Deniz Gezmiş Kimdir? Suçu Neydi? Neden İdam Edildi?

Deniz Gezmiş Nasıl Yakalandı? Deniz Gezmiş'in Eylemleri

Deniz Gezmiş Kimdir?
0 45

Deniz Gezmiş, Marksist-Leninist devrimci ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)’nun kurucusu olarak bilinmektedir. Bu yazımızda Türk bir devrimcinin yaşam öyküsünü anlattık.

Deniz Gezmiş Kimdir?

Deniz Gezmiş, 28 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde dünyaya geldi. Dedeleri Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı olan Cimil köyündendir. Gezmiş’in babası olan Cemil Gezmiş, Erzurum’un Ilıca ilçesindendir. Annesi olan Mukaddes Gezmiş ise Erzurum ilinin Tortum ilçesindendir. Gezmiş, Ankara’da doğmuş olmasına rağmen çocukluğunu Sivas’ta geçirmiştir. İlkokul ve ortaokul eğitimini de Sivas’ta gören Gezmiş, öğretmen olan annesi ve babasının kararıyla birlikte İstanbul’a taşınmıştır. Lise hayatına İstanbul’daki Haydarpaşa Lisesi’nde başlayacak ve burada ilk eylemine katılacaktı.

Bu eylem o dönem Haydarpaşa Lisesi’nde beden öğretmenliği yapan ve eski Fenerbahçeli futbolcu Boncuk Ömer’in öğrencilerine uygunsuz hareketler yaptığı hakkında iddiasının büyütülmesi sonucunda yapılan bir protestoydu. Bu iddia hakkında haberler yapan Hürriyet gazetesine karşı yapılan eylemde gelecekte kendisiyle kader yoldaşlığı yapacak olan Mahir Çayan’la omuz omuza olacaklardı. Bu eylemler sonucunda Hürriyet bu asılsız iddialar geri çekecek ve özür dileyecekti.

Deniz Gezmiş’in Üniversite Yılları

Deniz, ikinci sınıfta fizikten kaldı. Sonrasında Gezmiş okulu bırakıp babasının arkadaşının müdürlük yaptığı Bilir Koleji’ne kayıt oldu. Burada İngilizcesini ilerletecekti. Buradan sonra üniversite eğitimi başlayacaktı. Bu eğitime İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile başlangıç verecekti. Üniversiteye başlamadan iki yıl önce TİP (Türkiye İşçi Partisi) örgütlerinde çalışmaya başladı. Gezmiş, üniversitede eğitim-öğretim hayatına devam ederken dünyada özgürlükçü hareketlerin artığı bir dönemdi. Bu Deniz’in düşünce şeklini fazlasıyla etkiledi. Bu sene içinde ücretsiz eğitim, daha demokratik üniversiteler amaçlayan eğitimde devrim arayışına girdi. Bu arayışa Ankara Üniversitesi’nde başlayıp kendi üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nde bitirecekti.

İstanbul Üniversitesi’nde neredeyse iki hafta süren eylemlerin sonucunda dönemin İstanbul valisi Deniz’in babası olan Cemil Gezmiş’i araya sokarak Deniz ile görüştü. Bu görüşmelerde, Deniz ile eylemci arkadaşlarının taleplerini kabul edileceği söylendi. Lakin, bu sözlerin hiçbiri tutulmadı ve İstanbul Valiliği bu taleplerin gerçekleştirilmesi için herhangi bir emek harcamadı. Bu olay Deniz’e geleceğinde ona verilen sözleri sorgulamasını ve zamanı geldiğinde bu sözlere güvenmemesi gerektiğini öğretti. 1968 yazında sokaklarda esen özgürlük rüzgarına karşı devletin bir şey yapması gerekiyordu. Bu yüzden CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) adı altında dönemin çağdaş, aydın ve solcu öğrencilerine karşı olan komandolar yetiştirilmeye başlandı. Aynı yaz Amerika’dan gelmiş olan 6. Filoyu protesto eden bir eylemden sonra İTÜ Öğrenci Yurdu polisler tarafından basıldı ve Vedat Demircioğlu adlı bir öğrenci camdan aşağı atılarak öldürüldü. Böylelikle söz konusu devrim adına ilk kayıp verilmiş oldu.

Deniz Gezmiş’in Suçu Neydi?

Vedat Demircioğlu komadayken, Deniz ve arkadaşları bu durumdan dolayı çok öfkeliydi. İlk iş olarak Dolmabahçe’ye gidip bu Amerikan askerlerine saldırdılar. Gezmiş, bu olaydan hemen sonra cezaevine gönderildi. Bu olaylar sonucunda Gezmiş ile arkadaşı olan Cihan Alptekin, Devrimci Öğrenci Birliği’ni (DÖB) kurdu.

DÖB’ün ilk işi diğer üniversitelerin solcu birlikleri ile Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal Yürüyüşü oldu. Tam 10 Kasım’da bitirilmesi için planlanan yürüyüş Samsun’dan başlayacak ve Ankara’da bitecekti. Deniz Gezmiş, bu eylemler sırasında yine tutuklanacaktı ancak bir ay sonra tahliye edilecekti.

Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen 6. Filo’ya karşı protestolarda Deniz Gezmiş yoktu. Bunun sebebi ise o 16 Şubat’ta İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji Asistanı Oya Sancar’ın tezi olan “Türkiye’de İşçi Sınıfının Doğuşu ve Yapısı” Profesörler Kurulu tarafından reddedildi. Bunun üzerine Deniz Gezmiş ve yoldaşları bu durumu İstanbul Üniversitesi’nde yaklaşık iki hafta boyu protesto etti. Bu olay üzerine okul geçici olarak kapatılmış ve Deniz Geçmiş tekrardan tutuklanmıştı. 22 Şubat 1969’da Deniz Geçmiş tahliye edilecekti. Hâlâ reform tasarısı kabul edilmemiş olan Gezmiş’in artık sabrı tükenmişti. Bundan mütevellit 10 Haziran 1969’da Deniz Gezmiş ve yoldaşları olan arkadaşları polislerle bir nev-i meydan muharebesine girmiştir. Bunun sonucunda Deniz Gezmiş hakkında tekrardan tutuklama kararı çıkartılmıştır.

Deniz Gezmiş’in Eylemleri

O döneme kadar beş kere tutuklanan ve neredeyse sekiz ay boyu cezaevinde geçiren Gezmiş’e artık yetmiştir. Polis ensesindeyken ve bir de bunun üzerine faşist hükümetin kararı üzerine 34 farklı ilde çağdaş ve aydın solcuları haklamak amaçlı açılacağı söylenen komando kurslarını duyunca, Deniz ve bir grup yoldaşı o dönemde özgürlük savaşı veren Filistin’deki yoldaşlarının yanına gitme kararı almıştır. Filistin’de iki ay boyu Filistin Kuruluş Örgütü’nün (FKÖ) askeri kanadı olan El Fetih’in kamplarında eğitim aldı. Hatta ve hatta, ona gerilla kimliği bile verildi.

Türkiye’ye döndüğünde onu çok can yakıcı bir sürpriz beklemekteydi. İstanbul Üniversite’si Hukuk Fakültesi Disiplin Kurulu’nun kararı ile geçmişte rektörlüğe karşı yaptığı protestolardan dolayı okulla ilgili bütün ilişkileri kesildiğini öğrendi. Aynı zamanda bütün ülkede aranıyordu. Türkiye’ye dönüşünden sonraki bir ay ODTÜ’nün yurtlarında konaklayan Gezmiş, 22 Eylül 1969’da arkadaşı Taylan Özgür’le İstanbul’a geçti. Burada Hukuk Fakültesi’nin dekanı olan Prof. Dr. Orhan Aldıkçatı’nın makamını bastı ve ihraç edilmesinin sebebini sordu. Aynı gün içinde Gezmiş polisler tarafından tutuklandı ve Taylan sırtından vuruldu. Aralık’ta cezaevinde çıkarıldı.

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun Deniz Gezmiş tarafından kurulmasından sonra Deniz Gezmiş ve arkadaşları silahlı eylemlere başladılar. İlk hedef İş Bankası Emek Şubesiydi. 11 Ocak 1971’de Deniz, Yusuf, Hüseyin, Sinan ve Alpaslan yüzlerini bile gizleme gereği duymadan bankayı basıp 124.000 TL ile ortadan kayboldular. İç İşleri Bakanı haklarında ‘Vur’ emri çıkardı. Mart ayında ise dört Amerikalı askeri kaçırıp 400.000 USD fidye istediler ve 36 saat tanıdılar. Bu tür eylemlerin artması Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Amerikan güdümünde olduğu iddia edilen bazı generalleri rahatsız etti.

Hızla gelişen özgürlükçü hareketler sanki bir halk ayaklanmasıymış gibi gösterilip, 12 Mart 1971 Askeri Darbesi yapıldı. Siyasal hükümet istifa edip yerini Nihat Erim hükümetine bıraktı. Baskıcı ve faşizan bir döneme girildi. Türk aydınları, gazeteciler, bilim adamları işkence odalarında ölüm ile sınandıkları bir dönemde Deniz Gezmiş ve arkadaşları için tek yol kırsalda gerilla hareketinin örgütlenmesiydi.

Deniz Gezmiş Nasıl Yakalandı?

Darbeden 3 gün sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Tayfur Cinemre ve Sinan Cemgil iki ayrı motosiklet ile yola çıktılar. Deniz ve Yusuf, Kırıkkale-Yozgat-Sivas üzerinden Malatya’ya gideceklerdi. Sivas girişinde polis kontrolü vardı, bunun üzerine Sivas’a girmeden Şarkışla yoluna saptılar. Şarkışla’da polislerle girilen çatışmada Yusuf yaralandı, Deniz ise Gemerek’te kıstırıldı. Tarihler 16 Mart 1971’i gösteriyordu.

Deniz, 12 Nisan 1971’de hakim karşısına çıkarıldı. Bu Türkiye için karanlık günlerin daha başlangıcıydı. Sokağa çıkma yasakları, grev yasakları başladı. Göz altı süreleri uzatıldı. Cumhuriyet ve Akşam gazeteleri kapatıldı. Bazı yazar ve aydınlar tutuklandı. İsrail İstanbul Başkonsolosu Ebrahim El Ron’un 17 Mayıs 1971’de Mahir Çayan ve arkadaşları tarafından kaçırılıp öldürülmesi olacakların göstergesiydi. Olacaklar bunlarla da sınırlı değildi.

30 Mayıs 1971‘de bu kez bu kez bir binbaşının kızını rehin alan Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir çatışmaya girdi. Cevahir öldürüldü, Çayan ağır yaralandı. Aynı gün banka soygunu sanıklarından Cihan Alptekin ve Tayfun Cinemre yakalandı. Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga eyleme giderken devlet güçleri tarafından öldürüldü.

Deniz Gezmiş Neden İdam Edildi?

26 sanıklık THKO ana davası 16 Temmuz 1971’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ve arkadaşlarının yargılanması ile başladı. 9 Eylül’deki duruşmada savcı Tuğ, Deniz Gezmiş ve 16 arkadaşının idamını istedi. 27 Eylül’de savunmalara geçildi. Ankara Sıkı Yönetim Komutanlığı 1 Nolu mahkemesi Deniz Gezmiş ve 17 arkadaşını 9 Ekim 1971’de idama mahkûm etti. Mahkemenin bu konudaki kararı ‘Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan mahkememiz T.C. Anayasasının tamamını, bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs suçunu işlediğiniz sabit görüldü. TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası ile tecziyenize karar verildi’ şeklindeydi.

Sanıklar karardan sonra ayrı hücrelere kondu. 27 Ekim tarihinde idamların gerçekleşeceği açıklandı. 29 Kasım 1971’de THKPC’den Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı ve Ziya Yılmaz, THKO’dan Cihan Alptekin ve Ömer Ayna İstanbul Maltepe Cezaevinden tünel kazarak kaçtılar. İlk duruşmada 18 idamdan 9 idam kararının bozulması kalan 9 sanığın ise idam kararının onanması istendi. Gezmiş ise idamlıklardandı. Son karar 10 Ocak 1972’de verildi. Bu kez 18 idam kararının 15’i bozulmuş, Gezmiş, İnan ve Aslan’ın idamları onaylanmıştı.

Meclis Genel Kurulunda 23 ret, 6 çekimser, 238 kabul oyu çıktı. Bu üç arkadaş Taylan Özgür’ün yanına gömülmeyi ve ailelerin asla af dilememesini vasiyet etti. Fakat bu dönemde firariler Mahir Çayan, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna Ünye’deki NATO üssünden üç teknisyeni kaçırdılar. Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geldiler. Rehinelere karşılık infazın durdurulmasını talep ediyorlardı. Ama olmadı. 30 Mart 1972’de devlet güçleri tarafından öldürüldüler. Bu olay tarihe Kızıldere Katliamı olarak geçti. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece 3 devrimci asılarak idam edildi. Son dilekleri yerine getirilmeyerek Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildiler.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. KapatAyrıntılı Bilgi