Büyük Selçuklu Devleti'nde Yönetim ve Toplum Yapısı

Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı (Tarih Konu Anlatımı)

Türklerin İslamiyet'i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri

Bu yazımızda tarih dersi konu anlatımları kapsamında 9. sınıf tarih dersinin 6. ünitesi olan Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri ünitesinin 5. konusu olan Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı konusuna yer verdik. Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı konusunu “Büyük Selçuklu Devleti’nin yönetim ve toplum yapısını kavrar.” kazanımı çerçevesinde anlattık.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı

Ders: Tarih 9

Ünite: Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri

Konu: Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı

Kazanım: Büyük Selçuklu Devleti’nin yönetim ve toplum yapısını kavrar.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı konusunda öncelikle Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet yönetimi ve teşkilatı nasıldır? Büyük Selçuklularda hangi divanlar vardır? Büyük Selçuklularda hukuk sistemi nasıldır? Büyük Selçuklularda ordu yapısı nasıldır? Siyasetnâme adlı kitaba göre hükümdar nasıl olmalıdır? sorularını yanıtladık. Ayrıca Büyük Selçuklularda toplum yapısı hakkında bilgi verdik.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Devlet Yönetimi ve Teşkilatı

Selçuklular Türklerin İslami devirde kurdukları en büyük hanedanlardan biridir (1040-1308). Ülke topraklarının hükümdar ailesinin ortak malı kabul edildiği veraset anlayışına göre yönetim görülür. Merkezi otorite güçlüdür. İslamiyetten önceki Türk devlet geleneği sürdürülür. Abbasi, Sasani ve Gaznelilerin etkisi görülür. Kut inanışı vardır. Hükümdar, halkın her türlü ihtiyacını karşılar. Sosyal adalet hükümdar tarafından sağlanır.

Devlet teşkilatını Hükümdar, Hükumet, Hukuk ve Ordu oluşturur. Hükümdarlar tüm yetkiye sahip kişilerdir. Divan’da konuşulan devlet sorunların son sözcüsü de hükümdar olur. Hükümdar verdiği kararları töreye ve İslam hukukuna dayandırmak zorundadır. Hükümdarın adına para basılır, hutbeler okunur, tuğrası çekilir. En büyük görevleri adaleti sağlamaktır.

Sarayda üç önemli bölüm bulunur. Bunlardan birincisi hükümdar ve ailesinin yaşadığı yer, ikincisi devletin idare edildiği merkez ve üçüncüsü devlet memuru yetiştiren okullardır. Sarayda görevli kişiler;

  • Hacibü’l Hüccab (saraydaki tüm işlerden sorumlu kimse)
  • Emir-i Ahur (Binek hayvanların bakımını üstlenen kimse)
  • Çaşnigir (Hükümdara götürülecek yiyecekleri denetleyen kimse)
  • Candar (Saray muhafızları)
  • Camedar (Giyim- Kuşam ile sorumlu kimse)
  • Serhenk (Törenlerde ve etkinliklerde trafikle ilgilenen kimse)
  • Emir-i Silahtar (Silahları muhafaza eden kimse)
  • Emir-i Meclis (Saraydaki aşçı)
  • Abdar (Sultanın av işlerini düzenleyen kimse)
  • Alemdar (Savaş esnasında bayrak taşıyan kimse)

Büyük Selçuklu Devleti’nde Divanlar

Divan, büyük Selçuklu döneminde devlet işlerinin görüşüldüğü yer olarak bilinir. Bu divanlar arasında en bilindik olanı devletin merkezinde bulunan Büyük Divan (Divan-ı Saltanat)’dır. Büyük Divan dışında dört farklı Divan bulunur. Bunlar:

  • İstifa Divanı: Devletin mali işlerinden sorumlu olan, her vilayetin masraflarını denetleyen divan. Bu divanın başındaki kimse “Müstevfi” olarak adlandırılırdı.
  • Divan-ı Arız: Başka bir deyişle millet savunma bakanlığı. Askerlerin maaşının temin edilmesini sağlayan divan. Ayrıca ordunun tüm ihtiyaçlarından sorumludur.
  • Müşrif Divanı: Devlet işlerini denetleyen, gidişatın durumuna bakan divan. Müşrif divanındaki reislere işraf-ı Memalik, Sahib ü Divan-ı İşraf-ı Memalik veya İşraf-ül-Memleke denirdi. Bu reisler güvenilir olmalarıyla bilinir ve devlet tarafından titizlikle seçilirdi. Devlette olan biten her şeyi tüm detayıyla bilmekle beraber şehirlerdeki işleyişi yakından gözlemlerlerdi.
  • Tuğra ve İnşa Divanı: Devlet içi ve devlet dışı haberleşmeyi denetleyen ve sağlayan divan. Adından da görüldüğü üzere hükümdarın tuğrasını çekmekle yükümlüdür. Tuğrayı çeken kimse divanın reisi, yani “Tuğrai” olarak bilinir. Arazi ve Tayin belgelerinde hükümdarın tuğrası kullanılır.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Hukuk Sistemi

Büyük Selçuklularda hukuk Şer-i ve Örf-i olmak üzere ikiye ayrılır. Şer’i hukukun temeli İslam hukukuna dayanır. Örf-i hukuk ise temelini eski Türk kültüründen alır. Devlet kurumlarının çalışmasını düzenler. Davalarda kadıların başkanlık ettiği mahkemeler kullanılır. Baş kadıya Kadı-ül kudat denir. Baş kadı diğer kadıları da kontrolü altında tutar.

Örfi hukuk konuları ile ilgilenen mahkemelerin başı ise Emir-i dad idir. “Yüksek mahkeme” anlamına gelen Divan-ı Mezalim’e başkanlık eden kişi sultandır. Ordu mensuplarının davaları ile birlikte askeri davalara bakan kimselere ise Kazasker denir.

Şer-i sözcüğü; Şeriata göre anlamına gelir. Şeriat, islamın kaynaklarına (Kur’an, Hz. Muhammed) dayanan, islam temelli kurallar bütününüdür. Örf-i sözcüğü ise örf niteliğinde olan anlamına gelen, Türk gelenek-göreneklerine göre düzenlenmiş kanunlardan oluşan kurallar bütünüdür.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Ordu

Kalıcı bir yaşam stili benimsenmediği için Selçukluların gezici hastane ve hamamları vardı. Orduda hafif silah olarak ok, kılıç, yay, kalkan, sökü, bozdoğan (topu ), gürz, balta, nacak, pala, zırh gibi aletler kullanılırdı. Ordunun silahları en kaliteli malzemelerden yapılır, bu araç gereçleri bir araya getirmek için işinde uzman ustalar görevlendirilirdi. Büyük Selçuklu ordusu, zamanının en güçlü ordusu olarak bilinmekteydi. Ordu 6 bölümden meydana gelmekteydi.
Bunlar;

  • Guleman-ı Saray: İşçileri, eski zaman ismiyle “köleler” bir araya toplar, özel bir eğitim vererek orduya katardı.
  • Hassa Askerleri: Atlı askerlere denir. Çeşitli türk boylarının bir araya gelmesiyle oluşur.
  • Melik ve Valiler: Melikler ve valiler, sadece savaş zamanı sultanın ordusuna katılan askerlerdi. Askeri eğitime katılmakta zorunlu tutulmazlardı.
  • Bağlı Devlet ve Beyliklerin Askerleri: Büyük Selçuklu devletine bağlı bu askerler de savaş zamanı sultanın ordusuna katılır, savaşa destek verirlerdi.
  • Türkmenler: Bu askerler, gönüllülük esası savaşırlardı. Sultanın ordusuna katılmaları zorunlu tutulmazdı.
  • Sipahiler: Toprak sahibi kimselerin gelirlerinin bir bölümü ile beslemek zorunda oldukları askerleridir. Toprak sahibi kimseler, diğer bir değişle iki ayrı vergi öderdi. Bu vergilerden biri Sipahiler için ayırılmıştı.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Toplum Yapısı

Selçukluların sosyal yapısı, Orta Çağ Avrupa’sından oldukça farklıdır. Toplum; Selçuklu hanedan ve mensupları başta olmak üzere hem askeri hem mülki rical ile devlet teşkilatı dışında kalan kısımdan
meydana gelse da Avrupa’daki gibi sınıf veya Hindistan’daki gibi kast sistemi mevcut değildi. Hanedan ve ileri gelenlerin önemli yetkileri bulunsa bile şehirde ve köyde yaşayan halk, kanun
karşısında hak ve vazifelere sahipti. Köylü halk, toprağın has ve ikta oluşuna göre hükûmetin
kuralları altında çalışırdı. Vergisini vermekte zorunluydu. Mülk olan topraklar, miras yoluyla çocuklara ve torunlara geçerdi. Selçuklularda devlete ait olan topraklar dört bölümde değerlendirilirdi. Bunlar:

  • Has arazi: Bu arazilerin gelirleri Hükümdara ait idi.
  • İkta arazi: Büyük Selçuklu Devleti, sahip olduğu toprakları emirlere, valilere ve komutanlara bölüştürerek “ikta” olarak vermiştir. İkta sahipleri, kendilerine verilen araziden elde edilen gelirlerle geçinirlerdi.
  • Mülk (hususi) arazi: kişinin kendisine ait arazidir. Arazi sahibi kimse isterse araziyi miras
    bırakabilir, satabilir veya vakfedebilirdi.
  • Vakıf arazi: Resmi ve sosyal kurumların kurulması ve masrafların karşılanması için ayırtılan topraklardır.

Yorumlayalım: Siyasetnâme’ye Göre Hükümdarlarda Aranan Özellikler Nelerdir?

1. Devlet, kolay kolay herkese nasip olmayacak büyük bir nimettir. Bu nimete sahip olan kimse, âhirette büyük bir külfetle de karşı karşıya olduğunu bilmelidir. Fırsat eldeyken devletin malını devlet için harcamalı, dünyalık yığmak yerine âhiret için hazırlık yapmalıdır. Kendisi son derece rahat yaşarken halkı yoksulluk çeken devlet adamını çetin bir hesabın beklediği çok açıktır. Hazret-i Ömer (r.a.) dahi bu azaptan korkuyorsa, diğerlerinin vay haline!

2. Devlet işlerinde vazife yapanlar, başkalarının hakkına çok kolay ulaşabildikleri, bütün gücü kendilerinde gördükleri için, yaptıkları her iş kayıt altında olmak zorundadır. Devletin vazifelendirdiği birisi, mazlumun, yetim ve fukaranın hakkını yerse, vay o devletin haline!

3. Herkes liyakatine göre değerlendirilmelidir. Kişide aranması gereken şey mal mülk değil hünerdir. Soyu sopu belli olan kimseler varken devlet vazifesi ne idüğü belirsiz olanlara verilmemelidir. Devletin bekası için, ehil olmayan kimselere iş buyrulmamalıdır. Bir kişiye birden fazla iş yükleyip, onlarca kişiyi işsiz bırakmak akıl kârı değildir. Devlet adamı bunun dengesini gözettiği sürece iyi bir devlet adamıdır. Aksi takdirde saltanatının zeval bulması çok yakın olacaktır.

4. Devlet işlerinde dini bütün, Allah korkusu olan, haram yemekten kaçınan bir yardımcıyı herkes ister. Ancak aksi durumda, yardımcı yerine bir casus beslenmiş olur. Bu da devletin bekâsını temelinden sarsacak mahiyette bir olumsuzluktur.

5. Devlet işlerinde vazife yapanlar, iyi ya da kötü olabilirler. Halk, iyileri hayırla anarken kötüleri nefretle yâd eder. Sevilen bir devlet adamı olmak varken, arkasından kin duyulan biri olmak akıllı kimsenin yapacağı iş değildir. Zira makam mevki geçicidir, kalıcı olan insanlık ve hayırseverliktir.

6. Devlet adamı zulmetmemeli, zulmetmiyorsa bile vazifelendirdiği adamların zulmedip etmediğini bilmelidir. Yoksa mazlumların ettiği ah, eninde sonunda dönüp kendisini bulacaktır.

7. Merhamet son derece güzel bir haslettir. İnsanoğlu yeri geldiği zaman merhametli olmayı da bilmelidir. Acıma duygusu Allah korkusuyla birleşince, adaletli bir devlet adamı ortaya çıkacaktır. Tarih kitapları, taş kalpli nice devlet adamının kalıcı olmadığını ısrarla yazarken bu gerçeğe işaret etmektedir.


6. Ünitenin Tüm Konuları: Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk İslam Devletleri ünitesinin tüm konularını aşağıdaki başlıklarda inceleyebilirsiniz.

1. Konu: Türk-İslam Tarihindeki Siyasi Gelişmeler

2. Konu: Türklerin İslamiyet’i Kabulü

3. Konu: İslamiyet’in Türk Devlet ve Toplum Yapısına Etkisi

Türk İslam Dünyasında İlk Edebi Eserler

4. Konu: Oğuzların İslamiyet’i Kabulü

Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)

Büyük Selçuklu Devleti’nin Yıkılışı

5. Konu: Büyük Selçuklu Devleti’nde Yönetim ve Toplum Yapısı (Şu an bu başlıktasınız!)

Nizamiye Medreseleri

Büyük Selçuklu Devleti’nde Kültür ve Medeniyet

Yorum Yapın

Yorumunuzdan sonra Adınızı ve E-posta adresinizi yazabilirsiniz. E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Ders: Tarih, kullanıcı deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanır. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerez politikamızı onayladığınızı kabul edeceğiz. Kapat Ayrıntılı Bilgi