklemek için zırhlı trenler bulunmaktaydı. Savaş gemilerinin ve zırhlı trenlerin ateş gücünden faydalanmak isteyen İngilizler, kanal boyunca savunma yapmaya karar vermişlerdir. Bu amaçla Sina Çölü’nü tamamen boşaltmışlar ve yaklaşık 300 km derinliğinde ve kanala yakın doğal bir engelin arkasına çekilmişlerdir. Bölgede bulunan 150.000’e yakın askerlerin büyük bir kısmı kanal boyunca yayılmıştı. Bu taktik İngiliz Ordusu tarafından iyi bir savunma stratejisi olarak görülse de halk tarafından eleştirilmiştir. İngilizler Ordu’nun korkaklık ettiğini düşünmüş, “Ordu mu kanalı savunuyor, kanal mı orduyu?” şeklinde yazılar çeşitli İngiliz gazetelerinde yayımlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Hazırlıkları

Bu sırada Osmanlı birlikleri de taarruz için hazırlık yapmaktaydı. Kanala ulaşabilmek için ordunun ilk önce Sina Çölü’nü geçmesi gerekiyordu. Saldırı kuvvetlerinin çöldeki ihtiyaçlarını karşılamak için özel bir Çöl Menzil Müfettişliği kuruldu. Kurulan bu teşkilat, Bi’ru’s-sebi’den İsmailiye’ye kadar uzatılacak bir ikmal hattı kurmakla sorumluydu. Ordunun normal savaşlarda kullandığı tayınlar çölde yetersiz kalacağı ve taşınması zor olacağı için, çöl savaşlarına uygun yeni bir “çöl tayını” hazırlandı. Çölde askeri destekleme neredeyse imkansız olduğundan sefer birliklerindeki asker sayısı asgari düzeyde tutulmuştur. Savaş için yapılan hazırlıklar 1915 yılının Ocak ayında tamamlandı. Taarruz birliklerine 25. Piyade Tümeni öncülük edecek, 23. ve 27. Piyade Tümen’lerinden gönüllüler de onlara eşlik edecekti. 1500 Arap asker ve 8 sahra topu bataryasının takviyesiyle sefer için yaklaşık 13.000 kişiden oluşan bir birlik oluşturulmuştu. Çölde ikmallerin rahat taşınması için binlerce deve de kervana verilmişti.

1. Kanal Harekatı

Kanal Harekatı, 14 Ocak 1915’te resmî olarak başlatıldı. Kanala ulaşmak için Osmanlı’nın ilk önce Sina Çölü’nü geçmesi gerekiyordu. Sefer içi özel hazırlanan ikmaller ve develer sayesinde çöl, kayıp vermeden geçildi. Yaklaşık bir ay süren bu yolculuktan sonra taarruz birlikleri Şubat ayının başında kanalın önünde mevzilendi. İngilizler, Osmanlı’nın taarruz planında haberdar olsa bile ordunun kanala bu kadar yaklaşacağını düşünmemişlerdi. 2 Şubat 1915 tarihinin gecesinde 25. Piyade Tümeni’ne bağlı birliklerin bir kısmı botlarla kanalı geçerek orduyla başa baş savaşmaya çalıştı. Birliklerin kanalı geçme girişimini fark eden İngiliz birlikleri, kanalın batı kıyısından yoğun bir ateş başlattı. Bu ateşe hazırlıklı olmayan birlikler İngiliz askerlerinin saldırısına karşı fazla dayanamadı.

Bu çatışma sonucunda Osmanlı birliklerinin kullanmaya çalıştığı botların büyük bir kısmı ya battı ya da tekrar kullanılamaz hale geldi. Kanalı geçmeye çalışan birliklerden iki piyade bölüğü yoğun ateşe rağmen kanalı geçmeyi başardı. Ancak İngilizlerin fark etmeleri üzerine tekrar yoğun ateş altında kaldılar ve başarılı olamadılar. 2 ve 3 Şubat günleri çatışmalar devam etti, ancak İngiliz Ordusu Osmanlı’dan üstün bir konumdaydı. İngiliz ateşinin artması ve asker kayıpları sebebiyle zayıf duruma düşen Osmanlı Ordusu, Cemal Paşa’nın emriyle geri çekildi. Düzenli bir geri çekilmenin ardından 8. Kolordu Şubat ayının ortalarında Gazze’ye kadar geriledi. Kanal Harekatı’nın bu ilk taarruzunda yaklaşık 1300 asker şehit oldu. Taarruz birliklerinin Gazze’ye kadar çekilmesine rağmen İngilizler orduyu takip etmeye dair hiçbir girişimde bulunmadı. Yapılan bu çatışmaların başarısızlığı sonucunda ikinci bir saldırı kararı alındı.

2. Kanal Harekatı

Birinci Kanal Harekatı başarısızlığından sonra Osmanlı, yeni bir saldırı için gerekli derslerin alındığı düşünülmekteydi. Yapılması planlanan bu yeni sefer için 100.000 asker ve 50.000 hayvan hazırlanmıştır. Kuvvetleri desteklemek için yollar ıslah edilmiş, yeni yollar ve menzil merkezleri yapılmış, su sorununu çözmek için çeşitli çalışmalarda bulunulmuştu. Yola çıkıldıktan bir süre sonra Çanakkale Savaşı’nın başlaması sebebiyle 4. Ordunun kanal harekâtını yöneten tecrübeli tümenler ilerleyen günlerde Gelibolu’ya gönderildi. Kafkasya Cephesi’nde yaşanan kriz yüzünden ordu iyice dağıldı, böylece yapılması hedeflenen 2. Kanal Harekatı 1916 yılına kadar ertelendi.

Osmanlı’nın Süveyş Kanalı’nı işgal etmek için yeni bir sefer düzenlediğinden haberdar olan İngilizler, 1916’nın başında savunma taktiklerini değiştirdiler ve kanala yaklaşma kararı alarak kanalın doğu kıyısından 15-20 km ötede bir savunma hattı oluşturdular. Bu taktik değişiminin temel amacı, doğu yakasına yerleştirilebilecek düşman topçu birliklerinin saldırılarını önlemekti. Böylece Osmanlı’nın sürekli tacizleri durdurulacak, Sina Çölü üzerinden Filistin’e doğru yapılması planlanan bir saldırının temelleri atılabilecekti. Şubat ayında yapılması planlanan 2. Kanal Harekâtı, Alman ve Avusturya takviyelerinin beklenmesi sonucunda 1916’nın yazına kadar ertelendi. Takviye birliklerini bekleyen Osmanlı boş durmamış, taarruz için gerekli olan yolları, demiryollarını, ikmal noktalarını ve hastaneleri tamamlamıştır.

Mart ayında varan Alman hava birlikleri İngiliz ordugâhlarını ve yığınaklarını tespit edebilmişti. Geçen seferki yenilginin tekrarlanmaması için Osmanlı, İngiliz birliklerinin niteliği konusunda bilgi sahibi olmak ve planlarını öğrenebilmek için keşif taarruzları yapılması kararını verdi. Bu amaç doğrultusunda hareket kabiliyeti yüksek ve hızlı hareket eden akıncı birlikleri oluşturuldu. Oluşturulan bu birliklerin, Süveyş Kanalı’nın doğu yakasında hıza yayılan İngiliz birliklerine saldırması kararı alındı. Nisan ayının sonlarına doğru yapılan keşif saldırıları, kanalın yaklaşık 45 km doğusundaki Katya’da bulunan birliklere karşı düzenlendi. Gerçekleşen çatışmalarda Osmanlı nispeten başarılı oldu.

İkinci Kanal Harekatı Saldırı Planı

Albay Kress von Kressenstein tarafından yönetilen keşif birlikleri bir İngiliz süvari alayını kuşatarak büyük bir kısmını esir almıştı. Esir alınan askerlerden İngilizlerin kanalın doğu yakasında, Kanatara’dan Rumani’ye demiryolu ve su yapmakta olduğunu ve düşmanın amacının kıyı boyunca Filistin’e ilerlemek olduğu öğrenilmişti. Keşif saldırılarının yapılmasından kısa bir süre sonra İngilizler saldırı hazırlıklarına başlamıştır. Bunu fark eden Cemal Paşa ve Alman kurmayı, yeni bir saldırıyla İngilizlerin saldırı hazırlıklarını aksatmak ve birliklerin dengesini bozmak amacıyla kanala yeni bir saldırı planlamaya başladılar.

Ağustos ayında Albay Kress von Kressenstein komutasında İkinci Kanal Harekatı düzenlendi. Saldırı kuvveti 3. Piyade Tümeni ve onu destekleyen Alman ve Avusturya topçularından oluşmaktaydı. Saldırıyı destekleyen Alman birlikleri arasında Osmanlı’nın özellikle ihtiyaç duyduğu makineli tüfek ve uçaksavar birlikleri de bulunmaktaydı. Bu taarruzda saldıran Osmanlı birliklerindeki asker sayısı 12.000 kişi civarındaydı. Bu birliklerle kanalın 40 km doğusundaki Rumani’de bulunan İngiliz ordugahına saldırıldı. Ancak İngilizlerin savunması geçilemedi ve Osmanlı birliklerinin taarruzu İngilizlerin karşı saldırısıyla durduruldu. İlk harekatta olduğu gibi sayı ve malzeme bakımından üstün olan İngiliz ordusuna karşı kazanılamayacağını fark eden Albay Kress von Kressenstein, orduya geri çekilme emri verdi. Böylece 2. Kanal Harekatı da başarısızlıkla sonuçlandı. Yapılan çatışmalar sonucu Osmanlı ordusu 1000 kadar kayıp verdi. Bu harekattan sonra Sina yarımadasında inisiyatif İngilizlere terk edildi.

Kanal Harekatı Sonuçları
Kanal Harekatı Planı

Kanal Harekatı Neden Başarısız Oldu?

Osmanlı İmparatorluğu, 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizlere gelen yardımı azaltmak ve İngilizleri zayıflatmak amacıyla Süveyş Kanalı’na iki defa taarruzda bulunmuş, ama iki seferde de mağlup olmuştur. Bu harekatlarda gerçekleşen olaylara göz atarsak Osmanlı’nın yenilmesinin temel sebebinin Osmanlı’nın zayıf olması değil, İngiliz kuvvetlerinin fazla güçlü olması olduğunu görürüz. Osmanlı, yapılacak seferler için yeni erzaklar hazırlamış, develer kullanmış, gidilecek yolları düzeltmiş, ikmal noktaları kurmuş ve hastaneleri iyileştirmiştir. Alınan bütün önlemlere ve verilen bütün çabalara rağmen Osmanlı askerleri, İngiliz ordusuna yenilmiştir.

1. Dünya Savaşı, Sanayi İnkılabının gerçekleşmesinden kısa bir süre sonra başlamıştır. Sanayi İnkılabının başladığı ülke olarak İngiltere sömürgecilik arayışına ilk giren devletlerden olmuştur. Böylece kısa sürede pek çok sömürge elde eden İngiltere, hammadde ve Pazar bakımından güçlenmiş ve ekonomisini iyi bir düzeye çıkarmıştır. Böylece İngiltere, 1. Dünya Savaşı başladığında askeri kuvvetler için pek çok yatırımda bulunmuş, o dönem için ileri teknoloji sayılan silah ve araçlar kullanabilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu ise Sanayi İnkılabı’ndan etkilenmemiş ve yeni üretilen teknolojik alet ve silahlardan uzak kalmıştır. Bu yüzden eski tarz Osmanlı ordusu, yeni ve gelişmiş İngiliz ordusuna karşı zayıf düşmüştür.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi