20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti'nde Sosyal Durum

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyal Durum (Tarih Konu Anlatımı)

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 12. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin 1. ünitesi olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya ünitesinin 1. konusu olan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyal Durum konusuna yer verdik. 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyal Durum konusunu “20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’nin siyasi, sosyal ve ekonomik durumunu analiz eder.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyal Durum

Ders: Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Ünite: 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya

Konu: 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyal Durum

Kazanım: 20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’nin siyasi, sosyal ve ekonomik durumunu analiz eder.

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyal Durum konusunda sosyal durum ne demektir? XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nin sosyoekonomik durumu nasıldır? XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nin sosyokültürel durumu nasıldır? XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nin sosyopolitik durumu nasıldır? XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nin sosyoaskeri durumu nasıldır? sorularını yanıtladık.

Sosyal Durum Ne Demektir?

Sosyal durum bir devletin, bölgenin, topluluğun ya da komünün birçok aşamadan ki statüleridir. Bu statülere örnek olarak ekonomik durum, kültürel durum, diplomatik durum, askeri durum, idari durum; bu durumların kamu üzerindeki statülere de sosyoekonomik durum, sosyokültürel durum, sosyopolitik durum gibi örnekler verilebilir. Bir ülkenin sosyal durumu o ülkeyi daha iyi tanımamızı ve o ülke hakkında daha gerçekçi ve daha tarafsız yorum yapmamızı sağlar.

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyoekonomik Durum

XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti̇ çok da iyi bir sosyoekonomik durumda değildi. Diğer devletlere verilen kapitülasyonlar yüzünden kendi pazarlarındaki gücü kaybetmiş durumdaydılar. Kolonileri sayesinde pazar ihtiyacını karşılayabilen büyük dünya güçleri mallarını Osmanlı pazarlarında Osmanlılı tüccarlara göre çok daha ucuza satıyorlardı. Bu da halkın daha ucuz mallara yönelmesine sebep olmuştur. Bundan dolayı Osmanlı dışa bağımlı bir devlet haline gelmiştir. Aynı zamanda 18. yüzyılda ve daha sonrasında gerçekleşen savaşlar sonucu Osmanlı Devleti diğer ülkelere vergi vermek zorunda kalmıştır.

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyokültürel Durum

Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan ve hızla dünyaya, özellikle de Avrupa’ya yayılan milliyetçilik akımı çok uluslu olan devletlerin sosyokültürel yapısını bozdu. Sosyokültürel yapısı bozulan bu devletlerin birisi de Osmanlı Devleti’dir. Osmanlı Devleti içerisinde Türkler, Yunanlar, Slavlar, Arnavutlar, Rumenler, Hunlar, Almanlar, Ermeniler, Gürcüler, Yahudiler, Çerkezler, Abazalar, Kozaklar, Luriler, Kürtler, Zazalar, Araplar, Süryaniler, Berberiler, Sahraviler vs. bir sürü ulus barındırmaktadır. Ancak milliyetçilik akımı yüzünden bu uluslar kendi devletlerini kurmak ve bağımsızlık için isyan başlatmışlardır. Bu isyanlar ise kültürel açıdan aşırı derecede karışık olan Osmanlı Devleti’ni kötü yönden etkiledi. Bu isyanlar yüzünden Osmanlı bir sürü maddi kayıp verdi, ekonomisi güçsüzleşti ve siyasi anlamda zayıfladı.

Halk bu kültür çatışmalarından etkilenmese bile yine de rahatsızdı. Çünkü güçsüz ekonomi, güçsüz siyasi devlet yapısı ve güçsüz kültürel bağlar bütün halkı yıpratmıştı.

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyopolitik Durum

Osmanlı’nın bu kötü gidişatından sonra hükümet bölünmüş haldeydi. Paşalar Osmanlıcılık, Turancılık, İslamcılık ve Batıcılık gibi ideolojiler etrafında kutuplaşmış ve herkes devletin bekasının kendi ideolojilerinde olduklarını düşünüyorlardı. Böyle bir ayrılık halkı da kendi içinde ayırmıştı ve halk bu ideolojileri savunan birçok kamu, kurum ve sendika açmakta buldular. Bu kurumlardan bazıları şunlardır:

  • İttihat ve Terakki Cemiyeti
  • Meşrûtiyet-i Osmâniye Kulübü
  • Nesl-i Cedîd Kulübü
  • Kürt Derneği
  • Türk Derneği
  • Türk Yurdu Cemiyeti
  • Teâvün-i İctimâî Cemiyeti
  • Türk Ocağı
  • İstihlâk-i Millî Cemiyeti
  • Millî Türk Cemiyeti
  • Müdâfâa-i Milliye Cemiyeti
  • Türk Gücü Cemiyeti
  • Osmanlı Güç Derneği
  • Genç Derneği
  • Millî Tâlim ve Terbiye Cemiyeti
  • Cemiyet-i Matbûât-i Osmâniye
  • Osmanlı Matbûât Cemiyeti

Bu cemiyetlerin savundukları dört temel ideoloji vardı. Bu ideolojiler Osmanlıcılık, Turancılık, İslamcılık ve Batıcılık idi.

Turancılık

Turancılık akımı, tüm Türki ulusların tek bir sağ otoriter çatı altında birleşmesi gerektiğini savunan milliyetçi akımdır. Bu akım en başta Moğolları, Mançuları ve Ural halklarını da Türk sayarak onları da kendi bünyesine almıştır. Fakat daha sonradan olay olaylar ve bazı Turancı filozoflar sayesinde sadece günümüzde tanımlanan Türk ulusunu bünyesine alır. Bu ideoloji ilk olarak İttihat ev Terakki cemiyetinde ortaya çıkmıştır ve kurucusu Ziya Gökalp kabul edilir. İlk başta Ziya Gökalp diğer Ural-Altay kavimlerinin de bu ideolojide yer aldığını savunsa da diğer filozoflar sayesinde bu fikir Turancılık akımından çıkartılmıştır. Daha sonra bu ideoloji Rusya egemenliği altındaki Azeriler ve Tatarlar tarafından benimsemiştir ve İttihat ve Terakki’nin yardımlarıyla da bu ideoloji adına birçok isyan çıkmıştır.

Osmanlı’nın ünlü bir komutanı olan Enver Paşa da bu akımı benimsemiş kişilerden biridir. Kendisi bu akım üzerine Kafkaslara pek çok akın düzenlemiştir.

Osmanlıcılık

Osmanlıcılık, Osmanlı Devleti sınırları içerisindeki her bireyin din, dil, ırk, ulus ayrımı gözetilmeden Osmanlı vatandaşı kabul edilmesi gerektiğine inanan bir ideolojidir. Osmanlıcılık, Osmanlı Devleti ilk kurulduğundan beri uygulanmasına karşın Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımı yüzünden Osmanlı daha sonraları milliyetçi politikalar izlemek zorunda kalmıştır. Osmanlı paşaları da bu iç karışıklığı düzeltmek için bu ideolojiyi ön görmüşlerdir.

İslamcılık

İslamcılık, İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim’in içindeki bilgilere ve kurallara göre sadece gündelik hayatımızı değil, siyasetimizi, ekonomimizi, askerimizi vs. de İslam ile yönetmemiz gerektiğini savunan ideolojidir. Bu ideolojiyi dünyaya yaymaya çalışan ideoloji ise Panislamizm’dir. Panislamizm ideolojisi 14. yüzyıla dayanmaktadır. Bu ideolojiyi daha önce Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Gazneviler, Memlükler, Dürraniler, Babürlüler ve Osmanlılar kullanmıştır. Bu ideoloji sayesinde İslam uzak coğrafyalara yayılmıştır fakat İslamcılık ile Katolik Avrupa arasında pek çok savaş çıkmıştır. Bu ideoloji Sanayi İnkılabı ve Globalleşme hareketlerinden sonra anti-emperyalist bir ideoloji halini almıştır. Bu noktadan sonra İslamcılık her farklı dinin İslam’ın barışçıl çatısı altında yaşaması gerektiğini savunan bir ideoloji haline gelmiştir. Ama yönetilen toprakların, iç ve dış siyasetin kurallarının bütünü hala Kur’an-ı Kerim olarak kalmaktadır.

Osmanlı’da yayılan bu Neo-İslamcı hareket, 19. yüzyılın sonralarında ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı sultanlarını ve Namık Kemal gibi ünlü yazarları etkilemiştir. Osmanlı Devleti İslamcılığı ve Panislamizm’i kullanarak birçok kez Müslüman halka cihat çağrısında bulunsalar da bu etki çok büyük bir yankı alamamıştır. Fakat bu tür cihat çağırıları Kurtuluş Savaşı sırasında bölge halklarının işgalci güçlere karşı savaşmasını sağlamıştır.

Batıcılık

19. yüzyılda Osmanlı Devletinde Jön Türklerin ortaya attığı ideolojidir. Jön Türkler Avrupa’daki gelişmeyi ve refah seviyesini gördükten sonra bunu Osmanlı Devletine getirmek istemişlerdir. Osmanlı Devleti’nin bir zamanlar dünyanın en güçlü devleti konumundan Batıya bağımlı bir ülke olmasını kabullenmeyen bu ideoloji her tür alanda Osmanlı’nın Batılaşmasını ve Osmanlı’nın Batı standartlarına gelmesini savunmaktadır. Aynı Osmanlıcılık gibi Batıcılık da her ülke vatandaşın eşit şartlarda yaşaması gerektiğine ve ülkenin diğer ülkeler arasında ezilmemesi gerektiğini savunuyordu. Bu yüzden önemli Batıcı düşünürlerin çoğu Osmanlıcılığa da inanıyordu. Bu düşünürlerden birine Atatürk’ü örnek verebiliriz. Atatürk gerçekleştirdiği inkılâpları ile Batıcı, azınlıklara karşı izlediği politika olarak Osmanlıcı olarak tanımlanabilir. Ancak günümüzde Atatürk’ün azınlıklara karşı izlediği politika Osmanlıcılık olarak değil, Atatürk Milliyetçiliği ya da Coğrafya Milliyetçiliği olarak adlandırılır.

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti’nde Sosyoaskeri Durum

Osmanlı XX. Yüzyıl başlarında çok da iyi bir askeri durum içerisinde değildi. Ülkede bir sürü isyan çıkmaktaydı ve emperyalist güçler Osmanlı topraklarını sömürmeye başlamışlardı. Osmanlı ordusu ise bu durumlar karşısında bir şey yapamıyordu ve haliyle güçsüz kalıyordu. Büyük savaşlarda ise Osmanlı ordusu güçsüz kalıyordu ve hızla toprak kaydetmeye başlamıştı. Osmanlı Devleti’nin XX. Yüzyıl başlarında yer aldığı savaşlar şunlardır:

Trablusgarp Savaşı

Trablusgarp Muharebesi, 1911 ile 1912 yılları arasında Osmanlı Devleti ve İtalya arasında gerçekleşmiştir. Dış güçlerin de yardımıyla İtalya bu savaşı kazanmıştır ve Uşi Anlaşmasıyla beraber Osmanlı Devleti Trablusgarp, Fizan, Sirenayka, Rodos ve On İki Adayı ele geçirmiştir.

I. Balkan Savaşı

Birinci Balkan Savaşı, 7 Ekim 1912 ile 30 Mayıs 1913 tarihleri arası Osmanlı Devleti ile Osmanlı’ya karşı kurulan Balkan Birliği arasında gerçekleşmiştir. Balkan ligi içerisinde Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Karadağ vardır. Savaşın sonunda Balkan Birliği kazanmıştır. Bu savaş sonucunda Osmanlı Devleti; Kuzeybatı Kosova’yı, Bar’ı ve Ülgün’ü Karadağ’a; Kosova’yı ve Üsküp’ü Sırbistan’a; Yanya’yı, Olimpos’u, Selanik’i ve bazı Ege Adaları’nı Yunanistan’a; Makedonya’yı, Burgaz’ı, Kırcaali’yi ve Edirne ve Kırklareli de dâhil olmak üzere Midye-Enez hattının gerisini Bulgaristan’a bırakmıştır. Aynı zamanda bu savaş sonucu Arnavutluk Bağımsızlık kazanmıştır.

II. Balkan Savaşı

I. Balkan Savaşı sonrası Balkan Devletleri Bulgaristan’ı çok fazla toprak almak ile suçladılar ve Bulgaristan’ın aldığı toprakların çoğunun kendi toprakları olması gerektiğini düşündüler. Bu yüzden II. Balkan Savaşı başladı. Osmanlı Devleti ve Romanya da bu kargaşadan faydalanmak istedi ve onlarda bu savaşa dâhil oldu. Savaş sonucu Sırbistan Kuzey Makedonya’yı, Yunanistan Güney Makedonya’yı ve Alexandroupoli’yi, Romanya Dobruca’yı, Osmanlı Devleti ise Edirne’yi ve Kırklareli’ni geri aldı.

I. Dünya Savaşı

I. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914 ile 11 Kasım 1918 tarihleri arasında sürmüş olan bir savaştır. Savaşta toplam 10 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Savaş Sonucu Kıbrıs, Filistin, Irak, Yemen ve Basra İngiltere’ye, Suriye Fransa’ya, Batum Rusya’ya ve Hicaz Suudlara bırakılmıştır. Bu savaştan sonra Osmanlı Devleti yıkılmış ve yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.


1. Ünitenin Tüm Konuları: 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti ve Dünya ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi