11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı – Yeni Müfredata Göre (2021-2022)

2020-2021 11. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 1. Yazılı Sınavı

11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre öğrencilerin başarısı; öğretim programı öğrenme kazanımları esas alınarak dersin özelliğine göre yazılı sınavlar, uygulamalı sınavlar, performans çalışmaları ve projeler üzerine alınan puanlara göre belirlenir. Tarih dersinde öğrenci başarısını tespit edebilmek için kullanılan araçlardan biri de yazılı sınavlardır. Bu yazımızda 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı örneğini paylaşıma açıyoruz.

11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı

Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı örneği aşağıda yer almaktadır. 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı örneği yönetmelik gereği açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Ancak 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı içine kısa yanıtlı, doğru-yanlış, eşleştirmeli veya çoktan seçmeli test gibi sorular da eklenebilir.

Aşağıdaki 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı örneği 2021-2022 eğitim öğretimi yılı için yeni müfredata göre hazırlanmıştır. Bu yazılı sınavda sınav kapsamındaki ilgili kazanımlardan 10 soru bulunmaktadır. 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı sınavı  içerisinde analiz ve değerlendirme düzeyindeki kazanımlara yönelik birden fazla soru yer almaktadır. Bu tarih yazılı sınavı içerisinde yer alan sorular puanlanmamıştır. Puanlama işi tarih öğretmenine bırakılmıştır.

Tarih dersi öğretim programında yer alan becerilere ve kazanımlara göre hazırlanan 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı sınavını bilgisayarınıza kopyalayarak üzerinde düzenleme veya değişiklik yapabilirsiniz.

Yanıt Anahtarı: 11. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı cevap anahtarları sorulardan hemen sonra aşağıda ayrı bir başlıkta yer almaktadır.

2021-2022 11. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 2. Yazılı Sınavı

2021-2022 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

……………………………… LİSESİ

11. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 2. YAZILI SINAVI

SORULAR

1. Sanayi İnkılabı sonrasında Osmanlılarda en fazla üretim yapılan alanlar hangileri olmuştur? Makineleşmenin bunda ne gibi etkileri vardır?

2. 1838 Balta Limanı Antlaşması maddelerini sınırlayıcılık ve yerli üretim yerine ithalatın tercih edilmesi bağlamında yorumlayınız.

3. Sömürgecilik olgusunu kölelik, asimilasyon, hammadde, işgücü ve pazar ihtiyacı kavramlarını da kullanarak açıklayınız.

4. Düyûn-ı Umûmiye İdaresi neden ve nasıl kurulmuştur? 1856’dan sonraki süreçte kamu maliyesinde yaşanan borç krizlerinin bu süreçteki etkisi nedir?

5. İttihat ve Terakki Hükûmetinin hedeflediği Millî İktisat Politikası hakkında ana hatlarıyla bilgi veriniz.

6. Osmanlı Devleti’nde imparatorluktan ulus-devlete dönüşme sürecinde hangi milliyetçi politikalar izlenmiştir?

7. Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmesi sonucunda Türklerin ve Müslümanların Anadolu’ya doğru göçü Osmanlı Devleti’nin kentlerindeki toplumsal yaşamı nasıl etkilemiştir?

8. Mübadil, mülteci, muhacir ve göçmen kavramları arasındaki benzerlik ve farklılıkları açıklayınız.

9. Osmanlı’daki ilk yazılı basın kuruluşları hangileridir? Bu kuruluşlarda kadınlar kendilerine nasıl yer bulabilmiştir?

10. Osmanlı şehirlerinden Selanik, Avrupa’nın metropolleri ile karşılaştırıldığında şehir dokusu anlamında nasıl farklar ve benzerlikler vardır?


2021-2022 11. Sınıf Tarih Dersi 2. Dönem 2. Yazılı Sınavı Yanıt Anahtarı

11. SINIF TARİH DERSİ 2. DÖNEM 2. YAZILI SINAVI

YANITLAR

1. Sanayi İnkılabı sonrası Avrupa’da var olan düzenler değişmeye başlamıştır. Bu değişimler genel olarak ekonomi ve politika başlıkları altında gerçekleşmiştir. Krallıklar ile birlikte feodal düzene karşı işbirliği içerisinde olan burjuva kesim, Sanayi İnkılabı sonrasında bu işbirliğini bozmuştur. Burjuva kesimin ekonomik gücünün daha da artması ile birlikte güç burjuvazinin eline geçmiş ve siyasal yapıda söz sahibi hale gelme arayışları içerisine girmişledir. Bunun yanında askeri gelişimleri de tetiklemiş olan Sanayi İnkılabı, Avrupa genelinde askeri güçte sıçrama yaşanmasını sağlamıştır. Avrupa’nın askeri gücünün bu denli gelişmekte olduğunu gören Osmanlı Devleti, yenilikleri yakından takip etmeye başlamıştır. Yeni askeri teknolojileri ithal etmeye başlayan Osmanlı, ilerleyen süreçte bu teknolojiyi kendi sınırları içerisinde de üretmeye çalışmıştır. Yani makineleşen dünya ile birlikte gelişen askeri güç ve bunun teknolojisi, Osmanlı’yı askeri alanda gelişmeye itmiştir. Makineleşme ile hızlanmış olan üretim, politik ve ekonomik temeller aracılığı ile tüm dünya ticaretini ve üretimini etkilemiş ve değiştirmiştir.

2. İngiltere’nin Sanayi Devrimi geçirmesi ve bu alanda tamamlanmasının ardından dünya pazarlarında epey güçlü bir konuma gelmiş ve neredeyse rakipsiz denebilecek hale gelmiştir. Fakat yine Sanayi Devrimi’nden etkilenen ülkeler artık üretimlerini kendileri yapmaya başlamış ve ithalat oranlarını iyice sınırlandırmışlardır. Bu sınırlandırmalar içerisinde kalan İngiltere, Avrupa pazarında değer kaybetmeye başlamıştır. Bu durumda yeni pazar arayışlarına giren İngiltere, ürünlerini ve bazı ticaret antlaşmalarını silah zoruyla veya diplomasi aracılığı ile dayatmıştır.

Bir pazar olmak için çok elverişli gözüken Osmanlı, İngiltere’nin radarına girmiş ve İngiltere de Osmanlı pazarına açılmak için bazı girişimlerde bulunmuştur. İngiltere, 1833 yılında Osmanlı’nın Rusya ile imzaladığı Hünkâr İskelesi Antlaşması’nın bazı sonuçlarından korumuş ve bunu gerekçe göstererek Balta Limanı Antlaşması’nı imzalamıştır. Antlaşmanın maddeleri genel olarak İngiltere’ye ve İngiliz tüccarlara tanınan kapitülasyonlar üzerinedir. Örnek olarak İngiliz tüccarların yerli tüccar kapsamında değerlendirilmesi ya da İngiliz vatandaşlarının sanayi ürünleri ve tarım ürünlerini alım satımındaki serbestlik verilebilir. Yerli üretim yerine ithalatın tercih edilmesinin ana sebebi ise ihracattan alınan vergilerin %12, ithalattan alınan vergilerin ise %5 olarak belirlenmesidir. İthalatın vergi miktarı düşük olduğundan ötürü tüccarlar bu avantajlarını kullanmışlardır.

3. Sömürgecilik, Sanayi İnkılabı ile başlamış olan hızlanmış üretim ile gelişmiş bir olgudur. Sınırları içerisindeki kaynakları hızla tüketmeye başlayan ülkeler, yeni kaynaklar arayışı içine girmiş ve bu hammadde ihtiyaçlarını bazı gelişmemiş ülkelerden elde etmeye karar vermişlerdir. Böylece sömürdükleri ülkede hem politik yapı hem de ekonomik kaynaklar sömürgeci ülkenin eline geçecek ve kukla bir ülkeye sahip olacaklardır. Sömürülen ülke, sömüren ülkenin ihtiyaçlarını karşılamasının yanı sıra kendi kültüründen ve halkından kayıplar verecek, kölelik ve asimilasyon terimleri ortaya çıkacaktır.

Vatandaşlar sömürgecinin isteği doğrultusunda madenlerde veya işçilikte köle olarak kullanılacak ve iş gücü ihtiyacını da kapatacaklardır. Ayrıca kukla devlet haline gelmiş sömürülen ülke ise sömüren ülkenin pazar ihtiyacını da karşılamak için sınırlarını tüccarlara açacaktır. Asimilasyona uğramış olan halk, sömüren ülkenin bir nevi “küçük” haline gelecek ve politik yapının da ele geçirilmiş olmasından ötürü birlikte hareket etmeye başlanacaktır. Böylece sömürülmüş olan ülke yavaş yavaş yok olacak, yerini sömürge bir ülke, yani yalnızca bir kaynak haline gelecektir.

4. İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Osmanlı, Avusturya ve Galata bankerlerini içeren yedi kişilik bir konseyden oluşan Düyûn-ı Umûmiye, Osmanlı Devleti’nin altı kalemden oluşan vergi gelirlerini elde etmekteydi. Genel hatları ile Osmanlı’nın iç ve dış borçlarının kapatılması hedeflenen bu proje, vergileri gelir olarak elde edip bu vergilerin toplanmasını ve düzenlenmesini denetlemekteydi. Kelime anlamı genel borçlardır. Kuruluşu, Osmanlı’nın ekonomik yaşantısı üzerinde çok büyük roller oynamıştır.

Kırım Savaşı’nın maliyetlerini karşılamak için ilk defa dış borç alan Osmanlı Devleti, borçlanmanın önüne geçememiş ve ekonomik yapısını yıpratacak kadar borç almıştır. 1856 yılında biten Kırım Savaşı’nın ardından borçlar borçları takip etmiş, bu borçların faizleri de binince ödenemeyecek hale gelmiştir. Yabancı devletlerden alınan bu borçların yanı sıra, iç borçlanma olarak da Galata bankerlerinden, yani ülke içindeki sermaye sahiplerinden borçlar alınmıştır. Ülkenin içinde bulunduğu bunalımın yanı sıra teknolojik gelişmelerden geri kalmak istemeyen Osmanlı, sürekli olarak daha fazla para harcamaya başlamış ve bu borç krizine girmiştir.

5. Osmanlı Devleti, 19. Yüzyıla kadar yaptığı hatalar ve verdiği kapitülasyonlar sonucu dışarıya bağımlı hale gelmiştir. Aldığı borçlar ve hala vermekte olduğu kapitülasyonlar ekonomik olarak ülkeyi sürekli sömürmekte ve bu de ekonomik buhrana sebep olmaktadır. Sahip olunan borçlar git gide artmış ve yabancı tüccarlar ve sermaye sahipleri ülkeyi yavaş yavaş ele geçirmişlerdir. Sanayileşme sürecine de girmiş olan gayrimüslim sermaye sahipleri, kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı’yı sömürmeye devam edince durum gittikçe kötüleşmiş ve sıkıntılı bir hal almıştır.

İlerleyen süreçte İttihat ve Terakki partisi hükümete geçince Osmanlı vatandaşlarının ve önemli insanların fikirlerini kendi hedefleri doğrultusunda değiştirmeye başlamışlardır. Osmanlı’nın sürekli yabancı milletlerde ve sermayedarlara para vermek zorunda kaldığını söyleyen İttihatçılar, artık Türklerin daha zengin hale gelmesi gerektiğini savunmaktalardı. Bu plan doğrultusunda Millî İktisat Politikasını yürürlüğe sokmuşlar ve Türkleri ticarete teşvik etmişlerdir. Bu doğrultuda Teşvik-i Sanayi Kanun-ı Muvakkatı’nı çıkarmışlar ve yatırımcıları koruduklarını resmen belirtmişlerdir. Yani Millî İktisat Politikası, yerli bir burjuvazi sınıfının yaratılmasını hedeflemektedir.

6. Fransız İhtilali’nin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan ulus-devlet anlayışı, eşitlik, özgürlük, milliyetçilik ve liberalizm gibi akımlara dayanmaktadır. İhtilalden sonra Avrupa’da yayılmaya başlayan bu görüşler sistemin işleyişini değiştirmiştir. Ulus devletler, siyasi ve ekonomik olarak çok uluslu imparatorlukları tehdit etmekte, bu da bazı tavizler verilmesine sebep olmaktaydı. Fransız İhtilali’nden sonra ekonomik ve politik anlamda kötüye gitmekte olan Osmanlı, milliyetçi akımların etkisiyle daha da kötüye sürüklenmiş ve bazı kapitülasyonlar tanımaya başlamıştır.

Özellikle Balkanlar bölgesinde toprak ve ekonomik anlamda büyük kayıplar veren Osmanlı, ulus devlet yöntemleri kullanarak bu durumla başa çıkmaya çalışmıştır. Bu yöntemlerden bazıları zorunlu eğitim, vatandaşlık ve zorunlu askerliktir. Halkın vatanı savunması gerektiği ana fikri ön plana çıkmış ve halk yavaş yavaş milliyetçi bir düşünce biçimine sahip olmaya başlamıştır. Uluslar devletini önemsemekte, “ tek millet “ düşüncesini benimsemektelerdir. Yani kendi içerisinde farklı milletlerden oluşmakta olan Osmanlı Devleti, bu uluslara milliyetçiliğin kaynağını, yani aslında tek birlikteliğin “ Osmanlı “olarak yapılması gerektiği fikrini aşılamış ve bu yönde politikalar izlemiştir.

7. Osmanlı, Balkanlar’da ve bazı farklı cephelerde toprak kaybetmesine rağmen oraların yerlileri haline gelmiş vatandaşlara sahiptir. Kaybedilen topraklarda zulüm ile karşı karşıya kalan Müslümanlar, Osmanlı topraklarına gelmek istemiş ve göç ederek gelmişlerdir. Kalanlar orada ırkçılığa maruz kalmış, gelenler de tüm mal varlıklarını bıraktıkları için bazı sorunlar ile birlikte gelmişlerdir. Ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaratan bu göçler, hiç mal varlığı kalmamış olan göçmenlerin bölge halkıyla büyük sıkıntılar yaşamasına neden olmuştur. Toplumsal birliktelik bozulmuş ve halk içerisinde huzursuzluklar baş göstermiştir. Anadolu dışında çok fazla insan barındırmakta olan Osmanlı, bu insanların geri dönmesiyle birlikte bir insan yoğunluğuna maruz kalmış, bu da hem muhacirlerin hem de devletin yüzleşmesi gereken birçok problemi doğurmuştur. Yani toplumsal yaşam kötü yönde etkilenmiştir. Fakat daha fazla Avrupa’da kalamayacak olan insanlar yuvasına geri dönerek en güvenli olan hamleyi yapmışlardır.

8. Günlük hayatımızda bu kelimelerin hepsini aynı kefeye koyup aynı kelimelermiş gibi davranıyor olsak da bu kelimeler birbirlerinden farklılardır. Mübadil kelimesi, Mübadele ile gelen vatandaşlar anlamına gelmektedir. Yani ülke sınırı dışında kalmış olan nüfusların ülkeler arası anlaşılarak takas edilmesindeki yer değiştiren vatandaşlara denir. Mülteciler, bulundukları ülkeden veya konumdan çeşitli nedenler ile göç etmeye zorlanan insanlardır. Örneğin ülkesinde savaş çıkmış olan bir birey, savaşta öleceğini düşündüğünden ötürü bu korku ile göç eder ve gittiği ülkede bir mülteci haline gelir. Geldiği yerdeki karışıklıktan ötürü geri de dönemeyen mülteciler, iltica etmiş oldukları ülke tarafından kabul edilebilir veya edilmeyebilirler. Muhacir kelimesi, Balkan ülkeleri ve Türkiye arasında mübadil veya göçmen olan nüfus için kullanılmaktadır. Kelime anlamı “Mekke’den Medine’ye göç eden kimse“ anlamındaki Arapça kelimeden gelmektedir. Göçmenler ise herhangi bir sebebe dayandırılarak iki ülke arasında göçen insanlardır. Yerleşilen ve bırakılan ülkeleri ilgilendiren bir hukuki durum bulunmaktadır. Göçen herhangi bir insana göçmen tanımı kullanılabilir.

9. Osmanlı İmparatorluğu’nda kurulmuş olan ilk yazılı basın ürünü, Fransız elçi Verninac Saint – Maur tarafından kurulmuştur. Bulletin de Nouvellas ismini taşıyan bu gazete 2 haftada bir yayın çıkarmaktaydı. Amacı İstanbul’daki yabancılara dışarıdan haber getirmek olan bu gazetenin okuyucu kitlesinin büyük bir kısmını Fransız milleti oluşturmaktaydı. Fransız İhtilali’nin ardından haklarına sahip olmak isteyen vatandaşların bu gibi bir medya ürünü aracılığıyla kendi ülkelerinden ve Avrupa’nın genelinden haberleri okuyabilmeleri, zamanı için çok üst düzey bir olaydır.

Azınlıkların da yavaş yavaş böyle haklara sahip olmaya başlaması, Osmanlı’da dengelerin değişmesine sebep olmuştur. Bu gibi medya ürünlerinin üretilmesinde ise kadınlar rol oynamıştır. Bunun temel sebebi kadınların ucuz iş gücü olarak görülmesi ve ağır kas gücü gerektirmeyen bir iş olmasıdır. Düşük iş ücretinin yanı sıra işe muhtaç olan bu kadınlar aynı zamanda uzun sürelerle bu işleri yapmaktalardı. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti’nde kadın işçilerin devletine bağlılıklarının daha yüksek olacağı algısı hâkimdi. Bu yüzden kadın işçiler tercih edilmiştir.

10. Selanik, çok uluslu bir yapıya sahiptir. Sahip olduğu bu özellik, şehrin sürekli olarak büyümesine ve korunmasına öncülük etmiştir. Büyük firmalar tarafından çok beğenilen Selanik, dışa dönük yapısından dolayı ticarette merkez haline gelmiştir. Çok önemli bir liman şehri olan Selanik, Osmanlı tarafından önemsenmekte ve ürünlerin büyün dünyaya açılmasında kritik bir rol oynamaktaydı. Kurulan limanlardan büyün dünya pazarına ürün satışları olmuş, şehir gittikçe büyümüştür. Bunun yanı sıra yayın ve basın faaliyetleri açısından da çok aktif olan Selanik, gelişmiş bir şehir haline gelmiştir. Avrupa’daki metropollerden bir eksiği kalmamıştır. Bazı edebiyatçıların da eserlerinde yer almış olan Selanik, resmen bir kültür merkezi haline gelmiş ve böylece şehir dokusu bakımından Avrupa’daki gelişmiş şehirlerden farksız hale gelmiştir. Avrupalı devletler için de çok önemli bir konuma yükselmiş olan Selanik, Avrupa metropollerine benzer bir hale gelmiştir.


Tüm Yazılı Sınavlar: Tarih dersi yazılı sınavları ile ilgili örnek sınavların tamamını incelemek için Tarih Dersi Yazılı Sınavları – Yeni Müfredata Göre (2021-2022) başlıklı yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

Yorumları Göster (9)

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi