Ders: Tarih
Türkiye'nin Tarih Dersi Sayfası! Tarih dersi ve Tarih ile ilgili özgün yazılı ve görsel içerikler. Tarih ile ilgili her şey burada!

Tarih Öncesi Çağlar ve Özellikleri

Prehistorya Ne Demek? Tarih Öncesi Çağlar'ın Sınıflandırılması

Çok uzun olan insanlık tarihini çağlara ayırma gereksinimi duyulmuştur. Tarih öncesi çağlar, yazıdan öncesi dönemler olarak adlandırılmıştır.

Tarih Önesi Çağlar
0 1.429

Tarihin incelenmeye başlanmasıyla beraber tarihçiler çok büyük olan insanlık tarihini devirlere veya çağlara ayırma ihtiyacı duymuştur. Böylelikle bilgi daha rahat analiz edilmekte ve sınıflandırılmaktadır. Temel olarak tarih, Tarih Öncesi Çağlar ve Tarihi Çağlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Prehistorya Nedir?

Yazının icadından önceki döneme prehistorya yani tarih öncesi zaman denir. Prehistorya sözcüğü, Latince’de önce anlamına gelen “pre-” ön takısı ile Yunanca geçmiş olayların öyküsü anlamına gelen “historia” sözcüğünden oluşmaktadır. Özetler prehistorya, tarih öncesi çağlar kavramını karşılamaktadır.

Tarih Öncesi Çağlar’ın Sınıflandırılması

Tarih öncesi dönemlendirme tarihte çok tartışılan konulardan biridir. Tarih öncesi çağlar ile ilgili ilk sınıflandırma Danimarkalı arkeolog ve müzeci Christian Jürgensen Thopsen tarafından yapılmıştır. Kendisi, tarih öncesi çağlar için insanların ilk olarak taş araçlar kullandıklarını, daha sonraları ise bronz alaşımı ve demiri kullanmayı öğrendiklerini düşünüp buna göre tarih öncesi çağları “Taş Çağı”, “Tunç Çağı” ve “Demir Çağı” olmak üzere üç farklı döneme ayırmıştır. Ayrıca müzedeki eserleri buna göre düzenlemiştir.

Günümüzde modern arkeoloji de bu sınıflandırmayı temel almaktadır. Ulaşılan teknoloji düzeyi temel alınarak yapılan bu modele göre tarih öncesi çağlar Taş Devri ve Maden Devri olmak üzere iki ana sınıfa ayrılır. Taş devri kendi içinde paleolitik, mezolitik ve neolitik dönem olarak üçe ayrılır. Maden devri ise bakır, tunç ve demir çağı olmak üzere 3 farklı dönemden oluşur. Bu çağlardan da tunç çağı erken, orta ve son olmak üzere üç çağa ayrılır.

Tarih Öncesi Çağlar

Sonuç olarak tarih öncesi çağlar aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır:

Taş Çağı

Eski Taş Çağı (Paleolitik Çağ) (M.Ö 600000-10000)
Orta Taş Çağı (Mezolitik Çağ) (M.Ö 10000-8000)
Yeni Taş Çağı (Neolitik Çağ) (M.Ö 8000-5500)

Maden Çağı

Bakır Çağı (Kalkolitik Çağ) (M.Ö. 5000-3000)
Tunç Çağı (M.Ö. 3000-1200)
Demir Çağı (M.Ö 1200 – 330)

Tarih Öncesi Devirler
Tarih Öncesi Çağlar Tablosu

Tarih Öncesi Çağlar ve Özellikleri

Taş Çağları

İlk insanların tarih sahnesine çıkmasından “Maden Devri”ne kadar olan zamanı kapsar. Milattan Önce 600000 ile 5500 yılları arasını kapsar. İnsanların taşları kullanma becerilerine göre kaba, yontma ve cilalı taş çağları olmak üzere üçe ayrılır.

Kaba Taş Çağı Özellikleri

Paleolitik dönem veya Eski Taş Çağı olarak da adlandırılan bu dönem insanlık tarihindeki en uzun dönemdir. Bu dönemde insanlar avcı toplayıcılıkla uğraşıyor ve korunma sağlamak için mağaralarda ile ağaç kovuklarında yaşıyorlardı. İlk mağara resimlerine de bu dönemde rastlanmaktadır. Bu dönemde insanlar buldukları taşları işlemeden, oldukları gibi kullanmışlardır. Kemik ve taşlardan kesici aletler üretmişlerdir. Ülkemizdeki paleolitik dönem yerleşkelerine Yarımburgaz ve Karain mağaralarını örnek gösterebiliriz.

Yontma Taş Çağı Özellikleri

Mezolitik ya da Orta Taş Çağı olarak adlandırılır. Bu dönemde avcı-toplayıcılık devam etmiştir. İnsanlar taşları yontmuş ve çeşitli aletler yapmışlardır. Ateşin bulunması da bu döneme denk gelmiştir. Ateşin keşfiyle beraber insanlar soğuktan ve vahşi hayvanlara karşı korunma elde etmiş, yiyeceklerini pişirmeye başlamıştır. İnsanlar kan bağına dayanan klanlar şeklinde yaşamışlardır. Ölüleri gömme geleneği de bu çağda ortaya çıkmıştır. Samsun’daki Tekkeköy Mağarası bir mezolitik yerleşim yeridir.

Cilalı Taş Çağı Özellikleri

Neolitik ya da Yeni Taş Çağı olarak adlandırılan bu dönemde tarımın keşfiyle beraber insanlar yerleşik hayata geçmeye başlamıştır. İlk evcilleştirilen hayvan köpek olmuştur. Köpeğin yanı sıra keçi, koyun, sığır gibi hayvanlar da ehlileştirilmiştir. İlk köylerin kurulmasıyla özel mülkiyet kavramı doğmuş ve takas yöntemiyle de ticaret başlamıştır. İnsanlar bitki lifleriyle dokumacılık yapmış ve ilk elbiseler dikilmiştir. İlk anıt mezarlar da bu devirde görülür.  Bu dönemde kil ve topraktan kap kacaklar yapılmıştır. Taşları yontma sanatını ilerletmişler ve balta, ok gibi aletler yapmışlardır. Klan birlikleri de kabileye dönmüştür. Çatalhöyük neolitik yerleşim yerlerine örnektir.

Maden Çağları

Bakır Çağı Özellikleri

Kalkolitik Dönem olarak da bilinen bu dönemde insanlar bakır madenini keşfetmişlerdir. Atalarımız bu madeni silah, kap kacak ve enstrümanların yapımında kullanmışlardır. Altın ve gümüş ise süsleme amaçlı kullanılmıştır. Günlük hayatın birçok kesiminde kullanılan bakır madeni aynı zamanda inanç konusunda da devreye girmiştir. Bakırdan yapılan heykelcikler mevcuttur. Şehirlerin etrafı surlarla çevrilmiş ve tarım topluluklarının sayısı avcı toplayıcıları geçmiştir. Çanakkale ili içinde bulunan Truva şehri kalkolitik döneme aittir.

Tunç Çağı Özellikleri

Bakır madeni ile tenekenin karışımından elde edilen tunç madeni bakıra göre daha sert ve dayanıklı olup kullanımı ile beraber yeni bir çağın başlamasına neden olmuştur. Dünya’da Tunç Çağı ilk olarak Mezopotamya Bölgesi’nde başlamıştır. Tunç Çağı erken orta ve geç olmak üzere üç dönemde incelenir.

Erken Tunç Çağı

Tunç Çağı’nın bu evresinde tarıma dayalı yerleşik hayat devam etmektedir. Bronz alet kullanımı maliyet dolayısıyla yaygın değildir. Bu dönemde seramik tekniği gelişmiştir. Ölüler yerleşim yerlerinden uzaklara değerli eşyalarıyla beraber gömülmüşlerdir. Alacahöyük’te bulunan ve kral mezarları adı verilen 13 mezarın da bu dönemde yapıldığı düşünülmektedir. Bu dönemde 4 tekerlekli arabalar dikkat çekmektedir.

Orta Tunç Çağı

Asurlu tüccarların etkisiyle Anadolu’da birçok ticaret merkezi kurulmuştur. Bu tüccarlar Anadolu’dan gümüş, altın ve işlenmiş bakır götürmüş, Anadolu’ya ise kalay ve kumaş getirmişlerdir. Bu dönemde Anadolu çivi yazısıyla tanışmıştır. Çömlekçi çarkının Anadolu’ya gelmesiyle çömlekçilik ilerlemiştir. Bu döneme ait kalıntılar arasında damga ve silindir mühürler de bulunmuştur. Çağın sonuna doğru Anadolu’nun birçok yeri yangınlarda kül olmuştur.

Geç Tunç Çağı

Bu devirde birçok değerli mimari ve sanatsal eser inşa edilmiştir. Hititler bu dönemde oldukça gelişmiştir. Başkent Hattuşaş’taki mimari kaplamalar ilgi çekmiştir çünkü dinsel işlemeler hem çok fazla hem de çok yönlüdür. Hitit ile Mısır arasında Kadeş Savaşı yapılmış, fakat savaşta kimse galip gelememiştir. Bunun üzerine iki devlet arasında tarihteki ilk yazılı anlaşma yapılmıştır.

Demir Çağı Özellikleri

Son maden çağıdır, bu çağın sonuna doğru yazının bulunmasıyla tarihi çağlara geçilmiştir. Demir madeninin kullanılmasıyla başlamıştır. Demir madeninin bakıra kıyasla saha kolay bulunması sonucu daha kısa sürede yaygınlaşmıştır. Farklı yerlerde farklı zamanlarda başlayan demir çağı ilk olarak Akdeniz’de başlamıştır. Birçok araç üretilmiş ve balta, saban gibi aletlerin maliyetinin azalması sonucu teknolojik ilerleme hızlanmıştır. Böylece üretim gelişmiştir.Küçük şehir devletlerinin yerini büyük devletlere bırakmaya başlamıştır. İlk krallıklar kurulmuştur. Yazının bulunmasıyla beraber sona ermiştir.

Tarih Öncesi Çağlar Sınav Sorusu

Diyelim ki zamanda bir günlüğüne geçmişe gitme imkanına sahipsiniz. Hangi döneme gitmeyi tercih ederdiniz? Bizim kahramanımız günümüze en uzak döneme, “yazı öncesine” yolculuk yapmaya karar verdi. Peki bu bir günlük yolculukta neler görmüştür?

Tarih Öncesi Çağlar Sınav Sorusunun Yanıtı

Gözümü açtığımda ilk karşılaştığım manzara hayvan figürlerinin olduğu bir duvar oldu. Birkaç adım yürüdükten sonra bir mağaranın içinde bulunduğumu anladım ve ışığa doğru yönelerek mağaranın dışına çıktım. Nerede olduğum hakkında bir fikrim yoktu. Biraz ilerleyince az ötede insan topluluğu gördüm. Bir kayalığın üstüne oturarak uzaktan bu topluluğu seyrettim. Gün içinde farklı faaliyetlerle uğraşan insanlarla karşılaştım. Muhtemelen hayvanlardan ve bitkilerden elde edilen liflerle giyinmiş olan bu insanlar, kendilerine barınaklar inşa etmişlerdi. Tarımla uğraşan kısım özellikle barınaklarını sulak alanlara yakın yerlere inşa etmeye özen göstermiş görünüyorlardı. Bunun dışında mağarada yaşayan ve avcılık-toplayıcılıkla uğraşan küçük gruplar da vardı.  Tarımla uğraşmayan bu küçük insan toplulukları, kendiliğinden yetişmiş olan yabani buğday, arpa, çavdar gibi bitkileri topluyor, bir yandan da hayvanları avlayarak ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Tarımla uğraşan topluluklar ise bu avcı-toplayıcı göçebe toplulukların biraz uzağında yerleşim alanı kurmuşlardı.

Avcı toplayıcı insanlarda ilk dikkatimi çeken unsur kadınların daha çok toplayıcılık ile uğraşırken erkeklerin ise avcılık faaliyetleriyle uğraşması oldu. Bu küçük topluluklar kendi aralarında bir iş bölümü yapmış olmalıydılar. Bu insanlar ayrıca taştan ve kemikten aletler kullanarak günlük işlerini görmekteydiler. Tarım ile uğraşan yerleşikler ise nüfus olarak daha yoğun görünüyorlardı. Bu insanlar gün içinde çeşitli tahılları ekiyorlardı. Ayrıca hayvancılıkla da uğraşmakta olan bu insanlar köye benzer bir yerleşim alanı kurmuşlar, keçi, koyun, köpek ve domuz gibi bazı hayvanları da evcilleştirmişlerdi. Ayrıca topraktan yaptıkları çanak çömlekleri, üzerindeki süslemeleri ile bir hayli dikkat çekiciydi. Dikdörtgen şeklindeki barınakları ve yaşam şekilleri ile günümüzdeki köy hayatının temelini atmış görünüyorlardı. Gün içinde gördüğüm bu manzaralar, kendi dönemimden baktığımda benim için hem çok yabancı hem de çok tanıdıktı.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi