9. Sınıf TarihTarih Dersi İçerikleriTarih Konu Anlatımları

Tarih Öncesi Dönemlendirme (Tarih Konu Anlatımı)

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 9. sınıf tarih dersinin 2. ünitesi olan İnsanlığın İlk Dönemleri ünitesinin 1. konusunun devamı olan Tarih Öncesi Dönemlendirme konusuna yer verdik. Tarih Öncesi Dönemlendirme konusunu “Kanıtlardan yola çıkarak yazının icadından önceki zamanlarda yaşayan insanların hayatı hakkında çıkarımlarda bulunur.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Tarih Öncesi Dönemlendirme

Ders: Tarih 9

Ünite: İnsanlığın İlk Dönemleri

Konu: Tarih Öncesi Dönemlendirme

Kazanım: Kanıtlardan yola çıkarak yazının icadından önceki zamanlarda yaşayan insanların hayatı hakkında çıkarımlarda bulunur.

Tarih Öncesi Dönemlendirme konusunda öncelikle tarih öncesi dönemlendirme hangi bölümlerden oluşur? sorusunu yanıtladık. Daha sonra ateş ne zaman ve niçin keşfedildi? Ateşin kullanılmasının insan hayatına etkileri nelerdir? sorularını açıkladık. Ayrıca Anadolu’da insan varlığına ilişkin en eski kalıntıların bulunduğu alanları inceledik.

Tarih Öncesi Dönemlendirme Hangi Bölümlerden Oluşur?

Tarih Öncesi Dönemler iki bölüme ayrılır: Taş Çağı ve Maden Çağı. Bunlar kendi içlerinde Taş Çağı: Paleolitik Çağ (Eski Taş Çağı), Mezolitik Çağ (Orta Taş Çağı), Neolitik Çağ (Yeni Taş Çağı); Bakır Çağı (Kalkolitik Çağ), Tunç Çağı, Demir Çağı olarak dallanır. Taş Çağı insanların taşları kullanma şekillerine göre Kaba Taş Çağı, Yontma Taş Çağı ve Cilalı Taş Çağı şeklinde dönemlendirilmiştir.

Tarih Öncesi Devirler
Tarih Öncesi Çağlar Tablosu

Paleolitik Çağ

İnsanlığın tarihte karşılaştığı bilinen en uzun dönemdir. (insanlık tarihinin yaklaşık %99’u ) İnsanlar avcı toplayıcılık yapmış, yarı göçebe bir yaşam stilini tercih etmiş ve koruma sağlamak için ağaç kovukları ile mağaralarda yaşamıştır.

Mezolitik Çağ

Mezolitik Çağ’da ise insanlar yeni taştan aletler üreterek daha fazla alet edevat çeşidine sahip olmuş ve ilk evcil hayvanlar olarak köpekleri/kurtları evcilleştirmeye başlamıştır. Bunlara ek olarak yemek, gıda biriktirmeye başlamışlardır. Mağara resimleri de bu dönemde ortaya çıkmaya başlar, insanlar çoğunlukla etrafta gördükleri hayvanları ve günlük yaşamlarını çizmiştir. Bu mağara çizimleri arkeolog ve tarihçilerin milattan önce yaşayan insanları anlamasını, bu insanlar ve hayatları ile ilgili yorum yapmasını kolaylaştırmıştır.

Neolitik Çağ

Neolitik Çağ’da insanlar aletlerini oldukça geliştirmiş kemik ve toprak gibi yeni malzemeler kullanmaya başlamıştır. Bununla birlikte seramik sanatı başlamıştır. Bir diğer önemli gelişme ise insanların yerleşik hayata geçmesidir. İnsanlar evlerinin, yaşam alanlarının etrafını kil ve çamurdan oluşan duvarlarla örerek kendince yaşam bölgesinin sınırlarını çizmiş ve kendilerini vahşi hayvanlar ile başka insan topluluklarından savunmuştur. İnsanlar tanrı /tanrıça veya tanrılara /tanrıçalara inanmaya başlamış, onlara kurban adamış ve çeşitli ayinlerle onlardan bereket dilemiştir. Bununla birlikte insanlar tarıma başlamış, hayvan evcilleştirme çeşitlenmiş ve yaygınlaştırılmıştır. Kaz, koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlar yumurtaları, tüyleri, etleri ve derileri için beslenmeye başlamıştır. Bu hayvanlar sürüler olarak yetiştirilmiştir ve insanlar bu sürüleri kontrol ederken köpeklerden yardım almışlardır. İnsanlar tüketiciden çok üretici hale geçmiştir, ayrıca ticaret ilk kez ortaya çıkmaya başlamıştır.

Maden Çağı

Maden Çağı’ndan Bakır Devri’nde ise insanlar bakırı kullanarak silah, kaplar, ev aletleri ve çeşitli eşyalar üretmişlerdir fakat bakır madeninin pek dayanıklı olmaması bu madenin benimsenerek sık kullanılmasını engellemiştir. Bakır haricinde ilk defa işlenilen ve kullanılan öbür madenler ise altın ve gümüştür. Tunç Devri’nde kullanılan tunç kalay ve bakırın birleştirilmesiyle elde edilmiştir, bakırdan daha sert ve dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Tarım ve savaş aletlerinin yapımında kullanılmıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Tarih Öncesi Çağlar ve Özellikleri başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Üç Çağ Sistemi Nedir?

Üç Çağ Sistemi 1836 yılında Danimarkalı C. J. Thomsen’ın bir müzesindeki milattan önce bulunan araç gereçleri gruplara ayırarak (taş, tunç, demir) sergilemesi sayesinde bulunmuş ve sonuç olarak çağlar günümüze kadar kronolojik sırasıyla birlikte bozulmadan gelebilmiştir. Daha sonra J. Lubbock 1865 yılında bu sistemi daha detaylı bir şekilde incelemiş ve bazı önemli değişiklikler yapmıştır. Bunun sonucunda ise Taş Çağı; Paleolitik Dönem ve Neolitik Dönem, yani Yeni Taş Çağı ve Eski Taş Çağı olarak ikiye ayrılmıştır, bu durum eski çağların çok daha rahat bir şekilde incelenmesine olanak sağlamıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Tarihin Dönemlendirilmesi Nedir? Tarihin Çağlara Ayrılması başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Ateş Ne Zaman ve Niçin Keşfedildi? Ateşin Kullanılmasının İnsan Hayatına Etkileri Nelerdir?

“Proceeding of the National Academy of Sciences” ( PNAS ) isimli bilim dergisinde yayımlanmış bir açıklamaya dayanarak ateşin yaklaşık olarak 1 milyon civarı yıl önce keşfedildiğini söyleyebiliriz. İnsanlar ateşi kontrol altında tutabildiklerini keşfetmeleriyle birlikte gıdaları pişirmeye başlamış ve gıda yoluyla bulaşma ihtimali olan hastalıkların oldukça büyük bir çoğunluğunu engellemiştir. Ayrıca bu gıdaların muhafaza edilme süresini uzatmış ve besin bulma zorluğu olan zamanların daha rahat bir şekilde atlatılmasını sağlamıştır. Yaşadıkları soğuk alanlarda (kutup bölgeleri gibi) ışık ve ısı ihtiyaçlarını karşılamış, sosyal olarak kaynaşmayı ilk defa ateşin etrafında kurdukları bir çemberde gerçekleştirmiştir. Ateşten çıkan dumanı kullanarak iletişim kurmuş, vahşi hayvanlara ve öbür insan topluluklarına karşı kendini savunmuş, madenleri ısıtarak işleyip şekil verebilmiştir.

Aslında ateşin keşfi insanlık tarihinde yaşanan en önemli gelişmelerden biridir. İnsanlar ateş etrafında otururken bugün konuştuğumuz dillerin ilk hallerini üretmiş ve sosyalleşmiştir. Ateş ayrıca kibrit, çakmak gibi bazı yeni icatların da bulunmasına vesile olmuştur. İlk insanlar ise ateş yakmak için önce çakmak taşını kullanmış daha sonra ise çubukları birbirine sürtmüş ve bu şekilde sürtünmeden yararlanarak ateş yakmıştır.

Anadolu’da İnsan Varlığına İlişkin En Eski Kalıntılar Ne Zaman ve Nerede Bulunmuştur?

Güncel olarak Anadolu’da bildiğimiz en eski fosil insan izleri yaklaşık olarak 1 milyon yaşındadır ve Konya – Dursunlu ve Niğde Kaletepe Deresi 3’de bulunmaktadır. Kaletepe Deresi III konumu Niğde’de bilinen Paleolitik döneme ait bir buluntu alanıdır. Denizden yaklaşık olarak 1,6 kilometre yüksekte bulunmaktadır. Obsidyen yataklarının üst kısmında yer alır. Alt tabakalarda el baltaları, nacaklar ve iki yüzeyli alet tipleri bulunmuştur. Bu aletlerden (el baltaları, nacaklar ve iki yüzeyli aletler) el baltaları ve nacakları ağır kesici aletler olarak nitelenirler ve günümüzdeki baltaların farklı versiyonlarıdır. Nacak baltadan daha hafiftir, sapı kısadır ve keskin olan yanı geniştir. İki yüzeyli aletler ise balta ve nacak gibi kesici aletlerin oldukça ilkel versiyonlarıdır. Ağaçları ve hayvanları kesme gibi işlemler için kullanılmışlardır. Anadolu’da insan varlığına ilişkin başka kanıtların bulunduğu yerler ise Kocabaş Köyü, Karain Mağarası, Merdivenli Mağara, Beldibi Kaya Altı Sığınağı, Kanal Mağarası, İncili Mağara, Üçağızlı Mağara, Köşkhöyük, Göltepe, Porsuk Höyük, Göllüdağ, Andabalis, Gümüşler Manastırı’dır.

Anadolu’da İnsanların Yerleştiği İlk Mağara Hangisidir?

Anadolu’da insanların ilk yerleştiği mağara, Antalya’nın yaklaşık 30 kilometre kuzey batısında, Döşemealtı ilçesi, Yağca Köyü’nde yer alan Karain Mağarası’dır. Karain Mağarası, 1946 yılında Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten’in baya zorlu koşullar altında ve kısıtlı olanaklarla, gerçekleştirdiği yüzey araştırmaları sırasında keşfedilmiş ve onun sayesinde arkeoloji bilimine kazandırılmıştır. Bu mağara UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi‘nde yer alır.

Ayrıca mağarada yer alan sarkıt, dikit ve sütunlar da turistler tarafından oldukça ilgi çekici bulunmaktadır. Bu sebepten her yıl birçok turist Antalya’daki bu büyüleyici mağarayı ziyaret etmekte, fotoğraflar çekmekte ve yürüyüşler yapmaktadır. Mağarada sırtlan, gergedan, fil, su aygırı, aslan ve zürafa gibi hayvanların kalıntılarına da rastlanmıştır. Mağarada yapılan çeşitli çalışmalarda 450 ile 500 bin yıl öncesine ait izler görülmüştür. Bu keşifler Karain’in Anadolu’da yerleşilen ilk mağara olduğu düşüncesini destekliyor. Milattan önceki dönemde Antalya yöresindeki yerleşik yaşam özellikle Karain Mağarası ve çevresinde görülüyor. Bunun en önemli gerekçeleri ise, mağaraların bulunduğu alanın konumu ve özellikle de çevre şartlarının tarım ve yaşam gibi günlük işler için oldukça elverişli olmasıdır.


2. Ünitenin Tüm Konuları: İnsanlığın İlk Dönemleri ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

1. Konu: İnsanlığın İlk İzleri

İlk İnsanların Hayat Tarzı ve Geçim Kaynakları

Yerleşik İnsan ve Medeniyet

Sözlü Kültür

Tarih Öncesi Dönemlendirme (Şu an bu başlıktasınız!)

2. Konu: Yazının Gelişimi

Yazılı Kültürün Başlaması

İlk Çağ’da Bilim

3. Konu: İlk Çağ’da Başlıca Medeniyet Havzaları

4. Konu: İnsan ve Göç

Toplulukların Yeni Coğrafyalara Hareketleri

İlk Çağ’ın Tüccar Toplulukları

5. Konu: Kabileden Devlete

İlk Devletlerde Gücün Meşruiyet Kaynağı

İlk Siyasi Organizasyon Türleri

İlk Devletlerde Askeri, Sosyal ve Ekonomik Yaşam

6. Konu: Kanunlar Doğuyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Konuyla İlgili Yazılar

Başa dön tuşu

Metin kopyalamanın açılabilmesi için
lütfen web sitemizdeki herhangi bir reklama
tıklayarak bize destek olunuz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olunuz. Anlayışınız için teşekkür ederiz.