Avrupa'da İslamiyet'in Yayılması

Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması (Tarih Konu Anlatımı)

İslam Medeniyetinin Doğuşu

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 9. sınıf tarih dersinin 5. ünitesi olan İslam Medeniyetinin Doğuşu ünitesinin 3. konusunun devamı olan Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması konusuna yer verdik. Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması konusunu “Emeviler ile birlikte İslam Devleti’nin yapısında meydana gelen değişimi analiz eder.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması

Ders: Tarih 9

Ünite: İslam Medeniyetinin Doğuşu

Konu: Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması

Kazanım: Emeviler ile birlikte İslam Devleti’nin yapısında meydana gelen değişimi analiz eder.

Avrupa’da İslamiyet’in Yayılması konusunda öncelikle Avrupa’da İslamiyet nasıl yayılmıştır? sorusunu yanıtladık. Daha sonra İspanya’da Kurulan Müslüman Devletler üzerinden İslam Medeniyetinin Avrupa’yı etkilemesi konusunu inceledik.

Avrupa’da İslamiyet Nasıl Yayılmıştır?

Avrupa’da İslamiyet’in yayılmasını Endülüs Emevi Devleti sağlamıştır. Çünkü onlar hem Müslüman hem Arap olan ilk Avrupa devletiydiler. Onlar kendi kültürlerini, geleneklerini ve göreneklerini diğer insanlara anlatarak İslamiyet’in Avrupa’ ya yayılmasına katkıda bulunmuştur. Başlarda kültür çatışmaları olsa bile zaman geçtikçe insanlar birbirini anlamaya başlamışlardır. Ayrıca Hz. Ömer’in Kudüs’ü fethetmesiyle Avrupalılar’ın İslam dinine inancı artmıştır. Çünkü Kudüs bütün dinler ve bütün toplumlar tarafından kutsal kabul edilen bir alandır ve bu alanı bir Müslümanın fethetmesi Hıristiyan halkın hayranlık duymasını sağlamıştır. Böylece halkın İslamiyet’e olan öngörüleri biraz daha kırılmış ve daha İslamiyet yanlısı olmaya başlamışlardır.

İspanya’da Kurulan Müslüman Devletler

Avrupa’ da bir çok Müslüman devleti kurulmuştur. Bunlardan en bilindikleri şunlardır: Müluküt‘u- Tavaif (Beylikler) Dönemi, Endülüs Emevileri, Muvahhidler Dönemi, Ben-i Ahmer Devleti, Murabıtlar Dönemi. Bunları detaylıca anlatamasak bile en önemli bilgilerini vermeliyiz. Mesela kurucusu, kuruluş yılları, varsa fetih tarihi, merkezi, yıkılıp sebepleri.

Endülüs Emevileri (756- 1031)

Endülüs Emevileri Devleti‘nin kurucusu 1. Abdurrahman’dır. Merkezi Kurtuba olan bu devlet 275 yıl ayakta kalmıştır. Emeviler hanedanı sona erince esir alınan 1. Abdurrahman Endülüs’e yani İspanya’ya kaçmıştır. Burada kendi devleti olan Endülüs Emevi Devleti kurdu. Ayrıca bu devlet Avrupa’da kurulan ilk Arap devletidir. Bu devletin kurulduğu yıllarda İslam Devletler, Batı Devletleri’ne göre medeniyet olarak oldukça ileridedirler. Avrupa’da kurulan İslam Devleti yani Endülüs Emevileri Avrupa’ya bilimi, kültürü ve sanatı getirmişlerdir. Kurtuba şehride bu nedenle Avrupa’nın sanat merkezi haline gelmiştir. Bu dönemde yetişen en önemli, İslam Dünyası açısından büyük bir kişiliğe sahip bir kişide İbni Rüşt’tür. Ayrıca bu devletin en önemli yapılarından biriside Kurtuba Medresesi’dir.

Müluküt‘u Tavaif (Beylikler) Dönemi (1031- 1090)

1031 yılında gerçekleşen 3. Hişam’ın ölmesi olayından sonra, Endülüs’te bir çok devletçik oluşmuştur. Ancak çok geçmeden bu devletçikler hem kendi aralarında hem de İspanya’nın Hıristiyan Devletleri’ne karşı savaşmaya başladılar. Bu savaşlarda El Cid adıyla tanınan Hıristiyan şövalyesini de kendi taraflarına çekmişlerdir ve El Cid bu isimlerin en ünlüsüdür. Bu savaşlar nedeniyle İslamiyet’in İspanya’da yayılması yavaşlamış ve Reconquista’yı hızlandırmıştır.

Murabıtlar Dönemi (1090- 1147)

Murabıtlar aslan Kuzey Afrikalılardır. Ancak askeri güce sahip olmanın avantajlarını kullanarak kısa süre içerisinde İber Yarımadası’nın Müslüman olan yerlerinin çoğunu fethetmişlerdir. Var olduğu tarih içerisinde ise İspanya’nın bir bölümünü ve Kuzey Afrika’nın bir bölünü elindedirler. Ancak Murabatlılar Hıristiyan halkın saldırılarına dayanamayıp kendileri gibi Afrika kökenli olan Muvahhidler Devleti’nin egemenliği altına girerek hükümdarlığı sona ermiştir.

Muvahhidler Dönemi (1147- 1238)

Bu devlet ile Murabıtlar Devleti arasında bir çok benzerlik olmasına karşın bu devlet İber Yarımadasında hüküm süren son devlet olarak bilinmektedir. Bu devletinde yıkılışının ardından İber Yarımadasını hükmeden sadece Emirlikler olmuştur.

Ben-i Ahmer Devleti (1232-1492)

Endülüs Emevi Devleti yıkıldıktan sonra yerine gelen küçük beyliklerin en önemlisi, Ben-i Ahmer Devleti olmuştur. Kurucusu Muhammed Bin Ahmer’dir. Başkenti Gırnata olan bu devlet İspanya’daki son devlet olma ünvanını taşımaktadır. 260 yıl yaşayan bu devlet İspanya’nın, İslam Kültürü açısından çok önemli bir yere sahip olmuştur. Özellikle bu devletin tarihçesinde belirtilen bir isim de İbn-i Haldun’dur. Orada yetişen ünlü düşünür ünvanına sahiptir. Aynı Kurtuba gibi bu devletinde başkenti kısa süre içerisinde sanat merkezi haline geldi. Bu özelliği sayesinde Avrupa’nın tarihini değiştiren Rönesans’ın gerçekleşmesinde de etkili olmuştur. Ancak bu devletin askeri gücü yeterli olmamasından dolayı Hıristiyanlar bir ordu hazırlayarak Bin Ahmer Devleti’ni fethettiler.

İslam Medeniyetinin Birikimlerinin Batı’ya Aktarılması

Her toplum, her topluma bir şeyler aktarır. Ancak İslam Medeniyeti’nin aktarmış olduğu birikimler hepsinden farklıdır. Öncelikle bazı bilgiler İslam Medeniyeti’ne vahiy yoluyla gelmiştir yani hiçbir insan toplumunun ortaya atabileceği türden değildir. Ardından İslam Medeniyeti’nin içinde Allah tarafından görevlendirilmiş peygamberler ve onların bizlere öğrettikleri bilgiler de bulunmaktadırlar. Bu nedenle İslam Medeniyetinin diğer medeniyetlerle aynı tutulması doğru değildir. Müslümanlar bunlar gibi kaynaklardan edindikleri bilgileri insanlara aktarmak istemişlerdi. Bunun için çok önemli bir icat olan kağıdın fabrikalarını yaptılar. Çinlilerin bulmuş olduğu matbaaları yaygınlaştırarak kitap basmaya başlamışlardı ve her yere kütüphane açılmıştı. Bu kütüphanelerin açılışının yayılması çok zor olmuştur çünkü o zamanda sosyal medya, internet gibi iletişim araçları olmadığından dolayı ülkeler arası etkileşimler öncelikle sınır olan ülkeler arasında gerçekleşmekteydi. Herkes bilir ki, bütün dünya komşu ülkesinde neler olup bittiğine meraklıdır. Eğer güzel bir şey varsa bunu kendi ülkesine de yaymak ister. Müslümanların bilgi aktarımıda böyle olmuştur. Arap Yarımadasından gelen bir bilgi bizede bizim sınır komşularımız sayesinde gelmiş ve bizdende bu şekilde bizim sınır komşusu olduğumuz ülkelere gitmişlerdir. Bu durum devam ederek Avrupa’ya kadar yayılmıştır.

Avrupa’yı Etkileyen Müslüman Düşünür ve Bilim Adamları

Bir çok düşünür ve bilim adamı olsa bile bunlardan başlıcaları hepimizin bildiği kişiler ama böyle bir konumda olduğunu bilmediğimiz kişilerdir. Bu kişiler şunlardır: Cabir Bin Hayyan, Harezmi, Farabi, Biruni, İbn-i Sina, Cezeri, Uluğ Bey.

Cabir Bin Hayyam, bilim dünyasında modern kimyanın kurucusu olarak bilinir. Kendisi kimyaya kattığı yararlardan başka özellikle metallerin yapısı konusundaki düşüncelerine önem verilmiştir.

Harezmi, yaptığı incelemeler sonucu matematiğin temeli olan cebiri bulmuş ve halka anlatmıştır. Ayrıca kendisi en önemli sayılardan sayılabilecek sıfırı bularak matematik dünyasının mantığını kavramamıza yardımcı olmuştur.

Farabi, felsefe alanında yaptığı işlerle tanınmış bir bilim adanı ve düşünürdür. Antik felsefenin en büyük otoritesi kabul edilmiştir ve Aristoteles’ten sonra Birinci Öğretmen olarak kabul edilmiştir.

Biruni, bir çok dalda kendisiyle karşılaşırız. Ama en çok matematik, astronomi ve coğrafya alanında karşımıza çıkar. Bilim adamları onun yaşadığı yüzyıla Biruni Asrı demeyi tercih etmişlerdir.

İbn-i Sina, karşımıza en çok tıp alanında çıkar. O bir çok hastalığın çaresini bulmakla beraber, yazdığı kitaplarla dünyaya yayılmıştır.

Cezeri, şu anki bilgisayarların temelini oluşturan sibernetiği kurmuştur. Bu sibernetik haberleşme, kontrol, denge kurmaya yarar. Bu sistemin gelişmesi sonucunda şu anda elektronik beyinler ve otomasyon denilen sistemler ortaya çıkmıştır.

Uluğ Bey, gökyüzünün bilinmeyenlerini ortaya koymuş ve 15. asrın astronomu lakabını almıştır. Ayrıca yaptığı çalışmalar sonucu Milletlerarası Astronomi Derneği tarafından Ay’ın bir kısmına Uluğ Bey Kriteri adı verilmiştir.

Yorumlayalım: İslam Dininin, Sanatın Gelişmesine Etkileri Neler Olabilir?

Öncelikle, edebiyatın Avrupa’da yayılmasının en büyük sebeplerinden biri İslamiyet’tir. Yani Endülüs. La Fontaine’in belirttiği gibi Kelile ve Dimne’den esinlendiğini ısrarla dile getirmiştir. Aynı zamana başka bir İslami fablı Bin Bir Gece Masalları. Bu fablda Avrupa’da garipsenmeyerek hem kendi ülkemizde hem de Avrupa’da günümüze kadar gelmiştir. Daha bir çok örnek olması bu süreci hızlandırmış olabilir. Bir de burada konu edinen bir başlık bulunmaktadır. Endülüs’te Bir Işık. Bu sanatsal güzellik tam olarak Endülüs’te bir müzede gerçekleşiyor. Endülüs’te yapılmasının nedeni çinde Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler’e ev sahipliği yapmış olduğundan dolayı orada yapıldığına dair görüşler var. Bu müzede bizim ülkemizinde içinde olduğu 17 ülkeden gelen ve 25 müzeden toplanan 140 sanatsal eser gösterime sunulmuştu. Her yerde olduğu gibi bu müzede de İslamiyet’in Avrupa’ya yayılmasında etkili olan bir çok eser bulunmaktaydı. Bunlar günümüzde hala korunmaktadır. Böylelikle İslami Masallar şu anki Avrupa’da İslamiyet’in var olmasını sağlamıştır.

Kurtuba Camii Hakkında Bilgi

Kurtuba Camii, Emeviler döneminde, İspanya’nın Cordoba şehrine inşa edilen ihtişamlı bir camidir. Temeli 785 yılında atılmış yapımı genel olarak 10 yıl sürmüş olsada bazı bilgilere göre 990 yılına kadar eklemelerin yapıldığı söyleniyor. Camiyi dönemin Endülüs İslam Devleti’nin kurucusu olan 1. Abdurrahman’ın yaptırdığı bu camii 10 metre yüksekliğinde 1419 sütun bulunmaktaydı. Caminin ahşap bölümleri için Lübnan’dan değerli ağaçlar getirildi. Ancak caminin güzelliğinin sonu Hıristiyan İspanyollar olmuştu (1492). Onlar Endülüs İslam Devleti’ni yıktıktan sonra ilk hedefleri bu cami olmuştu. Burada bulunan değerli eşyaları yıkıp yaktıktan sonra onlar insanlara zarar vermeye başlamışlardı. Ardından Hıristiyan İspanyollar bu camiyi kendilerine ait bir yer yapmayı planladılar ve burayı katedral yaptılar. Caminin minaresinin de bir çok bölümünü yıkarak orayı bir çan kulesine çevirdi. Katedral, kelime anlamı olarak bir şehrin en büyük kilisesi anlamına gelir. Bu katedral şu an UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesindedir (1984). Son olarak bu şehrin en büyük kilisesi olarak bilinen katedral 2006 yılında İspanya Devleti’nden, Katolik Kilisesi’ne geçiş yapmıştır. Orası dışarıdan sade bir yapı olarak görünsede iç kısmı çok zengindir. Bu sayede ziyarete gelenler zaten biliyor olsalar bile büyük bir şaşkınlığa bürünüyorlar.


5. Ünitenin Tüm Konuları: İslam Medeniyetinin Doğuşu ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

1. Konu: İslamiyet’in Doğduğu Dönemde Dünya

2. Konu: İslamiyet Yayılıyor

2 Yorum Yapıldı
  1. Tılsım Mumcu Diyor ki:

    Bu kadar kapsamlı bir konu hakkında toplu bir yazı bulmanın ne kadar zor olduğunu bilemezsiniz. Yazıyı bulduğumun için kendimi çok şanslı hissediyorum – D.S.A

  2. Caner Hakkı Diyor ki:

    Berna Hanım merhaba, yazdığınız yazıyı çok beğendim ancak bazı noktalarında eksiklikler olduğunu düşünmekteyim. Onun dışında yazılarınızı büyük bir heyecanla okuyorum. YD

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi