12. Sınıf

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları – 3. Ünite (2021-2022)

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite başlıklı bu yazımızda 12. sınıf inkılap tarihi ders kitabındaki tüm ünitelerin içindeki soruların cevaplarını hazırladık. 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 3. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlık Soruları” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Anahtar Kavramlar” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 3. ÜNİTE İÇİNDE: “Düşün ve Tartış”, “Sıra Sizde”, “Araştır Öğren Paylaş”, “Oku-yorum”, “Bilgi-yorum” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 3. ÜNİTE SONUNDA: “Ölçme ve Değerlendirme Soruları” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları 3. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı 3. Ünite Cevapları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının üçüncü ünitesi olan Atatürkçülük ve Türk İnkılabı, sekiz kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu dört kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Anahtar Kavramlar Bölümü Soruları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının üçüncü ünitesi olan Atatürkçülük ve Türk İnkılabı ünitesinin Anahtar Kavramlar bölümünde yer alan 10 kavramı yanıtladık.

Anayasa Nedir?

 

Cumhuriyet Nedir?

 

Çağdaşlık Nedir?

 

Hilafet Nedir?

 

İlke Nedir?

 

İnkılap Nedir?

 

Kadın hakları Nedir?

 

Medeni kanun Nedir?

 

Millî Devlet Nedir?

 

Saltanat Nedir?

 

 

Hazırlık Soruları Bölümü Soruları

12. sınıf inkılap tarihi ders kitabının üçüncü ünitesi olan Atatürkçülük ve Türk İnkılabı ünitesinin Hazırlık Soruları bölümünde yer alan 5 soruyu yanıtladık.

İnkılap Nedir? Türk İnkılabı, Türk Toplum Yapısında Ne Gibi Değişiklikler Meydana Getirmiştir?

 

Cumhuriyet Yönetimi Neden Türk Milletinin Karakterine En Uygun Yönetimdir? Araştırınız.

 

Dil ve Tarih Çalışmalarının Bir Milletin Var Olması Bakımından Önemi Nedir?

 

Atatürk’ün Ekonomi Anlayışı Nedir? Araştırınız.

 

Cumhuriyet Dönemi’nin Kültür ve Sanat Anlayışını Araştırınız.

 

 

Konu İçindeki Sorular

12. sınıf inkılap tarihi dersinin üçüncü ünitesi olan Atatürkçülük ve Türk İnkılabı ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Bir Toplumdaki Köklü Değişiklikler İlk Önce Hangi Alanlarda Dikkat Çeker?

Hazırlanmaktadır…

Atatürk’e Göre Bir Milletin Kaderini Etkileyen Başarılar Kişilere Mi Yoksa Topluma Mı Aittir?

Hazırlanmaktadır…

Atatürk İlkelerinin Günümüzde Hâlâ Etkisinin Devam Etmesini Neye Bağlıyorsunuz? Açıklayınız.

Hazırlanmaktadır…

Cumhuriyet ile Demokrasi Düşüncesi Arasındaki Farklılıklar ve Benzerlikler Nelerdir? Açıklayınız.

Hazırlanmaktadır…

Cumhuriyet Düşüncesinin Oligarşi, Monarşi, Teokrasi Gibi Düşüncelerden Temel Farkı Nedir? Açıklayınız.

Hazırlanmaktadır…

Atatürk’ün Soyluluk Kavramına Bakış Açısını Bu Parça Üzerinden Değerlendiriniz.

Hazırlanmaktadır…

Atatürk Milliyetçiliğinin Türk Toplumuna Sağladığı Yararlar Neler Olabilir?

Hazırlanmaktadır…

Atatürk’ün: “Yeni Türkiye Devleti, Bir Halk Devletidir, Halkın Devletidir.” İfadesindeki Temel Düşüncenin Türk Tarihindeki Temellerini Araştırınız.

Atatürk’ün “Yeni Türkiye Devleti, bir halk devletidir, halkın devletidir.” ifadesi Atatürk’ün halkçılık ilkesini göstermektedir. Halkçılık ilkesi halk içerisindeki hiçbir bireyin ayrıcalığa sahip olmamasını ve herkesin kanun önünde eşit olması gerektiğini söyler. Halkçılık ilkesini siyasi anlamda incelersek demokrasi düşüncesinin karşılığı olduğunu görürüz çünkü hiçbir bireyin ayrıcalığa sahip olmaması demek herkesin devleti yönetmeye eşit hakkı olduğunu, demokrasiyi, gösterir. Türkiye kurulmadan öncesine baktığımızda halkçılık ilkesinin tam olarak olmasa da benimsenmeye başladığını görürüz. Özellikle meşrutiyetin getirilmeye çalışılmasıyla siyasette demokrasinin temellerinin atılması ve halkçılık ilkesinin temelleri olarak değerlendirilebilir. Fakat yine de tam anlamında halkçılığın Atatürk sayesinde cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştiğini söylemek daha doğru olur.

Devletçilik İlkesi, Bireysel Girişim ile Devlet Planlaması Arasındaki Dengeyi Nasıl Kurmuştur?

Atatürk’ün Devletçilik ilkesi Milli Mücadele yıllarından sonra şartlara, ortama ve dönemin ihtiyaçlarına uymak için ortaya çıkmış bir düşüncedir. Devletçilik ilkesinin temeli başta ekonomi olmak üzere her alanda devletin planlı bir yaklaşım sergilemesidir. Bu planlamaların temel amacı ise ülkeyi kalkındırmak ve milletin refaha kavuşmasını sağlamaktır. Devletçilik ilkesi sayesinde devlet ekonomik alanda yönlendirme, yatırımı teşvik etme, yapılanları denetleme ve düzenleme gibi birçok faaliyette bulunmuştur. Aynı zamanda sadece ekonomik düzeyde kalmayıp devlet ve bireyin iki zıt kavram olmaktan çıkıp bir birlik şekilde hareket etmelerini sağlayarak devletin çağa ayak uydurarak gelişmesini sağlamıştır. Devletçilik ilkesi özel yatırım ve bireysel girişime karşı ılımlı bir tutum sergilemektedir. Bireysel girişim ve devlet planlaması arasındaki dengeyi kurmak için temel ve olmazsa olmaz olan gereklilikleri devlet planlaması içerisinde tutmuştur. Aynı zamanda bireysel girişim ile daha efektif yapılabilecek işleri özel sektöre bırakmıştır.

Laiklik İlkesinin Günümüz Türkiyesi’nde Toplumsal Hayata Yansımaları Nasıldır? Açıklayınız.

Laiklik en temel anlamda devlet işleri ve din işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Cumhuriyetten önce laiklik ilkesinden bahsedemeyiz. Bu durumun en büyük sebeplerinden birisi ülkeyi yöneten kişinin, padişah, aynı zamanda bir nevi dinin yöneticisi olmasıdır, halife. Fakat Türkiye’nin kurulmasıyla birlikte halifelik kaldırılmış ve Atatürk’ün laiklik ilkesi adına ilk adımlar atılmış oldu. Günümüzde laiklik ilkesinin yansımalarından birine bakacak olursak ülke yönetiminin herhangi bir dinsel örgüt veya kurumla alakalı olmamasını örnek olarak gösterebiliriz. Laiklik ilkesi sadece devlet ve dini işleri birbirinden ayırmaz. Aynı zamanda bireyin inanç ve ibadetlerini özgürce yaşamasını sağlar. Günümüz Türkiye’sinde her bir birey ibadetlerini ve inançlarını özgürce gerçekleştirebiliyorsa bunu laiklik ilkesine borçlu olduğumuzu söyleyebiliriz.

İnkılapçılık İlkesi, Atatürkçü Düşünce Sistemine Nasıl Bir Özellik Kazandırmıştır?

İnkılap kısaca toplumun düzenini ve yapısını daha iyi bir hale getirmek için yapılan temel değişikliklere denmektedir. Atatürk’ün inkılapçılık ilkesi de Türkiye’nin çağın gerekliliklerini sağlamak için bu inkılapları yapması gerektiğini savunmaktadır. İnkılapçılık sayesinde ülke daha çağdaş ve modern hale gelmiştir. Aynı zamanda genel olarak inkılapçılığın Atatürk ilkeleri üzerindeki etkisine bakacak olursak, inkılapçılığın Atatürk ilkelerine dinamizm getirdiğini söyleyebiliriz. Bunun sebebi ise Atatürk’ün ilkeleri zaman geçtikçe çağın gerisinde kalabilir ve mevcut şartlara ayak uyduramayabilir fakat inkılapçılık ilkesi bu durumda Atatürk’ün sözlerinden vazgeçilip mevcut şarta uygun yeni düşüncelere ayak uydurulmasını söylemektedir. Bu sayede ilkeler zaman geçtikçe çağın şartlarına uygun hale gelir ve dinamik bir ilke sistemi elde etmiş oluruz.

Çağdaş Bir Devletin Varolabilmesi İçin Gereken En Temel Kurum ve Kavramlar Neler Olmalıdır?

Çağdaş bir devletin varlığından söz edebilmek için öncelikle hukuk kurumlarının, aile kurumlarının, güvenlik kurumlarının ve eğitim kurumlarının var olması ve görevlerini düzgün bir şekilde yerine getiriyor olmaları gerekir. Fakat bu kurumların düzenli bir şekilde çalışması çağdaş bir devletin var olabilmesi için yeterli değildir. Halk içerisinde hukuk, merhamet, kültür, dil, adalet, hoşgörü, ahlak ve dil gibi konseptlerin de benimsenmiş olup yaşatılması gerekir. Bu kurum ve kavramların varlığı ve sürekliliği çağdaş bir devlet için olmazsa olmazdır. Aynı zamanda Atatürk’ün ilkeleri de çağdaş bir devlet olmak için çok önemli olan faktörlerdir. Atatürk’ün ilkelerini hakkını vererek yerine getirmek çağdaş bir devlet olmak için ilk adımlardır.

Demokratik Yönetimin Egemen Olduğu Ülkelerde Saltanat Kurumunun Varlığının Devam Etmesi Mümkün Müdür?

Demokratik yönetimin egemen olduğu ülkelerde saltanat kurumunun varlığının devam etmesi pek de mümkün değildir. Demokrasi olan yerde devleti yönetme hakkın halka eşit olarak dağıtılmıştır. Ancak saltanatta devleti yönetme hakkı tek bir kişide, padişahta, toplanmıştır. Bu iki kavram birbirine zıttır. Fakat yine de saltanatın olduğu yerde kısmi bir demokrasiden söz edilebilir. Örneğin padişahın yardım ve tavsiye alabileceği bir kurulun olması en azından kararların daha fazla kişi tarafından verilmesine katkıda bulunmaktadır. Veyahut devleti direkt halkın seçtiği bir meclis yönetmese bile bu meclisin belirli kararlarda padişahla birlikte söz hakkına sahip olması da bu duruma örnek gösterilebilir. Günümüzde İngiltere’de yönetim biçimi cumhuriyettir ve demokrasi vardır ancak hala kraliyet de sembolik olarak devam etmektedir.

Atatürk’ün Ankara’yı Başkent Yaparak Ulaşmak İstediği Amaca Uygun Başka Girişimleri de Var Mıdır?

Atatürk’ün Ankara’yı başkent yaparak ulaşmak istediği amaca uygun başka girişimleri de vardır. Bu duruma örnek olarak yapılan inkılaplar ve yenilikler gösterilebilir. Halk çok kısa bir süre içerisinde normalde yapılması çok zor olan bir şeyi başardı ve bir sürü yeni inkılabı kabul edip ayak uydurdu. Bu inkılaplar ülkeyi çağdaşlaştırmanın yanı sıra böyle zor bir şeyin Türk’ler tarafından gerçekleştirilebileceğini göstererek dünyaya Türk’ün gücünü ve kudretini de göstermiştir. Aynı zamanda çok kısa bir süre içerisinde eğitimdeki yapılan değişikler de bu duruma katkı sağlamıştır. Türklerin kısa bir süre içerisinde saltanattan cumhuriyete geçmesi de benzer bir etki oluşturmuştur. Atatürk’ün yaptığı çoğu şey imkânsız gibi gözüktüğü için Atatürk’ün çoğu eylemi imkansızı imkanlı kılıp dünyaya Türk’ün gücünü göstermiştir.

Halifeliğin Kaldırılmasının İslam Dünyasındaki Yankıları Neler Olmuştur?

İslam toplumunda Hz. Muhammed’den sonra gelen dini ve siyasi liderlere “Halife” unvanı verilmiştir. İlk dört halife seçimle belirlenmiştir fakat sonrasında güçlü olan devlet halifeliği alır yöntemine dönmüştür. Halifelik ünvanının Osmanlı hanedanına geçmesi ise Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethetmesiyle olmuştur. Saltanatın kalkması ve cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra hala varlığını sürdüren halifelik, Cumhuriyet’in temel ilkeleriyle çelişmekteydi. Bu yüzden 3 Mart 1924’te halifelik makamı kaldırıldı ve dünyada halife ünvanına sahip olan kimse kalmadı. Halifeliğin kaldırılması İslam dünyasında pek bir yankı uyandırmamıştır çünkü zaten bu makam çoktan işlevini yitirmiştir. Örneğin 1. Dünya Savaşı’nda halife Arap milletini cihada çağırmıştır fakat Araplar halifenin sözünü dinlememiş ve Müslüman kardeşlerine yardım etmemiştir. Bu durum halifeliğin işlevsizliğini göstermektedir, bu sebepten dolayı kaldırılmasının da pek bir etkisi olmamıştır.

Kanun-i Esasi ile Cumhuriyet Dönemi Anayasaların Temel Farkları Nelerdir?

Kanun-i Esasi, temel kanun, 1876’da ilan edilmiş olup Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasasıdır. Cumhuriyet Dönemi anayasaları ile Kanuni Esasi birçok yönden farklılık göstermektedir. Örneğin Kanuni Esasi’de devletin yönetim biçimi monarşidir fakat cumhuriyet dönemi anayasalarında yönetim biçimi cumhuriyettir. Kanuni Esasi’de devlet üniter bir biçimde tek bir elden, padişah, yönetilmekteydi fakat cumhuriyet dönemi anayasalarında devlet TBMM tarafından yönetilmektedir. Kanuni Esasi’de devletin başkenti İstanbul’du fakat cumhuriyet dönemi anayasalarında, yani günümüz Türkiye’sinde, devletin başkenti Ankara’dır. Kanuni Esasi kısa bir süre yürürlükten kaldırılmıştır fakat cumhuriyet dönemi anayasaları hiçbir zaman tamamen kaldırılmamıştır sadece üstüne yeni yasalar konulup değişiklikler yapılmıştır. Kanuni Esasi ile cumhuriyet dönemi anayasaları arasındaki temel farklar bunlardır.

1921 ve 1924 Anayasalarının İlk Üç Maddesine Bakarak Yeni Kurulan Türkiye Devleti’nin Yapısında Ne Gibi Bir Değişiklik Gözlemlenmektedir? Tartışınız.

(Bu Soru Sayfa 111’deki Tabloya Göre Yanıtlanmıştır.) 1921 anayasası ve 1924 anayasasının ilk üç maddesine baktığımızda yeni Türkiye hakkında fikir elde edinebiliriz. 1924 anayasasında Türkiye Devleti’nin bir cumhuriyet olduğu açık bir şekilde belirtilirken 1921 anayasasında cumhuriyetle ilgili bir ifade bulunmamaktadır. 1924 anayasasında Atatürk’ün 7 ilkesi -cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık- açık olarak belirtilmiş ve benimsendiği söylenmiştir. Aynı zamanda 1924 Anayasa’sında resmi dilin Türkçe ve başkentin Ankara olduğu belirtilmiştir fakat 1921 anayasasında başkent ve resmi dil ile ilgili ibareler bulunmamaktadır. 1924 Anayasasının 3. maddesi hakimiyetin kayıtsız şartsız milletindir ibaresinin aynı zamanda 1921 Anayasasının 1. maddesinde bulunduğunu görmekteyiz. Bu durum yeni Türkiye’de demokrasinin hala devam ettiğini göstermektedir.

Zaman İçerisinde Hukuk Kurallarının Değiştirilmesi Gerekli Midir? Tartışınız.

Zaman içerisinde hukuk kuralları kesinlikle değiştirilmelidir. Zaman değiştikçe hem dünya hem insanlar değişmektedir bu yüzden insanların uyması gereken hukuk kuralları da değişmelidir. Örneğin 50 yıl öncesine kadar siber suçlar diye bir şey yoktu fakat şu anda birisinin banka hesabını çalan veya sosyal medya hesabını çalan bir internet hırsızının cezalandırılabilmesi için yeni kanunlara ihtiyacımız var. Veyahut ileride yapay zeka gelişip hayatımızın her yerine girdiği zaman yapay zekayla ilgili yeni kanunlar gelmek zorunda olacak. Örneğin yapay zekanın yönettiği bir araba bir yayaya çarptığı zaman kimin nasıl cezalandırılacağını belirleyen bir hukuk kanununa ihtiyacımız olacak. Zaman ilerledikçe, insanlar ve dünya değiştikçe hukuk kanunlarının değişmesi de kaçınılmazdır. Eski kanunlara takılı kalmak bağnazlığı ve geriliği gösterir.

Toplumun Eğitim Anlayışının Değişmesinin O Topluma Etkileri Nelerdir?

Toplumun eğitim anlayışı direkt olarak o toplumun gelişmişliğini gösterir. Eğitimi önemsemeyen bir toplumun gelişmemiş olduğunu tahmin edebilmek için hiçbir ekstra araştırma yapmamıza gerek yoktur. Eğitim anlayışı çağa ayak uyduran ve modern olan toplumlar, eğitimi önemseyen toplumlar her zaman bir adım öndedir ve gelişmişlik yolunda emin adımlarla ilerlemektedirler. Toplumun eğitim anlayışının değişmesi toplumu kötü de etkileyebilir iyi de etkileyebilir. Eğer eğitimi geliştirmeye yönelik bir değişimse kesinlikle toplumu olumlu etkiler, uzun vadede refah seviyesinin artacağını söyleyebiliriz. Ancak eğitimi geriye götürecek, eğitimin önemini azaltacak yönde bir değişim ise kesinlikle toplum üzerinde negatif bir etki yaratacaktır. Ancak eğitim anlayışının değişmesi bir anda olabilecek bir olay değildir, zamanla ve yavaş yavaş gerçekleşir.

Bir Toplumun Sanat Anlayışı, Devlet Politikalarıyla Değişebilir Mi?

Bir toplumun sanat anlayışı kesinlikle devlet politikalarıyla değişebilir. Toplumun sanat anlayışı o toplumun aslında bir yansıması ve özetidir. Toplumun nasıl davranması ve hangi kurallara uyması gerektiğine karar veren devlet ise politikalarıyla toplumu, dolayısıyla toplumun sanat anlayışını değiştirebilir. Örneğin çıplaklığın tabu olarak görülmeye zorunda bırakıldığı devletlerde toplumdaki sanat anlayışında nü çalışmaların olumlu karşılanması bekleyemeyiz. Aynı şekilde devlet politikaları insanların özgürlüklerini kısıtlarsa insanlar sanatları ile kendilerini ifade etmekte zorlanırlar ve bu yüzde toplumun sanat anlayışı da bu durumdan kötü etkilenir. Çünkü toplumun sanat anlayışının doğru olabilmesi için insanların özgür bir şekilde sanatlarını icra edebilmeleri gerekmektedir ve bu sadece bireylerin özgürlüğüne önem veren devletlerde görülebilir.

Türklerin Tarih Boyunca Farklı Alfabeler Kullanmasının Sebebi Ne Olabilir?

Türklerin tarihine bakıldığında birçok farklı alfabe kullandığını görebiliriz. Örneğin ilk başlarda kendi oluşturdukları “Göktürk” alfabesini kullanmaktaydılar. Sonrasında bir Türk devleti olan Uygurların “Uygur” alfabesini kullanmışlardır. Bu alfabenin kullanılmasında Çin kültürünün etkisinin büyük olduğunu söyleyebiliriz. Türkler Talas savaşından sonra İslam’ı kabul etmiştir ve yavaş yavaş İslam’ın dili olan Arap alfabesini kullanmaya başlamışlardır. Burada da hem dinin hem de Arap kültürünün etkisini görmekteyiz. Osmanlı döneminde Arap alfabesi kullanılmıştır fakat cumhuriyetin ilanından sonra Arap alfabesi kaldırılmış ve Latin alfabesi kullanılmaya başlamıştır. Burada ise Atatürk’ün Türkiye’yi daha modern hale getirmek için yapmış olduğu bir inkılabı görmekteyiz. Kısacası alfabe değişiklikleri kültürlerle etkileşim sonucunda olmuş diyebiliriz.

Latin Alfabesinin Kabul Edilmesinin Türk Toplumunun Üzerindeki Etkilerini Tartışınız.

Latin alfabesi kabul edildiğinde insanların uzun süredir kullandıkları Arap alfabesini bırakmak zorunda kalmışlardır. Halka yeniden bir alfabeyi öğretmek zor bir durum fakat zaten Osmanlı devletinde okuma-yazma oranı az olduğu için o kadar da zor olmamıştır. Eskiden yazılan yazıları şu anki Türk insanlar okuyamamaktadır çünkü Arap alfabesi ile yazılmıştır. Fakat Latin alfabesini kullanılmaya başlaması gerilemiş olan Arap kültüründen bir nevi uzaklaşma ve Batı’ya yakınlaşma modernleşme göstergesidir. Aynı zamanda Latin alfabesi Türklere daha yakın bir alfabedir. Latin alfabesinin kabul edilmesiyle Türkiye’deki okur yazarlık oranları da artmaya başlamıştır. Kısacası Arap alfabesinin bırakılıp Latin alfabesinin kullanılmaya başlaması Türk toplumu üzerinde olumlu bir etki oluşturmuştur.

Bir Dilin Yabancı Dillerin Etkisinden Kurtarılması, Sizce Devletin Mi Yoksa Toplumun Mu Görevidir?

Bir dilin yabancı dillerinin etkisinden kurtarılması hem devletin hem de toplumun görevidir. Fakat bana göre daha çok devletin görevidir. Devlet hem dilin yabancı dillerin etkisinden kurtarmak için kendi kurumlarını, TDK, kullanarak yenilikler ve değişikler yapabilir hem de eğitim sisteminde bu durumu destekleyebilir. Eğitimde dilin önemini anlatarak ve yabancı dilin etkilerinden arınmış bir dil kullanarak ve özendirerek yeni nesillerin yabancı dil ile Türkçeyi bozmaması sağlanabilir. Eğitim çok güçlü bir etken olduğu için ve devlet eğitimi kontrol ettiği için bence dilin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması daha çok devletin görevidir. Fakat toplumun da bazı sorumlulukları vardır, örneğin devletin sağladığı eğitimi iyi bir şekilde anlayarak öğrenmek ve dile zarar vermemeye özen göstermek gibi sorumluluklar.

Sporun Toplumsal Hayatı Etkileyen Yanları Neler Olabilir?

Spor özünde birlik ve beraberliği destekleyen bir etkinliktir. Özellikle takım sporlarını göz önünde bulundurduğumuzda sporun insanları ne kadar birleştirdiğini ve birlikte koordine bir şekilde hareket etmeye zorladığını görebiliriz. Bu yüzden spor toplumsal hayatı aynı şekilde etkiler. Spor yapan bireylerin birlik ve beraberlik duyguları gelişir bu sayede birbirine daha iyi kenetlenmiş ve birlik olmuş bir toplum elde edilmiş olur. Aynı zamanda sporun rekabetçi bir ruhu vardır. Sporun rekabetçi yapısı toplumdaki bireylerin de daha güçlü ve rekabetçi bireyler olmasını sağlar. Daha rekabetçi bireyler daha çok çalışarak ve çabalayarak ülkelerini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için elinden geleni yaparlar. Spor toplumsal hayatı kesinlikle olumlu bir yönde etkiler.

Yönetim Biçiminin Değişimi ile Toplumsal Yaşamdaki Değişimler Arasındaki İlişkiyi Araştırınız.

Türkiye’de yönetim biçiminin saltanattan cumhuriyete dönmesi arkasında belli sorunlar bıraktı. Bu sorunlardan biri o dönemde iki hükümetin bulunmasıydı ama bu problem milli mücadele daha ön planda ve önemli olduğu için kolaylıkla çözüldü. Toplumsal yaşamdaki değişimlerden birisi ise başkentin değişmesi oldu. Başkent İstanbul’dan daha kolay savunulabilir bir şehir olan Ankara’ya çevrildi. Türkiye Cumhuriyetinin işleyişinde askerler ve din görevlileri yer alamayacaktı, bu sayede devletin laikleşmesi ve sivilleşmesi yolunda adımlar atıldı. Bu sayede toplumun kararlarına askeri ve dini kuvvetler karışamayacaktı. Önemli değişimlerden birisi de hukuk sistemiydi, yeni bir anayasa kabul edilerek hukuk ve insan hakları geliştirildi, böylece vatandaşlar daha modern ve geçerli hukuk kuralları çerçevesinde korunmaya başlandı.

Sultan II. Mahmut Döneminde Fes, Cumhuriyet Döneminde İse Şapka Giyilmesi ile İlgili Yapılan Düzenlemelere Gösterilen Tepkilerin Sebepleri Neler Olabilir?

İnsanların alışık olmadıkları yeniliklere adapte olmaları zor bir süreçtir ve bunun gibi bazı durumlarda yeniliklere karşı gelenler çok olmaktadır. Bunun sebepleri arasında eğitimsizlik ve kültür yer alabilir. Böyle bir problemin önüne geçmek için ise yavaş yavaş ve alıştırarak yeniliklere geçirilerek halkın bir kısmı alıştırılabilir. Halkın bir diğer kısmı ise başkalarından görerek ve onlar da bunu uygulayarak alıştırılabilir. Fes ya da şapkaya karşı gelen tepkilerin bir diğer nedeni ise din mensupları ve kendi kıyafetlerini giyen din topluluklarından kaynaklanıyor olabilir. Kanundan sonra kıyafetleri yasaklandığı ve herkes gibi modern bir şekilde giyinmeleri gerekliliği nedeniyle bir sürü insan karşı çıkmış olabilir. Düzenlemelere gelen tepkiler bu şekilde açıklanabilir.

Devletin İnançlar Karşısındaki Tutumu Nasıl Olmalıdır? Tartışınız.

Devlet yönetimi açısından kesinlikle din ve devlet işleri birbirlerinden ayrılmalı bu sayede devlet içerisinde dinden bağımsız, mantıklı kararlar alınabilmelidir. Yönetim dışında hukuk sisteminin de içerisinde bulunmamalı ve insan hakları üzerinde etkisi olamamalıdır. İnsanların inançları bakımından serbest olmalı ve her türlü inanca saygı duyulmalı ve baskı altında olmadan yaşamalarına izin verilmelidir. Kısacası insanların inanç özgürlüğü olmalı ve bunu serbestçe seçip gösterebilmelidirler ama din devlet işleyişinin içerisinde ve insanların canları hakkında karar verilen hukuk içerisinde bulunmamalıdır böylece daha modern ve mantıklı kararlar alınmalıdır. Ülke içerisinde sadece bir dine bağlı olarak ders verilen kurumlar bulunmamalı ve evrensel ve çağdaş eğitim veren okullar olmalıdır.

Günümüzde Hala Miladi Takvim Dışında Takvim Kullanan Toplumlar Var Mıdır? Bu Toplumlar, Dünya ile Uyumu Nasıl Sağlamaktadır?

Şu anda dünyada miladi takvim dışında takvim kullanan az topluluk vardır. Genelde miladi takvim kullanmanın faydalarından biri diğer toplumlarla zaman açısından anlaşmanın kolaylığıdır. Böylece topluluklar arasında ticaret ve alış veriş daha kolay ve planlı gerçekleşir. Ticari açıdan toplumların gelişmesine katkı sağlar ve ekonomiyi güçlendirir. Tabii ki de şu anda miladi takvimi kullanmayan toplumlar vardır ama bu toplumlar izole toplumlardır. Zaten izole oldukları için diğer topluluklarla ortak bir takvime ihtiyaç duymazlar. Ticaret yapabilecekleri bir toplulukla iletişimleri olmadığı için miladi takvimi benimsemelerinin onlara bir faydası olmaz. Kısacası çoğu birbiriyle iletişim halinde olan toplumlar ortak bir takvim yani miladi takvim kullanmaktadırlar ve bu onlara ekonomik açıdan bir avantaj ve kazanç sağlamaktadır.

Atatürk’e Verilmesi Tasarlanan Diğer Soyadlarını Araştırınız.

Mustafa Kemal Atatürk’e daha önceden verilmesi planlanmış bir sürü farklı soyadı vardır. “Atatürk” soyadı ise bu listedeki 14. Soyadıdır. Önerilen ilk soyadı “Etel-Etil”dir ve ırmak anlamına gelmektedir. Ondan sonra ise “Etelalp” gelmektedir ve Altay Türkçesinde kahraman anlamına gelmektedir. Ondan sonraki ise “korkut”tur ve korkusuz heybetli anlamına gelir. Dördüncü öneri ise “Arız”dır ve ondan sonraki de “Ulaş”tır. Bu iki önerme gerçek isimlerden esinlenmiştir. Bundan sonraki önermeler “yazır” “emen””çoğaş””salır””begit””ergin””tokuş” ve “beşe”dir. Bunlardan sonraki önerme olan “Atatürk” ise en uygun olanıdır. Diğer soyadları ile karşılaştırdığımızda ise daha anlamlı ve kolay anlaşılabilir bir Türkçedendir ve Türklerin atası anlamını iyi vermektedir. Bu yüzden “Atatürk” en uygunudur.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Planlı Ekonomi Uygulamasının Nedenleri Ne Olabilir? Araştırınız.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki planlı ekonomi uygulamasının ana nedenlerinden biri daha yeni kurtuluş savaşından çıkmış bir ülkeyi hızla kalkındırmak ve böylece ülkenin diğer yönlerini geliştirecek bir yapıya sahip olmasını sağlamaya çalışmaktır. Bu hedef çerçevesinde farklı yöntemler denenmiştir, bunlardan biri halktan borç alıp daha sonra bu parayı fabrika açmaya harcamak ve bu fabrikanın getirdiği gelirlerle insanların borçlarını ödemek ve bunu tekrar ederek başarılı bir kalkınma yapmaktır. Bu yöntem Türkiye’de işe yarayarak ülkeye kısa sürede bir sürü fabrika katmıştır. Bu erken ekonomik kalkınma planı Türkiye’yi hak ettiği yere getirmek ve çağdaş bir ülke konumuna getirmek içindir. Bu amaçlar doğrultusunda ise adımlar atılıp çalışmalar yapılmıştır.

Sizce Misak-ı İktisadi, Neden Misak-ı Millî’nin Tamamlayıcısıdır?

Misak-ı Milli gibi Misak-ı İktisadi de Türkiye’yi daha egemen kılmak ve diğer ülkelerden olan bağımlılıklarını kesmek amacındadır. Bu yüzden her ikisinin de benzer amaçlara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Misak-ı İktisadi ’de düşük olan milli gelir arttırılmaya çalışılmış ve ham maddesi Türkiye’den sağlanan sanayilere öncelik verilmesi planlanarak dışa bağlılığı kesmeye çalışmak başarılmaya çalışılmıştır. Misak-ı Milli kararlarında ise Türk vatanını ve Türkiye’nin siyasi, mali ve adli gelişmelerini engelleyen sınırlamalara karşı çıkılmıştır. Bu açıdan baktığımızda her ikisi de Türkiye’yi geliştirmeyi amaçlamıştır ve dıştaki ülkelere ve güçlere olan bağımlılığı keserek kendi kendine yeten bir ülke yapmayı hedeflemiştir. Bu nedenle Misak-ı İktisadi, Misak-ı Millîdeki ekonomik açığı kapatarak onun tamamlayıcısı olmuştur.

Cumhuriyet Dönemi’nde Sanayi, Neden Özel Sektör Değil de Devlet Yatırımları Şeklinde Gerçekleşmiştir?

İlk önce devlet yatırımları şeklinde yapılmasının nedeni yeni kurulmuş ve hiçbir şeyi olmayan bir devleti uyandırmak ve işlemesini sağlamak içindir. Böylece önce devlet kendi kendini yürütmeye başlarsa ondan sonra özel sektöre yardımcı olabilir ve vatandaşlarına güvenlik ve kaynak sağlayabilir. Bu nedenlerden dolayı ilk yatırımlar vatandaştan alınarak devlete yatırılan para ve açılan fabrikalar şeklinde olmuştur. Böyle üretim ile devlet kendi kendini kalkındırmaya başlamıştır. Devlet yatırımları yaparak kendi içerisinde oluşabilecek bir döngü düzen kurmuştur böylece devlet kendi kendine yetebilecek ve kendi özel sektörünü de güçlendirebilecektir. Bu yöntemi kullanarak herkesten 1 toplayıp toplam 1 milyonu olan bir devlet fabrika kurarak daha sonra ise kazandığından borcu olan vatandaşlarına ödemiştir ve kalkınmayı bu yolla sağlamıştır.

Ulaşımdaki Gelişmişlik Toplumsal Kalkınmanın Göstergesi Midir? Açıklayınız.

Ulaşımdaki gelişmişlik toplumdaki gelişmişliği gösterir, çünkü bir değerin başka bir yere gitmesi için yol gereklidir. Kısacası yollar bir devletin ya da ülkenin ana yapı taşlarıdır. İnsan vücudundaki damarlar gibi yollar da devlet içerisinde kalkınmayı ve üretimi hızlandırmaya yarar. Yol alt yapısı ne kadar iyiyse, orada o kadar sorunsuz taşıma gerçekleşir ve bu bir ahenk içerisinde hızlı hızlı hareket ederse ülkenin para kazanmasını ve değer üretmesini hızlandırır. Bu hızlanma da daha gelişmişliğe yol açar ve ülkenin her bireyine bir katkı olarak geri döner. Her bireyi daha güçlü olan bir devlet ise daha da gelişmiş bir düzeye sahiptir. Devletin gelişmişlik seviyesi ile yolların arasındaki bağlantı da budur.

Toplumsal Konularda İlerleme Sağlanabilmesi İçin Ne Gibi İlke ve Hedeflere İhtiyaç Olabilir?

Bir ülkenin toplumsal konularda ilerleme sağlayabilmesi için o ülkedeki düşünce yapısının değişmesi gerekmektedir. İlke ve hedeflerle ise bunu sağlamak biraz zordur ve zaman alan bir durumdur. Düşünce yapısının ve insanların nasıl düşündüğünü değiştirmek için kültürel ve toplumsal alanlarda da gelişmelerin olması gerekmektedir. Örneğin şapka kanunu ya da yeni alfabenin getirilmesi modernleşme yolunda atılmış önemli adımlardan biridir ve toplumsal etkileri olduğu için toplumsal konularda ilerleme sağlamaktadır. Ayrıca bu hedef ve ilkelerin uzun zamanda etkilerinin devam ediyor olması lazım ki insanların kültürlerinde de bir yer edinebilsinler ve kalıcı olsun. Bu karakteristiklere sahip ilke ve hedefler kullanıldıktan sonra ise toplumsal konularda ilerleme sağlanabilir.

Atatürkçü Düşünce Sisteminin Modern Türkiye’nin Oluşumuna Etkileri Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? Tartışınız.

Atatürkçü düşünme sistemi şu anki Türkiye’nin temelindeki düşünce sistemidir ve ana yapı taşını oluşturur. Modern bir Türkiye’nin oluşmasında en büyük yeri olan düşünce sistemidir ve Türkiye’nin gelişiminde çok büyük bir rolü vardır. Bu rolleri arasında en önemli olanı Türkiye’nin eski de ve saltanattan kalma kalıntıların modernleşme yolunda düzenlenerek temizlenmesidir. Bu yoldaki değişimlerle Türkiye daha modern ve batı insanına benzer bir şekil almıştır. Şimdiki Türkiye’nin oluşumunda hem ekonomik hem de siyasal açıdan Atatürkçü düşünce sistemi sayesinde Türkiye gelişmiştir ve şu anki haline ulaşmıştır. Ekonomik olarak Türkiye’nin kalkınması ve dışardan bağımsızlığı sağlanırken.

Atatürk’ün Yukarıdaki İmzalarını İnceleyerek Yapılan İnkılapları Söyleyiniz ve Bu İnkılapların Ana Fikrini Yazınız.

Atatürk İmzaları
Mustafa Kemal Atatürk’ün İmzaları

(Bu Soru Sayfa 133’teki İmzalara Göre Yanıtlanmıştır.) Bu imzalara sırasıyla baktığımızda daha anlaşılır bir hal aldıklarını görmekteyiz. 1921’deki imza modern Türkçe ile okunamazken, 1928’de yeni inkılaplar ile yenilenen imza el yazısıyla daha kolay okunabilir bir şekildedir ve Türkçe okunduğu gibi yazılan bir dil haline gelmiştir. 1934’te ise yeni Türk alfabesinden sonra soyadı kanunu getirilmiştir ve bunu Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasında yeni kanunla almış olduğu “Atatürk” soyadını kullanmasından anlayabiliriz. Genel olarak önce yeni Türk alfabesi getirilerek yazının okunması ve yazılması kolaylaşmıştır, daha sonra ise soyadı kanunu ile her vatandaş farklı bir soyadına sahip olma şansını yakalamıştır.

Ölçme ve Değerlendirme Bölümü Soruları

12. sınıf İnkılap tarihi dersinin üçüncü ünitesi olan Atatürkçülük ve Türk İnkılabı ünitesinin Ölçme ve Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

Aşağıdaki Soruları Yukarıdaki Metne Göre Cevaplayınız.

Halkın Atatürk’e Sevgisinin Yapılan İnkılapların Uygulanmasına Etkileri Nedir?

İnkılapların normalde insanların alışkanlıklarının dışında olmasına rağmen halkın ona güvenmesini ve izinden gitmesini sağlamıştır. Örneğin tutucu bir il olan Kastamonu, onu görmenin neşesiyle şapkanın yabancılığını yenmiştir.

Atatürk’ün Şapka İnkılabı Sırasında Kastamonu’daki Tutumu, Onun Hangi Kişisel Özellikleri İle İlişkilendirilebilir?

Halkın davranışını ve olabilecek olayları anlaması nedeniyle ileri görüşlülüğünü göstermektedir. Bu inkılabı ülkenin dört bir yanına yayma isteği idealistliğini, halka yaklaşımı ise vatan ve millet sevgisini gösterir.

Aşağıdaki Soruları Cevaplayınız.

Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu’nun Getirdiği Kazançlar Nelerdir?

Tevhid-i Tedrisat modern dünyaya ayak uyduran bir Türkiye vizyonu adına atılmış bir adımdır. Karma eğitim, medreselerin kapatılması ve çağdaş eğitim standartlarına uygun eğitim ve öğretim yapılmasını sağlamıştır.

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılma Nedenleri Nelerdir?

Tekkeler tevekkül felsefesiyle yaşamaya başlamış, insanların hayattayken modern yaşantıdan elini eteğini çekmesi fikrini benimsemiştir. Fakat bu fikirler çağdaş yaşam ve gelişim ile çakışmaktadır. Ayrıca tekke ve zaviyeler dinin yanında politikaya karışarak laiklik karşısında tehditler sunuyor ve bilinçsizce üyesi olan masum insanların suç işlemesine neden oluyordu. Bunun dışında birtakım ekonomik faaliyetlere de karışıyorlardı.

Türk Kadınlarının Siyasi, Sosyal ve Hukuki Haklara Kavuşmaları Hangi Düzenlemeler ve Kanunlarla Oldu?

Cumhuriyet’in ilanının ardından getirilen devrimler ile Türk kadının eşitliği için büyük adımlar atılmıştır. Bunların bazıları medeni kanunun kabulü, soyadı kanunu, tevhidi tedrisat, kıyafet inkılabı ve kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesidir.

Saltanatın Kaldırılmasının Sebepleri Nelerdir?

1921 yılında kabul edilen anayasada “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” maddesi bulunmaktadır. Saltanat bu fikre ters düşmekte ve milleti herhangi bir şekilde yönetime katılmamaktadır. Lozan Barış Antlaşması için TBMM dışında Osmanlı da davet edilmiş ve devlet içinde ikibaşlılığın ve güç savaşının patlak vermesi olasılığı doğmuştur. Padişah ve İstanbul hükümeti milli mücadelenin aleyhine çalışmalar yürütmüştür.

Cumhuriyetçilik ile Millî Egemenlik Arasında Nasıl Bir İlişki Kurulabilir?

Cumhuriyet milli egemenlik anlayışına dayanan bir yönetim sistemidir. İnsanların temsilini ve hak ve özgürlüklerinin korunmasını gözetir. Cumhuriyet’in değerlerini korumak cumhuriyetçilik olarak tanımlanabilir. Milli egemenliğin gözetilmesi de cumhuriyetin bir değeridir.

Aşağıdaki Tabloya Göre Soruları Cevaplayınız.

Tabloda Verilen İnkılaplara Baktığınızda Hangileri Millî Bir Kimlik Oluşturmak İçin Yapılmıştır?

Hepsi

Tabloda Verilen İnkılaplara Baktığınızda Hangileri Türk Milletini Çağdaş Dünyaya Uyumlu Hâle Getirmek İçin Yapılmıştır?

Hepsi

Aşağıdaki Çoktan Seçmeli Soruları Cevaplayınız.

10. B
11. D
12. A
13. E
14. D
15. C
16. A
17. C
18. B
19. D


Not: 12. sınıf inkılap tarihi ders kitabı cevaplarının tamamı için 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 12. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Bir Yorum Yapıldı

  1. berbatt ötesi berbat iğrenç bu ne böyle. direkt cevapları verin işte ne uzatıyorsunuz o kadar çöp

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi kapatarak sitemizin yayın yapmasına destek olun. Tarayıcınızdaki reklam engelleyicisini kapatarak sitemize giriş yapabilirsiniz. Anlayışınız için teşekkür ederiz. İletişim: bilgi@derstarih.com