10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – 1. Ünite (2021-2022)

Tarih Ders Kitabı Cevapları

10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite

10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları başlıklı bu yazımızda 10. sınıf MEB tarih ders kitabındaki 1. ünitenin içinde yer alan tüm soruların cevaplarını hazırladık. 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 1. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlanalım” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 1. ÜNİTE İÇİNDE: “Tartışalım”, “Cevaplayalım”, “Yorumlayalım”, “Araştıralım” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 1. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

10. Sınıf Tarih Ders Kitabı 1. Ünite Cevapları

10. sınıf tarih ders kitabının birinci ünitesi olan Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi, altı kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu altı kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Kavramlar Bölümü Soruları

10. sınıf tarih ders kitabının birinci ünitesi olan Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesinin Kavramlar bölümünde yer alan 5 kavramı yanıtladık.

Boy Birliği Nedir?

Boy Birliği, eski Türk toplumlarındaki aynı soydan gelen insan topluluklarının birliğine verilmiş bir isimdir. Urug Birliği olarak da bilinir. Başında bulunan kişiye de Boy Başkanı denir.

Akın Nedir?

Akın, devletlerin başka bir coğrafya üzerinde savaşma ve ele geçirme amaçlı düzenlediği ve genellikle ani olarak ya da beklenmedik zamanlarda yaptıkları atak hareketidir.

Derebeyi Nedir?

Başlarda Orta Çağ Avrupasında ve sonrasında Osmanlı Devleti içerisinde Anadolu coğrafyasında devlet gücüne ve birliğine karşı gelip gerek maddi gerek siyasi alanda üstün, kendi siyasal birliğini kurmuş olan, Feodal yapıda hareket eden irili ufaklı toplulukların başındaki kişiye Derebeyi denir.

Yurt Nedir?

Belirli bir halkın veya genellikle aynı soydan ve ırktan gelen insanların topluluk halinde yaşayarak benimsedikleri, üzerinde kendi kültürel ve siyasal birliklerini sağladıkları, sıradan bir bölgeden daha üstün gördükleri coğrafi bölge veya toprak parçasına yurt adı verilir.

Beylik Nedir?

Anadolu coğrafyasında, başlarında bir bey olmak üzere yönetilmiş irili ufaklı topluluklara beylik denir. Farklı dönemlerde Anadolu’nun farklı bölgelerinde oluşmuşlardır. Kimileri Anadolu akınları sonucu oluşup birliktelik sağlayamamış, kimileri de Selçuklu Devleti’nin dağılışının ardından ortaya çıkıp Osmanoğulları’nın önderliğinde Osmanlı Devleti’ne dahil olmuştur.

Hazırlanalım Bölümü Soruları

10. sınıf tarih ders kitabının birinci ünitesi olan Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesinin Hazırlanalım bölümünde yer alan 4 soruyu yanıtladık.

Türkler Malazgirt Zaferi Öncesinde Anadolu’ya Hangi Amaçlarla Akınlar Yapmıştır?

Anadolu coğrafyasına yavaş yavaş yaklaşmaya başlayan Türk toplulukları Horasan’da Büyük Selçuklu Devleti’ni kurmuş ve Anadolu bölgesine akınlar düzenlemeye başlamıştır. Bizans İmparatorluğu’na karşı düzenlenen bu akınlar Anadolu’nun Türk yurdu olmasında büyük rol almış ve Malazgirt Zaferi ile bu bölge Türk toprakları olarak tescillenmiştir. Ayrıca göçebe hayata alışkın olan Türkler bu bölgeye geldiklerinde yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır. Türkler için bambaşka bir dönem veya bir geçiş dönemi olarak kabul edilebilir, bu akınlar sayesinde ele geçirilen coğrafya büyük insanlar doğurmuştur.

Haçlı Seferleri’nin Düzenlenmesine Papanın Öncülük Etmesinin sebepleri Nelerdir?

Türk halkı Anadolu bölgesine yerleşmeye başladığı dönemlerde o bölgenin yerlisi olan Bizans İmparatorluğu için büyük bir tehdit oluşturmaya başlamıştı. Avrupa’da yer yer etkisini göstermekte olan bir feodal sistem de hakimdi. Bu durumu insanları birleştirmek ve ortak düşman üzerine yönlenmek amaçlı fırsata çeviren Papa’nın yöntemi hristiyan olan halk için bir cihad çağrısı yapmak olmuştur. Türkleri öldürmenin, Türkler ile savaşmanın hayırlı, yararlı bir iş olduğu Papa tarafından hristiyan halka empoze edilmiştir. Kendi aralarında birbirlerini bağlayan hiçbir şey olmadığı halde ortak dine sahip olan halkların bu açığından faydalanan Papa II. Urbanus, Haçlı Seferleri’ni başlatmış oldu.

Hristiyan halkın bu konudaki en büyük motivasyonu cennet gibi tasvir edilmiş olan ve sokaklarında bal ve süt aktığını düşündükleri mucizevi bir Kudüs şehrine ulaşmak ve orayı Türkler’in elinden almaktı. Tanrının onlardan isteği buydu. Papa bu halkı galeyana getirme işi için güzel bir yöntem kullanmıştı ve seferlere katılım böylelikle beklediğinden çok daha fazla olmuştu. Böylelikle Haçlı Seferleri Anadolu’da yaşayan Türkler için de zorlayıcı bir hal almaya başlamıştı. Türkler zafer kazandıkları gibi bazı seferlerde de mağlup edildiler.

Türklerin Anadolu’yu Yurt Edinmek İstemesinin Gerekçeleri Nelerdir?

Orta Asya bölgesinde kurulan Türk devletleri zamanla daha da batı taraflarına yaklaşmış ve Anadolu’ya varmışlardır. Genellikle bozkır arazilerde göçebe olarak yaşamaya alışmış olan Türkler bu coğrafyaya geldiklerinde alışmış olduklarının dışında coğrafi güzellikler ile karşılaşmışlardır. Anadolu coğrafyası birçok doğa olayına ve doğal harikaya ortam hazırlayan bir yerdir. Bu sebeple üzerinde yaşayan kavimler için Anadolu ve Mezopotamya bölgeleri vazgeçilmez arazilerdir. Aynı zamanda 3 tarafı denizlerle çevrillidir. Karadan gelecek tehdit unsurları az olduğu gibi ticari açıdan büyük önem arz eden bir konumdadırlar. Deniz ticareti açısından gelişmeleri için büyük fırsatları vardır ve güneyde ele geçirdikleri semavi dinler açısından çokça önem arz eden ve kritik bir nokta olan Kudüs şehri sayesinde de politik ve dini bir üstünlük sağlamışlardır.

Öte yanda doğu coğrafyasında geride bıraktıkları çinliler Türk halkına artık tehdit oluşturmamaktadır. Geride bıraktıkları yıllarda Çinliler ile çokça savaşmış olan Türkler için Orta Asya ve Anadolu bir dinlenme veya yerleşme mekanı olmuştur. Müslümanlık ile tanışmışlar ve yerleşik hayata geçişlerinde yeni amaçlar kazanmışlardır. Yeni düşmanları ise Bizans İmparatorluğu ve haçlılar olmuştur. Asya ve Avrupa kıtaları arasındaki en stratejik konuma Türkler yerleşmiştir.

Malazgirt Savaşı’nın Anadolu’nun Siyasi Hayatına Etkileri Nelerdir?

Bilindiği üzere Malazgirt Savaşı, Anadolu coğrafyasının Türkler tarafından kaçınılmaz işgalinin görmezden gelinemez bir işaretiydi. Bu savaşın ardından Anadolu Türkleşmeye başladı ve Bizans İmparatorluğu doğudan gelen bir Türk tehlikesi ile karşılaştı. Doğu Roma İmparatorluğu küçülmeye başladı ve bu durum Bizans İmparatorluğu’nun 1453 yılında çöküşüne kadar devam edecekti. Öte yandan Türkler doğudan gelen Moğol tehdidine karşı biraz daha zaman kazanmıştı. Ayrıca Türklerin tek düşmanları artık doğulular değildir. Bu nokta Haçlılar da devreye girmiştir.

Konu İçindeki Sorular

10. sınıf tarih dersinin birinci ünitesi olan Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Anadolu’da Türk Beyliklerinin Kurulmasında Büyük Selçuklu Devleti’nin Etkileri Nelerdir?

Büyük Selçuklu Devleti sultanı Alparslan ve Doğu Roma imparatoru Romen Diyojen arasında yaşanan ve Selçuklu ordusunun galip gelmesi ile sonuçlanan Malazgirt Savaşı, beraberinde Anadolu coğrafyasına doğru gerçekleşen Türk akımlarını getirmiştir. Kalabalık topluluklar halinde Anadolu coğrafyasına gelen Türk kabileleri bu bölgenin doğu kesimlerinden batı kesimlerine kadar birçok farklı yerde farklı beylikler kurmuş ve bu bölgelerde I. Beylikler dönemi çerçevesinde farklı faaliyetler göstermişlerdir. Bu beyliklerin başlarında da Malazgirt savaşında başarı göstermiş komutanlar bulunmaktadır. Bu komutanlar genellikle kurdukları beyliklere de isimlerini vermişlerdir. Artuk Bey, Mengücek Gazi ve Çaka Bey bunlardan bazılarıdır.

Büyük Selçuklu Devleti coğrafi açıdan Anadolu’da çok kritik bir konumdadır Bu sebeple beyliklerin kuruluşunda da önemli rolleri olmuştur. Devlet olarak kazandıkları zaferlerin ardından savaşlarda görev yapmış önde gelen komutanlar Anadolu’nun kendilerine tahsis edilmiş olan bölgelerinde birçok farklı beylik kurdular. Bu beyliklerden bazıları Danişmentliler, Saltuklular, Artuklular, Mengücekliler ve Çaka Beyliği’dir. Bu bölgeler bu beyliklerin kurucularına tımarlanan bölgelerdir. Bu sebeple bu beylikler Büyük Selçuklu Devleti’nin uzantılarıdır denebilir.

Bizans’ın Anadolu’da Uyguladığı Politikanın Türklerin Anadolu’yu Yurt Edinmesindeki Etkileri Nelerdir?

Bizans İmparatorluğu, 11. yüzyıl boyunca birçok savaşa katılmış ve bu savaşların sonucu olarak birçok yara almıştır. Ayrıca katıldığı yorucu savaşların yanında tekrar tekrar imparator değiştirmiş, yönetimde istikrar sağlayamamıştır. 1042 yılından 1081 yılına kadar toplam 11 tane imparator değiştirdiği bilinen Bizans İmparatorluğu bu yaşadıklarının sonucu olarak Anadolu üzerinde olan hakimiyetini yitirmiştir. Bunu fırsat olarak bilen Türk Selçuklu halkı da Anadolu’yu fethetmiştir. Yani Bizans’ın birçok savaşa girmesi ve yönetimde istikrar sağlayamamasının sonucunda zayıflaması, savaşçı tutumu ve politikası Türkler için bir fırsat olarak doğmuş ve Anadolu’nun kapılarını Türklere açmıştır.

Ayrıca Bizans’ın doğu tarafında kalan Ani Krallığı’nı ihlal ederek Selçuklu ile aralarında tampon görevi gören bölgeyi yok etmesi, o bölgeyi koruyan 50 bin kişilik yerel askerlerden oluşan orduyu dağıtması ve yerine paralı askerlerden bir ordu kurması Bizans’ı zayıflatmış, Türklerin işine gelmiştir. Bunun da üstüne bir savunma savaşı yapmak yerine surlar ardına saklanarak surların içinde gerçekleşecek bir meydan muharebesi yapmayı beklemesi de Bizans’ın Anadolu’yu elinden vermesine, Türklerin bahsettiğimiz bölgelere yerleşmesine sebebiyet vermiştir.

Türkmen Akınlarına Karşı Bizans’ın Etkisiz Kalmasının Nedenleri Neler Olabilir?

O dönem boyunca Bizans’ın sert ve adaletsiz bir tutum izlemesi ve idaresinin orada bulunan Bizans’tan olmayan halkları ezerek, onlara kendi istediklerini dayatarak kültürlerini yok etmeye çalışması sonucunda bölgede bulunan Türkler, Süryaniler ve Ermeniler Bizans İmparatorluğu’na karşı Selçuklu Devleti’nin yanında durmuştur. Ayrıca Bizans, Hristiyanlıkla beraber Ortodoks mezhebini de buradaki halka dayatmış, onların zorla kültürlerine ve inançlarına hakim olmaya çalışmıştır. Ermenilerin doğuda oluşturduğu prenslikleri yıkarak bu prensliklere bağlı durumdaki insanları da sürmeleri bir neden olarak sayılabilir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Oğuz Göçleri ve Anadolu (Tarih Konu Anlatımı) başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

XII. Yüzyıldan İtibaren Batılılar Tarafından Anadolu’ya Türkiye Denilmesinin Nedenleri Neler Olabilir?

Anadolu’ya 4. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar devamlı Türk akınları yapılmıştır. Türkler belli bir zaman boyunca belli bir devlet olarak Anadolu’da bulunmamış, devamlı olarak Anadolu’ya akınlar düzenlemiş, oraya yerleşmiş ya da bilinçli olarak başkalarını yerleştirmiştir. Bu nedenlerden dolayı Anadolu hep Türklerle beraber anılmış, Türklerin bulunduğu bölge olarak Batılıların aklına kazınmıştır.Ayrıca Anadolu’da bulunan halkın çoğunluğu her zaman Müslüman olmuştur. Batılılara Müslümanlığı ve islamı tanıştıran millet de Türkler olduğu için Müslüman olan bölgeye Türkler yaşamasa bile Türkler yaşıyormuş gibi davranılmış, öyle algılanmıştır.

On birinci yüzyılda bölgeye Türk göçleri başlamıştır. 1071 Malazgirt Savaşı’nda Türklerin elde ettiği zafer ise onlara Anadolu’nun kapılarını açmıştır. Bölgeye akın akın Türk yerleşmiş, Bizans hakimiyeti zayıflamıştır. Türkler bölge hakimiyeti adına girdikleri savaşları kazanmışlardır ve böylece Anadolu’da Türkler egemenlik kazanmıştır. Göçler sayesinde de yaşayan halkın çoğunluğu artık Türk’tür. Kendini Türk olarak niteleyen boylar ve devletler varlık göstermeye başlamıştır. Bu sebepten Anadolu’ya Türkiye denmesi mantıksız değildir. Türkiye olarak hitap edilen coğrafya da zamanla değişikliğe uğramıştır. 13. yüzyıllarda Altaylardan Tuna boylarına kadar olan bir bölge Türkiye olarak isimlendirilirken, günümüzde sadece Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsar. Egemenliğin Türklerde olması ve yaygın topluluğun Türk olmasının yanı sıra bölgede kullanılan dilin Türkçe olması, Türk kültürünün etkili olması da bölgenin Türkiye olarak anılmaya başlamasına sebebiyet vermiştir. 12. yüzyıldan beridir bölgede baskın güç Türklerdir ve bölge, zamanla sınırları değişse de, Türkiye olarak anılmaya devam etmektedir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Türkiye Kelimesi Ne Zaman ve Nasıl Ortaya Çıktı? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Çaka Beyliği, Hangi Yönleriyle Anadolu’da Kurulan İlk Türk Beyliklerinden Farklılık Gösterir?

Çaka Bey, Danişment Gazi’nin komutanlarındandır ve buna karşın kendisi de bir bölgede bağımsız olarak bir beylik kurmuştur. Kendi bağımsız beyliğini kurmadan evvel bir dönem Bizanslıların elinde esir olarak yaşamıştır. O dönem yaşanan çatışmalarda gösterdiği başarılardan ve büyük cesaretinden dolayı Bizans içerisindeki diğer mahkumlara tanınmayan haklar ona verilmiş oldu. Bizans imparatorunun değişmesi üzerine Çaka Bey de artık eski konumunda değildi ve kaçıp Ege bölgesindeki sahillere ulaştı. İzmir ve çevresini fethedip kendi bağımsız beyliğini kurdu.

Çaka Beyliği’nin diğer Türk beyliklerinden ayıran en önemli özelliği deniz gücünün çok fazla olması, ilk donanmayı kurmasıdır. İlk Türk deniz donanmasını kurmasıyla beraber Çaka Beyliği, Bizans ile diğer beyliklerin aksine karada değil denizde savaşmıştır. Ayrıca donanmasının gücü sayesinde Bizans’a karşı da birçok zafer kazanmıştır. Bu zaferler sayesinde Çaka Bey, Beyliğini büyütmeyi başarmıştır. Türklerde denizciliğin öncüsü olarak bilinen Çaka Beyliği, diğer Beyliklerin de kendi donanmalarına sahip olmalarını sağlamıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Anadolu’da Kurulan İlk Türk Beylikleri Hakkında Bilgi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Türkiye Selçukluları’nın Kuruluş Döneminde Haçlılar İle Karşılaşması Ne Gibi Sorunlara Neden Olmuştur?

Türkiye Selçukluları, kardeşi Şahinşah ile taht kavgasına girişen 2. Kılıç Arslan yönetimi ele aldığında birtakım sıkıntılar içerisinde kalmıştır. Güneyde Musul Atabeyi Nurettin Zengi’nin devletin topraklarına saldırması üzerine ittifak kurabilmek için Bizans’tan yardım istemeye İstanbul’a giden 2. Kılıç Arslan, bu ittifakla birlikte kısa sürede Mezopotamya üzerindeki iktidarını güçlendirmiştir. Selçuklular çok güçlenmiş ve sınırlarını genişletmiştir. Bunun üzerine Türkmenler de Batı Anadolu’ya kadar akınlarına devam etmiştir. Bu durumlar beraber Bizans’ı korkutmuştur. Bizans bunun üzerine Selçuklular ile beraber olan ittifakını bozmuş ve bu durum savaşın eşiğine gelmiştir. Bizans askerleri 17 Eylül 1176 tarihinde Miryokefalon denilen geçitte Selçuklular tarafından yenilgiye uğratılmıştır.

Kılıç Arslan imparatoru esir almak yerine bir anlaşma yaparak Bizans’ın Selçuklu sınırlarında bulunan tüm kalelerini yıktırmıştır. Bizansların karşılaştığı en büyük yenilgilerden biri olan Miryokefalon yenilgisi sonucunda Bizans’ın Türkleri Anadolu’dan def etme istekleri ve umutları tamamen yok olmuştur. Bu zafer Türkiye tarihinde Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra en büyük dönüm noktası olarak sayılabilir. Malazgirt zaferinden sonra da Anadolu’dan Türkleri çıkarma hayaliyle yaşamış olan Bizanslar, Miryokefalon mağlubiyetinden sonra bu isteklerinden vazgeçmiştir. Bu Türkler için mutlak zafer, mutlak dönüm noktası olarak kabul edilebilir. Malazgirt Zaferi ile beraber kurulan devlet, Miryokefalon zaferi sayesinde korunmuş, güvence altına alınmıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Birinci Haçlı Seferi Nasıl Başladı? Nedenleri ve Sonuçları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Anadolu’nun Türkleşmesinde Etkili Olan Gelişmeler Nelerdir?

Tarihi başından beri Türkler, belli bir yönetim ve düzen altında olacak devletler kurmak istemişlerdir. Orta Asya’da gösterdikleri davranışlar ve yaptıkları, kurdukları devletler bunu destekler. Tarihin hemen hemen her döneminde bir Türk devleti kendini göstermiş, tarihin gidişatına önemli etkiler bırakmıştır. Türkler, ilk kurdukları devletlerden bu yana devletlerini boylar şekillendirmişlerdir. En küçük yapısı oguş, oguşların birleşmesiyle sülale, sülalelerin birleşmesiyle de boylar oluşmaktadır. Birçok boydan oluşan topluluklara da bodun, diğer anlamıyla millet, denmektedir. Milletlerin oluşturduğu teşkilatlara da il ya da el denmiştir.

Bunlar günümüzdeki karşılığıyla devlet olarak sayılabilir. Ancak birçok parçadan oluşması Türk devletlerinin tekrar tekrar bozulup yeniden oluşmasına sebebiyet vermiştir. Orta Asya’daki bahsettiğimiz devlet anlayışını Anadolu’ya göçtüklerinde de devam ettiren Türk halkı, Malazgirt’te galip geldikten sonra birer birer Türk beylikleri kurmaya başlamıştır. Bunun öncesinde konar göçer yaşam sürdürmeleri sebebiyle adapte olmaları daha zor olmuş, bu da merkezcil devlet sisteminin gelmesini yavaşlatmıştır. Türk Selçuklu Devleti, kurulmasının hemen ardından birçok Haçlı saldırısı ve Bizans’ın saldırılarıyla uğraşmak durumunda bırakılmıştır. Bu da ekonomik bakımdan ilerlemeyi geciktirmiştir. Miryokefalon Zaferi’nin ardından güç ve kendine güven kazanan Türkiye Selçuklu Devleti ancak bu zaferden sonra teşkilatlanma hızına önem gösterebilmiştir.

Bu devletin teşkilatlanmasında diğerlerinin de izi görülmekle birlikte en önemli etkiyi Büyük Selçuklu Devleti bırakmıştır. Yeni kurulan devletin en büyük sıkıntısı yine taht kavgaları olmuştur. Hangi şehzadenin başa geçeceği konusunda kesin bir hüküm olmadığından dolayı birden fazla şehzade hak talep ederek birbirlerine karşı savaşmışlardır. Hatta bazen bu savaşlar bir sonuca varmayınca devlet büyüklerinin olaya dahil olarak hükümeti iki eş padişah olarak yönetilmesine olanak sağladığı bile görülmüştür. Bu tarz sıkıntılar birer birer giderilerek Türkiye Selçuklu Devleti’nin temelleri güçlendirilmiş, siyaseti daha da güçlü bir hal almış ve teşkilatlarının yıkılmaması için alınan tedbirlerle beraber güçlü bir devlet kurulmuştur. Bu gelişmeler Anadolu’nun Türkleşmesini sağlamıştır.

Türkiye Selçuklu Devleti’nde Sarayda Hangi Görevliler Bulunmaktadır?

Türkiye Selçuklu Devleti’nde sarayda Sultan, vezir, Hacibul Hüccab, candarlar, emir-i alem, şarabdar-ı has, serhenk, emir-i Ahur, vekil-i has, nedimler (veya musahipler) ve emir-i hares gibi görevliler bulunmaktaydı. Bu görevlilerin görevleri sırasıyla şunlardır: Hacibü’l Hüccab (Karahanlılar tarafından Ulu Hacib olarak da bilinmektedir) haciblerin başında duran görevliye denmekteydi. Hacibler ise vezir, divan üyeleri ve sultanın gerçekleştirdiği konuşma, buluşma ve yazışmaları sağlayan görevlilerdi.

Candarlar, Büyük Selçuklular tarafından sarayı korumakla görevli askerlere denmekteydi. Candarların başında bulunan görevliye de emir-i candar denmekteydi. Emir-i alem sancağı taşımak ve korumakla görevli olan kişilere denmekteydi. Şarabdar-ı has hükümdarın meşrubatını hazırlayan ve koruyan görevliye denmekteydi. Hademe ve sakiler şarabdar-ı hasın emrinde bulunmaktaydı. Serhenk -ya da diğer adıyla çavuş- törenlerde hükümdarın önünden gitmekle ve yol açmakla görevli olan kişilere denmekteydi. Emir-i ahur -diğer adıyla mirahur veya imrahor- hükümdarın sarayında olan atlara bakmakla görevli olan hademe ve seyislerin başında bulunan kişiye denmekteydi.

Vekil-i has gulam, mutbak ve şaraphane gibi yerlerde görev yapan görevlilerin başında bulunan kişiye denmekteydi. Musahipler -veya nedimler- Selçuklu hükümdarlarını sohbetleriyle hoş bir vakit geçirmelerinin sağlamakla görevli kişilere denmekteydi. Emir-i hares ise hükümdarın verdiği cezaları infaz etmekle yükümlü olan kişilere denmekteydi. Bu kişilerin kösleri, nevbetleri ve alemleri bulunurdu. Ayrıca, sarayda hacibten sonra gelen en yetkili görevli olmuşlardır.

Haçlı Seferleri’ne Karşı İslam Dünyasının Savunulmasında Türkiye Selçuklularının Ön Planda Yer Almasının Nedenleri Nelerdir?

Haçlı Seferleri -diğer adıyla Haçlı Akınları- 1096 ve 1271 yılları arasında geçen, Papa’nın birtakım vaatleri ve isteği üzerine Avrupa’da yaşayan Katolik Hristiyanlar tarafından gerçekleştirilmiş akınlara denmektedir. Bu akınların temel amacı Orta Doğu’daki toprakları Müslümanların elinden almak ve askeri, siyasi bir kontrol oluşturmak olmuştur. Haçlı Seferleri’ne karşı mücadele Selçuklular önemli bir rol oynamıştır. Haçlı Seferleri’ne karşı İslam dünyasının savunulmasında Türkiye Selçuklularının ön planda yer almasının nedenleri Haçlıların rotasının Selçuklularla sınırı bulunması, Selçuklunun Bizans üzerinde baskısının olması, Selçukluların İpek Yolu’nu koruma isteği ve bölgede aktif güç olarak Selçukluların bulunması olarak açıklanabilir.

Bu sebeplerin hepsi kendi içinde de açıklanabilmektedir. İstanbul üzerinden Kudüs’e gitmeyi hedefleyen bir rotaya sahip olan Haçlı Seferleri, İstanbul’dan geçtikten sonra Selçuklular ile karşılaşmış ve savaşma mecburiyetinde kalmışlardır. Bir diğer sebep, Selçuklular için ekonomik anlamda önemli bir yere sahip olan İpek Yolu’nu kaybetmemek için Selçukluların Haçlı Seferleriyle savaşması olmuştur. Başka bir sebep, Haçlı Seferleri’nin bir amacının da Bizans üzerindeki Türk baskısını azaltma isteği olmuştur. Anadolu’da artan Türk Beylikleri Bizans’ın askeri otoritesinin azalmasına sebep olmuştur. Bu nedenle de Bizans Papa’ya ve Haçlı Seferleri’ne yardım isteği göndermiştir. Son sebep olarak ise Türkiye Selçukluları’nın dönemin iyi ve diğer beyliklere göre daha üstün askeri teşkilatlanmalarından birine sahip olması olmuştur. Dolayısıyla siyasi ve askeri güç bakımından Anadolu’daki aktif güç olmuştur.

Papa’nın Haçlı Seferleri’ne Katılanların Mallarını Kilise Kontrolüne Bırakmasını İstemesinin Gerekçeleri Neler Olabilir?

27 Kasım 1095’te Papa II. Urbanus Haçlı Seferleri’ne katılım için bir konuşma yapmış, Türkler yüzünden Bizans’ın kötü bir durumda olduğunu ve kutsal yerlerin hakaret altında olduğunu belirtmiştir. Bu konuşmanın üzerine de Bizans ve Kudüs’ü kurtarmak için harekete geçilmesinin gerekli olduğunu söylemiştir. Seferlere katılmanın günahların affedilmesini ve Tanrı’nın rehberliğine ulaşılmasını sağlayacağını söyleyerek de bu seferlere dini bir sorumluluk duygusu getirmiştir. Bu seferlerde her ne kadar Papa dini nedenleri öne çıkarıyor olsa da aslında sosyal, ekonomik nedenlerden dolayı gerçekleşen seferler olmuşlardır. O dönem Avrupa’sında hastalıklar ve sel gibi durumlar yüzünden yiyecek bulamamak ciddi bir problem haline gelmiştir.

Papa, daha sonra ise bu sefere katılan kişilerin mallarını kilisenin kontrolüne vermeleri için bir bildiri hazırlamıştır. Papa’nın Haçlı Seferleri’ne katılanların mallarını kilise kontrolüne bırakmasını istemesinin nedenleri ise kilisenin ekonomik anlamda güçlenmesini sağlamak, ölen kişilerin mallarına el koymak, sefere giden kişilerin kiliseye bağlı kalmasını sağlamak ve isyan çıkmasını önlemek olarak açıklanabilir. Kilise, sefere giden kişilerin öleceğini bildiği için mallarını onlara vermelerini isteyerek kilisenin ekonomik gücünü büyütmeyi amaçlamıştır ve 500 binden fazla ölen kişinin mallarına kilise el koymuştur. Aynı zamanda, seferlerdeki kişilerin kilisenin kontrolünden ayrılmaması için ve de olası bir isyan durumunu önlemek için kilise seferlere giden kişilerin mallarını bırakmalarını sağlamıştır. Bu durum daha sonra halkın kiliseye olan güvenini zedelemiştir.

Haçlı Seferleri’nde Ortak Hedef Olan Kudüs’ün Tüm Semavi Dinler İçin Kutsal Kabul Edilmesinin Sebepleri Neler Olabilir?

15 Temmuz 1099’da Frenkler oldukça uzun bir mücadelenin akabinde Kudüs’ü ele geçirmişlerdir. Orada yaşayan halka kötü muameleler yapıp katletmiş ve evleri, camileri yağmalayıp yıkmışlardır. Bu durum Kudüs’te Müslüman kalmayana dek devam etmiştir. Kaçanlar olsa da çoğu insanın ölü bedenleri şehrin her tarafında görülebilmekteydi. Ölmeyen kişilere ise ağır işler yaptırılmış, ölü Müslümanları taşıyıp boş yerlere koymak gibi işler verilmiştir. Daha sonra ise bu sağ kalan Müslümanları öldürülmek veya köle olmaları için satılmak gibi kötü kaderler beklemekteydi. Kudüs bu gibi katliamlar ve yıkımların uğruna yaşandığı bir şehir olarak bilinmektedir. Uzun zamanlar boyunca bu kutsal şehir için mücadele verilmiş ve kan akıtılmıştır.

Peki ama Kudüs neden tarih boyunca bu kadar kutsal bir yer olarak görülmüştür? Haçlı Seferleri’nde ortak hedef olan Kudüs’ün tüm semavi dinler için kutsal kabul edilmesinin sebepleri Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar için ayrı ayrı açıklanabilir. Müslümanlıkta Kudüs’ün kutsal görülmesi Miraç Hadisesi ile ilgilidir. Hz. Muhammed’in hicretin bir yıl ardından Medine’den ayrılarak Kudüs’e geldiği ve orada Miraca yükseldiği bilinmektedir. Ayrıca, Müslümanların ilk kıblesi olarak görülen Mescid-i Aksa’nın da Kudüs’te bulunması Kudüs’ün kutsal görülmesinde rol oynamıştır. Hristiyanlar için Kudüs, Hz İsa’nın çarmıha gerildiği yer olduğu için kutsal sayılmıştır. Kudüs Yahudiler için ise Tevrat’ta kutsal toprak olarak bahsedilmesi, Ağlama Duvarı ve Süleyman Tapınağı gibi Yahudiler için kutsal yerlerin Kudüs’te bulunmasından dolayı kutsal sayılmıştır.

Haçlı Seferleri Sonucunda Doğu ve Batı Medeniyetleri Arasında Hangi Alanlarda Etkileşim Yaşandığı Söylenebilir?

Doğu ve Batı dünyaları arasındaki çatışma, Haçlı Seferleri yüzünden oluşmamış olsa da Haçlı Seferleri’nin bu iki dünya arasındaki etkileşimi oldukça ilerlettiği söylenebilir. Haçlı Seferleri 1921 tarihinde Memluklar’ın son Haçlı kalesi Akka’yı alması üzerine son bulmuştur. Haçlı Seferleri süresince olan 1096 – 1291 yılları boyunca Doğu ve Batı Dünyası’nın birbirleriyle olan etkileşimi fazla olmuş, Haçlı Seferleri bittiğinden sonra dahi bu etkileşimin etkileri devam etmiştir. Haçlı Seferleri sonucunda Doğu ve Batı medeniyetleri arasında günlük yaşam, askeri ve ticari alanlarda etkileşim yaşandığı söylenebilir. Müslümanlar ve Haçlılar’ın geçirdiği kültürel etkileşim en fazla günlük yaşamda görülmektedir. Konuşma dilinde görülen benzerliklerin dışında yemekler, giyinme tarzları, ev dizaynları gibi alanlarda da bu kültürel etkileşimin izleri görülebilmiştir.

Günlük yaşamın yanı sıra askeri alanda da savaş aletleri ve kuşatma düzenekleri gibi konularda benzerlikler görülmüştür. Ticari alanda ise Batı’dan Doğu’ya birtakım uygulamaların geçmiş olduğu söylenebilir. Bu uygulamalar Müslüman tacirlerin öğrendiği kredi, bankacılık, çek, senet, kefil ve benzeri uygulamalar olmuştur. Ayrıca, İslam medeniyetinde olan barut, pusula, matbaa, kağıt gibi buluşlar Haçlı Seferleri’nin getirdiği etkileşim sayesinde Avrupa’ya da götürülmüş ve Avrupa’nın gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Sonuç olarak, Haçlı Seferleri’nin ticaretin gelişimine katkı sağladığını ve de kültürel etkileşim sayesinde hem Batı hem de Doğu medeniyetlerinin yaşam tarzlarında birtakım değişimleri getirmiş olduğu söylenebilir.

Türkiye Selçuklu, Harzemşahlar ve Eyyubi Devletlerinin Moğollara Karşı İttifak Kuramamasının Sebepleri Neler Olabilir?

İlk Türk beyliklerinin ortak bir amaç için bir araya gelip aynı düşmanlara karşı mücadele etmesi her zaman olmasa da görülmüş olaylardır. Örnek olarak Türkiye Selçukluları ve Danişmentliler, Haçlı Seferleri sırasında Anadolu’yu beraber savunmuşlardır. Anadolu savunulurken aynı tarafta olmalarına rağmen, hakimiyet alanları ve topraklarını büyütmek için birbirleri ile savaşan beylikler de olmuştur. Moğol, Selçuklu ve Harzemşah’ın uluslararı ilişkilerinde; Moğollar Doğu’da tehdit oluşturmaya başladıkları zaman Türkler zaten Anadolu’da Bizans ve Haçlılar ile savaş içerisindeydiler.

Moğollar doğuda tehdit oluşturduğu vakit I. Alaeddin Keykubad Sivas, Konya ve Kayseri gibi Türk şehirlerine önlem olarak şehirlerin sur ve sınırlarını yeniden yapılandırmış, sağlamlaştırmıştır. Sadece bununla kalmamış, Sultan I. Alaeddin Keykubad; Moğollar tarafından zor durumda bırakılan ve I. Alaeddin Keykubad’dan yardım isteyen Abbasi halifesine destek olmuştur. Bu desteği, beş bin kişiden oluşan bir kuvveti Bağdat’a göndererek yapmıştır. Sultan I. Alaeddin Keykubad’ın Moğollar hakkındaki düşüncesi kendi ülkesi gibi diğer ülkeler için de korkunç bir tehlike oluşturdukları ve onlardan kurtulmak için uluslararası bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğundan yönedir.

Sultan I. Alaeddin Keykubad’ın bu düşüncesi Harzemşahlara ittifak teklifinde bulunmasına sebep olmuştur. Ancak Anadolu ve Suriye yakınlarına, hatta sınırlarına, gelmiş olan Celaleddin Harzemşah bir yandan Eyyubilerin yönetimi altında olan Ahlat topraklarını kuşatmaktadır. Sultan I. Alaeddin Keykubad, bu kuşatmayı Anadolu için zararlı ve tehlikeli görmüştür. Bu kuşatmanın gerçekleşmemesi için Sultan I. Alaeddin Keykubad Harzemşahlar ile savaşa girmiş ve başarıyla çıkmıştır. Harzemşahlar sonrasında yıkılma sürecine girmiş, zayıflamıştır. Her ne kadar Moğollara karşı olan mücadele gecikmiş olsa da, Sultan I. Alaeddin Keykubad Moğollar’ın Anadolu toprakları içerisindeki huzuru bozmasını durdurmaya çalışmıştır.

Moğol İstilası’nın, Anadolu’nun Türkleşmesi Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Dünyada büyük bir problem olan Moğollar, Türklerin üzerinde de etkisi olmuştur. Moğolların Orta Asya’da sürdürdükleri zulümden etkilenenler İran coğrafyasından Batı’ya yani Anadolu’ya doğu göç etmeye başlamıştır. Zulümden dolayı Anadolu’ya göç arttı bu sayede Anadolu’daki Türk nüfusu hızlıca artmaya başladı. Türk boylarının Ege, Marmara bölgesine kadar göç etmesi o bölgede beyliklerin oluşmasına ortam sağladı ve beylikler dönemi başladı.

Selçuk İmparatorluğu, 1243’teki Kösedağı yenilgisi ile sarsılmıştı. Bu yenilgi Anadolu’da siyasi karışıklıklara ve otorite sağlanamamasına neden olmuştur. Moğollar, Sivas’a girmiş, Sivas kadısının hatırına halka zarar vermemişlerdir. Şehri üç gün yağmalamalarının ardından Kayseri’ye devam etmiş ve burada erkekleri kılıçtan geçirip kadın ve çocukları yanlarına alıp devam etmişlerdir. Sonunda, Selçuklular yüklü bir miktar vergi karşılığında Moğollar ile uzlaşmaya varmışlardır. Fakat II. Gıyasseddin Keyhusrev’in ölümü ile siyasi karışıklıklar doruğuna ulaşmıştır. Halk yıkılan siyasi otoritenin etkisiyle, manevi bir otorite olarak çeşitli tarikatlara yönelmiştir. Bu dönemde, Hacı Bektaş-I Veli, Mevlânâ Celâleddîn-î Rumî ve Yunus Emre gibi mutasavvıflar büyük kitlelere ulaşmış ve bu kitlelerin saygısını kazanmıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Moğollar Sonrası Anadolu’da Mutasavvıflar (Tarih Konu Anlatımı) başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Konar-Göçer Yaşam Tarzının Devlet Teşkilatlanmasında Yol Açtığı Sorunlar Nelerdir?

Konar göçer yaşam tarzı; hiçbir zaman belirli bir yere yerleşmeyen, bir yere bağlı olmadan yaşamak demektir. Havanın daha elverişli olduğu yere göç etmek bu nedenle sürekli farklı mevsimleri, iklimleri yaşamak yaşam koşullarını belirler. Konar göçer toplumlar hayvancılıkla uğraşan, belirli bir yasaları olmayan, çadırlarda yaşayan, sosyal yaşamları olmayan kendilerini hayatta kalmaya veren, bütün sahip olduklarını yanlarında taşıyan topluluklardır. Bu konar göçer toplumun başında olan bir reis olur. Bu reis ya en yaşlıları ya da en güçlüleri olur. Bu küçük göçle uğraşan toplumda kurumsal anlaşmalar veya siyaset olamayacağı için en uygun yaşam tarzı böyledir.

Devlet teşkilatı, kurumsallaşmamış ve sadece bir liderin üzerinden yürütülüp bir liderin arkasından göçebe olarak yaşayan bir grup olduğu için yetersiz ve güçsüzdür. Devlet teşkilatlanamamış durumdadır. Toplumun sürekli hareket etmesi, belirli bir yeri seçip orayı kendilerinin olarak sahiplenmemesi bazı sorunlar ortaya koymuştur. Tarım yapılamaz hale gelmiştir, yaşam standartları düşmüş bu yüzden nüfus çoğalma hızı yavaştır, sahip olduğu bütün malları bir yerden bir yere taşımak zorunda kalmıştır… Bu gibi nedenlerden dolayı toplumda devlet teşkilatlanması imkansız hale gelmiştir. Toplum merkezi bir hayat sürmediği için devlet teşkilatlanması merkezi ve kalıcı olmamıştır. Bu da toplumun yaşam süresini ve tarihte kalıcılığını azaltmıştır. Eğer çok nüfuslu bir konar göçer toplum değil ise iki asır içinde toplum tamamıyla unutulur.

Devlet teşkilatlanması yeterli büyükte ve güçlükte olmadığı için devlet toplumuna her daim yardımcı olabilecek bir devlet olamamıştır. Toplum konar göçer hayat sürdüğü için ve nüfusu yeterli olmadığı için kalıcı ve yazılı kanunlarla değil törelerle ayakta kalmıştır devlet. Bu da devletin yaşam süresinin azalmasını etkilemiştir. Toplumun içindeki devlet yeterli büyüklükte ve yeterli siyasi bilgide olmadığı için diğer devletlerle ilişkilerde zorluluklar meydana gelmiştir.

Türkiye Selçuklu Devleti Dönemindeki Dini Hareketlerin, Siyasi ve Sosyal Yapıya Etkileri Nelerdir?

Türkiye Selçuklu Devleti’nde Moğol baskısının günden güne artması nedeniyle Selçuklu Devleti’nin içindeki sosyal, siyasal ve ekonomik düzen bir karmaşa olmuş ve halkın huzurlu ortamı bozulmuştur. Siyasal alandaki otoritenin zayıfladığı bu dönemde halkın sığındığı yerler ise tasavvuf yani manevi otoriteler olmuştur. Bu manevi sığınmanın çoğu da tarikatlar sayesinde olmuştur. Tarikatların halk üzerinde önemli etkileri vardır. Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi isimler tarafından tekke ve zaviyeler kurulmuş ve bunlar halkın büyük kesimlerini derinden etkilemiştir. Bu bahsi geçen Anadolu’daki tasavvufi akımların bazıları birbirlerinden etkilenmiş ve birleşmeye karar verdikleri gibi bazıları da ortalıktan yok olmuştur. Anadolu’daki sosyal huzurun yerine gelmesinde Mevlevilik çok etkili olmuştur.

Mevlevilik 13. yüzyıl sonlarına doğru Mevlana’dan sonra oğlu teşkilatlanmasına yardımcı olmuştur. Anadolu’nun farklı yerlerine halifeler gönderilmiş ve Mevlevilik’in yayılmasına yardımcı olmuştur. Aynı zamanda Mevlevilik, İkinci Beylikler ve Osmanlı Devleti dönemleri boyunca Türk halkını derinden etkilemiştir. Moğol İmparatorluğu’nun istila etmesiyle Horasan ve çevresindeki bölgeler Anadolu’daki yerlere geçiş yaparak oranın ilmi gelişiminde etkili olmuştur. Horasan’da doğmuş olan ve sonrasında bu geçiş ile Anadolu’ya gelmiş olan Hacı Bektaş-ı Veli Sulucakarahöyük’e yerleşmiştir. 13. yüzyılın ikinci yarımından sonra Ankara, Konya, Kayseri, Kırşehir gibi merkezler aynı zamanda Bektaşiliğin de merkezi olmuşlardır.

Anadolu’nun İslamlaşması, aynı zamanda Türkleşmesinde büyük emekler vermiş Hacı Bektaş-ı Veli Moğol İstilası sonrasında kalıcı izler bırakmış ve tarihe adını yazdırmıştır. Milli ve İslami değerleri öne çıkaran ve halka yansıtan Yunus Emre, 13. yüzyıldaki sosyal karışıklıklara rağmen Anadolu’da yaşayan halkta büyük bir hayranlık uyandırmıştır. Yunus Emre, Anadolu’da Türkçe, Türk edebiyatı ve tasavvufla ilgili eserlerin yayılmasında büyük bir rol oynamıştır. Hem Farsça hem de Türkçe eserler veren Yunus Emre farklı dildeki insanlara hitap etmeyi başarabilmiştir.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

10. sınıf tarih ders kitabının birinci ünitesi olan Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

A Bölümü Cevapları

Aşağıdaki terimleri birer cümleyle açıklayınız.

Oguş Nedir?

Eski Türk toplumlarında aile anlamına gelen sözcüktür.

Yassıçemen Savaşı Nedir?

Anadolu Selçuklu Devleti ve Harzemşahlar Devleti arasında gerçekleşen bir savaştır. Bu savaş, Harzemşahlar Devleti’nin yıkılmasına neden olmuştur.

Haçlı Seferleri Nedir?

Haçlı Seferleri, 11. ve 13. yüzyıllar arasında gerçekleşmiş savaşlardır. Katolik Kilisesi’nin ve Papa’nın çağrısı üzerine Hristiyanların Müslümanların elindeki toprakları, özellikle kutsal toprakları ve zenginliklerini ele geçirmek üzere yaptıkları savaşlardır.

İkinci Beylikler Dönemi Nedir?

Türkiye Selçuklu Devleti’nin yıkılışından 1402’de gerçekleşen Ankara Savaşı sonucunda Anadolu’da ortaya çıkan otorite boşluğundan sonra Çelebi Mehmet’in Osmanlılar adına tekrar otoritesini sağlamasına kadar yaşanan dönemdir.

B Bölümü Cevapları

Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre Gibi Alimlerin Fikirlerinin Günümüzde de Etkili Olmasının Nedenleri Nelerdir?

Bu alimlerin fikirleri genel olarak hoşgörü, sevgi, saygı gibi konular gibi genel hayat etiği üzerine konuları kapsamaktadır. Yarattıkları etik felsefesi insanların en çok değişkenlik gösterdiği ve üzerine tartıştıkları konulardan olmuştur. Müslümanlar arasında felsefenin kurucuları arasında oldukları için insanlar hala onların düşüncelerden etkilenmektedir.

Moğol İstilası’nın Anadolu’nun Demografik Değişimine Etkileri Nelerdir?

Moğolların istilasından kaçan Türk boyları Anadolu’ya doğru bir kayma göstermiştir. Anadolu’daki Türk ve Müslüman nüfusu artmıştır.

Anadolu’da, İlk Türk Beyliklerinin Kurulmasına Etki Eden Gelişmeler Nelerdir?

Çağrı Bey’in düzenlediği Anadolu akınları sonucunda Anadolu’nun Türk beyleri arasında tanınması. Bunların ardından gerçekleşen Pasinler ve Malazgirt Savaşı ile Anadolu’daki Bizans hakimiyetinin zayıflaması. Büyük Selçuklu Devleti’nin sultanı Alparslan’ın Türk beylerini teşvik etmek için uyguladığı fetih politikasındaki sıkıntılar. Zaman içerisinde Büyük Selçuklu Devleti’nin otoritesinin zayıflaması.

Selahaddin Eyyubi’nin Türk İslam Tarihindeki Önemi Nedir?

Selahaddin Eyyubi, Türk İslam tarihindeki kurduğu Eyyübiler Devleti ile Haçlı Seferleri‘ni durduran ve Kudüs şehrini Haçlı Latin Krallığı’ndan alan bir kahramandır.

C Bölümü Cevapları

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1.D 2.E 3.A 4.B 5.D 6.A 7.A 8. E 9.C 10.C

Ç Bölümü Cevapları

Aşağıdaki soruları “Haçlılar ve Doğu Dünyasında Karışıklıklar” başlıklı metinden yola çıkarak cevaplayınız.

Sultan I. Kılıç Arslan’ın Haçlı Seferlerindeki Rolü Nedir?

Sultan I. Kılıç Arslan, Anadolu ve Türk-Müslüman topraklarının korunmasının başındaki komutandır.

Türklerin, Uğradıkları Bütün Zararlara Rağmen Anadolu’da Köklü Bir Şekilde Yerleşmelerinin Nedenleri Neler Olabilir?

Göç eden topluluklar hayatta kalabilmeleri için bazı zorluluklarla karşılaşmıştır. Çünkü başka çareleri olmadığı için tüm zoruluklara rağmen hayata tutunmuşlardır. Bu hayata tutunuş kültürel kalıcılığı da sağlamıştır. Ayrıca çok sayıda göç eden nüfus kültürel kalıcılık üzerinde etkili olmuştur.

Haçlı Seferlerinin Bizans İmparatorluğu’nun Siyasi Geleceğine Etkileri Nelerdir?

Bizans İmparatorluğu’na yardım edeceği yerde onu yıpratarak siyasi ömrünü, bölgedeki otoritesini, Hıristiyanlar arasındaki saygınlığı azaltmıştır.

Haçlıların Bizans’a Duydukları Nefretin Nedenleri Neler Olabilir?

Haçlılar daha çok Katolik tabanlı bir toplulukken Bizans’ın Ortodoks tabanlı bir topluluk olması mezhep çatışmasından kaynaklanan nefretin nedenidir.

Haçlı Seferlerinde Avrupalıların Bizans İmparatorluğu’nu İşgal Etmesi Hristiyan Dünyasına Etkileri Nelerdir?

Hıristiyan dünyası bir nevi kendi içinde savaşarak kendi gücünü azaltmıştır. Ayrıca Haçlıların bu tarz haraketleri diğer Hristiyan mezheplerinden aldıkları desteği ve güveni düşürmüştür.

Haçlılar, Anadolu’yu Geçerken Hangi Anadolu Şehirlerine Zarar Vermiş Olabilir?

Haçlılar Anadolu’dan geçerken İznik, Adapazarı, Bilecik, Eskişehir, Afyon, Konya, Karaman, Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa ve Hatay gibi illere zarar vermiş olabilir.

Antakya ve Suriye-Filistin Kıyı Bölgelerine Yerleşen Haçlıların Yaklaşık İki Yüzyıl Bu Bölgede Yaşamasının Doğu-Batı İlişkilerine Etkileri Neler Olabilir?

Bu bölgede uzun süre boyunca kalmaları Doğu Batı medeniyetleri arasında oluşan ticaretle birlikte etkileşimi arttırmıştır. Bu yolla birbirleri arasında askeri, ekonomik, kültürel bilgi aktarımı gerçekleşmiştir.

Aşağıdaki soruları “İkinci Türk Beylikleri Dönemi” başlıklı haritadan yola çıkarak cevaplayınız.

Denizcilikle Uğraşan Beyliklerin Merkezlerini Harita Üzerinde İşaretleyiniz.

Balıkesir, Manisa, Aydın, Muğla, Antalya, Kastamonu.

Bizans’a Karşı Gaza Yapan Beyliklerin Merkezini Gösteriniz.

Osmanoğulları ve Karesioğulları.

Beyliklerin Bu Kadar Fazla Olması Dikkate Alındığında, Anadolu’nun Siyasi Yapısı Hakkında Neler Söylenebilir?

Büyük bir siyasi otorite olmamasından kaynaklı siyasi birlik yoktur.

Anadolu Türk Beyliklerinin Birbirleriyle Mücadele Etmelerinin Nedenleri Neler Olabilir?

Daha fazla toprak sahibi olmak ve Anadolu’da siyasi otorite olma isteği.

Aşağıdaki soruları “Kutsal Şehir Kudüs” başlıklı metinden yola çıkarak cevaplayınız.

Kudüs’ün Üç İlahi Din İçin de Önemli Sayılmasının Nedenleri Nelerdir?

Üç ilahi din için de kendi inanışlarına göre kutsal sayılan özellikler barındırması ve bazı kutsal ve önemli olayların orada gerçekleşmesidir.

Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs İçin Önemi Nedir?

Selahaddin Eyyübi, Kudüs‘ü Haçlılardan geri almış ve Kudüs’ün Müslüman dünyasının kontrolü altına girmesini sağlamıştır.

Kudüs’ün Sahip Olduğu Dini Özellikleri Bünyesinde Bulunduran Başka Hangi Şehirler Vardır? Örnek Veriniz.

Kudüs’ün sahip olduğu dini özellikleri bünyesinde bulunduran şehirlere Hatay örnek gösterilebilir.

Birleşmiş Milletler Bilim Eğitim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO), İsrail’i “İşgalci Güç” Olarak Tanımasının Nedenleri Neler Olabilir?

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra oraya yerleştirilen Yahudi sığınmacı nüfusun zamanla bölgede baskıcı güç olup yerli insanları etnik temizleme yöntemleri kullanarak uzaklaştırmaya çalışması ve savaşa, kargaşaya sebep olmasıdır.

Kudüs’ün Siyasi Durumunun Günümüzde Devletlerarası İlişkilere Etkileri Nelerdir?

Kudüs’ün hala birçok din için önem arz etmesi dünyadaki devletler arasında kontrol etme ve sahip olma isteği yaratmaktadır. Bu da dünyadaki devletlerin güç dengeleri doğrultusunda gerilim kargaşa anlaşmazlık gibi sorunlara sebep olmaktadır.

Kudüs’ün Önemi ile İlgili Bir Afiş Hazırlayınız.

Kudüs’ün önemi ile ilgili afişi aşağıdaki görsele tıklayarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Kudüs'ün Önemi Nedir?
Kudüs’ün Önemi (Afiş)

Not: 10. sınıf tarih ders kitabı cevaplarının tamamını için 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 10. Sınıf Tarih Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Yorumları Göster (2)

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi