Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları – 1. Ünite (2021-2022)

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite başlıklı bu yazımızda ders kitabı içindeki soruların cevaplarını hazırladık.

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite başlıklı bu yazımızda Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabındaki tüm ünitelerin içindeki soruların cevaplarını hazırladık. Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 1. ÜNİTE BAŞINDA: “Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık. Ayrıca “Hazırlık Çalışmaları” bölümünde yer alan soruları yanıtladık
  • 1. ÜNİTE İÇİNDE:  “Sıra Sizde” ve “Soru” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 1. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme Soruları” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı 1. Ünite Cevapları

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan Türklerde Devlet Teşkilatı, on bir kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu on bir kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Kavramlar Bölümü Soruları

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan Türklerde Devlet Teşkilatı ünitesinin Kavramlar bölümünde yer alan 10 kavramı yanıtladık.

Bağımsızlık Nedir?

 

Kut Nedir?

 

Toy Nedir?

 

Töre Nedir?

 

Ülke Nedir?

 

Divan Nedir?

 

Saray Nedir?

 

Reâya Nedir?

 

İstimalet Nedir?

 

Ulus Devlet Nedir?

 

 

Hazırlık Çalışmaları Bölümü Soruları

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan Türklerde Devlet Teşkilatı ünitesinin Hazırlık Çalışmaları bölümünde yer alan 12 soruyu yanıtladık.

Geçmişteki Bilgilerinizden Yararlanarak Devletin Tanımını Yapınız?

Devlet toprak bütünlüğü, sağlamış birbirlerine siyasi olarak bağlanmış ve bu doğrultuda örgütlenmiş milletler ve millet topluluğunun oluşturduğu bir varlıktır. Devlet her şeyden önce bir siyasi birliktir. Bunun sağlanması için de öncellikle devleti kuran bireyler arasında kesinlikle kültürel bir birikim ve bu birikim arasında bir birlik lazımdır. Ancak sadece kültürel bir birlik olmak veya olan milletlerin devlet olarak yaşaması için yeterli değildir. Tarihte bir çok iç savaş ve diğer olaylar sadece kültürel bir birliğin devlet oluşturmak için yeterli olmadığını ortaya koymuştur.

Devlet İle Millet Arasında Nasıl Bir İlişki Olmalı? Düşüncelerinizi Söyleyiniz.

Devlet olmadan bir millet olmaz bir milleti olmayan devlete de devlet denilemez. Devlet milleti meşru kıldığı bir merkezi yapıdır. Bu yapı milletin bir çok yönde etkiler, askeri, sosyal, siyasi, kültürel dini vb. gibi şeylerde etkileri vardır. Devletin belirlediği politika milleti etkiler. Örneğin sosyal bir devlet daha çok halk hizmetlerin önem verir. Devlet millet tarafından oluşturulan bir yapıdır ve bu nedenle devletin sağlıklı olması için milletin de sağlıklı olması gerekmektedir. Bu nedenle devlet sorumluluk alması gerekmektedir ve buna göre de millet hareket etmelidir.

Aşağıdaki Görselleri İnceledikten Sonra Geçmişten Günümüze Devlet Yönetiminde Etkili Olan Meclisler Hakkındaki Düşüncelerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Her iki görselde de açıkça görülen bir meclis var. Bu meclisler herhangi bir olay için toplanmıştır. Her iki mecliste de iki karşı cins de gözükmektedir. Hakan, Hatun üstünlüğü belirgin olarak gözükmektedir resimde. Eski meclislerde sınırlı sayıda ve az kişi temsil etmektedir. Herhangi bir seçim ile değil babadan oğula geçen yada dini olarak kendini kutsal bulan kişiler mecliste bulunmaktadır. Meclisteki kişiler herhangi bir şeyi temsil etmiyordu direkt işleri yürüten kişilerdir. Yeni meclislerde fazlasıyla insan görülmektedir ve bu kişiler halkı temsil etmektedir.

Devlet Yönetiminde İstişarenin (Fikir Alışverişi) Önemi Nedir?

Devlet yönetiminde istişare çok önemlidir. Çünkü her insanın farklı bir bilgisi vardır. Her bireyin kendine özgür düşüncesi vardır. Özellikle devlette çıkan bazı sorunlar tek başına düşünülüp çözülemeyecek sorunlar olmaktadır. Bu sorunları çözmek için diğer insanlar ile münazara yapmak belki de bu sorunun kalkması için akıllara gelmeyen bir fikrin ortaya çıkması sağlanabilir. Bu nedenle devlet içinde oluşan meclis devletin yararınadır. İstişare ve fikir alış verişi sayesinde devletin hayatta kalma süresi artabilir. Daha gelişmiş bir devlet yapısı oluşur.

“Hükümdarın Adaletle Hükmetmesi” Sözünden Ne Anlıyorsunuz?

Hükümdar her ne kadar bireysel kararlar alsa da aldığı kararların doğru olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle hükümdar her ne kadar kendi karar alsa da herkese eşit davranmak zorundandır. İnsanlar arasında herhangi bir ayrım gözetmemesi gereklidir. Halkının can mal hak ve güvenliğine sahip çıkmalıdır. Ülkeyi örf adet törelere uygun yönetmelidir. Her zaman yukarıdan birinin onun izlediğini ve ona göre hareket etmesi gerektiği bilincinde olmalıdır. Bu nedenle devletine ve milleti hakkında alabileceği kararlar için en iyisini almalıdır.

Türkler İslamiyet’e Geçince Türklerin Yönetim Anlayışlarında Neler Değişmiş Olabilir?

Eski Türk geleneklerini İslami ilke ve kurallarla birleştirerek yeni bir ülke tipi yarattı. Kut kavramı, İslami öğretileri edinmiş ve Allah’ın iradesi veya Allah’ın payı anlayışı haline gelmiştir. Hükümdarın tanrılar tarafından seçildiği inancı, Tanrı tarafından seçilmiş hale gelmiştir. Orijinal Türk ülkesinde, Türkiye’nin dünyaya hakim olması fikri, İslam’daki cihat anlayışıyla birleştirildi, “İslam’ın dünyaya barış, huzur ve adalet getireceği” fikri bir inanç haline geldi. Devlet idaresinin örf ve adetlerinin yanı sıra İslami emir ve yasaklarda da etkilidir. İslam’a inanan Türk hükümdarı; Kağan yerine padişah gibi, Yabgu yerine Melik gibi unvanları kullanmaya başlamıştır.

Farklı Milletlerden Oluşan Bir Devletin Yüzlerce Yıl Ayakta Kalabilmesinin Sebepleri Nelerdir? Bu Konudaki Düşüncelerinizi Söyleyiniz.

Farklı milletlerden çok sayıda insanın barış ve huzur içinde yaşayabilmesinin nedeni devletin uyguladığı hoşgörü politikasıdır. Bu politikanın sayesinde azınlıkta olan etnik ırklar şiddete uğramamış ve mutluluk içinde yaşayabilmişlerdir. Bunun yanı sıra farklı kültürlerin bir arada olması sağlıklı bir şekilde gerçekleşen kültür entegrasyonunu sağlamıştır. Aynı zamanda farklı milletlerin gerektiğinde birlik şeklinde hareket etmesini de önemli bir faktör olarak konumlandırabiliriz. Ayrıca devletin farklı ırklara ve etnik kökenden gelen insanlara imtiyaz sunmaması ve adaletli bir şekilde herkesi değerlendirmesi de kritik bir noktadır.

“İşi Ehline Vermek.” Deyiminden Ne Anlıyorsunuz?

İşin ehline vermek deyimi uzun süredir Anadolu topraklarında kullanılan bir deyimdir. Zamanında çırak ve ustalar arasında kullanıldığı bilinmektedir. Bu deyimin anlamı bir işte ustalaşmış ve uzun süredir o işle uğraşan bir insanın o alanla ilgili işi alması gerektiği anlamına gelmektedir. Örneğin bir insan bir işte yeterince ilerlememişse ve birden fazla insanın bulunduğu bir mekanda o işin ustası olan bir kişi varsa insanlar yeterince işinde ilerlememiş kişiye ‘işi ehline bırak’ şeklinde yorum yapabilirler.

Hukuk Kurallarının Toplum Düzeni Açısından Önemi Hakkındaki Düşüncelerinizi Söyleyiniz.

Bir devletin hukuk sisteminin bir çark gibi işlemesi o ülkenin bir bütün olarak sağlanmasında etkin rol oynamaktadır. Çünkü adaletin bir ülkede hâkim olması o ülkenin halkının hem çevreye hem de devlete güvenini ve ülkedeki refah seviyesini arttırır. Aynı zamanda kendini koruyamayabilecek ve azınlıkta olan topluluklar için çok önemli bir değerdir. Bunun yanı sıra bir devletteki adalet sisteminin iyi işliyor olması suçları azalttığından dolayı toplumdaki kargaşa seviyesini azaltır. Toplumdaki huzur seviyesinin artmasını sağlar. Ayrıca bir toplumdaki insanların adaletli bir ortamda olması güvenli bir ortam yarattığından bireylerin her anlamda kendini daha kolay geliştirmesini sağlar.

“Egemenlik, Kayıtsız Şartsız Milletindir!” Sözünden Ne Anladığınızı Söyleyiniz.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı Atatürk tarafından söylenmiştir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözünde ise anlatılmak istenen anlam üstü kapalı bir şekilde halka sunulmuştur. Atatürk’ün bu sözle halka vermek istediği mesaj çok nettir. Bu mesaj demokrasinin işlemesi gerektiğinden bahseder. Aynı zamanda TBMM’nin en önemli ilkesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hakkında Neler Biliyorsunuz?

TBMM’nin kuruluşu 23 Nisan 1920’ye dayanmaktadır. TBMM’nin kuruluş sürecinde de halkın her kesiminden insan mebus olarak rol oynamıştır. Bunun yanı sıra en önemli ilkesi egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olmasıdır. Bu da yine halktan insanlar olan mebus yani milletvekillerinin aynı şekilde halkı temsil ederek egemenliği sağlamalarına işaret etmektedir. TBMM’de halktan insanlar seçilerek yine anayasal düzenlemeler halk için yapılmaktadır.

Cumhuriyet Rejimi Hakkındaki Bilgilerinizi Arkadaşlarınızla Paylaşınız.

Cumhuriyet rejimi şu anda dünyada pek çok ülke tarafından uygulanmaktadır. Cumhuriyetin ana amaçlarından biri milletin kendi kendini yönetebilmesidir. Cumhuriyetin tam karşıtı olarak bir zümrenin veya sadece küçük bir tabakanın bütün halkı yönetmesidir olarak açıklanabilir. Bunun yanında cumhuriyetin olmazsa olmazı meclistir. Bu durumu Türkiye için değerlendirirsek en önemli faktör TBMM’dir.

 

Konu İçindeki Sorular

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan Türklerde Devlet Teşkilatı ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Hun Türk Devleti’nin Kurultayında (Devlet Meclisinde) Geçen Bu Konuşma, Türklerin Bağımsızlığa Verdiği Önemi İfade Etmektedir. Bu Metindeki Bağımsızlığın Korunmasıyla İlgili Düşünceleri, İstiklâl Marşı’nda Geçen Bağımsızlıkla İlgili Mısralarla Karşılaştırarak Benzer İki Yönü Aşağıya Yazınız.

(Bu soru 14. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

“Cesarete karşı hayranlık duymayı ve birilerine bağımlı olarak yaşamayı yüz kızartıcı bir durum olarak görmek bizim geleneğimizdir.” Bu cümle cesareti ve bağımsızlığı vurgulamaktadır ve İstiklal Marşı‘nda geçen bu mısra ile aynı duygulara sahiplerdir:
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Atalarımızdan toprakla birlikte devraldığımız bağımsızlığımızı feda edemeyiz. Burada toprakların her ne olursa olsun atları için savunulması gerektiği vurgulanmıştır. Aynı ifade İstiklal Marşı’nda da vardır:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Bilge Kağan’ın Söylediklerinden Yola Çıkarak Türk Hükümdarlarının Başlıca Görevlerinin Neler Olduğunu Yazınız.

(Bu soru 15. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

Bilge Kağan öncellikle Tanrı tarafından kutsanmış ve görevlendirilmiştir. Bilge kağanın Türk milletinin adı sanı yok olmasın dediği cümleye bakarak Türk milletini her daim koruması gerektiğini anlıyoruz. Eğer koruyamazsa Türk milletinin adı sanı yok olacağını anlayabiliriz. Ayrıca korurken milletini her zaman eksiklerini tamamlamış ve onların huzur içerisinde tutma görevi olduğunu anlayabiliriz. Dört tarafa ordu sevk ettim. Bu cümlede de görevi yeni bölgeleri ele geçirmek ve devletini daha zengin yapmak olduğunu anlıyoruz. Ordu ile devletin sınırlarını korumak da görevidir.

Metinlerden Hareketle Türklerdeki Yönetim Anlayışı Hakkında Neler Söylenebilir?

(Bu soru 16. sayfadaki metinlere göre yanıtlanmıştır.)

Türk yönetim anlayışı tanrının isteklerini yerine getirmek olarak görebiliriz. Çünkü Tanrı buyurmuş gökyüzünü al diye. Bu cümlede tanrının isteği vardır. Bu isteği yerine getirmesi zorunluluktur. Ayrıca kız, en son görüşmede kağana; “Doğudan batıya kadar bütün dünya senin bayrağın altına girecek. İşlerini sıkı tut ve iyi çalış. Ayrıca dostlarının değerini bil.” demiştir. Bu cümlede de bir dünya hakimiyeti isteği vardır. Türk yönetim anlayışı da bir nevi aslında tüm dünyayı fethetmek ve ele geçirmektir.

İlk Türk Devletlerinin Teşkilat Yapısını Göz Önünde Bulundurarak Noktalı Yerleri Tamamlayınız.

(Bu soru 18. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

Hükümdar: Alp, Kahraman, Erdemli, Adaletli
İkili Teşkilat: Doğu, Batı
Devleti Oluşturan Unsurlar: Oksızlık, Yaka, Kün, Teşkilat
Hükümetin Başında Kağan vardır.
Ülkenin batı kısmını yabgu yönetir.
Kurultay: Devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı yer.

İlk Türk Devletlerinde Orun ve Ülüş Uygulamalarının Devlet Yönetiminin İşleyişi Bakımından Yeri ve Önemi Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?

(Bu soru 19. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

Bu sistem sayesinde Türk devletleri yıkılsalar bile yeniden kurulmaları çok zor olmamıştır. Çünkü boylar özelliklerini ve kültürlerini kaybetmedikleri için yeniden kurulmak için alt yapı sağlamıştır. Orun devlet içindeki karışıklıkları engellemiş ve hiyerarşik düzeni sağlamıştır. Yönetimde bağlılık ve saygı artmış ve bunu somut hale dökmüştür. Ayrıca orunda yükselmek demek gelir payında yükselmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle boylar devlet adına daha sıkı çalışmışlardır. Tüm bu sistem sayesinde devlet hem uzun süre boyunca ayakta kalabilmiş hem düzen sağlanmış hem de kültürlerini ve özelliklerini kaybetmemişlerdir.

“Sü Uyur, Düşman Uyumaz.” Atasözünden Ne Anlıyorsunuz?

Sü uyur düşman uyumaz atasözü düşmanın tehlikesini vurgulamaktadır. Özellikle eski çağlarda bir devlet her zaman diğer devletler ile çatışma içindeydi. Bunlar düşmanlıklar doğurdu. Eğer herhangi bir düşman edinirseniz bu düşman her zaman sizi devirmek için ya da size karşı kötü bir şey yapmak için fırsat kollayacaktır. O nedenle her zaman önleminizi almanız gerekmektedir. Bu atasözü devletler arasında da geçerlidir. Herhangi bir düşmana açık verirseniz düşman o devleti işgal etmek için ya da yok etmek için planlar yapmaya başlar.

Ordu-Millet Anlayışı Hakkındaki Düşüncelerinizi Belirtiniz.

Ordu millet anlayışı herhangi bir cinsiyet mezhep ırk dil gözetilmeksizin her bireyin asker sayılmasıdır. Ordu millet anlayışı sadece Türk devletleri tarafından benimsenmeyip bir çok diğer Devletler tarafından da benimsenmiştir. Bunun sonucunda bu devletler savaşlarda daha başarılı olmuşlardır çünkü her birey herhangi bir savaş olduğu zaman elinden ne geliyorsa yapıyordur çünkü o da bir nevi ordunun içindedir. Mesela bir kadın savaşamayacak olsa bile askerler için gereken mühimmatı sağlaması da savaşmak sayılmaktadır. Ordu millet anlayışı bu nedenle çok başarılı bir anlayıştır.

İlk Türk Devletlerinde Yönleri Bildirmek Amacıyla Kullanılan Renkler, Günümüzde De Yön Bildirmek Amacıyla Kullanılıyor Mu? Karşılaştırınız.

(Bu soru 21. sayfadaki görsele göre yanıtlanmıştır.)

Türkler uzun zamandır beş ana renk olduğuna inanmış ve buna göre yön bildirmişlerdir. Merkez altın sarısı, doğu; yeşil veya gökyüzü, batı; beyaz, güney; kırmızı, kuzey; siyahla ifade edilir. Bu renkler aynı zamanda soğuğu ve sıcağı da simgeler. Kara, kuzey yönü anlamına geldiğinden, aynı zamanda “guz” (güneş, gölge olmayan) yer ve soğuk anlamına da gelir. Kırmızı ateşin rengidir ve sıcaklığı belirler. Ne yazık ki şu anda hiçbir kurum veya ülke bu renkleri kullanmamaktadır. Kuzeyde sadece pusulanın kırmızısı gösterilir. Maalesef şu an bu renkleri kullanan herhangi bir kurum veya devlet yoktur. Sadece pusulanın kızıllığı kuzey yönünde göstermektedir.

Merkeziyetçi Yapı Anlayışı İle Selçuklulardaki “Ülke Toprakları Hanedan Ailesinin Ortak Malıdır.” Anlayışı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Selçuklular, İslamiyet’i kabul ettikten sonra, başlangıçta Türk ülkesinde var olan “kut”u bazı yönlerden anlamaya devam ettiler. “Ülkenin toprağı hanedan ailesinin ortak malıdır” anlayışı Orta Asya’dan gelmektedir. Ülkenin hanedan erkekleri, ülkenin ortak malı olarak kabul edilir. Çünkü Tanrı’nın verdiği iktidar “kut” hanedanın kanında dolaşmaktadır. Göktürk ülkesi, çeşitlendirilmiş doğası gereği dış tehditlere karşı koyamamaktadır. Bu durum, ilk Türk devletinde olduğu gibi, merkeziyetçi bir yapı açısından Selçuklular için sorunlar yaratmıştır. Birden fazla mirasçı veya hak sahibi olduğunda, merkezi gücün bir kişinin elinde toplanması zorlaşır. Taht mücadelesi, tek bir otoritenin tek bir kişinin elinde olduğunun anlaşılmasını zorlaştırır.

Yanda Yer Alan Görsellerde İlk Türk İslam Devletlerinde Yeni Hükümdarlık Sembollerinden Bazıları Verilmiştir. Bu Sembolleri Tablodan Bularak Görsellerin Altına Yazınız.

(Bu soru 23. sayfadaki görsellere ve metne göre yanıtlanmıştır.)

Görsel 1.8 için doğru cevap menşurdur. Çünkü menşur iktidarın onaylandığına dair belge sadece görsel 1.8’de bulunmaktadır. Görsel 1.9 için doğru cevap tırazdır. Çünkü bu elbise hükümdarın elbisesi olmakla beraber hükümdarın hakimiyet sembolü olmuştur. Son görseldeki şemsiye ise çetrdir. Çünkü saltanat şemsiyesine dair tek görsel onu işaret etmektedir.

Yukarıdaki Metinlerden Hareketle Bir Yöneticide Bulunması Gereken Özellikleri Aşağıdaki Noktalı Yerlere Yazınız.

(Bu soru 24. sayfadaki metinlere göre yanıtlanmıştır.)

Pasajdan hareketle bir yöneticide bulunması gereken özellikler şunlardır: İktidarı Allah’ın lütfu olarak gören, refah düzeyini yükseltebilen, bilge, akıllı, adaletle hükmedebilen, halka karşı şefkatli, halka karşı merhametli, birilerine danışabilen, halkın şikayetlerini dinleyen, asil, eli bol olması, düşmana boyun eğdirmesi, halka elini vefayla uzatabilen, sabırlı olabilen ve kendini tutabilen bir yönetici.

Aşağıda Yer Alan Görsellerde İlk Türk İslam Devletlerindeki Saray Görevlilerinden Bazıları Verilmiştir. Bu Kişilerin Görevlerini Tablodan Bularak Görsellerin Altına Yazınız.

(Bu soru 26. sayfadaki görsellere ve tabloya göre yanıtlanmıştır.)

Resimlerde verilen saray görevlilerinden ilki yani görsel 1.11’de verilen kişi abdardır. Abdarın görevi padişah veya devleti yöneten kişinin elini yıkarken su dökmektir. Görsel 1.12’de bulunan kişinin adı ise hansalardır. Hansalar ise sarayda aşçıbaşı olmakla görevlidirler. Son görselde yanı 1.13 numaralı görseldeki saray görevlisiyse şarabdardır. Şarabdarlar Osmanlı Devleti’nde adı üzerinde şarab veya meşrubat hazırlayan ve padişaha yani hükümdara sunan kişidir.

İlk Türk Devletlerindeki Kurultay İle İlk Türk İslam Devletlerindeki Divan Teşkilatını Karşılaştırarak İlk Türk İslam Devletlerinde Divan Sayısının Neden Artmış Olabileceğini Açıklayınız.

Kurultay teşkilatı sayısı divane teşkilatı sayısına göre çok daha azdır. Birinci nedeni divane teşkilatı sayısının azlığı olarak sayabiliriz. İkinci nedeni sınırların büyütülmek istenmesi olarak düşünebiliriz. Bir diğer divan sayısındaki artışın nedeni ise nüfusun artması ve devletteki divan ihtiyacı artışıdır. Bunun yanı sıra da devletin sınırlarının ilerlemesi ve genişlemesi olarak bir diğer nedeni olarak görebiliriz. Yani devletin genişlemesi ve daha büyük alanlarda hüküm sürmesi sonucunda pek çok alanda artan ihtiyaçlar gibi divan artışı da devletin önemli ihtiyaçlarından biri haline gelmiştir.

İlk Türk İslam Devletleri Arasında Yer Alan Karahanlılar, Gazneliler ve Büyük Selçukların Taşra Teşkilat Yapısını Karşılaştırınız.

Gazneliler, Büyük Selçuklar ve Karahanlıların taşra teşkilat yapısı birbirinden hayli farklıdır. Örneğin mülki idareler bakımından Büyük Selçuklularda melik vali konumunda bulunurdu. Gaznelilerde ise durum farklıydı. Sahib-i Divan mülki idareden sorumluydu. Karahanlılarda ise de mülki idare sorumlusu hanedan üyelerinden biri olurdu. Diğer bir yandan ise adli idarede de bu üç devlet arasında farklılıklar bulunmaktaydı. Örneğin Karahanlılarda kadı adli görevde bulunmakta iken Gaznelilerde adli idare görevinde Kadi’l Kudat ve Büyük Selçuklularda ise Karahanlılarda olduğu gibi adlı işlere kadı bakmaktaydı.

Devletlerin Kurulduğu Coğrafyalar, Onların Yönetim Anlayışlarını Nasıl Etkilemiştir?

Bir devletin kurulduğu coğrafya kesinlikle o ülkedeki birçok faaliyeti büyük oranda etkiler. Çünkü bulundukları coğrafya üretim faaliyetlerini etkiler. Bu nedenle de üretim faaliyetlerinin etkilenmesi sonucu üretim politikaları ve ticari politikalar değişir. Örneğin Türkiye gibi bir ülkenin tarım politikasıyla Brezilya’nın tarım politikası arasında önemli ölçüde fark vardır. Aynı zamanda coğrafi konumun etkilediği sınır komşuları, rakım, toprağın şekli ve içindeki mineraller, o coğrafi konumun etkilediği iklim özellikleri bir devletin yönetim şeklini büyük oranda etkiler. Örneğin o devletin ne şekilde neye yatırımlar yapacağı, nasıl kalkınacağı da büyük oranda o yönetim şekliyle doğru orantılı şekilde değişir.

Osmanlı Devleti İle İlk Türk İslam Devletlerini Analiz Ederek Bu Devletlerin Yönetim Anlayışlarını Benzerlik ve Farklılıklar Açısından Değerlendiriniz.

Öncelikle hem Osmanlı Devleti hem de ilk İslam Devletleri o devleti yöneten padişah veya hükümdara fazlasıyla yetki vererek neredeyse tek adam elinde bütün yönetimin toplanması geleneğini sürdürmüştür. Aynı zamanda hem Osmanlı Devleti hem de ilk İslam devletlerinde hukuk sistemi benzerdi ve örfi hukuk adındaki hukuk sistemi kullanılmaktaydı. Bunun yanı sıra hem coğrafi hem de hukuki olarak ikiye ayrılmıştı. Bu iki ayrı bölge farklı şekilde değerlendiriliyordu ve bu bölgelere taşra ve merkez deniyordu. Ayrıca hem Osmanlı Devleti hem de ilk İslam devletlerinde savunma ve saldırı işlevi gören ordularda Tımar Sistemi uygulanmaktaydı. Yanı sıra taşra teşkilatı da eyalet sistemiyle yönetilmekteydi. Kendi içinde küçük eyaletlere bölünmüş durumdaydı. Buna karşın Osmanlı Devleti ve ilk İslam devletlerinin farkları da yok değildi. Mesela ilk İslam devletlerinde din ve devlet işleri birbirinden tamamen ayrılarak yürütülmesine rağmen Osmanlı Devleti’nde hukuki açıdan din ve devlet işleri tamamen ayrı değildi. Bazı birleştiği noktalar görülmekteydi.

Osmanlı Devleti’nde Belli Dönemlerde Yönetim Anlayışında Meydana Gelen Önemli Değişiklikleri Noktalı Yerlere Yazınız.

(Bu soru 34. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

(1300-1600) Klasik Dönem: Klasik Dönem boyunca yönetim anlayışı bakımından Osmanlıda hüküm süren padişah tek elden bütün kararları verirdi ve reddedilemez üstünlüğü vardı.

(1808) Sened-i İttifak: Klasik Dönem boyunca süren padişahın tek bir şekilde yönetimi sonrasında Sened-i İttifak büyük değişiklikler yaratmıştır. Bunun nedeni ise padişahın sahip olduğu tek başına kontrol etme yetkisinin başkaları tarafından da paylaşılmasıdır.

(1839) Tanzimat Fermanı: Sened-i İttifak döneminden sonra padişahın yetkilerinde biraz daha sınırlamaya gidilmiş ve anayasal olarak padişah harici kişilerin de söz sahibi olma yetkisi gelerek hakları artmıştır.

(1876) I. Meşrutiyet: Tanzimat Fermanı‘nın imzalanmasından sonraki en büyük gelişmelerden biri de 1. Meşrutiyet olmuştur. Bunun nedeni ise ilk defa padişah harici olan millet meclisinin kurulup onlara söz sahibi verilmesi olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin Son Dönemlerinde Ortaya Çıkan Fikir Akımlarında Farklı Düşünceler Savunulmuş Olmasına Rağmen, Hepsinin Birleştiği Ortak Amaç Nedir?

Osmanlı Devleti son dönemlerinde ortaya Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük gibi düşünce akımları ortaya çıkmıştır. Fakat çokça ortaya çıkan akımların toplam hepsinin bir ortak noktası vardır. O da Osmanlı Devleti’nin bulunduğu düşkün durumdan Osmanlı Devleti’ni yükseltmektir. Ancak bu farklı şekillerde hareket eden düşünce akımlarının sonucunda millet farklı parçalara ayrılmış ve beraberliğini sürdüremez hale gelmiştir. Ancak milletin birleşmesi ve bu düşünce akımlarının ulaşmak istediği hedef olan Osmanlı Devleti’nin eski gücüne dönme ve bağımsız olması fikrine ulaşılabilmesi için fikir akımlarının birliği gerekmiştir.

Günümüzde Bazı Devlet Memurlarının Üstlendiği Görevler Yukarıda Verilmiştir. Bu Görevlilerin Üstlendikleri İşleri, Osmanlı Devlet Teşkilatındaki Görevlilerin Yaptıkları İşlerle Benzerlik Yönünden Eşleştiriniz.

(Bu soru 39. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

Vezir-i Azam (Sadrazam): Başbakan

Kazasker (Kadıasker): Adalet Bakanı

Nişancı–Tuğracı: Tapu Kadastro Genel Müdürü

Vezirler: Başbakan Yardımcısı

Defterdar: Maliye Bakanı

Kaptan-ı Derya (Kaptan Paşa): Deniz Kuvvetleri Komutanı

Yeniçeri Ağası: İstanbul Emniyet Müdürü

Aşağıdaki Görselde Bulunan Topkapı Sarayı’nın Bölümlerini İnceleyerek Boş Bırakılan Yerlere Yazılmayan Bölümleri Yazınız.

(Bu soru 40. sayfadaki görsele göre yanıtlanmıştır.)

Birun

Enderun

Metne Göre Osmanlı Devleti’nin Savaş Organizasyonunda Başarılı Olmasını Sağlayan Önemli Uygulamaları Nelerdir?

(Bu soru 44. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

Savaşlarda Osmanlı Devleti’nin başarılı olmasındaki en önemli faktörlerden biri Osmanlı Devleti’nin uyguladığı gaza anlayışıdır. Gaza anlayışı demek Osmanlı Devleti’nin uyguladığı kendi dinlerini başka dinden insanlara yayma çabası ve isteği demektir. Ve bu sayede de en kötü ihtimaller değerlendirilerek mevsim koşulları, erzak yeterliliği gibi önemli konular da değerlendirilmeye alınırdı. Yanı sıra savaş sırasında gerekecek araç gereçler ve silahlar için halktan bir miktar vergi alınarak sağlanmaktaydı.

Yukarıda Osmanlı Askerî Teşkilatındaki Değişimleri İfade Eden Ordu İsimleri Verilmiştir. Bu Ordu İsimlerini İlgili Açıklamanın Altındaki Noktalı Yerlere Yazınız.

(Bu soru 46. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

Örneğin redif denilen ordular taşra bölgelerde bölgenin güvenliğini sağlamakla mükelleftirler. Bunun yanında Nizam-ı Cedid adında bir ordu vardı. Bu ordu Avrupa tarzında oluşturulmuştu. Yanı sıra da Doğu Anadolu bölgesinde Asâkir-i Mansure-yi Muhammediye adında bir ordu daha bulunmaktaydı. Aynı zamanda daha öncesinde de kurulmuş olan Yeniçeri Ocağı’nın bir farklı versiyonu şeklinde düşünülmüş ve baştan sona değiştirilmiştir. Bu ordunun adına da Sekban-ı Cedit denmiştir.

XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Yeni Kurumların Oluşmasına Neden Hız Verilmiş Olabilir? Açıklayınız.

Öncelikle Osmanlı Devleti’nde yeni kurulacak olan kurumların artışı fazlasıyla istenmekteydi. Bunun ana nedenlerinden biriyse merkezdeki yönetimi yani ana birimlerin güçlendirilmek istenmesiydi. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’nde yeni kurulacak olan kurumların artış fazlalığının istenmesinin bir diğer nedeni ise devletin daha fazla toprak kaybı yaşamasını önlemekti. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nde yeni kurumların kurulmasının hızlandırılmasının başka bir nedeni ise teşkilatlardaki kötü durumları engellemek istemektir.

Tabloda Verilen ve XIX. Yüzyılda Merkez Teşkilatı İçinde Yer Alan Görevlilerin, Osmanlı Devleti’nin Geçmiş Dönemindeki Karşılıklarını Yazınız.

(Bu soru 47. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

Başvekil (Başbakan): Sadrazam

Nazırlar (Bakanlar): Vezirler

Maliye Nazırı: Defterdar

Hariciye Nazırı: Reisül Küttap

Dâhiliye Nazırı: Sadaret Kethüdası

Sultan II. Abdülhamit’in Kanun-i Esasi’yi Kabul Etmesinin Nedenleri Nelerdir?

İkinci Abdulhamit’in kendi çıkarttığı kanun olan Kanun-i Esasi’yi kabul etmesinin birden fazla nedeni vardır. Bu nedenlerden biri batılı devletlerin Osmanlı Devleti’nin iç işlerine burnunu sokmasını ve karar mekanizmasında etkili olmak istemesini engellemek istemesidir. Bunun yanı sıra İkinci Abdülhamit’in Kanuni Esasi’yi kabul etmesinin bir diğer nedeni ise Osmanlı Devleti’nin ekonomik olarak çöküşte ve çok zor durumda olmasıdır. Aynı zamanda İkinci Abdülhamit’in Kanuni Esasi’yi onaylamasının başka bir sebebi ise etnik olarak azınlıkta olan millet ve grupların birleşerek Osmanlı Devleti’ne karşı olan hareketleri İkinci Abdülhamit’in engellemek istiyor olmasıdır.

Osmanlı Devleti İle Roma Germen İmparatorluğu’nu Merkeziyetçi Bir Yapı Oluşturması Bakımından Değerlendiriniz.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Roma Germen İmparatorluğu‘nun yapısal anlamda pek çok farklılıkları bulunmaktaydı. Örnek vermek gerekirse Osmanlı İmparatorluğu’nun başındaki komutada olan insan padişahtı fakat Roma Germen İmparatorluğu’nun başındaki insan imparatordu. Bunun yanında da iki devlet arasında farklılıklar bulunmaktaydı. Örneğin Osmanlı Devleti’nin yapısı merkezciydi ve devlet merkezden yönetilmekteydi. Buna karşın Roma Germen İmparatorluğu’nun yönetilmesi kademe kademe ilerliyordu ve derebeylikler devlete hakimdi.

Aşağıdaki Metinde, Busbecq’in Türk Ordusu ve Kendi Orduları Hakkındaki Düşünceleri Verilmiştir. Busbecq’in Bu Sözlerinden Hareketle, Kanuni ve Şarlken Dönemi Ordu Teşkilatlarını Ana Hatlarıyla Karşılaştırınız.

(Bu soru 51. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

Karşılaştırmak gerekirse Osmanlı Devleti’ndeki Türk askerlerinin çok fedakar olduğu aşikardır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’ndeki Türk askerleri zor zamanlarda zor koşullara ve zor savaş şartlarına göğüs gererek ne kadar sabırlı olduklarını kanıtlamışlardır. Aynı zamanda Türk askerleri her zaman savaşmaya, intikam almaya, yeni yerler keşfetmeye, yeni zaferler alarak kazanmaya meyilli olmuşlardır. Buna karşın Şarlken ordusunun Türk ordusunun özelliklerinin tam tersi olduğunu yani sabırsız, fedakarlık yapmaya kalkışmayan, yeni zaferler kazanmaya isteksiz ve inatçı olmayan özellikleri olduğunu söyleyebiliriz.

İlk Türk İslam Devletleri İle Osmanlı Devlet’inin Teşkilat Yapısını Karşılaştırarak Benzer ve Farklı Yönlerini Noktalı Yerlere Yazınız.

(Bu soru 52. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

İlk Türk İslam Devletleriyle Osmanlı Devleti’nin teşkilat bakımından bazı benzerlikleri ve bazı farklılıkları bulunmaktaydı. Örneğin Türk İslam Devletleri’nde ilahi yani dini olan şey hakimiyetin kaynağıdır. Yani en önemli egemenlik sahibi olan güç dinidir. Bunun yanında ise Osmanlı Devleti’nde de en önemli ve tek gerçek kaynak diniydi. Diğer bir değinilmesi gereken konu ise hükümdarlıktır. İlk Türk İslam Devletleri’nde en baştaki insan sultandı ve bütün devletten sultan sorumluydu. Buna karşın olarak Osmanlı Devleti’nin başında padişah vardı ve bütün işlere padişah bakmaktaydı. Ancak padişahın yetkileri de sınırlıydı ve meclisle beraber yürütmek zorundaydı. Bir diğer değinilen konu ise taşra teşkilatındaki benzerlikler ve farklardır. Örneğin İlk Türk İslam Devletleri’nde eyaletler vardı.

Yukarıdaki Metni De Dikkate Alarak Osmanlı Devleti ve Yeni Türk Devleti’nin Yönetim Anlayışlarını Karşılaştırınız.

(Bu soru 54. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

Osmanlı Devleti’nin ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetimsel olarak çok önemli ve tek bir büyük farkı vardır. Osmanlı Devleti’nde halkın söz sahibi yoktu ve sadece bütün ülkeyi padişah yönetmekteydi. Bunun tam tersine Türkiye Cumhuriyeti’nde egemenlik ve kendi kendini yönetme yetkisi halka aittir.

Osmanlı’dan Günümüze Demokratikleşme Aşamalarını Aşağıdaki Boşluklara Yazınız.

(Bu soru 55. sayfadaki tabloya göre yanıtlanmıştır.)

Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Birinci Meşrutiyet, İkinci Meşrutiyet, TBMM’nin açılması, Saltanatın Kaldırılması, Cumhuriyet’in İlanı

Yukarıdaki Metne Göre, I. Meclis’in Yapısını Değerlendirerek Milletvekillerinin Hangi Amaç Etrafında Toplandıklarını Yazınız.

(Bu soru 56. sayfadaki metne göre yanıtlanmıştır.)

Birinci meclisin üyeleri toplumun her kesiminden gelmekteydi. Ancak hepsinin ortak tek bir amacı vardı. O da Türk milletini ve Anadolu topraklarını işgalden kurtarmaktı.

I. ve II. Meclis İle Günümüzdeki Meclis’i Karşılaştırınız.

Birinci ve ikinci meclis ile şimdiki meclis arasında hem bazı farklı olan hem de bazı aynı olan noktalar bulunmaktadır. Farklı olan noktalardan biri şu anki mecliste kadınlara yer veriliyor olmasıdır. Fakat geçmişte yani birinci ve ikinci meclis dönemlerinde meclislerde kadınlara yer verilmemekteydi. Bu farklılığın yanı sıra diğer bir ayrım noktası ise günümüzde devletin her kesiminden vatandaşın mebusluk yani milletvekillik hakkı bulunmaktayken birinci ve ikinci meclis dönemlerinde ülkenin her kesiminden birey katılamamaktaydı. Bunun yanı sıra bir diğer farklılık ise şimdiki mecliste oturumların yapılması sonucunda kararlar kapalı veya açık şekilde yapılmakta ancak geçmişte ise halk bütün alınan kararlar hakkında bilgilendirilirdi.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan Türklerde Devlet Teşkilatı ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

A) Aşağıda boş bırakılan yerlere uygun olan sözcükleri yazınız.

1. İl
2. Kurultay veya Toy
3. Muhtesip
4. Divan-ı Arz
5. Devlet-i Ebet Müddet
6. Nahiye
7. Ayan Meclisi
8. Levent
9. Teşkilat-ı Esasiye
10. TBMM’ye

B) Aşağıdaki soruların cevaplarını ilgili alana yazınız.

11. Yargan
12. Yusuf Has Hacip
13. Kadı
14. Şûra-yı Devlet
15. TBMM’ye

C) Aşağıdaki soruları cevaplandırınız.

İlk Türk Devletlerindeki Kut Anlayışını Açıklayınız.

Kut anlayışı Anadolu topraklarında eskilerde süren bir yönetim anlayışıydı. Bu yönetim anlayışı İslam öncesinde dahil bulunmaktaydı. Hatta yıllar geçmesine ve Türklerin başka dinlere inanmaya başlamasına rağmen kut anlayışları değişmemiştir. Kut anlayışı temelde devletin egemenliğiyle ilgilidir. İnsanların inandığı yaratıcı veya tanrının bir insana veya aileye verdiği güç yani yönetim izni olarak tanımlanmıştır. Kut anlayışı nedeniyle devleti yöneten kesim eleştirilememiş ve ne karar verildiyse uygulanmasına laf söylenememiştir. Aynı zamanda kut anlayışı sadece bir aileye verilmişti bu nedenle tek elden yönetilmekteydi.

Türk Devletlerinin Kuruluşunda Boyların Etkisini Açıklayınız.

Türkler uzun dönemlerden beridir gezici ve farklı yerlerde yaşayan yani göçebe topluluklardan oluşmaktaydı. Bir bölgede işleri bitip avlandıklarında başka bir bölgeye göç edip orada tekrar hayatlarını sürdürmeye devam ederlerdi. Hatta bu nedenle bütün taşıdıkları eşyalar göç edilebilme kapasitelerine göre düzenlenmişti. O dönemde Türkler bir topluluğa ihtiyaç duymuyordu. Çünkü herkes kendi topluluğunun bilincindeydi. Fakat yine de en büyük topluluk yine Türklerden oluşan Türk boylarıydı. Başta çok da önemi olmayan bu boylar zaman geçtikçe anlam kazanmaya başladı. Türklerin yavaş yavaş Anadolu’da yerleşik sistem ve hayata geçmesiyle beraber boy sayısında artış yaşandı. Bu nedenle Türkler yerleşik hayata geçtiklerinde boylar Anadolu topraklarında bir Türk devleti kurulmasında birleşerek büyük rol oynamıştır.

İlk Türk Devletleri İle Türk İslam Devletlerini Teşkilat Yapısı Açısından Karşılaştırınız.

İlk Türk Devletleri ve ilk İslam Devletleri arasında pek çok konuda farklılıklar vardır. Özellikle hem yönetimsel hem de yapısal olarak. Örneğin farklılıklardan biri ilk Türk Devletlerinde devlet şehirler olarak adlandırılırdı. Fakat buna karşın ilk İslam Devletleri’nde saray, hükümet ve padişah veya hükümdardan meydana gelen toplam merkezi yönetime denk gelmekteydi. Bunun yanında ilk Türk Devletleri’ndeki inanış biraz farklıydı. İlk Türk Devletleri’nde kut inancı hakimdi. Yani yönetme gücünün ilahi bir yaratan olan tanrı tarafından bir aileye verildiğine inanılmaktaydı. Ancak bu inanca rağmen biraz daha demokratik bir ortam bulunmaktaydı. Bunun nedeni ise ilk Türk Devletleri’nde bulunan kurultay adını verdikleri meclisti. Bunun yanı sıra ilk İslam Devletleri’nde yönetenler yani padişah veya hükümdarlar hem kanunları koyarlar hem yasaları uygulayanları denetler hem de yasalara uymayan insanları cezalandırma göreviyle mükelleftiler.

İlk Türk İslam Devletleri İle İslam Öncesi Türk Devletlerinin Yönetim Anlayışlarını Karşılaştırınız.

İslam öncesi Türk Devletleri ile ilk Türk İslam Devletleri’nin yapı itibariyle bazı benzerlikleri ve farkları bulunmaktadır. Örneğin İlk Türk İslam Devletleri’nde yönetici seçilirken en önemli ve dikkat edilen kurallardan biri devleti yönetecek kişinin Türk olma gerekliliğiydi. Fakat İslam öncesi Türk Devletleri’nde (mesela Gazneliler) yöneticinin Türk olma gerekliliği gibi bir şart yoktu. Bunun yanı sıra ilk Türk İslam Devletleri’nde devletin en başında sultan yer almaktaydı. Yönetimdeki çoğu karar sultanın kararlarına bakmaktaydı. Sultan devletin iktidarını elinde tutmak için halkın refahını ve güvenini elinde bulundurmalıydı. İlk Türk İslam Devletleri’ndeki sultana karşın İslam öncesi Türk Devletleri’nde sultan yerinde hakan, han, kağan adı verilen yönetimden sorumlu insanlar konumlanmaktaydı. Bu adlar verilen başkanların yanında da kurultayın önemli kararlar alınırken söz sahibi olması gerekliydi. Örneğin savaş veya saldırı durumlarında, belirli anlaşmalar imzalanacaksa meclisin kararlarda etkin bir rol alması gerekmekteydi.

Osmanlı Devleti’nin Uyguladığı İstimalet Politikasını Açıklayınız.

Osmanlı Dönemi’nde pek çok millet uzun yıllarca hep beraber aynı toprakların sınırları içerisinde yaşamıştır. Anadolu’ya ilk yerleşmeler yapıldığından ve boylar yavaş yavaş kurulmaya başlandığından beri etnik olarak farklı gruptan insanlar Anadolu’da yerlerini almaya başlamıştır. Ve o dönemden bugünün Anadolusuna kadar farklı kökenden insanlar barış içinde Anadolu topraklarında beraberce yaşamayı sürdürmüştür. Bunun ana nedenlerinden biri devletin uyguladığı hoşgörü temelli politikalardır. Çünkü ayırıcı politikalar izlenmesi halinde toplumun iç barışı sağlanamaz ve halkın birliği olamaz. Bu nedenle Osmanlı Devleti gibi çoğu Türk Devleti istimalet yani ılımlı ve adaletli yönetim fikrini ortaya koyarak uygulamışlardır. Bu sayede halk istediği dine inanabilmiş, düşüncelerini özgürce dile getirebilmiştir. Bunun sonucu olarak da Osmanlı Devleti yıllar boyunca egemenliğini sürdürebilmiştir.

Osmanlı Devleti Yönetim Anlayışı İle Selçuklulardaki Yönetim Anlayışını Karşılaştırınız.

Osmanlı Devleti’nin yönetim anlayışı ve Selçuklu Devleti’nin yönetim anlayışı arasında belli farklar bulunmaktadır. Örneğin Osmanlı Devleti daha katı bir hiyerarşiye sahipti çünkü devlet yönetenler ve yönetilenler olarak neredeyse ikiye ayrılmış durumdaydı. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’nde devşirme sistemi uygulanmaktaydı. Bu da Hristiyan ailelerin çocuklarını ailelerinden koparıp eğitim vererek devletin belli kademelerinde kendilerine yer edinmiştirler. Örneğin Sokullu Mehmet Paşa da devşirme sistemiyle gelen paşalardan biriydi.

Tanzimat Dönemi Yönetim Anlayışında Meydana Gelen Değişiklikleri Açıklayınız.

Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839 yılında Gülhane Parkı’nda yayınlanmıştır. Hukuki olarak Gayrimüslimler ile Müslümanlar eşit sayılmaya başlanmıştır. Askerlik vatan görevi haline dönüştürülmüştür. Bunların yanı sıra padişah ilk defa kanun gücünün üstünlüğünü kabul etmiş ve kendi haklarını kısıtlamıştır. Osmanlı Devleti, eyalet, sancak, kaza, köy ve nahiyeler olmak üzere çeşitli yönetim birimlerine ayrılmıştır. Eğitim konusunda gelişmeler yapılmış olup okullar ilk, orta, lise ve yüksekokul diye ayrılmıştır. Yönetim anlayışı Tanzimat Dönemi’nde merkezi yönetim anlayışı çatısı altında güçlenmeye başlamıştır.

Meşrutiyet Dönemindeki Demokratikleşme Hareketleri Hakkında Bilgi Veriniz.

Kanun-i Esasi’nin kabul edilmesi, padişahın yanında bir meclisin bulunması, Meclis-i Mebusan’ın kurulması, İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde siyasi partilerin kurulması başlıca Meşrutiyet döneminde yapılan demokratikleşme hareketleridir. Kanun-i Esasi’nin kabul edilmesi padişahın bir anayasayı kabul etmesi anlamına gelmektedir. Aynı zamanda son kararın padişahta olmasına rağmen halk tarafından seçilen kişilerin padişahın yanında Meclis-i Mebusan adıyla bulunması da demokratikleşme adında önemli bir adımdır. Siyasi partilerin kurulması da demokratik bir toplum yapısına gidilmesini sağlamıştır. Çünkü halk yavaş yavaş söz söyleme hakkına sahip olmaya başlamıştır.

Yeni Türk Devleti’nde I. Meclis’in Özelliklerini Açıklayınız.

I. Meclis her kesimden insanın temsil edildiği bir meclis olmasının yanı sıra çeşitli görevlerde bulunan üyelerden oluşmaktadır. Aynı zamanda bu dönemde mecliste kuvvetler birliği yani yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı sistem uygulanmaktadır. Halkın refahı, mutluluğu ve menfaatini göz önünde bulunduran halkçı bir kurumdur. Olağan dışı durumlarda bile kendi varlığını sürdürebilmesinden dolayı olağanüstü meclis olarak geçmektedir. Demokratik bir kurumdur. Saltanatı kaldırdığı için inkılapçıdır. Anayasa hazırlaması ve yeni bir devleti kurmasından dolayı kurucu bir meclistir.

Meclis Hükûmeti Sistemi Hakkında Bilgi Veriniz.

Meclisin üstünlüğü ilkesine dayanan bir sistemdir. Meclisin kurulduğu günden itibaren Cumhuriyet’in ilan edilmesine kadar uygulanan sistemdir. Kuvvetler birliğinin hâkim olduğu bir sistemdir. Yani yasama, yürütme ve yargı meclisin elinde toplanmıştır. Meclis Hükümeti Sistemine göre meclis başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanıdır. Meclisin üzerinde başka güç yoktur. Bakanlar meclis tarafından tek tek seçilir. Çift dereceli seçim sistemi uygulanır. Bu doğrultuda, halk delege seçer ve bu delegeler de vekilleri seçer. Çift dereceli seçim sistemi demokrasi kavramını tam anlamıyla karşılamaz.

Ç) 26 ve 27. soruları aşağıdaki metne göre cevaplayınız.

26. B
27. E

D) Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplandırınız.

28. A
29. D
30. D
31. B
32. E
33. D
34. A
35. C
36. C


Not: Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi ders kitabı cevaplarının tamamı için Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Yorum Yap

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi