9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları) – 6. Ünite

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları)

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları) – 6. Ünite başlıklı bu yazımızda tarih ders kitabı içindeki soruların cevaplarını hazırladık.

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları) – 6. Ünite başlıklı bu yazımızda 9. sınıf tarih ders kitabı (Tuna Yayınları) içinde yer alan 6. ünite sorularının cevaplarını hazırladık. 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları) – 6. Ünite yazımızda aşağıdaki bölümlerde yer alan soruların cevaplarını hazırladık;

  • 6. ÜNİTE BAŞINDA: “Hazırlanalım” bölümünde yer alan soruları yanıtladık ve “Kavramları Öğrenelim” bölümündeki kavramları açıkladık.
  • 6. ÜNİTE İÇİNDE: “Düşünelim-Söyleyelim”, “Okuyalım”, “Etkinlik”, “Düşünme-Çıkarımda Bulunma” bölümlerindeki soruları yanıtladık.
  • 6. ÜNİTE SONUNDA: “Ünite Değerlendirme” bölümündeki tüm soruları yanıtladık.

Ders: Tarih Ekibi tarafından hazırlanan 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları) – 6. Ünite hakkında eklemek istediklerinizi yorum bölümünü kullanarak bize iletebilirsiz.

Bu Yazının İçindeki Başlıklar:

9. Sınıf Tarih Ders Kitabı (Tuna Yayınları) 6. Ünite Cevapları

9. sınıf tarih ders kitabı (Tuna Yayınları) altıncı ünitesi olan Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri, beş kazanımdan oluşmaktadır. Aşağıda bu beş kazanıma yönelik soruların cevapları bulunmaktadır.

Kavramları Öğrenelim Bölümü Soruları

9. sınıf tarih ders kitabı (Tuna Yayınları) altıncı ünitesi olan Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri ünitesinin Kavramları Öğrenelim bölümünde yer alan 6 kavramı yanıtladık.

Atabey Nedir?

Selçuklularda yönetici konumunda olan vezirlerdir.

Batınilik Nedir?

Kuran ayetlerinin ikincil anlamalara sahip olduğuna yönelik inançtır.

Divan-ı Saltanat Nedir?

Selçuklulardaki hükümettir.

Emir-i Dad Nedir?

Emir-i Dad, devlete karşı işlenen suçlar başta olmak üzere dini davalar dışındaki örf ve adet davalarının ele alınmasında Selçuklu hükümdarlarını temsil eden bir memurdur. Eski Türk devletlerinde görülen adalet bakanlığıdır.

Gök Tengri Nedir?

Eski Türk toplumlarında görülen Tanrı kavramıdır.

Gulam Nedir?

İslam devletlerindeki hükümdarı korumakla görevli köleler ordusudur.

Melik Nedir?

Türk – İslam devletlerinde hükümdarın erkek çocuklarına verilen isimdir.

Oğuz Nedir?

8. yüzyıl döneminde var olan Türk boyudur.

Siyasetname Nedir?

Siyâsetnâme, siyaset adamlarına yönetim sanatı hakkında bilgi veren Arapça, Farsça, Hint ve Türk edebî eserlerinin genel adıdır. Genel olarak, hükümdarlar için oluşturulan politikalarda, sahip olmaları gereken nitelikler, saltanatın şartları ve kuralları açıklanmıştır.

Türkmen Nedir?

Oğuz Boyu’ndan gelmiş bulunan kimselerdir.

 

Hazırlanalım Bölümü Soruları

9. sınıf tarih ders kitabı (Tuna Yayınları) altıncı ünitesi olan Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri ünitesinin Hazırlanalım bölümünde yer alan 3 soruyu yanıtladık.

Toplumların Yeni Bir Dini Kabulünde Hangi Etkenlerin Rol Oynamış Olabileceği Konusundaki Düşüncelerinizi İfade Ediniz.

Din, insanlık tarihi kadar eski bir tarihe kadar uzanabilir ve her tarihsel dönemde bireyi ve toplumu etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Sonuç olarak tarih boyunca dini inançsız bir toplum olmamıştır. Toplum, dinin kendi yaşamları için ihtiyaç ve isteklerini karşılayıp karşılamadığı ile ilgilenmektedir.

Malazgirt Savaşı İle İlgili Bildiklerinizi Anlatınız.

Malazgirt Savaşı ile Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071’de, Malazgirt’te Büyük Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğu arasında gerçekleşen savaştır. Savaş sırasında Büyük Selçuklu Devleti’nin imparatoru Alparslan ve Bizans İmparatorluğu’nun imparatoru Romen Diyojen’di. Bu savaşta kazanan Büyük Selçuklu Devleti olmuş ve bu vesile ile Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır. Türkler Anadolu’ya akın etmiş ve Türkiye tarihi de başlamıştır.

Alparslan Kafkasya’da bir sürü zafer kazanmasının ardından Fatımi Halifeliğine yöneldi. Çünkü bu halifelik Abbasi halifeliğinin ve Selçuklu Devleti’nin varlığını tehdit ediyordu ve ayrıca İslam’da iki başlılık yaratıyordu Alparslan bu halifeliği fethetmek için sefer düzenledi. İlk önce yolunun üzerindeki Malazgirt kalesini fetheden Alparslan daha sonra Halep’e yöneldi. Ama bu sırada Bizans ordusunun Romen Diyojen ile birlikte yola koyulduğunu öğrendi. Bu nedenle Mısır seferini bırakıp yani Fatıma halifeliğini fethetmekten vazgeçip Ahlat’a yöneldi. Her ne kadar Romen Diyojen’e barış teklifi yapsa da bu teklif reddedildi. Savaş teklifini reddedileceğini düşünen Alparslan bunun için bir önlem almıştı. Askerlerinin büyük bir kısmını tepelere yerleştirdi. Kendisi de dahil olmak üzere bir kısım asker ise ovada kaldı.

Savaşın gerçekleştirildiği yer Rahva Ovası idi. 26 Ağustos 1071 günü sayıca Selçuklu ordusundan üstün olan Bizans askerleri Romen Diyojen de birlikte ovanın ortasındaki askerlere karşı hücum etmeye başladı. Bunun üzerine Tepelere yerleştirilmiş olan askerler tepeler dinlenerek Bizans ordusunun etrafını sardı. Kaçmak isteyen Bizans ordusunun tüm etrafın sarılmıştı.Böylece tuzağa düşürülmüş oldular. Alparslan’ın Turan taktiği sayesinde sayıca üstün olmalarına rağmen büyük bir yenilgiye uğrayan Bizans ordusunun birçok askeri Romen Diyojen de dahil olmak üzere esir düştüler.

Esir düşürülen Romen Diyojen Alparslan huzuruna çıkarıldı. Alparslan, Diyojen’i cezalandırmak yerine onu affetti ve bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşmaya göre Bizans İmparatorluğu, Büyük Selçuklu Devleti’ne yıllık olarak vergi ödemek zorunda idi. Ayrıca Bizans’taki Türk Esirler serbest bırakılacak, Urfa, Malazgirt, Menbiç ve Antakya şehirleri Büyük Selçuklu Devleti’ne teslim edilecekti. Fakat bu anlaşma yürürlüğe giremedi. Çünkü Bizans İmparatorluğu’nun başına yeni bir imparator geçmiş ve Diyojen’i nezarete atmıştı.

Malazgirt Savaşı Türklerin Anadolu’ya girmesini bir kapı görevi gördü. Bu savaştan sonra Türkler hızlıca Ege ve Marmara çevresine kadar tüm Anadolu’yu fethettiler ve buralarda devletler kurdular. Bunun sonucu olarak Avrupalılar, Anadolu’yu “Türkiye” olarak anmaya başladılar. Ancak Türkler Anadolu’yu türkleştirmeye çalışırken Avrupalılar ise Türkleri Anadolu’dan atma peşindeydi. Bu nedenle Haçlı Seferleri düzenlense de Türklerin direnişi sayesinde başarılı olamadılar.

Hükümdara Devlet Yönetimiyle İlgili Tavsiyelerde Bulunan Bir Vezir Olduğunuzu Düşünerek Bu Tavsiyelerinizi Paylaşınız.

Eğer devlet yönetimi ile ilgili tavsiyeler veren bir Vezir olsaydım başkanıma ilk önce eşitlikçi, din dil ve ırk ayrımı gözetmeyen bir politika izlemesini önerirdim. Çünkü eşitlik her insanın hakkıdır. Din, dil ve ırk insanlar tarafından seçilen şeyler olmadığı için bunlar nedeniyle ayrımcılık yapılması söz konusu olamaz. Ayrıca eşitliğin olduğu toplumlarda vatandaşlar kendini daha iyi ifade edebilir ve toplumdaki birlik ve beraberlik artar.

Ek olarak hoşgörülü bir politikanın da uygulanmasının devlet için daha faydalı olacağını da söylerdim çünkü bu fethi kolaylaştırır fethedilen yerlerdeki insanların kargaşa çıkarmamasını sağlar. Böylece devletine daha sadık olan halk, işlerini daha özverili ve daha güzel bir şekilde yapar. Bu da devlete olumlu bir geri dönüş sağlar.
Bir diğer önerim ise yönetimin amacının kendi çıkarlarından çok halkın istediklerini yapma doğrultusunda olmasıdır. Çünkü koltuğun başındaki insanlar kendi çıkarlarını düşündüğü sürece ülke kötü yönetilmeye mahkum olur.

Bunların yanı sıra eğitime önem veren bir politika izlemesini isterdim çünkü eğitimin olmadığı bir toplum uygar devletler seviyesine erişmesi ve toplumun refah düzeyine ulaşması neredeyse olanaksızdır. Ayrıca daha sonraki nesiller gelişemeyeceği için ülke yönetimi iyice kötüye gidecektir. Ülkedeki eğitimli insan sayısı ne kadar fazlaysa o ülkedeki vatandaşlar o kadar bilinçli olur. Sağlık da eğitim kadar önemlidir Bu nedenle ülkedeki hastanelerin ve tıbbın gelişmiş olması önem arz etmektedir. Bunun için eğitim ve sağlık alanında devletin insanları bilinçlendirmesi, bu konuda onları teşvik etmesi gerekir Örneğin çocukların okula gitmesi için yapabileceği bir kampanya ya da tıp alanında yeni buluşlara sahip olan insanlara vereceği maddi destekle eğitim ve sağlığın insanlar için önemli olduğu gösterilebilir.

Konu İçindeki Sorular

9. sınıf tarih dersi kitabı (Tuna Yayınları) altıncı ünitesi olan Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri ünitesinin konu başlıkları altında yer alan tüm soruları yanıtladık.

Size Göre Türklerin İslam Ülkelerinde Saygı ve Takdir Görmelerinin Nedenleri Neler Olabilir?

“Türkler, Müslüman bir ülkeye ulaştıkları zaman orada saygı ve takdir görürler. Emir ve orduya kumandan olurlar.”

Bu konunun nedeni birkaç şey olabilir. Birinci olarak onlar da İslamiyet’i kabul ettikten sonra yaşanıyorsa bunun nedeni Müslümanların diğer Müslümanları daha hoş karşılamaları olabilir. Bu olay İslamiyet’ten önce yaşanıyorsa burada 3 olasılık aklıma geliyor. Birincisi Türklerin İslam’dan önceki dinleri İslam’a çok benziyordu. Mesela onların da tek tanrıları vardı. Bu yüzden daha kolay birlik olup iki devlet olarak yakınlaşmış olabilirler. İkincisi Osmanlı çok iyi zamanlardan geçiyorken bu olaylar yaşanıyorsa halkın zenginliğinin onlara yardım edebileceğini ve onlara bir şeyler satarak ekonomilerine katkı sağlayabileceğini düşünüyor olabilirler. Üçüncü olasılık ise Osmanlı’nın askeri gücünden korkuyor olmaları olabilir. Osmanlı özellikle belli dönemlerde çok güçlenmiştir bu yüzden o ülkeler Osmanlı’nın onlara zarar vermesinden ya da işgal etmesinden korktukları için böyle davranıyor olabilir.

Eğer bu olaylar Osmanlı’nın çöküş döneminde yaşanıyorsa bunun için iki olasılık tahmin ediyorum. Birinci olarak onları düşmanla savaşma açısından desteklemek için onlara geldiklerinde iyi davranıyorlar ya da onların düşmanı öyle püskürtmelerini görünce buna olan saygılarını göstermek için ülkelerine geldiğimizde iyi davranıyorlar. Eğer bu olaylar kalkınma döneminde oluyorsa iki tahminim var. Birincisi bu hoşgörüyü kalkınma çabamızı takdir ettikleri ve destekledikleri için yapıyor olabilirler, ya da bu hoşgörüyü oraya bir daha gelelim ve kültürlerine bir şeyler katalım diye de yapıyor olabilirler. Bunun dışında da Türkler ortamdakilere saygı ve hoşgörü ile yaklaştığı ve kargaşa çıkarmadıkları için de saygı görmüş olabilirler.

Bunun dışında bazı savaşlarda müttefik oldukları için birbirleriyle güvenleri artmış ve birbirlerine daha fazla hoşgörülü davranmaya başlamış olabilirler. Bunun dışında Türklerin cihat inancıyla İslam’ı birçok ülkeye onlar yaymışlardır ve üstün savaş yetenekleriyle İslamiyet’i dünyadaki birçok savaştan koruma görevini üstlenmekten gurur duymaktadırlar. Bunun dışında Osmanlı ile ticaret yaptıkları için olabilir diye tahmin ediyorum. Bir ülkeyle ticaret yapman gerekirse elinde kendine yetenden fazla ürün vardır ve onu satmalısındır. Ama eğer Osmanlı’ya kötü bir şey yaparsan hem senle ticaret yapmaz hem de senle ticaret yapanları da tehdit edip senle ticaret yapmamasını sağlayabilir.

İslamiyet’in Kabulünden Sonra Türklerin Sosyal ve Kültürel Hayatında Hangi Değişimler Yaşanmış Olabilir?

Değişimler şu şekilde olabilir:
İnsanlar birbirlerine dinlerini sormaya başlamış olabilirler çünkü türklerin hepsi aynı anda Müslüman olmadı. Bunun dışında belli gruplaşmalar yaşanmış olabilir. Bu gurupların arasında sözlü çatışmalar olmuş olabilir. Hatta bu guruplar arasında kavga veya silahlı çatışma gibi şeyler de olmuş olabilir.

Bunun dışında insanlar Müslümanlığın kurallarına uymaya daha özen göstermeye başlamış olabilirler ama aslında onların Müslümanlıktan önceki olan inançları da Müslümanlığa çok benzer kurallara sahiptir. Bu yüzden bu geçişte türklerin çok sıkıntılar yaşamadıklarını düşünmek yanlış olmaz. Ama bazı inanmayan ya da eski dinden olan insanların bu benzerlikleri yanlış anlamaları çok muhtemeldir. Mesela bu dinlerin birbirini kopyaladığını veya eski dine inanan bir insanın İslam’ın onların dininden kopyaladığını söylemesi saçma mı olur? Bu benzerliklerin tesadüf olması da çok muhtemelsiz beki islam dinini yaymak için türklere de bir elçi gönderildi ama 2 din de kendini farklı adlandırdı. İki dinin benzer olması tartışmalar dışında türklerin islama geçmesini çok kolaylaştırmış ve türklerin cihat anlayışıyla islamı dünyaya yaymasını da çok kolaylaştırmıştır.

Ama islamda gönderilen elçiler padişah veya krallar değiller ya da babadan oğula geçmez bu peygamberlik ama Göktürklerde padişahları her zaman yaratıcı göndermiştir ve bu saltanat gibi babadan oğula geçerdi. Buna bakıldığında sanki aynı din ama birazcık değiştirilmiş gibi değil mi? Benim teorim ilk islam indirildiğinde türklere de indirilmişti ama türklerde bir insan kendi çıkarını düşünüp padişah olup ülkeyi yönete bilsin ve o öldüğünde de oğlu ülkeyi yönetebilsin diye dini bu dini birazcık değiştiriyor. Türklerin kültürel hayatında özelikle mezarlar değişmiştir. Eskiden Türkler gömülürken eşyalarıyla gömülürlerdi bu dav onların bir çeşit yeniden doğuşa inandığını gösteriyor ama islamda böyle bişey olmadığı için bu mezarlar da değişmiştir. Bunun dışında ülkenin yönetim şekli de değişmiştir. İslamdan sonra biraz daha cihan anlayışını benimsedikleri için daha agresif bir performans bekleniyor. Ülkenin ekonomik faaliyetlerini bu durumun çok etkilediğini düşünmüyorum çünkü en fazla birkaçı.

Yusuf Has Hacip’in Sözlerinden Hareketle Karahanlıların Devlet Anlayışıyla İlgili Neler Söyleyebilirsiniz?

“Memleket tutmak için çok asker ve ordu gerektir. Askeri beslemek için de çok mala ve servete ihtiyaç vardır. Bu malı elde etmek için halkın zengin olması gerektir. Halkın zengin olması için de doğru kanunlar konulmalıdır. Bunlardan biri ihmal edilirse beylik çözülmeye yüz tutar.”

Devlet temelinin adalet ve hukuk olduğunu savunduğundan dolayı devletin büyümesine engel olacak bir devlet anlayışı bulunmaktadır.

Yusuf Has Hacip’e Göre Bir Hükümdarda Bulunması Gereken Özellikler Neler Olmalıdır?

(Bu Soru Sayfa 188’deki Metne Göre Yanıtlanmıştır.)

Adalet: Adalet bir hükümdarda bulunması gereken en önemli özelliklerden biridir. Bir hükümdarda adalet duygusu olmazsa ona duyulan güven duygusu azalır ve bir hükümdara duyulan güven duygusu azalırsa toplum çökmeye başlar. Özellikle adaletsizlik oluyorsa halk ayaklanır ve o hükümdarı tahttan indirir. İndiremezse bile bu adaletsizliği unutmaz ve daha sonra patlamak üzere beklemeye çekilir. En küçük kıvılcımda tekrar ayaklanıp ülkenin dış savunmasına zarar verirler. Bu da ülkenin yıkılması ile ya da bu duruma gelmeden padişahın asılması ile son bulur.

Dürüstlük: Eğer bir hükümdar dürüst olmazsa halk bunu eninde sonunda anlar. Padişah da olsa kral da olsa bir yalan eninde sonunda ortaya çıkar. Ve bu yalan ortaya çıktığında padişah veya hükümdar için genelde işler hiç iyi gitmez ve genelde ülke çöküşe girer. Bazen insanlar arasında iç savaş bile çıkabilir. Padişah yanlıları ile padişah karşıtlarının savaşı. Bu savaşa eğer hükümdarın yalanları yüzünden girildiyse büyük ihtimalle padişahın yanında çok fazla kişi olmaz ve kaybeder. Kaybederse genelde ülke tehlikeye girer çünkü iç savaşı fırsat bilen ülkeler savaş açıp topraklarını almak isteyeceklerdir. Bu noktadan sonra geri dönüş biraz zordur ve çoğu ülke bundan kurtulamayıp yok olur.

Güler Yüzlülük: Eğer bir hükümdar güler yüzlü değilse halk onu sempatik bulmaz. Halk hükümdarı sempatik bulmaz ise ona bağlanmakta güçlük çeker ve halk onu sevmez. Halk onu sevmezse yapacağı en küçük hatayı kollayıp onunla birlikte ayaklanmaya çalışırlar, bazen başarılı da olurlar.

Akıl Almak: Eğer bir padişah sadece kafasına göre hareket ederse genelde çok başarılı olamaz. Bu konuda ona yardımcı olacak alanına uzman kişilerden yardım alması uygun görülür. Son karar her zaman hükümdardadır ama o kişilerden de akıl almakta fayda vardır. Eğer böyle bir şey olmazsa padişah çok iyi kararlar veremez ve ekonomisi kötüye gider. Bunun yanında bunu fark eden halk ayaklanmaya başlar ve padişah ne yapacağını bilemediği için yine yanlış kararlar verir. Sonra durum daha kötüye gider. Genelde bunun sonu idam olarak tanımlanır.

Kaşgarlı Mahmut Divanü Lugati’t-Türk’ü Hangi Amaçlarla Yazmış Olabilir?

Kaşgarlı Mahmut Divânü Lûgati’t-Türk’ü yazma sebebi yapılan bir savaş sonunda Türkler kazanınca Araplara Türkçenin de önemli bir dil olduğunu ve Türkçeyi de öğrenmeleri gerektiğini anlatmaktır. Hazırladığı sözlük ile çığır açan Kaşgarlı Mahmut Araplara Türkçenin de zengin bir dil olduğunu göstermiştir. Eserde çok fazla türkleri ve Türklüğü öven Kaşgarlı Mahmut Türklerin en zekisi en iyi eğitimlisi ve en soylusu olmakla övünür. Bu kitabın yazılma amacı Araplarla Türkleri yakınlaştırmak ve güç kazanmaktır.

Bunun amacı da İslam’da yatıyor. Kaşgarlı Mahmut, Kuran-ı Kerim’in Arapça olmasını sevmeyip Araplara Türkçeyi de öğrenin çağrısı yapıyor. Araplara Türkçe öğretmenin iki sebebi olabilir. Birinci sebebi, Araplarla ittifak içinde olup birbirinizden gerektiğinden yardım almak için olabilir. İkinci sebebi ise Arapları da Türkleştirip içimize katmak ve daha da güçlenmek de olabiliriz. Bunun dışında sadece Araplara değil Türkçeyi başka ülkelere de kullandırıp bir süpergüç olmak istiyoruz.

Bunun dışında Divânü Lûgati’t-Türk’ün ilk sayfaları Hz. Muhammet’e ve Allah’a övgü bölümü bulunur. Buradan aslında Kaşgarlı Mahmut’un İslam’ı Türkçeleştirmek istediğini düşünüyorum. Bu zamanda Arapların İslam’ın Türkçeleştirilmesine karşı çıktığını varsayıyorum çünkü neden İslam’ın ana dillerinden çıkıp başka bir dile çevrilmesini istesinler ki? Araplar İslam’ın Türkçeleştirilmesini onaylamıyorlar. Ama Türkler pes etmiyorlar ve tartışmaya devam ediyor olabilirler. Mesela Araplar bunca yıldır bizim ellerimizdelerdi diyor olabilirler. Türkler de İslam bizim cihan anlayışımız yüzünden yayıldı diyor olabilirler. Ama bu tartışma ne kadar uzun sürerse sürsün gelinen yol genelde İslam ana dil değişimi değil çünkü Araplar bunu çok uzun yıllardır ellerinde tutuyorlar ve bırakmak da istemiyorlar. Eğer bu işi bırakırlarsa İslam’ın nerelere gideceği, ne savaşlar geçireceği, kimin ölüp kimin kalacağı bile belli değil. Özellikle artık herkes de nükleer silahlar olduğu için ne zaman kimin 3. Dünya Savaşını başlatacağı ve öyle bir savaşın nasıl biteceği belli değil.

Yukarıdaki Şiir Hangi Tarihî Olayları Anlatmak İçin Yazılmış Olabilir? Neden?

(Bu Soru Sayfa 190’daki Şiire Göre Yanıtlanmıştır.)

Bu şiir Türklerin yaptığı büyük göç olayını anlatıyor. Bunu metnin belirli yerlerinden anlayabiliriz. Bu şiirde Türklerin üstün savaş becerisinin dünyadaki her ülkeyi korkuttuğunu söylemiştir. Bunun yanında Çin gibi sed mi çekelim de demiştir ama sonra şu kelimeleri kullanmıştır eklemiştir “önüne çıksa bu sel dayanmaz ki” burada da bütün Asya’ya sed bile örsek Türkler durmaz anlamı vardır. Bunun dışında Türkleri bir sele benzetmesi ilginçtir çünkü seller önündeki her şeyi yakıp yıkar ve kimseyi tanımaz. Yok dostmuş, yok müttefikmiş hepsini yakar yıkar ve yok eder. Ama Türklerde böyle değildir. Müttefiklerine genelde hiçbir şey yokken saldırmazlar. Eğer Türkler ihanet ederlerse bunun altında kesin bir sebep vardır. Ama Türkleri sele benzetirken bir konuyu da doğru ele almıştır.

O dönemde Türkler genelde sel gibi önüne çıkan düşmanları yenilgiye uğratıp bazen kendisine para vermesini isteyip bazen de direk topraklarını alıyordu. Bu şiirin Türklere yazıldığını şu dizelerden anlayabiliriz;
“Bir insan seli ki Oğuz soyundan
Selçuk’un atası Kınık boyundan.
Önüne durulmaz bir Türkmen seli.
Sedd-i Çin’e benzer set mi çekmeli?”

Bu dizelerden oradaki ülkelerin Türklerden gerçekten çok korktuğunu anlayabiliriz. Bu göç olayını anlatmakla beraber o ülkelerin duyduğu çaresizliği ve elinden bir şey gelmeme olayını da anlatıyor çünkü Türkler çok güçlüler ve çok kolay bir şekilde o küçük ülkeleri yok edebilirler bu yüzden o küçük ülkelerin hükümdarları da korku içinde çünkü sadece yok olması değil o ülkeden para da isteyebilirler sadece yok etmemek için ve o küçük ülkelerin ekonomileri bu parayı ödeyecek kadar iyi olmayınca halk sinirlenip bu olayı padişahtan bilebilir. Bunun sonucunda o padişaha iki seçim düşer savaşmalı mı yoksa işi akışına mı bırakmalı. Savaşırsa büyük ihtimalle Türkler onun ülkesini ele geçirecek ama akışına bırakılırsa büyük ihtimalle halk ayaklanıp padişahı idam edecek. İşte bu seçim bir padişahın yapacağı en zor seçimlerden bir tanesidir. Ülkesinin kurtuluşu için canı pahasına savaşmak mı yoksa daha büyük bir devletin çatısı altında kalıp hiç gelişememek mi.

Selçukluların Anadolu’yu Yurt Tutmaya Karar Vermesinde Bu Ülkenin Hangi Özellikleri Rol Oynamış Olabilir?

Türklerin Anadolu’yu yurt olarak edinmesinde özellikle Türkiye iki kıta arasında bir köprü niyeti gördüğünden geçmek isteyen herkes para ödeyecek ya da eğer savaştaysak ve düşmanımızsa hiç geçemeyecek. Bunun dışında İstanbul boğazında da durum aynı geçmek isteyen herkes para ödeyecek ya da eğer savaştaysak ve düşmanımızsa hiç geçemeyecek. Bunun dışında dört mevsimin de yaşandığı dünyada az yerlerden bir tanesi bu yüzden de seçilmiş olabilir. Bunun dışında Türkiye’de bazı yerlerde dağlar denize dik bazen ise paralel uzanır. Bunun dışında Anadolu’da Mezopotamya’nın da bir kısmı kaldığı için bu da bu seçimi etkilemiş olabilir. Bunun dışında yurtlarından ayrılan Türk toplulukları da Moğollardan kaçıp güvende olduklarını düşündükleri için gelmiş olabilirler.

Bunun dışında Anadolu’yu ele geçirmek daha kolay olacağını düşünüp oraya saldırmayı amaçlamış da olabilirler. Ya da şu andaki padişah ele geçirmek konusuna biraz takık olduğu için bazı Türkler daha barış içinde yaşayacakları ve savaşlarda ölmeyecekleri bir yerlere gitmek istemişlerdir. Anadolu bu kriterlerde bir yere yerleşmek için mükemmel bir yerdir. Boğazdan bir gelir kaynağın var, o boğazdan geçmek isteyenler seninle arasını iyi tutmalı ve onu almak isteyenlere karşı her zaman seninle arasını iyi tutan müttefiklerin olur.

Bu müttefikler sana hem savunmada hem de ekonomide yardım edebilir. Mesela borç istediğinde verir. Bunun dışında Mezopotamya’nın bazı bölgelerine sahip olduğun için ülkendeki tarımın verimi de fazla olur. Bunun sonucunda hem dışarıdan bir şeyler almazsın hem de onlara tarım ürünlerini satıp gelir elde edersin. Bunun dışında ülkemizde 4 mevsimin yaşanması ve günlük sıcaklık farkının az olması turizmden askeriyeye kadar tarımdan boğaza kadar her şeye etki ediyor. Örnek olarak askeriyeye olan artısı şudur:

Günlük sıcaklık farkları az olduğu için operasyonlara tek kıyafetle gidip gelinebiliyor ama eğer günlük sıcaklık farkı fazla olsaydı hava sıcaklığı gün içinde çok değişeceği için bu operasyonların yapımı zorlaşacaktı. Tarımda da eğer hava bir anda soğuyup bir anda ısınırsa bazı bitkiler bu sıcaklık farkına dayanamayıp ölebiliyorlar ve bu da ülke ekonomisine zarar veriyor.

Yukarıda Anlatılanlardan Yola Çıkarak Pasinler Zaferi’nin Türk Tarihindeki Önemi Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?

(Bu Soru Sayfa 193’teki Bilgiye Göre Yanıtlanmıştır.)

Pasinler Savaşı, Selçuklu düzenli ordusunun Anadolu’da kazandığı ilk büyük savaş olması nedeniyle çok önemlidir. Bir önceki muharebe Türkmenler tarafından vur-kaç taktiği kullanılarak yapılmış, ancak bu savaşta Selçuklu hanedanının mensuplarının komuta ettiği ordu kullanılmıştır.

Yukarıda Geçen “İkinci Bir Türk Vatanı” Sözüyle Anlatılmak İstenen Yer Neresi Olabilir? Neden?

“Selçukluların en büyük tarihî rolü, Ön Asya’da ikinci bir Türk vatanını kurmak olmuştur.”

Büyük olasılıkla bu sorunun cevabı Anadolu’dur. Çünkü metinde bahsi geçen yerlin gerek jeopolitik gerek sosyolojik gerek sosyolojik özellikleri olsun, Türk halkının yaşadığı bir coğrafyanın özelliklerinde olduğu göze çarpmaktadır. Bundan dolayı sorunun cevabı Anadolu’dur.

Bizans Ordusunun Sayı Üstünlüğüne Rağmen Selçuklu Ordusu Karşısında Bozguna Uğramasının Nedenleri Neler Olmuştur?

Farklı ideallere hizmet eden 200.000 kişilik Bizans ordusuyla karşı karşıya kalan Selçuklu ordusu, aynı amacı güderekten aynı idealin peşinden koşan 50.000 kişilik bir ordudan oluşmaktadır. Bizans ordusunda Türkmenler ve Peçenekler gibi Türklerden oluşan Avrupalı Türkler, Alpaslan’ın yanına yürüdüler. Bu nedenle sadık Selçuklu ordusu az sayıda da olsa savaşı kazandı.

Büyük Selçuklu Devleti Toprakları Üzerinde Günümüzde Hangi Devletler Bulunmaktadır?

Irak, Suriye, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, İran, Türkiye ve benzeri devletler bulunmaktadır. Selçuklular, Oğuzların Üçoklar kolu, kınık boyundandır. Selçuklular; Çin’den, Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen’den Rusya içlerine kadar yayılan büyük bir devlet haline gelmişlerdir.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Görülen Taht Kavgalarının Eski Türk Devletlerinde Görülen Hangi Yönetim Anlayışının Bir Sonucu Olduğu Söylenebilir?

Selçuk Bey, devlete ismini veren kişidir. Selçuk Bey, Hazar Denizi ila Aral Gölü arasına hüküm süren Oğuz Yabgu devletine ait komutanlardan Dukak Subaşı’nın oğludur. Selçuk Beyi babası Dukak Beyin ölümü sonucunda on yedi- on sekiz yaşlarında subay başı rütbesine yükselmek zorunda kalmıştır. Selçuk Beyi genç yaşına rağmen oldukça yüksek rütbelere ulaşmıştır ve ulaştığı yüksek rütbeler sonucu devamlı artan bir itibara sahip olmuştur. Devamlı artan bu itibarı, Yabgu ve eşini telaşlandırmıştır. Selçuk Bey’i başlarında atmak için çeşitli çareler arama yoluna gitmiştirler. Ancak Selçuk Bey, öldürülmekten çekinmiştir. Dolayısıyla kabilesiyle beraber ayrılma durumunda kalmıştır. Muhtemelen tarih takvimleri 985 sularını gösterir iken Selçuk Bey kabilesiyle beraber güney yolunda Seyhun nehri kenarlarında bulunan Cend şehrine gelmiştirler. Yerleştikleri bölge ve şehir, o zamanlarda İslam ülkelerine geçişte hudut durumunda bulunmaktadır.

Büyük Selçuklu Devleti Henüz Yıkılmadan Toprakları Üzerinde Devletler ve Atabeyliklerin Kurulmuş Olmasına Bakarak Bu Devletin Son Dönemleri Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?

İç siyaset devletin kontrolü altından çıkmıştır. Devletin kontrolü altından çıkan siyasete karşın halkın verdiği cevap isyanlarla ve propagandalarla olmuştur. Devletin gücü isyanları ve isyancıları bastırmaya yetemediğinden dolayı isyan eden isyancılar, kendi hakimiyet alanlarında beylik kurma yoluna gitmiştirler.

Selçuklular Yönetim ve Toplum Yapısı Alanlarında Hangi Devletlerden Etkilenmiş Olabilirler? Neden?

Gaznelilerden, İranlılardan Eski Türk tolumlarından ve Bizansılardan etkilenme şansları oldukça yüksektir. Çünkü bu toplumlarla ortak bir komşuluk ve inanç sistemine sahiptir. İnanç sistemlerinin benzerliği sayesinde kültürleri arasında bir kaynaşma ve gelişme olmuş olabilir. Komşu oldularından dolayı birbirliyle olan dış ilişkileri, ticaretleri kültürlerini etkileyen bir diğer etmen olabilmektedir. Aralarında düşmanlıklar yaşandığında birbirlerine yaptıkları göçler sayesinde kaynaşma fırsatı bulmuşlardır. Böylelikle kültürler arası bir aktarım mümkün olmuştur.

Nizamülmülk’ün Siyasetname’de Yer Alan Tavsiyelerinden Hareketle Selçuklu Sultanlarının Sorumluluklarının ve Yetkilerinin Neler Olduğuyla İlgili Hangi Çıkarımlarda Bulunabilirsiniz?

(Bu Soru Sayfa 201’deki Metne Göre Yanıtlanmıştır.)

Yönetici halkına karşı kibar ve nezaketli davranmak hükmündedir. Aynı zamanda adaletli olmak zorundadır. Vergi memurlarını denetleme ve işlemlerini inceleme sorumluluğunu almak zorundadır. Alimler ve alimlerin emirlerindeki memurlara iyi davranma zorunluluğundadır. Halkın istediği zaman kendisine ulaşacak konumu olmalıdır. Böylelikle kendine güvenen ve kendine sadık bir halka karşı hitap edebilme şansını bulabilecektir. Bir nevi yöneticiden beklenen haraket, halkın vergilerle çalıştırdığı bir işçi konumuna bürünmesidir. Kendini halktan üst görmeyerek halka olabildiğinde çok yardımda bulunma zorunluluğunu taşımak durumunda olmaktadır.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Sultanın Adaletin Sağlanmasına Verdiği Önemi Dikkate Aldığınızda Bu Devletin Yönetim Anlayışı Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz?

Devletin töre devletine karşın devlet, hukuğa önem vermektedir ve bundan dolayı hukuğa uygun kurallar içermektedir. Böylelikle hukukla yönetilen bir devlet olma ünvanına sahip olmuştur.

İkta Sahiplerinin Halka Kötü Davranmaları Durumunda Ortaya Çıkabilecek Sonuçlar Neler Olabilir?

(Bu Soru Sayfa 203’teki Etkinliğe Göre Yanıtlanmıştır.)

Çıkarabileceğimiz iki adet önem arz eden sonuç vardır. Bu sonuçlardan birincisi iktaların ellerinden alınmasını savunmaktadır. İkinci sonuç ikse ordu ve tarım sisteminin bozulmasıdır. Ancak bu sonuç devleti zayıflatacağından alternatif bir çözüm bulmak önemli hale gelmiştir. Halka önem verildiğinden dolayı yeni bir kanın geliştirilmiştir. Bu kanunla beraber görevlerini yerlerine getirenler ödüllendirilmeye layık görülürken görevlerini yerine getirmeyenler cezalandırılmak zorunda kalmışladır.

Nizamülmülk’ün Yukarıdaki Sözlerine Bakarak Büyük Selçuklu Devleti’nin Yönetim Anlayışı Hakkında Neler Söylenebilir?

(Bu Soru Sayfa 203’teki Etkinliğe Göre Yanıtlanmıştır.)

Selçukluların güçlenmesi ile beraber bölgenin hakimi olan Karahanlılar ve Gazneliler zor duruma düşmüştürler. Güçlerini ellerinde tutmak için fazladan çaba sarf etmek durumunda olduklarının farkına varmıştırlar. Bu sebeple Karahanlılar ve Gazneliler işbirliği yapma yoluna gitmişlerdir. Gazneli- Karahanlılar işbirliğiyle beraber Arslan Yabgu, 1025 yıllarında Gaznelilerce yakalanmış ve sonrasında Hindistan’daki Kâlencer Kalesine hapsedilmiştir. Bu olaydan sonra Gazneliler ve Selçuklular arasında açık bir savaş başlamıştır. Esaret yıllarında Selçuklulari ortak hükümder sistemi ile yönetilmişlerdir. Musa yabgululuğa getirildi ve Yusufûn oğlu İbrahim de yınallığa getirilmiştir. Mikail’in oğulları olan Çağrı Bey ile Tuğrul Bey amcalarının sürdürdükleri hakimiyetleri ile ayrı bölgelerde yaşama durumuna girmişlerdir. Sultanü’l-Muazzam (Büyük Sultan) ünvanını Tuğrul Bey almıştır. Melikü’l-Mülûk (Hükümdarların Hükümdarı) ünvanını ise Çağrı Bey almıştır. Arından bu ikili, Büyük
Seçuklu Devletinin bağımsızlığını ve kuruluşunu ilan etmişlerdir. Gazneli- Selçuklu mücadelesi 1040 yılının 23 Mayıs ayında Dandanakan Meydan Savaşı içerisinde Selçuklu devletinin üstünlüğü ele geçirmesi sayesinde kesin bir neticeye kavuşmuş oldu.

Namık Kemal’in Yukarıdaki Sözüyle Anlatmak İstediği Düşünce Ne Olabilir?

“Türkler; o millet değil midir ki medreselerinde Farabiler, İbn-i Sinalar, Gazaliler, Zemahşeriler tevsî-i ma’rifet eylemiştir.”

Türklerin bilime verdikleri önem ve değer sonucunda ilim sahasında ne denli gelişmiş oldukları ve ne denli donanımlı ilim insanları yetiştirdiğini anlatmıştır. Türklerin ilime verdikleri önem bu dönemlerde oldukça geniş bir yelpaze kaplar.

Alp Arslan’ın Yukarıda Anlatılan Faaliyetlerini Dikkate Alarak Selçukluların İlme Verdikleri Önem İle İlgili Olarak Neler Söyleyebilirsiniz?

(Bu Soru Sayfa 205’teki Bilgiye Göre Yanıtlanmıştır.)

Selçuklular yaşadıkları dönemde para ve mülk derdinde olmak yerine halkı tanrının emanetleri için yaşayan ilim adamlarına gereken imkânın ve önemin gösterilmesi sağlamış. Bunun sonucunda birçok büyük medrese ve ilim yuvaları inşa edilmiştir. Selçuklarının ilme verdiği bu önem sayesinde Türk toplumu o dönemde ilim alanında gelişmiş olup, Avrupalıları da geçmiştir ancak daha sonrasında bu gelişmeler o kadar çok görülmemiş. Selçuklular ilim insanlarını gördükten sonra onlar için bir sürü eğitim kurumu kurmuş ve hem halkın hem de ilim insanlarının gelişmesini sağladı.

 

Ünite Değerlendirme Bölümü Soruları

9. sınıf tarih ders kitabı kitabı (Tuna Yayınları) altıncı ünitesi olan Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri ünitesinin Ünite Değerlendirme bölümünde yer alan tüm soruları yanıtladık.

Aşağıdaki cümleleri kutucuklarda verilen kavramlardan uygun olanıyla tamamlayınız.

1. Bilge Kül Kadır Han

2. Kutadgu Bilig

3. Karahitaylar

4. İldenizliler

5. Alamut

6. Alp Arslan

7. Melikşah

8. Emir-i candar

Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y”­yazınız.

1. D

2. D

3. Y

4. Y

5. D

6. Y

7. D

8. Y

9. D

10. D

Aşağıdaki soruların cevaplarını defterinize yazınız.

Türklerin İslamiyet’i Kabulünü Kolaylaştıran Etkenler Neler Olmuştur?

Abbasilerin, Türklerin karşısında hoşgörü siyasetini izlemesi ve Türkleri orduda önemli kademelere getirmeleri, Türklerin İslamiyet’in kabulünü kolaylaştırmıştır. Aynı zamanda Türklerin gök tanrı inanmaları, İslamiyet’te bulunmakta olan tevhit inancına uymaktadır. Kurban kesilmesi, ahiret inancı gibi bazı inançların ortak olması da bu etkenlerden biridir. Ticaret sebebiyle Türk devletlerine giden Müslüman Arapların ve İranlıların orada çalışması, her iki inançta da ruhban sınıfının olması, Türklerde yer almakta olan cihan anlayışı İslamiyet’te olan fetih anlayışıyla aynı olması da bu etmenlerden bazılarıdır. Bu etmenler ile Türklerde Müslümanlara karşı bir sıcaklık ve duyar oluşmuştur. Böylece zamanla Türkler de İslamiyet’in özelliklerini benimsemeye başlamış ve en sonunda Müslüman olmuşlardır.

Malazgirt Zaferi’nin Türk Tarihindeki Yeri ve Önemi Nedir? Açıklayınız.

Malazgirt Savaşı, 1071 yılında, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ve Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşmiş bir muharebedir. Alp Arslan’ın zafer kazanması ile sonuçlanan Malazgirt Savaşı, Türklere Anadolu’nun kapılarında kesin bir zafer sağlayan savaş olarak biliniyor. Türkler bu savaş sayesinde Anadolu kapılarını açmıştır. Böylece göçler başlamış olup, Anadolu’nun Türkleşme süreci başlamıştır. Aynı zamanda Türkiye’nin tarihi başlamış oldu. Yerleşmeler sonrası, Bizans vergiye bağlanmıştır. Türkler, Anadolu’ya yerleşmelerini boylar halinde yaptılar. Yerleşme sırasında Anadolu’da ilk Türk beylikleri kurulmaya başlandı ve böylece ilk Türk beyliği dönemi de başlamış oldu. Türklerin Anadolu’ya gelmesi Haçlı Seferlerinin başlamasına zemin hazırlamıştır. Selçukluların İslâm dünyasında saygınlığı artmış olup, Bizans’a karşı da bir üstünlük sağlamışlardır. Bunlar sayesinde Malazgirt Zaferi büyük bir öneme sahip.

Nizamülmülk’e Göre İyi Bir Hükümdarda Bulunması Gereken Özellikler Nelerdir?

Bir hükümdarda bulunması gereken özelliklerden en önemlisi de bilginliktir. Bilgi sahibi olmayan hükümdarlar devlet işlerini yapmaya ve işletmeyi beceremezler. Bundan dolayı da halk arasında bir huzursuzluk oluşur. Yani iç karışıklıklar gelişmeye başlar ve bu daha da büyür. Bilgisizliğin adaletsizliğe neden olması ve adaletli olmayan bir yönetimde halkın hoşnut kalmayacağı açık ara ortadadır. Bu yüzden de bilginlik, yönetimde olması gereken en önemli unsurlardan biridir. Aceleci davranmak da bu özelliklerden bir tanesidir. Aceleci olmanın yapılmakta olan işlerin çabuk bitebileceği bir yerde daha uzun sürmesine neden olabilir. Aynı zamanda aceleci davranmak işlerin düzgün yapılmamasına da sebep oluyor bu yüzden de hükümdarda bulunması gereken özelliklerden biri de aceleci olmamaktır. Açgözlülük de hükümdarda olmaması gereken bir özelliktir. Çünkü açgözlü insanlar cimri insanlardır ve bundan dolayı da hiçbir şeylerini paylaşmazlar. Bu durum halk arasında iyi karşılanmaz ve kargaşaya yol açar.

Nizamiye Medreselerinin Kuruluş Amaçları Nelerdir?

• Sünni düşünceyle Şii Fatımilere karşı bir zafer kazanılmasını sağlamak ve buna uygun olan âlimlerin yetiştirilmesi.
• Sınırları zaman geçtikçe genişlemekte olan devlet için memurlar ve devlet adamlarının yetiştirilmesi.
• Din adamlarını yetiştirilmesini sağlayarak insanlara İslam dininin doğru ve güvenilir olduğunun öğretilmesinin sağlanması.
• Yoksul, imkânları bulunmayan ve zeki öğrencilere yardım edilmesini ve yetiştirilmelerinin sağlanması.
• Dini bilimler olmakla birlikte pozitif bilimlerin de okutulması ve ülkenin ilim ve teknikte gelişmesinin sağlanması.
• Bilge insanların görev verilerek ve maaş verilerek medreselere atanmasını sağlayıp denetimlerinde tutmak ve devlete karşı yapılması planlanan gizli hareketlere katılmalarının önlenmesi, medreselerin kuruluş amaçlarındandır.

İkta Sistemi Nedir? Açıklayınız.

İkta, özel mülkiyette olmamakla birlikte hükümetin mülkü olan topraklara ait vergilerin ya da daha genelleştirirsek gelirlerin, sivil ya da asker erkâna, devlete yaptığı hizmetlerin karşılığı olması takdiriyle, yani maaşlarına bir karşılık verilmesi olarak tanımlanmaktadır. Erken İslam dönemindeki hukukçuların bakış açısından hibelerin daha gelişmiş biçimidir. İkta sistemi devlete mali ve askeri alanda büyük bir güç kazanmasını sağlamıştır. İkta olmak üzere verilen toprakta ikta sahibi olan kişi hükümet adına bölgeden vergileri toplar. İkta sahibi olan kişi vergileri alması ile kendi maaşını karşılamış olur. Savaş olması durumunda bölgeden toplanmakta olan, silahlı atlı birlikler oluşturulup orduya katılması sağlanır. Bu askerlerin ihtiyaç duyduğu her şeyi ikta sahibi olan kişi karşılar. İkta sahibi olan kişi aynı zamanda sorumlu olduğu bölgenin güvenliğini sağlar ve bu bölgedeki tarımsal sürecin devam etmesini sağlar.

Selçuklu Sultanı Sencer Dönemi’nde Çıkan Oğuz İsyanının Nedenleri ve Sonuçları Nelerdir?

Selçuklu İmparatorluğu’nun aslında bakıldığında Oğuzların kollarından birisi tarafından kurulmuştur. Selçuklu İmparatorluğu’nun kendilerinden oluşmasından dolayı Oğuzlar kalabalık şekilde bu devlete göç etmeye başlamış ve bunu sürdürmüşlerdir. Bu göçler Anadolu’nun Türkleşmesinde oldukça önemli rol oynamıştır. Oğuzların kuruluşta etkili olması kadar yıkılışta da etkisi fazladır. Katvan Savaşı sırasında ilk yenilgisini alan Sultan Sencer’in ordusu aynı zamanda bu süreçte Oğuzlar ile vergi verme konusunda anlaşmazlıklar yaşamıştır. Savaş ile meşgul olmasından dolayı isyan ile fazlasıyla ilgilenememiş ve isyanın etkisinin artmasına neden olunmuştur. Vergilerin ödenmesi sonucunda anlaşmazlık sonrasında 1153 yılında Belh’te meydana gelen savaşı Sultan Sencer kaybeder ve Oğuzlara esir düşer. 1156 yılında esaretten kurtulan Sultan Sencer 1157 yılında ölür ve bununla birlikte Selçuklu İmparatorluğu da yıkılmış olur.

Büyük Selçuklu Devleti Hangi Uygulamalarıyla Orta Asya Türk Devlet Geleneğini Sürdürmüştür?

Başta cenaze merasimleri ve bunun yanı sıra gelenekler olmak üzere tarihteki her yaşayan insan topluluğunda gelenekler farklı şekillerde gözlenmiştir. Türklerin uzun yıllar boyunca göçebe şeklinde yaşamasından dolayı ritüeller arasında zaman zaman farklılıklar meydana gelmiştir. İslamiyet öncesindeki cenaze törenlerinde İslamiyet’e benzeyen Şaman inancından unsurlar yer alırken, İslamiyet’in sonrasında da bu durum devam etmiştir. Tüm bunların yanı sıra, ağıt yakmak, elbiseyi ters giymek, eşyaların ters kullanılması, at kuyruğu kesmek ve bağlamak, ata mezarlarının ziyaret edilmesi gibi gelenekler de hükümdarlar ve halk tarafından uzun yıllar boyunca geçerliliğini korumuştur. Son olarak da devlet yönetiminde ve izlenen politikalarda da zaman zaman eski metotlara başvurulmuş ve onların izinden gidilmiştir.

Türklerin İslam Mimarisine Getirdikleri Yenilikler Neler Olmuştur?

Türklerin İslam mimarisine kattıkları yenilikler oldukça fazladır. Bunlardan ilki ribat adı verilen kervansaraylardır. Bunun yanı sıra darüşşifa adında hasta tedavisi için kullanılan binalar da yapılmıştır. Çadır şeklinde yapılan anıt mezarlar da diğer adlarıyla kümbetler İslam mimarisine kazandırılan yenilikler arasında yer almaktadır. Aynı zamanda medreseler ve su kemerleri de Selçuklular tarafından İslam mimarisine kazandırılan mimariler arasında yer almaktadır. Resimlerin ve heykellerin İslam tarafından hoş görülmemesinden dolayı sanat işlenen figürler ve motifler üzerinde yoğunlaşmış ancak çok gelişmemişlerdir. Süsleme sanatları kısmında mimari eserlerin süslenmesinde başta hat sanatı olmak üzere mozaik ve vitray da önemli roller oynamış ve bu tekniklerin etkileri döneme ait birçok mimari eserde gözükmektedir.

Atabetü’l-Hakayık Adlı Eserin Konusu Hakkında Bilgi Veriniz.

Atabetü’l-Hakayık, Edip Ahmet Yükneki’nin 12. yüzyılda, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar’a armağan ettiği, hadislere ve Arapça beyitlere dayanarak yazılmış şiirlerle, ahlaklı bir birey olmanın yollarını, ahlaklı olmakla ilgili olan ilkeleri açıklamış, birçok ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî görüş ve düşüncelere yol gösteren bir eser olmuştur. Eser, Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır. Eserin adı ise günümüzde “Hakikatlerin Eşiği” olarak adlandırılmaktadır. İslamiyet ve ahlakı bağdaştırarak yazılmış bu eser insanlara birçok ders vermektedir. O zamanlarda ahlaklı olmak önemli unsurlardan biridir ve bu eserin yazılması da o dönemdeki insanlara birçok şey katmıştır.

 

Aşağıdaki yönergelerde istenen çalışmaları yapınız.

Selçuklu Hakimiyet Anlayışı Hakkında Hangi Çıkarımlarda Bulunabilirsiniz?

Selçuklu hâkimiyet anlayışı hükümdarın aslında bir bakıma halka fedakârlık yapmasıdır ki bu durum normalde de yapılmalıdır. Halka karşı birçok iyilik yaparak ve olanak sağlayarak halkı kolayca yönetebiliyor. Ancak hükümdarın bunları yapabilmesi için de belli başlı özelliklere sahip olabilmesi gerekmektedir çünkü eğer hükümdar halka karşı hiçbir şey yapmazsa ve hükümeti yönetemezse iç karışıklıklar ortaya çıkmaya başlar ve bu durum daha kötüye giderek hükümetin yıkılmasına sebep olabilir. Hükümdar aynı zamanda kararlarını başkalarıyla alarak adaletli davrandığını göstermelidir ki bir hâkimiyete sahip olsun. Kararlarının doğru olup olmadığını danışarak hem kendi statüsünü korumasına hem de halka dolaylı yoldan bir iyilik yapmış oluyor. Aynı zamanda hükümdar halkı da dinlemeli ki onların ihtiyaçlarını görebilir ve halk hükümdara karşı bir sempati kazanmış olur.

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. A

2. D

3. C

4. D

5. B

6. E


Not: 9. sınıf tarih ders kitabı cevapları (Tuna Yayınları) tamamı için 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları (Tuna Yayınları) – Tüm Üniteler başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soru Sor: 9. Sınıf Tarih Ders Kitabı (Tuna Yayınları) içinde yer alan diğer soruları bilgi@derstarih.com e-posta adresini kullanarak bize iletebilirsiniz. Sorularınızı bize gönderin Ders: Tarih Ekibi sizin için yanıtlasın!

Yorum Yap

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi