İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları

İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları (Tarih Konu Anlatımı)

İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 9. sınıf tarih dersinin 4. ünitesi olan İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası ünitesinin 5. konusunun devamı olan İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları konusuna yer verdik. İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları konusunu “Asya merkezli Türk Devletlerinin çevrelerindeki devletlerle ilişkilerinin çok boyutlu yapısını analiz eder.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları

Ders: Tarih 9

Ünite: İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası

Konu: İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları

Kazanım: Asya merkezli Türk Devletlerinin çevrelerindeki devletlerle ilişkilerinin çok boyutlu yapısını analiz eder.

İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları konusunda genel ticari politikaların yanı sıra İlk Türk devletlerinde serbest ticaret pazarı hakkında bilgi verdik. Ayrıca Hazar Hakanlığı ve ticari faaliyetlerini Hazar Barış Çağı kavramı ekseninde ele aldık.

İlk Türk Devletlerinin Ticari Politikaları Hakkında Bilgi

İlk Türk devletlerinin ticari politikaları hakkında bilgi verelim. İlk Türk devlet ve topluluklarında ticaret, çoğunlukla takas olarak da adlandırılan ‘’değiş tokuş’’ esasına dayanmaktaydı. Bu da alacak ve verecek tarafların anlaşmalarına bağlı olarak gerçekleşmekteydi. İlk Türk devletleri çoğunlukla ödeme aracı olarak at ve çeşitli kıymetli madenlerden yapılmış kap kacaklar kullanmaktaydılar. Sonradan ticarette ‘’satir’’ adını verdikleri ve diski andıran bu gümüş parayı da kullanmaya başlayan ilk Türk devletleri, komşuları olan Doğu Roma, Çin ve Sasani gibi devletlerden vergi, haraç ve savaş tazminatı adı altında temin ettikleri paralarla ihtiyaçları olan diğer malları satın almışlardır. Milletler arası ticarette ise ilk Türk devletleri, genelde Soğdlu tüccarları himayelerine alıp kullanmışlardır.

Bunula beraber ülke içinde zamanla tüccar grupları oluşmaya başlamış, Soğd ve Arap tüccarlarla karşılıklı temsilcilikler açılmıştır. Tüm bunlarla beraber doğusunda ve batısındaki ülkeler ile kuzeyinde ve güneyindeki ülkeler ticaret yaparken oradaki Türk devletinin topraklarını kullandıkları için ilk Türk devletleri gelip geçen kervanlardan geçiş ücretleri almış ve büyük karlar elde etmiştir. Bunun karşılığında ilk Türk devletleri kervanların geçiş güvenliklerini sağlamışlar ve konaklama ihtiyaçlarını sağlamak yapılar inşa edip adına kervansaray demişlerdir. Kervanların at, deve gibi hayvan ihtiyaçlarını karşılayıp kervanda konaklayanlardan bir ödeme karşılığında yeme içme gibi ihtiyaçlarını temin etmişlerdir. Bu ticaret yollarına en iyi örnek İpek Yolu’dur. Bu önemli ticaret yolu ilk Türk devletlerinin sahip olduğu topraklardan geçmiştir. Bu yolda ticaretin iyi ve kazançlı olması, ilk Türk devletlerinin komşuları ile olan rekabetini artırmıştır.

İlk Türk Devletlerinde Serbest Ticaret Pazarı

İlk Türk devletlerinde serbest ticaret pazarı hakkında bilgi verelim. İlk Türk toplulukları, komşu devletler ile yaptıkları ticaretin güvenli gerçekleşmesini istediklerinden dolayı bazı önlemler almışlardır. Bu önlemlerin başında komşu devletlerle olan sınırlarda serbest ticaret pazarları kurmak gelmiştir. Serbest ticaret pazarları, ithalat ve ihracatın genellikle devletin müdahalesi olmadan çoğunlukla devletlerin sınır bölgelerinde yürütülmesini öngören bir ekonomi politikasıdır. Tarihi kayıtlara göre bilinen ilk Türk devletlerinin ilk serbest ticaret pazarı, Asya Hun devleti ile Çin arasında kurulmuştur. Bu pazarlar için genelde belirlenen yerler, Çin’in sınır şehirleri olmuştur.

Ayrıca Avrupa Hun devleti hükümdarı Atilla da serbest ticaret pazarlarına önem vermiştir. Hatta o, Doğu Roma ile yaptığı ilk antlaşma metnine özellikle iki ülke arasında yapılacak ticaretin önceden belirlenmiş sınır kasabalarda yapılacağına dair bir madde eklenmiştir. Bu madde gereği iki devlet arasındaki Tuna Nehri boyunca devam eden, sınırdaki birçok Doğu Roma kasabasında serbest ticaret pazarları kurulmuştur. Kök Türk beyleri de bu tür Pazar arayışlarına girmişlerdi. Aynı zamanda Bilge Kağan da serbest ticaret pazarlarına çok önem vermişti. Bilge Kağan, Çin devleti ile olan savaşlara son verip bu devletle olan ilişkilerini karşılıklı dostluk ve barış temeline oturttuktan sonra, önün çıkan ve kendi yarattığı fırsatlardan yararlanarak Çin devletinden bazı ticari ayrıcalıklar elde etmiştir.

Cevaplayalım: Eski Türk Topluluklarının Çevresindeki Devletlerle İlişkileri Hangi Alanlarda Olmuştur?

Eski Türk topluluklarının çevresindeki devletlerle ilişkileri hangi alanlarda olmuştur? sorusunu yanıtlayalım. İlk Türk topluluklarının komşu ve çevresindeki devletlerle çoğunlukla siyasi ve askeri alanlarda ilişkileri olmuş, bu da beraberinde dostluk ve kültürel ilişkileri getirmiştir. Genellikle askeri ve siyasi anlamda rekabette olduğu ve aynı zamanda uzun yıllar boyunca komşu olarak yaşadıkları Çin devleti ile en çok ilişkileri olmuştur ve bunlar da çoğunlukla askeri ve ticari alanlardadır diyebilmekteyiz.

Eski Türk topluluklarının çevresindeki devletlerle ilişkileri önce takaslarla başlamıştır. Sonrasında ‘‘satir’’ adını verdikleri bir gümüş parayla ödemeleri gerçekleştirmişlerdir. Ayrıca kervanlardan geçiş vergisi almışlardır. Bunlar ekonomik alanlarda olan ilişkilerini göstermektedir. Ayrıca eski Türk toplulukları komşularıyla ticaret yaparken çıkabilecek karışıklıkları önlemek için yabancı ülkelerle karşılıklı temsilcilikler açmıştır. Bu da diploması alanındaki ilişkilerini göstermektedir. Bununla beraber siyasi ve sosyal alanda da komşu ülkelerle etkileşim içerisinde olmuşlardır. Eski Türk devletleri komşu ülkelerle kız alıp vermiş, bunula birlikte akrabalık bağlarını güçlendirmişlerdir. Ayrıca yapılan ticaretlerle ilgili antlaşmalar imzalamışlardır. Bu da siyasi alanda ilk Türk devletlerinin çevresindeki devletlerle bir ilişkide olduğunun apaçık bir göstergesi olmuştur.

Yorumlayalım: İlk Türk Devletlerin komşu Devletlerle Ticaret Yapmalarının Sebepleri Neler Olabilir?

İlk Türk devletlerinin komşu devletlerle ticaret yapmalarının en önemli sebebi kültür ve coğrafya farklılıklarından dolayı ortaya çıkan ihtiyaçlardır. Örneğin ilk Türk devletlerinden biri olan Uygurların ülkesi, derisi kıymetli hayvanlar bakımından zengin olması sebebiyle dericilik ile uğraşmıştır. Uygurlar, derisi için fazlaca samur, sansar gibi hayvanları avlamışlardır. Ayrıca bu derilerden başka beyaz aba, işlemeli ve çiçeklerden giysiler üretmişlerdir. Bu ürettikleri ürünlerin fazlasını komşu ülkelere, özellikle de Çin’e satmışlardır. Ayrıca canlı at da satmışlardır. Bu, ihtiyaçtan fazla olan malları satmaları da ticaret yapmalarının en önemli sebeplerinden biridir.

İlk Türk devletlerinin komşu devletlerle ticaret yapmalarının en önemli sebebi kültür ve coğrafya farklılıklarından dolayı ortaya çıkan ihtiyaçlardır. Örneğin ilk Türk devletlerinden biri olan Uygurların ülkesi, derisi kıymetli hayvanlar bakımından zengin olması sebebiyle dericilik ile uğraşmıştır. Uygurlar, derisi için fazlaca samur, sansar gibi hayvanları avlamışlardır. Ayrıca bu derilerden başka beyaz aba, işlemeli ve çiçeklerden giysiler üretmişlerdir. Bu ürettikleri ürünlerin fazlasını komşu ülkelere, özellikle de Çin’e satmışlardır. Ayrıca canlı at da satmışlardır. Bununla beraber ilk Türk devletlerinden biri olan Uygurlar, atmak amacı ile Çin’e gönderdikleri atlarının hepsini almasını için Çin devletini zorlamışlardır. Çinliler de barışı korumak istemelerinden dolayı bu duruma boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Ayrıca kendilerini çalışkan olarak değerlendiren bu Uygur devleti, bol miktarda da bal üretirdi. Bu, ihtiyaçtan fazla olan malları satmaları da ticaret yapmalarının en önemli sebeplerinden biridir.

Hazar Hakanlığı ve Ticari Faaliyetleri

Hazar Hakanlığı ve ticari faaliyetleri hakkında bilgi verelim. Hazar Hakanlığı ya da Hazarlar, 7 ve 11. yüzyıllar arasında, Hazar denizinin çevresinde hüküm sürmüş, toprakları Van Gölü’nden Karadeniz kıyılarına, Kiev’den Aral Gölü’ne, Macaristan’a kadar uzanan, kısaca Doğu Avrupa’da kurulmuş bir Türk devletiydi. 10. yüzyıla kadar genişlemeye devam eden ve Hazar Denizi’ne adını veren Hazar devleti, daha çok Halife Osman’ın başında bulunduğu İslam Devleti ve Sasaniler ile savaştılar. Bu devlet doğudan gelen Peçenek devleti tarafından oldukça zayıfladı ve Kiev Knezliği tarafından tamamen yıkıldı.

Hazarlar, gelirlerinin büyük bir kısmını ticaretten elde eden bir devlet olmuştur. Buna rağmen ihraç edecek fazla malları bulunmamaktaydı. En çok ihraç ettikleri mallar bal, tutkal, balmumu, un , kadife ve kürklerdi. Bununla birlikte ticaret yapan kervanlar ve gemiler vergi öderdi. Ayrıca Hazar Denizi’nden gelen gemilerden de gümrük vergisi alırdı ve Hazarlar, Müslümanların ve Rus tüccarların ülkelerinden serbestçe geçmelerine izin vermişlerdir. Bu tüccarların da bir çoğu bir süre sonra Hazar devletinin ticaret merkezleri olan İtil ve Sakşın kentlerine yerleşmişlerdir.

Hazar devleti, 8 ile 11. yüzyıllar arasında toprakları olan Doğu Avrupa’da tam anlamıyla güvenliği ve asayişi sağladıklarından dolayı tam anlamıyla Hazar Barışı çağı getirmişlerdir. Ayrıca Hazarlar birçok kavimle ve Türk topluluklarıyla büyük ticari ilişkiler kurmuşlar, tarım ve hayvancılıkta ileri bir seviyeye varmışlardır. Hazarlarda tarım ve özellikle ticaretin gelişmiş olmasına rağmen Hazarlar hayvan yetiştiriciliğiyle geçimlerini sağlamaktaydılar. Bulundukları coğrafya gereği etrafında nehir ve göller, otlaklar vardı ve bu da hayvan yetiştirmeyi kolaylaştırıyordu. Ancak giyim ve bazı alet ihtiyaçlarını Doğu Roma gibi komşularından ithal ediyorlardı. Ayrıca ihraç ettikleri kılıçlar, Ruslar tarafından da çok ilgi görmekteydi.

Hazar Barış Çağı Nedir?

Hazar Barış Çağı nedir? Açıklayalım. İlk Türk devletlerinden biri olan Hazar ülkesi, birinci Kök Türk devletinin yıkılmasının ardından Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkaslar bölgesinde 630 yılında kurulmuş bir ülkedir. Yöneticileri bir semavi din olan Yahudiliğe inandıkları için diğer devletlerle kurdukları ilişkiler sonucunda İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik gibi diğer semavi dinler yayılmıştır. Dini hoşgörünün sağlandığı bu ülkede, farklı din ve inanışlara mensup birçok kişi özgürce ibadetini yapabilmiştir. Bu dönem içerisinde kadın-erkek ayrımı gözetilmemekteydi. Ayrıca kendi topraklarında tam anlamıyla asayiş ve güvenli bir ulaşım sağlamıştır. Bu sayede Doğu Avrupa’da, yedi ve sekizinci yüzyıllar arasında ‘’Hazar Barış Çağı’’ gerçekleşmiştir. Hazar Barış Çağı denmesinin bir diğer sebebi ise bu dönemde Hazarlar , Müslüman Araplar ve Bulgarlar ile mücadelelerini bitirmişlerdir.

Bununla beraber halkın farklı inanışlara sahip olmasından dolayı Hazar devleti mahkemelerinde farklı dinlerden (Şaman, Musevi, Müslüman vb.) hakimler bulunmaktaydı. Bu barış dönemi Hazar devleti ulaşımın hızlandığı, mal değişiminin arttığı ve sanat ve ticaretle uğraşan insan sayısının arttığı ve birbirleriyle kaynaştığı, huzurlu bir ülke olmuştur. Bu ticari canlılık Hazar ülkesine zenginlik getirmekle beraber insanlar sanat ile uğraşmaya başlamıştır. Bununla beraber Arap ülkelerinden kuzeye, Doğu Roma’dan doğuya doğru uzanmakta olan ticaret yolları Hazar ülkesinden geçmesi sebebi ile de ticaret artmış ve Hazar devletine zenginlik gelmiştir. Ayrıca Hazar devletinin en büyük etkisi Rus prenslikleri üzerine olmuştur. Hem Hz. Osman zamanında İslam ordusunun kuzeye (Kafkas ve Rus bozkırlarının) ilerleyişi durmuş, hem de Rus prenslikleri Hazar devletinin ordu teşkilatını örnek alıp güçlenmişlerdir. Bütün bunlara ek olarak bugünkü Hazar Denizi ismini, ilk Türk devletlerinden biri olan Hazar ülkesinden almış bulunmaktadır.

Burana İpek Yolu Kulesi

Burana İpek Yolu Kulesi hakkında bilgi verelim. Burana Kulesi, İpek Yolu üzerinde bulunan, Karahanlılar döneminde minare ve gözetleme kulesi olarak kullanılmış, günümüzde Kırgızistan’ın Tokmok şehri yakınlarındaki bir kuledir. 9. yüzyılda yani inşa edildiği zamanda kırk beş metre olan kule, 15. yüzyılda yaşanan bir depremle yirmi beş metreye düşmüştür. Balçıktan pişirilmiş tuğlalarla yapılmış bu kule, sonradan aslına zarar verilmemeye çalışılarak restore edilmiştir. Gövdenin dış duvarları ise motifli kabartma tuğlalarla yapılmıştır. Bu kulenin içindeki sarmal merdivenlerin arasında kimliği belirsiz bir kişinin türbesi bulunuyor. Ayrıca çevrede bulunan tarihsel kalıntılar ve el işçiliği örnekleri gibi kulenin içindedir.

Burana Nerede?
Burana İpek Yolu Kulesi

4. Ünitenin Tüm Konuları: İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

1. Konu: Avrasya’da İlk Türk İzleri

Orta Asya Kültür Merkezleri

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi