27’ler Kulübü Nedir? Üyeleri Kimlerdir?

27'ler Kulübü Listesi

27'ler Kulübü

27’ler Kulübü nedir? 27’ler Kulübü, tamamı 27 yaşında ölmüş, çoğunlukla müzisyen, sanatçı ve oyuncu kişilerin içinde olduğu bir listedir.

27’ler Kulübü Nedir?

27’ler kulübü, 27 yaşında intihar, yüksek dozda uyuşturucu veya alkol kullanımı, cinayet, trafik kazaları gibi sebeplerden ölen ünlü sanatçı, müzisyen, sporcu veya oyuncuları içerir. 27 yaşında ölme konusunda herhangi bir istatistiksel sonuca ulaşılamasa da 25-32 yaşları arasında ölümlerin arttığı görülmüştür. 27’ler kulübü üzerindeki ilk fikirler Jimi Hendrix, Brian Jones, Jim Morrison ve Janis Joplin olmuştur. Bu ölümler 1969-1971 yılları arasında gerçekleşmiştir. Ancak 1994’te ölen Kurt Cobain kadar büyük olay olmamıştır. Blues müzisyeni olan Robert Johnson 27’ler kulübünün ilk üyesi olarak anılmaktadır. 1938 tarihinde ölmüştür. Bu yazımızda 27’ler kulübünün ünlü isimlerinden bahsedilerek hayatları ve ölüm nedenleri anlatılacaktır.

27’ler Kulübü Listesi

  • Alexandre Levy
  • Louis Chauvin
  • Robert Johnson
  • Nat Jaffe
  • Jesse Belvin
  • Rudy Lewis
  • Joe Henderson
  • Rockin’ Robin Roberts
  • Malcolm Hale
  • Dickie Pride
  • Brian Jones
  • Alexandra
  • Alan “Blind Owl” Wilson
  • Jimi Hendrix
  • Janis Joplin
  • Arlester “Dyke” Christian
  • Jim Morrison
  • Linda Jones
  • Leslie Harvey
  • Ron “Pigpen” McKernan
  • Roger Lee Durham
  • Wallace “Wally” Yohn
  • Dave Alexander
  • Pete Ham
  • Gary Thain
  • Cecilia
  • Helmut Köllen
  • Chris Bell
  • Zenon De Fleur
  • Jacob Miller
  • Masako Natsume
  • D. Boon
  • Aleksander Başlaçev
  • Jean-Michel Basquiat
  • Pete de Freitas
  • Chris Austin
  • Dimitar Voev
  • Mia Zapata
  • Kurt Cobain
  • Kristen Pfaff
  • Richey Edwards
  • Stretch
  • Fat Pat
  • Freaky Tah
  • Kami
  • Rodrigo Bueno
  • Sean Patrick McCabe
  • Maria Serrano Serrano
  • Jeremy Michael Ward
  • Davor “Moskri” Bobić
  • Bryan Ottoson
  • Valentín Elizalde
  • Damien “Damo” Morris
  • Orish Grinstead
  • Elizabeth “Bispy” Amirian
  • Lily Tembo
  • Nate Niec
  • Achik Spin
  • Amy Winehouse
  • Richard Turner
  • Nicole Bogner
  • Sahara Davenport
  • Soroush “Looloosh” Farazmand
  • Slađa Guduraš
  • Tomas Lowe
  • Thomas Fekete
  • Anton Yelchin
  • Kim Jong-hyun
  • Fredo Santana
  • Nick Drake

Alexandre Levy

10 Kasım 1864 tarihinde Brezilya’da doğmuştur. Brezilyalı piyanist, besteci, orkestra şefi ve kendi alanında eleştirmenlik yapmıştır. Fransa ve İsviçre kökenlidir. Ailesi, São Paulo’nun en ünlü müzik ailelerinden birisi olmuştur. Babası ise klarnet çalmaktaydı. Aynı zamanda Casa Levy isimli konserlerin düzenlendiği ve bir müzik mağazası olan resital salonun sahibiydi. Levy sekiz yaşındayken babasının klarnet çaldığı konserde kardeşiyle birlikte piyano çalarak kendini halka ilk kez duyurmuştur. Halk ve çevreler etkilenmiştir. Babasının sahip olduğu yayıncılık işletmesinden ötürü Levy’in gençlik döneminde yazdığı bestelerin çoğu yayınlanma fırsatı bulmuştur. Avrupa’dan aldığı eğitimlerle birlikte Brezilya’da saygın bir müzisyen olmuştur. Müzikte ve sanatta Avrupa’nın egemenliğini yıkmaya çalışmıştır. En bilindik eserleri arasında Brazilian Theme (1887), ve Suite Brésilienne (1890) yer almaktadır. 17 Ocak 1892 tarihinde 27 yıl 68 gün yaşadıktan sonra ölmüştür. Resmi ölüm nedeni tam olarak bilinememektedir.

Louis Chauvin

13 Mart 1881 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, St. Louis, Missouri’de doğmuştur. ABD’li sanatçı bestecilik yapmıştır. Babası Meksikalı, İspanyol ve Hintlidir. Annesi ise Afrikalı ve Amerikalı’dır. Yaşadığı zamanda St. Louis’deki en iyi piyanist olduğu söylenmektedir. Chauvin’in üç adet yayınlanan bestesi bulunmaktadır. İlk eseri olan “Ay Göklerde Parıldıyor”u Sam Patterson ile 1903 yılında yayımlamıştır. Sırasıyla ikinci ve üçüncü eserleri olan “Bebeğim, Çok Uzun”u 1906’da Elmer Bowman ile, “Heliotrope Bouquet”i ise Scott Joplin ile 1907’de yayımlamıştır. Chauvin 26 Mart 1908 tarihinde 27 yıl 13 gün yaşadıktan sonra ölmüştür. Ölüm nedeni olarak muhtemel siflitik, multiplskleroz ve komaya bağlı açlık olarak sıralasa da modern değerlendirmeler Chauvin’in ölüm nedeninin nörosifilitik skleroz olduğunu söyler. Ölümüyle birlikte 27’ler kulübünün üçüncü üyesi olmuştur.

Robert Johnson

8 Mayıs 1911 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, Mississippi, Hazlehurst’ta doğmuştur. Söz yazarı, müzisyen ve şarkıcıdır. Tarzı “Delta Blues”dur. Siyahi olması sebebi ile çocukluk döneminin çoğunluğunda göçmen kampları ve çiftliklerde çalışmıştır. Çocukken bir göz hastalığı geçirmiştir ve bu hastalığın sonucunda bir gözü körleşmiştir. Karısının 16 yaşında doğum anında ölmesiyle birlikte kendini müziğe adamıştır. Kayıtlı 27 eseri vardır ancak yakın tarihlerde 42 eserinde daha rastlanmıştır.

Sahneye ilk çıktığı zamanlarda Lonnie Johnson’dan (dönemin ünlü bluescularından) etkilenmesi sonucu sahne adı olarak Robert Lonnie ismini kullanmıştır. Bob Dylan, Deep Purple, Rolling Stones, Led Zeppelin, Great Dead ise şarkılarını coverlamış ünlüler arasındalardır. Hakkında olan bir söylentiye göre, bir gece yarısı gittiği fidanlıkta şeytanla karşılaşmıştır ve ruhunu ona satmıştır. Bunun karşılığında da şeytan, gitar akorunu değiştirmiştir. 1990 tarihli bir araştırmaya göre Johnson’ın gitarının akoru gerçekten değişmiştir ve değişmeye tanık olan başka biri yoktur. 16 Ağustos 1938 tarihinde 27 yıl 100 gün yaşadıktan sonra ölmüştür. Ölümü ise çalışmakta olduğu barın sahibimim karısı ile yatması sonucunda zehirlenmesi olmuştur. 27 yaşın uğursuz sayılmasının öncüsü olan isim olmuştur.

Jim Morrison

8 Aralık 1943’te Melbourne, Florida, Amerika Birleşik Devletleri’nde doğmuştur. Şarkıcı ve söz yazarıdır. Annesi ev hanımıydı, babası ise deniz amiraliydi. Lizard King takma adıyla tanınmıştır. Bu takma adı kullanmasının nedeni Not To Touch The Earth’ün bir dizesinde geçen ifadedir. Çoğu hayranı, Jim Morrison’un sıfır adında siyah beyaz bir film çekmek istediğini ancak gerçekleştiremediğini söylemektedir. Bu söylemler birçok sinema televizyon öğrencisinin Jim’i ikon olarak görmesine ve tez göstererek film çekmesine sebep olmuştur. Jim, George Washington Lisesi’nin 1961 yılı mezunlarındandır. Babasından dolayı Güney Kaliforniya’ya gitmiştir. 1964 yılında okuduğu üniversitede bir profesör Jim’in sinema konusunda yeteneklerini fark etmiştir. Dünyaca ünlü olması üç arkadaşı ile kurduğu The Doors grubuna dayanır. Jim Morrison büyük kitlelerce Jazz Rock’ın babası diye adlandırılır. Profesyonel kariyeri 1966-1971 yılları arasındadır. 1971’de alkol ve uyuşturucu kullanımını bırakmak için müziğe ara vermiştir. Ancak 3 Temmuz 1971’de 27 yıl 273 gün yaşadıktan sonra küvette ölü bulunmuştur.
Jim Morrison’un ölümünden sonra hakkında çeşitli söylentiler yayılmıştır. Bunlardan bir tanesi; içinde yaşadığı şöhretli hayattan kurtulmak için öldüğünü göstererek Hawaii’ye gitmesidir. Bu iddianın oluşmasındaki nokta Jim’in mezarının kendisinden küçük olmasıyla ortaya çıkmıştır. Diğeri ise aşık olduğu Pamela Courson’un kendisini aldatması ve buna dayanamayan Jim’in intihar etmesidir.

Amy Winehouse

Amy Winehouse 14 Eylül 1983’te Soutgate, Londra’da doğmuştur. Şarkıcıdır, caz ve R&B bestelemiştir. Ailesinin ikinci çocuğu olarak doğmuştur. Doğduğu yer olan Southgate’in banliyö kısmında büyümüştür. Babası taksicilikle, annesi eczalıkla uğraşmaktaydı. Alex adında ağabeyi vardı. Akrabalarının çoğu caz müzisyenidir ve bunun etkisiyle cazla ilgilenmeye başlamıştır. Southgate School adında bir okula gitmiştir. Ardından bu okuldan ayrılmış Ashmole School’a devam etmiştir. Winehouse 9 yaşına geldiğinde ailesi ayrılmıştır. Bu dönemdeyken babaannesinin gitmesi için teşvik ettiği sanat okulu, Susi Earnshow Thetre School’a başlamıştır. Burada 4 yıl eğitim almıştır. 10 yaşındayken Juliette Ashby’yle Sweet ‘n’ Sour isimli grubu kurmuştur. Çocukluğu süresince çok sık okul değiştirmiştir.

İlk bestelerini yapması 13 yaşında aldığı gitarla başlamıştır. Aynı dönemde Bolsha Band isimli yerel müzik grubunda şarkı söylerken yer alıyordu. Bu yıllar Winehouse’un uyuşturucu ile tanıştığı ve kullanmaya başladığı zamanlar olmuştur. 20 Ekim 2003 tarihinde ilk albümü olan “Frank”ı yayınladı. Bu albümle birlikte 2004 yılının İngiltere en iyi kadın solist ödülü için aday gösterilmiştir. 2004 yılında Ivor Novello yarışmasında en iyi modern beste ödülüne de sahip olmuştur. Frank yayınlandıktan sonra bir buçuk yıl boyunca beste çıkarmamıştır. “Back to Black” albümü ile 30 Ekim 2006 tarihinde tekrardan gündeme gelmiştir. Bu albümde yer alan “Rehab” isimli tekli çalışması ulusal listelerde yedi numaraya çıkarken, MTV’nin Müzik Ödülleri’nde gerçekleştirmiş olduğu performansıyla Time dergisinin 2007 yılı en iyi on şarkısından biri olmuştur.

Albümlerinin çeşitli ülkelere yayılmasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde gelmiş geçmiş en iyi çıkış yapmış yabancı kadın vokal olarak isimlendirilmiştir. Kendine has tarzıyla çeşitli tasarımcılara ilham olmuştur. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı bulunan Winehouse, bu sorunlarla birlikte sürekli gündeme gelmiştir. 2007’de Blake Fielder Civil ile evlenmiş ancak 2009’da boşanmıştır. Ardından Reg Traviss ile birlikte olmuştur. 23 Temmuz 2011 tarihinde 27 yıl 312 gün yaşadıktan sonra ölmüştür. Evinde ölü bulunan Winehouse’un ölüm nedeninin alkol zehirlenmesi olduğu söylenmiştir.

Jimi Hendrix

Doğum ismi Johnny Allen Hendix olan Jimi Hendrix olarak bilien Amerikalı şarkıcı, gitarist ve söz yazarıdır. 27 Kasım 1942’de Seattle’da doğmuştur. Gitarla tanışması 14 yaşına dayanmaktadır. İlk kullandığı gitar arkadaşının eski gitarıydı ve sağlaklar için yapılmıştı. Hendrix solaktı ancak bu ona engel olamamıştı. Yaklaşık bir yıl boyunca o gitarı kullanmış, sonrasında biriktirdiği paralarla kendi gitarını alabilmiştir. Sahip olduğu ilk elektrogitarın modeli Supro Ozark’tır. Gitar çalmayı kendisi öğrenmiştir. Herhangi bir ders almamıştır. Ortaokul mezunu oaln Hendrix ırkçılığa maruz kaldığı için liseyi bitirememiştir. Tarihin en iyi gitaristlerinden biri olarak anılmaktadır. 1961’de 19 yaşındayken araba hırsızlığı yapmıştır. Bunun sonucunda ya hapishaneye gitmesi ya da orduya katılması gerekliydi. Orduya katılmıştır ancak dikkatini toparlayamadığı için ordudan atılmıştır.

Hayatının bu noktası profesyonel müziğe geçmesi için bir dönüm noktası olmuştur. Solak olmasına karşın gitarını sağ elle çalması sektördeki tanınma sürecini arttıran etkenlerden olmuştur. Gitarını diliyle, dişiyle ve hatta başının arkasında dururken de çalıyordu. Bu stilde çalan ilk gitaristtir. Ordudan atıldıktan sonra birden fazla gruba katılmıştır. Ancak istediği kadar paraya sahip olamamıştır. Bir gün çaldığı kafede The Rolling Stone’un gitaristinin kız arkadaşıyla tanışır. Olayların ilerlemesiyle birlikte The Animals grubunun menajeriyle tanışmıştır. Menajer kendisinden ‘Hey Joe’ isimli halk şarkısının rock versiyonunu kaydetmesini ister. Hendrix, bas gitaristin Noel Redding, bateristin ise Mitch Mitchel olduğu “The Jimi Hendrix Experience” isimli grubu kurar. 27 yıl, 295 gün yaşadıktan sonra oksijensiz kalma nedeniyle 18 Eylül 1970’de vefat etmiştir.

Janis Joplin

Janis Joplin 19 Ocak 1943’te ABD, Teksas, Port Arthur’da doğmuştur. Psychedelic rock müziğinin tipik temsilcilerinden biri olan Amerikalı bir şarkıcı ve söz yazarıydı. Hem sahnede hem de gerçek hayatta çok kaliteli, canlı, ışıltılı bir insan olarak bilinirdi. Doğduğu yer ve zamana göre rock’n roll’un yeniden canlanmasının ortasındaydı ve mental yüklerini müzikal yolculuğu için “materyal” olarak kullanmayı çok iyi bilmiştir. Müziği, yaşamayı, denemeyi, aşırılıkların üstesinden gelmeyi, acılarıyla yüzleşmeyi, cesaret göstermeyi seviyor. 1969’da ünlü Woodstock festivalinin en dikkat çekenleri arasındaydı. II. Dünya Savaşı’ndan sonra doğan tüm rock yıldızlarının (ve Joplin’in de) zihinsel sorunları ve iktidarla çatışmaları olmuştur. Joplin’in çocukluk dönemlerine bakıldığında, bir yetişkin gibi sofrada yiyip içmektedir.

Hayatı boyunca bir çocuk kadar aktif, bir çocuk kadar uysal, bir çocuk kadar hiperaktif ve çekingendi. Janis’in sanata ilgisi çocukken eline kalem alıp resim yapmasıyla başladı. Annesinin Port Arthur’da onun için yarattığı stüdyo da buna katkıda bulunmuş olduğu düşünülmektedir. O çocukluk yıllarında şarkı söyleme alışkanlığı edindi, bu yüzden annesi onu kilise korosuna ve okulun eğlence kulübüne gönderdi. Okula gitmeden önce okumayı öğrenen, teatral ve abartılı hikayeleri seven, sihir ve sihir hikayelerini seven Janis’in kız kardeşi Laura altı yaşında dünyaya geldi. Janis, okulunda nadir bulunan bir grafik yeteneğine sahip olduğu için bir sınıfı atlayıp dokuzuncu sınıfa geçtiği için resim yeteneği bir çocuk için üst düzeydeydi. Ailesi ondan mükemmel ve başarılı olmasını istemese de ilkokuldayken kendisine devasa bir sistem kurmuştur.

Bir düşünce ise sınıf atladığında kendisinden büyük arkadaşlarına ayak uydurmak için hayatında bir disiplin kurduğudur. Sekiz ya da on yaşındayken, Janis Joplin’in ikna edilmesi zor olan inatçı bir çizgiye sahip olduğunu fark edilmiştir. Öyle ki, sırf annesi onu uyardı diye gerçekten yapmak istediği bazı şeyleri yapmamaktadır. Babasının entelektüel bir kütüphaneci olması Janis’in gelecekteki performans yeteneklerini de etkiledi. Liseye geçtiğinde bu sefer gerçekle hayal ürünü arasında ayrım yapamayan bir Janis ortaya çıkmıştır. Janis, lise birinci sınıfta sosyal düzenin temellerini atmıştır. Ona göre tüm ırklar ırk birliği içinde olmalı ve ülkelerdeki tüm ayrımcı tutumlar kaldırılmalıdır. Halkın içinde öfke patlaması yaşamaya başlayan Janis, terbiyeden uzak, kaba davranmaya başladı. 18 yaşında Teksas’ta çeşitli yerel kulüplerde sahne almaya başladı.

Sonra blues’a olan ilgisinin azaldığını düşünen Lamar, Devlet Teknoloji Koleji’ne girdi. 1963 yılında okulu bıraktı ve müzik kariyerine odaklanmaya karar verdi. 1963’te otostop yaptığı Kaliforniya’daki hippi hareketine katıldı. San Francisco ve Venice Beach’teki kafe ve kulüplerde hızla düzenli bir patron oldu. Kaliforniya’da iki yıl yaşadıktan sonra çoğu kontrolden çıkan Janis, alkol ve uyuşturucu kullanmaya başladı. Bu eğilimi sona erdirmek için Port Arthur’a döndü ve ayrıldığı okula yeniden kaydoldu. Okulunda çok başarılı olmasına rağmen, hayatının bu yönde ilerlemesinden asla memnun değildir. Janis, küçük kasaba devam edemeyeceğini anlayınca California’ya döndü. Orada arkadaşı ve menajeri Chet Holmes tarafından Big Brother and the Holding Company adlı bir grupta solist olarak tanıtıldı.

Grupla çalışmaya başlayan Janis, 1967’de sahneye çıktıkları Monterey Uluslararası Pop Festivali’nde blues klasiği “Ball and Chain” ile dinleyicileri büyüledi ve grubu yeniden hayata döndürdü. İlk albümlerini 1968’de çıkaran grup, bu performansından sonra aldıkları albüm tekliflerini geri çevirmedi. 1968’de grubun menajeri Albert Grossman, Columbia Records ile bir sözleşme imzaladı ve aynı yıl bu etiketle “Cheap Thrills” adlı albümü yayınlandı. Albüm ayrıca “Piece of My Heart”, “Ball and Chain” ve “Turtle Blues” gibi klasik blues şarkılarının canlı versiyonlarını da içeriyor. Bu albümün başarısı sayesinde sekiz hafta boyunca listelerde zirvede kalan grubun adı şimdi “Janis Joplin with Big Brother and the Holding Company” olarak anılıyor.

Ardışık hitler, grubun uyuşturucu ve alkolle olan ilişkisini daha da derinleştirdi, sık sık pahalı ilaçların aşırı tüketimi, işlerini ve operasyonlarını olumsuz etkiledi. 1968’in sonlarında Big Brother ve Holding, son bir gösteriden sonra yollarını ayırdı. Kariyerine devam eden Janis, Woodstock isimli bir festivalde sahne almıştır ve eski ününü geri kazanmıştır. Blues harici her caz türüyle ilgilenmiştir. “Cozmic Blues Band” grubunu kurmuştur. İlk albümleri “I Got Dem Ol’ Kozmic Blues Again Mama!” olmuştur. İçinde bulunduğu hayat ona fazla yorucu gelmiş ve stres sorunları yaşamıştır.

Bu sorunların üstesinden gelmek için eroin kullanımına başlamıştır. Bunun yanında alkol ve uyuşturucu kullanım miktarının arttırmıştır. 1969 yıllarının sonuna gelindiğinde ise hem içinde bulunduğu bağımlılıklardan kurtulmak hem de hayatında yeni bir başlangıç yapmak için “The Full Tilt Boogie Band” isimli grubu kurmuştur. 1969’ta çıkaracağı “Pearl” albümünün kaydı sırasında tekrardan eroine yönelmiştir. Ekim 1979’da 27 yıl 258 gün yaşadıktan sonra Los Angeles’ta bulunan Landmark Motor Hotel isimli otelde aşırı dozda eroinden ölü bulunmuştur.

Brian Jones

Tam adı, Lewis Brian Hopkins Jones’tur. 28 Şubat 1942’de İngiltere’de doğmuştur. İngiliz söz yazarı, şarkıcıdır ve birden fazla enstrüman çalmaktadır. The Rolling Stones grubunun efsanevi isimlerindendir. Orta durumlu bir ailenin çocuğuydu. Babası müzikle ilgili bir havacıydı. Annesi ise piyano öğretmekteydi. İki tane kız kardeşi vardı. Ailesinin de müzikle ilgilenmesi müzikle erken yaşta tanışmasına vesile olmuştur. Hayatının bir dönemi cazla ilgilenmiştir. Ailesi tarafından saksafon ve akustik gitar alınmıştır. Bir süre bunları çalmıştır. Eğitim hayatına yerel okullarda devam etmiştir. Gittiği okullardaki katı kuralları ve disiplini sevmemiştir ancak yaptığı çalışmalarda başarı göstermiştir. Yüksek rütbedekilerle anlaşamaması sonucundan iki kez okuldan uzaklaştırma almıştır.

Brain Jones 17 yaşındayken, 1959, kız arkadaşı hamile kalmıştır ve Jones bu olaydan sonra okulu bırakmıştır. Evden ayrılmıştır, İskandinavya ve Kuzey Avrupa boyunca seyahatlerde bulunmuştur. Bohem yaşam tarzını uzun süre devam ettirememiştir ve İngiltere’ye geri dönmüştür. Londra’da barlarda, caz ve blues kulüplerinde çalmasıyla müzik kariyeri başlamıştır. Buralarda popülerlik kazanmıştır. Jack Bruce, Paul Jones, Alexis Korner ve onlarla sahne almış diğer müzisyenlerle tanıştı. 1962’de yeni ortaya çıkmış bir R&B grubunun seçmelerine davet edildi. Bu olay “The Rolling Stones”un başlangıcı oldu. Grubun ilk zamanlarında mızıka ve gitar çalmıştır. Destek vokalistliği de yapmıştır. 1964 yılında İngiltere’nin en çok satanlarından biri olan “The Rolling Stone” albümü çıkarmışlardır. Bu albüm 3 ay boyunca 1 numarada kalmıştır.

İlk albümlerinin ulaştığı başarıyla ikinci albümlerini çıkarmışlardır. Çıkardıkları yeni albüm de İngiltere’nin çok satanları arasında bir numaraya girmiştir. Başarılarıyla birlikte yeni albümlerine çıkarmaya devam etmişlerdir. Grubun eski ününü kaybetmesi ve bir nevi düşüş yaşaması ise Jones’un içinde bulunduğu kötü ruh hallerinden kaynaklanmaktaydı. Devam etmekte olan seyahatler, üne sahip olma duygu ve hayranları ona fazla gelmişti. Bu dönemde uyuşturcu ve alkole olan bağlamlılığı ve ilgisi artmıştı. Bu artış ruh hallerini ve arkadaşlık ilişkilerini kötü etkilemiş, gruptaki insanlarla uzaklaşmasına neden olmuştur. Metamfetamin, kokain ve esrar bulundurduğu için tutuklanmıştır ancak sonrasında serbest bırakılmıştır.

1960’ların sonlarında bir efsane, bir müzik aletini bile çalmakta zorlanan birine dönüşmüştür. Sorumsuz davranışları ve yasalara karşı yaptığı davranışlarla grubun ününü etkilemiştir. Arkadaşları onu gruptan çıkarmıştır ve yerine gitarist olan Mick Taylor’u almışlardır. 2 Temmuz’u 3 Temmuz’a bağlayan 1969 gecesinde evinde, yüzme havuzunun dibinde hareketsiz olarak bulunmuştur. Doktorlar onu kurtarmaya çalışmıştır ancak bu çaba başarısız olmuştur. Adli tıp raporu, kalbinin ve karaciğerinin yüksek alkol kullanımı nedeniyle kötümser ölçüde büyüdüğünü söylemektedir. 27 yıl 125 gün yaşadıktan sonra hayata gözlerini yummuştur.

İlgili Yazılar
Yorum Yapın

İlk Siz Haberdar Olun!
E-posta adresinizi girin, yeni içeriklerimiz e-posta adresinize gelsin.