Şehzade Mustafa Kimdir? Neden Öldürüldü?

Şehzade Mustafa Kimdir?

Şehzade Mustafa kimdir? Şehzade Mustafa, Kanuni Sultan Süleyman’ın en büyük şehzadesidir. Babasına isyan ettiği iddiasıyla 1553’te Konya’da boğdurulmuştur.

Bu yazımızda Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk oğlu Şehzade Mustafa’nın hayatı, ölümü ve türbesi anlatılmaktadır. Bu yazımızın amacı, Kanuni Sultan Süleyman’ın en büyük oğlu olan Şehzade Mustafa’nın 39 yaşında öldürülmesi hakkında oluşan karanlık olaylara ışık tutup öldürülen Şehzade Mustafa’nın hayatı, karakteri, ölüm sebepleri ve ölümünden sonra defnedildiği türbesi ile ilgili detaylı bir biçimde bilgi edinmek. Şehzade Mustafa’nın çocukluğu hakkında elimizde çok az bilgi olmasından dolayı kendisinin çocukken nasıl bir psikolojiye sahip olduğuna dair bir veriye ulaşamamaktayız. Ayrıca Şehzade Mustafa hakkında Hürrem Sultan ile Kanuni Sultan Süleyman arasında konuşulanlar hakkında bilgimiz olmamaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan yıkılışına kadar padişahlar tarafından birçok seçim yapılmış ve şüphesiz ki bazı seçimler hanedanlığın kaderini büyük bir şekilde değiştirmiştir. Osmanlı Hanedanlığı’nın varlığı boyunca yapılmış en büyük seçimlerden biri de Şehzade Mustafa’nın öldürülmesidir. Şehzade halk tarafından çok sevilmekte olup Kanuni’den sonra tahtın sahibi olarak görülmektedir. Birçok tarih alanında profesör olan kişi, kendisinin Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini değiştirebileceğini düşünmekteydi.

Şehzade Mustafa’nın Babası Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman, 1494 yılının Kasım ayında Anadolu’nun kuzeyinde olan Trabzon’da doğmuştur. İstanbul’a üst düzey bir biçimde eğitim alabilmesi için gönderilmiştir. Enderun’da eğitim alan Kanuni Sultan Süleyman edebiyat, din ve askeriye gibi birçok alanda yüksek düzeyde bilgiye sahip olmuştur. Kendisinin uzun boylu ve kibar biri olduğu söylenmektedir. Babası Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra 30 Eylül 1520’de tahta çıkmıştır. Tahta çok rahatça çıkabilmiştir çünkü kendisinden başka veliaht bulunmamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi boyunca en uzun süre tahtta kalan padişah olmuştur. Kendisi iki saatte Macar İmparatorluğu’na karşı kazanılan Mohaç Savaşı’nda yer almıştır. Buna ek olarak Belgrad ve Rodos’u fethetmiştir. Batı’daki lakabını Muhteşem Süleyman yapacak kadar zeki ve güçlü bir padişahtır. Doğu’da ise adaletli oluşundan dolayı kendisine Kanuni Sultan Süleyman denmektedir. Takvimler 1529 yılına geldiğinde Viyana’yı kuşatmayı denemiştir. Fakat eli boş dönmüştür.

Saltanat süresi boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını önemli ölçüde genişletmiştir. Kendisinden önceki gelen padişahların verdiği tüm buyruklarını toplayarak İslam esaslarını göz önünde bulundurarak kanunname çıkardı. Eğitim alanında da birçok hizmeti olmuştur. Halkın kitap okumasını ve bilgilenmesini önemsemiştir. Bunu yaptırdığı kütüphaneler ile net bir şekilde görebilmekteyiz. Kendisi nikris ismi verilen bir hastalığa sahipti. Tedavisi mevcuttu fakat hekimleri hiçbir zaman dinlemememişti. Son kuşattığı kale, Zigetvar Kalesi’dir. Günümüz dünyasında Macaristan’da bulunan kalenin alındığını göremeden 1566 yılının 9. ayında hayata gözlerini yumdu.

Şehzade Mustafa’nın Hayatı

Şehzade Mustafa, Kanuni Sultan Süleyman’ın Manisa’da sancakbeyliği yaptığı sırada dünyaya gelmiştir. Annesi Mahidevran Hatun’dur. Kanuni’nin 1520 yılında tahta çıkmasının ardından annesi Mahidevran Hatun ile başkent İstanbul’a gelmiştir. Şehzade Mustafa, üst düzey bir biçimde en iyi biçimde eğitim almıştır.

Şehzade Mustafa’nın Sancakbeyliği Dönemi

Osmanlı İmparatorluğunda her genç şehzade belirli bir yaşa gelince bir sancağa sancakbeyi olarak atanırdı. Bu gelenek Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kuruluşundan beridir yapılmaktadır. Şehzadeler sancakbeyliği yaparken hem yöneticiliği hem de askerliği öğrenerek kendini geliştirirdi. Halkın dertlerini dinler , daha çok küçük yaşta hükümdarlık hakkında beceriler elde edinirlerdi. Her genç şehzade gibi Şehzade Mustafa da sancakbeyliği yapmalıydı. İlk sancakbeyliğini babası Kanuni Sultan Süleyman, 1534 yılında Irakeyn Seferine giderken Manisa’da yapmaya başlamıştır. Sancakbeyliğini sürdürdüğü zaman boyunca sürekli Kanuni Sultan Süleyman ve Pargalı İbrahim Paşa ile irtibat halinde kalmıştır. Manisa halkı, Şehzade Mustafa’yı iyi davranışlarından ve adaletli oluşundan dolayı sevip benimsemişlerdi. Manisa halkının Şehzade Mustafa’ya olan bu sevgisi Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan’ın gözünden kaçmamıştır. Özellikle Pargalı İbrahim Paşa’nın ölümünden sonra Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan’ı daha çok dinlemeye başlamıştı.

1541 yılına gelindiğinde Şehzade Mustafa Amasya’ya sancakbeyi olarak gönderilirken Hürrem Sultan’ın ilk evladı olan Şehzade Mehmed, Manisa’ya sancakbeyi olarak gönderilmiştir. Şehzade Mustafa’nın Amasya sancakbeyliğine atanmasının sebebini Kanuni Sultan Süleyman bir fermanla açıklamıştır. Padişah atanmanın sebebinin düşman topraklardan gelebilecek bir saldırı ihtimaline karşın olduğunu belirtmiştir. Şehzade Mustafa hiç direnmeden padişahın buyruğuna uymuştur.

Şehzade Mustafa’nın Saltanat Mücadelesi

Coğrafi Keşiflerden sonra ticaret yolları değişmiştir. Ticaret yollarının değişimi de büyük ölçüde Osmanlı İmparatorluğu’nun gelirlerini etkilemişlerdir. Gelirlerin düşüşü tüccarları ve esnafın Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdarlığından şikayet etmelerine sebep olmuştur. Halkın çoğu kesimi ihtiyar padişahın saltanatı erkek evlatlarından birine bırakmasını ümit etmeye başlamıştı. Herkesin hakkında konuştuğu tek bir isim vardı. O isim Şehzade Mustafa’ydı. Halk ve ordu tarafından çok sevilen Kanuni’nin ilk oğlu saltanatın birinci adayı olarak gösteriliyordu. Şehzade Mustafa’ya olan bu büyük sevgi Hürrem Sultan’ı da oldukça çok sinirlendirip endişelendirmişti. Hürrem Sultan, evlatlarından birinin tahta geçmesini istiyordu. Lakin Şehzade Mehmet 1543 yılında öldüğünden Hürrem Sultan diğer oğlu Şehzade Bayezid’in saltana gelmesini istemekteydi. Şehzade Selim, Şehzade Bayezid tarafından ciddiye alınmamaktaydı. Şehzade Bayezid’e göre kardeşi Selim; utangaç, korkak ve zevkine düşkün biriydi. Şehzade Mustafa, kendisinin diğer kardeşlerinden daha becerikli ve üstün olduğunu düşünmekteydi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatı devam ettiği sürece tahtta kalmasını, babasının vefatının ardından tahta geçmeyi istemekteydi. Ayas Paşa Şehzade Mustafa’ya bir mektup yazarak Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatından sonra kendisini destekleyeceğini bildirmişti. Kanuni, şehzadelerin arasındaki saltanat yarışını sonlandırmak ve kendi otoritesini sağlamlaştırmak için onları farklı sancaklara atadı. Fakat padişahın yönergelerine uymayan şehzadeleri saltanattan mahrum etmekle tehdit etmiştir. Şehzadelerin hükümdarlık için yaptığı kavgalar yönetimde değişimler olmasına neden olmuştur.

Şehzade Mustafa’nın Karakteri

Birçok Tarihi kaynak Şehzade Mustafa’nın suretinin dedesi Yavuz Sultan Selim’e benzediğini söyler. Ancak şair Nazmi onun babası Kanuni Sultan Süleyman’a benzediğini söyler:

Hazret-i Sultan Süleyman kendü idi san hemân
Şeh Süleyman gibi ol bir pür-salâbet han idi

Şehzade Mustafa, devrin şairlerinin söylediği üzere yakışıklı ve kusursuz bir vücuda sahiptir. Taşlıcalı Yahya bu konuda şu satırları kaleme almıştır:

Vücûdu muhteşem ü şevketi mu’azzam idi

Devrin şairleri ayrıca kendisinin uzun boylu, güçlü, perileri andıran ve İslam dininde önemli bir kişi olan Hz. Yusuf gibi yakışıklı olduğunu söyler.

Mersiyelerde yazılanlara göre Şehzade Mustafa cömert, alçakgönüllü, bilgili, adaletli , cesur ve mizaç olarak babası Kanuni Sultan Süleyman’a çokça benzediği söylenebilir. Padişahın cömertliğini vurgulamak için dilenciler yüzünün onun devrinde sürekli güldüğüne birçok mersiyede dikkat çekilmiştir. Güzel özellikleri sayesinde halk Şehzade Mustafa’yı tahtın varisi olarak görmekteydi. Halk ve ordu Şehzade Mustafa ile bir istikbalin düşünü kurmaktaydı.

Şehzade Mustafa’ya Karşı Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa İşbirliği

Rüstem Paşa, 1500 yılının Mayıs ayında Saraybosna yakınlarında doğmuştur. Gençlik yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbula gelmiştir. Başkentte devşirme süreci sırasında keskin zekasıyla dikkat çekip yaşıtlarından ayrılmıştı. Zeki bir çocuk olmasından dolayı Enderun Mektebi’nde en iyi eğitim alması için çaba verildi. En iyi eğitimleri aldı. Enderun Mektebi’nden rikab ağası olarak çıktı. Kanuni Sultan Süleyman’ın 29 Ağustos 1526 yılında Macar Krallığı’yla yaptığı savaşa silahtar olarak katıldı. Üstün becerilerini ve sivri zekası sayesinde padişahın da gözüne girmeyi başardı.

Birçok kaynakta Rüstem Paşa’nın paraya düşkün olduğu, bencil ve aç gözlüğü olduğundan bahsedilmektedir. Fakat bu sıfatlara ek olarak kendisinin akıllı, tedbirli, kurnaz ve zengin olduğundan bahsedilir. Ardından Hürrem Sultan’ın kızı Mihrimah Sultan ile evlendi. Bu evlilikte Hürrem Sultan büyük rol oynadı. Kendisine damat lakabı ile de seslenilmektedir. Takvimler 1544 yılını gösterdiğinde ise sadrazam olmayı başarmıştı. Hürrem Sultan, hususi olarak Rüstem Paşa’nın sadrazam olmasını istemiştir. Rüstem Paşa’yla kendisinin mizaçlarının aynı olduğunu düşünmüş ve yanına zeki bir müttefik almayı istemiştir.

Hürrem Sultan ise Lehistan Krallığı’ndan geldiği düşünülmektedir. On beş yaşındayken kendisinin Tatar askerleri tarafından kaçırıldığı ve sonrasında ise Topkapı Sarayı’na sunulduğu düşünülür. Kendisinin kızlık ismi Anastasia’dır. Kanuni Sultan Süleyman ile ne zaman tanıştıkları hakkında elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Saçlarının kızıl, teninin süt kadar beyaz ve gözlerinin yemyeşil olduğu söylenmektedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın da eşine yazdığı şiirlerde bunu görebiliyoruz. Günümüze kadar gelen herhangi bir portresi gerçek değildir. Tamamen ressamlar tarafından uydurulmuş eserlerdir. Kendisi ilk saraya geldiğinde pek iyi bir konumda değildi. Padişah, Mahidevran Sultan’dan Mustafa adında bir şehzadeye sahipti. Sarayda padişahın anasından sonra en çok Mahidevran Sultan’ın sözü geçmekteydi. Fakat güzelliği ve cazibesiyle Kanuni Sultan Süleyman’ı etkilemeyi başarmıştı. Birlikteliklerinden 1521 yılında Mehmet isimli bir erkek evlad dünyaya geldi.

Doğumun ardından sarayda en çok sözü geçen 3. kişi Hürrem Sultan olmuştu. Kendisi sürekli padişahın ilk eşi Mahidevran Sultan ile kavgalar edip rekabet etmiştir. Lakin Hürrem Sultan zekası sayesinde entrikalar aracılığıyla rekabette üstün duruma gelmiştir. Mahidevran Sultan bu durumdan sonra gözden büyük ölçüde düşmüştür. Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın nikahlandığı ilk kadındır. Bu nikah ayrıca bir anlama daha sahiptir. Dünya’ya hükmeden bir padişahın resmiyetteki eşidir. Nikahlanmaları dünyaca kutlanan bir olaydır. Nikahın ardından artık tüm gözler Hürrem Sultan’ın üstündedir. Unvanı Haseki Sultan olmuştur.

Şehzade Mustafa Neden Öldürüldü?

Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa’nın kötülüğünü istemek çeşitli sebeplere sahipti. İlk olarak Şehzade Mustafa, Mahidevran Sultan’ın evladıydı. İkinci bir sebep ise Şehzade Mustafa en büyük şehzadeydi ve halkla ordu tarafından çok sevilmekteydi. Hürrem Sultan evlatlarından birinin tahta geçmesini istiyordu. Çünkü Fatih Sultan Mehmet’in çıkardığı bir geleneğe göre tahta geçen kişi tüm erkek kardeşlerini öldürmelidir. Her anne gibi evlatlarını çok seven Hürrem Sultan da çocuklarını kaybetmek istemiyordu. Böylece Rüstem Paşa ile birlik oldular.

Rüstem Paşa ve Hürrem Sultan işbirliği sonucunda sürekli olarak Şehzade Mustafa’ya zorluk yaşatılmıştır. Şehzade Mustafa başkentten yardım istediğinde Rüstem Paşa yardımı engellemiştir. Genç şehzadenin öldürülmesinde etkili olduğu düşünülen iki iddia vardır. Birincisi Rüstem Paşa’nın şehzadenin mührünü kullanarak İran Kralı’na mektup yazdığıdır. İkinci iddia ise Hürrem Sultan’ın gerçek olmayan bir mektubu padişaha gösterdiği üzerinedir. Her iki iddianın sonucunda tek bir sonuca varılabilir. Şehzade Mustafa’yı bir vatan haini olarak göstermeye çalışmışlar, padişahın şehzadeyi idam etmesi için her şeyi yapmışlardı. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğluna karşı duyduğu güven yavaş yavaş azalmaya başlamıştı.

Rüstem Paşa ve Hürrem Sultan, şehzadeyi bir zehirli kaftanla öldürmeye çalışmışlardı. Ancak Şehzade Mustafa kendisini öldürmeyi istediklerini bildiğinden ilk olarak kaftanı bir köleye giydirmişti. Köle zehirlenerek öldüğünde de şüphesinde haklı olduğunu doğrulamıştı. Rüstem Paşa, Hürrem Sultan’ın iddalarını doğrulamakla meşgul olmaktaydı. Hürrem Sultan ise padişahın zayıflıklarından yararlanarak onun dikkati çekip etkilemeye çalışmıştı.Rüstem Paşa, Hürrem Sultan’ın, sözünden çıkmayan ve Şehzade Beyazid’in tahta geçebilmesi için elinden geleni yapmıştır.

Şehzade Mustafa’nın Öldürülmesi

Şehzade Mustafa’nın son seferi 1553 yılında çıkılan Nahçıvan Seferi’dir. Kanuni Sultan Süleyman, en büyük oğlu hakkında kendisine söylenenler karşısında zamanla daha çok yıpranmıştı. Oğluna olan güveni artık hiç kalmamış, şehzadenin bir vatan haini olduğunu düşünmekteydi. Padişah daha başkent İstanbul’da Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi kararını kafasında vermişti. Sefer sırasında Edirne’yi koruması için Şehzade Beyazid görevlendirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, oğlunu sefere katılması için bir mektup göndermişti. Şehzade Mustafa; değer verdiği, kıymetli gördüğü, validesi dahil herkesle istişare etmiştir. İstişarede bulunduğu herkes asla ama asla sefere katılmamasını vurgulamışlardı. Ancak şehzade babasına fazlasıyla bağlıydı, her ne olursa olsun her koşulda buyruğa uymak istemişti. İkinci vezir Ahmet Paşa, şehzadenin sefere katılmasının çok tehlikeli olabileceği konusunda Şehzade Mustafa’yı uyarmıştı. Şehzade Mustafa çok zor bir seçim içerisindeydi. Sefere katılması halinde belki de canından olacağını biliyordu. Lakin katılmadığı taktirde kendisi hakkında çıkan hain iddalarını doğrulanmasında koz olarak kullanabileceğinin farkındaydı.

Olabilecek tüm durumlara karşı Allah’a tevekkül ettiğini söyleyen şehzade, sefere beş bin kişilik birlikleriyle katıldı. Bir rivayete göre askerler tarafından kendisinin yakınlarına atılan bir okun ucunda kağıt olduğu bahsedilir. Kağıtta Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik şehzadesini gözden çıkardığı ve babasının yanına gitmemesi gerektiğini yazılmıştır. Şehzade Mustafa okun sahte olduğunu, babası ile görüşmesini engellemek için tuzak olduğunu düşünmüştür. Şehzade Mustafa’ya sadık olan adamları, şehzadenin tenha bir yerin aksine herkesin içinde görüşmesi gerektiğini söylemişlerdir. Ancak Şehzade bunları dikkate almadan atına binerek babasının otağına gitmiştir.

Şehzade Mustafa Nasıl Öldürüldü?

Otağın önünde askerler şehzadeden tüm silahlarını istemişlerdir. Şehzade Mustafa babasına olan güveni ve sadakati nedeniyle hiç çekinmeden teslim etmiştir. İçeri girdiğinde babasının kendisine birkaç hakaret ettiği söylenmektedir. Şehzade Mustafa’nın beyaz elbisesi ile bir minareye benzediği tasvir edilmektedir. Ardından 7 adet kulakları duymayan ve konuşamayan cellat ile karşı karşıya kalır. Şehzade Mustafa sarayın en tecrübeli 7 cellatına binbir çabayla yine de karşı durabilmiştir. O kadar güçlüdür ki 7 kişiye karşı direnmeyi başarabilmiştir. 7 cellatın elinden kurtulmayı başaran şehzade, babasına doğru koşmaya çalışmıştır. Lakin sarayın hizmetlilerinden olan Mahmut Ağa, Şehzade Mustafa’yı arkasından yakalayarak boğmuştur.

Şehzade Mustafa Nasıl Öldürüldü?
Şehzade Mustafa’nın Öldürülmesi

Kanuni Sultan Süleyman o andan sonra masum bir şehzadeyi öldürmüştür. Mahmut Ağa daha sonralarında Osmanlı hanedanlığından biriyle evlenerek damat olmuştur. İlk göz ağrısı, biricik evladı Şehzade Mustafa’nın ölümünü perdenin ardından izlemiştir. Şehzade’nin parasına, mallarına el konulmuştu. Bazı kaynaklarda Şehzade Mustafa’nın öldürüldükten sonra İran halısı üzerine yatırıldığı söylenmektedir. Bir başka rivayete göre de Şehzade Mustafa’ya en sadık olan, sağ kolum dediği askerler de kılıçtan geçirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, 39 yaşındaki şehzadeyi kendisine ihanet ettiği düşünerek öldürtmüştür. Fakat halk ve ordu şehzadenin masum olduğunu düşünmekteydi. Şehzade Mustafa, her şeye rağmen babasına fazlaca bağlılığından dolayı ölüme dahi gitmişti. Lakin yaşlanmış padişah Kanuni Sultan Süleyman, masum bir şehzadenin canına kıydığı yaşamı boyunca asla fark edemeyecekti. Padişah, evladının ölümüne çok üzülmüştür fakat her zaman onun bir hain olduğunu düşünmeye devam etmiştir.

Şehzade Mustafa’nın Ölümünün Yankıları

Şehzade Mustafa, özellikle Manisa ve Amasya halkı tarafından çok sevilmektedir. Ordu ve halkın veliaht olarak gördüğü şehzadenin ölümü herkesi derinden sarsmıştı. Türk tarihi boyunca ölümüne herkesin üzüldüğü sayılı insanlardan biridir. Bu sevgi ve benimsemenin ana sebebi şehzadenin her zaman adaletli, alçakgönüllü ve cömert olmasıdır. Halk, en çok da masum olduğunu düşündüğünden üzülmüştür. Ayrıca ordu ve halk yalnızca üzülmekle kalmayıp duruma karşı tepki gösterir. Yeniçeriler isyana kalkışarak suçluların idam edilmesini isterler. Şehzadenin şair dostları da güzel karakterli bu değerli insanın ölümünü kabullenmekte çok büyük zorluk yaşar.

Kanuni Sultan Süleyman, sefer sırasında ordunun üstüne yürümesinden çekinmiştir. Batıda yazan bazı kaynakların ışığında söylenenlere göre orduya rüşvet verilmeye çalışınılmıştır. Padişahın, süt kardeşi olan Mehmed Çelebi, padişaha bu konuda suçlayıcı sözler sarf etmiştir. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi sadece Türk milletini üzmemiştir. Şehzadenin ölümüne Dünya’nın birçok yanından insanların üzülmesine sebep olmuştur. Ancak ilginç düşünceler de vardır. Örneğin Venedik balyosuna göre Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi Avrupa Devletlerinin yararına olmuştur. Şehzadenin öldürülmesi Avrupalı yazarlar tarafından yazılan seyahatnamelerde büyük ölçüde yer almıştır. Elbette Avrupalılar bunu daha dramatikleştirerek yapmışlardır. İtalya kökenli yazar Prospero Bonarelli, bir eserinde Şehzade Mustafa’nın öldürülmesini oyunlamıştır. Bu eser 1618 yılına gelindiğinde sahnelenmiştir. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi operalara da konu olmuştur. Salimano operası 1756’da sergilenmişlerdir. Batı bu duruma asla kayıtsız kalmamıştır. Kitaplara, operalara ve tiyatrolara konu olmuştur.

Şehzade Mustafa’nın Türbesi

Bazı kaynaklarda Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlunun vefatının ardından çok üzüldüğü hatta ve hatta hastalandığı geçmektedir.Fakat yine de hâlâ oğlunun bir vatan haini olduğu konusundaki fikri değişmemişti. Kanuni Sultan Süleyman oğluna bir türbe dahi yaptırmamıştı. Mahidevran Sultan Bursa’ya sürgün edilip evlat acısıyla ızdıraplı günler geçirmişti. Mahidevran Sultan’ın tek bir arzusu vardı. Bu da elbette oğlu adına bir türbe yaptırmaktı. Bu arzu daha sonrasında II. Selim tarafından gerçeğe dökülmüştü. 1571 yılında inşasına II. Selim’in emri ile Mehmed Çavuş tarafından başlanmıştır. Mimar Sinan’ın öğrencilerinden olan Mehmed Çavuş’un İstanbul’daki Sultan Ahmet Camii mimarı olduğu iddia edilmektedir. Türbenin inşası 1573 yılında tamamlanmıştır. Türbenin içerisinde dört farklı sanduka bulunmaktadır. Sandukların içerisinde Şehzade Mustafa, şehzadenin annesi Mahidevran Sultan, şehzadenin taht yarışında mücadele ettiği kardeşi Bayezid ve kimliği meçhul bir çocuk bulunmaktadır.

Şehzade Mustafa Türbesi
Şehzade Mustafa Türbesi (Bursa)

Türbe sekizgen biçimde dizayn edilmiştir. Türbe inşa edilirken ahşap, mermer ve tuğla kullanılmıştır. Türbe birçok çini ile süslenmiştir. Türbe, geçmiş yıllarda restorasyondan geçmiştir. Şehzade Mustafa Türbesi, Türkiye’nin Bursa ilinde bulunmaktadır. II. Murat Türbesi’nin güneybatısında yer almaktadır.

Şehzade Mustafa Türbesi Nerede?
Şehzade Mustafa Türbesi Haritası

Not: Yukarıdaki haritaya tıklayarak bulunduğunuz konumdan Şehzade Mustafa Türbesine yol tarifi alabilirsiniz.

Şehzade Mustafa’nın Ölümünden Sonra Tahta Çıkan Şehzade Selim

II. Selim, bir başka lakabı ile Sarı Selim. 30 Mayıs 1524’de Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi İstanbul’da doğmuştur. Kendisi Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın birlikteliğinden dünayaya gelmiştir. Sünneti 27 Haziran 1530 senesinde Şehzade Musatafa ve Şehzade Mehmet ile ortak bir törenle kutlanmıştır. Kendisi 16 yaşına gelinceye dek sarayda iyi bir şekilde eğitim aldı. Babası Kanuni Sultan Süleyman, oğlunun hazır olduğunu hissedince Şehzade Selim’i Manisa’ya sancakbeyi olarak atadı. Manisa’da 14 sene boyunca sancakbeyliği yapan Selim, yıllarını eğlence ve av partileriyle geçirdiği söylenmektedir. 1558 senesine gelindiğinde ise Konya’ya sancakbeyi olarak ataması yapıldı. Şehzade Selim, Konya’da da 4 yıl geçirdi.

Şehzade Selim taht mücadelesi için kardeşleri gibi Kanuni Sultan Süleyman daha yaşarken girişimlere başlamıştı. Lakin Kanuni’nin yaşamında yalnızca 2 şehzade dışında tüm şehzadeler vefat etmişti. Sadece Şehzade Beyazid ve Şehzade Selim kalmıştı. İki şehzade de Hürrem Sultan’ın evlatlarıydı. Fakat bu iki kardeşin birbirleriyle mücadeleye girişmeleri kaçınılmazdı. İki kardeş, anneleri Hürrem Sultan’ın ölümünün ardından taht için yarışmaya başlamıştı. Şehzade Selim, babasının desteğini arkasına almıştı. İki şehzade, takvimler 29 Mayıs 1559’u gösterdiğinde Konya civarında ordularıyla beraber bir savaşa giriştiler. Kazanan Şehzade Selim olmuştu. Mağluğ olan Şehzade Beyazid ile evlatlarıyla beraber Safevi devletine sığındı.

Kanuni Sultan Süleyman, şehzadenin teslim edilmesini istedi. O dönemki lider Şah Tahmasb, şehzadelerin tamamını boğdurtmuştur. Naaşlarını da Osmanlı’ya göndermiştir. Şehzadelerin naaşları Sivas’a gömülmüştür. Bu ölümün ardından tahtın tek varisi Şehzade Selim olmuştu. Babası Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar Kalesi kuşatması esnasında öldüğünü öğrenince doğrudan başkent İstanbul’a gitti. Sarı Selim, Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi boyunca devlet meseleleriyle uğraşmayan ilk padişahtı. Devlet yönetimini kızına ve sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’ya bırakmıştı. Ayasofya’nın onarımı ve Edirne’ye Mimar Sinan’ın ustalığı ile Selimiye Cami’sinin inşası hüküm yıllarında olmuştur. Bir rivayete göre kendisi haremdeki hamamda ayağının kayması sonucu 1574 yılında vefat etmiştir.

Not: Bu konuyla ilgili olarak Hürrem Sultan Kimdir? Osmanlı Siyasetini Nasıl Etkiledi? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yorum Yap

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi