12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları – 1. Ünite (2020-2021)

Tarih Ders Kitabı Cevapları

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite başlıklı bu yazımızda 12. sınıf inkılap tarihi ders kitabındaki tüm ünitelerin içindeki soruların cevaplarını hazırladık. 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 1. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlık Soruları” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Anahtar Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 1. ÜNİTE İÇİNDE: “Düşün ve Tartış”, “Sıra Sizde”, “Araştır Öğren Paylaş”, “Oku-yorum”, “Bilgi-yorum” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 1. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme Soruları” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 1. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı 1. Ünite Cevapları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya, dört kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu dört kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Anahtar Kavramlar Bölümü Soruları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya ünitesinin Anahtar Kavramlar bölümünde yer alan 11 kavramı yanıtladık.

Ateşkes Anlaşması Nedir?

Bir savaştaki iki tarafın artık çarpışmaya son vermeleri adına yapılan anlaşmadır.

Barış Anlaşması Nedir?

Bir savaşı sonlandıran anlaşmadır.

Dünya Barışı Nedir?

Dünyadaki tüm ülkelerin barış içinde yaşadığı ideal ortamdır.

Dünya Savaşı Nedir?

Birden fazla sayıda ve coğrafyadaki ülkelerin iki tarafa ayrılıp birbirleriyle savaşmasıdır.

İtilaf Devletleri Nedir?

Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya, Japonya ve Amerika Birleşik devletlerinden oluşan 1. Dünya Savaşı tarafıdır.

İttifak Devletleri Nedir?

Osmanlı Devleti, Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’dan oluşan 1. Dünya Savaşı tarafıdır.

Manda ve Himaye Nedir?

Kendi kendini yönetemeyecek ülkelerin bu yetkiyi başka ülke ya da topluluklara vermesidir.

Meşrutiyet Nedir?

Meşrutiyet bir ülkenin hem tek hükümdar ile hem de hükümdarın altındaki parlamento ile yönetilmesidir.

Silahlanma Yarışı Nedir?

Ülkelerin olası bir savaşta öne çıkmak için en güçlü ve en fazla silaha sahip olma yarışıdır.

Sömürgecilik Nedir?

Bir ülkenin kendi toprakları dışında başka topraklara hâkim olarak bu topraklardan ekonomik, siyasal çıkar sağlamasıdır.

Tehcir Nedir?

Zorla yaptırılan göçtür.

Hazırlık Soruları Bölümü Soruları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının birinci ünitesi olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya ünitesinin Hazırlık Soruları bölümünde yer alan 5 soruyu yanıtladık.

Mustafa Kemal’in Eğitim Aldığı Okulları Araştırınız.

Mustafa Kemal ilkokulda ilk olarak Mahalle Mektebine gitmiştir. Sonrasında daha modern bir okul olan Şemsi Efendi İlkokuluna geçmiştir. Babası Ali Rıza Efendi vefat ettikten sonra Mustafa Kemal okulu bırakmış ve dayısının yanına çiftliğe gitmiştir. Ancak annesi Mustafa Kemal’in okula devam etmesini istemektedir. Bu sebeple Mustafa Kemal Selanik’e geri dönerek halası Emine Hanım’ın yanında kalmaya başlar. Mustafa Kemal Selanik’te Selanik Mülkiye Rüştiyesine başlamıştır. Sonrasın öğretmeniyle yaşadığı bir sıkıntı sonrası Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesinde okumaya başlamıştır. Bu okulu bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadi okuluna girmeye hak kazanmış ve okumaya başlamıştır. Sonrasında sırasıyla Harp Okulunda ve Harp Akademisinde okuyan Mustafa Kemal, 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak askerliğe başlamıştır.

Mustafa Kemal’in, I. Dünya Savaşı’nda Hangi Cephelerde Savaştığını Araştırınız.

1. Dünya Savaşı boyunca Mustafa Kemal’in savaştığı üç ayrı cephe olmuştur. Bu cepheler Kafkas, Suriye-Filistin ve Çanakkale cepheleridir. Mustafa Kemal Kafkas cephesinde Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağlamıştır ve bu cephe Rusya’da çıkan Bolşevik İhtilali sebebiyle kapanmış ve Kars, Ardahan, Batum Osmanlı Devleti’nin topraklarına tekrardan girmiştir. Bir diğer cephe olan Suriye Filistin cephesinde Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları komutanı olarak savaşmış ve İngilizler’I Halep’in kuzey çizgisinde durdurmayı başarmıştır. Son ve en önemli cephe olan Çanakkale cephesinde ise Osmanlı Devleti başarılı olmuş, Mustafa Kemal’in liderliğinde alınan zaferler Mustafa Kemal’in albay ve sonrasında general olmasını sağlamıştır ve Mustafa Kemal’in ülkede ün kazanmasını yol açmıştır.

Sanayi İnkılabı’nın ve Fransız İhtilali’nin I. Dünya Savaşı Üzerindeki Etkisini Araştırınız.

1. Dünya Savaşı’nın çıkmasının en büyük sebeplerinden biri 1789 yılında yaşanan Fransız İhtilali’dir. Fransız İhtilali’nden yayılan milliyetçilik duygusu ulusların kendi ülkelerini kurma isteğinde bulunmasına yol açmıştır. Bu sebeple Osmanlı Devleti gibi çok uluslu devletlerin içindeki uluslar bağımsızlık yolunda savaşmıştır. 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasının bir diğer sebebi ise Sanayi İnkilabı’dır. Sanayi İnkılabı sonrasında ham madde ve pazar bulma yarışı hızlanmıştır. Bu sebeple sömürgeci devletler birbirleriyle rekabete girmiş ve bu rekabet dolayısıyla çıkan bloklaşma ve silahlanma yarışı 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasını sağlamıştır.

Osmanlının Toprak Kayıplarından Dolayı Anadolu’ya Yapılan Göçleri ve Bu Göçlerin Sonuçlarını Araştırınız.

Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmesi sonrasında Anadolu’ya göçler olmuştur. Bu göçlerin sonucu olarak Osmanlı Devleti’nin şehirlerindeki nüfus artış göstermiş ve sosyal dengeler bozulmuştur. Şehirlerdeki düzen bozulmuş, işsizlik artmış, gıda ve konut sıkıntıları görülmüştür. Bu problemler ekonomik sıkıntıların ortaya çıkmasına sebep olmuş ve toplumdaki huzur ve mutluluk kötü etkilenmiştir.

Çanakkale Muharebeleri’nin Kazanılmasında Rolü Olan Kişileri Araştırınız.

Çanakkale cephesinin kazanılmasında çok sayıda insanın rolü olmuştur. Başta Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Albay Cevat Bey (Ayrıca 18 Mart Kahramanı ünvanı almıştır.), Esad Paşa, Mustafa Kemal, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak gibi kişiler Çanakkale Muharabeleri’nin kazanılmasında büyük rol üstlenmiştir. Bu kişiler haricinde ülkesi için canını feda eden çok sayıda asker de savaşın kazanılması için büyük emekler vermiştir.

Konu İçindeki Sorular

12. sınıf inkılap tarihi dersinin birinci ünitesi olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Tarihe Yön Vermiş İnsanların Kişiliğinin Oluşmasında Annelerin Rolü Nedir Araştırınız.

Anneler çocuklarının kişilik gelişiminde önemli rol sahibidir. Bu sebeple annelerin çocuklarına verdikleri destek, eğitim ve ahlak çocukların ileriki yaşamlarında büyük işler başarmalarına yardımcı olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Türk tarihine yön vermiş Mustafa Kemal Atatürk’ün başardığı işlerin arkasında annesi Zübeyde Hanım’ın yaptığı katkılar yadsınamaz. Başka bir örnek olarak Cengiz Han’ın annesi Ulun Hatun’u gösterebilir. Ulun Hatun kocasının ölümünden sonra obasının dağılmasına izin vermemiş ve obayı yönetmeye başlamıştır. Bu sebeple Cengiz Han’ın tarihe yön veren bir insan olmasında annesinin emeklerinin büyük önemi olduğunu söyleyebiliriz.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün Ailesi ve Manevi Çocukları başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Dayısının Tutumu Mustafa Kemal’de Hangi Kişilik Özelliklerinin Gelişimini Etkilemiştir?

Mustafa Kemal, babası vefat ettikten sonra yalnız ve güçsüz hissetmiştir. Mustafa Kemal ve ailesini içinde bulundukları bu kötü durumdan Mustafa Kemal’in dayısı çıkarmıştır. Mustafa Kemal ve ailesi Mustafa Kemal’in dayısının yanında yaşamaya başlamıştır. Bu süreçte Mustafa Kemal’in dayısı Mustafa Kemal ve ailesinin acısını dindirmek için elinden geleni yapmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal’e işler vererek meşgul olmasını sağlıyordu. Mustafa Kemal’in dayısının bu tutumunun Mustafa Kemal’in güçlü durmasını sağladığı söylenebilir.

Sizin de Hayatınızda Ufuk Açan Bir Öğretmeniniz Oldu Mu? Paylaşınız.

Benim hayatımda ufuk açan bir öğretmenim oldu. Kendisi tarih öğretmenim İsmail Hakkı Ergüven’dir. Bana Türk tarihini en ince ayrıntısına kadar öğreterek atalarımı öğrenmemi sağladı. Bu sebeple şu an milliyetçilik duygusu hissetmemde büyük rolü vardır. Ayrıca uzun ödevler vererek tarih bilgimi pekiştirmeme yardımcı oldu. İsmail Hakkı Bey’den aldığım tarih derslerinin ileride de işime çok yarayacağını ve genel kültür bilgimin çok büyük bir kısmını oluşturacağını düşünüyorum.

Mustafa Kemal’in Okul Arkadaşlarının Çoğu, Milli Mücadele’nin Önde Gelen Komutanlarıdır. Bu Kişilerin Önemli Vazifeler Edinmesinde ve Büyük Sorumluluklar Almasında Aldıkları Eğitimin Rolünü Tartışınız.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının aldıkları eğitimin Milli Mücadele’de büyük vazifeler üstlenmelerine yardımcı olduğunu söyleyebiliriz. Bu kişilerin aldıkları yüksek kaliteli askeri eğitim onları ileride girecekleri savaşlarda avantaj sağlamıştır. Sadece askeri eğitim değil aynı zaman yabancı dil eğitimi almaları liderlik yapmalarına katkıda bulunmuştur. Mustafa Kemal dışında askeri eğitim alan ve Milli Mücadele’yi yöneten kişilere örnek vermek gerekirse Mareşal Fevzi Çakmak Harp Okulundan mezun olmuş İsmet İnönü de askeri okullarda okumuştur.

Bir İnsanın Hayatını, Yaşadığı Şehir Ne Şekilde Etkiler?

Bir insanın hayatını yaşadığı şehir çok farklı yönlerden etkileyebilir. Yaşadığı şehirde verilen eğitimin kalitesi o insanın gelecekte sahip olacağı mesleği doğrudan etkiler. Ayrıca yaşadığı şehirde bulunan hak ve özgürlükler o insanın imkânlarının sınırını belirler. Özgürlüklerin kısıtlı olduğu bir şehirde insanlar istedikler aktiviteleri yapamayabilirler. Şehirde insanın hayatını etkileyen başka bir faktör ise şehirdeki ekonomik aktivitenin miktarıdır. Mesela Mustafa Kemal Harp Okulu’nda eğitim almak için İstanbul’a gittiğinde İstanbul’un ekonomik ve siyası yönden gelişmiş bir şehir olması Mustafa Kemal’in ülke problemleri ile ile iç içe olmasını sağlamıştır ve böylece Mustafa Kemal de milli bilinç oluşturmuştur.

Şehirler insanlar için büyük bir önem taşır. İnsanlar şehirlere farklı değerler yüklerler ve şehirler ile insanlar arasında manevi bir bağ oluşur. Şehrin kültürel yapısı bireyin düşünce ve fikir yapısına işler. Mustafa Kemal Atatürk’ü etkileyen şehirler ise Selanik, Manastır, İstanbul, Şam ve Sofya’dır. Mustafa Kemal Atatürk bu şehirlerde eğitim ya da görevi sebebiyle bulunmuştur. Atatürk her şehirden farklı bir çıkarım yapmış ve farklı bir bilgi öğrenmiştir. Elde ettiği bilgileri ve çıkarımları kararlar verirken de kullanmıştır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatında İz Bırakan Şehirler başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Sizin de Hayatınızı Etkileyen Kitaplar Oldu Mu? Bu Kitapları Paylaşınız.

Benim kitabımı etkileyen bir kitap oldu. Bu kitap Einstein Bulmacası adlı bir matematik/paradoks kitabıdır. Bu kitabı ilk okuduğumda matematikten zevk aldığımı keşfetmiştim. Kitapta yer alan paradokslara ilk kez rastlamıştım ve çok ilgimi çekti. Çok zaman sonra aynı kitabı tekrar okuduğumda kitap yazar olma yolumda beni teşvik etti. Bu kitaptan ilham alarak ben de bir kitap yazdım. Bu yüzden Einstein Bulmacası adlı kitabın benim için büyük önemi olduğunu söyleyebilirim.

Bir Yazar Veya Düşünür Toplumların Geleceğini ve Yaşamını Nasıl Etkiler ve Değiştirir? Tartışınız.

Yazarlar, okuyucularına onların göremedikleri ya da fark etmedikleri bakış açılarını sunarlar. İnsanlar yazarları okuyarak bu yazarların ideolojilerini benimserler. Bu yüzden yazar ve düşünürlerin toplumların geleceği üzerinde büyük etkisi olduğu söylenebilir. Mustafa Kemal de bazı yazar ve düşünürlerden etkilenmiştir. Mesela Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul yazarları Mustafa Kemal’in milliyetçilik akımını benimsemesini sağlamıştır. Ayrıca Namık Kemal, Tevfik Fikret, Voltaire, J.J. Rousseau ve Montesquieu gibi yazar ve düşünürler de Mustafa Kemal’in dünya görüşünü etkilemiştir.

Mustafa Kemal Atatürk; Ziya Gökalp ile milliyetçiliği, Namık Kemal ile vatanseverliği, Mehmet Emin Yurdakul ile milliyetçiliği, Tevfik Fikret ile inkılapçılığı, Jean Jack Rousseau ile yurttaşlık bilinci, Montesquieu ile cumhuriyetçiliği, Voltaire ile bilimselliği ve akılcılığı öğrenmiştir. Birçok kişinin fikirleriyle fikir dünyasını oluşturmuştur. Çok çalışmış, çok okumuştur. Çalışkanlığının sonucu olarak bir ülkeyi kurtarmıştır. Kurtarmakla kalmayıp çağdaş bir hale getirmiştir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün Fikir Hayatını Etkileyen Yazarlar ve Düşünürler başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Mustafa Kemal’in Askerlik Mesleğini Seçmesinde Onun İçinde Bulunduğu Toplumun Etkileri Nelerdir? Tartışınız.

Şehirler insanlar için büyük bir önem taşır. İnsanlar şehirlere farklı değerler yüklerler ve şehirler ile insanlar arasında manevi bir bağ oluşur. Şehrin kültürel yapısı bireyin düşünce ve fikir yapısına işler. Mustafa Kemal Atatürk’ü etkileyen şehirler ise Selanik, Manastır, İstanbul, Şam ve Sofya’dır. Mustafa Kemal Atatürk bu şehirlerde eğitim ya da görevi sebebiyle bulunmuştur. Atatürk her şehirden farklı bir çıkarım yapmış ve farklı bir bilgi öğrenmiştir. Elde ettiği bilgileri ve çıkarımları kararlar verirken de kullanmıştır.

Mustafa Kemal’in çocukluğundan itibaren üniformaya karşı bir yakınlığı bulunmaktaydı. Ayrıca çevresinde gördüğü subaylara imrenmekteydi. Buna ek olarak Mustafa Kemal ile aynı mahallede yaşayan Binbaşı Kadir Bey, Mustafa Kemal’e yardım etmişti ve bunun sonucunda Mustafa Kemal askerlik mesleğine daha da yakınlaştı.

Bir Ülkede Siyasi Düzenin Değişmesi, Halkın Hayatında Ne Gibi Değişimler Meydana Getirir? Tartışınız.

Bir ülkedeki siyasi düzenin değişmesi halkın hayatında önemli değişikliklere yol açar. Eğer önceki siyasi rejim vatandaşların özgürlüğünü kısıtlıyorsa siyasi düzenin değişmesi hak ve özgürlüklerin artmasına yardımcı olabilir. Diktatörlük ile yönetilen bir ülkeye demokrasi gelirse vatandaşların hak ve özgürlükleri artmış olur. Ancak tam tersi gerçekleşirse, yani demokratik ve özgür bir siyasi düzenden daha kısıtlayıcı bir rejime geçilirse bu durum vatandaşlara kötü yansır. Bu sebeple siyasi düzen değişikliğini içinde bulunduğu şartlara göre değerlendirmek gerekir.

Örneğin, İkinci Meşrutiyet, 23 Temmuz 1908’de Osmanlı Anayasası’nın yeniden ilan edilmesidir. 11 Nisan 1920’de Mebusan Meclisi’nin padişah tarafından kapatılmasıyla 2. Meşrutiyet dönemi sona erdi. Bu durum toplum hayatında önemli değişiklikler oluşturdu.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak İkinci Meşrutiyet Nedir? İkinci Meşrutiyet’in İlanı ve Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Harita 1.1’den Yola Çıkarak Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ı Gerektiği Gibi Savunamamasının Nedeni Neler Olabilir? Değerlendiriniz.

(Bu Soru Sayfa 27’deki -Aşağıdaki- Haritaya Göre Yanıtlanmıştır.)

Trablusgarp Savaşı Nerede
Trablusgarp Savaşı Haritası

Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ı yeterince savunamamasının sebebi Trablusgarp’ın Osmanlı Devleti ana toprağından çok uzakta olmasıdır. Osmanlı Devleti Trablusgarp’a denizden ya da karadan asker gönderememiştir çünkü Mısır İngilizlere tarafında işgal edilmiş durumdadır ve donanma Haliç’te demirlenmiş hâlde beklemektedir. Bu sebeple Osmanlı Devleti Trablusgarp’ı savunmak için farklı bir girişim yapmak istemiş ve genç subayları kılıklarını gizleyerek Mısır üstünden Trablusgarp’a göndermiştir. Böylece yerel hak örgütlenmek istenmiştir. Ancak tüm çabalara rağmen Trablusgarp savaşı kaybedilmiştir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Trablusgarp Savaşı Nedenleri, Sonuçları ve Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Balkan Topraklarının Kaybedilmesinin Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri Neler Olmuştur? Tartışınız.

Balkan topraklarının Balkan Savaşları ile kaybedilmesi sonucu Osmanlı Devleti’nin Ege Denizi’ndeki hakimiyeti sona ermiştir. Ayrıca Osmanlı Avrupa’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Bunun sonucunda bu kaybedilen topraklardan alınan tarım mahsülleri de kesilmiştir. Savaş sonucu Balkanlarda yaşayan çok sayıda Türk Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır ve sonuç olarak Balkanlardaki Türk ve İslam kültürü oldukça zayıflamıştır. Son olarak, Osmanlı Devleti içinde Osmanlıcılık ideolojisinin başarısız olduğu fark edilmiş, bunun yerine Türkçülük ideolojisi benimsenmiştir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Birinci Balkan Savaşı Nedir? Nedenleri, Sonuçları ve Önemi ve İkinci Balkan Savaşı Nedir? Nedenleri, Sonuçları ve Önemi başlıklı yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.

Sizce Balkan Savaşları’nda Yaşanan Bu Durum, Daha Sonra Tekrar Etmiş Midir?

Balkan Savaşları’nda yaşanan durum, daha sonrasında başka savaşlarda tekrar etmiş olabilir. Toplumda tek bir otoritenin bulunmaması, çeşitli milletlerin kendi bağımsızlığını ilan ederek devletten ayrılması ve görüş ayrılıkları (hanedanı destekleyen ve desteklemeyenler gibi) sonucunda toplumsal birlik yaratılamaz. Bunun sonucunda da ortaya çıkan görüş ayrılıkları ileri tarihlerde yapılmış savaşlarda Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanmış ve daha çok toprak kaybına sebebiyet vermiş olabilir. Bu durum, metinde de bahsedildiği üzere, aynı hataların üst üste yapılmasına ve ardından Osmanlı devletinin çökmesine yol açmıştır. Millet tek bir çatı altında toplanıncaya dek askeri yenilgiler ardı sıra gelmiş, küçük kazanımlara rağmen uzun vadede büyük bir devletin çökmesi ile sonuçlanmıştır.

Günümüzde de Yaşanan Savaşlar Sonrasında, Göçler Yaşanmakta Mıdır? Araştırınız.

Savaş sonucunda ülkelerin kaybettiği topraklarda yaşayan vatandaşlar kendi can ve mal güvenliklerini korumak amacıyla bulundukları yerden başka coğrafyalara göç etmektedir. Bu durum günümüzde meydana gelen hem iç hem de dış savaşlarda da yaşanmaktadır. Örneğin, 2011 yılında başlayan ve hâlâ daha devam etmekte olan Suriye İç Savaşı sonucunda geçtiğimiz 10 yıl boyunca milyonlarca vatandaş, Suriye halkının neredeyse yarısı, göç etmiştir. Bu göçlerin bir kısmı Suriye’den kıyasla daha güvenli olan çevre ülkelere, bir diğer kısmı ise Suriye içinde kıyasla daha güvenli olan başka şehirlere yapılmıştır. Bu durum, göçmenlerin kendi can güvenliklerini sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Yapılan göçler, hem savaşın ortaya çıktığı ülkeyi hem de çevre ülkeleri ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan etkilemektedir.

XX. Yüzyılda, Teknolojinin Gelişmesi Savaş Meydanlarına Nasıl Yansımıştır?

1. Dünya Savaşı’nda bilimsel ve teknolojik gelişmelerin askeri güç üzerindeki etkisi açık bir şekilde görülmüştür ve savaşın seyrini şekillerden önemli etkenler olmuşlardır. Bu gelişmeler, askeri amaçlarla kullanılmıştır. Örneğin, icat edilen tanklar, denizaltı araçları, makineli tüfekler ve metal topların kullanımı ülkelerin hem karada hem de suda yaptıkları savunma gücünü artırmıştır. Buna ek olarak ilk zehirli gaz 1. Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır. Benzer olarak 2. Dünya Savaşı’nda da radarların kullanımı ve atom bombaları ile Nagazaki ve Hiroşima’nın bombalanması, savaşın gidişatını etkileyen en önemli etkenlerden bazıları olmuştur. Bu zaman dilimi içerisinde teknolojik gelişmeler, ülkelerin askeri gücünü ve yapabildikleri savunmanın etkililiğini belirleyen etmenler olmuşlardır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Little Boy Nedir? Japonya’ya Atom Bombası Neden Atıldı? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Savaşların Toplumlar Üzerindeki Sosyal ve Ekonomik Etkilerini Araştırıp Değerlendiriniz.

Savaşların ülkeler üzerindeki en büyük ekonomik etkilerinden biri, ülke ekonomisi üzerinde büyük bir yük oluşturmasıdır. Ülke, kaynaklarını ve bütçesini farklı bir şekilde dağıtarak silah gibi savaşlarda kullanılan malzemelerin üretimini artırır. Aynı zamanda diğer ürünlerin üretimi azalırken çeşitli endüstriler geriler. Benzer bir şekilde ithalat ve ihracat oranlarında büyük oynamalar olarak hem savaşta olan ülkenin hem de çevre ülkelerin ekonomileri etkilenir. Bazı endüstrilerin gerilemesinden dolayı ülke içerisinde ekonomik kriz baş gösterebilir. Bu durum sonucu ülke vatandaşların bazı ihtiyaçlarını artık karşılayamaz hale gelebilir. Savaşın sosyal etkilerinden bir diğeri ise toplum düzeninin bozulmasıdır. Düzensizlik, milletin bütünlüğünün yok olmasına ve dolayısıyla göçlere sebep olur.

Devletler Arasında Çatışmaların Yaşanmasında Temel Etkenler Nelerdir?

Devletler arasında meydana gelen çatışmalar ve aynı zamanda savaşların ortaya çıkma nedenleri arasında sömürgecilik yarışı, ham madde arayışı, hükmetme isteği ve egemenlik kurma amacı yer alır. Bu amaçların temel nedenleri devleti siyasi ve ekonomik açıdan geliştirmektir. Örneğin petrol günümüzde ekonomik açıdan önemli bir kaynaktır ve topraklarında petrol çıkaran ülkeler genellikle dünya ekonomisinde önemli yere sahip olurlar. Bundan dolayı devletler petrol çıkarılan topraklara sahip olmak için birbirleriyle bir yarışa girebilirler. Bu durum da ülkeler arası çatışmaya sebep olur. Benzer şekilde boğazlar gibi stratejik bölgelere sahip olan ülkelerin toprakları için de talep olacağından dolayı ülkeler arası yarış ve çatışmalar ortaya çıkabilir.

Haritayı İncelediğinizde, Coğrafi Konum Açısından Daha Avantajlı Görünenler, İtilaf Devletleri mi Yoksa İttifak Devletleri Midir?

(Bu Soru Sayfa 33’teki -Aşağıdaki- Haritaya Göre Yanıtlanmıştır.)

Birinci Dünya Savaşı Taraflar
Üçlü İtilaf ve Üçlü İttifak Devletleri Haritası

1. Dünya Savaşı’na önceden girenlere bakacak olursak (üçlü ittifak devletleri ve üçlü itilaf devletleri), ittifak devletlerinin coğrafi konumları gereği itilaf devletleri tarafından sarılmış olduğunu görebiliriz. İtalya’nın taraf değiştirmesiyle ittifak devletlerinin coğrafi konumları onlar için daha da tehlikeli bir hale gelmiştir. Fakat Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle ittifak devletlerinin üzerindeki yük azalmıştır. Savaş büyük bir coğrafyaya yayılmıştır ve yeni cepheler açılmıştır. Yeni cepheler, itilaf devletlerinin askeri güçlerini farklı coğrafyalara yöneltmesine yol açmış ve Almanya ve Avusturya –Macaristan’ın devletlerinin Avrupa’daki cephelerinin üzerindeki yükü kıyasla azaltmıştır. İttifak devletleri stratejik avantaj kazanmıştır. Bu durum, savaşın sonunda Ortadoğu haritasında da büyük ölçüde değişikliklere yol açmıştır.

Sizce Osmanlı Devleti Savaşa Katılmayıp Tarafsız Kalabilir Miydi? Nedenleriyle Beraber Tartışınız.

Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalamazdı. Öncelikle, daha yeni Balkan Savaşları’nda yenilgiye uğratılmıştı. Verdiği kayıplar karşısında Osmanlı Devleti, Almanya ve başka güçlü devletlerin desteğiyle verdiği kayıpları geri alabileceğini düşünmüştür. Ayrıca coğrafi konumundan dolayı da işgale uğrayan bir devlet olan Osmanlı Devleti, diğer ülkelerin güvencesi altında daha da güçlenebileceğini düşünmüştür. Bu duruma ek olarak Osmanlı Devleti’nin savaş içinde yer alan ülkeler tarafından sarılı olması da devletin savaşa girmesini hızlandıran etkenlerden biri olmuş olabilir. Bununla beraber, 1. Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen ani olaylar, Alman gemilerinin Osmanlı sınırları içinde bulunan boğazlara sığınması gibi, Osmanlı Devletinin tarafsız kalmasını zorlaştıran nedenlerden birisidir.

Osmanlı Devleti, savaş başladığında tarafsızdı ve sadece kendi güvenliğini sağlamak istiyordu. Bunun için de birtakım tedbirler aldı. Boğazları geçişe kapatarak savaşta tarafsız olduğunu ilan etti. Ayrıca Osmanlı devleti İngiltere ile tarafsız kalmak için yaptığı antlaşmaların maddelerine kapitülasyonları kaldırma maddesi ekledi böylece tarafsız kalma koşuluyla kapitülasyonları kaldırdı ve ülkede seferberlik ilan edildi. Ancak, itilaf devletleri, Osmanlı Devleti’nin tüm bu girişimlerine rağmen çoktan topraklarını kendi aralarında paylaşmaya başlamışlardı.

Devletin tarafsızlık ilan etmesine karşılık ülke yönetiminde bulunan Enver Paşa ile ona destek veren beraberindekiler, savaş yanlısı politika izliyorlardı. Enver Paşa Alman hayranıydı. Almanların sanayilerinin çok güçlü olduğunu düşündüğü için Almanya’nın yanında savaşa katılmayı istiyordu. Avrupa’da başlayan ve birçok devletin katılımıyla devam eden büyük savaşa Osmanlı Devleti’nin kayıtsız kalamayacağını düşünüyorlardı. Savaş sonunda kazanılacak zaferle, kaybedilen topraklar geri alınacak, kapitülasyonlar kaldırılacak ve dış borçlardan kurtulunacaktı. Bu nedenle Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında savaşa girdi.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na Neden Girdi? başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Harita 1.5’i İncelediğinizde Osmanlı Devleti’nin Çok Farklı Coğrafyalara Asker Göndermesinin Toplum Üzerindeki Etkileri Neler Olmuştur?

(Bu Soru Sayfa 34’teki -Aşağıdaki- Haritaya Göre Yanıtlanmıştır.)

Osmanlı Cepheleri Haritası
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Savaştığı Cepheler Haritası

Osmanlı Devleti’nin savaşa katılması, 1. Dünya Savaşı’nın gidişatını değiştirmiştir. Osmanlının katılımıyla savaş daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır ve savaşa katılan ülkeler dolayısıyla artmıştır. Osmanlı Devleti’nin çeşitli ve çok sayıda cephe oluşturması ve bu cephelere asker göndermesi özellikle Almanya olmak üzere ittifak devletlerinin üzerindeki baskıyı oldukça azaltmıştır. Avrupa’da İtilaf Devletleri tarafından coğrafi olarak sarılmış olan Almanya’nın cephelerinde savaşan askerler başka cephelere yönlendirildi ve bu durum savaşın daha uzun sürmesine neden olmuştur. Bu sırada Osmanlı halkı savaşla beraber yoksullaşmıştır ve bazı ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişlerdir. Asker sayısının artmasıyla iş gücü azalmıştır. Savaş teknolojisi ve askeri güç bakımından zayıf olan Osmanlı halkının morali olumsuz yönde etkilenmiştir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Savaştığı Cepheler başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Genel Ağdan Sarıkamış Harekâtı ile İlgili Sanal Gezinti Yapabileceğiniz Siteleri Ziyaret Ederek İzlenimlerinizi Paylaşınız.

Hazırlanmaktadır…

Taşnak Örgütünün Yayımladığı Bu Bildiriyi, 1915 Olaylarında Osmanlı Devleti’nin Aldığı Kararlar Doğrultusunda Değerlendiriniz.

Paragrafta da bahsedildiği üzere Ermenilerin Osmanlı’yı ve orduyu zayıflatmak için çıkaracakları isyanların önüne geçmek için 24 Nisan 1915’te yayınlanan bir genelge ile Hınçak ve Taşnak komite büroları kapatılmıştır. Bu duruma ek olarak söz edilen komitelerin üyeleri tutuklanmıştır. Alınan önlemlere rağmen isyanların devam etmesi sonucunda 27 Mayıs 1915’te Sevk ve İskân -Tehcir ya da Zorunlu Göç- Kanunu çıktı. Bu kanun adı altında Ruslarla işbirliği içinde olan ve Osmanlı topraklarında isyan çıkararak toplumsal düzeni bozan Ermeniler, Osmanlı topraklarından göçe zorunlu tutuldular. İsyancıların zorunlu göç yapması halkın güvenliğini sağlamıştır. Bu göç sırasında Osmanlı devleti göç eden kişilerin can ve mal güvenliğini sağlayacak önemli önemleri almıştır.

57. Alay’ın Cephedeki Tavrı Muharebenin Gidişatını Nasıl Etkilemiştir?

57. Alay, Çanakkale’de tüm umutsuzluklara karşın, düşmanın askerlere oldukça yakın olmasına karşın, bütün olumsuzluklara karşı göğüs gerip umutsuzluklarını kaybetmemişlerdir. Vatanı korumak içgüdüsüyle düşmana “ölmek ve öldürmek” mottosu ile yaklaşmışlardır. Cephaneleri olmamasını rağmen Mustafa Kemal Atatürk’ün emri altında süngüler ile savaşmış ve kendi hayatlarını vatan topraklarını korumak uğruna feda etmişlerdir. Atatürk’ün bu kritik emrine rağmen tereddüt etmemişler, taarruzu bir dakika içinde başlatmışlar ve hayatları pahasına savaşmışlardır. 57. Alayın savaş sırasındaki bu tutumu, düşman askerlerin uzaklaştırılmasına ve daha sonrasında da cephede kazanılacak önemli zaferlere ön ayak olmuştur. Çanakkale’de 57. Alayın bu cesur tavrı tüm alayın ölümüyle sonuçlansa da düşman geri çekilmiştir.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Çanakkale Kara Savaşları Nedenleri, Sonuçları ve Önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Beybaşı Köyünden Halil’in Bu Davranışı Sizce Hangi İnsani Değerleri Yansıtmaktadır?

Lepsekili Halil, bir savaşta aldığı ağır bir yaradan ötürü büyük miktarda kan kaybı yaşar ve sargı evinde yatmaktadır. Halil sağlık durumunun farkındadır ve kan kaybından yakın zaman içinde öleceğini bilir. Zor nefes almakta olan Halil’in yanına İbrahim Onbaşı gelir. Halilin İbrahim Onbaşı’ya söylediği sözler, kendisinin önceden bir pusula yazdığı ve onu arkadaşına iletmesi gerektiği olur. Daha sonrasında savaştan önce birinden borç aldığını ve borcunu geri ödeyemediği için o kişiden hakkını helal etmesini ister. Halil’in zar zor nefes alırken bile adaleti düşünmesi ve elinde olmayan koşullar altında bile insan hakkı yememek istemesi onbaşıyı duygulandırır. Pusula da aynı konuyla ilgili yazılmıştır ve Halil’in insani değerlerini gösterir.

Fahrettin Paşa Komutasındaki Türk Askerlerinin Tüm Zorluklara Rağmen Medine’yi Bırakmamasını, Vatan Savunması Açısından Değerlendiriniz.

Osmanlı ordusu, Medine’de Fahreddin Paşa komutanlığında İngiltere’ye ve Mekke Emiri Şerif Hüseyin’e karşı savaştılar. İngiliz bir casusun Arapları Türklere karşı kışkırtması sonucu bazı demir yolları yağmalandı ve kullanılamaz hale getirildi. Bu duruma ek olarak Osmanlı ordusu açlıkla karşı karşıya kaldı. Fahreddin Paşa önderliğinde Osmanlı ordusu o coğrafyada bulanan çekirgeleri yiyerek hayatta kaldılar. Fahreddin Paşa’nın zor koşullara rağmen kendini duruma adapte ederek cesur bir şekilde yılmadan düşmanlara karşı savaşması, onun vatanseverliğini gösterir. Aynı şekilde Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasına rağmen Fahreddin Paşa’nın teslim olmayıp direnişini sürdürmesi, kendisinin vatana olan bağlılığını da gözler önüne serer. Fahreddin Paşa kendisinin ve Osmanlı ordusunun yaşadığı onca zorluğa rağmen vazgeçmemiştir.

Bir Devlet, Hangi Sebeplerle Sınırları Dışındaki Bir Ülkeye Savaş İçin Asker Gönderir? Sizce Osmanlı Devleti Zor Durumda Olmasına Rağmen Neden Sınırları Dışına Yardım Göndermiştir?

Galiçya, Makedonya ve Romanya Cepheleri; Osmanlı Devleti’nin toprak sınırları dışarısında savaştığı cephelerdir. Osmanlı Devleti’nin bu cephelerde savaşmasının amacı, kendi müttefiği olan Bulgaristan, Almanya ve Avusturya-Macaristan’a yardım yollamaktır. Bir ülkenin kendi sınırları dışında kalan bir ülkeye yardım göndermesinin sebebi, diğer ülkelerin içinde bulunduğu savaşın aynı zamanda ülkenin kendisi için de bir tehlike oluşturması olabilir. Savaşın bu ülke üzerinde dolaylı da olsa olumsuz etkilerinin bulunduğu durumlarda diğer cephelere yardım gönderilebilir. Benzer şekilde, eğer bir ülkenin müttefikleri varsa veya daha önceki zamanlardan gelen diğer ülkelere karşı bir bağlılığı varsa bu ülkelere yardım gönderebilir. Osmanlı Devleti de kendisi askeri açıdan zor bir durumda olmasına rağmen müttefiklerine yardım etmek istemiştir.

Halil Paşa’nın Orduya Yukarıdaki Hitabının Askerler Üzerinde Yarattığı Duyguları Değerlendiriniz.

Paragrafta Halil Paşa’nın Kut Zaferi’nden sonra askerlere verdiği bir hitap verilmiştir. Hitapta Halil Paşa kazanılan zaferden ve askerlerin bu zafer yolunda yaptıkları fedakarlıklardan bahsetmektedir. Hitap sonucunda askerlerin gururları, askeri duyguları ve vatanseverlik duyguları okşanmıştır. Bu hitapla beraber askerler verdikleri mücadelenin zorluğuna rağmen kazandıkları zaferi anlamışlardır. Askerlerin kendilerine olan güvenleri yükselmiştir ve motive olmuşlardır. Halil Paşa’nın hitabı ile kendilerine ve sonraki taarruzlarda kazanacakları zaferlere ilişkin inançları ve azimleri artmıştır. Halil Paşa’nın hitabında dini ögelere yer vermesi ve askerlerin dini sevgilerinin onları motive etmesiyle sonuçlanmıştır. Halil Paşa’nın konuşmayı yaptığı güne ‘Kut Bayramı’ adını koyması, askerleri onurlandırmıştır ve sonraki zaferlere daha umutlu bakmalarını sağlamıştır.

Sizce Günümüzde Yaşanan Savaşlar Çocuklar Üzerinde Böyle Yıkıcı Etkiler Gösteriyor Mu? Tartışınız.

Savaş, çevrelerinden kolaylıkla etkilenebilen küçük yaştaki çocuklar üzerinde oldukça derin ve yıkıcı etkiler bırakabilir. Bu durum psikolojik açıdan evrenseldir ve zaman geçtikçe veya coğrafyadan coğrafyaya değişmez. Dolayısıyla paragrafta tasvir edilen çocuğun durumu günümüzde savaş ortamında büyüyen çocuklar için de geçerlidir. Savaşların yaşandığı ülkelerde çocuklar genellikle anne veya babalarını kaybetmiş, ebeveynleri tarafından yalnız bırakılmış, cinsel saldırıya uğramış veya zorunlu çocuk işçiler olarak çalışmak zorunda bırakılmışlardır. Bu durumlar çocukların psikolojilerini olumsuz yönde etkiler. Paragrafta anlatılan çocuğun tanımadığı insanları ağlayarak fakat arada bir mesafe bırakarak takip etmesi de savaş ortamında büyüyen bir çocuğun içinde olduğu psikolojiyi güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir.

I. Dünya Savaşı Sürecinde Cephe Gerisinde Kalan Sivillerin Yaşadıkları Sıkıntıları Anlatan Bir Yazı Hazırlayınız.

1. Dünya Savaşı sırasında cephe gerisinde kalan vatandaşlar, ekonomik ve sosyal açıdan büyük sorunlarla baş başa kalmışlardır. Yoksulluk, saldırı, taciz, eğitimsizlik ve işgal gibi büyük sorunlarla mücadele etmişlerdir. Bu esnada kadınlara verilen sorumluluk oldukça büyüktür. Kadınlar bir yandan çocuklarına bakmakta, diğer yandan evlerini geçindirmek için işlerde çalışmakta, öte bir yandan ise savaş sırasında ihtiyaç duyulan ürünlerin üretimini yapmaktaydılar. Benzer şekilde savaştan oldukça etkilenen bir diğer popülasyon ise çocuklardır. Çoğu çocuk savaş dolayısıyla yetim kalmıştır. Aynı zamanda yoksulluk, açlık ve evsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Cephelerde yüz binlerce askerin ölümünün ardından çocuk yaşta sayılabilecek on binlerce erkek vatandaş orduya girmiştir. Bu durum, popülasyondaki cinsiyet dengesizliğine yol açmıştır. Yaş grupları arasında da bir dengesizlik ortaya çıkmıştır.

Sizce Bir Savaşın Yalnızca Askeri Olarak Sona Ermesi, Siyasi Anlamda Dünyaya Barış Getirir Mi?

Bence bir savaşın yalnızca askerî olarak sona ermesi, siyasi anlamda da sona erdiği veya siyasi anlamda iki tarafa da barış getirdiği söylenemez. Savaşların bitiminde iki taraf da her zaman kendi çıkarları doğrultusunda bir durumda olmayabilir. Bunun dünya tarihinde birçok örneği vardır. Savaştan çıkan devletlerden güçlü olan taraf genelde kendi çıkarları doğrultusunda diğer ülkeye/ülkelere elini ayağını bağlayacak antlaşmalar imzalatır ve ülkeyi kendine bağımlı duruma sokar. Bu tür antlaşmaların imzalatılması kayıp veya savaştan geride çıkan devletin zararına olmakla beraber güçlü veya galibiyetle çıkan ülkenin gücüne de güç katar. Buna tarihten 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devleti ve 2. Dünya Savaşı sonrası İşgal Almanya’sı örnek verilebilir.

Bir Devletin Savaşta Resmi Olarak Yenilmesi Halk Üzerinde Nasıl Bir Etki Oluşturur? Tartışınız.

Bir devletin savaşta resmi olarak yenilmesinin halk üzerinde birden fazla etkisi olabilir. Genel anlamda moral bozma veya harekete geçirme doğrultusunda bir etkisi olur. Resmi olarak savaşı kaybeden bir ülkenin yenilgisini halkına duyurması halkının mevcut olan hükümete veya hükümdara olan inancını azaltır. Baştaki kişiye inancı azalan halk birden fazla şey yapabilir. Bunlardan en kolayı ülkeye uygulanacak olan yaptırımlardan kendisi de etkilenmemek için ülkeyi terk etmektir. Aynı zamanda ülkeye inancı azalan azınlıkta bulunan etnik gruplar fırsattan yararlanıp kendi bağımsızlıklarını ilan etmeye çalışabilirler. Bu durumda zaten siyasi ve maddi anlamda güçsüzleşen ülkeye bir darbe de içeriden vurulmuş olur. Bu durumda iç savaş dahi çıkabilir.

İtilaf Devletleri, İstanbul’a Savaş Gemilerini Demirleyerek Nasıl Bir Mesaj Vermek İstemişlerdir? Tartışınız.

İtilaf Devletleri, İstanbul Boğazı’na savaş gemilerini demirleyerek boğazlar, Türk halkı ve Osmanlı Devleti üzerindeki egemenliklerini ve bir nevi üstünlük kurduklarını göstermek istemişlerdir. 1. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti yenilgiye uğramış ve boğazların kontrolünü tamamen dış güçlerin eline vermişti. İtilaf devletleri de bu noktada hem kendi üstünlüklerini göstermek hem de olası bir karşıtlık durumunda savaş gemilerinin her zaman hazır olduğu belli etmek bir nevi gövde gösterisi yapmak için boğazlara demirlemiştir. Boğazların kontrolünü ellerine alan müttefikler ayrıca başka savaş gemilerinin de ulaşımı için boğazları kullanmışlardır. Bu durum Kabotaj Kanunu ile son bulmuş ve savaş gemilerini boğazlardan çıkarılmışlardır.

Okuma Önerisi: Bu konuyla ilgili olarak Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Atatürk 7. Madde’yi Neden Bir Zehir Olarak Tanımlamıştır? Açıklayınız.

Atatürk bu Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. Maddesini zehir olarak tanımlamıştır çünkü boğazların tüm kontrolünün itilaf devletlerinin eline bırakılması Türklerin ve Osmanlı Devleti’nin egemenlik ve bağımsızlığının zarar görmesi ve ellerinden alınmasına anlamına geliyor. Bunun yanında Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasıyla birlikte sadece boğazların değil aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin başka kısımlarının da işgale uğrayacağını ve zoraki koşullarda karar almasının kısıtlanacağını biliyordu. Atatürk bu durumdan hiçbir şekilde memnun olmamış ve özellikle 7. Maddeyi zehir olarak tanımlamıştır. İlk defa boğazda itilaf devletlerinin savaş gemilerinin demirlediklerini gördüğünde ise ¨Geldikleri gibi giderler¨ sözlerini sarf etmiştir. Bunun dışında düşman kuvvetleri ateşkesin dışına çıkarak İskenderun’u işgal ettiklerinde Osmanlı Devleti ateşkesin bozulmaması için sesini çıkarmamış ve İskenderun’u işgalci kuvvetlere bırakmıştır. Mustafa Kemal Atatürk bu durum üzerine şikayetlerini sadrazama telgraf yoluyla iletmiştir.

Sizce Wilson İlkeleri, Dünya Barışının Sağlanması İçin Gerçekçi Prensipler Barındırmakta Mıdır? Tartışınız.

Bence Wilson İlkeleri dünya barışı için bir bakıma gerçekçi prensipler barındırıyor çünkü savaştan yenilgiyle çıkmış ve masada da savaşı ikinciye kaybedecek olan ülkelere bir ümit olmuştur. Ümit olduğu ülkelerin aynı zamanda egemenliklerini de bir miktar ihlal etmiştir. Buna en güzel örnek boğazların işletilmesi verilebilir. Kendi toprakları ile sarılı ve kendi denizi olmasına rağmen boğazlar üzerindeki yetkiyi sadece Osmanlı Devleti’nin değil ülkeler topluluğunun elinde olması büyük sorunlar yaratmıştır. Aynı zamanda Wilson İlkeleri’nin bazıları yanlış veya farlı yorumlanarak ilkeler itilaf devletince yok sayılmış ve kendi yaptıkları ve işgallere bahane olarak kullanmışlardır. Mesela itilaf devletleri Wilson İlkeleri’nin 12. Maddesi (boğazlar bütün ülkelere açık olacak) maddesine dayanarak boğazlara girmiş ve Wilson İlkeleri’nin başka maddeleriyle çelişse de işgale başlamışlardır.

Mustafa Kemal, Bir Ateşkes İmzalanmasına Rağmen Vatanın Geleceği ile İlgili Neden Kuşku Duymaktadır?

Mustafa Kemal, bir ateşkes imzalanmasına rağmen vatanın geleceği ile ilgili kuşku duymaktaydı çünkü imzalatılan ateşkes antlaşmaları taraflı antlaşmalardı. Ateşkes antlaşmaları itilaf devletleri veya başka güçlü devletler tarafından hazırlanmışlardı ve sadece tek bir tarafın çıkarlarını önemseyen maddeler barındırıyordu. Ateşkes antlaşmaları olmalarına rağmen savaştan yenilgiyle çıkan tarafın elinden egemenlik ve bağımsızlıkları alınacak, toprakları ve denizleri işgal edilecekti. Devletin işleyişine ve düzenine dış kuvvetlerin böyle bir şekilde karışması Mustafa Kemal Atatürk’ü devletin ve halkın geleceği ile ilgili şüpheye düşürdü ve bu doğrultuda devleti ve halkı kurtarabilmek için kendi yolunu çizerek yoluna devam etti.

Sizce Wilson İlkeleri ile Paris Barış Konferansı’nda Alınan Kararlar Arasında Neden Bir Çelişki Bulunmaktadır? Tartışınız.

Bence Wilson İlkeleri ile Paris Barış Konferansı arasındaki zıtlığın nedeni itilaf devletlerinin çıkarlarıdır. Ne kadar Wilson İlkeleri’nde sömürgecilik ve boğaz kontrolleri hakkındaki maddeler genel anlamda ifade edildiğinden itilaf devletleri sömürgecilik yerine manda ve himaye kelimelerini kullanmış ve boğazlara savaş gemilerini demirlemiş olsalar da genel anlamda savaştan yenilgiyle çıkan ülkeler üzerindeki kontrollerini ve yapabileceklerini kısıtlıyordu. Bu yüzden Paris Barış Konferansı’nı düzenleyip Wilson Barış İlkeleri’nden bağımsız, kendi çıkarlarına uygun yeni kararlar almışlardır. Bu nedenle Wilson Barış İlkeleri ile Paris. Barış Konferansı’nda alınan kararlar arasında bu kadar net bir zıtlık bulunmaktadır.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

12. sınıf İnkılap tarihi dersinin birinci ünitesi olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

Aşağıdaki Boş Bırakılan Yerleri Atatürk’ün Hayatını Dikkate Alarak Kronolojiye Uygun Bir Şekilde Doldurunuz.

(Bu soru sayfa 51’deki çerçeveye göre yanıtlanmıştır.)

Selanik Hafız Mehmet Efendi İlkokulu’nu bitirdi.
Selanik Askerî Rüştiyesi’ni bitirdi.
Manastır Askerî İdadisi’ni bitirdi.
Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Akademisi okulundan mezun oldu.
1905’te ilk görev yeri olan Şam’daki 5. Orduya atandı.
1911’de Trablusgarp Savaşı’na katıldı.
1913’te Sofya’ya askerî ateşe olarak görevlendirildi.
1915’te Çanakkale Cephesi’nde görev aldı.

Aşağıdaki Soruları Yukarıdaki Metne Göre Cevaplayınız.

Osmanlı Hâkimiyeti Altındaki Arapların Büyük Bir Kısmı, I. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin Yanında Yer Almıştır. Buna Göre Milliyetçilik ve İslamcılık Akımlarının Araplar Üzerindeki Tesiri Nasıl Değerlendirilebilir?

Arapların 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın yanında yer almamasının sebebi başka bir devlete bağlı kalmak istememeleri ve bağımsızlık istemeleri olabilir. Aynı dini paylaşmalarına rağmen İslam birliği bozmaları ise kendi çıkarlarına göre hareket etmeleri ve istediklerini alabilmek için bu birliği bozmaları gerektiğidir. Milliyetçilik açıdan bakıldığında ise kendini bu topraklara sahip hissetmemeleri de bu kararda etkili olmuş olabilir.

İngilizlerin Filistin Konusunda Önce Araplara Özel Yönetim Vaad Etmesi Ardından da Bunu Bir “Haçlı Seferi” Olarak Adlandırması İngilizlerin Orta Doğu Politikası Hakkında Ne Gibi İpuçları Vermektedir?

Bunun nedeni İngilizlerin kendi amaçlarını yani Orta Doğu’da hakimiyet göstermeyi ilk sırada görmeleri ve karşılarına çıkabilecek en küçük engelden bile kurtulmak istemeleridir. Araplara bir ayrıcalık tanıyıp onlardan ise bir karşı ayrıcalık istemiş ve böylece onları kendi taraflarına çekip kendi amaçları için kullanmışlardır. Osmanlı Devleti’nin yanında olabilecek olası müttefikleri kendi taraflarına çekip üstünlük kurmaya çalıştıkları söylenebilir.

Aşağıdaki Soruları Cevaplayınız.

I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin İttifak Devletleri’nin Yanında Savaşa Katılmasının Sebepleri Nelerdir? Açıklayınız.

Savaşın başında tarafsız olduğunu belirtse de Osmanlı Devleti İttifak Devletleri’nin yanında savaşa katılmıştır, bunun nedenlerinden biri diğer ülkelere verilen kapitülasyonlardan kurtulunmak istenmesi, siyasi olarak yalnızlığından kurtulmak istemesi, kaybettiği toprakları geri alma isteği ve Almanların savaşa kazanacağına olan güvendir.

Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Cephesi’ndeki Başarısının I. Dünya Savaşı’nın Gidişatı Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Çanakkale’de sıcak denizlere inme amacıyla savaşan Rusya bu savaşı kaybedince Sovyetler Birliğinin oluşmasını engelleyemedi Rusya’da Bolşevik İhtilali oldu. Bunun yanında umutsuzluğa kapılan Türkler umudunu geri kazanmış ve kurtuluş mücadelesini başlatmıştır, bu durum Bulgaristan’ın ittifak devletleri tarafına geçmesine neden olmuştur. Çanakkale’de yenilgiye uğrayan İtilaf devletleri diğer cephelerde baskılarını artırmaya başladı ve Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.

İngiltere’nin Irak Cephesi’ni Açarak Ulaşmak İstediği Hedefler Nelerdir?

Bunun bir nedeni karadan Ruslara yardım gönderilmek istenmesi fakat bunu yaparken bölgedeki Musul ve Abadan petrollerinin korunmak istenmesidir.

I. Dünya Savaşı’nda Mustafa Kemal’in Savaştığı Cepheleri Yazınız.

Kafkas, Çanakkale, Suriye-Filistin

Paris Barış Konferansı’nda İtilaf Devletleri Arasında Hangi Konularda Anlaşmazlıklar Yaşanmıştır?

İzmir’in güçlenen ve tehdit oluşturan İtalyanlara vaat edilmesine karşın daha zayıf ve güçsüz olan Yunanistan’a verilmesi İtalya ve İngiltere arasında ayrılıklara yol açtı.

Yandaki Tabloya Göre Soruları Cevaplayınız.

Yandaki Tabloda Verilen Kararlardan Hangileri Türk Milleti Lehinedir?

Wilson Prensipleri madde 12.

Wilson Prensipleri’nin 12. Maddesi ile Paris Barış Konferansı Kararı Birbiriyle Neden Çelişmektedir?

Paris’de gayrimüslimlere verilen haklar arttırılmış ve yabancı ülkeler iç işlerimize karıştırılmıştır fakat Wilson Prensipleri’nde bunun hiçbir şekilde mümkün olmayacağı garantisi verilmiştir.

Aşağıdaki Çoktan Seçmeli Soruları Cevaplayınız.

10. E
11. C
12. B
13. B
14. C
15. B
16. D
17. C
18. C
19. D
20. C


Not: 12. sınıf inkılap tarihi ders kitabı cevaplarının tamamı için 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Yorum Yapın

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi