Türkiye'de Ekonomik Kriz

Ekonomik Kriz Nedir? Türkiye’de Ekonomik Krizler

Türkiye'deki Ekonomik Krizlerin Nedenleri - Türkiye'de Petrol Krizleri

Bu yazımızda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaşanmış ekonomik krizler kronolojik olarak incelenmiştir. Ayrıca 1970-1980 arasındaki petrol krizleri hakkında da bilgilere yer verilmiştir.

Ekonomik Kriz Nedir?

Ekonomik kriz politik veya ekonomik nedenlerle ortaya çıkan ve ekonomik yapıyı derinden sarsacak olağan dışı durumdur. Bu durum insanlar, küçük topluluklar ve bazı kurumlarda yaşanabileceği gibi genele yayılıp büyük topluluklarda, ülkelerde ve hatta küresel bir şekilde dünyada ekonomi ile ilişkisi bulunan her yapıyı da etkileyebilir. Özellikle petrol ve ürünlerinin dünya genelinde yaygınlaşması ve ekonomide büyük ve önemli bir yer almasından sonra dünya genelinde ve yerel bölgelerde birçok ekonomik kriz yaşanmıştır.

Türkiye’de Ekonomik Krizler

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de cumhuriyet ilanından itibaren birçok dünya geneline hakim olmuş ya da Türkiye ve çevre ülkelere hakim olmuş ekonomik krizler yaşanmıştır. Türkiye’de oluşmuş temel ekonomik krizler aşağıda yer almaktadır.

Kronolojik Olarak Türkiye’de Yaşanmış Ekonomik Krizler Listesi

  • 1929 Ekonomik krizi (Büyük Bunalım)
  • 1948 Ekonomik krizi
  • 1954 Ekonomik krizi
  • 1958- 1959 Ekonomik krizi
  • 1969 Ekonomik krizi
  • 1974 Petrol Krizi (Birinci Petrol Krizi)
  • 1977 Ekonomik Krizi
  • 1978- 1979 Ekonomik krizi (İkinci Petrol Krizi)
  • 1986 Ekonomik krizi
  • 1988-1989 Ekonomik krizi
  • 1991 Ekonomik krizi
  • 1994 Ekonomik krizi
  • 1998-1999 Ekonomik krizi
  • 2001 Ekonomik krizi
  • 2008- 2012 Ekonomik krizi

Türkiye’de Ekonomik Krizler Nedenleri

1929 yılında Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’ndan kalan borçlarını büyük zorluklarla ödeyen Türkiye aynı yıl dünya geneline hakim olan Büyük Buhran’ın da etkisiyle cumhuriyet tarihinin ilk ekonomik krizine girdi. Bu kriz sonrasında Türk Lirası’nın değeri düştü ve ekonomi küresel ekonomiye kapandı. Devletçiliğin de temel adımları bu dönemde atıldı.

1948 yılına gelindiğinde ise Türkiye 2. Dünya Savaşı’na katılmamasına rağmen savaşın etkilerini en az savaşa katılan ülkeler kadar yaşamıştır çünkü özellikle savaş dolayısıyla savunma bütçeleri Türkiye ekonomisine hakim olmaya başlar ve birçok yeni vergi getirilir.

1954’de savaş ekonomisi durumundan uzaklaştırılmaya çalışılan Türkiye ekonomisi bütçede birçok açık verir ve tekrar ekonomik bir bunalıma girer. Bu dönemlerde başlayan dış ekonomiye açılma girişimleri Türkiye’yi 1959 ekonomik krizine sürükler çünkü Türkiye’nin bu dış girişimleri Türkiye’ye birçok borç getirmiştir.

1960’lara gelindiğinde ise Süleyman Demirel öncülüğündeki Adalet Partisi (AP) iktidardadır. Bu dönemde Adalet Partisi büyük bir çalkantı içerisindedir ve bu durum ülkenin ekonomisini de etkiler. Aynı zamanda dış ticaret açığının da çok büyük olmasıyla Türkiye hafif bir ekonomik krize girer.

Ambargo’nun Türkiye Ekonomisine Etkisi

1974 yılında dünyanın bütün ekonomilerini etkileyen petrol fiyatlarının dört kat kadar yüksek fiyatlara çıkması Türkiye’yi kötü etkilemiştir. Aynı zamanda Kıbrıs’a düzenlenen harekatının bir sonucu olan gizli ekonomik ambargolar patlak verir. Bu dönemdeki bu olaydan etkilenen çoğu ülke, tasarruf gibi bazı önlemler alır fakat Türkiye bu gerekli önlemlerin çoğunu almaz. Bu olaylar sonucunda da çok büyük bir ekonomik kriz patlak verir.

1977 yılında da bu olayın etkileri sürer ve daha hafif bir ekonomik kriz patlak verir. 1978 döneminde ise başka bir petrol zammıyla 1978- 1979 ekonomik krizi patlak verir. 1980’lere gelindiğinde ise darbe anayasıyla beraber gelen bir takım yasanın dengeleri bozmasıyla bütçe açığı artar ve 1986 yılında bütçe açığının bir önceki yılın yaklaşık yüzde 150 katı olmasından dolayı ekonomik bir dengesizlik yaşandı.

1988- 1989 döneminde de aynı çalkantının bir devamı olarak faiz yükselir, döviz rezervi azalır ve sonuç olarak Türkiye yeni bir ekonomik krize girer. 1990’lı yıllar ise en yoğun krizlerin yaşandığı dönemdir. 1991’de Körfez krizinin ortaya çıkışıyla Türkiye yatırımlar için tehlikeli bir ülke haline gelir ve yatırımlar büyük oranda çekilmeye çalışılır ve ekonomik bir kriz meydana gelir. 1991’deki krizin üzerine Avrupa ülkelerinde oluşan çalkalanmanın da eklenmesiyle 1994’de kısa ama tehlikeli bir kriz yaşandı ve cari açık 1 milyar dolardan 6.4 milyar dolara çıktı. 1998’de zaten krizlerden kurtulma çabası içindeki Türkiye’yi birde Asya- Rusya krizi vurdu. Sonuçta Aralık 1999’da hükümet IMF ile stand-by anlaşması yapılır.

Stand-by anlaşmasında sonra 2000 yılında devreye giren istikrar programı temel nedeni oluşturulur. Türkiye döviz kurunun çapaya bağlanmasıyla çıkmaz sokağa girer. Cari işlemler açığı giderek büyür ve yıl sonunda 9.8 milyar dolara çıkarak tarihi bir rekor kırar. 22 Kasım 2000’de Kara Çarşamba olarak anılan günde kriz patlak verir. 2008- 2012 yıllarında ise Amerika’nın taşınmaz mal piyasasındaki değer kaybı Türkiye’yi de etkiler ve bu kriz 2012 yılına kadar etkisini sürdürür.

Türkiye’de Petrol Krizleri

Yukarıda da anlatıldığı gibi Türkiye tarihinde birçok ekonomik kriz vardır. Bu krizlerin Türkiye için en tehlikeli ve etkili olduğu dönem 1970- 1980 dönemidir. Dolayısıyla temelde incelenmesi gereken ekonomik krizler bu dönemlerde yaşananlardır.

1974 Ekonomik Krizi (Birinci Petrol Krizi)

14 Ekim 1973’te yapılan genel seçimlerinde Bülent Ecevit önderliğindeki CHP ve MSP koalisyon hükümet oluşturur. Tam olarak bu dönemlerde de Kıbrıs konusu çok tartışılmakta ve Kıbrıs’ta Türklerin büyük zulme maruz kaldıkları düşünülmektedir. Gizli bir askeri harekat hazırılığı yapılmaktadır ve Kıbrıs’a birincisi 20 Temmuz 1974’te ikincisi 16 Ağustos 1974’te olmak üzere iki farklı askeri harekat düzenlenir. Bu harekât başarıyla sonuçlanır ancak bu harekât Türkiye’nin başını derde sokar. Başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke bu harekata karşı oldukları için Türkiye’ye bir ekonomik ambargo planı uygular.

Bu ambargonun temelinde yurtdışından alınan tüm askeri malzemelere yapılmış ambargo vardır. Bu ambargo NATO çerçevesinde bütün askeri ürünlere yapılan büyük zamları kapsar. Aynı yıllarda Arap ülkelerinin yani Dünya Petrol İhraç Eden Ülkeler Organizasyon’unun (OPEC) İsrail’le olan savaşlarının da bir sonucu olarak, petrolün fiyatına çok büyük bir zam yapar. Petrolün fiyatı yaklaşık 4 katına çıkar ve bu ambargo Türkiye’yi de çok kötü bir şekilde etkiler. Çoğu ülke petrol tasarrufu yapmaya çalışırken Türkiye sübvansiyon verir ve tüketimi arttırır. Dış ticaret açığı 769 milyon dolardan 2.3 milyar dolara yükselir. Bütçe 303 milyon dolar açık verir. Başta turizm sektörü olmak üzere bütün sektörlerde ve maaşlarda bir gerileme yaşar. Hükümet yeni bir krize girer.

1977 – 1978 Ekonomik Krizi

1977 yılında Türkiye’nin, 1970 yılında yaklaşık 2 milyar dolar olan dış borcu beklenmeyen şekilde yaklaşık olarak 10 miyar dolara çıkar çünkü dönemin hükümetleri kaynakları dengesiz ve gelişi güzel kullanır. Yani mantıklı bir ekonomi politikası uygulanmaz ve bu ekonomi politikası tüketimi ve ithalatı aşırı bir şekilde arttırmakla birlikte sabit yatırımları da yükseltir. 1978 yılına gelindiğinde ise kısa vadeli borçların toplam borçlara oranı % 50’leri geçer ve zaten büyük bir borç yatağı içerisinde bulunan Türkiye daha da zorlanır ve 1978 yılında kriz patlak verir. Bu dönemde zararın azaltılması ve krizin etkilerinin yumuşatılması amacıyla iki kez Türk Lirası devalüe edilir. Türk Lirası 21 Eylül 1977 yılında Süleyman Demirel öncülüğünde % 10, 1 Mart 1978 yılında ise Bülent Ecevit başkanlığında yaklaşık % 30 oranında devalüe edilir.

1979 – 1980 Ekonomik Krizi (İkinci Petrol Krizi)

1979 yılında, OPEC tarafından 1974 yılında yapılan 4 katlık petrol zammına benzeyen bir zam yapılır. Petrolün fiyatı % 150 katına çıkar ve bu Türkiye’yi beklenenin çok üzerinde bir zarara uğratır çünkü Türkiye zaten 1970’li yıların başından itibaren ekonomik kriz havasından uzaklaşamamıştır. Hatta çoğu temel tüketim maddeleri bile karaborsaya düşer. İşsizlik oranı % 20’lere kadar yükselir. Enflasyon % 63,9’a yükselir. Devletin enflasyonu kontrol altına alması için 24 Ocak Kararları yürürlüğe konulur. Bu kararlar doğrultusunda Türk Lirası % 48,6 oranında devalüe edilir. Aynı yıl 12 Eylül 1980 darbesi gerçekleşir ve askeri yönetimde bu ekonomik kararları onaylar. Alınan 24 Ocak Kararları sonucunda 1978 yılında 2,3 milyar dolar olan ihracat 1987 yılında 5,7 milyar dolar olarak tespit edilir.

Sonuç olarak Türkiye dünyadaki diğer devletler gibi birçok yerel ve global ekonomik krize girmiştir. Bu krizler içerisinde en etkili olanlar ise global olarak özellikle 1970- 1980 yılları arasında yaşanmış, dünyadaki en yaygın ve en etkili krizler arasında olan kaynak yani petrol krizleridir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı Nedir? Türkiye’ye Etkileri Nelerdir? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi